logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hatice Sabancı, B. No: 2016/6275, 15/9/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HATİCE SABANCI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/6275)

 

Karar Tarihi: 15/9/2020

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

Raportör

:

Murat İlter DEVECİ

Başvurucu

:

Hatice SABANCI

Vekili

:

Av. Mehmet Alper ÜNVER

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yaşamı korumak için gerekli önlemlerin alınmaması sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Bozova Emniyet Amirliği emrinde polis memuru olarak görev yapan N.K. 5/8/2007 tarihini 6/8/2007 tarihine bağlayan gece 19.00-07.00 saatleri arasında dört polis memuru ile birlikte beş işte görevlendirilmiştir. 19.00-21.00 saatleri arasında çevre koruma nöbetini tuttuktan sonra 15 dakikalık istirahat süresi için evine gidip resmî üniformasını çıkaran N.K. yaşadığı tartışma sonunda eşini bıçaklamıştır. Daha sonra Amirliğe ait lokale giden N.K., beylik tabancasıyla başvurucunun eşi K.S.ye ateş etmiştir. Vücuduna 42 mermi isabet eden K.S. olay yerinde vefat etmiştir. N.K.nın beylik tabancasından çıkan mermilerden bir tanesi yerden sekip lokalde bulunan bir kişiyi, etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralamıştır.

8. Emniyet Genel Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı, vefat yardımı olarak başvurucuya 12/9/2007 tarihinde 10.000 TL ödemiştir.

A. Olay Hakkında Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

9. K.S.nin ölümü üzerine derhâl soruşturma başlatan Bozova Cumhuriyet Başsavcılığı, ölüm olayını çevreleyen koşulların tespiti için yaptığı birçok soruşturma işleminin ardından N.K. hakkında K.S.ye yönelik eylemi nedeniyle tasarlayarak öldürme suçundan kamu davası açılması için fezleke düzenleyerek soruşturma evrakını Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

10. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan fezlekeye istinaden N.K. hakkında Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır.

11. N.K. Ceza Mahkemesine gönderdiği 24/10/2008 tarihli dilekçesinde daha önce Adana'daki bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde kırk gün tedavi gördüğünü ve bu tedaviden olumlu sonuç elde ettiğini öne sürerek aynı hastaneye sevk edilmesini talep etmiştir. Anılan dilekçesinde daha önce gördüğünü ileri sürdüğü tedaviye ilişkin ayrıntılı bilgi vermeyen N.K., bu konuda herhangi tıbbi bir belge de ibraz etmemiştir.

12. Yaptığı yargılama sonunda Ceza Mahkemesi, K.S.ye karşı tasarlayarak öldürme suçunu işlediği gerekçesiyle N.K.nın neticeten müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

13. N.K.nın müdafii aracılığıyla yaptığı temyiz istemini inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) N.K.nın olaydan önce de psikolojisinin bozuk olduğunu ancak işinden olma korkusu ile psikolojik tedaviye gitmediğini belirttiğine ve yargılama sırasında N.K.nın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan psikolojik tedavi amacı ile Adana'ya hastaneye gönderildiğine işaret edip N.K.nın dava dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek Gözlem İhtisas Dairesinde (Gözlem Dairesi) müşahedeye tabi tutulması, ardından akli durumu ve cezai ehliyeti konusunda Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan (İhtisas Kurulu) rapor aldırılması gerektiği gerekçesiyle Ceza Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar vermiştir.

14. Bozma sonrasında yapılan yargılama kapsamında Gözlem Dairesince düzenlenen 15/4/2011 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:

“...

MUAYENE VE MÜŞAHADESİ: Yattığı süre içerisinde; Doktor, psikolog ve hemşire tarafından yapılan günlük vizitler ile hemşire ve personelin günlük değerlendirme formundan alınan bilgilere göre; Sanığın düzenli uyuduğu ve beslendiği, çevresiyle uyumlu olduğu davranış bozukluğu göstermediği gözlendi.

...

PSİKİYATRİK MUAYENESİ: Kişinin yapılan psikiyatrik muayenesinde bilinci açık, koopere, yöneliminin tam olduğu, öz bakımının orta, yaşında gösteren, psiko-motor aktivitesi olağan olarak tespit edildiği, duygulanımı ötimik, düşünce içeriğiyle uygun, çağrışımları düzgün, amaca yönelik olan kişide düşünce ve algı bozukluğu saptanmamıştır, dikkati, hesaplaması, muhakemesi, soyutlaması gibi bilişsel işlevleri olağan bulunmuştur.

PSİKOGRAM: Yapılan klinik görüşmede vakanın kendisi ile ilgili değerlendirme yapılmasına izin vermeyen defansif, güvensiz ve negativist bir tutum içinde olduğu gözlenmiş, psikometrik inceleme yapılamamıştır.

SONUÇ VE KARAR: Sanık [N.K.nın] 11.04.2011 giriş ve 15/04/2011 çıkış tarihleri arasında yapılan muayenesi, müşahadesi, tetkikleri ve adli dosyanın incelenmesi neticesinde; kendisinde ceza ehliyetini etkileyecek veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilme[miştir]. Dava dosyasının tetkikinden de suç tarihinde suçunu takip eden günlerde de herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanma[mıştır]. Bu duruma göre ... [N.K.nın] 05/08/2007 tarihinde sanığı bulunduğu nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama suçuna karşı ceza ehliyetinin TAM OLDUĞU kanaat ve mütalaamızı bildirir gözlem raporudur.”

15. İhtisas Dairesince düzenlenen 23/5/2011 tarihli raporda; N.K.nın cezai sorumluluğuna etki eden, kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulguya da rastlanmadığı belirtilmiştir. İhtisas Kurulu raporunda N.K.nın psikolojik/psikiyatrik tedavi gördüğüne ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır.

16. Ceza Mahkemesi, cezai sorumluluğunun tam olduğunu belirterek K.S.ye yönelik eylemi nedeniyle N.K.nın müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

17. Başvurucunun müdafii aracılığıyla yaptığı temyiz istemini inceleyen Ceza Dairesi, olayda tasarlamanın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle Ceza Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar vermiştir.

18. 28/11/2013 tarihinde Ceza Mahkemesi, kasten öldürme suçunu işlediği gerekçesiyle N.K.nın 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Ceza Mahkemesine göre olay şöyle meydana gelmiştir:

N.K., K.S. ve bir başka kişiyle birlikte aldığı kredi borcunun kendisine düşen kısmını ödeyememiştir. Bu nedenle Polis Sandığından kredi çekmek isteyen N.K., K.S.den kendisine kefil olmasını istemiştir. K.S.nin kefil olmak istememesi nedeniyle K.S. ve N.K. arasında kırgınlık oluşmuştur. Olaydan bir hafta kadar önce eşinin K.S., başvurucu, G.G. ve S.K. ile birlikte bankta oturmasına kızan N.K. eşini dövmüştür. Yaşadığı ekonomik bunalım nedeniyle K.S.ye kırgın olan ve olayı kafasında büyüten N.K., olay günü saat 21.00 sıralarında nöbetten çıkıp evine gitmiş ve eşini bıçaklamıştır. Daha sonra “Daha öldüreceğim sevmediğim biri daha var. Onu da vuracağım. diyerek evden çıkıp lokale giden N.K., maç seyretmekte olan K.S.ye seslenmiş ve belinden çıkardığı beylik tabancasıyla 1-1,5 metre mesafeden çok sayıda ateş etmiştir. Polis memuru M.E.K. N.K.ya engel olmak istemiş ancak N.K. “Üzerime gelme. Seni de vururum!” demiştir. Etrafta bulunan polis memurlarına “Kimse karışmasın, vururum!” şeklinde seslenen N.K., önceden anahtarını aldığı polis memuru M.Y.ye ait araca binerek hızla olay yerinden uzaklaşmıştır.

19. Başvurucu sanığın eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiği ve akli dengesinin bozuk olduğu yönünde mahkemeyi aldatmaya çalıştığı gerekçesiyle, N.K. ve müdafii ise hükmedilen cezanın fazla olduğu ve olayda haksız tahrik bulunduğu gerekçesiyle Ceza Mahkemesince verilen kararı temyiz etmiştir.

20. Başvurucunun ve N.K. ile müdafiinin temyiz istemlerini reddeden Ceza Dairesi, 21/10/2015 tarihinde Ceza Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.

B. Başvurucu Tarafından Açılan Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç

21. Başvurucu; Kilis Noterliği aracılığıyla İçişleri Bakanlığına gönderdiği ihtarnamede eşinin görevde olan bir polis tarafından öldürüldüğünü, bu olay hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiğini belirterek kendisi ve ölen eşiyle müşterek çocukları için manevi tazminat talep etmiştir.

22. Anılan ihtarnameden sonuç alamadığı anlaşılan başvurucu, ihtarnamede açıkladığı hususları tekrar ederek İçişleri Bakanlığı aleyhine Şanlıurfa İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde tam yargı davası açmıştır.

23. İdare Mahkemesi, N.K.nın kişisel kusur ile başvurucunun eşini öldürdüğü ve olayda hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle 28/1/2009 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Bahsi geçen kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “...

...[O]layla ilgili sanık [N.K.] ve tanık ifadeleri incelendiğinde; sanık [N.K.nın] 05.08.2007 günü Polis Merkezi Koruma nöbeti görevinin sona erdiği saat 21.00 sıralarında istirahat amacı ile Emniyet Lojmanında bulunan evine gittiği, eşi [F.K.nın] davacıların murisi [K.S.] hakkında kendisine cinsel istismarda bulunduğu yönünde iddialarda bulunması ve aralarında tartışma çıkması sonucu eşini bıçakla yaraladıktan sonra Emniyet Lokaline giderek doktor raporu ile istirahatli bulunan ve lokalde vakit geçiren davacıların murisi [K.S.yi] silahla vurarak hayatına son verdiği, sanık [N.K.nın] söz konusu fiili, eşi ile aralarında geçen tartışma ve eşinin söylediği sözler nedeni ile davacıların murisi [K.S.ye] duyduğu öfkenin tesiri ile işlediği, sanık [N.K.nın] her hangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunduğu yönünde dava dosyasında bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Budurumda, sanık [N.K.nın] nöbet görevinin bitiminde sivil olarak istirahate ayrıldığı bir sırada, görevi dışında salt kişisel kusur ile anılan fiili işlediği, söz konusu fiilin görevinden tamamen ayrı olduğu, bu nedenle davalı idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmadığı, işlenen fiilin salt Emniyet Lokalinde gerçekleşmiş olmasının durumu değiştirmeyeceği, zira gerek [s]anık [N.K.nın] gerekse davacıların murisi [K.S.nin] anılan lokale polis memuru olmaları nedeniyle serbestçe silahlı olarak girebildikleri, davacıların murisi [K.S.nin] olay günü Emniyet Lokalinde değilde başka bir yerde bulunuyor olsa idi söz konusu fiili işlemeye kararlı adı geçen sanığın bu fiili her hangi bir yerde de işleyebileceğinin açık olduğu anlaşılmakla, davacıların anılan olaydan duydukları elem ve üzüntü nedeniyle talep ettikleri manevi tazminat isteminin olayda davalı idareye atfı mümkün hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığından reddi gerekmektedir.

24. Başvurucu, eşini Amirliğin lokalinde öldüren N.K.nın olay sırasında idarenin verdiği beylik tabancasını kullandığını, olay hakkında yürütülen ceza yargılamasında dinlenen tanık S.K.nın “N.K.nın kendi kafasından bir takım şeyler ürettiğine” ilişkin beyanı ile N.K.nin müdafiinin “N.K.nın akli dengesinin yerinde olmadığına ve meslekten atılmamak için tedavi olmadığına” ilişkin savunması dikkate alındığında N.K.nın psikolojik sorunlarının bulunduğu yönünde ciddi belirtiler bulunduğunu, nitekim otopsi raporuna göre eşinin vücudundaki 42 mermi giriş yarasından 37'sinin ölümcül olduğunu, ceza yargılaması kapsamında N.K.nın temyiz kudretinin bulunup bulunmadığı veya psikolojik sorunlarının olup olmadığı tespit edilmeden davanın reddedildiğini, idarenin personelinin fizyolojik ve psikolojik takibini yaparak hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak zorunda olduğunu, N.K.nın 5/8/2007 günü 19.00 ile ertesi gün 07.00 saatleri arasında görevli olduğunu ve görev süresinin başka polis memurlarıyla paylaşılmış olmasının sonucu değiştirmediğini, ayrıca idarenin faaliyet alanıyla ilgili önlemekle yükümlü olduğu hâlde önleyemediği birtakım zararları da nedensellik bağı aramadan sosyal risk ilkesi gereğince ödemek zorunda olduğunu belirterek İdare Mahkemesince verilen kararı temyiz etmiştir.

25. Danıştay Onuncu Dava Dairesi (Onuncu Daire) başvurucunun temyiz talebini reddederek İdare Mahkemesince verilen kararı 25/2/2014 tarihinde onamıştır.

26. Başvurucunun karar düzeltme istemi, Onuncu Daire tarafından 17/12/2015 tarihinde reddedilmiştir.

27. Nihai karar başvurucuya 9/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvuru 30/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un ek 8. maddesinin birinci fıkrasının olay tarihinde yürürlükte olan hâli şöyledir:

...Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermiler, emniyet hizmetleri sınıfı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra ünitelerinde istihdam edilen çarşı ve mahalle bekçilerine, görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zati demirbaş silah olarak satılır. Satılan silahların ayrılma, ihraç ve benzeri sebeplerle geri alınma usul ve esasları ile satılma şekil ve şartları, zayi, hasar, onarım, kadro standardı dışı bırakılması, eğitim ve görevde kullanılan mermilerin bedelli veya bedelsiz temini ve diğer hususlar çıkarılan yönetmeliklerle belirlenir.”

29. 17/3/1989 tarihli ve 20111 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik'in 11. ve 12. maddeleri şöyledir:

 “Madde 11 - Meslekten çıkarılan veya memuriyetten ihraç edilen personel ile asaleti tasdik olmadan herhangi bir nedenle meslekten veya memuriyetten ayrılan personelden satışı yapılan zati demirbaş tabanca geri alınır.

İhraç hali hariç, 20 hizmet yılını tamamladıktan sonra görevden veya memuriyetten ayrılanlardan, görev esnasında veya görevden doğan sakatlanma halleri ile sağlık açısından emniyet hizmetleri sınıfı veya çarşı ve mahalle bekçisi vasfını kaybettiği için memuriyetten ayrılan veya kadrosu başka hizmet sınıflarına aktarılanlardan silahı geri alınmaz.

10 hizmet yılını tamamladıktan sonra meslekten veya memuriyetten ayrılanlar, ayrılış tarihindeki tabanca satış bedelinin % 50’sini defaten ödedikleri takdirde satışı yapılan tabanca geri alınmaz.

Asaleti tasdik olduktan sonra Emniyet Hizmetleri Sınıfından başka hizmet sınıflarına aktarılanlardan, ayrılış tarihindeki tabanca satış bedelinin % 100 ünü daha peşin olarak ödedikleri takdirde, silahı geri alınmaz.

Madde 12 - Açığa alınma, görevden uzaklaştırma, işten el çektirme, tutuklanma, gözaltına alınma ve benzeri haller ile akli dengesizlik gösteren personelin tabancası birimince geçici olarak alınıp muhafaza edilir. Ancak bu haller meslekten ihracı gerektirdiğinde tabanca geri verilmez. Akli dengesizlik gösterenlerin sağlık kurulu raporuna binaen silahlı görev yapamayacağının belirlenmesi halinde, 1 yıl içerisinde müracaat etmeleri ve 6136 sayılı Kanun uyarınca silah bulundurma ve taşımaya mani hallerinin olmadığını belgelendirmeleri halinde silah, personelin var ise eş veya çocuklarına, yok ise anne veya babasına verilir.

 (Ek fıkra: RG-20/07/2007-26588) Görevden uzaklaştırılan personelden, genel güvenlik politikası açısından önem arz eden adlî, idarî, siyasî ve istihbarî birimlerde çalışan ve can güvenliklerinin tehlikeye düşebileceği hususunda açık veya zımni emareler bulunanların, gerek görülmesi hâlinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 138 inci maddesinde belirtilen görevden uzaklaştırmaya yetkili amirlerin uygun görüşü üzerine tabancası geri alınmayabilir veya alınmış ise iade edilebilir.

30. 4/8/2003 tarihli ve 25189 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin 15., 16., 17. ve 23. maddelerinin olay tarihinde yürürlükte olan hâli şöyledir.

 “Personelin Sağlık Durumlarının Değerlendirilmesi

Madde 15 - İllerde, okullarda ve diğer birimlerde koruyucu hekimlik hizmetleri başhekimliklerce verilir. Personelin sağlık durumları başhekimliklerce takip edilir.

Personelin hastalık, kaza, yaralanma, "Askerliğe Elverişli Değildir" kararlı raporları ve diğer nedenlerden dolayı aldıkları raporların incelemesi başhekimliklerce yapılır. Emniyet Hizmetleri Sınıfında, Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki C, D, E dilimi sağlık şartlarını ... taşıdığı kanaati oluşan personele idarece sağlık kurulu raporu aldırılır. Personelin rahatsızlığı nedeniyle müracaatı veya idarenin lüzum görmesi halinde de idarece sağlık kurulu raporu aldırılır. İdarece aldırılan sağlık kurulu raporları Personel Dairesi Başkanlığı aracılığı ile Daire Başkanlığına gönderilir.

Hasta personelin öncelikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinde belirtilen azami sıhhi izin süreleri içinde tedavileri yapılır. Tedavi bitiminde sağlık kurulu raporu aldırılır ve Personel Daire Başkanlığı aracılığı ile Daire Başkanlığına gönderilir.

Daire Başkanlığı rapordaki teşhisin önemine göre veya gerekli gördüğü hallerde Yönetmeliğin 19 uncu madde [Bu madde danışman hastane ile ilgilidir.] hükümlerince sağlık kurulu raporu aldırabilir. Sağlık kurulu raporuna göre personelin hangi sağlık dilimine girdiğine karar verilir.

Emniyet Hizmetleri Sınıfında bulunan personel hakkında, Yönetmeliğin 16 ncı madde hükümleri uygulanır.

...

Emniyet Hizmetleri Sınıfında Sağlık Şartlarına Göre Çalışma

Madde 16 - Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki C dilimi sağlık şartlarını taşıyanlar birimlerin faal hizmetleri dışında kalan diğer hizmetlerinde çalıştırılabilir.

Emniyet Hizmetleri Sınıfında çalışan polis amirleri dışındaki personelden; sağlık kurulu raporuna göre Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki C dilimi sağlık şartlarını kaybettikleri ve Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki D dilimi sağlık şartlarını taşıdıklarına karar verilenlerin sağlık kurulu raporları, Daire Başkanlığının görüşü ile birlikte öncelikle hizmet sınıfı değişikliği gerekirse maluliyet yönünde işlemler yapılmak üzere Personel Daire Başkanlığına gönderilir. Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki D dilimi sağlık şartlarını kaybeden personelin sağlık kurulu raporları ise Daire Başkanlığının görüşü ile birlikte maluliyet yönünde işlemler yapılmak üzere Personel Daire Başkanlığına gönderilir.

...

Vazife Malullüğü ve İdari Polislik

Madde 17 - Emniyet Teşkilatında; bütün hizmet sınıflarında görev yapan personelden görevleri sırasında veya görevlerinden dolayı uğradıkları kaza veya saldırı sebebiyle ya da görevin sebep ve tesiriyle yaralanan veya sakat kalanlar ile bir meslek hastalığına yakalananlar ve Emniyet Teşkilatında bütün hizmet sınıflarında görev yapmakta iken fiili askerlik görevini ifa etmek üzere aylıksız izne ayrılanlardan askerlik hizmetini ifa ederken görevin sebep ve tesiri ile yaralanan veya sakat kalan personelin tedavileri 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesi hükümlerine göre sağlanır.

Tedavi bitiminde son durumunu bildirir sağlık kurulu raporu aldırılır. Daire Başkanlığınca sağlık kurulu raporları incelenerek tüm hizmet sınıfları için kişinin hastalığının hangi sağlık dilimine girdiği kararlaştırılır.

a) Emniyet Hizmetleri Sınıfında bulunan personel için, psikiyatrik hastalıklarda Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki B veya C ... dilimi sağlık şartlarına sahip olanların idari polisliği, Psikiyatrik hastalıklarda D ... dilimi sağlık şartlarına sahip olanların ise görevlerini yapamayacağı,

...

şeklinde görüş belirtilir ve gerekli işlemler yapılmak üzere Personel Daire Başkanlığına gönderilir.

Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce hakkında vazife malullüğü kararı verilenlerden;

a) Emniyet Hizmetleri Sınıfında bulunan personelden:

1) Vazife malullüğü ile birlikte idari polislik görevi yapabileceğine karar verilen personelin talebi halinde Genel Müdür onayı ile idari polis görevine aktarılırlar. (Psikiyatrik hastalıklarda Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki D dilimi sağlık şartlarını taşıyanlar idari polislik görevine aktarılmazlar.)

İdari polisliğe aktarılan personelin bağlı olduğu birimin ilgili Daire Başkanlığının uygun görmesi halinde çalıştığı birimde, diğer hallerde Personel Daire Başkanlığınca genel hizmet statüsünde çalıştırılırlar.

İdari polisler, büro görevlerinde ve sivil olarak çalıştırılır ve kendi istekleri olmadan ikinci bölge (şark) hizmetlerine atanamazlar.

İdari polis olarak görev yapanlar emeklilik talepleri halinde vazife malulü olarak emeklilikle ilgili işlemleri yapılır.

2) Vazife malullüğüne karar verilenlerden;

...

- Psikiyatrik hastalıklarda Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki D dilimi sağlık şartlarını taşıyanlar,

- İdari polislik görevini talep etmeyenler, hakkında vazife malulü olarak emeklilikle ilgili işlemleri yapılır.

...

Geçici Silah Muhafazası

Madde 23 - Hastalığı nedeniyle silah taşıma ehliyetini kaybeden personelin silahı, hastalığı düzelip silah taşıma ehliyetini kazanana kadar birimlerince geçici olarak alınıp muhafaza edilir. Bu durumda olan personel, hakkında yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar faal hizmetlerde çalıştırılmazlar. Ayrıca, varsa diğer ruhsatlı silahlarının da muhafazası için ilgili birimlere konu bildirilir.”

31. Mülga Yönetmelik'in ekindeki hastalık branşlarının sınıflandırılmasına ilişkin çizelgenin olay tarihindeki hâlinin ilgili kısmı şöyledir:

“...

VIII- RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

A) Ruhsal yönden tam ve sağlam olacaktır. Geçmişinde ve halen hiçbir ruhsal hastalık, intihar girişimi ve kişilik bozukluğu olmayacaktır.

B)

1) Nevrotik kişilikler (obsessif kompulsif, historik bağımlı ve benzeri kişilik bozuklukları)

2) Geçirilmiş nevrotik bozukluklar. (anksiyete, somatoform, dissosiatif, depresif bozukluklar, bunların alt tipleri ve nevrotik adaptasyon bozuklukları)

3) Hafif ve orta derecede konuşma bozuklukları.

4) Geçirilmiş psikosomatik hastalıklar.

Açıklama: Bu maddelere girecek olanların iş ortamlarına uyumlarının bozulmamış olması, çalışma güç ve verimlerinin azalmamış olması gereklidir.

C) Not: Öğrenci adayları ve öğrenciler için bu dilimdeki hastalıklar D diliminde kabul edilir.

1) Kronik nitelik kazanmış, kişinin çalışma güç ve verimini etkilemiş nevrotik bozukluklar. (anksiyete, somatoform, dissosiatif, depresif bozukluklar, bunların alt tipleri ve nevrotik adaptasyon bozuklukları)

2) Kronik nitelik kazanmış, kişinin çalışma güç ve verimini etkilemiş psikosomatik hastalıklar.

3) Organik nedenlere bağlı hafif derecede kişilik bozuklukları, geçirilmiş akut organik ruhsal reaksiyonlar.

4) Geçirilmiş ve tam iyileşmiş madde ve alkol bağımlılığı.

D)

1) Antisosyal, paranoid, borderline, şizotipal, şizoid kişilik bozuklukları.

2) Nevrotik bozukluklar, psikosomatik hastalıklar, ileri derecede konuşma bozukluğu.

Açıklama: Bu maddeye girenlerin ruhsal bozukluklarının çeşitli tedavilere rağmen iyileşmemiş olması, kronik ve devamlı bir nitelik kazananması gerekmektedir.

3) Şizofreni ve diğer bozukluklar. (Şizofreni, şizoaffektif bozukluk, sanrısal bozukluk, kısa psikotik bozukluk, başka türlü adlandırılamayan psikotik bozukluk, (BTA) bipolar bozukluklar, psikotik özellikli depresif bozukluklar, siklotimik bozukluk, başka türlü adlandırılamayan bipolar bozukluklar)

4) Kronik nitelik kazanmış madde ve alkol bağımlılığı,

5) Psikoseksüel bozukluklar. (homoseksüalite, transeksüalite, tarnsvestitizm)

Açıklama: Bu maddeye gireceklerin seksüel davranış bozukluklarının belirgin olması, bu durumlarının iş ortamında bilinerek sakıncalara yol açması gereklidir.

6) Organik nedenlere bağlı ileri derecede kişilik bozuklukları, kronik organik, ruhsal bozukluklar.

7) Herhangi bir ruhsal bozukluk nedeniyle hiçbir hizmet sınıfında çalışamayacak duruma gelenler.

...

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 15/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu, İdare Mahkemesi kararına karşı dile getirdiği temyiz sebeplerini (bkz. § 24) tekrar ederek idarenin hem kusuru nedeniyle hem de sosyal risk ilkesi uyarınca eşinin ölümünden dolayı kusursuz sorumlu olduğunu öne sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Hukuki Nitelendirme ve İncelemenin Kapsamı Yönünden

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun idarenin hizmet kusuru nedeniyle eşinin öldürüldüğüne ilişkin iddiası, yaşamı korumak için gerekli önlemlerin alınmadığına ilişkindir. Bu nedenle söz konusu iddia, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

35. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.

36. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

Devletin temel amaç ve görevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

37. Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17. maddesini Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirerek devlete üç tür yükümlülük yükleyecek şekilde yorumlamış ve bu yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin değerlendirmelerinde gözönüne alacağı ilkeleri belirlemiştir. Bu yükümlülüklerden ilki kasıtlı ve hukuka aykırı olarak öldürmememe yükümlülüğü (negatif yükümlülük), ikincisi her türlü tehlikeye karşı bireylerin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü (pozitif yükümlülüğün maddi boyutu), üçüncüsü ise doğal olmayan her ölümle ilgili etkili soruşturma yükümlülüğüdür (pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu). Bir bireysel başvurunun yaşam hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için kamu makamlarının yaşam hakkının koruma alanına kasıtlı eylemleri veya ihmal suretiyle tezahür eden eylemsizlikleri ile bir müdahalesinin gerçekleştiği iddia edilmelidir. Başka bir anlatımla yaşam hakkı kapsamında yapılacak bir incelemenin ancak yetkili makamların kusura dayalı sorumluluğunun ileri sürüldüğü hâllerde söz konusu olabileceği ifade edilmelidir. Bir ölümden kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu olunduğunun ileri sürülmesi hâlinde ise bireysel başvurunun açıklanan gerekçelerle yaşam hakkından incelenebilmesi mümkün değildir (Aziz Biter ve diğerleri, B. No: 2015/4603, 19/2/2019, §§ 58, 59). Bu nedenle başvurucunun devletin meydana gelen ölüm olayından kusursuz sorumlu olduğuna dair şikâyeti yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Genel İlkeler

38. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17. maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitif yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

39. Anılan pozitif yükümlülükler kapsamında devlet, yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51). Sözü edilen koruma ödevini yerine getirilebilmesi için devletin:

i. Yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturması (İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149),

ii. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda, görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler alması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 53),

iii. Önceden belirlenebilir bir veya daha fazla bireyin yaşamına yönelik bir tehdit söz konusu olmasa bile kişilerin yaşamını korumak için genel güvenlik tedbirleri alması gerekir (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya, B. No: 2013/1280, 28/5/2014, § 59).

40. Bununla birlikte özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında sözü edilen pozitif yükümlülük, kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 53).

41. Öte yandan yaşam hakkının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi, idari ve yargısal makamların takdirinde olan bir husustur. Hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir (Bilal Turan ve diğerleri (2), B. No: 2013/2075, 4/12/2013, § 59).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

42. Başvurucunun ihlal iddiaların özü eşini öldüren N.K.nın olay esnasında idarenin verdiği beylik tabancasını kullandığına, N.K.nın psikolojik sorunlarının bulunduğu yönünde ciddi belirtiler bulunduğuna, idarenin personelinin fizyolojik ve psikolojik takibini yaparak hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak zorunda olduğuna ilişkindir.

43. Psikolojik veya zihinsel yetersizlikleri nedeniyle silah taşımaması gereken ancak görevlerinin niteliği gereği silah taşıyan kamu görevlilerine karşı toplumdaki diğer kişilerin yaşamlarının korunmaması, devletin pozitif yükümlüklerinin ihlaline sebebiyet verebilir. Nitekim pozitif yükümlülüğün gereği olarak olay tarihinde yürürlükte olan bazı genel idari düzenleyici işlemlerde; polislere verilen zati demirbaş silahların geri alınmasına, idarenin lüzum görmesi hâlinde meslekteki polisler hakkında sağlık raporu aldırılmasına, ruhsal bir hastalığın tespiti durumunda ilgililerin faal hizmetler dışında kalan diğer hizmetlerde çalıştırılmalarına, idari polisliğe aktarılmalarına veya vazife malulü olarak emekli edilmelerine ve silah taşıma ehliyetini kaybeden polislerin silahlarının geçici olarak muhafaza altına alınmasına ilişkin hükümlere (bkz. §§ 28-31) yer verilmiştir. Bununla birlikte başvuruya konu olayın mahiyeti dikkate alınarak söz konusu genel idari düzenleyici işlemlerin yaşamı koruma kapasiteleri yönünden ayrı bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

44. Somut başvurudaki hiçbir unsur N.K.nın başvurucunun eşi K.S.nin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehdit oluşturduğunun idari makamlarca bilindiğine veya bilinmesi gerektiğine, N.K.nın polislik mesleğine icra etmesine veya silah taşımasına engel psikolojik veya zihinsel bir arızasının bulunduğuna, buna rağmen N.K.nın sağlık rapor aldırılmak için hastaneye sevk edilmediği gibi zati demirbaş silahının da muhafaza altına alınmadığına işaret etmemektedir (bkz. §§ 14, 15). Başvurucu bile Ceza Mahkemesince verilen kararı temyiz ederken N.K.nın akli dengesinin bozuk olduğu yönünde mahkemeyi aldattığını öne sürmüştür (bkz. § 19). Bu bakımdan somut olayda devletin pozitif yükümlülüklerinin doğmasına imkân verebilecek herhangi bir gelişme yaşanmamıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 15/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Hatice Sabancı, B. No: 2016/6275, 15/9/2020, § …)
   
Başvuru Adı HATİCE SABANCI
Başvuru No 2016/6275
Başvuru Tarihi 30/3/2016
Karar Tarihi 15/9/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yaşamı korumak için gerekli önlemlerin alınmaması sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin ihmali sonucu öldürülme, ağır yaralanma (genel) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 6136 Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun ek 8
Yönetmelik 17/3/1989 Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik 11
12
4/8/2003 Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği 15
16
17
23
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi