logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Çağla Tanışlar [1. B.], B. No: 2024/40271, 17/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÇAĞLA TANIŞLAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2024/40271)

 

Karar Tarihi: 17/2/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Muzaffer KORKMAZ

Başvurucu

:

Çağla TANIŞLAR

Vekili

:

Av. Ezgi ÖNALAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, gösteri yürüyüşüne katılma şeklindeki eylemin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/7/2024 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyon, başvurucunun adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık), 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında 1/5/2024 tarihinde yapılan gösterilerde kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ile görevi yaptırmamak için direnme suçlarının işlendiği iddiasıyla bir soruşturma başlatmıştır.

7. Başvurucu, belirtilen soruşturma kapsamında 5/5/2024 tarihinde gözaltına alınmıştır.

8. Başsavcılık, başvurucuyu kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ile görevi yaptırmamak için direnme suçlarından tutuklanması istemiyle İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Başvurucu sorgusunda, anayasal haklarını kullanmak amacıyla barışçıl bir şekilde söz konusu toplantıya katıldığını ve kolluk kuvvetlerine karşı şiddet içeren bir eylemde bulunmadığını ifade etmiştir.

9. Hâkimlik tarafından 6/5/2024 tarihinde başvurucunun atılı suçlardan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararda, başvurucunun isnat edilen suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin mevcut olduğu belirtilerek bu suçların niteliği, kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığı, delillerin toplanma aşamasında olması ve kaçma şüphesinin bulunması hususlarına bağlı olarak adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı ifade edilmiştir.

10. Başsavcılık 29/5/2024 tarihli iddianame ile kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında aynı yer asliye ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

11. İddianamede 1/5/2024 tarihinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Taksim Meydanı'na hareket etmek üzere bir grup göstericinin Fatih ilçesi Saraçhane Parkı'na gelmeye çalıştığı, kolluk görevlileri tarafından Fatih Kaymakamlığının yasaklama kararının bu gruba tebliğ edildiği ve grubun dağılması noktasında ikaz edildiği, grup üyelerinin yapılan uyarılara rağmen yürüyüş yapmak istemesi nedeniyle önlerine bariyer çekilerek yürüyüş yapmalarının engellendiği, protestocu grup üyelerinin bunun üzerine kolluk görevlilerine fiilî olarak saldırdığı ve çok sayıda kolluk görevlisinin yaralandığı belirtilmiştir. İddianamede kolluk görevlilerince gösteriler sırasında kaydedilen görüntüde başvurucunun da göstericilerin arasında yer aldığı ve elindeki flama sopasıyla kolluk görevlilerine saldırdığının tespit edildiği ileri sürülmüştür.

12. İddianameyi kabul eden İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 6/6/2024 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

13. Başvurucunun anılan karara itirazı, İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25/6/2024 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

14. Bu karar başvurucuya aynı tarihte tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/7/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Mahkeme 3/7/2024 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

16. Bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama, ilk derece mahkemesi aşamasında derdesttir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 17/2/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, tutuklama kararının ve bu karara itirazı üzerine verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın gerekçe içermediğini belirterek kişi hürriyetive güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde, ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.

20. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

22. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

23. Başvurucunun şikâyetlerinin tutuklama tedbirinin hukukiliğiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

25. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ile görevi yaptırmamak için direnme suçlarından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

26. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön şartı olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

27. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında ve iddianamede, gösterilere katılan başvurucunun içinde bulunduğu grubun güvenlik güçlerinin yaptığı ihtarlara ve gösterinin dağıtılmasında güç kullanılmasına rağmen dağılmamakta ısrar ettiği ve başvurucunun da elinde bulunan flama sopasıyla kolluk görevlilerine saldırdığı iddiasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 9, 11).

28. Başvurucunun eylemlerinin isnat edilen suçları oluşturup oluşturmayacağı hususundan bağımsız şekilde somut olayın koşullarında soruşturma makamlarının 1/5/2024 tarihli gösteri yürüyüşüne yönelik genel nitelikteki tespitleriyle birlikte başvurucunun göstericilerin arasında yer aldığı ve elindeki flama sopasıyla kolluk görevlilerine saldırdığına dair Görüntü İnceleme ve Tespit Tutanağı bir bütün olarak gözetildiğinde belirtilen tüm bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir (tutuklama tedbiri yönünden benzer yönde değerlendirme için bkz. Şilan Delipalta [1. B.], B. No: 2021/21311, 26/2/2025, § 35; konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri yönünden benzer yönde değerlendirme için bkz. Azze Deniz Akşar [2. B.], B. No: 2021/21481, 14/2/2024, § 18).

29. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön şartı yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

30. Tutuklama kararında delillerin toplanma aşamasının devam ettiği ifade edilse de başvurucunun tutuklanmasının esas dayanağı olan Görüntü İnceleme ve Tespit Tutanağı tutuklama tarihi itibarıyla soruşturma makamlarının uhdesinde olup bu bakımdan başvurucunun delilleri karartma şüphesinin bulunduğu söylenemeyecektir. Diğer yandan tutuklama kararında kaçma şüphesinin varlığından bahsedilmekle birlikte buna dair ilgili ve yeterli herhangi bir somut gerekçenin ortaya konulmadığı görülmüştür. Öte yandan tutuklama konusu suçlar, tutuklama nedeninin varsayılabildiği katalog suçlardan da değildir. Dolayısıyla tutuklama kararında tutuklama nedenlerine yönelik ilgili ve yeterli bir gerekçenin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle tutuklama tedbirinin hukuki olmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yönde değerlendirme için bkz. Şilan Delipalta, § 37).

31. Varılan bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, barışçıl bir gösteriye katıldığı için tutuklandığını belirterek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

34. Bakanlık görüşünde, ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" başlıklı 34. maddesi şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."

36. Başvurucunun şikâyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

38. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve basın özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya da tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarak diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 191-203; Mehmet Haberal [1. B.], B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; Kemal Aktaş ve Selma Irmak [2. B.], B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal Sarıyıldız [1. B.], B. No: 2014/9, 3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan [2. B.], B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser Yıldırım [1. B.], B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§ 60-74).

39. Somut olayda başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının bulunmadığı, dolayısıyla tutuklama tedbirinin hukuki olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun barışçıl bir gösteriye katıldığı için tutuklandığı ve bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden de farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Muhterem İNCE bu görüşe katılmamıştır.

V. GİDERİM

41. Başvurucu, ihlalin tespitini ve 500.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

42. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbiri sona ermiştir. Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Diğer taraftan yalnızca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 300.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B.1. Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,

2. Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Muhterem İNCE'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Başvurucuya net 300.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2024/376, K.2025/862) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/2/2026 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, gösteri yürüyüşüne katılma şeklindeki eylemin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkememiz, başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının bulunmadığını belirterek tutuklama tedbirinin hukuki olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bununla birlikte başvurucunun barışçıl bir gösteriye katıldığı için tutuklandığı ve bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden de farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmadığını belirterek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının da ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Kararın, toplantı hakkı yönünden de ihlal edildiği sonucuna katılmıyorum.

2. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında 1/5/2024 tarihinde Taksim Meydanı'na hareket etmek üzere bir grup göstericinin Fatih ilçesi Saraçhane Parkı'na gelmeye çalıştığı, kolluk görevlileri tarafından Fatih Kaymakamlığının yasaklama kararının bu gruba tebliğ edildiği ve grubun dağılması noktasında ikaz edildiği, grup üyelerinin yapılan uyarılara rağmen yürüyüş yapmak istemesi nedeniyle önlerine bariyer çekilerek yürüyüş yapmalarının engellendiği, protestocu grup üyelerinin bunun üzerine kolluk görevlilerine fiilî olarak saldırdığı ve çok sayıda kolluk görevlisinin yaralandığı, kolluk görevlilerince gösteriler sırasında kaydedilen görüntüde başvurucunun da göstericilerin arasında yer aldığı ve elindeki flama sopasıyla kolluk görevlilerine saldırdığının tespit edilmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık), kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ile görevi yaptırmamak için direnme suçlarının işlendiği iddiasıyla soruşturma başlatmıştır.

3. Başvurucu, belirtilen bu soruşturma kapsamında 5/5/2024 tarihinde gözaltına alınmış; Başsavcılık, başvurucuyu kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ile görevi yaptırmamak için direnme suçlarından tutuklanması istemiyle İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiş, Hâkimlik, 6/5/2024 tarihinde başvurucunun atılı suçlardan tutuklanmasına karar vermiştir.

4. Başsavcılık, başvurucu hakkında kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açmış, iddianameyi kabul eden İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 6/6/2024 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara itirazı, İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tarihinde kesin olarak reddedilmiş, Mahkeme 3/7/2024 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama, ilk derece mahkemesi aşamasında derdesttir. Bir başka ifadeyle dava hakkında henüz bir karar verilmemiştir.

5. Toplanma hakkı demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer alır. Demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantı ve diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesi imkânı sunulmalıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır. Dolayısıyla toplanma hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır. Bunun dışında toplantının veya gösteri yürüyüşünün hangi amaçla yapıldığının bir önemi yoktur. Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında toplanma özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikal tedbirler demokrasiye zarar verir. Bu nedenle barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplanma hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 80; Ali Rıza Özer ve diğerleri, [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 117, 118; Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § 47).

6. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi, toplanma hakkının bildirim usulüne bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacı toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlamak olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlar hariç bildirim usulünün uygulanmasının amacı, toplanma hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamaktır (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 81; Osman Erbil, § 52; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 122). Buradan çıkan sonuca göre toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilecekleri kabul edilmelidir. Alınan tedbirler, durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 81).

7. Somut olayda başvurucu hakkında sadece kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçundan değil, bununla birlikte görevi yaptırmamak için direnme suçundan da tutuklama kararı verildiği görülmektedir. Nitekim başvurucu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Taksim Meydanı'na hareket etmek üzere bir grup gösteriyle birlikte Fatih ilçesi Saraçhane Parkı'na gelmeye çalışmış, kolluk görevlileri tarafından Fatih Kaymakamlığının yasaklama kararı bu gruba tebliğ edilmiş ve grubun dağılması noktasında ikaz edilmiş, grup üyelerinin yapılan uyarılara rağmen yürüyüş yapmak istemesi nedeniyle önlerine bariyer çekilerek yürüyüş yapmalarının engellenmiş, bunun üzerine protestocu grup üyelerinin kolluk görevlilerine fiilî olarak saldırıda bulunmuş ve çok sayıda kolluk görevlisinin yaralanmasına neden olunmuş, kolluk görevlilerince gösteriler sırasında kaydedilen görüntüde ise başvurucunun göstericilerin arasında yer aldığı ve elindeki flama sopasıyla kolluk görevlilerine saldırıda bulunduğu tespit edilmiştir. Böylelikle başvurucunun şiddet kullanan kişilerden biri olarak katıldığı gösterinin ve toplantının barışçıl toplanma kavramı dışında kaldığı açıktır.

8. Öte yandan (Hakan Aygün [1. B.], B. No: 2020/13412, 12/1/2021) başvurusunda başvurucunun sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklandığından bahisle bu durumun kendisi gibi gazeteciler üzerinde caydırıcı etki oluşturduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaliyle birlikte ifade ve basın özgürlüklerinin de ihlal edildiği iddiasını Anayasa Mahkemesi, tutuklama için gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konulamadığı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği soncuna varırken; ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünden yaptığı incelemede ise başvurucu hakkındaki yargılamanın ilk derece mahkemesinde devam ediyor olmasını, başvurucunun paylaşımlarında geçen bazı ifadelerin ilk olarak derece mahkemelerince tartışılması gerektiğini, dolayısıyla başvurucunun tutuklamaya konu edilen paylaşımlarının ikincillik niteliğinin bir gereği olarak ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.

9. Sonuç olarak, başvurucunun Anayasa’nın 34.maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediği kanaatini taşıdığımdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

Muhterem İNCE

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Çağla Tanışlar [1. B.], B. No: 2024/40271, 17/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı ÇAĞLA TANIŞLAR
Başvuru No 2024/40271
Başvuru Tarihi 2/7/2024
Karar Tarihi 17/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, gösteri yürüyüşüne katılma şeklindeki eylemin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) İhlal Manevi tazminat
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Toplantı ve gösteri yürüyüşü İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi