logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Şaban Gören, B. No: 2018/23456, 6/9/2023, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ŞABAN GÖREN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/23456)

 

Karar Tarihi: 6/9/2023

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Fatma Burcu NACAR YÜCE

Başvurucu

:

Şaban GÖREN

Vekili

:

Av. Hatice YAVUZ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, işe iade talebiyle açılan davanın benzer olaya dayanılmak suretiyle açılan başka bir davada verilen kararın aksi yönünde bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Başvurucunun Açtığı Dava ve Bireysel Başvuruya Konu Davayla İlgili Süreç

2. Başvurucu 29/4/1983 ve 30/9/2016 tarihleri arasında OMV Petrol Ofisi Anonim Şirketinde (OMV A.Ş.) satış operasyon sorumlusu olarak çalışmıştır.

3. Başvurucu, iş akdinin haksız feshedildiğini ileri sürerek işe iade istemiyle 27/10/2016 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; pozisyonunda yer bulunmadığı gerekçesiyle iş akdinin haksız feshedildiğini, çalıştığı işyerine davalı Şirketin taşeron firma üstünden üç işçi aldığını belirterek feshin geçersizliğinin tespitini ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

4. Davayı inceleyen Samsun 4. İş Mahkemesi (Mahkeme) 18/5/2017 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu ilkelere göre somut olayda ve dosya içeriğine göre, davalı tarafça fesih sebebi olarak gösterilen işletmesel kararın açıkça ne olduğu, feshin son çare olması ilkesine göre feshin geçerli sebebe dayandığı, meydana geldiği iddia olunan istihdam fazlalığına ilişkin bir belge ile delil ibraz edilmemiş, tanık beyanlarına göre davacının iş akdinin feshinden sonra da işçi alımı yapıldığı, davalının savunmasında ileri sürüldüğü üzere taşeron şirket işçisi de olsa yeni işçi alımı yapıldığının anlaşıldığı, alınan bu işçilerin niteliği ve alındığı bölüm konusunda davalı tarafça bir açıklama yapılmadığı gibi alınan bu işçilerin davacının çalıştığı pozisyon ve bölüme alınmadığı, davacıya başka bölümde istihdam olanağı imkanı verildiği veya istihdam olanağı sağlanamamış ise sebebinin ,bu itibarla işletmesel kararın tutarlı şekilde uygulandığı ispat yükü kendisinde olan davalı tarafça ispat edilememekle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir."

5. Davalı işveren, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucunun çalıştığı bölümün alt işverene verilerek maliyetin düşürülmesi yönünde işletmesel karar alındığını ifade etmiştir. Dilekçede; başvurucunun maaşı daha fazla olan İstanbul'daki bir pozisyonda çalıştırılmak istendiğini, iş sözleşmesi ile başvurucunun her yerde çalışmayı kabul ettiğini, feshin son çare olmasına ilişkin ilkeye uygun hareket edildiğini ve alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılmaksızın mahkemece karar verildiğini ileri sürmüştür. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 13/7/2017 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

6. Kararda; başvurucunun işyerinde satış operasyon sorumlusu olduğu, davalı işverenin faaliyet konusunun akaryakıt satış işi olduğu, başvurucunun yaptığı işin asıl işin bir bölümü olması nedeniyle alt işverene verilmesinin mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Kararda ayrıca hukuka aykırı olarak alt işverene iş verilmesinin geçerli bir işletmesel karar olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı işverenin istinaf başvurusuna değer verilmediği ifade edilmiştir. Yine somut olayın özelliği ve taraf beyanlarına göre başvurucunun yaptığı işin alt işveren işçilerine verilerek işe yeni işçi alındığı, bu sebeple feshin son çare olması ilkesine uygun hareket edilmediği belirtilmiştir. Somut olayın açık olması nedeniyle ayrıca bilirkişi raporu alınmasının gerekmediği, bu sebeple ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği ifade edilmiştir.

7. Davalı tarafından süresinde karara karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.

8. Temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 16/5/2018 tarihli kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Davacının çalıştığı bölümün davalı işverenin aldığı işletmesel karar ile kapatılıp işin alt işverene devredilidği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davalı işletme feshin son çare olması ilkesine istinaden çalıştığı birim kapatıldığı için boşta kalan davacı işçiye başka bir yerde iş önerisinde bulunmuş olup ancak davacı işçi bu öneriyi kabul etmemiştir. Davacının önceden çalışırken alt işverene devredilen bölüme alt işveren tarafından yeni işçi alınması davacının durumunu etkilemez. Alt işveren aldığı işte kendi işçileriyle çalışabilir. Bu bakımdan mahkemenin alt işveren tarafından olsa bile davalı işyerine yeni işçi alındığı bu alım esnasında davacının değerlendirilmediği yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Açıklanan nedenle geçerli fesih nedeniyle davanın reddi gerekirken işverenin feshinin geçersiz olduğunu kabul eden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir."

9. Başvurucu, nihai hükmü 9/7/2018 tarihinde öğrendikten sonra 31/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

11. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

B. Başvuru Formunda Belirtilen ve Somut Davayla Benzer Nitelikte Olduğu İleri Sürülen Davalarla İlgili Süreç

12. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan işçi N.Ö. benzer iddialarla Samsun 2. İş Mahkemesinin E.2016/589 sayılı dosyasında 19/12/2016 tarihinde dava açmıştır. Samsun 2. İş Mahkemesi davayı 15/6/2017 tarihli kararıyla kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Davalı işveren tarafından davacıya gönderilen 14/12/2016 tarihli fesih yazısında yeniden yapılanma çalışmaları neticesinde, 01/05/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, İstanbul - Genel Müdürlük işyerinde finans direktörlüğü bünyesinde mutabakat merkezi uzmanı olarak görevlendirildiği, ancak 28/04/2016 tarihli yazıda beyan ile davacının İstanbul'a gelemeye gerekçesi ile önerilen yeni işi kabul etmediğini beyan etmiş olmakla, geçen süre zarfında şirket içinde yetkinlik ve deneyimlerine uygun pozisyon bulunamadığı gerekçesi ile iş akdinin 14/12/2016 tarihi itibariyle feshine karar verildiği bildirilmiş olup, yargılama aşamalarında dinlenen davacı tanıklarının ise beyanlarında, davacının işten çıkarılmadan evvel bulunduğu bölümde toplamda bir kısım tanık beyanlarına göre 3 kişi, bir kısım tanık beyanlarına göre 4 kişi çalışırlarken 3 yada 4 yeni eleman alındığının beyan edildiği anlaşılmış, yine davacı tanıklarının anlatımlarından yeni alınan elemanlardan 3 nün muhasebe bölümüne verilmiş olup, eğitimlerine davacı da dahil bu bölümdeki personelin vermiş olduğu, yeni elemanların davacı çıkarılmadan kısa bir süre önce alınmış olduğu, yeni eleman sonrasında davacı da dahil bu bölümdeki eski çalışanların işten çıkarıldığı, yeni elemanlara eski elemanlardan daha az aylık ücret verilmek suretiyle işe alınmış oldukları anlaşılmıştır.

...

Bu ilkeler doğrultusunda somut olayda dosya içeriğine göre değerlendirme yapıldığında davalı tarafça fesih sebebi olarak bildirilen işletmesel kararın açıkça ne olduğu veya yeni organizasyon yapısına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığı dikkate alınarak feshin son çare olması ilkesine göre feshin geçerli sebebe dayandığına ya da meydana geldiği iddia olunan istihdam fazlalığına ilişkin bir belge veya delil ibraz edilmediği dikkate alınmış, tanıkların anlatımları itibariyle davacının iş akdinin feshinden kısa bir süre önce işçi alımı yapılmış olup, bu işçilerin alımı sonrasında davacıda dahil aynı bölümdeki eski işçilerin iş akdine son verildiği, yeni alınan işçilerin eski işçilere oranla daha az bir maaşla işe alınmış olduğu anlaşılmış, davalı işveren tarafından fesih yazısında davacıya önerilebilecek uygun boş pozisyon bulunmaması sebebi ile iş akdi fesih edildiği belirtilmiş ise de, davacıya başka bir bölümde istihdam olanağı verildiğine ilişkin yada istihdam olanağı sağlanamamış ise bunun sebebinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği halde bu hususun davalı işverence ispat edilemediği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

13. Davalı işveren istinaf başvurusunda bulunmuştur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi20/9/2017 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar gerekçesinde; davacının çalıştığı birime üç yeni işçinin alındığı, yeni işçilerin işi öğrenmesinden sonra davacının işten çıkarıldığı, işverenin daha yüksek ücret alan eski işçi davacı yerine maliyeti daha düşük yeni işçiyi çalıştırmak için davacıyı işten çıkardığının ortaya çıktığı, davacıya İstanbul'da çalışmasına ilişkin teklifin samimiyetten uzak olduğu belirtilmiştir. Davalı işverenin feshinin geçerli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, tanık B.E.nin davacının çalıştığı yerdeki personel sayısının son bir ayda iki katına yükseltildiğini ve bir aylık süre sonunda davacıya ihtiyaç kalmadığından davacının işten çıkartıldığını beyan ettiği ifade edilmiştir. Kararda ayrıca işverenin işletmesel nedenlerle fesih savunmasının samimiyetten uzak olduğu belirtilmiştir. Davalı işveren kararı temyiz etmiştir. Karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10/9/2018 tarihli kararıyla onanmıştır.

14. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan işçi N.S., benzer iddialarla Mersin 2. İş Mahkemesinin E.2016/793 sayılı dosyasında 21/12/2016 tarihinde dava açmıştır. Mersin 2. İş Mahkemesi davayı 16/2/2017tarihinde kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı işveren tarafından 14.12.2016 tarihinde yeniden yapılandırma çalışması çerçevesinde davacıya önerilen "Aliağa İşyeri"ndeki pozisyonu kabul etmemesi ve önerilebilecek başka pozisyon olmaması sebebiyle iş akdi yazılı fesih bildirimi ile sonlandırılmıştır. Davacıya teklif edilen il dışındaki pozisyon, çalışma şartlarında esaslı değişiklik niteliğinde olmakla davacının bu durumu kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ayrıca dinlenen tanık beyanlarından davacının yerine aynı pozisyona, davacı işten çıkarıldıktan sonra başka biri alındığı anlaşılmaktadır. Alınan kişiyi davacının yetiştirdiği ve akabinde davacının hayat şartlarına göre( aile ve çocuk) kabul etmesinin mümkün olmayacağı bir teklifle davacı işten çıkartılarak aynı pozisyona işçi alınması yapılan feshin geçersizliğini ortaya koymaktadır. Geçerli fesih olgusunun davalı işveren tarafından ispatlanamadığı sonucuna varılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır."

15. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi20/9/2017 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar gerekçesinde, dinlenen tanık beyanlarından aynı pozisyona davacının yerine başka bir işçinin getirildiği, bu işçinin davacı tarafından yetiştirildiği, yirmi yıla yakın kıdemi olan davacıdan işyeri değişikliği teklifini kabul etmesinin beklenemeyeceği ifade edilmiştir. Kararda, işyerinde organizasyon yapısı değişikliği nedeniyle tanık beyanlarına göre 42 işçinin işten çıkarıldığı, bu işçilerden 38'inin işverenin aynı ilde bulunan değişik şubelerde farklı pozisyonlardaki görevlere verildiği ancak davacının işten çıkarılması yoluna gidildiği, buna göre davacı tarafça feshin kaçınılmaz hâle geldiğinin kanıtlanamadığı belirtilmiştir. Davalı işveren kararı temyiz etmiştir. Karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/5/2018 tarihli kararıyla onanmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

16. Başvurucu; işe iade talepli açtığı davanın diğer kişilerin aynı iddialarla açtıkları davalarda verilen kararların aksi yönünde bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ile 36. ve 55. maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma ve adil ücret haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, somut olayda başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esas yönünden ise derece mahkemeleri tarafından yapılan değerlendirme neticesinde davanın reddine karar verildiği belirtilerek hukuk kurallarını yorumlama yetkisinin derece mahkemelerine ait olduğuna, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durum olmadığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti mahiyetinde kalacağına ilişkin değerlendirmeler içeren Anayasa Mahkemesi kararlarına atfen başvuru incelenirken hem bu hususların hem de somut olayın kendine özel koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca somut olayda yerleşik içtihattan uzaklaşılıp uzaklaşılmadığı, içtihat farklılığı söz konusu ise bu farklılığın derinleşmiş ve süregelen bir nitelik kazanan içtihat farklılığına dayanıp dayanmadığı hususlarının yapılacak incelemede gözönünde bulundurulmasının yararlı olacağı ifade edilmiştir.

18. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü benzer nitelikteki davalarda farklı yönde kararlar verilmesi hususuna ilişkin olduğundan belirtilen ihlal iddiaları mahiyeti itibarıylaadil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

19. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik yönünden süre aşımı itirazında bulunulmuş ise de 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 16/5/2018 tarihli kararı başvurucuya 9/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu otuz günlük bireysel başvuru süresi içinde 31/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

20. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

21. Somut olayda başvurucunun çalıştığı işyerinde başvurucu ve farklı pozisyonda çalışan diğer bir işçi tarafından açılan işe iade davalarında başvurucunun işe iade talebi reddedilirken diğer işçinin davasının kabul ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca başvurucunun çalıştığı işyerinin Mersin şubesinde çalışan bir işçiyle ilgili olarak açılan davada daişe iade kararı verilmiştir.

22. Farklı sonuçlanan yargılamalarda davacılar aynı işyerinde çalışmışlarsa da işyerindeki statülerinin, çalışma koşullarının farklı olduğu, işletmesel ihtiyacın ve feshin geçerliğinin her bir davacı yönünden farklı değerlendirmelere yol açabileceği açıktır.

23. Anayasa Mahkemesinin kural olarak somut davadaki kanıtları değerlendirme ve hukuk kurallarını yorumlama gibi bir görevi yoktur. Ancak mahkemelerin yargılama sırasında taraflarca ileri sürülen argümanların gerçekliğinin tespitine yönelik gerekli ve etkili incelemeleri yapması, elde edilen deliller çerçevesinde ilgili ve yeterli bir gerekçeyle değerlendirme yaparak ulaştığı sonucun makul ve öngörülebilir sınırlar içinde olması adil yargılanma hakkının bir gereğidir.

24. Başvuru konusu olayda başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların yargılama mercilerince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, başvurucunun iddialarını ve itirazlarını ileri sürme imkânından yoksun bırakılmadığı, mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 6/9/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Şaban Gören, B. No: 2018/23456, 6/9/2023, § …)
   
Başvuru Adı ŞABAN GÖREN
Başvuru No 2018/23456
Başvuru Tarihi 31/7/2018
Karar Tarihi 6/9/2023

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, işe iade talebiyle açılan davanın benzer olaya dayanılmak suretiyle açılan başka bir davada verilen kararın aksi yönünde bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-hukuk) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi