logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ö.Ö., B. No: 2017/39160, 3/3/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Ö.Ö. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/39160)

 

Karar Tarihi: 3/3/2022

R.G. Tarih ve Sayı: 7/4/2022-31802

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

Ö.Ö.

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, cinsel saldırı suçu ile ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. 1992 yılında doğan başvurucu, İstanbul'da yaşamaktadır.

9. 5/3/2016 olay tarihinde arkadaşı E.E.nin evinde bulunduğu sırada F.S.A. isimli kişinin cinsel saldırısına maruz kaldığını ileri süren başvurucu, 8/3/2016 tarihinde kolluk birimlerine şikâyette bulunmuştur. Başvurucunun şikâyeti üzerine İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.

10. Kolluk görevlilerince alınan ifadesine göre başvurucu 4/3/2016 tarihinde bir arkadaşının doğum günü kutlamasının ardından 5/3/2016 tarihinde saat 00.00 ile 08.00 arası bir gece kulübünde eğlenirken bir ay önce tanıştığı arkadaşı E.E. ile karşılaşmış, gece kulübünden sonra birlikte sabah saatlerinde başka bir arkadaşının evine gitmiş; burada başvurucu ile E.E. arasında cinsel birliktelik yaşanmıştır. Saat 13.00'te E.E. ve F.S.A. ile birlikte E.E.nin evine giden başvurucu, F.S.A.nın hazırladığı kahveyi içerken sohbet ettiklerini, bir ara E.E.nin kardeşinin etrafta gezindikten sonra yanlarından ayrıldığını, akabinde E.E.nin de uyumak için diğer odaya gittiğini, bir süre kendinden geçtiğini, bu süreyi hatırlamadığını dile getirmiştir. Kendine geldiğinde eve gelince giydiği eşofman altının çıkarılmış olduğunu, F.S.A. ile cinsel birleşmenin gerçekleştiğini fark ettiğini belirten başvurucu, tepki vermek istediğini ancak hareket edemediğini, biraz daha kendine gelince F.S.A.ya "Çık çık." dediğini ve F.S.A.nın da üzerinden kalktığını, ardından tuvalete gittiğini iddia etmiştir. Kendine tam anlamıyla gelebilmesi ve E.E.nin uyanması için beklediğini belirten başvurucuya göre F.S.A., içtiği kahveye uyuşturucu veya uyarıcı bir madde ilave etmiştir. E.E. uyandıktan sonra ona olayları anlatmadığını, bu sırada F.S.A.nın uyuduğunu ifade eden başvurucu, bir süre televizyon izledikten sonra kendisinin de uyuyakaldığını, uyandıktan sonra ise evden ayrıldığını beyan etmiştir.

11. Ayrıca şikâyetinde başvurucu, cinsel saldırıya maruz kaldığını anlayınca sağlık raporu almak için müracaat ettiğini ancak adli rapor alamadığını, F.S.A.nın içtiği kahveye yabancı madde katarak ve bu şekilde kendisini etkisiz hâle getirerek cinsel saldırıyı gerçekleştirdiğini iddia etmiş; kan örneğinin ve giydiği kıyafetlerin incelenmesini talep etmiştir.

12. Şüpheli F.S.A., kolluk görevlilerince 8/3/2016 tarihinde alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş; başvurucu ile arasında yaşanan cinsel birlikteliğin başvurucunun rızasıyla gerçekleştiğini savunmuştur. Arkadaşı E.E.nin evine geldikleri ana kadar olan olaylar yönünden başvurucunun anlatımını doğrulayan F.S.A., kendisine kahve yaptığını, E.E. ve başvurucunun da kendisine aldığı bardaktan ara ara kahve içtiklerini, ayrı bardak kullanmadıklarını, başvurucunun salonda uyuduktan sonra E.E.nin uyumak için başka bir odaya gittiğini beyan etmiştir. Başvurucu uyandığında aralarında fiziki yakınlaşma başladığını, başvurucunun kendisine sarıldığını, kendisinin de başvurucuya dokunduğunu, daha sonra başvurucunun, giydiği eşofmanın altını çıkardığını ve yaklaşık on dakika cinsel ilişkiye girdiklerini ifade etmiştir. Cinsel ilişki sırasında başvurucunun gözlerinin açık olduğunu ve kendisini engellemediğini belirten F.S.A., birliktelik sonrası başvurucunun tuvalete gittiğini, akabinde birlikte televizyon izlediklerini ve sohbet ettiklerini, daha sonra uyuduğunu, uyandığında ise başvurucunun evde olmadığını dile getirmiştir.

13. Başvurucu hakkında 8/3/2016 tarihinde Zeynep Kamil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından genel adli muayene raporu düzenlenmiştir. Raporun ilgili kısmı şöyledir:

"Hastanın yapılan muayenesinde hymende 1 haftadan eski laserasyon izlendi. Hastada zorlamaya ait darp cebir fiili livata izine rastlanmadı."

14. Başvurucunun ve şüpheli F.S.A.nın incelenmek üzere kan örnekleri 8/3/2016 tarihinde alınmış, başvurucuya ait iç çamaşırıyla birlikte Başsavcılığın adli emanet birimine teslim edilmiştir. Başsavcılığın talebi doğrultusunda alınan kan ve diğer örnekler üzerinde moleküler genetik inceleme yapılmasına sulh ceza hâkimliğince karar verilmiştir.

15. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü (Adli Tıp Kurumu) tarafından 25/3/2016 tarihinde düzenlenen raporda Zeynep Kamil Eğitim Araştırma Hastanesinin raporundaki bulgulara göre başvurucunun cinsel istismara maruz kalıp kalmadığı hususuna açıklık getirilebilmesi için kişinin olay tarihinde olay anında üzerinde bulunan iç çamaşırlarının (yıkanmamış olarak) ve kişiden olay tarihinde alınmış olan örneklerin tetkik edilmek üzere Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas dairesine gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

16. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından başvurucu ve şüphelinin kan örnekleri ile başvurucuya ait iç çamaşırı incelenmiştir. İnceleme neticesinde 16/5/2016 tarihinde düzenlenen uzmanlık raporunda başvurucunun iç çamaşırındaki kanla meni lekesi üzerinde başvurucu ile şüpheli dışındaki erkek bir şahsa ait genetik yapı bulunduğu belirtilmiştir.

17. Başsavcılıkça 10/6/2016 tarihinde nitelikli cinsel saldırı suçu nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"...Şüphelinin eyleminin müştekinin rızası haricinde yaptığına dair dosyada delil bulunmamaktadır. Şüphelinin üzerine atılı Nitelikli Cinsel Saldırı suçunu müştekinin rızası ile gerçekleştirdiği anlaşıldığından ..."

18. Başvurucu, Başsavcılık kararına itiraz etmiş; itirazı İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hâkimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) tarafından 15/7/2016 tarihinde kabul edilerek soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir. Sulh Ceza Hâkimliğinin gerekçesi şöyledir:

"Müştekinin iddiasında şüpheli tarafından kendisine içinde uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunan kahve içirdiğini iddia ettiğinden müştekiden alınan kan numunesinin incelettirilerek içerisinde uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunup bulunmadığının tespit ettirildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..."

19. Başvurucunun 10/1/2017 tarihinde Başsavcılıkça ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde olay anında üzerinde bir ağırlık, hâlsizlik olduğunu, gözünün açık olduğunu, düşünebildiğini ancak hareket edemediğini, olaydan sonra düşüncelerini toparlayamadığını bu nedenle evde bulunanlara bir şey söyleyemediğini, olayın şoku ile dışarıya nasıl gideceğini bilemediğini beyan etmiştir.

20. Başvuruya konu olayın gerçekleştiği evin sahibi E.E. ve kardeşi Er.E. Başsavcılık tarafından 11/1/2017 tarihinde tanık olarak dinlenmiştir. E.E. beyanında eve hep birlikte gittikten sonra uyuduğunu, uyandığında herkesin evden ayrılmış olduğunu, kardeşi Er.E.nin ise bir ara eve geldiğini gördüğünü, başvurucunun olayla ilgili bir şey anlatmadığını, ev arkadaşı olan A.nın vefat ettiğini ifade etmiştir. Diğer tanık Er.E. ise eve birkaç dakika uğradığında başvurucu, F.S.A. ve ağabeyi E.E.nin muhabbet ettiklerini gördüğünü dile getirmiştir.

21. Sulh Ceza Hâkimliğinin soruşturmanın genişletilmesi kararı doğrultusunda başvurucudan alınan kan örneği üzerinde araştırma yapılması Adli Tıp Kurumundan talep edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 16/2/2017 tarihli yazısıyla başvurucuya ait kan örneğinin gönderilen materyaller içinden çıkmadığı için inceleme yapılmadığını belirtmiş ve gönderilen materyalleri Başsavcılığa iade etmiştir.

22. Başsavcılık tarafından Adli Tıp Kurumundan gönderilen mühürlü torba açılarak yapılan incelemede torba içinde sadece başvurucuya ait iç çamaşırı ile başvurucu ve şüpheliye ait bir adet ahşap pamuklu eküvyon çubuğu bulunduğu tespit edilmiş, bu tespite ilişkin 13/3/2017 tarihinde tutanak düzenlenmiştir.

23. Başsavcılıkça başvurucudan alınan kan örneğinin akıbeti ilgili kolluk birimine müzekkere yazılarak araştırılmış ancak herhangi bir bilgi bulunamamıştır.

24. Başsavcılığın 25/4/2017 tarihli kararıyla şüpheli hakkında yeniden kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Tanıklar [E.E.]; olay gecesi evde arkadaşları [A.], [F.] ve [Ö.] ile kendisinin olduğunu, kendisinin içeriye geçip uyuduğunu, uyurken ne olduğunu bilmediğini, olaydan sonra [Ö.nün] kendisine birşey söylemediğini beyan etmiştir.

Tanık [Er.E.]; anahtar almak için ağabeyinin evine gittiğinde, ağabeyini, müştekiyi ve şüpheliyi masada kahvaltı yaparlarken gördüğünü, kendisinin iki dakika evde kalıp anahtar aldıktan sonra çıktığını beyan etmiştir.

Müştekinin kan numuneleri üzerinde kimyasal tetkikler yaptırılmak istenmişse de, kan numunelerinin bulunu[la]maması sebebiyle bu mümkün olmamıştır.

Mevcut deliller ve dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, şüphelinin eylemi müştekinin rızası dışında gerçekleştirdiğine dair bir delil bulunmaması sebebiyle... "

25. Başvurucu, şüphelinin kovuşturulmaması kararına itiraz etmiş; itirazı 10/10/2017 tarihinde reddedilmiş; ret kararı başvurucuya 6/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

26. Başvurucu 6/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. G.G.K., B. No: 2014/19797, 9/1/2018, §§ 27-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Anayasa Mahkemesinin 3/3/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, kahvesine yabancı madde konarak hareketsiz kalmasına ve bu hâliyle cinsel saldırı eylemine maruz kalmasına rağmen soruşturma aşamasında alınan kan örneklerinin kaybolması nedeniyle eylemden sorumlu kişi hakkında ceza davası açılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca isminin kamuya açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun adil yargılanma hakkına yönelik şikâyetleri özü itibarıyla kötü muamele yasağı kapsamında kaldığından bu yönden inceleme yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başkaca bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

33. Anayasa Mahkemesinin kötü muamele yasağı kapsamında devletin sahip olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre Anayasa'nın 17. maddesi devlete, bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin elindeki tüm imkânları kullanarak maddi ve manevi varlığı tehlikede olan kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını, buna ilave olarak işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi yüklemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 52; G.G.K., § 45; E.A. [GK], B. No: 2014/19112, 17/5/2018, § 49).

34. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye -bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile- maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 82; G.G.K., § 46; E.A., § 50).

35. Devletin pozitif yükümlülüğünün bir parçası olarak usul yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 106; Tahir Canan, § 25).

36. Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

37. Bu kapsamda yürütülecek ceza soruşturmasının amacı insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyi değil uygun araçları kullanmayı gerektirir. Diğer yandan Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113; G.G.K., § 48).

38. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdırlar (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

39. Başvurucu, bir arkadaşının evinde içtiği kahveye ilave edildiğini düşündüğü bir madde nedeniyle düşünme ve hareket kabiliyetinin kısıtlanarak cinsel saldırıya maruz kaldığını ileri sürmüştür. Olaydan sorumlu olduğu iddia edilen F.S.A., üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş, başvurucuyla rızası dâhilinde cinsel ilişki yaşadıklarını savunmuştur. Başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarıyla başvurucunun daha önce cinsel ilişki yaşadığı, vücudunda darp, cebir veya fiilî livata bulgularının bulunmadığı belirlenmiştir.

40. Bu itibarla başvurucu ile şüpheli arasında cinsel birleşme yaşandığı ve bu birleşme sırasında şüphelinin fiziksel olarak başvurucuyu zorlamadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Diğer taraftan şüphelinin aksine başvurucu; bir maddeyle iradesinin etkisiz hâle getirildiğini, dolayısıyla yaşanan ilişkinin rızası dışında olduğunu ileri sürmektedir. Başvurucunun cinsel saldırıya maruz kaldığına ilişkin temel iddiası uyuşturucu veya uyarıcı bir madde etkisiyle rızasının sakatlanmasına yönelik olup bu iddianın gerçekliği ancak başvurucudan alınan kan örneklerinin incelenmesi sonucu ortaya çıkabilecek niteliktedir.

41. Nitekim başvurucunun şikâyeti üzerine derhâl ceza soruşturması başlatılarak olayla ilgili deliller toplanmış ve bu bağlamda başvurucunun kan örnekleri alınmıştır. İlk aşamada Başsavcılığın başvurucunun rızasıyla cinsel ilişki yaşadığı kabul edilerek şüpheli hakkında ceza davası açılmamasına ilişkin verdiği karar, başvurucudan alınan kan örneklerinin uyuşturucu veya uyarıcı madde yönünden incelenmemesi nedeniyle eksik araştırmaya dayandığı gerekçesiyle Sulh Ceza Hâkimliğince kaldırılmıştır. İtiraz merciinin işaret ettiği üzere olayın aydınlatılması bakımından başvurucudan alınan kan örneklerinin incelenmesi elzemdir.

42. Başsavcılığın kararının kaldırılmasının ardından soruşturmanın genişletilmesi amacıyla başvurucu ile olay günü evde bulunan tanıklar dinlenmiş ancak iddia edilen suça ilişkin bilgi elde edilememiştir. Her iki tanık da olayı görmediklerini ifade etmiştir. Yine bu kapsamda kan örnekleri incelenmek istenmiş ise de kan örneklerinin kaybolması nedeniyle inceleme mümkün olmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun olay anında iddia ettiği gibi uyuşturucu veya uyarıcı bir madde etkisi altında olup olmadığı belirlenememiş, sonuç olarak şüpheli hakkında ceza davası açılmasını gerektiren yeterli delil bulunmadığına karar verilmiştir.

43. Soruşturma mercii tarafından ilk olarak başka hususlar yanında elde edilen kritik önemde bir delilin bilimsel incelemesi yaptırılmadan bir karar verilerek soruşturma sonlandırılmıştır. Daha sonra soruşturmayı yeniden ele alan Başsavcılık, bu delilin kaybolması nedeniyle inceleme yaptıramamıştır. Bu nitelikte bir delilin süratle incelenmemesi ve daha sonra muhafaza edilmesinde gösterilen özensizlik nedeniyle incelenme imkânının ortadan kalkması yapılan soruşturmanın etkililiğine zarar vermiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve yeniden soruşturma yapılması talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

49. İhlalin soruşturma makamı kararından kaynaklandığı veya soruşturma makamının ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili soruşturma makamına gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden soruşturma sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir (Bazı değişikliklerle birlikte bkz. Mehmet Doğan, §§ 58, 60).

50. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Başsavcılığın işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Buna karşın ihlale neden olan durum yeniden soruşturma ile giderilebilecek nitelikte olmadığından yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. 257,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ö.Ö., B. No: 2017/39160, 3/3/2022, § …)
   
Başvuru Adı Ö.Ö.
Başvuru No 2017/39160
Başvuru Tarihi 6/12/2017
Karar Tarihi 3/3/2022
Resmi Gazete Tarihi 7/4/2022 - 31802

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, cinsel saldırı suçu ile ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Kamu görevlisinin güç kullanımı /sözlü veya fiziksel şiddet iddiaları İhlal İhlalin tespiti

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5237 Türk Ceza Kanunu 102
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi