logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Nedim Gökçe, B. No: 2017/17930, 3/6/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

NEDİM GÖKÇE BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/17930)

 

Karar Tarihi: 3/6/2020

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucu

:

Nedim GÖKÇE

Vekili

:

Av. Sinem ÇALIŞKAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; idarenin kusurlu eylemi sonucu süs bitkilerinin zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, açılan kısmi davada kesin olarak karar verilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Mülkiyeti özel şahıslara ait, Bursa'nın Yenişehir ilçesine bağlı Marmaracık köyü 18 ada 388, 66 ve 67 parsel sayılı taşınmazlar başvurucu tarafından kiralanmıştır. Çiftçi Kayıt Sistemi Belgesi sahibi başvurucu 75.900 m2lik bu alanda süs bitkisi yetiştiriciliği yapmaktadır.

A. Tespit Davası Süreci

9. Başvurucu tarafından kiralanan taşınmazların olduğu bölgede arazi toplulaştırma çalışmaları kapsamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından 1970'li yıllarda açıldığı belirtilen drenaj kanalı boyunca ve kanala paralel olarak blok yol oluşturulmuştur.

10. Başvurucu, blok yolun drenaj kanalı ile anılan taşınmazlar arasında kot farkı oluşturduğunu, drenaj kanalının ana kanalla bağlantısının kesildiğini ve DSİ'nin kanalları boşaltmadığı için drenaj kanallarda biriken suların tarım arazilerine zarar verdiğini belirterek 7/5/2015 tarihinde Yenişehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/7 sayılı D. İş sayılı dosyasında, oluşan zararının tespitini talep etmiştir.

11. Mahkemece 8/5/2015 tarihinde fen ve ziraatçi bilirkişi eşliğinde taşınmazların bulunduğu bölgede keşif yapılmıştır. Keşif neticesinde düzenlenen fen bilirkişi raporu ile blok yolun taşınmazlar arasında kot farkı oluşturduğu ve drenaj kanalının ana kanal ile bağlantısının kesildiği tespit edilmiştir.

12. Keşif neticesinde düzenlenen ziraatçi bilirkişi raporu ile de zarar miktarı tespit edilmiştir. Ayrıca başvuru konusu parsellerde farklı çeşitlerdeki süs bitkilerinin dikili olduğu ve arazide yağmur sularının biriktiği, bitkilerin tamamen kurumuş olduğu, blok yolun taşınmazlar arasında kot farkı oluşturarak yağmur sularının ana tahliye kanalına ulaşmasını engellediği belirtilmiştir.

B. İdareye Başvuru Süreci

13. Başvurucunun delil tespitinden sonra 1.500.000 TL maddi zararının yasal faiziyle ödenmesi talebiyle 8/7/2015 tarihinde DSİ'ye yaptığı başvuru zımnen reddedilmiştir.

14. Başvuru formundaki beyana göre aynı blok yol çalışması sırasında zarar verilen, başvurucuya ait 5.146 adet süs bitkisine karşılık olarak DSİ tarafından dava açılmadan önce toplam 19.500 TL ödeme yapılmıştır.

C. Tam Yargı Davası Süreci

15. DSİ'ye yaptığı başvurusu zımnen reddedilen başvurucu, DSİ aleyhine 11/9/2015 tarihinde Bursa 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL'lik tam yargı davası açmıştır.

16. Mahkemece 15/9/2015 tarihinde dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine 3/11/2015 tarihinde dava yenilenmiştir. Bu kez Mahkemece 30/12/2016 tarihinde kesin olarak davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucu tarafından idareye gerekli bildirimlerin yapılmadığı, izinler ile belgeler alınmadan ticari amaçlı süs bitkisi üreticiliği yapıldığı ifade edilmiştir. Buna göre hukuka aykırı, ticari amaçlı süs bitkisi üreticiliğinin hukuken korunmayacağı açıklanmıştır. Sonuç olarak hukuka uygun olmayan anılan ticari faaliyetin idarenin kusurlu hizmeti nedeniyle zarar gördüğünden bahisle idarenin tazmin borcunun doğmayacağı belirtilmiştir.

17. Nihai karar, başvurucu vekiline 9/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 10/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilatı ve Görevleri Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan mülga 1. maddesi şöyledir:

 “Bu Kanunun amacı; yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve/veya bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak maksadıyla bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere; Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip, merkezi Ankara'da bulunan özel bütçeli bir kuruluş olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir."

20. 6200 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan mülga 2. maddesinin ilgili fıkrası şöyledir:

 “Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün vazife ve salahiyetleri şunlardır:

a) Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek;

..."

21. 30/4/2015 tarihli ve 29342 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Süs Bitkileri ve Çoğaltım Materyallerinin Üretimi ve Pazarlamasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin amacı, süs bitkileri ve çoğaltım materyallerinin üretimi ve pazarlaması ile ilgili kuralları belirleyerek, kayıt altına alınmış süs bitkileri sektörünün oluşturulmasını ve sektörde etkin ve doğru planlamaların yapılmasını sağlamaktır."

22. Aynı Yönetmelik'in 2. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelik süs bitkileri ve çoğaltım materyallerinin üretim ve pazarlama kurallarını, üreticilerinin yükümlülüklerini ve yapılan üretimlerin kontrol ve denetimlerini kapsar.

 (2) Araştırma ve geliştirme, bilimsel amaçlı ve genetik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılan süs bitkileri ve çoğaltım materyalleri, ticarete konu olmamak kaydıyla kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla üretim yapan üreticiler ile bu kapsamda üretilen süs bitkileri ve çoğaltım materyalleri ve nihai tüketicilere süs bitkileri ve çoğaltım materyalleri satışı yapanlar ile Devlet fidanlıklarında üretilen her nevi süs bitkisi ve çoğaltım materyali, Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlı fidanlıklarda satışa sunulan süs bitkileri ile ilgili işlemler, herhangi bir ıslah yöntemiyle ıslah edilmiş ve doğal türlerinden farklılaştırılmış olan türler hariç, CITES Sözleşmesi kapsamına giren türler için uygulamalar ve doğal çiçek soğanları ile ilgili işlemler bu Yönetmelik kapsamı dışındadır."

23. Aynı Yönetmelik'in 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"h) Pazarlama: Süs bitkileri ve çoğaltım materyallerini kullanmaya hazır olarak stokta bulundurma, satış için teşhir veya teklif etme veya diğer kişiye satış ve teslimat işlemlerini,

ı) Süs bitkisi: Doku kültürü de dâhil olmak üzere farklı yöntemler kullanılarak estetik, fonksiyonel ve ekonomik amaçlarla üretilen/çoğaltılan/büyütülen bitkiyi,

i) Süs bitkisi üreticisi: 15/5/2009 tarihli ve 27229 sayılı Resmȋ Gazete’de yayımlanan Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmeliğinin 15 inci maddesine göre verilen “Süs Bitkisi Üretici Belgesi”ne sahip olan gerçek ve tüzel kişileri,

j) UPOV Sözleşmesi: Yeni Bitki Çeşitlerinin Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmeyi,

k) Üretim: Süs bitkilerini üretme, çoğaltma ve büyütme faaliyetlerini,

ifade eder."

24. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesi şöyledir:

"(1) Süs bitkileri ve çoğaltım materyalleri üreticileri;

a) Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmeliğinin 15 inci maddesine göre verilen “Süs Bitkisi Üretici Belgesi”ne sahip olmak,

b) Bitki Pasaportu ve Operatörlerin Kayıt Altına Alınması Hakkındaki Yönetmeliğin 5 inci maddesi gereği ilgili Müdürlüğe başvurarak kayıtlarını yaptırmış olmak,

c) Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliğine üye olmak,

ç) Bu Yönetmelik ve Bitki Pasaportu Sistemi ve Operatörlerin Kayıt Altına Alınması Hakkında Yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olarak üretim ve pazarlama yapmak,

d) Üretim yapacakları materyaller için her yeni üretim döneminde üretimin yapıldığı yerdeki başvuru kuruluşuna beyanname vermek,

e) Üretim süreci içinde süs bitkileri ve çoğaltım materyallerini kalite ve bitki sağlığı açısından vejetasyon kontrollerini yapmak, gerektiğinde numuneler alarak yetkili laboratuara analiz yaptırmak,

f) Üretim ve pazarlama aşamalarında süs bitkileri ve çoğaltım materyallerinin partilerini oluşturup ayrı ayrı tanımlanabilecek durumda olmasını sağlamak,

g) Süs bitkileri ve çoğaltım materyallerinin üretim ve pazarlama ile ilgili kayıtlarını beş yıl süreyle saklamak ve Genel Müdürlük/başvuru kuruluşlarınca talep edilmesi halinde beyan etmek,

ğ) Süs bitkileri ve çoğaltım materyallerinde ve üretim alanlarında karantinaya tabi bir hastalık etmeni tespit etmesi durumunda bitki sağlığı kontrol kuruluşuna bilgi vermek, bu kuruluş tarafından gerekli görülen önlemleri almak ve kendisine verilen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmek,

h) Bakanlıkça davet edildiği eğitim ve toplantılara katılmakla yükümlüdür."

25. 15/5/2009 tarihli ve 27229 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmelik'in 2. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmelik; tohum yetiştiricilerinin, tohum işleyicilerinin, tohum, fidan, fide ve süs bitkileri üreticileri ile tohumluk bayilerinin ve doku kültürü ile tohumluk üreticilerinin yetkilendirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile yetkilendirilen gerçek ve tüzel kişilerin denetimine ilişkin iş ve işlemleri kapsar."

26. Aynı Yönetmelik'in 4. maddesi ilgili kısmı şöyledir:

"ğ) Süs bitkisi üreticisi: Süs bitkileri ve çoğaltım materyallerini üreten, işleyen ve pazarlayan gerçek veya tüzel kişileri,

...

ifade eder"

27. Aynı Yönetmelik'in 15. maddesi şöyledir:

"(1) Süs bitkisi üretici belgesi üretim tesislerinin bulunduğu il müdürlüğü tarafından verilir ve bütün illerde geçerlidir.

 (2)Süs bitkisi üretici belgesi başvurusu sırasında aşağıdaki belgeler istenir:

a) Başvuru sahibi ziraat mühendisi, ziraat teknisyeni veya bitkisel üretim ya da tohumluk yetiştirme konusunda ders aldığını belgeleyen tekniker ise diplomanın aslı veya il müdürlüğünce onaylı örneği; değil ise çalıştırıldığı beyan edilen ziraat mühendisine ait diplomanın aslı veya il müdürlüğünce onaylı örneği.

b) Vergi levhasının aslı veya il müdürlüğünce onaylı örneği.

c) İl müdürlüğü tarafından düzenlenen süs bitkileri ve süs bitkileri çoğaltım materyali üretim işletmesi kapasite raporu."

28. 12/1/2011 tarihli ve 27813 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bitki Pasaportu Sistemi ve Operatörlerin Kayıt Altına Alınması Hakkında Yönetmelik'in 1. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin amacı; zararlı organizma taşıyıcısı olabilecek bitki, bitkisel ürün ve diğer maddeler ile bunları üreten, ithalatını ve ticaretini yapan ve depolayanları kayıt altına almak, bu materyallerin hareketlerini izlemek, herhangi bir zararlı organizmaya rastlanması durumunda kaynağı bulunarak gerekli tedbirleri almaktır."

29. Aynı Yönetmelik'in 2. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmelik, Ek-1’de belirtilmiş olan bitki ve bitkisel ürünler ve diğer maddeler ile bunları üreten, ithalatını ve ticaretini yapanlar ile depolayanların kayıt altına alınması, denetlenmesi ve bitki pasaportu düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları kapsar."

30. Aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Ek-1’de listelenmiş olan bitki, bitkisel ürün ve diğer maddelerin üretimini, ithalatını, depolamasını ve ticaretini yapacak operatörler ilgili müdürlüğe başvurarak kayıtlarını yaptırmak zorundadırlar.

(2) İlgili müdürlüğe başvuruda bulunan operatörler aşağıdaki şartları yerine getirdiği takdirde kayıt altına alınır ve kayıt numarası verilir.

a) Operatör Ek-2’de verilen başvuru formu ile ilgili müdürlüğe müracaat eder. Başvuru formu ekinde üretim yeri ile ilgili ÇKS kaydı, ÇKS kaydı yok ise; kendine ait tapu veya kira sözleşmesi ile birlikte kiraladığı yerin tapu fotokopisi, ecrimisil belgesi, maliki ölmüş arazilerle ilgili olarak tapu fotokopisi ve mirasçıları tarafından kullanıldığını gösterir muhtardan alınan belge ve 15/5/2009 tarihli ve 27229 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmeliği gereğince faaliyet alanları ile ilgili Üretici ve Yetiştirici Belgeleri ile Bayilik Belgesini sunarlar. Ayrıca ithalatçılar, depolayanlar ve ticaretini yapanlar, ürünlerini bulundurdukları satış yeri, depo, sera gibi yerlerle ilgili bilgileri ibraz ederler.

b) Müdürlükçe operatöre ait belgeler kontrol edilir, tamam olması halinde alanın ve ofis şartlarının denetlenmesi için operatöre randevu verilir.

c) Kayıt öncesinde üretim yerlerinde veya sahalarda bitki sağlığı kontrolleri gerçekleştirilir. Üretim yerlerinde veya yakınlarında makroskobik kontroller yapılır. Toprakta yaşayan karantinaya tabi zararlı organizmaların tespiti amacıyla talimatlara uygun olarak üretim yerinden toprak ve/veya üretim harcı örneği alınır. Gerekli hallerde alandan veya civardan bitki örnekleri alınır. Alınan örnekler etiketlenerek analiz için laboratuvara gönderilir. Ofis şartları incelenir ve sorumlu bir kişinin olup olmadığı kontrol edilir. Herhangi bir eksikliğe rastlanılmaması ve analiz sonuçlarının temiz çıkması durumunda kayıt işlemi gerçekleştirilerek operatöre bir kayıt numarası verilir.

ç) Operatöre Ek-3’teki kayıt altına alınanların uymaya mecbur olduğu hususları içeren taahhütname imzalatılarak Ek-4’teki örneğe uygun kayıt sertifikası verilir.

d) Operatörün faaliyet yeri, üretim yeri, şekli ve deseninde değişiklik yapılacaksa, ilgili müdürlüğe bildirilerek yeni durum ile ilgili gerekli kontroller yapılır.

..."

B. Uluslararası Hukuk

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) her ne kadar Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde usule ilişkin güvencelerden açıkça söz edilmese de bu maddenin keyfî müdahalelerden korunmak amacıyla, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin kanun dışı, keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazların sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyulabilmesi olanağının tanınması güvencesini kapsadığını belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık, B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 55; Jokela/Finlandiya, B. No: 28856/95, 21/5/2002, § 45).

33. AİHM'e göre usule ilişkin güvencelerin özel kişiler arasında ihtilaf oluşturan mülkiyet hakkı ile ilgili meselelerde taraflardan birinin devlet olması durumunda bu ilke daha kuvvetli uygulanma alanı bulur (Plechanow/Polonya, B. No: 22279/04, 7/7/2009, § 100). Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasına dair usule ilişkin güvenceler kapsamında mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeye sahip olması gerektiğine değinmiştir. AİHM'e göre bu zorunluluk davacının her iddiasına ayrıntılı cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte en azından mülk sahibinin esasa ilişkin temel iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca yapılacak dikkatli ve özenli bir inceleme sonucunda karşılanması gerekir (Gereksar ve diğerleri/Türkiye, B. No: 34764/05, 34786/05, 34800/05, 34811/05, 1/2/2011, § 54).

34. Gereksar ve diğerleri/Türkiye kararına konu olayda, idare tarafından sulama kanalına hasar verilmesi nedeniyle başvurucuların tarlalarının zarar görmesi söz konusudur. AİHM, derece mahkemelerinin kararlarının başvurucuların davanın sonucuna etkili olabilecek mahiyetteki iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçe içermediği tespitine yer vermiştir. AİHM, bu sebeple Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde öngörülen usul güvencelerinin yerine getirilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Gereksar ve diğerleri/Türkiye, §§ 55-64).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 3/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; süs bitkisi yetiştiriciliği yaptığı taşınmazlar arasında idare tarafından kot farkı oluşturulduğunu, taşınmazlar arasındaki drenaj kanalının ana kanalla bağlantısının kesilmesi nedeniyle drenaj kanallarında suların biriktiğini ve bu suların tahliye edilmediğini belirtmiştir. Ayrıca su tahliye borularının kullanılmaması ve blok yol çalışmasında toprağın üzerinden silindirle geçilmesi nedeniyle toprağın geçirgenlik özelliğini büyük ölçüde kaybettiğini açıklamıştır. Başvurucu, idarenin bu hizmet kusuru nedeniyle 70.000 süs bitkisi fidanının 37.854'ünün zayi olduğunu, zayi olmayıp gelişemeyen 27.000 süs bitkisi sebebiyle de ayrıca zarara uğradığını iddia etmiştir. Bu gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

37. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

38. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

40. Başvurucu her ne kadar Anayasa'nın "Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması" kenar başlıklı 45. maddesinin de ihlal edildiği iddiasında bulunmuş ise de Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca bu hürriyet, Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanına girmeyip Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dışında kaldığından bu iddia yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

41. Diğer taraftan başvurucunun belirttiği şikâyetleri sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkesi ile de ilgili görülmemiştir. Dolayısıyla esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiği anlaşılan şikâyetlerin mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün Varlığı

43. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31). Somut olayda başvurucunun kiraladığı taşınmazlar üzerinde yetiştirdiği bitkiler yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkının mevcut olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

ii. Genel İlkeler

44. Anayasa Mahkemesi daha önceki pek çok kararında kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda dahi devlete düşen pozitif yükümlülükler olduğunu kabul etmiştir (Türkiye Emekliler Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 34; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 44; Selahattin Turan, B. No: 2014/11410, 22/6/2017, §§ 36-41).

45. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., § 44).

46. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bazı durumlarda devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerinin birbirinden ayrılması da mümkün olamamaktadır. Üstelik devletin ister pozitif isterse de negatif yükümlülükleri söz konusu olsun uygulanacak ilkeler de çoğunlukla önemli ölçüde benzeşmektedir (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 70).

47. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sağlayan yargısal yolları da içeren etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçeve kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etme sorumluluklarını da içermektedir (Selahattin Turan, § 41).

48. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda sağlandığından söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53).

iii. İlkelerin Olaya Uygulanması

49. Somut olayda uyuşmazlığın özü idarenin verdiği iddia edilen zararın karşılanmamasıdır.

50. Başvurucu, çiftçilik belgesi kapsamında kiraladığı 75.900 m2 taşınmazda yetiştirdiği süs bitkilerinin bulunduğu alanı idarenin hizmet kusuru nedeniyle su bastığını ve bitkilerin zarar gördüğünü belirtmiştir. Başvurucunun zararının tespiti amacıyla delil tespiti yaptırdıktan sonra idareye yaptığı başvuru zımnen reddedilmiştir. Başvurucu, zararının bilirkişi raporlarıyla tespit edilmesine ve aynı yol çalışması nedeniyle bir kısım zararının ödenmesine rağmen açtığı tam yargı davasının reddedilmesinden yakınmıştır.

51. Başvurucunun delil tespiti talebi üzerine Yenişehir Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında, blok yolun taşınmazlar arasında kot farkı oluşturduğu, drenaj kanalının ana kanal ile bağlantısının kesilmesi nedeniyle yağmur sularının ana tahliye kanalına ulaşmadığı ve başvurucunun süs bitkisi yetiştirdiği taşınmazların zarara uğradığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun, idarenin fiili sebebiyle zarara uğradığı iddiasının temelsiz olmadığı anlaşılmaktadır.

52. Mahkeme, ticari amaçla süs bitkisi yetiştiriciliği yapmanın belirli kurallara bağlandığını ve mevzuat gereği süs bitkisi üreticisi belgesi almanın zorunlu olduğunu açıkladıktan sonra düzenlemelere aykırı olarak, kayıt altına alınmaksızın, ticari amaçla süs bitkisi üreticiliği yapmanın hukuken mümkün olmadığı ve bu faaliyetin korunmayacağı gerekçesine dayanarak davayı reddetmiştir. Ancak Mahkemece davanın reddi gerekçesi olarak gösterilen ticari faaliyetler için bahsi geçen gerekli bildirimlerin yapılmaması, izinlerin ve belgelerin alınmaması -idari yaptırım gerektiren eylemler olsa da- idarenin hizmet kusuruyla verdiği zararları karşılamamasına dayanak oluşturamaz.

53. Öte yandan somut olayda idare edilgen bir tutum takınarak mevzuata aykırı süs bitkisi yetiştiriciliği eylemine yönelik olarak herhangi bir idari işlem tesis etmemiştir. İyi yönetişim ilkesinin bir gereği olarak idarenin zamanında ve tutarlı hareket etmiş olması hâlinde başvurucunun söz konusu işlemlere karşı kanuni yollara başvurma imkânının olacağı ve böylece anılan bildirimlerin yapılmaması ile izin ve belgelerin alınmaması şeklindeki eylemlerin hukuka aykırı olup olmadığının tespit edilebileceği ortadadır. Hâlbuki ilgili kamu makamları böyle bir yola gitmemiştir.

54. Sonuç olarak Mahkemenin, süs bitkilerinin zarara uğradığı iddiasıyla açılan tazminat davasında başvurucunun süs bitkisi yetiştiriciliği faaliyetinin hukuka aykırı olması sebebiyle idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı yolundaki yorumu dolayısıyla başvurucu, uğradığı zararı ve idarenin fiiliyle zarar arasındaki illiyet bağının varlığını ispatlayarak tazminat elde etme ve bu suretle yüklendiği külfeti dengeleme imkânından mahrum kalmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

56. Başvurucu, bilirkişi incelemesi yapılması durumunda haklılığının ortaya çıkacağını ve uğradığı zararın tazmin edilebileceğini belirtmiş, ancak talep edilmesine rağmen Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca kısmi dava olarak açtığı davanın müddeabihin kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle temyiz yolu kapalı olarak kesin karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

57. Başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığından (bkz. § 55) adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

59. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya kararın ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

63. Mahkememizce devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri kapsamında yapılan incelemede mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

64. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

65. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL tutarındaki yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa 3. İdare Mahkemesine (E.2015/1327, K.2016/1879) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Nedim Gökçe, B. No: 2017/17930, 3/6/2020, § …)
   
Başvuru Adı NEDİM GÖKÇE
Başvuru No 2017/17930
Başvuru Tarihi 10/3/2017
Karar Tarihi 3/6/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, idarenin kusurlu eylemi sonucu süs bitkilerinin zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, açılan kısmi davada kesin olarak karar verilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Mülkiyetin Korunması İhlal Yeniden yargılama

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 6200 Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 1
2
Yönetmelik 30/4/2015 Süs Bitkileri ve Çoğaltım Materyallerinin Üretimi ve Pazarlamasına Dair Yönetmelik 1
2
4
6
15/5/2009 Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmelik 2
4
15
12/1/2011 Bitki Pasaportu Sistemi ve Operatörlerin Kayıt Altına Alınması Hakkında Yönetmelik 1
2
5
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi