logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Devrim Zengin ve diğerleri, B. No: 2017/26413, 9/7/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

DEVRİM ZENGİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/26413)

 

Karar Tarihi: 9/7/2020

 

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Recai AKYEL

 

 

Basri BAĞCI

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Devrim ZENGİN

 

:

2. Eylem ZENGİN AYATA

 

:

3. Fikret ZENGİN

 

:

4. Mehmet Baki ZENGİN

 

:

5. Yaşiya KISAOĞLU

Başvurucular Vekili

:

Av. Ebru ATICI SEVİNDİK

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, göz yaşartıcı gaz kullanımı sonucu ölüm meydana gelmesi ve ölümün etkili olarak soruşturulmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığından (Başsavcılık) temin edilen dosya çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Fikret Zengin 18/3/2012 tarihinde ölen H.Z.nin eşi, diğer başvurucular ise çocuklarıdır.

A. H.Z.nin Ölümü

9. 1955 yılında doğan H.Z. yeğeni Ş.Z. ile birlikte İstanbul Kazlıçeşme'de düzenlenen Nevruz kutlamalarına katılmak üzere 18/3/2012 tarihinde evden çıkmışlardır. Aralarında H.Z.nin de olduğu katılımcılar alana belli mesafe kala yürüyüşe geçmişlerdir. İstanbul Valiliğinin söz konusu kutlamalara izin vermemesi nedeniyle güvenlik güçleri, aralarında H.Z. ile yeğeninin de bulunduğu kalabalığa Topkapı minibüs durakları civarında biber gazı kullanmak suretiyle müdahale etmiştir.

10. Güvenlik güçlerinin söz konusu müdahalesine ilişkin olarak düzenlenen 12/4/2012 tarihli raporun ilgili kısımları şöyledir:

'' ...Partisi İstanbul İl Yönetimi adına [M.T.] başkanlığından oluşturulan (7) kişilik düzenleme kurulu tarafından 13 Mart 2012 pazar günü 10:00-17:00 saatleri arasında ilimiz Zeytinburnu ilçesi Kazlıçeşme Meydanı'nda 'Nevruz Bayramı' konulu açık yer toplantısı düzenlemek istenildiği, ...İstanbul Valiliği'nin ..sayılı Olurları gereği ertelendiği,, buna rağmen grupların 18 Mart 2012 günü erken saatlerden itibaren ... miting alanına gelecekleri ve Nevruz Kutlaması adı altında etkinlik yapacaklarının öğrenilmesi üzerine ... planlama yapılmıştır.

....

2. [İ]limiz Fatih ilçesi Millet Caddesi girişinde toplanan yaklaşık 100-150, Zeytinburnu İlçesi Akşemsettin durağında toplanan yaklaşık 400-500, Zeytinburnu Stadı çevresinde toplanan yaklaşı 800, Zeytinburnu Turan Caddesinde toplanan yaklaşık 150, Zeytinburnu Tren İstasyonunda toplanan yaklaşık 400, ilimiz Fatih İlçesi Vatan Caddesinde toplanan yaklaşık 50-60, İl Özel İdaresi Binası civarında toplanan yaklaşık 50-60, Fatih Kaymakarnlık binası çevresinde toplanan yaklaşık 280-300, Zeytinburnu Yedikule Işıklan mevkiinde toplanan yaklaşık 150, Zeytinburnu ilçesi Mevlevihane Caddesinde toplanan yaklaşık 50-60, Zeytinburnu ilçesinde bulunan Honda Cem Bayii mevkiinde toplanan yaklaşık 60-70, ilimiz Güngören ilçesi Davutpaşa Metro istasyonunda toplanan yaklaşık 30- 40 ve ilimiz Bayrampaşa ilçesi Maltepe ışıklan mevkiinde toplanan yaklaşık 50-60 kişilik gösterici gruplarıdır.

3, İlimiz Fatih ilçesi Millet Caddesi girişinde toplanan yaklaşık 100-150 kişilik gösterici grubu çevreye ve görevli personelimize karşı taş, sopa, soda şişesi, molotof kokteylli ve havai fişek atarak, Akşemsettin durağında toplanan yaklaşık 400-500 kişilik gösterici topluluğu otobüs ve tramvay duraklarının camlarını kırmak suretiyle, Zeytinburnu Stadı civarında toplanan yaklaşık 800 kişilik gösterici topluluğu İETT otobüs duraklarına, sivil araç ve iş yerlerine taş ve sapa atarak, Zeytinburnu Tren İstasyonunda toplanan yaklaşık 400 kişilik gösterici topluluğu sloganlar eşliğinde ellerindeki taş ve benzeri sert cisimleri görevli personelimize atarak, İlimiz Fatih İlçesi Vatan Caddesi, il Özel İdaresi Binası ve Fatih Kaymakamlığı çevresinde toplanan gösterici grupları; civardaki yolları yaya ve araç ırafiğine kapatıp ellerinde bulunan taş, sopa ve molotof kokteylierini kamu binalarina atarak, Zeytinburnu Yedikule Işıkları mevkiinde toplanan yaklaşık 1500 kişilik gösterici topluluğu .....sloganlar eşliğinde görevli personelimize karşı kaldırım taşı atarak, Zeytinburnu ilçesi Mevlevihane Caddesinde toplanan 50-60 kişilik gösterici grubu görevli personelimize ve araçlara karşı taş atarak, Zeytinburnu ilçesinde bulunan Honda Cem Bayii mevkiinde toplanan yaklaşık 60-70 çevredeki yolları araç ve yaya trafiğine kapatıp görevli personelimize karşı taşatarak ilirniz Güngören ilçesi Davutpaşa Metro İstasyonunda toplanan yaklaşık 30-40 kişilik gösterici grubu görevli personelimize taş atarak ilimiz Bayrampaşa ilçesi Maltepe ışıklan rnevkiinde toplanan yaklaşık 50-60 kişilik gösterici grubu görevli personelimize taş atarak fiili saldırılarda bulunmaya başlamışlardır.

4. 18 Mart 2012 Pazar günü saat 07.00 sıralarında Nevruz Kutlaması amacıyla Kazlıçeşme Meydanı civarında birçok yerde gruplar toplanmaya başlamıştır. Gruplardan bir kısmı Topkapı Tramvay durağında toplanmış ve Çapa istikametine doğru yürüyerek dağılmalarına izin verilmiştir. Ancak, grup biraz ilerledikten sonra görevli personelimize karşı taş, cam şişe ve bayrak sopaları ile fiili saldırıda bulunmaya başlamıştır. Saldırılara karşı kalkanla savunma yapılmış, ancak saldırılan şiddetlenmesi üzerine Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4. Smıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdehale edilmiştir. Vatan Caddesi üzerinde toplanan farklı bir grup ise; caddeyi araç ve yaya trafiğine kapatmıştır. Bunun üzerine, Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4. Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Gösterici grup dağıtıldıktan sonra Edirnekapı Şehitliğinde yeniden toplanmış ve çevredeki araçlara zarar vererek taşkınlık yapmaya başlamıştır, Bunun üzerine, gösterici gruba dağılmaları yönünden ikazlar yapılmış fakat grubun yapılan uyarıları dikkate almayıp taşkınlıklara devam etmesi üzerine, gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Daha sonra, Zeytinburnu Akşemsettin Durağında toplanan yaklaşık 400-500 kişilik gösterici topluluğu; otobüs ve tramvay duraklarının camlarını kırarak taşkınlık çıkarması üzerine topluluğa hitaben dağılmaları gerektiği yönünde uyarılarda bulunulmuştur. Gösterici grubun; yapılan uyarılan dikkate almaması üzerine, Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Dağılan gösterici grubun, Mevlana Caddesinde yeniden toplanıp ateş yakarak. çevreye zarar vermeye başlaması üzerine, bir kez daha gösterici gruba karşı Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiştir. Daha sonra, Zeytinburnu Stadı civarında toplanan yaklaşık 800 kişilik gösterici topluluğu; bölgedeki lETT duraklarına ve çevreye zarar verdikleri görülmüş ve dağılmaları yönünde gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Ancak, yapılan uyanlara rağmen dağılmayıp taşkınlıklara devam eden topluluğa Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün] talimatıyla uygun ye yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Zeytinburnu Trarnvay durağı istikametine kaçan gösterici grubu; yol üzerindeki sivil araç iş yerlerine taş ve sopalar ile saldırarak zarar vermiştir. Bunun üzerine, gösterici gruba Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün] talimatıyla uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak bir kez daha müdahale edilmiştir. Bir süre sonra Zeytinburnu Turan Caddesi üzerinde toplanan yaklaşık 150 kişilik gösterici grubun taş ve sopalar ile civardaki araç ve iş yerlerine zarar yererek taşkınlık yapmaya başlaması üzerine, gruba Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4.Smıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün] talimatıyla uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır.

...

6. Çevik Kuvvet Yönetmeliği Müdahale Esaslarına uygun yeterli oranda sırasıyla tazyikli su sıkılmak ve göz yaşartıcı gaz kullanılmak suretiyle gösterici gruplara müdahale edilmiştir.

Yapılan müdahale neticesinde Müdürlüğümüz kadrosunda görevli ... Polis Memuru ... sağ ayak tarak kemiğine taş gelmesi sonucu tedavi için götürüldüğü Bayrampaşa Devlet Hastanesinden almış olduğu rapor ile 32(Otuz iki) gün,....Polis Memuru ... sağ ayağının üzerine taş gelmesi sonucu yaralanmış olup ilk tedavisi için götürüldüğü Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesinden almış olduğu rapor ile 3(Üç),....Polis Memuru ....sağ gözüne gelen taş sonucu yaralanmış olup ilk tedavisi için götürüldüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden almış olduğu rapor ile 7 (Yedi) gün, ....Polis Memuru.... sol koluna taş isabet etmesi sonucu yaralan olup ilk tedavisi için götürüldüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden almış olduğu rapor 3 (üç) gün istirahatleri uygun görülmüştür.''

11. Müdahale sonrasında birbiri ile irtibatı kopan H.Z. ve yeğeni Ş.Z. toplu taşıma ile evlerine dönmüşlerdir. Bir saat sonra bahçede dolaşmak için dışarı çıkan H.Z. yanında yeğeni Ş.Z. varken birden yere düşmüştür. Özel araç ile bir hastaneye acil olarak götürülmeye çalışılan H.Z. yolda vefat etmiştir.

B. Başsavcılık Tarafından Yapılan İşlemler

12. Başsavcılık tarafından derhâl bir soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda H.Z.nin ilk olarak götürüldüğü özel hastanenin raporu temin edilmiştir. Raporun ilgili kısımları şöyledir:

''...Saat 15.30 sularında acil servisimize gelen 60 yaşlarında erkek şahsın yapılan muayene sonrasında tansiyon:0, nabız:alınamadı, solunum yok, pupiller: [?] idi.

Hasta ex duhul olarak kabul edildi. CPR uygulanmadı. Hasta morga kaldırıldı. Durumu bildirir geçici hekim raporudur.''

1. Ölü Muayenesi İşlemi ve Otopsi, Adli Tıp Kurumunun İlk Raporu ve Diğer Araştırmalar

13. Başsavcılık talimatı ile ilgili emniyet müdürlüğünden H.N.nin evinin olduğu yerde incelemeler yapılmış, krokiler çizilmiştir.

14. Başsavcılık tarafından 18/3/2012 tarihinde icra edilen ölü muayenesi sonucunda düzenlenen aynı tarihli tutanağın ilgili kısımları şöyledir:

''Bugün 18.03.2012 günü saat 17:25 sıralarında Yavuz Selim Polis Merkezi Amirliğinden nöbetçi savcıyı cep telefonundan arayan görevlinin Arnavutköy Özel Hastanesine bir erkek şahsın eks olarak getirildiğini, [k]alp krizinden şüphelenildiğini ancak bugün Kazlıçeşme meydanındaki nevruz kutlamalarına katıldığı beyan edilen ölenin polis tarafından kullanılan biber gazına maruz kaldığının yakınları tarafından iddia edilmesi üzerine olayda şüphe görüldüğünü belirttiği, o anda bugün evinde rahatsızlanılarak ölen [A.Ç.] isimli kişinin cesedi üzerinde ölü muayene işlemlerinin yapılmakta olduğu ve tamamlanmasına müteakip Arnavutköy Özel Hastanesine gelineceği, kimlik tanığı olarak ölenin bir yakının hastanede hazır edilmesi, olay yeri olan hastanenin güvenlik önlemlerinin alınması talimatının verilmesine müteakip saat 17:50'de ... ile... birlikte gelindi.

...

CESEDİN HARİCİ MUAYENESİNE GEÇİLDİ: Cesedin beyaz örtüye sarılı vaziyette olduğu, üzerinde sadece desenli mavi beyaz renkli bakser iç çamaşırı olduğu görüldü.Cesedin 1,80-1,85 boylarında, 55-60 yaşlarında, 85-90 kg ağırlığında, kısa siyah kır saçlı olduğu, saçlarının frontal ve praietal bölgede büyük ölçüde dökülmüş olduğu, kısa siyah kır saçlı olduğu, saçlarının frontal ve parietal bölgede büyük ölçüde dökülmüş olduğu, bıyıklı ve iki üç günlük sakal [tı]raşlı olduğu, kahverengi gözlü ve sünnetli olduğu, ölü katılığının henüz oluşmadığı ve ölü lekelerinin vücut arka yüz bası görmeyen yerlerde oluşmuş olduğu, ağzından ve burnundan beyaz renkli muhtemelen mide içeriği geldiği, başkaca harici travmatik lezyon olmadığı görüldü.

...

Kimlik Tanığı huzura alındı: ..[S.Z.]...Bana göstermiş olduğunuz ceset amcam [H.Z.ye] aittir. ... Bugün saat 14.00-14.30 sıralarında evimin önünde oturuyordum. Nevruz kutlamalarına kardeşim [Ş.Z.] ile birlikte amcam [H.Z.] de katılmıştı. Ve kutlamalardan sonra eve gelmişti. Bir saat kadar evde televizyon izlemişler[,] ben de dışarıdaydım. Sonra dışarı çıktılar. Evimizin önünde çimenlikte gezdiler ve kardeşimle birlikte bir kenara oturdular. Bir ara kardeşim bana seslenerek amcamın fenalaştığını söyledi. Aramızda 10 m. kadar bir mesafe vardı. Hemen yanına gittim. Ancak amcam vefat etti. Daha doğrusu hastaneye getirirken yolda öldü. Bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir...

Bu arada ölenle birlikte Kazlıçeşme meydanındaki nevruz kutlamalarına katıldığı anlaşılan [Ş.Z.nin] de hazır olduğu anlaşılmakla. Huzura alındı. ...[Ş.Z.]: Bugün sabah amcam [H.Z.] İle birlikte Kazlıçeşme meydanındaki nevruz kutlamalarına katılmak için evden çıktık. Nevruz alanına henüz yetişmeden polislerin biber gazına maruz kaldık. Orada dağıldık. Amcamı kaybettim. Ve sonra amcamı telefonla aradım ve bana geldiğini söyledi. Amcam yanıma geldiğinde kendisinden bir şey olup olmadığını sordum. Bana arkasından bir polis tarafından darp edildiğini söyledi. Daha sonra minibüsle evimize geldik. Amcamla altlı üstlü otururuz. Minibüsten indiğimizde sıkıldığını ve üzerinde bir kırgınlık olduğunu söyledi. Eve geçtik o kendi evine geçti ben de kendi evimde kaldım Sonra beni telefonla yanına çağırdı. Bir saat kadar oturduk. Daha sonra evde sıkıldığını söyleyerek dışarı çıktık. Evimizin bahçesindeki çimenlikte 15 dk. Kadar dolaştık. Sonra çömelerek konuşuyorduk. Bir anda amca yere düştü. Hemen bahçede yakınımıza bulunan ağabeyim [S.Z.yi] çağırdım. Komşularımız yanımıza geldiler kalp masajı yaptık. Bir komşumuzun arabasını çağırdık ve Arnavutköy Özel Hastanesine gelirken amcam [H.Z.] Bizim kucağımızda iken vefat etti dedi.

Ölenin bir hastalığı ve düzenli olarak kullandığı ilaçları olup olmadığı soruldu.Amcam [H.Z.] bronşit hastası olup ilaç raporu bulunmakta idi. Düzenli olarak her üç ayda bir bu raporlar ilaçlarını alırdı. Fısfıs tabir edilen spreyi de sürekli üzerinde taşırdı. Bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir.

...Cesedin kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Başkanlığına gönderilmesine... [karar verildi.]''

15. İstanbul Adli Tıp Kurumunda (ATK) 19/3/2012 tarihinde otopsi işlemi yapılmıştır. İşlem sonucunda düzenlenen 17/9/2012 tarihli raporda dosyada bulunan tüm tıbbi ve adli belgelerinin birlikte değerlendirilmesi ve ATK İhtisas Kurulundan görüş alınması gerektiği bildirilmiştir.

16. Bu görüş doğrultusunda belirlenen eksiklikler giderildikten ve ATK'ya gönderildikten sonra düzenlenen 7/11/2012 tarihli raporun sonuç kısmı şöyledir:

'' ...KOAH olduğu, 18/3/2012 günü Kazlıçeşmede'ki nevruz kutlamalarına katılmak için gittikleri nevruz alanına gelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği, evine geldiği, evinde bir süre oturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin bahçesine çıkıp gezerken yere yığıldı, Özel Arnavutköy Hastanesine ex duhul getirildiği bildirilen ..[H.Z.] hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan veriler birlikte değerlendirildiğinde

1-Otopsisinde sol göz kapağı altı iç kısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz , sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alanda şişlik , sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz, sol omuz arka kısmında 6x4 alanında mor renkli ekimoz, sol kol orta arka kısmında 7x5 cmlikmor renkli ekimoz , sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cm çapında mor renkli ekimozun altında derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cm ekimozun lokalizasyonları , özellikleri ve ağırlıkları ile kafa tasında kırık , kafa içi kanama , beyin doku harabiyeti , iç organ ve büyük damar lezyonu oluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı ,

2- Kimya İhtisas Dairesinin raporuna göre; kanda alkol (etonol ve metanol ) bulunmadığı, kanda kaligrasyon aralığının ( 5-200 NG/ML ) altında paracetamol bulunduğu, %0.1 COHb bulunduğu, kanda biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı , idrarda parasetomol bulunduğu , pericard ve safra sıvılarında sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı , ak ciğer örneklerinde ( sağ üst lob, sağ orta lob, sağ alt lob , sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı , literatürde capsaisin ve diydrocapsaisin maddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve orksijen tedavisi uygulanması durumunda 10-15 dk içinde vücuttan elimine olduğunu bildirildiği dikkate alındığından; kişinin olay yerinde gaza mağruziyetinin kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zaman nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,

3- Otopsisinde histopatolojik tetkikinde Myokardda septum ve sol ventrükül serbest duvarda sübendu kardiyal alanda yoğunlaşan gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar , septum 1/3 üstte ve subendukardiyal alanda yoğunlaşan nedbe , perivaskülerinterstisyel fibroris alanları , hipertrofi bulguları subendokardiyalkronik iskemik değişiklikler , tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu , yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve diydrocapsaisin gazını maruziyeti olduğunun kabulü halinde bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalpdamar hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği oy birliği ile mütalaa edilmiştir. ''

2. İfadeler

17. Başvuruculardan herhangi birinin ifadesine başvurulduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır.

18. H.Z.nin yeğeni olan ve olay günü yanında bulunan Ş.Z.nin 1/3/2013 tarihinde alınan ifadesi şöyledir:

''...[H.Z] benim öz amcamdır. Geçen yıl yapılacak nevruz gösterilerine katılmak üzere başka tanıdıklarımızda olduğu halde [H.Z] ile altlı üstlü oturduğumuzdan dolayı evden birlikte saat 09:00 gibi evden çıktık. BDP Arnavutköy binasına gittik. Bir süre orada oturduktan sonra halk minübüsleriyle Topkapı'ya geldik. Münibüsten indikten sonraZeytinburnuna gidentranway durağına doğru yürüdük. Tranvay durağına 20 metre kadar bir mesafe kalmıştı ki polisin girişi kesitiğini gördük. Bizim amacımız tranway yolunu geçerek Zeytinburnu istikametine doğru gitmekti. Polisler geri dönmemizi istediler.Biz belki 50-60 kişi idik. Ancak polisler çok kalabalık olduğu için direnmeden geri dönemeye başladık. Eski Topkapı garajına doğru normal şekilde yürürken polisler acele etmemizi istediler. Ben bir anda biber gazı atıldı . Ve kargaşameydana geldi. Kullanılan biber gazı birebir müdahalelerde kullanılan tüp gaz değildi. Özel aleti ile atılan ve düşerken etkisini gösteren biber gazıydı . Bunun üzerine her birimiz etrafa kaçmaya başladık. Amcam yaşlı olduğu için kendisini minübüslerin kapalı garajın karşısındaki minübüs durağında beklemeye başladım ve amcamı telefonla aradım. Amcam [H.Z] minübüs garajının içinde olduğunu söyledi ve garaja gelmememi zira garajın içini polislerin sardığını söyledi. 10 dk kadar süre sonra amcam yanıma geldi. Kendisine bir şey olup olmadığını sordum bana minübüslerin kapalı garaja girişteki kapısında jopla sırtına vurduklarını ve tekme attıklarını söyledi. Bunun üzerine daha fazla orada kalmamızın bir anlamı kalmadığını anlayınca Bayrampaşa'ya doğru yürüdük. Bayrampaşa Vergi Dairesi'nin yanından minübüsle Arnavutköy'e döndük. Sonra birlikte eve gittik. Amcam kendi evine bende kendi evime geçtik. Yarım saat kadar sonra amcam beni eve çağırdı. Birlikte oturduk sohbet ettik. Ben sıkıldığımı söyleyerek dışarı çıkacağımı söyledim. Amcam da gelmek istediğini, çıkmak istediğini söyledi. Birlikte evimizin bahçesinde gezindik. Ayakta konuşurken bir anda amcam yere yıkıldı. Kafasını biraz kaldırmaya çalıştı tekrar yıkıldı. Gözleri parlamaya başlayınca yakınımızda bulunan ağabeyim [S.Z.ye] seslendim. [H.nin] pozisyonunu biraz düzeltip, hastaneye götürdük ancak daha yoldayken amcamın öldüğünü anladık.'' dedi.

Tanığın 18.03.2012 günü [H.Z.nin] cesedi üzerinde yapılan ölü muayenesi sırasında tanık olarak dinlendiği ve bu ifadesinde evlerinin bahçesinde amcası ile biraz gezindikten sonra çömelerek konuştukları sırada amcasının yere yıkıldığını beyan ettiği hatırlatılarak soruldu: Benim şimdiki ifadem doğrudur yani amcam ile ayaktayken sohbetederken yere yıkıldı. Otopsi sırasındaki ifademde olayın üzüntüsü ve heyecanı ile bu şekilde beyanda bulunmuş olabilirim. dedi.

Tanığa kardeşi Selam[i]'nin de gösterilere katılmak üzere kendileri ile birlikte gelip gelmediği soruldu: [S.Z.] bizimle gösterilere gelmemiştir. dedi. ''

19. Olay gününde polisin müdahalesine dair beyanlarda bulunan C.Ş. isimli kişinin ifadesi şöyledir:

''Geçen yıl yapılacak olan nevruz gösterilerine katılmak üzere aralarında [H.Z] olduğu halde mahalleden bir çok arkadaşım ile Kazlıçeşme Meydanı'na gitmek için yola çıktık . Ancak meydana alınmadığımız için eski topkapı otogarının bulunduğu yere geldiğimizde meydana kimse alınmadığı için güvenlik güçlerinin müdahalesi ile karşılaştık. Yani gaz bombaları atılmaya başladı. Bizim minübüsten indiğimiz yer minübüslerin durağının bulunduğu köprünün altındaki kapalı garajın hemen önüdür. Geldiğimiz minübüs garaja girmediğinden inip garajın içinden geçerek Zeytinburnu istikametine doğru yürümeye başladık. Henüz 20-30 metre kadar gitmiştik ki polislerin o bölgede de önlem aldığını gördük ve müdahale ile karşılaştık.Gösteriye katılmak için gittiğimiz arkadaşlarım farklı sokaklara girmişti. Çok kısa bir mesafe sonra tekrar karşılaştık. [H.Z. ile] de bu esnada karşılaştım. Daha doğrusu olay yerine biz belirttiğim arkadaşlarla halk minibüsü ilegelmiştik. Minibüsten eski otogarın oradaki durağında indik meydana doğru ilerlerken gaz bombalarının etkisiyle bir kargaşa oluştu birlikte geldiğimiz arkadaşlar birbirimizden koptuk. Çok kısa bir süre sonra [H.Z] ile karşılaştım. Ne olup bittiğini birbirimize sorduk. Ne yapacağımızı değerlendirmek istedik. [H.Z] bana gaz bombasının kendisini berbat ettiğini söyleyince geçmiş olsun dedim. [H.Z] devamla ; arkasında bir polisin jopla vurduğunu, bir polisinde ayağına tekme vurarak '' yürü lan '' dediğini söyledi. Bu esnada saat 11.00 - 11.30 sıralarıydı. Bir müddet etrafta dinlendikten sonra gösteri alanına giremediğimizi anlayınca minibüsle Arnavutköy'e geri döndük. [H.Z] rahatsız olduğunu söyleyerekeve gidip dinlenmek istediğini söyledi bende işime koyuldum. Yaklaşık 1-2 saat sonra da [H.Z.nin] ölü haberini aldım. dedi.

İfade sırasında hazır bulunan müştekiler vekilinin isteği üzerine müdahale eden güvenlik güçlerinin resmi üniformalı veya sivil giyimli olup olmadıkları soruldu: Ben sivil giyimli şahısların polis olup olmadığını bilemem ancak bize müdahale eden polisler resmi üniformalıydı. dedi. ''

3. Başvurucuların Talepleri, Özel Vakıf Tarafından Düzenlenen Rapor, Diğer Yazışmalar, ATK'nın Son Raporu ve Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar

20. Başsavcılık 30/3/2012 tarihli yazısıyla, olay yeri inceleme raporları ile olayda kullanılan biber gazının içeriğinin formülasyonu ile birlikte gönderilmesini talep etmiştir. Emniyet Müdürlüğü olaylarda kullanılan gaz bombası ile iki gaz fişeğini ve içeriklerini 7/5/2012 tarihinde göndermiştir.

21. Söz konusu MP-4L-CS uzun mesafeli fişeklerin kullanım kılavuzunda şu bilgiler yer almaktadır:

'' Tasarım: MP-4L-CSFişeği tek kimyasalCS içerikli metal gövdeyi azami 132 metre uzaklıktaki hedefe gönderebilecek ve sonrasında yaklaşık 25 saniye CS dumanı yayılımı yapabilecek şekilde açık alanda kullanım için tasarlanmıştır.

...

Uygulama:

Bu fişek kanun uygulayıcı kuvvetlerin toplumsal olayların kontrolünde kalabalığı dağıtmak için yüksek miktarda atılan düşük etkili CS kimyasal maddesi olarak kullanılır. Gerçek menzil kalabalığın önüne yerden sürekli ateş halinde 60+ metreden azam 137 metre uzaklıktaki kalabalığa 40-45 derece açıyla atışa bağlı olarak değişmektedir. Bu fişek sadece açık alanlar için kullanılmalıdır.

Uygun Açık Alan Kullanım İçin Taktiksel Hususlar:

Her zaman kalabalığın dağılması için kaçış yolları açmalısınız.

Her zaman rüzgarı arkanıza alarak atış yapınız.

Ters esen rüzgara karşı veya diğer kanun kuvvetlerinin etkilenmesine karşı her zaman gaz maskesi takılmalıdır.

Karşılıklı buluşmaya karşı her zaman dikkatli olunmalıdır.

Etkilenen ve alandan uzaklaşamayan şahıslara her zaman ilk yardım uygulanmalıdır.

Yangın olasılığından dolayı fişekler bina içerisine atılmamalıdır.

Bu ürün sadece eğitimli ve yetkili kanun uygulayıcı personel tarafından kullanılmalıdır.

Ciddi yaralanmalara veya ölümle sonuçlanmaya karşı şahısların üzerine direk olarak yakın mesafeden atış yapmayınız.''

22. Başvurucular vekili, insan hakları alanında çalışmalar yürüten bir vakfa başvurarak ATK raporları da sunularak olay hakkında kendileri de yeni bir rapor isteminde bulunmuşlardır. Başvurucular H.Z.nin polis müdahalesi ve biber gazına maruz kaldığını iddia ettikleri yerin fotoğraflarını çekmiş; ayrıca Başsavcılıktan olay yeri olan Topkapı minibüs durağında olay günü ve saatinde görev yapan, biber gazının kullanımından sorumlu olan personelin tespit edilmesi ve cezalandırılması talebinde bulunmuşlardır.

23. Adli tıp uzmanı olduğu beyan edilen Prof. Dr. Ş.K.F. ve Uz. Dr. Ü.Ü. tarafından hazırlanan raporun değerlendirme kısmında, H.Z.de tarif edilen künt travmatik lezyonların büyüklüğü, derecesi ve özellikleri dikkate alındığında bu hususların tamamının H.Z.nin düşmesi sırasında meydana gelemeyeceği, lezyonların bir kısmının olay yerinde meydana gelen müdahalelerden kaynaklanmış olabileceği, bunların ise doğrudan ölüme yol açabilecek nitelikte olmadığı belirtilmiştir. Bu raporda ayrıca ATK raporunda yer alan biber gazına maruz kalan kişilerin temiz havaya çıkarılması ve oksijen tedavisi uygulanması durumunda biber gazının 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olduğu şeklindeki sonuca atıf yapılmış fakat bir kimyasalla karşılaşmanın ölüm de dâhil olmak üzere bir dizi etkeni harekete geçirdiği belirtilmiştir. Rapora göre göz yaşartıcı kimyasallara maruz kalındığında kullanılan maddenin miktarı, buna ne kadar maruz kalındığı, ortamın nasıl olduğu (açık veya kapalı alan vb.), maruz kalanların dakikadaki solunum sayıları, kronik akciğer ve kalp hastalığı olup olmadığı, ortamın ısısı ve nemi gibi çok sayıda faktör insan sağlığı üzerinde sonuçlar doğurmaktadır. Raporda, H.Z.nin hikâyesi özetlenmiş, ardından kimyasalla karşılaşmasından sonraki bir saat içinde fenalaşması ve yere yığılmasına dayanılarak ölümün olası sebebinin solunum yetersizliği ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar (asidoz) olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir. Buna neden olarak da kronik kalp damar ve akciğer hastalığının aktif hâle gelmesi gösterilmiştir. Bu tespitlerden sonra raporda ölüm ile kimyasal gaza maruz kalma arasında nedensellik ilişkisi olduğuna karar verildiği ifade edilmiştir.

24. Başsavcılık 30/3/2012 tarihinde olay günü Zeytinburnu ilçesi sınırlarında Kazlıçeşme Meydanı ve çevresindeki gösterilerdemeydana gelen olaylara ilişkin olarak düzenlenen olay yeri inceleme raporu ve eklerinin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen olay yeri tutanaklarının ve H.Z.nin ölmeden önce tedavi gördüğü bir sağlık kuruluşu bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması hâlinde tedavi evraklarının temini ve olaylarda kullanılan biber gazı içeriğinin formülasyonu ile birlikte gönderilmesini talep etmiş ve temin edilen belgeleri ATK'ya göndermiştir.

25. Başvurucular, H.Z.nin ölümüne neden olan müdahale nedeniyle İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü ile polislerden şikâyetçi olmuş ve otopsi işlemi yapılmasına rağmen altı aydır düzenlenmeyen raporun bir an önce temin edilmesi talebinde bulunmuşlardır.

26. Başvurucular 26/2/2013 tarihinde Başsavcılığa müracaat ederek H.Z.ninhayatını kaybettiği yerin tespiti içim keşif yapılmasını, tanıklar C.Ş. ile Ş.Z.nin ifadelerine başvurulmasını, haber ajansları ile yazışmaların yapılarak olay günündeki müdahalenin görüntülerinin temin edilmesini, ilgili minibüs duraklarının işletmecilerinden varsa kamera kayıtlarının dosyaya intikalinin sağlanmasını ve söz konusu mahalde görevlendirilen tüm polis memurlarının tespit edilmesi ile ifadelerine başvurulmalarını ve sorumluların cezalandırılmalarını talep etmişlerdir.

27. Başsavcılık ayrıca başvurucular vekilinin yukarıda verilen dilekçesinde belirttiği hususlara ilişkin olmak üzere olay yerinde görevlendirilen personelin tespitini Emniyet Müdürlüğünden 26/4/2013 tarihinde talep etmiş, ATK ile raporun temini hususunda yazışmalar yapmıştır.

28. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü 3/6/2013 tarihinde, olay tarihinde görevlendirilen personel listesini ayrıca olay değerlendirme raporunu Başsavcılığa bildirmiştir. On sekiz sayfadan ibaret olan görev listesine göre gaz fişeklerinin kullanıldığı iddia edilen Topkapı tramvay duraklarında 102 polis memuru görevlendirilmiştir.

29. Başsavcılık temin ettiği tüm belgelerden sonra dosya hakkında ''olay günü [H.Z.nin] KOAH ve kalp damar hastalığı sonucu öldüğü, ancak olay günüZeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı'nda yapılacak olan izinsiz nevruz kutlamalarına katılmak üzere gittiği, meydana varamadanEski Topkapı otogarınınbulunduğu yerdeki halen minübüs durağı olarak kullanılan yerde polis müdahalesi ile karşılaşıldığının tanık anlatımlarıyla anlaşıldığı ve adli tıp raporunda da darp izlerinin de tespit edildiği , olay günü polis müdahalesi sırasında gaz kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılmış ise bu gazın[H.Z.nin] mevcut hastalığına etki edip etmediğinin varsa izinsiznevruz kutlamaları ile ilgili olarak Savcılığınızca yürütülen diğer soruşturmalarla birlikte değerlendirilmesinde fayda ve zorunluluk bulunduğu'' gerekçesiyle 28/6/2013 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.

30. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da olaylarla ilgili olarak ilk usul işlemininBaşsavcılık tarafından yapılması nedeniyle yetkisizlik kararı vermiştir. Her iki Başsavcılığın yetkisizlik kararı vermesi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlık, İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/9/2013 tarihinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararını kaldırması ile son bulmuştur.

31. Başsavcılık, olay günü kullanılan biber gazının H.Z.nin ölümüne neden olup olmadığı hususunda açıklayıcı ve ayrıntılı raporun tanzim edilmesi için 10/1/2014 tarihinde İstanbul ATK Birinci Adli Tıp İhtisas Kuruluna yazı yazmıştır. Bu yazı üzerine hazırlanan 22/1/2014 tarihli ayrıntılı raporun ilgili kısımları şöyledir:

'' KOAH olduğu, 18/03/2012 günü Kazlıçeşme’deki nevruz kutlamalarına katılmak için gittikleri nevruz alanına gelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği, evine geldiği, evinde bir süre oturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin bahçesine çıkıp gezerken yere yığıldığı, Özel Arnavutköy Hastanesine eks duhul getirildiği bildirilen ...[H.Z.] hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan:

....

İhtisas Kurulumuzun 07.11.2012 tarih, 2012/24656/3980 sayı ve 4294 karar sayılı raporunda (Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tarih ve sor. sayılı yazısı ile ölüm nedeni sorulmuş olmakla) sonuç olarak:

 “1-Otopsisinde sol göz kapağı altı iç kısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz, sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alanda şişlik,sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz, sol omuz arka kısımda 6x4 cm lik alanda mor renkli ekimoz, sol kol orta arka kısımda 7x5 cm lik mor renkli ekimoz, sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cm çapında mor renkli ekimozun altına derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cm ekimozun lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları ile kafatasında kırık, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar lezyonu oluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı,

2-Kimya İhtisas Dairesinin raporuna göre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, kanda kalibrasyon aralığının (5-200ng/ml) altında paracetamol bulunduğu, %0,1 COHb bulunduğu, kanda biber gazı etken maddesi capsaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, idrarda paracetamol bulunduğu, perikard ve safra sıvılarında sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı, akciğer örneklerinde (sağ üst lob, sağ orta lob, sağ alt lob, sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capcaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı, literatürde capsain ve dihydrocapsaisin maddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen tedavisi uygulanması durumunda 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olduğunun bildirildiği dikkate alındığında; kişinin olay yerinde gaza maruziyetinin kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zaman nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,

3-Otopsisinde histopatolojik tetkikinde Myokardda septum ve sol ventrtikül serbest duvarda subendokardiyal alanda yoğunlaşan gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar, Septum l/3 üstte ve subendokardiyal alanda yoğunlaşan nedbe, perivasküler-interstisyel fıbrozis alanları, hipertrofı bulguları, subendokardiyal kronik iskemik değişiklikler, tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğunun kabulü halinde, bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalp damar hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği oy birliğiyle mütalaa olunur.” şeklinde kayıtlıdır.

SONUÇ:

KOAH olduğu, 18/03/2012 günü Kazlıçeşme’deki nevruz kutlamalarına katılmak için gittikleri nevruz alanına gelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği, evine geldiği, evinde bir süre oturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin bahçesine çıkıp gezerken yere yığıldığı, Özel Arnavutköy Hastanesine eks duhul getirildiği bildirilen Şevket oğlu 1955 doğumlu Hacı Zengin hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan verilerle otopsi bulguları birlikte değerlendirildiğinde;

1-)Otopsisinde sol göz kapağı altı iç kısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz, sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alanda şişlik,sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz, sol omuz arka kısımda 6x4 cm lik alanda mor renkli ekimoz, sol kol orta arka kısımda 7x5 cm lik mor renkli ekimoz, sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cm çapında mor renkli ekimozun altına derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cm ekimozun lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları ile kafatasında kırık, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar lezyonu oluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı,

2-)Kimya İhtisas Dairesinin raporuna göre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, kanda kalibrasyon aralığının (5-200ng/ml) altında paracetamol bulunduğu, %0,1 COHb bulunduğu, kanda biber gazı etken maddesi capsaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, idrarda paracetamol bulunduğu, perikard ve safra sıvılarında sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı, akciğer örneklerinde (sağ üst lob, sağ orta lob, sağ alt lob, sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capcaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı, literatürde capsain ve dihydrocapsaisin maddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen tedavisi uygulanması durumunda 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olduğunun bildirildiği dikkate alındığında; kişinin olay yerinde gaza maruziyetinin kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zaman nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,

3-)Otopsisinde histopatolojik tetkikinde Myokardda septum ve sol ventrtikül serbest duvarda subendokardiyal alanda yoğunlaşan gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar, Septum l/3 üstte ve subendokardiyal alanda yoğunlaşan nedbe, perivasküler-interstisyel fıbrozis alanları, hipertrofı bulguları, subendokardiyal kronik iskemik değişiklikler, tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğunun kabulü halinde, bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalp damar hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği ancak kişinin biber gazına maruz kalıp kalmadığı, maruz kalmış ise ortamdaki biber gazı yoğunluğu bilinmediğinden mevcut bulgularla kişinin ölümünde biber gazı maruziyetinin etkisi olup olmadığı hususunda kesin bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı oy birliğiyle mütalaa olunur. ''

32. Başsavcılık bu rapora istinaden 26/8/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

''Maktul H.Z.nin ölümünün KOAH ve kemik damar hastalığı sonucu olduğunun, biber gazına maruz kalıp kalmadığının, maruz kalmış ise de ortamdaki biber gazının yoğunluğu bilinmediğinden mevcut belgelerle kişinin ölümünün biber gazı etkisinin kesin bir şekilde değerlendirilemeyeceğinin Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 12/01/2014 tarihli raporu ile tespit edildiği,

Yukarıda anlatılan olayda herhangi bir kimseye atfedilebilecek bir suç unsuru bulunmadığından olay sebebiyle CMK'nın 172. maddesi gereğince KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA... [karar verildi.]''

33. Anılan karara yapılan itiraz İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/1/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

34. İtirazın reddine dair kararın başvuruculara 3/5/2017 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 31/5/2017 tarihinde başvurucular bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

35. Anayasa Mahkemesi Özlem Kır (B. No: 2014/5097, 28/9/2016, §§ 22-27) kararında; 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun “Zor ve silah kullanma” kenar başlıklı 16. maddesine, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kanunun hükmü ve amirin emri” kenar başlıklı 24. maddesine, 5237 sayılı Kanun'un "Sınırın aşılması" kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı fıkrasına,5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmına, 5237 sayılı Kanun'un "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı 87. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmına, 5237 sayılı Kanun'un "Taksirle yaralama" kenar başlıklı 89. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrasının ilgili kısımlarına yer vermiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi Güven Boğa (B. No: 2014/17222, 3/7/2019, §§ 24-30) kararında6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanun'un ilgili hükümlerine değinmiştir.

36. Anayasa Mahkemesi Ali Ulvi Atunelli (B. No: 2014/11172, 12/6/2018, §§ 25-27) ve Özlem Kır (aynı kararda bkz. §§ 28-30) kararlarında; 30/12/1982 tarihli ve 17914 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Polis Çevik Kuvvet Yönetmeliği’nin 25. maddesinin ilgili kısımlarına, İçişleri Bakanlığının yayımladığı 25/8/2011 tarihli Toplumsal Olaylarda Görevlendirilen Personelin Hareket Usul ve Esaslarına Dair Yönerge'nin 10. ve 12. maddelerinin ilgili kısımlarına, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 26/6/2013 ve 22/7/2013 tarihlerinde çıkarılan iki ayrı genelgeyle daha ayrıntılı hâle getirilen, Emniyet Genel Müdürlüğünün Aralık 2008 tarihinde hazırladığı Göz Yaşartıcı Gaz Silahları ve Mühimmatları Kullanım Talimatı'nın ilgili bölümlerine yer vermiştir.

B. Uluslararası Hukuk

37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ilgili maddeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) konuya ilişkin içtihatları Ali Ulvi Atunelli (aynı kararda bkz. §§ 29-45) kararında yer almaktadır.

38. Anayasa Mahkemesi Ali Rıza Özer ve diğerleri ([GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 47-51) ve Özlem Kır (aynı kararda bkz. §§ 31-35) kararlarında; 13/1/1993 tarihli Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme’ye, Kolluk Görevlileri Tarafından Zor ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkelerin (Birleşmiş Milletler (BM) Suçun Önlenmesi ve Suçluların Islahı Sekizinci Kongresi, Havana, 27/8/1990-7/9/1990, BM, A/CONF.144/28/Rev.1, 1990, s. 112-115) ilgili bölümlerine, BM barışçıl toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü özel raportörü tarafından hazırlanan raporun (BM İnsan Hakları Komisyonu A/HRC/20/27, 21/5/2012) 35. maddesine, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesinin (CPT) biber gazına ilişkin görüş ve tavsiyelerine değinmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 9/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucular, olay günü nevruz kutlamaları için toplanan kalabalığa göz yaşartıcı gazla müdahale edildiği Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında yer almasına rağmen kullanılan gaz miktarının tespit edilemediğini, gazın kullanma talimatı kılavuzunda açık alanda kullanılması gerektiği yazılmış olmasına rağmen kapalı alan niteliğinde olan Topkapı minibüs duraklarında kullanıldığını, olay yeri kamera kayıtlarının getirtilmediğini, ilgili haber ajansları ile minibüs işletmelerinden tüm kayıtların temin edilmediğini, olayla ilgili olarak şüpheli polis memurları ile bunların amiri konumunda olan Emniyet Müdürü, Vali ve İçişleri Bakanı hakkında soruşturma yürütülmediğini belirterek ölüm olayı nedeniyle Anayasa'nın 10., 17., 34 ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve soruşturmanın yeniden başlatılarak ilgililerin cezalandırılmasını talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

41. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama,.....hakkına sahiptir."

42. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, H.Z.nin ölüm sebebine dair Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturmanın etkisiz olduğun ilişkindir. Bu nedenle başvuru, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiş; diğer ihlal iddiaları yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi Yönünden

44. Başvurucular, olayla ilgili yaptığı suç ihbarında İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi hakkında soruşturma yapılmasını talep etmiştir.

45. Başsavcılık; diğer taleplerin yanında ileri sürülen bu iddialar karşısında soruşturmanın herhangi bir evresinde bir değerlendirmede bulunmamıştır. Başsavcılık bu kişiler hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmaksızın genel olarak H.Z.nin ölümüne ilişkin olayı araştırmaya çalışmış ve nihayetinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

46. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal edecek biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili resmî bir soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Tahir Canan, § 25). Ancak bu konuda bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle iddiaların uygun delillerle desteklenmesi gerekmektedir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul, şüpheden uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (Cuma Doygun, B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

47. Başvurucuların bu başlıktaki iddialarının doğrudan eylemi gerçekleştiren kolluk görevlilerine değil olayın siyasi sorumlusu olduğunu ifade ettiği İçişleri Bakanı ile kolluk kuvvetlerine müdahale talimatı veren İstanbul Valisi'ne yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

48. Kolluğun müdahalesinden dolayı cezalandırılması talep edilen kolluk amirleri ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince devletin etkili bir soruşturma yükümlülüğünden bahsedilebilmesi için öncelikle savunulabilir bir iddianın ortaya konulması gerekmektedir. Savunulabilir bir iddianın esasını, hakkında soruşturma yapılacak kişilerin mağdurun yaralanmasından ceza hukuku anlamında sorumlu olabilme ihtimalinin ortaya konulması oluşturmaktadır (Hasan Fırat [GK], B.No: 015/9496, 31/10/2019, § 54 ve ). Aksi takdirde devletin ceza hukuku kapsamında sorumlu olmayan kişiler hakkında da makul kabul edilemeyecek bir şekilde soruşturma yükümlülüğü altına sokulması söz konusu olacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. İbrahim Akan, B. No: 2014/10628, 16/11/2016, § 36; Bülent Barmaksız, B. No: 2014/9771, 21/9/2016, § 28; Elif Güneş Yıldırım, B. No: 2014/12391, 5/4/2017, § 25; Onur Cingil (2), B. No: 2014/2976, 9/5/2018, § 60; Gamze Elvan ve diğerleri, B. No: 2015/5718, 9/5/2019, § 60; Davut Yıldız, B. No: 2014/14147, 24/1/2018, § 33).

49. Başvurucular, olay günü yapılan müdahaleye ilişkin olarak kolluk amirlerinin verdiği somut bir talimattan söz etmemiş; genel olarak polisin müdahalesi sonucunda H.Z.nin göz yaşartıcı gaza ve fiziksel saldırıya maruz kaldığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, kolluk görevlilerinin ölçüsüz müdahalede bulunduğu iddiası ile kolluk amirlerinin talimatları arasında ceza hukuku bağlamında illiyet bağını gösteren savunulabilir bir bilgi veya belge de ortaya koymamış; verilen emirlerin kolluk görevlilerinin yetkisini aşacak ve suç oluşturacak nitelikte hareket etmelerine yönelik olduğunu gösteren herhangi bir somut kanıt da gösterilmemiştir.

50. Bu açıklamalar ışığında başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiği iddiaları yönünden İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi hakkında soruşturma yapılmasını gerekli kılan nitelikte, kolluğun orantısız müdahalesiyle verilen talimatlar arasında illiyet bağını gösterir hiçbir kanıt unsuru bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki iddiaların soyut ve temellendirilmemiş şikâyet niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

51. Öte yandan Bakanlar Kurulu üyelerinin aldığı kararlar sonucunda cezai sorumluluklarından bahsedilebilmesi ancak Anayasa'nın mülga 100. ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde mümkündür. Somut olay açısından toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında meydana gelen ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilebilecek olaylar açısından Bakanlar Kurulu üyelerinin her türlü kararından ötürü soruşturulması gerektiği şeklinde bir pozitif yükümlülüğün olduğu söylenemez. Zira ceza hukuku bağlamında kötü muamele yasağına aykırı fiillerin cezalandırılması için illiyet bağının ortaya konulması gerekmektedir. Aksi hâlde ortaya çıkan durum Başbakan ve bakanların uyguladıkları genel siyasetin ve bakanlıkların görevleri ile ilgili şikâyetlerin Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından incelenmesi sonucuna yola açar ki TBMM'ye ait olan bu yetkinin Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından kullanılması mümkün değildir (Onur Cingil (2), § 61).

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Kolluk Görevlileri Yönünden

53. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda ölen kişi, başvuruculardan Fikret Zengin'in eşi, diğer başvurucuların ise babasıdır. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. İlkeler

55. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olaylarında sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütülmesini gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 54, 55).

56. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutu konusunda benimsediği genel ilkelere göre bir ceza soruşturmasının etkililiği için;

i. Soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

ii. Ceza soruşturmasının fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması, ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),

iii. Hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi amacıyla ceza soruşturmasının makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30) gerekir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

57. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığının ölüm olayı hakkında kendiliğinden, ivedilikle bir soruşturma başlattığı ve başvurucuların delil toplanmasına ilişkin taleplerini dile getirebildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edebildiği, soruşturmaya katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmadığı görülmüştür.

58. Bu tespitler sonrasında Başsavcılığın H.Z.nin ölüm nedeninin tespit edilmesine yönelik olarak yaptığı işlemlerin incelenmesi gerekir.

59. Ölüm sebebinin kesin olarak belirlenebilmesi için ceset üzerinde yapılan otopsi işleminden sonra düzenlenen raporun sonuç kısmında ''...biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı,... ak ciğer örneklerinde ( sağ üst lob, sağ orta lob, sağ alt lob , sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin... bulunmadığı,....literatürde capsaisin ve diydrocapsaisin maddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen tedavisi uygulanması durumunda 10-15 dk içinde vücuttan elimine olduğunu bildirildiği dikkate alındığından; kişinin olay yerinde gaza mağruziyetinin kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zaman nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı, kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve diydrocapsaisin gazını maruziyeti olduğunun kabulü halinde bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalpdamar hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği'' ifade edilmiştir.

60. Başsavcılık bu rapordan sonra H.N.nin ölümüne olay günü kullanılan biber gazının neden olup olmadığı hususunda açıklayıcı ve ayrıntılı rapor tanzim edilmesi için yeni bir görüş istemesi üzerine düzenlenen 22/1/2014 tarihli raporun sonuç kısmında ise ''kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğunun kabulü halinde, bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalp damar hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği ancak kişinin biber gazına maruz kalıp kalmadığı, maruz kalmış ise ortamdaki biber gazı yoğunluğu bilinmediğinden mevcut bulgularla kişinin ölümünde biber gazı maruziyetinin etkisi olup olmadığı hususunda kesin bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı''belirtilmiştir.

61. Alınan her iki rapora bakıldığında H.Z.nin ölüm nedeni hususunda bir belirsizliğin olduğu anlaşılmaktadır. İlk raporda KOAH ve kronik kalp rahatsızlığı bulunan H.Z.nin ölümünde, yakın mesafeden yoğun olarak atılan capsain ve diydrocapsaisin gazlarının söz konusu rahatsızlıkların aktif hâle gelmesinde rol oynayabileceği belirtilmiş olmasına rağmen ikinci raporda H.Z.nin bu gazlara maruz kalıp kalmadığı, kalmışsa bu gazın yoğunluğu bilinemediği için ölüm nedeni hakkında bir belirlemenin yapılamadığı ifade edilmiştir.

62. Bu belirsiz karşısında tanık ifadelerinin önem kazandığı anlaşılmaktadır. Buna göre olay günü H.Z. ile birlikte olan Ş.Z.nin ifadesine göre güvenlik güçlerinin göstericilere müdahalesi sırasında göz yaşartıcı gaz kullandığı, H.Z.nin de müdahale sırasında anılan maddelere maruz kaldığı; bundan başka olay raporunda da (bkz. § 12) katılımcılara karşı göz yaşartıcı gazların kullanıldığı anlaşılmaktadır.

63. Başsavcılık, bunlardan başka olay gününde kullanılan materyalleri Emniyet Müdürlüğünden temin etmiştir. Söz konusu materyalin kullanım kılavuzunda bazı uyarılar bulunduğu halde bu materyalin kimyasal içerikleri ile etkileri üzerinde kriminal inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

64. ATK raporunda belirtildiği üzere olay günü aralarında H.Z.nin de olduğu gruba yönelik olarak kullanılan göz yaşartıcı maddelerin yoğunluğu hususunda Başsavcılık tarafından bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bunun yanında söz konusu maddeleri kullanan personelin bu kimyasal maddelerin kullanım kılavuzunda yer alan ilkelere göre hareket edip etmediği, uyarıları dikkate alıp almadığı, ayrıca bunların kullanımı için bir eğitime tabi tutulup tutulmadığı hususlarında herhangi bir araştırmanın yapılmadığı anlaşılmıştır.

65. Ayrıca söz konusu müdahaleye ilişkin olarak -varsa- görüntü kaydının Başsavcılık tarafından talep edilmediği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda söz konusu müdahalenin hukuka uygunluğu noktasında en büyük maddi delilin Emniyet Müdürlüğünden temin edilmesi suretiyle H.Z.nin söz konusu yerde bulunup bulunmadığı, bulunmuşsa söz konusu müdahaleye hangi ölçekte ve nasıl maruz kaldığı hususunda bir belirlemenin yapılmadığı değerlendirilmiştir. Başvurucular ayrıca söz konusu müdahaleye ilişkin olarak olayın en büyük maddi delili olan görüntülerin ilgili haber ajanslarından ve ilgili minibüs işletmelerinden temin edilmesi yönünde taleplerde bulunmuş iseler de Başsavcılık tarafından bu hususta bir yazışma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

66. Bunların yanında başvurucuların, güvenlik güçlerince yapılan müdahalenin kapalı alan olarak kabul edilmesi gereken bir yer olduğu noktasındaki yoğun iddiaları karşısında olay yeri incelemesi veya keşif işlemlerinin yapılmasına yönelik olarak herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Tanık ifadelerine göre söz konusu müdahale, Topkapı'da bulunan ve kapalı olarak değerlendirilebilecek nitelikteki bir yerde yapılmıştır. Bu sebeple başvurucuların bu iddiasının araştırılmamasının önemli bir eksiklik olduğunun altı çizilmelidir.

67. Öte yandan olay yerinin net olarak belirlenip kapalı alan olup olmadığı tespit edilerek güvenlik güçleri tarafından yapılan müdahalede göz yaşartıcı gazın ne kadar kullanıldığının araştırılmamasının, bu maddelerin usulüne uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenebilmesi açısından herhangi bir kamu görevlisinin ifadesine başvurulmamasının, görüntü kayıtlarının ilgili yerlerden temin edilerek H.Z.nin maruz kaldığı iddia edilen müdahalenin gerekliliği ve ölçülülüğü noktasında belirlemeler yapılmamasının devletin yaşam hakkı kapsamındaki makul özenle etkili soruşturma yapma yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir.

68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

69. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

70. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden soruşturma başlatılması talebinde bulunmuşlardır.

71. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

72. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

73. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Buna göre ihlalin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

74. Bu durumda yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden soruşturma başlatılarak Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine (2015/1378 sayılı soruşturma dosyası) karar verilmesi gerekmektedir.

75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İçişleri Bakanı ile İstanbul Valisi yönünden yaşam hakkınınusul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kolluk görevlileri bakımından yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına (2015/1378 sayılı soruşturma dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Devrim Zengin ve diğerleri, B. No: 2017/26413, 9/7/2020, § …)
   
Başvuru Adı DEVRİM ZENGİN VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2017/26413
Başvuru Tarihi 2/6/2017
Karar Tarihi 9/7/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, göz yaşartıcı gaz kullanımı sonucu ölüm meydana gelmesi ve ölümün etkili olarak soruşturulmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin güç kullanımı sonucu öldürülme, ağır yaralanma (toplantı gösteri yürüyüşünde) (fiziksel güç kullanma, kelepçeleme, biber gazı vd.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Toplantı ve gösteri yürüyüşü Kişi Bakımından Yetkisizlik
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin güç kullanımı sonucu öldürülme, ağır yaralanma (toplantı gösteri yürüyüşünde) (fiziksel güç kullanma, kelepçeleme, biber gazı vd.) İhlal Yeniden soruşturma

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 16
2911 Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 7
2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 16
2911 Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 32
24
23
22
6
5237 Türk Ceza Kanunu 24
2911 Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 3
5237 Türk Ceza Kanunu 256
89
87
86
27
Yönetmelik 30/12/1982 Polis Çevik Kuvvet Yönetmeliği 25
Yönerge 25/8/2011 Toplumsal Olaylarda Görevlendirilen Personelin Hareket Usul ve Esaslarına Dair Yönerge 10
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi