logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hüseyin Yavuzkan, B. No: 2017/32312, 8/7/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HÜSEYİN YAVUZKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/32312)

 

Karar Tarihi: 8/7/2020

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Burhan ÜSTÜN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Cafiye Ece YALIM

Başvurucu

:

Hüseyin YAVUZKAN

Vekili

:

Av. Mehmet Gültekin GÜNDEMİR

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ateşli silah yaralanması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü (Emniyet Müdürlüğü) Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken 28/7/2016 tarihinde ikamet ettiği evinde yaşamını yitiren 1986 doğumlu B.Y.nin babasıdır.

9. Soruşturma dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre B.Y. evinde bulunduğu sırada kendisine ait silah ile ateş etmek suretiyle intihar etmiştir. B.Y. ile aynı evi paylaşan polis memuru M.D. olay günü saat 7.00 sıralarında nöbetten çıkarak eve gelip kapıyı açmasına rağmen kapının arkasının sürgülü olduğunu fark etmiş, B.Y.ye seslenmesi üzerine cevap almayınca durumu Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bildirmiştir.

10. 28/7/2016 tarihli tutanağa göre Asayiş Şube Müdürlüğü görevlileri olay yerine gelmiş, kapı önünde polis memuru M.D.nin beklemekte olduğu görülmüş, evin kapısının kilidinin açıldığı ancak içerden sürgülü olduğu anlaşılmış ve kapı kırılarak içeri girilmiştir. Tutanakta B.Y.nin yatak üzerinde sol tarafına yatar vaziyette bulunduğu, yüzünde kan lekelerinin olduğu, nabzının atmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.

11. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) olayla ilgili olarak derhâl soruşturma başlatılmıştır. Hakkâri nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı ile saat 8.45 sıralarında olay yeri inceleme ekibi olay yerine yönlendirilmiştir.

12. Olay yeri inceleme ekibi olay yerini emniyete alarak fotoğraf çekimlerinin yapılması, ölenin olay yerinde bulunan silahının incelenmek üzere muhafaza altına alınması, ölen ile aynı evde ikamet eden M.D.nin el svaplarının ve beyanlarının alınması, ölenin telefonunun inceme yapılmak üzere muhafaza altına alınması gibi işlemleri gerçekleştirmiştir. Başsavcılıkça ölenin anne ve babasının müşteki sıfatıyla beyanlarının alınması, ölenin nişanlısının beyanlarının alınması, ölenin ev arkadaşının olay anında görevli olup olmadığının tespiti amacıyla görev yazısının alınması, varsa kamera kayıtlarının alınması ve CD çözüm tutanağına aktarılması talimatları verilmiştir.

13. Başsavcılık Soruşturma Bürosu tarafından Olay Yeri Tespit ve Ölü Muayene Tutanağı düzenlemiştir. Tutanakta şu hususlara yer verilmiştir:

i. Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu olduğu görülmüştür.

ii. Cesetten alınan kan ve idrar örneklerinin incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu Erzurum Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesine, cesedin kesin ölüm nedeninin belirlenmesi ve ayrıntılı otopsi raporu düzenlenmesi için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiştir.

14. Ölü Muayene Tutanağı'nda, kimlik tanığı sıfatıyla yer alan E.A.nın beyanları şöyledir:

"Bana göstermiş olduğunuz cesedi tanırım. Bu şahıs benimle aynı şubeden arkadaşım olan [B.Y.] dir...

27/7/2016 günü [B.Y.] akşam saatlerinde Valilik Ohal Büro Amirliğinde görevliydi. 28/7/2016 günü saat 1:00 sıralarında şube müdürüm [V.K.] beni telefonla arayarak[B.nin] yerine sen geç, [B.de] istirahate ayrılsın, sabah mesaiye gelsin dedi. Bunun üzerine ben hemen büroya gittim. [B.ye] durumu anlattım. [B.de] bilgisinin olduğunu söyledi. Bir müddet muhabbet ettik. [B.nin] yaklaşık bir ay sonra düğünü vardı. Maddi olarak yardımda bulunup bulunamayacağımızı sordum. Herhangi bir sıkıntısının olmadığını söyledi. Normal şartlarda [B.] çok cana yakın, neşeli bir arkadaştı ancak son iki üç gündür stresliydi. Ancak intihar edecek boyutta bir sıkıntısının olduğunu gözlemleyemedim. Akabinde saat 2:30 sıralarında [B.] iş yerinden ayrılarak evine gitti. Ben sabaha kadar çalıştım. Sabah 7:15 sıralarında şubemizde görevli polis memuru [H.D.] ortak grubumuz olan whatsuptan [B.nin] intihar ettiğini yazmış. Ben de bunun üzerine [H.D.yi] arayarak doğru olup olmadığını sordum. Bana doğru olduğunu ve vefat ettiğini söyledi. Bunun üzerine ben de[B.nin] evine gittim. Eve gittiğimde [B.] yatağın üzerinde başında mermi deliği vardı. Duvarda kan vardı. Yatağında ve vücudunda kanlar vardı. Benim olay hakkında bilgim görgüm bundan ibarettir. [B.nin] bildiğim kadarıyla psikolojik bir rahatsızlığı yoktu."

15. Adli Tıp Kurumu â Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 3/8/2016 tarihli otopsi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"...Kişinin vücuduna bir adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olup müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği cilt altı bulgularına göre atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, cesetten mermi çekirdeği elde edilemediği, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur."

16. Olay yerinde tespit edilen ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlıklarınca gönderilen deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucunda muhtelif uzmanlık raporları düzenlenmiştir.

17. Olay tarihinde B.Y.nin görevli olduğu Hakkari Valiliğinden giriş ve çıkışlarını içerir kamera kayıtlarının incelemesi yapılmış ve 19/8/2016 tarihli CD izleme tutanağı düzenlenmiştir.

18. Tetkik için gönderilen "T1102-09U15299" numaralı 9x19 mm çap ve tipinde fişek atan Türkiye yapısı, Sarsılmaz marka Kılınç 2000 Mega model yarı otomatik tabanca üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 14/11/2016 tarihli uzmanlık raporunda inceleme konusu tabancadan elde edilen mukayese kovanın ve mukayese mermi çekirdeklerinin olay yerinden elde edilen bir adet kovan ve aynı çaplı bir adet mermi çekirdeği gömlek parçası ile mikroskopta yapılan karşılaştırılmalarında aralarında karakteristik izler yönünden benzerlikler bulunduğu, tetkik konusu kovanların inceleme konusu "T1102-09U15299" numaralı tabancadan atılmış olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.

19. 15/11/2016 tarihli Diyarbakır Kriminal uzmanlık raporunda B.Y.nin sol el üstü, sağ el avuç içi ve sağ yanak svaplarında atış artıklarına rastlandığı belirtilmiştir.

20. Başsavcılıkça Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak B.Y.nin ikamet ettiği apartman dairesi ve çevresinde çatıdan veya başka bir taraftan içeri girilip girilmeyeceği ve evin kapısının kolay açılıp açılmayacağı hususlarında gerekli inceleme ve fotoğraflamaların yapılması, olay gecesi B.Y.nin Hakkâri Devlet Hastanesinde (Hastane) foto-film çekiminde görevli olarak bulunup bulunmadığı, buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin temin edilerek gönderilmesi istenmiştir.

21. Emniyet Müdürlüğünün 1/3/2017 tarihli müzekkere cevabında maktulün evine gidilerek evin ve binanın fotoğraflandığı, bina ana girişinin demir kapı olduğu, anahtar ile açılabildiği, daire kapısının ahşap olduğu, kapı kilidinin sağlam ve kolay açılamayacak türden olduğu, dairenin bir balkon kapısının bulunduğu, balkondan başka bir yere geçişin mümkün bulunmadığı, merdivenlerden çatıya doğru çıkıldığında kilitli bir demir bir kapının olduğu, çatıya çıkıldığından çatının yan binanın çatısı ile bitişik olduğu, çatıdan çatıya geçişin mümkün olduğu belirtilmiştir. Tahkikat evrakı ekinde bulunan CD İzleme Tutanağı'nda belirtilen kamera görüntülerinde ve Hastanenin acil giriş bölümünden alınan kamera görüntülerinde B.Y.nin kamera görüş açısına girmediğinden Hastaneye girip girmediğinin tespit edilemediği belirtilmiştir.

22. Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunca B.Y.nin telefonu ile ilgili olarak iletişimin tespiti yapılarak düzenlenen 12/4/2017 tarihli rapor Başsavcılığa gönderilmiştir.

23. Van İl Emniyet Müdürlüğünce B.Y.ye ait materyaller üzerinde dijital materyal incelemesi yapılmış, 1/6/2017 tarihinde rapor düzenlenerek Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğüne gönderilmiştir.

24. Kolluk tarafından B.Y.nin ev arkadaşı polis memuru M.D.nin tanık sıfatıyla beyanı alınmıştır. M.D.nin 20/10/2016 tarihinde alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...Polis memuru olan [B.Y.] benim ev arkadaşımdı. Olay günü ben 19:00- 7:00 saatleri araında gece görevliydim. Ben görevden sabah 7:00 sıralarında çıkarak eve geldiğimde kapıyı çaldımKapı arkadan kilitliydi. Zaten evde bulunan kişi kapıyı arkadan kilitler ve eve gelecek kişi de kapıyı çalar, içerdeki kişi açardı. Ancak ben kapıyı çalmama rağmen açan olmadı. Bunun üzerine telefondan [B.Y.yi] aradım. Ancak telefonuna ulaşılamıyordu. 155 i aradım ekipler geldi. Ekipler içeriye girdiler. Arkadaşımın başına bir şey geldiğini anladım. Arkadaşımın son günlerde biraz sıkıntılı ve düşünceli bir hali vardı. Ben kendisi ile konuşmak istedim. Ancak darbe girişimi nedeniyle çalışma ve stirahat saalerimiz uyuşmadığı için konuşma fırsatı bulamadım. Arkadaşım nişanlıydı. Ancak intiharının nişanlı olması ile ilgili olmadığını ve nişanlısının sebep olmadığını düşünüyorum ancak sebebini de bilmiyorum arkadaşım son günlerde düşünceliydi. Ben iş arkadaşlarına ve çalıştığı şube müdürüne arkadaşımın durumunu bildirdim. Ancak onlar bu konuda bir şey yaptılar mı bilmiyorum..."

25. Kolluk tarafından polis memuru D.Y.nin 13/10/2016 tarihinde tanık sıfatıyla alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında Hakkari Valiliği OHAL Bürosunda geçici olarak görevlendirilme ile görevlendirildim. İntihar eden [B.Y.yi] ilk kez burada gördüm ve tanıdım. Kendisi ile beraber OHAL bürosunda 12/36 çalışma sisteminde geceleri görev yaptım. Bu süre zarfında çalışma arkadaşımın herhangi bir rahatsızlığını gözlemlemedim. Yalnız 28/7/2016 günü Hakkari ili Depin polis kontrol noktasında yapılan bombalı saldırı ekibinde iki şehidimizin olduğu bilgisinin bize gelmesi üzerine saat 23:00 sıralarında kendisinin bu olay üzerine üzülerek rahatsızlandığını gördüm. Kendisine hitaben 'iyi misin' dedikten sonra durumunun iyi olmadığını anlayınca o sırada Hakkari Valiliği önünde bulunan Valilik özel kalem müdürü Başkomiser [E.H.Ö.ye] [B.Y.nin] rahatsızlandığını söyledim. Kendisi [B.Y.nin] OHAL bürosuna gelmiş olduğu Muharebe Elektronik Şube Müdürü [V.K.yi] arayarak konuyu bildirdikten sonra [V.] müdür yaklaşık 15 dakika sonra Hakkari Valiliğine intikal etti. [E.H.] Başkomiser ve [V.] müdür OHAL bürosuna çıkmışlar ve [V.] müdür [B.Y.yi] yanına alarak Valilik bnasından ayrıldılar. Ben daha sonra yalnız otururken yaklaşık 20 dakika sonra [B.Y.nin] tekrar geldiğini gördüm. Kendisine 'nasılsın' diye sorunca bana hitaben ev arkadaşı soyadını blmediğim adının [M.] olduğunu söylediği arkadaşı ile bir süre oturduğunu ve geri geldiğini söyledi. Ben daha sonra bürodan dışarı çıkarak [V.] müdürümüzü şahsi telefonumdan arayarak [B.Y.nin] OHAL bürosuna geri geldiğini söyledim ve kendisi bana 'tamam iki arkadaş göderiyorum' dedi. Bu sırada [B.Y.] ile birlikte valilik bahçesinde kutlanan demokrasi mitingine gelen vatandaşlarla birlikte oturarak çay içtik. Yaklaşık on dakika sonra Muharebe Elektronik Şube Müdürlüğünden iki arkadaş gelerek beş dakika kadar [B.Y.] ve kendileri sohbet ettik. Gelen arkadaşlardan adını [E.] olarak bildiğim arkadaş [B.Y.nin] yerine benimle görev alacağını söyledi. Daha sonra [B.Y.] ben istirahat etmeye gidiyorum diyerek yanımızdan ayrıldı. Bu süre içinde kendisinde herhangi olumsuz davranış veya söylem duymadım..."

26. Kolluk tarafından Emniyet Müdürü V.K.nın 15/10/2016 tarihinde alınan beyanının ilgili kısımları şöyledir:

"...[B.Y.] intihar olayının meydana geldiği gün Ohal Bürosunda görev yapmakta idi. Arkadaşları ile ilişkileri gayet normal görevinin gerekleri ile amirleri tarafından verilen emirlere itaat hususunda dikkatli bir personelimizdi. 26/7/2016 günü akşam saatlerinde Muharebe Elektronik Şube Müdürlüğü kadrosunda görev yapan polis memuru [A.K.] Polisevine geldi. [B.Y.nin] ev arkadaşı [M.] isimli polis memurunun kendisine [B.nin] son günlerde değişik davrandığını rahatsız olabileceğini söylediğini iletti. [B.Y.yi] konuşmak üzere Polisevine çağırdım. Kendisine herhangi bir sıkıntısı, ailesi, nişanlısı veya iş arkadaşlarıyla bir probleminin olup olmadığını sordum.

...

İl Emniyet Müdürümüz ile görüşerek senelik izine ayrılması konusunda yardımcı olabileceğimi söyledim. Babasının Hakkari'ye geleceğini bir müddet kaldıktan sonra izne ayrılacağını söyledi ve ayrıldık. 27/7/2016 günü İlimiz Depin kontrol noktasında bombalı araç saldırısı oldu. İki arkadaşımız şehit oldu.

...

Gece yarısına doğru Valilik özel kalem müdürü [E.Ö.] telefon ile [B.Y.nin] garip davrandığını mesai arkadaşının tedirgin olduğunu söyledi. [B.yi] iyi tanımaması nedeniyle konuşmaküzere beni çağırdı. Hükümet konağına gittiğime OHAL bürosunda görevli polis memuru [D.] Depindeki patlamadan sonra [B.Y.nin] garip davranmaya başladığını kendisiyle konuştuğunu bu nedenle tedirgin olduğunu söyledi. [E.Ö.] ile [B.nin] yanına gittik, kendisi ile konuştuk. Depinde meydana gelen patlamaya çok üzüldüğünü şehit personelin olduğunu bildiğini söyledi. Ev arkadaşı olan polis memurunun polis merkezine yakın olan kavşaklı uygulama noktasında bulunduğunu onunla konuşmasının iyi olacağını söyledi. [E.Ö.nün] uygun görmesi üzerine [B.yi] araç ile bıraktım. Tekrar Hastaneye gittim. [B.] ile samimi olduğunu bildiğim [E.A.ya] [B.nin] herhangi bir sorununun olup olmadığını sordum. Herhangi bir şey bilmediğini söyledi. [B.] ile konuşmak üzere gönderdim. Bir süre sonra [D.] aradı [B.nin] geri gelerek görevine devam ettiğini söyledi..."

27. Kolluk tarafından B.Y.nin annesi S.Y.nin 6/10/2016 tarihinde alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...Oğlum 15/7/2016günü meydana gelen darbe girişimi sırasında darbeciler tarafından silahla başından yaralanan Terörle Mücadele Daire Başkanı ile daha önce çalıştığından çok üzülmüş ve iş yerinde bu paralelcilern hepsini asmak lazım şekline sözler sarfemiştir. Bunu telefonla darbe girişiminden bir kaç gün sonra söyledi. Ben de kendisine neden bu şekilde söylediğini kendisini de yok edeceklerini söyledim. Bana çok üzüldüğünden söylediğini bir daha söylemeyeceğini ifade etti. Ölmeden önce kendisi ile görüştüğümüzde bize telefonda kendisine usulsüz işlemler yaptırmak istediklerini imza attırmak istediklerini kendisinin yapmadığını söyledi. Bu nedenle çok tedirgindi. Bunu bize gönderdiği resimlerden de fark ettik. Ayrıca OHAL bürosunda çalıştığı sıralarda kendisine bir şeyin zorla imzalatıldığını telefonla bana söylemişti. Bildiğim kadarıyla imzaladığı bu evrakı yukarıda söylediğim silahla yaralanan Daire başkanının tanıdığı [N.] isimli birine telefonla resmini çekerek göndermiş. Ölümünden snra biz [N.] beyle görüştüğümüzde gönderilen resimden bir şey anlamadığından silmiş olduğunu söyledi..."

28. Başsavcılığın talimat yazısı gereği kolluk tarafından B.Y.nin annesi S.Y.nin müşteki sıfatıyla bir kez daha beyanı alınmıştır. S.Y.nin 1/11/2016 tarihinde alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...Benim oğlum [B.nin] ölüm haberini almadan önce 25/7/2016 tarihinde saat 15:00 ile 16:00 sıralarında oğlum [B.Y.] beni aradı. Konuşma esnasında oğlum bana hitaben 'anne beni evimin merdivenlerinde öldüreceklerdi' dedi. Bunun anlamı oğlum eve girerken ya merdivenlerde birisi vardı, ya da yanında birileri vardı. Ben de hayırdır oğlum diye sordum. Bana telefonla da sana anlatamam dedi bende oğlum fazla telaşlanmasın diye telkinde bulundum. Benim oğlum ile aramdaki görüşme kayıtlarının çıkarılmasını talep ediyorum. Oğlum ile 15-20 dakika kadar konuştuktan sonra telefonu kapattık. Akşam 17:00 den sonra eşim [H.Y.] eve geldi. Eşime oğlum ile yapmış olduğumuz görüşmeyi anlattım. Bunun üzerine eşim oğlumu aradı. Oğlum eşime bana anlattıklarını anlattı. Eşimde oğluma bu anlattıklarının şüphe mi yoksa gerçek mi olduğunu sordu. Oğlum da bana söylediklerinin gerçek olduğunu, telefonda anlatamayacağını söyledi. Eşim de oğluma o zaman izne ayrıl gel, gelmeden önce öldürme durumunu amirlerine anlat dedi. Eşim oğluma eğer sen buraya gelemiyorsan ben senin yanına yarın geleyim dedi. Oğlum da babasına şube müdürüne durumu anlatacağını söyledi. Bu görüşmeler yapılırken telefon ahizesi açık olduğundan tüm görüşmeleri duydum..."

29. Başsavcılığın talimat yazısı gereği kolluk tarafından B.Y.nin kız kardeşi N.D.Y.nin tanık sıfatıyla beyanı alınmıştır. N.D.Y.nin 19/12/1016 tarihinde alınan beyanının ilgili kısımları şöyledir:

"...Polis memuru olan [B.Y.] Hakkari Emniyet Müdürlüğünün Muharebe biriminde görev yapmaktaydı. Bu görevi sırasında kendisiyle yaptığımız telefon konuşmalarında sık sık gelecek planlarından komiserlik sınavı için ders çalıştığından nişanlısı ile olan evlilik planlarından bahsederdi. Darbe girişimi sonrasında görev yeri değiştirilerek Hakkari Valiliği OHAL Büro da görevlendirildi. Bu göreve geldikten sonra yaptığımz telefon görüşmelerinde ses tonu giderek tedirginleşmeye başladı. Sebebini sorduğumda bazı sıkıntılar yaşadığını, ailemize zarar gelmesinden korktuğunu ifade etti. Aynı gün nişanlısı [A.A.] İle yaptığım telefon görüşmesinde abim nişanlısına 'Sen ve annem uçurumun kenarındasınız. Size bir şey olmasın. Ben sizin yerinize ölürüm' dediğini öğrendim. Ayrıca annemle yaptığım telefon görüşmesinde ' anne beni merdivenlerde öldüreceklerdi.' gibi çok ciddi bir olaydan söz etti. Annemin bunun üzerine abime kimin bir şey yapacağını sorduğunda eşgal ya da isim veremeyeceğini, işle alakalı olduğunu ailemize zarar gelmesinden çok korktuğunu ifade etmiş. Olaydan iki gün sonra babam Hakkariye gitmek için uçak bileti ayarladı. 27 Temmuz saat 12:30 uçağı ile Adana'dan Van'a uçak bileti alındı. Babamın geleceğini duyan abim buna karşı çıkarak engel olmak istedi. Bunun sebebi olarak da babamın başına bir şey gelmesinden korktuğunu ifade etti. Uçak biletini aldıktan sonra babamla yaptığı telefon görüşmesinde babam oraya gidince mantarlı tavuk yapacağını bunun için mantar aldığını söylemiş, ek olarak Valilik bahçesinde nargile içeceklerini bana telefon konuşmasında söyledi. Olayın gerçekleştiği akşam saat 20:00 civarında abimle yaptığımız telefon görüşmesinde işyerinden çıktığını Valiliğin yakınında yer alan kakolda nöbet tutan ev arkadaşı [M.D.nin] yanına gittiğini, sdöyledi. Telefonu kapatırken son olarak [M.D.nin] yanına gittiğini '[M.] çay var mı?' sorusundan anladm. Daha sonra telefonu kapattık. Bu konuşmadan bir süre sonra tekrar aradığında telefonu meşguldü. Daha sonra ulaştığmda kiminle konuştuğunu sordum. O da komiseri ile konuştuğunu kendisine usulsüz işlemler verdiğini, bu görevleri yapamayacağını ifade etti. Kendisinin yapmayacağı işleri abim gibi OHAL büroda görevli [D.Y.] isimli polisin yapacağını ifade etti. Bizimle son olarak 21:55 civarı konuştu. Bize OHAL bürodan resimlerini whatsuptan toplu konuşma programımıza yolladı. Bu resimleri gördüğümüzde yüz ifadesinin korku dolu olduğunu farkedip tedirgin oldum. Saat 22:30 dan sonra yolladığım konuşmalar iletilmedi ve defalarca aramama rağmen telefonuna ulaşamadım. Mesajlarım sabaha kadar iletilmeyince tedirginliğim iyice arttı. 27 temmuz sabahında babam Hakkariye gitmek üzere Mersinden Adanaya doğru yola çıktı. Havaalanına doğru giderken gece yaşanan olaydan babam habersizdi. Babam uçağa binmeden önce Hakkari de bulunan [M.] Komiserden aldığı telefonla abimin ölüm haberini aldı. Gece son olarak OHAL büro da iken konuştuğum abimin sabah evde ölü olarak bulunduğu haberini aldık. Normalde sabah 8:00 a kadar görevli abim[V.K.] ve [H..Ö] tarafından eve gönderilmişti.

...

Son günlerde söylediği ve yaşadığı tedirginlik sebebiyle bu olayın başkaları tarafından yapılarak bilgi sızmasını önlemek amacıyla üstünün kapatılmak istendiğini düşünmekteyim.

..."

30. Başsavcılığın talimat yazısı gereği kolluk tarafından B.Y.nin nişanlısı A.A.nın tanık sıfatıyla beyanı alınmıştır. A.A.nın 6/12/1016 tarihinde alınan beyanının ilgili kısımları şöyledir:

"...Polis memuru olan [B.Y.] benim nişanlım olur. Aramız çok iyiydi. 9 Eylül tarihinde nikahımız vardı. İntihar olayından üç dört gün önce telefonlarıma cevap vermiyordu. Bazen telefonlarını kapatıyordu. Özellikle OHAL büroda çalışırken sebebini bir gün sorduğumda kafamı dinlemek için kapattım demiştir.

...

Sürekli ne zaman arasam Müdürüne konuşmaya gidiyordu. İşle ilgili sıkıntılarım var üstüme gelme dedi. Çünkü işyeri OHAL olarak değişmişti. Olaydan bir gün önce akşam teefonda konuşurken tedirgin tavırları vardı. Konuşuyordu bana 'Annemle sen uçurumun kenarındasınız, size bir şey olmasın, ben sizin yerinize ölürüm' dedi. Elim ayağım uyuşuyor. diyordu nefes nefeseydi. Bana ne oluyor diyordu. Bende fazla üstüne gitmek istemedim. Biz iyiyiyz diye teselli etmek istedim. Yaklaşık bir hafta önce de bana senle neden bir an önce evlenmek istiyorum biliyor musun başıma bir şey gelir de şehit olursam şehit eşi olur maaş alırsın dedi. Ben de öyle konuşma ölümden bahsetme dedim. Kendisiyle konuştuğumuzda uzun konuşurduk. Bu nedenle kulaklık kullanırdık. Yine konuşurken kendisinden kulaklığını takmasını istedim. Ancak bana ben takarsam sana bir şey olur mu diye sordu. Bende ben taktım bir şey olmaz sen de tak rahat konuşalım dedim. Sonra evde kulaklığını aramaya başladı. Koyduğu masa varmış. Kulaklığını orda bulamadı. Sonra aradı aradı başka bir masada buldu ben buraya koyamadım dedi. Bu buraya nasıl geldi diye sürekli bunu düşündü. Çözemedi. Sanki eve biri girmiş de yerini değiştirmiş olabileceğinden şüphe etti. Sonra o sırada beni babası aradı. Ben de konferans görüşme yapalım dedim. Ancak istemedi. Sonra annesi beni aramadığı halde onu bağlayım dedim. O da tamam dedi. Annesi ile görüştü. Tavırları düzgündü. Annesine bir şey belli etmiyordu. Kardeşim evlensin mutlu bir yuvası olsun babam milletvekili olsun dedi. Annesi ve benim için dilekte bulundu. Sonra ben dinleneceğim dedi. Telefonu kapattı. Daha sonra aradığımda telefonu kapalıydı. Ben de panik oldum. Ailesini arayıp telefonun kapalı olduğunu söyledi. Onunla facebook u ortak kullanıyorduk. Burdan arkadaşlarına ulaşmaya çalıştım. Bu olaydan bir gün önceydi. Polis memuru [H.O.] ve [K.O.] onlarda Hakkari'de polis memurları mesaj attım. [B.ye] ulaşamadığımı mümkünse eşinin gidip bakmasını istedim. Onlar [B.nin] kaldığı binanın karşısında lojmanda oturuyorlardı. Eşi gidip kapıyı çalmış [B.] açmış evde uzanmış dinleniyormuş. ..."

31. Kolluk tarafından N.A.nın tanık sıfatıyla 22/11/2016 tarihinde alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...Polis memuru [B.Y.nin] nişanlısının ailesini tanırım. Kendisi zaman zaman beni arardı. Hakkari iline tayini çıktığında da bir vesileyle Hakkari İl Emniyet Müdürüne polis memuru [B.Y.yi] sahiplenmesi için rica ettik. Bir yıl kadar İl Emniyet Müdürünün yanında çalıştıktan sonra darbe girişiminden sonra OHAL bürosuna atandığını söyledi. Bir gün bana mesaj çekerek '[N.] amca bana bugün sizin artık işiniz bitti ilişiğiniz kesildi' diyerek bir şey imzalattılar, bu nedir? diye sordu. Ben de kendisine mesajla 'ben anlamam başındaki amirlere sor dedim. Şeklin de mesaj yazdım. O da 'peki [N.] amca amirlerime sorayım.' dedi. Daha sonra ailesinden intihar ettiğini duydum. İmzalatıldığını iddia ettiği belgenin fotoğrafını göndermedi. Ayrıca bana gönderdiği mesajı da sonradan sildim..."

32. Polis memuru M.D.nin kolluk tarafından tanık sıfatıyla 3/4/2017 tarihinde yeniden alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...Ben Hakkari ilinde şark görevimi yaparken aynı evde benim gibi polis memuru olan [B.Y.] ile birlite ikamet ediyorduk. 28/7/2016 tarihinde ben gece nöbetinden çıkıp eve gittim eve gittiğimde kapının sürgüsü arkadan çekili olduğu için kapıyı açamadım. Kapıyı çaldım açan olmadı. Sete gelmedi. Telefonunu aradım telefonu da kapalı idi. Bunun üzerine kapıyı ısrarla çaldım açamn olmayınca 155 i aradım. Ekşp geldi zaten kendisi haber merkezinde çalıştığından birlikte çalıştığı iş arkadaşları da geldiler. Kapıyı yüklenip açtılar. İçeri girdiler polis arkadaşımın intihar ettiği anlaşıldı. Hemen 112 ambulansı ardılar ambulans geldi. Polis arkadaş vefat ettiğinden ambulan götürmedi. Daha sonra savcı geldi adli işlemler başladı. Ben [B.Y.nin] niçin intihar ettiğini bilmiyorum. İntihar ettiğinde gece görevde idim. İntihar etmeden önce B.nin düşünceli bir hali vardı. Be nedir mesele dedim. Bana beş yıldır birlikte olduu Esra isminde bir kız arkadaşı olduğunu, onıun için polis ouluna gittipini ou çok sevdiğini ancak sora ayrıldıklarını duyduğuma göre kızın başka bşr erkekle beraber olduğunu kendisine büyü yapıldıını ancak büyü yapanıın kim olduğunu söylemedi yüne aynı durumda olduğunu ve aynı şeyleri yaşadığı için tekrar kendisine büyü yapılmış olabileceğini söyledi. Ben de kendisine bak sen evlilik arifesindesin artık eskileri düşünme yeni yuva kurmaya bak demiştirm. Hatta bayram namazında çalıştığı polis arkadaşı olan [A.] İle birlikte gittiğini, vaaz veren imamdan çok etkilendiğini, camiden sonra otonun içinde on beş dakika ağladığını bana söyledi. Zaren bu olayla ilgili olarak eski verdiğim ifademde ayrıntılı şekilde beyan etmişti. Sonra ben çalıştığı şube müdürüne giderek [B.Y.nin] sıkıntıları var herhalde siz bir görüşür müsünüz dedim. Müdürü de çağırıp bizzat kendisi ile görüştü. Ben görüşürlerken yanlarında yoktum..."

33. Kolluk tarafından ayrıca Başkomiser E.H.Ö., polis memurları O.G., K.O., H.A., F.A. ve A.K.nin de tanık sıfatıyla beyanları alınmış; diğer beyanlarla aynı yönde beyanların yer aldığı görülmüştür.

34. Başsavcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. 3/7/2017 tarihli kararın ilgili kısımları şöyledir:

 "Soruşturma dosyasının incelenmesinde ölen [B.Y.nin] ev arkadaşı [M.D..nin] daire kapısının arkadan sürgüsü ile kapatılmış olduğunu farketmesi üzerine polise haber verdiği, 28/07/2016tarihli tutanakta da ikamet kapısı kontrol edildiğinde kapının ev sahibi [M.D.] tarafından kilidinin açıldığı ancak kapının arkadan sürgülü olduğunun görüldüğü ikamet kapısının itelenmek suretiyle açıldığının belirtildiği, 01/03/2017 tarihli tutanakta [B.Y.nin] öldüğü adreste yapılan araştırmada bina ana giriş kapısının demirden olduğu ve açık olduğu, 4. Kattan 5. Kata geçişte yine demir kapının olduğu ve bu kapının açık olmadığı, anahtar marifetiyle açılabildiği, ikametin bulunduğu 8 nolu daireye gelindiğinde kapının tahta kapı olduğu, kilidinin sağlam olduğu görünüş itibariyle kolay açılamayacağı ancak özel bir beceri ile açılabileceği, ikametin içine girildiğinde balkondan ya da ikametin başka bir yerinden bir geçiş yada girişin olmadığını, üst katında daire olduğu, merdivenlerden çatıya doğru çıkıldığında yine bu demir kapının olduğu ve kapalı olduğu kilidinin sağlam olduğu, kapının içerden açıldığı, çatıdan binaya girmek için kapı göbeğinin içeri kısımda olmasından dolayı kapının normal şartlarda çatı tarafından açılıp içeri girilemeyeceği çatıya çıkılıp bakıldığında çatının yanındaki binanın çatısıyla bitişik bakıldığında çatının yanındaki binanın çatışıyla bitişik olduğu ve çatıdan çatıya geçişin mümkün olabileceğinin belirtildiği, 03/08/2016 tarihli Hakkari Adli Tıp Şube Müdürlüğünün otopsi raporunda kişinin vücuduna bir adet ateşli silah mermi çekirdeğinin isabet ettiği, müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, ateşli silahın mermi çekirdeği giriş deliği cilt altı bulgularına göre atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, cesetten mermi çekirdeği elde edilmediği, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, 15/11/2016 tarihli Diyarbakır Kriminal uzmanlık raporunda [B.Y.nin]sol el üstü, sağ el avuç içi ve sağ yanak svaplarında atış artıklarına rastlandığının belirtildiği, 19/08/2016 tarihli Diyarbakır Kriminal uzmanlık raporunda [B.Y.nin] başının altındaki kanlı yastık üzerinden alınan biyolojik svap üzerinde yapılan incelemede tek yumurta kardeşlerinde bireylere ait DNA aynı genotipik özellikte olduğunun belirtildiği, 14/11/2016 tarihli Diyarbakır Kriminal uzmanlık raporunda 9x19 mm çap ve tipinde bir adet kovan ve aynı çaplı bir adet mermi çekirdeği gömlek parçasının, inceleme konusu tabancadan elde edilen mukayece kovanları ve mukayese mermi çekirdekleri ile makroskopta ayrı ayrı yapılan karşılaştırmasında aralarında karakteristik izler yönünden benzerlikler bulunduğu ve inceleme konusu T1102-09U15299 numaralı tabancadan atılmış olduklarının tespit edildiği,

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ölen [B.Y.nin] kendi bilinçli iradesi sonucu silahla intihar ettiği, kendisini intihara azmettiren, teşvik eden intihar kararını kuvvetlendiren ya da herhangi bir şekilde yardım eden kimsenin olduğuna, gerçekleşen ölüm olayında ölenin vefat etmesinde başka bir şahsa izafe edilecek kusur olduğuna dair kamu davası açmayı gerektirecek nitelikte delil elde edilemediği anlaşılmakla,Olay hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına..."

35. Başvurucu 31/7/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek aynı tarihte itiraz etmiştir.

36. İtirazı inceleyen Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) Başsavcılığın kararında usul ve yasaya aykırılık tespit edilemediğinden itirazın reddine karar vermiştir. 3/8/2017 tarihli itirazın reddi kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Hakimliğimizce de kabul gören yukarıdaki içtihat uyarınca, soruşturma dosyası içinde yer alan tanık anlatımları 12/04/2017 tarihli BTK'nın yazı cevabı, tutanak içerikleri, Diyarbakır Polis Kriminal Labaratuvarı müdürlüğünün 16/11/2016 tarihli uzmanlık raporu ve tüm deliler kapsamında olay hakkında etkin soruşturma yapılarak toplanması gereken tüm deliller toplanarak kararda tartışıldığı, bu bağlamda toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye göre verilen hükümde isabetsizlik görülmediği hususları gözönüne alınarak; Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 03/07/2017 tarih ve 2016/1821 Soruşturma 2017/843 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan, karara karşı yapılan vaki itirazın reddine karar vermek gerekmiş..."

37. Başvurucu 15/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

38. İlgili hukuk için bkz. Abdulkadir Yılmaz ve diğerleri, B. No: 2015/1894, 16/1/2020, §§ 63-65.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 8/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu; Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü OHAL Büroda polis memuru olarak görev yapmakta olan oğlunun ateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan ceza soruşturması sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, oğlunun ölümünün intihar sonucunda gerçekleştiği yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını, olaya intihar denilerek üstünün kapatıldığını, etkili bir soruşturma yapılmadığını, ölüm olayını ilk soruşturan Cumhuriyet savcısı ile bazı polis amir ve memurlarının Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY) üye oldukları gerekçesiyle tutuklu olduklarını, ifadelerinin alınmadığını belirterek Anayasa'nın 13., 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

41. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde başvurucunun şikâyetlerinin ölüm olayının ardından yürütülen soruşturma sürecine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının yaşam hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

42. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

 “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

43. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Devletin temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

44. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu, müteveffanın babasıdır. Bu nedenle somut başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

45. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

46. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermesini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

47. Soruşturmanın etkililiğini ve yeterliliğini temin adına soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi, ölüm olayını aydınlatabilecek sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

48. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu durum sadece hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

49. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır. Buna ilave olarak her olayda, meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

50. Yürütülecek soruşturmalarda makul bir süratte gerçekleştirme ve özen gösterme zorunluluğu da zımnen mevcuttur. Elbette bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket etmeleri olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

51. Başvurucu; oğlunun ölümünün intihar sonucu gerçekleştiği yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını, etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

52. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgili olarak soruşturma makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Dolayısıyla kasten öldürme iddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gereken uygun başvuru yolunun ceza soruşturması olduğu açıktır. Bu nedenle somut olayda soruşturma makamlarının kasten öldürme iddiası ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütüp yürütmediğinin incelenmesi gerekir.

53. Başvurucunun oğlunun ölüm olayından haberdar edilen Başsavcılık resen soruşturma başlatarak nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı ile olay yerine yönlendirilen olay yeri inceleme ekibi olay yerini emniyete almak suretiyle fotoğraf çekimi yapılması, ölenin ve ev arkadaşının el, yüz svaplarının alınması, olay yerinde gerekli incelemelerin yapılması gibi işlemleri gerçekleştirmiştir. Başsavcılığın Soruşturma Bürosu tarafından ölü muayenesi yapılmış, Adli Tıp Kurumu tarafından da otopsi işlemi yapılarak rapor hazırlanmıştır. Hazırlanan raporda B.Y.nin ateşli silahla yaralanma sonucunda öldüğü, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, B.Y.nin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin harabiyeti ve kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu tespitlerinin yapıldığı görülmektedir. Soruşturma kapsamında ayrıca muhtelif uzmanlık inceleme raporları alınmış, söz konusu raporlara göre olay yerinde bulunan bir adet kovan ve aynı çaplı bir adet mermi çekirdeği gömlek parçasının müteveffaya ait tabanca ile atılmış olduğu, müteveffadan alınan svaplarda atış artığı bulunduğu tespit edilmiş, müteveffanın annesi, babası, kız kardeşi ve nişanlısının müşteki sıfatıyla beyanları alınmış, olay günü görevli olan polis memurları ile amirleri tanık olarak dinlenmiştir. Olaya ilişkin tanık ifadeleri ile teknik ve tıbbi raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Başsavcılık tarafından B.Y.nin üçüncü kişi ya da kişilerin eylemi neticesinde öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili bir soruşturma yürütüldüğü, bu sebeple Başsavcılığın müteveffanın intihar etmek suretiyle hayatına son verdiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

54. Tüm bu değerlendirmeler sonrasında Anayasa Mahkemesinin ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini doğrudan kendisinin yapmasının söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, § 58).

55. Başvurucu, ölüm olayını ilk soruşturan Cumhuriyet savcısı ile bazı polis amir ve memurlarının FETÖ/PDY'ye üye oldukları gerekçesiyle tutuklu olduklarını iddia etmişse de bu durumun somut olayda soruşturmanın bağımsızlığını ne şekilde etkilediği hususunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Kaldı ki beyanları alınmadığı iddia edilen polis amir ve memurlarının beyanları alınmış (bkz. §§ 24, 33), soruşturmanın devamında başka bir Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

56. UYAP sitemi aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere başvurucunun soruşturmanın her aşamasında soruşturma dosyasına erişebildiği, ileri sürdüğü tüm hususlara ilişkin olarak dosyada inceleme yapabildiği, soruşturma sürecine etkili bir şekilde katılabildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara da süresi içinde itiraz edebildiği, dolayısıyla soruşturmaya etkili katılım yönünde herhangi bir sorun bulunmadığı tespit edilmiştir.

57. Somut olayda ayrıca 28/7/2016 tarihinde başlayan ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği 3/8/2017 tarihine kadar süren soruşturmanın makul özen ve süratle yürütüldüğü anlaşılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Hüseyin Yavuzkan, B. No: 2017/32312, 8/7/2020, § …)
   
Başvuru Adı HÜSEYİN YAVUZKAN
Başvuru No 2017/32312
Başvuru Tarihi 21/8/2017
Karar Tarihi 8/7/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ateşli silah yaralanması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Ölüm, ağır yaralanmada etkili soruşturma (delillerin nesnel ve tarafsız değerlendirilmemesi) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 170
172
173
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi