|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
KESKİN KALEM YAYINCILIK VE TİCARET A.Ş. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2015/17546)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 13/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Hasan HÜZMELİ
|
|
Başvurucular
|
:
|
Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri
|
|
|
|
[bkz. ekli liste]
|
|
Vekilleri
|
:
|
[bkz. ekli liste]
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, bazı internet siteleriyle ilgili erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması kararları verilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ile bu özgürlüklerle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucuların sahibi, yöneticisi, sorumlusu ya da içerik hazırlayıcısı oldukları internet sitelerinde kişilik haklarını ihlal edici içeriklerin yer aldığı belirtilerek bazı dosyalarda sulh ceza hâkimliklerinden, bazı dosyalarda ise daha önce aynı içerikteki yayınlar hakkında sulh ceza hâkimliklerince erişimin engellenmesi kararı verildiği belirtilerek Erişim Sağlayıcıları Birliğinden (ESB/Birlik) ilgili URL (uniform resource locator/tekdüzen kaynak bulucu) adreslerine erişimin engellenmesi istenmiştir.
3. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesi uyarınca kişilik haklarını ihlal eden içerikler bulunduğundan bahisle sulh ceza hâkimliklerince erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması kararları verilmiştir. Birlik de mezkûr Kanun'un 9. maddesinin (9) numaralı fıkrasına dayanarak daha önce kişilik haklarını ihlal ettiği yargı mercince karar verilen internet içerikleriyle aynı olduğu gerekçesiyle farklı URL adreslerine erişimin engellenmesine karar vermiştir. Anılan kararlara karşı yapılan itirazlar -başvurucu Arti Media GMBH tarafından yapılan bir itiraz hariç olmak üzere- sulh ceza hâkimliklerince kesin olarak reddedilmiştir. Bir dosyada yapılan itiraz üzerine ise hâkimlik "yapılacak bir işlem olmadığından dosyanın arşive gönderilmesi" yönünde derkenar yazarak itirazı sonuçlandırmıştır.
4. Başvurucular, nihai kararları öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurucu Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği'nin adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
5. 2017/26960, 2022/97148, 2022/97130, 2022/100827, 2022/102099, 2022/106969, 2023/46122, 2024/25733, 2024/44883 ve 2024/52490 numaralı başvuruların 2015/17546 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
A. İfade ve Basın Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
6. Başvurucular, ifade ve/veya basın özgürlüğü kapsamında kaldığını belirttikleri internet içeriklerine erişimin engellenmesi kararları nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bazı başvurucular, Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir karara atıfla ihlalin yapısal bir sorundan kaynaklandığını vurgulayarak çeşitli anayasal haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir.
7. Başvurucuların şikâyetlerinin özü, internet sitelerindeki bazı ifadeler nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesine ilişkindir. İnternet sitelerine veya internet sitelerinde yer alan içeriklere erişimin engellenmesi biçiminde getirilen her türlü kısıtlama, bilgi alma ve verme özgürlüğüne dokunmakta, bu suretle ifade ve basın özgürlükleri yönünden bir müdahale oluşturmaktadır (ayrıntılı değerlendirme için bkz. Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri [GK], B. No: 2018/14884, 27/10/2021, §§ 80-84). Bu nedenle başvuru bir bütün olarak ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmiştir.
8. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
9. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen şartlara uygun olmadığı müddetçe Anayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin öncelikle Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme şartını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
10. Eldeki olayda erişimin engellenmesine dair kararın 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
11. Anayasa Mahkemesi Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında, ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin dayanağını oluşturan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin kanunilik şartını sağlayıp sağlamadığını, yargı mercilerinin kararlarının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ile birlikte ele almıştır. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayalı erişimin engellenmesi usulüne ilişkin içtihadını hatırlatmış (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 107–111); ardından başvuruya konu erişimin engellenmesi kararlarıyla Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve anayasal hakların ihlaline neden olan sorunun doğrudan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinden kaynaklandığı sonucuna varmıştır. Ayrıca anılan kararda, müdahaleye dayanak olan söz konusu düzenlemenin, kamusal makamların takdir yetkisini sınırlandıracak, keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerinin yanında, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı karar verilmesini sağlayacak güvenceleri de içermediği tespit edilmiştir. Bu nedenlerle, ifade ve basın özgürlükleri yönünden yapısal bir sorunun bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır (geniş değerlendirme için bkz. Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 112–118, 120–133).
12. Anılan kararda, doğrudan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinden kaynaklanan ihlalin yapısal bir sorun teşkil etmesi nedeniyle pilot karar usulünün uygulanması gerektiğine karar verilmiştir. Bu doğrultuda anılan karar tarihine kadar aynı mahiyette yapılmış olan başvurular ile bu tarihten sonra gelmeye devam edecek yeni başvuruların incelenmesinin İçtüzük'ün 75. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca söz konusu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren bir yıl süreyle ertelenmesine ve ilgililerin bu hususta internet sitesi üzerinden başvuru numaraları ilan edilmek suretiyle bilgilendirilmesine hükmedilmiştir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 156-160; Abdullah Kaya ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/1430, 22/11/2023, § 14).
13. Pilot karar usulünün benimsenmesindeki en önemli amaç, benzer başvuruların tamamının ihlalle sonuçlanması yerine ilgili mercilerce çözüme kavuşturulması ile bu suretle ihlalin kaynağının ortadan kaldırılarak yapısal sorunun düzeltilmesinin sağlanmasıdır (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 71). Anayasa Mahkemesi tarafından öngörülen süre içinde yapısal sorunun ve bu kapsamda kalan şikâyetlerin ilgili mercilerce çözülmemesi hâlinde benzer nitelikteki başvuruların artık topluca karara bağlanması mümkün olacaktır (Y.T., § 72; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 15).
14. Bu doğrultuda Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının giderilebilmesi ve benzeri yeni ihlallerin önüne geçilebilmesi için ihlale yol açan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtmiş, bu nedenle kararın bir örneğinin yasama organına bildirilmesine hükmetmiştir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, § 159).
15. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesini değerlendirdiği norm denetimi kararında; Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında kanunilik ilkesi yönünden yapılan tespitlere atıfla, anılan maddenin Anayasa'nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırı olduğuna hükmetmiş ve söz konusu düzenlemeyi iptal etmiştir. Kararda, söz konusu kanunun uygulanması sürecinde sulh ceza hâkimliklerince çelişmeli bir yargılama yürütülmediği, çatışan haklar arasında adil bir denge kurulmadığı, verilen kararların ise somut olayların koşullarından bağımsız ve genel ifadeler içerdiği belirtilmiştir. Ayrıca bu kararlara karşı yapılan itirazların etkili bir sonuca ulaşmasının oldukça güç olduğu değerlendirilmiştir (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, §§ 97-107).
16. Anayasa Mahkemesi, anılan iptal hükmünün Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vererek bu alanda oluşacak hukuki boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına imkân tanımıştır (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, § 113). Ne var ki 7/1/2022 tarihli ve 31712 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararı üzerinden dört yıl, 10/1/2024 tarihli ve 32425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan norm denetimine ilişkin iptal kararı üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen yasama organı tarafından bu zamana kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı görülmektedir.
17. Tüm bu açıklamalara göre, somut başvuruda Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca verilen erişim engelleme kararlarına karşı yapılan çok sayıda bireysel başvuru, benzer gerekçelerle incelenmiş ve başvurucuların iddialarının karşılanmadığı gerekçesiyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmiştir (Abdullah Kaya ve diğerleri, §§ 20, 28). Dolayısıyla başvurucuların sahibi, yöneticisi, sorumlusu ya da içerik hazırlayıcısı olduğu internet içeriklerine erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin kaldırılması şeklindeki başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. İfade ve Basın Özgürlükleri ile Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucular; yargı mercilerince verilen kararların gerekçesiz olduğunu, delillerinin itiraz makamlarınca değerlendirilmediğini ve etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca bazı başvurucular, Birlik tarafından yargı kararı olmaksızın erişim engeli uygulandığını, yalnızca belirli ifadelerin çıkarılmasının talep edilmesine rağmen tüm içeriklere erişimin engellendiğini, itirazlarının dikkate alınmadan sonuçlandırıldığını, bir kararın yanlış dosya içeriklerine dayandığını belirterek hak arama hürriyeti ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.
20. Başvurucuların şikâyetleri ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmiştir.
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T., § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).
23. Başvurucuların Anayasa'nın 40. maddesi altında düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetleri kapsamında yapılması gereken inceleme, Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde öngörülen ifade ve basın özgürlüklerine yönelik şikâyet kapsamında yukarıda yapılan inceleme ile aynı olgulara dayanmaktadır ve somut başvuru kapsamında hem Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri hem de 40. maddesi çelişmeli yargılamaya imkân verecek şekilde karardan etkilenen tarafların dinlenebilecekleri ve karara itiraz edebilecekleri bir mahkemenin varlığını gerekli kılmaktadır (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, § 143; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 25).
24. Doğrudan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi ile ilgili olan bir muhakemenin yokluğu, müdahalenin dayanağı kuralın yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini sağlayamaması anlamına geleceğinden maddi hakkın ihlaline yol açacaktır. Öte yandan mahkemenin yokluğu aynı zamanda kamusal makamların başvurucunun müdahale edilen hakkına hukuki çare arayabileceği etkili bir başvuru yolu sunmadığı anlamına gelecektir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, § 144; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 26).
25. Erişimin engellenmesi kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurma imkânının 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alması tek başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Anayasa Mahkemesi Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında, başvurucular 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile erişimin engellenmesi kararlarına karşı olağan başvuru yolu olarak belirlenen itiraz makamlarına başvuruda bulunabilmiş olsalar da itiraz makamlarının gerekçeli kararlarında başvurucuların iddialarını ve delillerini dikkate almaması, çatışan menfaatleri dengelemeye yönelik bir çaba içinde olmaması, internet içeriklerine erişimin engellenmesi şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve müdahalenin orantılı olup olmadığını değerlendirmemesi nedenleriyle söz konusu başvuru şartlarında itiraz makamının etkili olmadığı sonucuna varmış ve başvurucuların ifade ve basın özgürlükleriyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 145-146; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 27).
26. Buna ek olarak Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesini değerlendirdiği norm denetimi kararında; dava konusu kuralların kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı internet içeriklerinin sınırlandırılmasında kademeli bir müdahale yöntemi öngörmediği belirtilmiştir. Anılan kurallar kapsamında getirilen sınırlamanın, yalnızca belirli bir internet içeriğine belli bir süreye kadar erişimin engellenmesi ile sınırlı kalmadığı, kararın verildiği andan itibaren içeriğe erişimi süresiz şekilde engellediği ifade edilmiştir. Bu itibarla norm denetimi kararında, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin kamusal makamların takdir yetkisini sınırlayarak keyfî uygulamaların önüne geçilmesini sağlayacak usule ilişkin yargısal güvenceleri içermediği, bu nedenle ifade ve basın özgürlüklerine ağır bir müdahale oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, §§ 97-107).
27. Eldeki başvuruya konu olaylarda başvurucuların, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile erişimin engellenmesi kararlarına karşı olağan başvuru yolu olarak belirlenen itiraz makamına başvuruda bulunabildiği görülmektedir. Bununla birlikte yukarıda da açıklandığı üzere başvuruya konu kararların verildiği dönemde uygulanan kanun hükmünün, yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı bir karar verilmesini sağlayacak yeterli güvenceleri içermediği Anayasa Mahkemesince gerek bireysel başvuru kararlarında gerekse norm denetimi kararında açıkça ortaya konulmuştur.
28. Öte yandan somut başvuruya konu olayda itiraz makamları başvurucuların iddialarını dikkate almamış, çatışan menfaatleri dengelemeye yönelik bir çaba içinde olmamış, internet sitesine tamamen erişimin engellenmesi şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve müdahalenin orantılı olup olmadığını değerlendirmemiştir.
29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
30. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur. Ayrıca bazı başvurucular değişen miktarlarda maddi ve/veya manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
31. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019,§§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
32. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için manevi zararları karşılığında başvuruculara net olarak ekli listede gösterilen miktarlarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Talepte bulunan başvurucular, maddi zararlarına ilişkin olarak yeterli bilgi/belge sunmadıklarından maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. 1. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. İfade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C.1. Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlükleri ile bu özgürlüklerle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listede gösterilen hâkimliklere GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvuruculara net olarak ekli listede gösterilen miktarlarda manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ekli listede gösterilen harç ve vekâlet ücretinden oluşan toplam yargılama giderinin başvuruculara ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.