logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(B.G. [1.B.], B. No: 2016/32315, 23/6/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

B.G. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/32315)

 

Karar Tarihi: 23/6/2020

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

B.G.

Vekili

:

Av. Enes KAFADAR

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

4. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

5. Komisyonca tedbir talebinin ve kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Birinci Bölüm tarafından 8/12/2016 tarihinde başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine ilişkin işlemin geçici olarak (tedbiren) durdurulmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1981 doğumlu olup Rusya Federasyonu (Rusya) vatandaşıdır.

9. Başvurucu hangi tarihte, ne şekilde Türkiye'ye giriş yaptığına ilişkin bir bilgi sunmamıştır.

10. Emniyet Genel Müdürlüğünün 17/5/2016 tarihli gizli ibareli yazısıyla çatışma bölgeleriyle bağlantı olduğu değerlendirildiğinden başvurucu hakkında Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından aynı tarihte G-87 (Genel Güvenlik) tahdit kodu konulmuştur.

11. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü ile Gürsu İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı güvenlik güçlerinin ortaklaşa düzenlediği 18/5/2016 tarihli operasyon kapsamında başvurucu Gürsu'da bulunan bir evde ailesiyle birlikte yakalanmıştır.

12. Başvurucu, yakalandığı gün Bursa İl Göç İdaresi Müdürlüğü yetkililerince Aydın İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Başvurucunun Aydın Valiliğinin 20/5/2016 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca sınır dışı edilmesine karar verilmiştir.

13. Başvurucu tarafından anılan kararın iptali için Aydın 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) 9/6/2016 tarihinde dava açılmıştır.

14. Dava dilekçesinde özetle eşi ve üç çocuğuyla birlikte yaşadığı evden hiçbir açıklama yapılmadan götürüldüğünü, hukuka ve usule aykırı olarak sınır dışı etme kararı tesis edildiğini, Rusya'nın Dağıstan bölgesinde yaşadığını, dinî yaşantısı nedeniyle devlet yetkililerinden sürekli baskı gördüğü için ülkesini terk etmek zorunda kaldığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca ülkesinde dinî inançlarını yaşamak isteyenlerin sistematik baskı politikalarına maruz kaldığını, sorgulandığını ve takip altında olduklarını, bu durumun uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıdığını söylemiştir. Başvurucu, terör bölgelerine coğrafi olarak yakın olan Türkiye'den güvenlik gerekçesiyle sınır dışı edildiği takdirde henüz havalimanında polislerce terörist olarak algılanıp sorgulanacağını ve kötü muamele göreceğini iddia etmiştir.

15. Davalı idare sunduğu cevap dilekçesinde sınır dışı etme işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının ülkede bulunduğu sırada uluslararası koruma başvurusu yapmadığını, sadece 7/11/2015 tarihinde turizm amaçlı bir yıllık ikamet tezkeresi talebinde bulunduğunu belirtmiştir.

16. İdare Mahkemesinin 23/11/2016 tarihli kararıyla başvurucunun açtığı dava kesin olarak reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"Dosyanın incelenmesinden, davacının 19.09.2015 tarihinde 'turizm amaçlı' 19.09.2015-19.09.2016 tarihleri arasında kısa dönem ikamet izni başvurusunda bulunduğu, davacı hakkında 17.05.2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı Göç İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 8897 tahdit yazı no. ile G-87 (Genel Güvenlik) tahdit kaydı konulduğu ve yurda girişinin yasaklandığı, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile Gürsu Jandarma Komutanlığı’nın 17.05.2016 tarihinde ortaklaşa yaptıkları operasyon neticesinde ikamet ettiği konutta yakalandığı 18.05.2016 tarihinde Bursa Göç İdaresi tarafından Aydın Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildiği ve Aydın Valiliği Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından çatışma bölgeleri ile bağlantılı olduğu değerlendiren ve hakkında G-87 (Genel Güvenlik) tahdit kaydı bulunan davacı hakkında Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 'Sınırdışı Etme Kararı Alınacaklar' başlıklı 54. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca sınırdışı etme kararı verildiği, bu kararın iptali istemi ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda davacının 19.09.2015 tarihinde 19.09.2015 - 19.09.2016 tarihleri arasında bir yıl süreli turizm amaçlı ikamet izni talep ettiği ve yakalama tarihinde ikamet izni çerçevesinde ülkede bulunduğu anlaşılmakta ise de, ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşme hükümlerinin devletlere bir yabancıyı ülkesine sokma veya ülkeye giriş izni verilen yabancının sınırdışı edilmesini yasaklamadığı kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması ve kamu sağlığının korunması veya terör faaliyetlerinin engellenmesi gibi nedenlerle yabancıların ülkeye girişinin yasaklanmasının veya sınırdışı edilmelerinin devletin hükümranlık haklarının tabi bir neticesi bulunduğu, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından davacı hakkında 17.05.2016 tarihinde çatışma bölgeleri ile bağlantılı olduğu tespit edildiğinden G-87 (Genel Güvenlik) tahdit kaydı konulduğu, söz konusu tespitlerin Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından gerçekleştirilen araştırmalara dayandığı, bu çerçevede davacının kamu güvenliği ve kamu düzeni bakımından tehdit oluşturduğu ortadadır.

Öte yandan, davacı tarafından vatandaşı olduğu ülkeye iade edilmesi halinde dini ve siyasi düşünceleri nedeni ile yaşam hakkının ihlal edilmesinin söz konusu olabileceği veya insanlık onuru ile bağdaşmayacak muamelelere maruz kalacağı, bu nedenle sınırdışı edilemez kişi konumunda bulunduğunu iddia etmiş ise de, dava dosyasına söz konusu hususları ispat edici mahiyette somut delil sunulmadığı, zikredilen hususların soyut iddialar niteliğinde kaldığı görüldüğünden davacı iddialarına itibar edilmemiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 12.01.1991 tarihli A. and K.v. Turkey (Başvuru No:14401/88) kararında başvuranların sınırdışı edilmeleri halinde insanlık ya da kötü muamele göreceklerine dair ciddi tehdidin bulunmaması gerekçe gösterilerek başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.Bu nedenlerle, davacının 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinin1. fıkrasının (d) bendi uyarınca sınırdışı edilmesine dair tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine..."

17. Verilen karardan başvurucu 6/12/2016 tarihinde haberdar olmuş ve 7/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Yusuf Ahmed Abdelazim Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 37, 38; A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38; Abdolghafoor Rezaeı, B. No: 2015/17762, 6/12/2017, §§ 20-31.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 23/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

20. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; yaşam tarzı ve fiziki görüntüsü nedeniyle Rusya'daki istihbarat görevlileri tarafından sistematik olarak sürekli taciz ve tehdit edildiğini, geri gönderildiği takdirde uluslararası kuruluşların raporlarında da yer aldığı üzere yaşamının tehlike altında olacağını, kötü muamele görme riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtmiştir. Başvurucu, iddiaları hakkında İdare Mahkemesinin yeterli şekilde araştırma ve inceleme yapmadan davasını reddettiğini iddia etmiştir. Bu sebeplerle başvurucu yaşam ve adil yargılanma hakları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde yaşam hakkının ihlal edilebileceğine ilişkin iddiaları ve diğer şikâyetleri kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

23. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A., § 54).

24. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada genel olarak güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).

25. Anılan maddede, devlete getirilen kötü muamelede bulunmama (negatif) yükümlülüğünün herhangi bir istisnasına yer verilmemiştir. Temel hak ve özgürlüklerin savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde kullanılmasının durdurulmasına imkân veren Anayasa'nın 15. maddesinde de maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, kötü muamele yasağının mutlak nitelikte olduğunun açık göstergesidir (A.A. ve A.A., § 56).

26. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması gerekir (A.A. ve A.A., § 57).

27. Nitekim Anayasa'nın 5. maddesinde "insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak" devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 5. ve 17. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde devletin bireyi işkence ve kötü muamele yasağına karşı koruma (pozitif) yükümlülüğünün de bulunduğu anlaşılmaktadır (A.A. ve A.A., § 58).

28. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri uluslararası hukuk ve özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., § 59).

29. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkma imkânı tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A., § 60).

30. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır dışı kararı verilen bir yabancıya iddialarını araştırtma ve bu kararı adil bir şekilde inceletme imkânı sağlayan usul güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur (A.A. ve A.A., § 61).

31. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).

32. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir (araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu; geri gönderileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı, (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı, bu iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık gösterebileceğinden her olayda ayrıca değerlendirme yapılmalıdır (A.A. ve A.A., § 63).

33. Somut olayda başvurucu; İdare Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde dinî inançlarını istediği gibi yaşayamaması, kamu makamları tarafından sürekli baskı ve zulüm görmesi sebebiyle ülkesinden kaçtığını beyan etmiştir (bkz. § 14). Geri gönderilen ülkenin koşullarının kamu makamları tarafından resen araştırılması gerektiğine ilişkin kural, başvurucunun bu konuda açıklamada bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Yryskul Beishenaliev, B. No: 2016/7458, 20/4/2017, § 51).

34. Başvurucu, iddialarını sunarken kendisiyle ilgili araştırmaya yapmaya yarar herhangi özel bir bilgi vermemiş; ülkesinden ayrılmaya zorlayan şartlara ve ne gibi sorunlar yaşadığına dair somut açıklamalar yapmamış ve (varsa) bunlara ilişkin belgeler ortaya koymamıştır. Başvurucunun kişisel durumuna ilişkin açıklama yükümlülüğünü yerine getirmediği görülmektedir. Kaldı ki başvurucu, Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra ülkesinde yaşadığını iddia ettiği sorunlara dair genel nitelikli açıklamaları ilk kez sınır dışı etme kararından sonra dile getirmiştir. Bu durum başvurucunun beyanlarının inandırıcılığını konusunda şüphe uyandırmaktadır.

35. Sonuç olarak başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin genel iddialarının araştırmaya değer nitelikte ve yeterlilikte olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İdare Mahkemesinin kararında da başvurucunun kendi özelinde somut veriler sunmadığı hususuna vurgu yapılmıştır (bkz. § 16). İdare Mahkemesinin yapmış olduğu değerlendirmeden ve ulaştığı sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır (benzer bir değerlendirme için bkz. Abdolghafoor Rezaeı, § 51).

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. Sınır dışı etme işlemi konusundaki tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyete neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 23/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(B.G. [1.B.], B. No: 2016/32315, 23/6/2020, § …)
   
Başvuru Adı B.G.
Başvuru No 2016/32315
Başvuru Tarihi 7/12/2016
Karar Tarihi 23/6/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Kötü muamele riskine rağmen sınır dışı Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 6458 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu 2
4
53
54
55
57
Yönetmelik 22/10/2014 Geçici Koruma Yönetmeliği 6
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi