TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CESİM KESERCİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/11481)
Karar Tarihi: 2/11/2022
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Basri BAĞCI
Kenan YAŞAR
Raportör
Çağlar ÖNCEL
Başvurucu
Cesim KESERCİ
Vekili
Av. Nuri KESERCİ
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen açık ceza infaz kurumuna alınmaması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen hapis cezaları hakkında (Kapatılan) Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10/6/2011 tarihinde içtima kararı verilmiş olup anılan hapis cezalarının infazı İzmir 3 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) devam etmektedir.
3. Başvurucu, İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kuruluna verdiği dilekçesinde; silahlı terör örgütüne üye olma suçunun infazının tamamlandığını, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin infazın terör suçları kapsamında yapılmaması gerektiğini belirtmiş ve açık ceza infaz kurumuna ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İdare ve Gözlem Kurulunca yapılan değerlendirmede; başvurucunun terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olması nedeniyle mensup olduğu örgütten ayrıldığının tespit edilmesi hâlinde koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması şartı ile açık ceza infaz kurumuna ayrılabileceği ifade edilerek somut olayda bu koşulların bulunmaması nedeniyle başvurucunun açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağına ve denetimli serbestlik hükümlerinden faydalanamayacağına karar verilmiştir.
4. Başvurucu bu karara Karşıyaka İnfaz Hâkimliği nezdinde itiraz etmiş, İnfaz Hâkimliğince başvurucunun itirazının kabulü ile İdare ve Gözlem Kurulu kararının iptaline karar verilmiştir. Hâkimliğin gerekçesinde; başvurucunun içtimalı ilamlarının infaz rejimlerinin farklı olduğu, içtima sonrası ortak şartlı tahliye tarihinin belirlenmesi durumunda başvurucunun diğer ilamı terör suçu olmamasına rağmen açığa ayrılma tarihinin olumsuz yönde etkileneceği belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca terör suçuna ilişkin ilamın infazının yapılıp şartlı tahliye kararı alındıktan sonra kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan verilen hapis cezasının infazına başlanılıp bu ilam nedeniyle açığa ayrılma süresinin tespit edilerek açığa ayrılma işleminin yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
5. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından bu karara itiraz edilmiştir. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesince yapılan itiraz incelemesi sonucunda İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
6. Başsavcılık, (Kapatılan) Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin içtima kararı hakkında Van 1. Ağır Ceza Mahkemesine yazı yazarak infazda tereddüt oluştuğunu bildirmiş ve içtima kararının çözülmesinin gerekli olup olmadığının belirlenerek bu konuda bir karar verilmesini talep etmiştir.
7. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi 29/3/2016 tarihli kararında; içtima kararına konu olup her biri farklı infaz rejimine tabi olan ilamlar nedeni ile infaz aşamasında Cumhuriyet Savcılığınca hükümlünün lehine olan uygulamanın yapılması gerektiği belirtilmiştir. Kararda ayrıca öncelikle hükümlü hakkında terör suçuna ilişkin ilamın koşullu salıverilme tarihinin belirlenmesi, bu süreye hükümlü hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan verilen hapis cezası nedeni ile ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin belirlenerek ilave edilmek suretiyle -her iki hüküm yönünden tek bir şartla tahliye tarihi belirlenerek- infazın yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucunun bu karara yönelik itirazı kesin olarak reddedilmiştir.
8. Bu karar başvurucuya 21/7/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olmakla birlikte karardan, bu tarihten çok daha önceki bir tarihte haberdar olan başvurucu, öğrenme tarihine göre süresi içinde olmak üzere 10/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Komisyonca kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiği İddiası
10. Başvurucu; terör suçundan verilen hapis cezasının infazının tamamlanması nedeniyle kalan cezasının açık ceza infaz kurumuna ayrılarak infaz edilmesi amacıyla talepte bulunduğunu, bu talebinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini belirtmiştir. Bunun üzerine infaz hâkimliğine itirazda bulunduğunu belirten başvurucu, itirazının kabul edilerek kesinleştiğini buna karşın anılan kararın uygulanmaması nedeniyle haksız şekilde kapalı ceza infaz kurumunda tutulduğunu ifade ederek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek koşuluyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
12. Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ilk istisnası "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik tedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak kabul edilmeyecektir.
13. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19. maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine getirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38). Bu itibarla Anayasa Mahkemesince hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, § 26). Mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutulma süresi bakımından ceza mahkemesinin kararına uygun hareket edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması açısından zorunludur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin mahkûmiyet kararına ve ilgili mevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahim Uysal, § 32).
14. Öte yandan 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun'un 46. maddesiyle değiştirilen 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesi hükümlerine göre hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitim evinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin hükümlülerin ceza infaz kurumunda geçirecekleri süreyi kısalttığı açıktır (Mithat Bakikuşağı, 2013/4682, 17/9/2014, § 35).
15. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi, infaz hâkiminin takdir yetkisi ve belirlenecek yükümlülükler çerçevesinde hükümlülerin infaz rejiminin şeklini belirleyip cezalarının bir kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak ceza infaz kurumu dışında geçirmelerini sağlamaktadır. Anılan kural uyarınca hükümlünün talebi ve kanuni şartlar oluşmuş olsa dahi infaz hâkimi tedbirin uygulanması talebini reddedebilecektir. Dolayısıyla bütün hükümlüler için Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hapis cezasının tamamının veya bir kısmının denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle infaz edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile denetimli serbestlik tedbiri kararı, yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğu için tedbirin Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alındığından bahsetmek mümkün değildir. Öte yandan başvurucunun denetimli serbestlikten yararlanamaması, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün süresini de uzatmamaktadır (Mithat Bakikuşağı, § 38).
16. Belirtilen bu düzenlemelere göre denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için hapis cezasının süresi ve açığa ayrılmış olma koşulu yerine getirildikten sonra ceza infaz kurumu idaresinin iyi hâl raporu düzenlemesinin ardından başvurulan infaz hâkiminin tedbirin uygulanması yönünde karar vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla denetimli serbestlik tedbiri kararı, yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğundan Anayasa'nın 19. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmamıştır.
17. Somut olayda başvuruya konu kararlar -daha önce anlatıldığı üzere- temel olarak açık ceza infaz kurumuna ayırma talebinin reddine ilişkindir. Başvurucu açık ceza infaz kurumuna ayrılmış olsaydı bile infaz kurumunca hazırlanmış iyi hâl raporu ve infaz hâkimliğinin kararı olmadan kendisine doğrudan denetimli serbestlik tedbiri uygulanamayacağı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
18. Açıklanan gerekçelerle açık ve görünür bir ihlal olmadığı anlaşılmakla başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiası
19. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının Mustafa Takyan ([GK], B. No: 2020/27974, 15/12/2021) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Diğer ihlal iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 2/11/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.