|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
MURAT TÜRKOĞLU BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/86385)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 28/1/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Yusuf Enes KAYA
|
|
Başvurucu
|
:
|
Murat TÜRKOĞLU
|
|
Vekili
|
:
|
Av. İbrahim Halil UZUN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 8/3/2019 tarihinde gözaltına alınmış; 12/3/2019 tarihinde kollukta ifade vermiştir.
3. Başvurucuya kollukta ByLock kullandığı iddiası ve Ü.H. adlı kişinin ifadesi sorulmuştur. Ü.H.nin emniyet mahrem yapılanması ile ilgili başka bir soruşturma kapsamında 26/4/2018 tarihinde verdiği ifadesinde; başvurucunun eşi vasıtasıyla akrabası olduğunu, 2017 Ocak ayından itibaren Ankara'da firari örgüt mensuplarının saklanması amacıyla oluşturulan "gaybubet evlerinin" eşyalarının taşınması sürecinde, mesleği nakliyecilik olan başvurucu ile telefonla irtibat kurarak ondan yardım aldığını, başvurucunun elemanları ve kamyonuyla gelerek nakliye işini gerçekleştirdiğini ancak bu faaliyeti ücret karşılığında yaptığını beyan etmiştir.
4. Başvurucu, kolluk ifadesinde tespit edilen telefon numarasının kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte söz konusu hat üzerinden ByLock kullanmadığını belirterek suçlamayı reddetmiştir. Ayrıca Ü.H.yi eşinin akrabası olması münasebetiyle tanıdığını, kendisinin geçimini nakliyecilikle sağladığını, Ü.H.nin yönlendirmesiyle taşıdığı evlerin örgüte ait "gaybubet evi" olduğunu veya eşya sahiplerinin örgüt mensubu olduğunu bilmediğini, bu taşımaları tamamen ticari saiklerle ve nakit ücret karşılığında yaptığını, nitekim Ü.H.nin ifadesinin de kendisinin sadece ücret karşılığı iş yaptığı yönünde olduğunu vurgulayarak örgüte yardım etmediğini savunmuştur.
5. Başvurucu 14/3/2019 tarihinde terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin aynı tarihli kararıyla tutuklanmıştır.
6. Savcılık tarafından 25/3/2019 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucunun ByLock kullandığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra Ü.H.nin beyanlarına dayanılarak başvurucunun Ankara’da "gaybubet evlerinin" kiralanması, tefriş edilmesi, eşyalarının taşınması faaliyetlerinde doğrudan veya dolaylı olarak yer almak suretiyle örgüte yardım ettiği ileri sürülmüştür.
7. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.
8. 27/6/2019 tarihli duruşmada Ü.H. dinlenmiştir. Ü.H. beyanında soruşturma aşamasındaki ifadesinin zorlama ve baskı altında alındığını, başvurucunun uzaktan akrabası olduğunu, bu akrabalık dışında suçlamayla ilgili veya başkaca özel durumlarıyla alakalı bilgi sahibi olmadığını, şimdiki ifadesinin dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir.
9. Mahkeme 11/7/2019 tarihinde başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve başvurucunun yurt dışına çıkış yasağı adli kontrolüne tabi tutularak tahliyesine karar vermiştir. Gerekçeli kararda tanık Ü.H.nin soruşturma beyanları ile kovuşturma aşamasındaki beyanları arasında açık çelişki bulunması nedeniyle hükme esas alınamadığı ancak başvurucunun adına kayıtlı hat üzerinden "0600mrt" kullanıcı adı ve "1.murat" şifresiyle ByLock programına erişim sağladığı, sistemi aktif bir şekilde kullanarak çok sayıda giriş ve yazışma yaptığının ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile kesin olarak tespit edildiği belirtilmiştir.
10. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun 14/6/2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.
11. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi 6/10/2022 tarihinde başvurucu hakkındaki yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin bir yıl uzatılmasına karar vermiştir.
12. Temyiz incelemesi devam etmektedir.
13. Başvurucunun başka bir soruşturma kapsamında 22/8/2023 tarihinde yine Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla ikinci defa gözaltına alınmasına karar verilmiştir. Savcılık aynı tarihte başvurucunun gözaltı kararına rağmen yakalanamadığı ve kendisine ulaşılamadığı gerekçesiyle yakalama emri çıkarılması talebinde bulunmuştur. Sulh Ceza Hâkimliği talebi kabul ederek 24/8/2023 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar vermiştir. Başvurucu 25/8/2023 tarihinde yakalanmıştır.
14. Başvurucu 25/8/2023 tarihinde kollukta ifade vermiştir.
- Başvurucuya FETÖ/PDY ile ilişkisi, örgüte nasıl ve kimler vasıtasıyla katıldığı, üstlendiği görevler sorulmuştur. Başvurucu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtmiştir. Başvurucu, FETÖ/PDY ile 2009 yılında Gazi Üniversitesinde eğitim görürken okul mescidinde tanıştığı İ.Ç. vasıtasıyla irtibat kurduğunu, bu şahsın davetiyle halı saha maçlarına ve Çubuk ilçesindeki örgüte ait erkek öğrenci yurduna gitmeye başladığını, ailesinin yanında kaldığı için yurtta kalma teklifini reddetmesine rağmen yemek ve sohbetlere katıldığını beyan etmiştir. Başvurucu, Çubuk’taki yurtta sorumlu düzeyde olan E. ve O. isimli şahısların talimatıyla hafta sonları ortaokul öğrencilerine ücret karşılığı matematik dersi verdiğini, bu derslerde kendisine gerçek ismini kullanmaması ve Mehmet kod adını kullanması yönünde telkinde bulunulduğunu, tedbir amacıyla ders esnasında cep telefonunu sınıf dışında bıraktığını, 2011 yılında Dikey Geçiş Sınavı ile merkez kampüse geçtikten sonra ise Ulus’taki yurtta "Büyük Abi" olarak bilinen B. isimli şahsın sohbetlerine katıldığını ifade etmiştir. Başvurucu, 2012 yılında eşinin akrabası olan Ü.H. ile tanıştığını, bu şahsın telkinleriyle okulunu bıraktığını ve onun teklifiyle kuryelik yapmaya başladığını, 2013-2016 yılları arasında haftada iki gün Ü.H.nin Yakacık’taki evi, Etlik’teki bir ev veya Demetevler’deki bir ayakkabıcı dükkânından aldığı para dolu kapalı zarf ya da poşetleri Keçiören’deki Zaman gazetesi binasına götürerek burada M. ve Y. isimli şahıslara teslim ettiğini, M.den aldığı zarfları ise Çubuk’taki iki katlı bir köy evine götürdüğünü, bu işleri asgari ücret ve masraflar karşılığında 2013-2016 yılları arasında yaptığını belirtmiştir. Başvurucu, evlilik sürecinin Ü.H.nin yönlendirmesiyle gerçekleştiğini, Ü.H.nin teklifi üzerine o dönem örgüt yurdunda danışmanlık yapan eşi ile evlendiklerini, ayrıca 2014 yılı sonlarında tekrar öğrenci sorumluluğu alarak "çetele" tuttuğunu ve bu raporları Ü.H.ye verdiğini beyan etmiştir. Başvurucu, 2015 yılında Ü.H.nin talimatıyla normal telefon görüşmelerini sonlandırdıklarını, Ü.H.nin kendisine verdiği telefona ByLock programı yüklediğini, … numaralı hattı ve telefonu Ü.H. ile ortak kullandıklarını, şifresinin "1.murat" olduğunu, 2016 yılında ise ByLock'u bırakıp Kakao programına geçtiklerini anlatmıştır. Başvurucu 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında engelli çocuğu nedeniyle kuryeliği bırakıp nakliyeciliğe döndüğünü ancak Ü.H. ile irtibatının kesilmediğini, Ü.H.nin kendisini arayanlara "Cem" kod adıyla tanıtacağını ve "Cem'in selamı var." diyenlerin işini yapmasını istediğini belirtmiştir. Başvurucu, Ü.H.nin talimat ve yönlendirmeleriyle gerçekleştirdiği nakliye faaliyetleri kapsamında, kimliklerini hatırlamadığı şahıslara ait ev eşyalarını Etlik semtine yakın bir bölgeye, 2018 yılı içinde Çamlık TOKİ konutlarına ve 2019 yılı başlarında Niğde'ye taşıdığını, ayrıca yine 2019 yılı başlarında Çubuk ilçesinde bulunan iki katlı bir evdeki eşyaları alarak Demetevler'de bulunan bir depoya naklettiğini, bazı sevkiyatlarda ev sahipleri ikamette bulunmasa dahi Ü.H.nin verdiği talimat doğrultusunda eşyaları belirtilen adreslere götürdüğünü beyan etmiştir.
- Başvurucuya, telefon hattına ait ID numaralı ByLock aboneliğinin kendisine ait olup olmadığı sorulmuştur. Başvurucu, hattın ve kullanıcı adı ile şifrenin kendisine ait olduğunu kabul etmiş; hattı ve programı 2015-2016 yılları arasında Ü.H. ile birlikte kullandıklarını beyan etmiştir.
- Başvurucuya, ByLock grubunda yer alan H.K., İ.K., E.Z. ve M.B.A. gibi şahısları tanıyıp tanımadığı ve aralarındaki ilişki sorulmuştur. Başvurucu; bu kişileri örgütün Ulus semtindeki yurdundan veya halı saha maçlarından tanıdığını, M.B.A. ile para dolu zarf alışverişi (Ü.H.ye iletmek üzere) yaptığını beyan etmiştir.
- Teknik takip sonucunda başvurucunun çeşitli araçlar kullanarak Ankara içinde ve şehirler arası (Şanlıurfa, Tokat, Samsun, Erzurum) güzergâhlarda aktif olarak nakliye faaliyetlerinde bulunduğu, belirli adreslere eşya indirdiği veya oralardan eşya yüklediği ve bu süreçte bazı araç ve şahıslarla temas kurduğu, tarih, saat ve yer bilgileriyle detaylandırılarak tespit edilmiştir. Bu kapsamda başvurucuya fiziki takip sırasında çekilen fotoğraflarda yanında görülen şahısların kimlikleri ve 31/8/2021 tarihinde gerçekleşen para alışverişinin mahiyeti sorulmuştur. Başvurucu, yanındaki kişilerin nakliye firmasında çalışan yevmiyeli işçiler veya asansör işi yapan kişiler olduğunu, para alışverişinin ise evini taşıdığı bir müşteriden aldığı nakliye ücreti olduğunu savunmuştur.
- Yine bu teknik takip tespitlerine dayanılarak başvurucuya FETÖ/PDY kapsamında ihraç edilen, haklarında yakalama kararı bulunan veya işlem gören şahısların ev eşyalarını taşıyarak örgüte veya mensuplarına maddi/lojistik yardım sağlayıp sağlamadığı sorulmuştur. Başvurucu, şahısların arandıklarını veya suç işleyip işlemediklerini bilmediğini, bu işlemleri sadece ticari amaçla (ücret karşılığı nakliye) yaptığını, hatta bazı müşterilerle ücret konusunda tartıştığını belirterek örgütsel yardım suçlamasını reddetmiştir.
- Başvurucuya yine fiziki takip sırasında çekilen fotoğraflarda görülen araçların sahiplerini (plakanın üzerine kayıtlı olduğu kişiler tespit edilerek) tanıyıp tanımadığı sorulmuştur. Başvurucu, bu isimleri hatırlamadığını ve tanımadığını belirtmiştir.
- Başvurucuya Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna göre 2014 yılı Ekim-Aralık döneminde Bank Asya hesabında gerçekleşen bakiye artışının örgüt talimatıyla yapılıp yapılmadığı sorulmuştur. Başvurucu, paranın düğün takıları ve birikimi olduğunu, faizsiz bankacılık hassasiyetiyle parayı o Bankaya yatırdığını ve kimseden talimat almadığını beyan etmiştir.
- Başvurucuya, Ü.H.nin kendisi hakkında "Gaybubet evlerinin nakliyesini ve koordinasyonunu sağlardı." şeklindeki beyanı ve başka bir dosyada tanık A.Ö.nün yine kendisiyle ilgili olarak "örgüt evlerinde kaldığı" yönündeki iddiası sorulmuştur. Başvurucu, evlerin ne amaçla kullanıldığını bilmediğini, işlerini ücret karşılığı yaptığını, A.Ö.yü Hasköy semtinde eczanesi bulunan bir kişi olarak hatırladığını, hiçbir zaman örgüt evlerinde kalmadığını, söz konusu tanığın kendisini ancak ders anlatmak üzere gittiği yurt veya ev ortamlarında görmüş olabileceğini beyan etmiştir. Başvurucu son olarak geçimini sağlamak amacıyla ailesine ait olan ve uzun süredir faaliyet gösteren şirkette evden eve nakliyat işi yaptığını, ticari kaygılarla hareket ettiği için eşyasını taşıdığı şahısların kimliklerini veya bir suça karışıp karışmadıklarını bilmediğini, sadece ücret karşılığı hizmet verdiğini, yakalama işlemi için evine gelindiğinde adresinde bulunmadığını ancak arandığını öğrenir öğrenmez emniyet birimlerine giderek kendiliğinden teslim olduğunu beyan etmiştir.
15. Başvurucu, savcılık ifadesinde; emniyet ifadesine ek olarak 29/9/2021 tarihli nakliye işinin geç saatte bitmesinin sebebinin Kavaklı ilçesi civarında araç lastiğinin patlaması olduğunu, eşyasını taşıdığı şahsın arandığını bilmediğini ve sadece şahsın eşi ile babasıyla muhatap olduğunu, 27/9/2021 tarihli taşımada da ev sahibi hakkındaki yakalama kararından habersiz olduğunu, şahsın evde bulunmadığını, o gün Kanada’ya gidecek eşyaların sadece tıra yüklenmesi işini yaptıklarını, 2016 yılından sonra örgütle hiçbir irtibatının kalmadığını ve %99 oranında engelli çocuğunun bulunduğunu belirterek üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
16. Başvurucu, tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2023 tarihinde başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Şüpheli Murat Türkoğlu'nun üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği, atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin bulunması, şüphelinin kollukta ve Hakimliğimiz huzurunda vermiş olduğu ifadesi, hakkında tanzim edilen iddianame tarihinden sonra şüpheli hakkında dosya içerisinde bulunan teknik araçlarla izleme ve iletişimin dinlenmesi kayıtları, şüpheli hakkındaki Ümit Horzum’un beyan içeriği ile dosya içerisinde bulunan bilgi, belge ve tutanaklar itibariyle kuvvetli suç şüphesini gösteren mevcut delil durumu, atılı suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu, şüpheli hakkında Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından düzenlenen 25/8/2023 tarihli yakalama emri, şüphelinin kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunması ve dosya içeriğine göre tutuklama nedenlerinin varlığı, soruşturma dosyası kapsamına göre tutuklama tedbirinin ölçülü olması, adli kontrol tedbiri uygulanmasının şu aşamada yetersiz kalacağı anlaşıldığından şüphelinin isnat edilen suçtan tutuklanmasına … [karar verildi.]"
17. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiştir. Başvurucu tutuklamaya itiraz dilekçesinde; dosya kapsamında kendisine yöneltilen suçlamaların mesleği olan nakliyecilik faaliyetlerinden kaynaklandığını, geçimini sağlamak amacıyla yaptığı bu işlerde eşyasını taşıdığı kişilerin kimliklerini veya örgütle irtibatlı olup olmadıklarını bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, bu eylemlerin hayatın olağan akışı içinde ticari birer faaliyet olduğunu, Ü.H.yi se örgütsel bir bağdan ziyade eşinin akrabası olması sebebiyle tanıdığını savunmuştur. Başvurucu; tutuklamanın en son başvurulması gereken bir koruma tedbiri olduğunu, kendisinin kaçma veya delil karartma şüphesi bulunmadığını zira arandığını öğrendiğinde kendiliğinden teslim olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca daha önce yine Ü.H.nin beyanlarına dayanılarak hakkında soruşturma yürütüldüğünü ve Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, Ü.H.nin Mahkemede tanık olarak dinlendiğinde kendisi hakkında örgütsel bir bilgisinin olmadığını beyan ettiğini, mevcut dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunu, dolayısıyla aynı gerekçelerle ikinci kez soruşturma açılıp tutuklanmasının mükerrer yargılama yasağına ve hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Başvurucu son olarak %99 oranında engelli ve bakıma muhtaç 7 yaşında bir kız çocuğu bulunduğunu, eşinin çocuğun bakımı nedeniyle çalışamadığını, ailenin tek geçim kaynağının kendisi olduğunu ifade ederek tahliyesini veya adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
18. Başvurucunun itirazı Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesince 7/9/2023 tarihinde reddedilmiştir.
19. Başvurucu 26/9/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
20. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği 22/9/2023 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
21. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamı kararına itiraz etmiştir. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi 9/10/2023 tarihli kararında; başvurucunun Nisan 2021'den beri sigortalı olarak nakliye işiyle uğraştığının sabit olması, tanık Ü.H.nin başvurucunun bu işi ücret karşılığı yaptığı yönündeki doğrulayıcı beyanları, başvurucunun ifadelerinin etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilme ihtimali, dosyada karartılacak bir delilin bulunmaması ve %99 oranında engelli bir kızının bulunması hususlarını tutuklamanın tedbir niteliğiyle birlikte değerlendirerek yapılan itirazı kabul etmiş ve başvurucunun adli kontrol şartıyla tahliyesine karar vermiştir.
22. Savcılık 19/4/2024 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır.İddianamede;
- FETÖ/PDY'yi kurma ve yönetme suçundan hakkında dava açılan ve 10/3/2021 tarihinde gözaltına alınan Y.T.nin dijital materyalleri ile etkin pişmanlık beyanları doğrultusunda, bazı şüpheliler hakkında örgütün güncel faaliyetlerine yönelik soruşturma başlatıldığı ve teknik takip tedbirlerinin uygulandığı, bu kapsamda gözaltına alınan Y.T.nin telefonunda yapılan incelemede "nakliye" ismiyle kayıtlı telefon hattının tespit edildiği, hat sahibi A.K.nın alınan ifadesinde bu hattı amcasının oğlu olan başvurucunun kullandığını beyan etmesi üzerine başvurucu hakkında soruşturma işlemlerine başlandığı belirtilmiştir.
- Başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği ancak bu eylem nedeniyle daha önce Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak mahkûmiyet aldığı ve dosyasının istinaf aşamasında olduğu, bu nedenle mevcut iddianamede ByLock delilinin mükerrer yargılama olmaması adına sadece tespit olarak yer aldığı, asıl suçlamanın güncel faaliyetlere dayandığı aktarılmıştır.
- Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tanıkların ifadelerine yer verilen bölümde tanık Ü.H.nin ilk soruşturmada da yer verilen beyanına dayanılmıştır. Ayrıca diğer tanık A.Ö.nün ise başvurucunun örgüt evlerinde kalan şahıslardan olduğunu söylediği ileri sürülmüştür.
- MASAK ve otel kayıtları incelemelerinde, başvurucunun örgüt liderinin talimatı sonrası Bank Asyadaki hesabında artış olduğu ve para yatırma işlemlerinin bulunduğu, ayrıca 2012 yılında örgütün toplantı üssü olarak bilinen Asya Termal Otel’de, hakkında yakalama kararı bulunan veya ihraç edilen diğer örgüt üyeleriyle eş zamanlı konakladığı değerlendirmesi yapılmıştır.
- Başvurucu hakkında uygulanan teknik araçlarla izleme tedbiri sonucunda başvurucunun Ankara içinde ve şehirler arasında yoğun bir şekilde ev eşyası taşıma ve nakliye faaliyeti yürüttüğü, bu süreçte farklı araçlar ve şahıslarla irtibat hâlinde olduğu tespit edilmiştir.
- Yapılan takiplerin detayında, başvurucunun nakliye hizmeti vererek Samsun'a taşıdığı eşyaların FETÖ üyeliğinden mahkûm olan B.S.ye ait olduğu ve eşyaların FETÖ soruşturması geçiren Y.Ç.ye ait binaya taşındığı, Tokat'ta eşya taşıdığı kişinin kanun hükmünde kararname ile ihraç edilen eski asker S.G. olduğu tespit edilerek başvurucunun örgütsel irtibatlı kişilere hizmet sağladığı iddia edilmiştir.
- Son olarak iletişim dinleme kayıtlarına göre başvurucunun telefon görüşmelerinde ceza infaz kurumundan çıkan veya mağdur olarak nitelendirilen aileler için ev eşyası temin etmeye çalıştığı, görüştüğü kişilerin talepleri üzerine bu kişilere yardım etme taahhüdünde bulunduğu ileri sürülmüştür.
-Terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden niteliği sebebiyle suç tarihinin gözaltı tarihi olan 23/8/2023 olarak kabul edildiği, başvurucu hakkında daha önce 25/3/2019 tarihinde aynı suçtan dava açıldığı ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu belirtilmekle birlikte Yargıtay içtihatları uyarınca ilk iddianamenin hukuki kesinti oluşturduğu, şüphelinin bu tarihten sonra da örgütün güncel yapısı içinde faaliyetlerine devam etmesi nedeniyle eylemlerinin yeni bir suça vücut verdiği değerlendirilmiştir.
-Başvurucunun geçmişte Mehmet kod adıyla öğrencilere ders verme, çetele tutma ve para kuryeliği yapma gibi yoğunluk ve çeşitlilik arz eden eylemlerde bulunduğu, 2019 yılındaki iddianame sonrasında ise örgütsel bağını koparmayarak mahrem sorumlulardan aldığı talimatlarla hareket ettiği, bu durumun mahrem sorumlu Y.T.den ele geçirilen dijital materyaller ve teknik takip kayıtlarıyla sabit olduğu vurgulanmıştır.
23. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 13/5/2024 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.
24. Yargılama devam etmektedir.
25. Komisyon, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
26. Başvurucu; tutuklama kararının kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil şartını taşımadığını, kararın somut olgulara değil basmakalıp ifadelere dayandığını, aleyhine delil olarak sunulan Ü.H.nin beyanlarının daha önce Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamada çelişkili bulunarak hükme esas alınmadığını, aynı beyanlara dayanılarak yeniden tutuklama yapılmasının mükerrer soruşturma yasağına aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu; teknik takip ve iletişim tutanaklarının suç delili sayılamayacağını, geçimini nakliyecilikle sağladığını, yılda yaptığı 250-300 işten sadece 5-6 tanesinin FETÖ/PDY soruşturması geçiren kişilere denk gelmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müşterilerin adli durumunu bilmesinin mümkün olmadığını ve işi ticari amaçla ücret karşılığı yaptığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca polis araması sonrası kendiliğinden teslim olduğunu, %99 engelli bir kızı olduğu için kaçma şüphesinin bulunmadığını, teknik takip kayıtlarına müdahale etmesi imkânsız olduğu için delil karartma ihtimalinin de bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Adalet Bakanlığı görüşünde, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilip edilmediği incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri çerçevesinde olayın kendi özel koşullarına göre değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
28. Başvurucunun şikâyeti, tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
30. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halas Aslan [1. B.], B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
31. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay [1. B.], B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72; Hanefi Avcı [2. B.], B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 46).
32. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önleme amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesine göre şüpheli ya da sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli ya da sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir (Halas Aslan, §§ 58, 59; tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak genel ilkeler için ayrıca bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 110-124; Eren Erdem [1. B.], B. No: 2019/9120, 9/6/2020, §§ 131-137).
33. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, terör örgütü üyesi olma suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
34. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
35. Somut olayda başvurucu, terör örgütüne üye olma suçlamasıyla tutuklanmıştır. Ancak başvurucu hakkında aynı suç isnadıyla daha önce 25/3/2019 tarihinde bir kamu davası açılmış ve bu dava sonucunda mahkûmiyet kararı verilmiştir, söz konusu dosya hâlihazırda Yargıtay nezdinde temyiz aşamasındadır.
36. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre silahlı terör örgütü üyeliği suçu temadi eden (kesintisiz devam eden) suçlardandır. Bu suçlarda temadi, kişinin yakalanması (fiilî kesinti) veya iddianamenin düzenlenmesi (hukuki kesinti) ile son bulur. Hukuki veya fiilî kesintiden sonra gerçekleştirilen örgütsel eylemler ise bağımsız ve yeni bir suçun konusunu oluşturur (Ayşegül Çağatay ve diğerleri [GK], B. No: 2019/28236, 10/3/2021, § 96). Bu hukuki çerçevede başvurucunun 25/3/2019 tarihli ilk iddianameden önceki eylemleri, hukuki kesinti gerçekleşene kadar tek bir örgüt üyeliği suçunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla ilk dava dosyasının kapsamına giren ve o dönemde gerçekleştiği hâlde dava konusu edilmeyen eylemler -örneğin Bank Asya hesap hareketleri, 2012 yılındaki Asya Termal Otel konaklaması ve A.Ö.nün beyanları- suçun temadi eden niteliği gereği mevcut soruşturmada yeni bir suçlama konusu yapılamayacaktır. Bu delillerin yeniden değerlendirilmesi, mükerrer yargılama yasağına aykırılık teşkil edeceğinden, mevcut soruşturma dosyasında değerlendirme dışı bırakılmaları zorunludur. Aynı durum tanık Ü.H.nin beyanları için de geçerlidir. Zira ilk yargılamada çelişkili bulunarak hükme esas alınmayan bu beyanlar ikinci soruşturmada yeniden kullanılmıştır, kaldı ki söz konusu beyanlar hukuki kesinti tarihinden öncesine aittir.
37. Savcılık makamı da ilk iddianamenin hukuki bir kesinti oluşturduğunu kabul etmekle birlikte başvurucunun bu tarihten sonra örgütün güncel yapılanması içinde faaliyetlerine devam ettiğini ve bu eylemlerin yeni bir suça vücut verdiğini iddia etmiştir. Bu iddianın dayanağı olarak 2021 yılına ait fiziki takip ve iletişim tespiti tutanakları gösterilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında haklarında adli işlem yapılan ya da kamu görevinden ihraç edilen şahıslara nakliye hizmeti verdiği ileri sürülmüştür. Bu yeni delillerin terör örgütü üyeliği suçu yönünden kuvvetli belirtioluşturup oluşturmadığının incelenmesi gerekir.
38. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tahliye kararında da belirtildiği üzere başvurucunun Nisan 2021'den beri sigortalı olarak nakliye işiyle uğraştığı sabittir.Başvurucu da söz konusu taşımacılık işlemlerini ticari bir faaliyet kapsamında ve ücret karşılığında yaptığını beyan etmiş, soruşturma makamları ise bu savunmanın aksiniortaya koyamamıştır. Başvurucunun taşıdığı emtianın suç unsuru olduğuna (silah, mühimmat, örgütsel doküman, kaçak insan vb.) veya taşımacılığın gizlilik içinde yapıldığına ilişkin bir tespit de bulunmamaktadır. Bilakis teknik takip tutanakları, faaliyetlerin tescilli araçlarla ve açık adreslere yapıldığını göstermektedir. Başvurucunun bu nakliyecilik faaliyetlerini örgütsel bir talimatla yaptığını ya da sadece örgüt üyelerine hizmet verdiğini gösteren bir delil de bulunmamaktadır. Soruşturmanın başlamasına neden olan mahrem yapılanma kapsamında gözaltına alınan bir şüphelinin telefonunda başvurucunun nakliyeci olarak kayıtlı olmasının da başvurucunun terör örgütü üyeliği suçunu işlediği şüphesini doğuracak nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Başvurucunun bu kişiyle görüştüğüne ilişkin bir tespit de bulunmamaktadır.
39. Müşterilerin bir kısmının FETÖ/PDY soruşturması geçirmiş olması, başvurucunun mesleki faaliyetini otomatik olarak terör faaliyetine dönüştürmez. Bir nakliyeciden, hizmet verdiği kişilerin adli sicilini veya örgütle irtibatını sorgulaması beklenemeyeceği gibi kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmayan bu kişilerin masumiyet karinesinden yararlandığı da gözardı edilmemelidir.
40. Dolayısıyla başvurucuya isnat edilen nakliyecilik faaliyetlerinin örgütsel bir lojistik destekten ziyade başvurucunun geçimini sağlama zorunluluğundan kaynaklanan ticari bir faaliyet olduğu yönündeki savunmanın aksi yönünde ikna edici gerekçeler sunulamamıştır.
41. İletişim tespitlerinde yer alan ve mağdur/tahliye olan kişilere eşya temini konusundaki görüşmeler ise insani ve sosyal ilişki boyutunda kalmaktadır. Bu görüşmelerin örgütsel hiyerarşi dâhilinde ve örgütsel bir saikle yapıldığına dair somut bir delil gösterilmemiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerle atılı suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma makamlarınca yeterince ortaya konulamadığı değerlendirilmiştir.
42. Bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
43. Açıklanan gerekçelerle suç işlendiğine dair kuvvetli belirti ortaya konulmadan başvurucunun tutuklanmasına karar verilmesi nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
44. Başvurucu; ihlalin tespitini, 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
45. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Ancak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbiri sona ermiştir. Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Diğer taraftan yalnızca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya talebiyle bağlı olarak 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağına ve maddi zararın miktarının ne olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığı için maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesi üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.