logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ejder Yıldırım (3) [1. B.], B. No: 2024/5737, 17/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

EJDER YILDIRIM BAŞVURUSU (3)

(Başvuru Numarası: 2024/5737)

 

Karar Tarihi: 17/2/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ömer Faruk NURSAÇAN

Başvurucu

:

Ejder YILDIRIM

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; gözaltında işkenceye maruz kalma nedeniyle kötü muamele yasağının, haksız koruma tedbiri dolayısıyla açılan tazminat davasında bazı taleplerle ilgili olarak karar verilmemesi nedeniyle de karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

A. Ceza Davasına İlişkin Süreç

2. Olay tarihinde kurmay yarbay olan başvurucu hakkında Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) yapılan yargılama sonucunda başvurucunun darbe teşebbüsüne katılarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne yapılan saldırıyı sevk ve idare ettiği, bu saldırı sırasında gerçekleştirdiği eylemlerle darbe teşebbüsüne engel olmaya çalışan kamu görevlilerine ve sivil vatandaşlara yönelik iştirak hâlinde kasten öldürme suçlarını işlediği ve bu suçların bazı mağdurlar yönünden teşebbüs aşamasında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu kabule göre başvurucu; Anayasa'yı ihlal ve kasten öldürme suçları ile bazı mağdurlar yönünden kasten öldürme suçuna teşebbüsten birden çok kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiştir.

3. Hükümlere yönelik istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince 8/7/2020 tarihinde esastan reddedilmiştir. 13/2/2024 tarihinde Yargıtay bazı mağdurlar yönünden kasten öldürme suçuna teşebbüsten verilen birden fazla hapis cezasını onamış, bazı suçlar yönünden bozma kararı vermiştir. Bozulan hükümler yönünden yargılama Mahkeme önünde derdesttir.

B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç

4. Başvurucu; 3/3/2023 tarihinde bireysel başvuru konusu yapmadığı diğer sebeplerin yanı sıra gözaltı sırasında işkence yapılması, kanunda öngörülen şartlara aykırı olarak tutuklanması ve tutuklamanın devamına karar verilmesi, tutuklamanın şartları oluşmadan hukuka aykırı olarak tutuklanması, hukuka aykırı olarak mal varlıklarına el konulması nedenleriyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (c), (g), (h), (j) bentleri kapsamında tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde;5271 sayılı Kanun ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince avukat görevlendirilerek duruşmalı inceleme yapılmasını, duruşmaya fiziken katılma imkânı sağlanmasını, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden de olsa kendisine söz hakkı verilmesini talep etmiştir.

5. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 5/4/2023 tarihinde resen celse açarak başvurucunun yokluğunda Cumhuriyet savcısının katılımı ile dilekçenin reddine karar vermiştir. Kararda ayrıca sarf edilen yargılama gideri bulunmaması sebebiyle bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Her ne kadar davacı tarafından07/03/2023 tarihli dilekçe ile Tazminat Davası açılmış ise de Ankara 20.Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap verildiği, ilgili mahkemenin 20/03/2023 tarih, 2017/23 esas sayılı cevabi yazısına göre, davacının 8 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 79 kez 20 yıl hapis cezası, 163 kez 15 yıl hapis cezası, 2 kez 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve iş bu davanın Yargıtay 3. Ceza Dairesinde temyiz aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.

CMK'nın 142/1.maddesinde 'Karar veya hükümlerin kesinlestiginin ilgilisine tebliginden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinlesme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.' şeklindeki düzenlemeye göre, koruma tedbirleri nedeniyle zarara uğradığını iddia eden kişilerin tazminat davası açabilmeleri için ilgili dava dosyasındaki karar veya hükümlerin kesinleşmesinin gerektiği belirtilmiş olduğundan ve Antalya 20.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/23 esas sayılı dava dosyasında verilen kararın kesinleşmediğinin bildirildiği anlaşıldığından,dava açma koşullarıınn oluşmaması nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."

6. Başvurucu, Ağır Ceza Mahkemesi kararına itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesi 16/5/2023 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.

7. Başvurucu, nihai kararı 29/12/2023 tarihinde öğrenmiş; 23/1/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

9. Başvurucu; gözaltı tedbirinin uygulandığı süreçte kamu görevlilerinin kötü muamelesine maruz kaldığını, bu şikâyetine dayalı olarak açtığı tazminat davasının reddedilmesi sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları tekrar etmiştir.

10. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanın yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

11. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin belirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan, § 25).

12. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamu görevlileri tarafından gözaltı sırasında kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını tazminat davası dilekçesinde dile getirmekle beraber bunun dışında herhangi bir adli ve/veya idari merciye ilettiğine, özellikle ceza soruşturmasına konu edildiğine dair bir bilgi veya belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

13. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu, kanunda belirtilen koşullar dışında tutuklama ve tutuklamanın devamı kararı verildiğini belirtmiş; açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca talep etmesine rağmen avukat atanmaması, duruşma açılmadan ve SEGBİS ile beyanda bulunma imkânı verilmeden karar verilmesi sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir. Bakanlık görüşünde, konuya ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları tekrar etmiştir.

15. Başvurucunun iddialarının temelinde, kanunda belirtilen koşullar dışında tutuklanması ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi nedeniyle açtığı tazminat davasında talebi konusunda bir karar verilmemesi olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple belirtilen ihlal iddiaları, mahiyeti itibarıyla karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

17. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı organları önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma hakkı" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğuna ilişkin ibarenin eklenmesinin amacının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğinin Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz [1. B.], B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

18. Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında ise hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin bir karar verilmesini isteme güvencesini de sağlar (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Filiz Fırat [1. B.], B. No: 2014/10305, 5/12/2017, § 28).

19. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; mahkemeye erişim, karar ve kararın icrası haklarını içerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Bununla birlikte karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda bir karar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonuca bağlanmasını da gerektirir (Filiz Fırat, § 29).

20. Somut olayda başvurucu hukuka aykırı olarak tutuklandığını, tutuklama kararının kanunda öngörülen koşullarda verilmediğini iddia ederek uğradığı zararlar için tazminat davası açmıştır (bkz. § 4). Dava dilekçesinde, söz konusu tazminat istemini 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g), (h) ve (k) bentleri uyarınca gerçekleştirdiğini açıkça ifade etmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin birçok kararında tazminat istemleri konusunda, asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığını ifade etmiştir. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı talepler değildir (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17/5/2022 tarihli ve E.2021/553, K.2022/3780 sayılı; 5/7/2018 tarihli ve E.2017/7338, K.2018/7621 sayılı; 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237 sayılı;5/5/2014 tarihli ve E.2014/3087, K.2014/10836 sayılı kararları). Ağır Ceza Mahkemesi ise asıl ceza davasının derdest olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen dava açma koşullarının oluşmaması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar vermiştir (bkz. § 5). Buna göre başvurucunun ilettiği şikâyetlere yönelik bir değerlendirme yapılmamış ve bu şikâyetler yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Başvurucunun yargılama sonucunda karar elde etme hakkından yoksun bırakıldığı kanaatine ulaşılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

22. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkı yönünden ilettiği şikâyetlere ilişkin olarak ihlal kararı verildiğinden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile talep etmesine rağmen avukat atanmaması ve duruşma açılarak ya da SEGBİS üzerinden beyanda bulunma imkânı verilmemesi sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyeti yönünden ayrıca inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

23. Başvurucunun mal varlığı ve gelirleri üzerindeki elkoyma tedbirinin kaldırılmaması, delilleriyle hukuka aykırılıkları ortaya koymasına rağmen tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının, mülkiyet hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin temellendirilmemiş iddiasının Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 5.220.000 TL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

27. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile avukat atanmaması ve duruşma açılarak ya da SEGBİS üzerinden beyanda bulunma imkânı verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2023/94, K.2023/131) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ejder Yıldırım (3) [1. B.], B. No: 2024/5737, 17/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı EJDER YILDIRIM (3)
Başvuru No 2024/5737
Başvuru Tarihi 23/1/2024
Karar Tarihi 17/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltında işkenceye maruz kalma nedeniyle kötü muamele yasağının, haksız koruma tedbiri dolayısıyla açılan tazminat davasında bazı taleplerle ilgili olarak karar verilmemesi nedeniyle de karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Mahkemeye erişim hakkı İhlal Yeniden yargılama
Yaşam hakkı Yaşam hakkının ihlalinin tespit edilmesine rağmen tazminat davasının etkisizliği Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Mülkiyet hakkı Müsadere ve Elkoyma Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Masumiyet karinesi (Ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Sözlü yargılanma hakkı (aleni yargılanma, duruşmada hazır bulunma vs.) İncelenmesine Yer Olmadığı
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutma nedeniyle tazminat hakkı İncelenmesine Yer Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi