Bireysel Başvuru Kararları

(Ekrem Kayan, B. No: 2016/12031, 11/9/2019, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

EKREM KAYAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/12031)

 

Karar Tarihi: 11/9/2019

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Engin GÜNDÜZ

Başvurucu

:

Ekrem KAYAN

Vekili

:

Av. Güray GÜNEŞ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hizmetinden istifade edilememesi gerekçe gösterilerek uzman erbaş sözleşmesinin yenilenmemesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) 2011 yılında göreve başlayan başvurucunun uzman erbaş sözleşme süresi 31/12/2014 tarihi itibarıyla sona ermektedir. Başvurucunun sözleşmesinin yenilenmesi istemiyle yaptığı başvuru görevde kendisinden istifade edilememesi nedeniyle 24/12/2014 tarihli işlemle reddedilmiş ve 31/12/2014 tarihi itibarıyla ilişiği kesilmiştir.

8. Başvurucu sözleşmenin yenilenmemesi işleminin iptali istemiyle 14/1/2015 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) Millî Savunma Bakanlığı aleyhine dava açmıştır. Başvurucu dava ve cevap dilekçelerinde özetle; hiçbir disiplin cezasının olmadığını, başarılı bir meslek hayatı olduğunu, sözleşmesinin neden feshedildiğine dair kendisine bilgi verilmediğini, eşinden boşandığı süreçte psikolojik sorunlarının bulunduğunu, üstlerinin yönlendirmesi ile başvurduğu psikiyatri servisi tarafından elli beş gün istirahat verildiğini, sağlık sorunlarının düzeldiği yönündeki tıbbi raporun idarece dikkate alınmadığını, idarenin takdir yetkisini kullanırken objektif kriterlere bağlı kalmadığını ifade etmiştir.

9. Davalı idare savunma dilekçesinde; başvurucunun ailevi problemlerinden dolayı yaşadığı psikolojik sorunları nedeniyle olumsuz örnek teşkil ettiğini, askerlik mesleğinin değerlerini özümseyemediğini, tüm ikazlara ve rehberlik danışma tedbirlerine rağmen durumunda olumlu bir gelişme ya da buna yönelik çabasının gözlenmediğini belirtmiştir. Dilekçede ayrıca sorunlarını çözdüğünü beyan etse de başvurucunun kendisine, ailesine ve eşinin daha önce ilişkisi olan kişilere zarar verebilecek psikolojide olmasının tehlike arz ettiği, bu nedenle şahsi tabancasına el konulduğu, aldığı istirahat raporları nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir. Davalı idare son olarak 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlik hâllerinin sayıldığı 20. Maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde tanımlanan iffetsiz bir kimse ile evlenmek veya böyle bir kimse ile yaşamak hükmünü de gözönünde bulundurarak başvurucunun durumu ve aile yapısı itibarıyla TSK’nın disiplinini temelden sarsması ve askerlik mesleğinin değerleriyle bağdaşmaması nedeniyle sözleşmenin yenilenmediğini ileri sürmüştür.

10. AYİM Birinci Dairesi (Daire) 26/1/2016 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararda, başvurucunun Gelibolu’da görev yaparken 18/2/2014 tarihinde Birlik Komutanlığına verdiği dilekçesinde; tatbikatlardan döndüğünde eşinin soğuk davrandığı, eşinin telefon konuşması dökümünden başka erkeklerle konuştuğunu tespit ettiği, eşinin bu durumu itiraf ettiğini belirterek atama talebinde bulunduğu, ayrıca başvurucunun şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle 20/2/2014 tarihinde eşinden anlaşmalı olarak boşandığı, başvurucunun eşiyle ilgili durumu dilekçeye yazmak suretiyle aleni hâle getirdiği ve eşinin ahlaki durumu konusunda asker kişi olarak kendi çevresinde ve birliğinde bir kanaat oluşturduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucunun bu süreçte psikolojik sorunlar yaşadığı, şahsi tabancasının kendisine ve ailesine zarar verebileceği düşüncesiyle kendisinden alındığı, psikolojik sorunlarının devam etmesi üzerine tedavi gördüğü, 2014 yılında toplam elli bir gün istirahat raporu aldığı, yıllık iznini kullanmakta iken ayrıldığı eşiyle tekrar evlendiği, buna göre sözleşmenin yenilenmesi gereken tarihte sözleşmenin feshi gerekçelerinden olan kendisinden istifade edilemeyeceği koşulunun gerçekleştiği, sonuç olarak sözleşme yenilememe işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

11. Karar düzeltme talebi Dairenin 17/5/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

12. Nihai karar 31/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 30/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun “Hizmet süresi” kenar başlıklı 5. Maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Uzman erbaşlar; iki yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla sözleşme yaparak göreve başlar ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler. Bunlardan;

D)    İstihdam edildikleri kadronun görev özelliklerine göre sınıf ve branşları ile ilgili sağlık nitelikleri uygun olanların, …

müteakip sözleşmeleri, bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla azami elliiki yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilir.”

15. 3269 sayılı Kanun’un “Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar” kenar başlıklı 12. Maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar.

Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.”

16. 20/9/2005 tarihli ve 25942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) “Sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar” kenar başlıklı 12. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Uzman erbaşlar, sözleşme süresinin bitiminde terhis edilirler. Bunlardan sözleşmelerinin yenilenmesini isteyenlerin istekleri, müteakip sözleşme süreleri bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak kaydıyla, aşağıdaki şartlar altında kabul edilir:

a) Taahhüt ettiği sürenin bitimine en az üç ay kala (yurt dışı geçici göreve gidecek uzman erbaşlar için altı ay kala) hizmet süresini uzatmak istediğine dair bir dilekçe ile müracaat etmiş olmak,

b) Almış oldukları son sicil notu, sicil tam notunun yüzde altmış (%60) ve daha yukarısında olmak,

c) Fiilî kadroda münhal bulunmak,

ç) İstihdam edildikleri veya edilecekleri kadronun görev özelliklerine göre sınıf ve branşları ile ilgili 8/10/1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde belirtilen sağlık niteliklerine sahip olmak.

Bu suretle işlemleri tamamlanan uzman erbaşların sözleşmelerinin uzatılması, … tasdik edilir ve ilgili kuvvet komutanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bildirilir. Bu şekilde sözleşmelerin uzatılması tasdik edilenler, yeni bir taahhütname imzalayarak göreve devam ederler. Uzman çavuş ve uzman onbaşıların sözleşmeleri azamî 45 yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilir.”

17. Yönetmelik’in “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” kenar başlıklı 13. Maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

 “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; eşinden boşandığı dönemde psikolojik sorunlar yaşadığını, sıkıntılarını paylaştığı komutanlarının önerileri doğrultusunda hareket ettiğini, ayrıldığı eşiyle arasını düzelterek yeniden evlendiğini, bu gelişmeler sonucunda psikolojisinin de düzeldiğini, bu durumun doktor raporuyla sabit olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca, mesleğinde başarılı olduğunu, disiplinsizliğinin bulunmadığını, özel hayatına giren konular nedeniyle ihraç edildiğini belirterek özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesi ile yargılamanın yenilenmesine ve lehine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

20. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 20. Maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, özel hayatına … saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın … gizliliğine dokunulamaz.”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde; başvurucunun temel iddiasını, özel hayat kapsamında kalan birtakım olaylar nedeniyle uzman erbaş sözleşmesi yenilenmeyerek TSK’dan ayırma işlemi tesis edilmesi oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurunun, özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

23. Özel hayatına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek kendisinden istifade edilememesi nedeniyle başvurucu hakkında sözleşme yenilememe işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 67; E.G. [GK], B. No: 2014/12428, 13/10/2016, § 50).

24. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa’nın 13. Maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama ölçütlerine uygun olması gerekir.

25. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Bülent Polat, §§ 73-103; E.G., §§ 55-60).

26. Demokratik toplum düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §§ 44, 45; İ.F.A., B. No: 2013/8564, 17/2/2016, § 62).

27. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda, kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi bir vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının, faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu makamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri, § 47).

28. Ayrıca tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardaki değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıca tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumları dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, § 60).

29. Somut olayda başvurucunun eşiyle yaşadığı sorunlardan dolayı psikolojisinin bozulduğu, bu nedenle tedavi gördüğü ve dönem dönem istirahat raporu aldığı, ayrıca kendisine veya başkalarına zarar verme ihtimaline karşı silahına tedbiren el konulduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan başvurucu, psikolojisinin bozulmasına ve eşinden boşanmasına sebep gösterdiği aldatma olayını komutanlarına anlatmış, atama talep dilekçesinde de atanma sebebi olarak göstermiştir. Başvurucunun eşiyle geçimsizliğine yol açan olayların başvurucunun özel hayatına ilişkin olduğu, özel hayatın gizliliğinin ise Anayasa ve kanunların koruması altında olduğu kuşkusuzdur. Ancak gerek uyuşmazlık konusu edilen idari işlemde gerekse bu işlemin yargısal denetimi sonucu verilen kararlarda başvurucunun, eşiyle yaşadığı sorunları sözlü ve yazılı paylaşımlarıyla bizzat kendisinin mahrem olmaktan çıkarıp aleni hale getirdiği, ayrıca söz konusu olayların başvurucunun mesleği üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu belirtilmiştir.

30. İncelenen başvuruya konu edilen işlemin sözleşmenin feshi değil sözleşmenin yenilenmemesi işlemi olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. İdare, sözleşme süresinin bitiminden sonra, personeli yeniden istihdam edip etmeme konusunda değerlendirme yaparken sözleşme süresi içinde sicil, ödül ve ceza durumu yanında personelin davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergileyip sergilemediğini, netice itibarıyla personelin hizmetinden istifade edip edemeyeceğini de esas almaktadır. Askerî disiplinin gerekleri açısından daha sıkı kuralların geçerli olduğu bir statüde personel istihdam eden idareye, sözleşmeyi yenileyip yenilememe hususunda geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (Bülent Polat, § 116).

31. Olayda idare, başvurucunun ailevi ve psikolojik sorunlar yaşaması ve tedavi görmesi nedeniyle derhâl sözleşmeyi feshetme yoluna gitmemiştir. İdare, sözleşme süresinin bitiminden sonra başvurucuyu yeniden istihdam edip etmeme konusunda değerlendirme yaparken başvurucunun eşiyle yaşadığı ve kendi beyanlarıyla aleniyet kazanan olayların sağlığı ve mesleği üzerindeki etkilerini de dikkate alarak sonraki dönemde başvurucunun hizmetinden istifade edilemeyeceği kanaatine ulaşmış, sahip olduğu takdir yetkisini sözleşmeyi yenilememe yönünde kullanmıştır. Bu itibarla başvurucunun yeniden istihdam edilmemesine yönelik işlemin demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmadığı söylenemeyeceğinden, somut başvuruda özel hayata saygı hakkına yönelik bir ihlalde bulunulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. Maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN ve Hicabi DURSUN bu görüşe katılmamışlardır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 20. Maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Hasan Tahsin GÖKCAN ve Hicabi DURSUN’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/9/2019 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda verdiği kararlarda, özel hayatına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek sözleşmenin yenilenmemesi işlemi tesis edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına müdahale oluşturduğunu kabul etmiş ve müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasanın 13. Maddesinde belirtilen ölçütlere uygun gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca bu kararlarda, söz konusu idari işlemin kanuni dayanağının bulunduğu ve amacının askeri disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması ve dolayısıyla milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçlarının gözetildiğinin anlaşıldığına işaret etmiştir (bkz. Bülent Polat, par. 67, 73-103).

2. Anayasa’nın 13. Maddesi uyarınca temel hakka ilişkin sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerinden olması gerekmektedir. Bu kavram Mahkememizce; “bir sınırlamanın demokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade ettiği” şeklinde anlaşılmaktadır (bkz. Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16.12.2015, par. 44-45). Bu açıdan askerlik gibi bir kamu hizmetinin yürütülmesinde personel rejiminin daha sıkı bir disiplin anlayışı ve idareye geniş takdir alanı tanıyan bir yaklaşım içerisinde düzenlenmesi hizmetin gereğine uygun değerlendirilmelidir. Buna karşın özel hayatın gizliliği hakkı söz konusu olduğunda idarenin bu alana müdahale yetkisinin sınırlı tutulması ve buna ilişkin ciddi gerekçelerin bulunması gerekmektedir (bkz. Ata Türkeri, par. 47).

3. Anayasa Mahkemesi personel rejiminin uygulanmasına ilişkin benzer idari işlemlere yönelik başvurularda özel hayatın gizliliği hakkına yönelik müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için bazı ölçütler belirlemiştir. Temel hakkın ihlal edilmemesi için idari işlem ve ilgili mahkeme kararlarında, ilgili personelin özel hayatına ilişkin tutum ve davranışlarının mesleki hayatları üzerindeki etkilerinin açıklanması, kurumların işleyişi üzerindeki etki ve risklerinin yeterli gerekçelerle ortaya konulması ve kişinin geçmişteki mesleki sicili de dikkate alınarak yapılacak müdahalenin ölçülülüğüne özen gösterilmesi gerekir (bkz. G.G. B. No: 2014/16701, par. 60).

4. İncelemeye konu başvuruda idare uzman erbaş sözleşmesinin yenilenmemesi gerekçesini “kendisinden istifade edilememesi” biçiminde açıklamış ise de dayanak gösterilen Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13. Maddesinde sözü edilen nedenlerden birinin somut olayda ne şekilde gerçekleştiği açıklanmamıştır. Buna karşın idarenin yargılama sırasında mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde başvurucunun eşiyle ilgili sorunları ve boşanma sürecinde yaşadığı olaylara dayanılmıştır. Başvurucunun davasını reddeden AYİM kararında da davacının atama dilekçesinde eşiyle ilgili sorunları yazarak aleni hale getirdiği ve böylece eşinin ahlaki durumu hakkında çevresi ve birliğinde olumsuz kanaat oluşturduğu hususları gerekçe olarak gösterilmiştir.

5. Başvurucunun eşinden şüphe duyarak yaşadığı sorunlar dolayısıyla psikolojisinin bozulduğu, bir süre tedavi gördüğü, fakat akabinde sağlığına kavuşarak bir yıl daha görevini sürdürdüğü, mesleki geçmişine ilişkin olumsuz bir tespitin de idare tarafından gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkememizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere; sorunlarını çözerek eşiyle tekrar evlenen başvurucunun yalnızca ilgili resmi makamların görmesine açık olan atama dilekçesinde sorunlarından bahsetmesinin (ilgili makamlarca mahrem bilgilerin korunması yükümlülüğüne karşın) kişinin aleyhine yorumlanıp alenileştiğinden söz edilerek ve bu durumun başvurucunun mesleki hayatına ve kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin etkileriyle bağlantı kurulmadan, yine olumlu mesleki geçmişi de gözetilerek ölçülülük değerlendirilmesi yapılmadan söz konusu işlemin tesis edilmesi ve dolayısıyla hakkındaki davanın da benzer biçimde ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle reddedilmesi nedenleriyle özel hayatın gizliliği hakkı ihlal edilmiştir. Belirtilen gerekçelerle tarafımızca çoğunluk görüşünden farklı biçimde ve ihlal olduğu yönünde oy kullanılmıştır.

 

 

 

 

Başkan

Hasan Tahsin GÖKCAN

 

 

 

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

Sayın Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyunda yazılı gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmadım.

 

 

 

 

Üye

Hicabi DURSUN

 

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Ekrem Kayan, B. No: 2016/12031, 11/9/2019, § …)
   
Başvuru Adı EKREM KAYAN
Başvuru No 2016/12031
Başvuru Tarihi 30/6/2016
Karar Tarihi 11/9/2019

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hizmetinden istifade edilememesi gerekçe gösterilerek uzman erbaş sözleşmesinin yenilenmemesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Özel hayata ilişkin özelleştirilmemiş müdahale iddiaları İhlal Olmadığı

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 3269 Uzman Erbaş Kanunu 5
12
Yönetmelik 20/9/2005 Uzman Erbaş Yönetmeliği 12
13
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi Grafik - Web Tasarım | 2020