logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Sevil Karaaslan, B. No: 2018/24006, 15/9/2021, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SEVİL KARAASLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/24006)

 

Karar Tarihi: 15/9/2021

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Zehra GAYRETLİ

Başvurucu

:

Sevil KARAASLAN

Vekili

:

Av. Abdulmecit YILDIRIM

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 1992 doğumlu olan başvurucu, bireysel başvuru konusu olayların gerçekleştiği tarihte İstanbul'da ikamet etmektedir.

10. Kimliği belirtilmeyen bir kişi tarafından 16/3/2016 tarihinde Manisa Emniyet Müdürlüğüne ihbarda bulunularak başvurucunun PKK terör örgütünün dağ kadrosunda kayıtlı olduğu iddia edilmiştir. İhbarı değerlendiren Salihli Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) olayla ilgili soruşturma başlatılmıştır.

11. Soruşturma kapsamında başvurucu, silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği şüphesiyle 16/3/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu; müdafiinin de hazır bulunduğu 17/3/2016 tarihli savcılık sorgusunda detaylı açıklamalarda bulunarak PKK terör örgütüne kendi isteğiyle katıldığını, bir dönem örgütün basın görevlisi olduğunu, örgüt adına herhangi bir silahlı eylemde bulunmadığını ifade etmiştir. Başvurucu aynı tarihte tutuklanarak Salihli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.

13. Bakanlığın görüş yazısına göre başvurucu, 23/3/2016 tarihinde İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir. Ulusal Yargı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığı ile erişilen bilgi ve belgelere göre başvurucunun nakil sebebinin örgütsel durumu nedeniyle nakil kapsamında olduğu anlaşılmıştır.

14. Soruşturma sonucunda Başsavcılığın 16/6/2016 tarihli iddianamesi ile aralarında başvurucunun da bulunduğu bir kısım şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve sair suçlardan kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDG-H Ege Bölgesi sorumlusu olduğu iddiasına yer verilmiştir. İddianamede ayrıca Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca PKK terör örgütüne yönelik olarak yürütülen başka bir soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin üst aramalarında bir adet harici belleğin ele geçirildiği ve söz konusu harici bellek içinde başvurucuya ait "PKK Komitesine Bireysel Yoğunlaşma Raporumdur" isimli üç sayfadan oluşan bir öz geçmiş ve faaliyet raporunun bulunduğu iddia edilmiştir.

15. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılamada 27/6/2016 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda duruşmanın 21/10/2016 tarihinde yapılmasına ve başvurucunun duruşma tarihinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanması hususunda tutuklu bulunduğu İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

16. Başvurucu, yargılamanın 21/10/2016 tarihli celsesine SEGBİS aracılığı ile katılmıştır. Mahkemece başvurucunun soruşturma aşamasındaki ifadeleri okunarak bunlara ilişkin herhangi bir beyanı olup olmadığı kendisine sorulmuştur. Duruşma Tutanağı'na göre başvurucu; SEGBİS aracılığı ile savunmak yapmak istemediğini, savunmasını yüz yüze yapmak istediğini Mahkemeye bildirmiştir. Talebi kabul eden Mahkeme, başvurucunun savunmasının alınması amacıyla bir sonraki celsede duruşma salonunda hazır edilmesinin İnfaz Kurumundan istenilmesine karar vererek duruşmayı 27/10/2016 tarihine ertelemiştir.

17. 27/10/2016 tarihli celsede başvurucu, müdafiinin de hazır bulunmasıyla savunma yapmıştır. Duruşma Tutanağı'na göre başvurucu; tercüman aracılığı ile alınan savunmasında özetle suçlamayı kabul etmediğini, PKK terör örgütünün herhangi bir faaliyetine katılmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece duruşma 22/11/2016 tarihine ertelenmiş ve duruşma tarihinde başvurucunun SEGBİS aracılığı ile duruşmada hazır edilmesine karar verilmiştir.

18. Yargılamanın 22/11/2016 tarihli celsesinde Başsavcılık esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Duruşma Tutanağı'na göre başvurucunun mütalaaya karşı beyanları kendisine sorulmuş; başvurucu, SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmayı kabul etmediği için mütalaaya karşı beyanda bulunmayacağını ifade etmiştir. Başvurucu müdafiinin esas hakkında savunma hazırlamak için süre talebinde bulunması üzerine Mahkemece duruşma 20/12/2016 tarihine ertelenmiştir.

19. Yargılamanın 20/12/2016 tarihli celsesine SEGBİS aracılığıyla katılan başvurucu,mütalaanın kendisine bildirilmediğini ve mütalaaya karşı beyanlarını SEGBİS aracılığı ifade edemeyeceğini belirterek duruşmada bizzat hazır bulundurulmayı talep etmiştir. Mahkemece duruşma 26/1/2017 tarihine ertelenmiş ve duruşma tarihinde başvurucunun SEGBİS aracılığı ile duruşmada hazır edilmesine karar verilmiştir.

20. 26/1/2017 tarihli son celseye de SEGBİS aracılığı ile katılan başvurucu; SEGBİS aracılığı ile ifade vermeyeceğini, duruşmada hazır bulunmak istediğini belirtmiştir. Öte yandan Duruşma Tutanağı'na göre iddia makamının esasa ilişkin mütalaası başvurucuya İnfaz Kurumunda tebliğ edilmiştir.

21. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına 26/1/2017 tarihinde karar vermiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun duruşma salonunda hazır edilmeyerek SEGBİS aracılığı ile duruşmalara katılımının sağlanmasının gerekliliği hususunda açıklamalarda bulunulmuştur. Bu bağlamda kararda başvurucunun savunma hakkının kısıtlanmaması amacıyla en az bir defa duruşma salonunda hazır bulundurularak savunmasının yüz yüze alındığı ifade edilmiştir. Karara göre sanığın savunmasının alınması için en az bir defa duruşma salonunda bulundurulması yönündeki uygulama Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/6/2016 tarihli ve E.2016/2728, K. 2016/4152 sayılı içtihadına da uygundur.

22. Başvurucu; -diğerlerinin yanı sıra- Yargıtayın yerleşik içtihadı uyarınca ceza davalarında ilk ve son savunmanın alındığı veya esasa ilişkin delillerin tartışıldığı oturumlara sanığın SEGBİS aracılığı ile katılımının sağlanmasının açık kabule bağlı olduğunu, buna rağmen esasa ilişkin mütalaaya karşı savunmasının alınacağı son oturumda kabul etmediği hâlde SEGBİS bağlantısı kurularak savunma yapmaya zorlandığını, bu durumun bozmayı gerektirdiğini ileri sürerek karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur.

23. Başvurucunun istinaf talebi, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 14/4/2017 tarihli kararı ile esastan reddedilmiştir.

24. Başvurucu, istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek 9/5/2017 tarihinde temyiz kanun yoluna müracaat etmiştir.

25. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22/2/2018 tarihli kararı ile hüküm onanmıştır. Başvurucu, müddetnamenin tebliğ edildiği 3/7/2018 tarihinde karardan haberdar olduğunu beyan etmiştir.

26. Başvurucu 30/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. İlgili hukuk kaynakları için bkz. Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 38-60.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 15/9/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu, duruşmalarda hazır bulundurulmayı talep ettiği hâlde talebinin kabul edilmeyerek SEGBİS aracılığı ile duruşma yapılarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde; SEGBİS ile ilgili mevzuat hakkında açıklamalarda bulunularak SEGBİS yönteminin hangi durumlarda uygulanabileceğinin, hangi mercinin bu yöntemin kullanılmasına karar verme yetkisine sahip olduğunun ve ses-görüntü bağlantısı için gerekli olan teknik altyapıya ilişkin koşulların ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlendiği belirtilmiştir. Görüş yazısında; SEGBİS ile ifadesi alınanların duruşma salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânı bulunduğu, yargılama makamının ve duruşmada hazır bulunan diğer kişilerin de aynı şekilde ifade alma, beyanda bulunma ve soru yöneltme gibi yargısal işlemleri karşılıklı olarak gerçekleştirebilme imkânına sahip oldukları, başka bir ifadeyle SEGBİS'in içerdiği bu özellikler sayesinde yargılamanın unsurlarından biri olan yüz yüzelik ilkesinin gerçekleştiği belirtilmiştir.

31. Bakanlık görüşünde ayrıca; yargılamanın bir bütün olarak ele alınması gerektiği, SEGBİS aracılığı ile yapılan duruşmada başvurucuya duruşma salonundakileri net bir biçimde görebilme, söylenenleri duyabilme imkânı sunulduğu, başvurucunun avukat yardımından da yararlanmak suretiyle herhangi bir sınırlamaya maruz kalmadan ve teknik bir bağlantı sorunu yaşamadan etkili bir şekilde savunma yapma imkânı bulduğu ifade edilmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında yargılamanın yapıldığı Mahkemede hazır bulundurulmamasının herhangi bir zorlayıcı nedene dayanmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, İnfaz Kurumunun yargılamanın görüldüğü Mahkemeye yakın bir mesafede bulunduğunu, ayrıca Manisa ile Salihli arasındaki güzergâh üzerinde güvenlik açısından tehlikeli bir durumun da mevcut olmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

33. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

 “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkı yönünden incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

36. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki şikâyetleri Şehrivan Çoban (aynı kararda bkz. §§ 72-104) kararında incelemiş olup anılan karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi Şehrivan Çoban kararında Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının duruşmada hazır bulunma hakkını da kapsadığını belirterek ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılmasının büyük önem arz ettiğini vurgulamıştır (Şehrivan Çoban, §§ 73, 74). Anayasa Mahkemesi anılan kararda sanığın ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit ederek bu müdahalenin Anayasa'nın 36. maddesini ihlal edip etmediğine ilişkin değerlendirmenin ise kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden yapılacak inceleme sonucunda belirlenebileceğini ifade etmiştir (Şehrivan Çoban, §§ 78-81). Buna göre sanığın SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılımının sağlanması şeklindeki müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuni bir temelinin bulunması, meşru bir amaca dayalı ve ölçülü olması gerekmektedir (Şehrivan Çoban, §§ 82-88).

37. Anayasa Mahkemesi Şehrivan Çoban (aynı kararda bkz. §§ 89-95) kararında söz konusu müdahalenin ölçülü bir müdahale olarak kabul edilebilmesi için gerekli olan genel ilkeleri de ortaya koymuştur. Bu genel ilkelere göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin ölçülü bir müdahale olup olmadığı ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri yönünden yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre belirlenebilecektir. Buna göre duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olduğunun gösterilmesi ve orantılılık yönünden bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede özellikle gereklilik ilkesi uyarınca suç isnadına ilişkin yargılamalarda duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır (Şehrivan Çoban, §§ 89-93).

38. Müdahalenin gerekli olduğunun ortaya konulduğu hâllerde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği orantılılık açısından incelenmelidir. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı hususları detaylı bir incelemeye tabi tutulmalıdır. Orantılılık açısından yapılacak değerlendirmede, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren (esaslı) nitelikte bir işlem olup olmadığına da bakılmalıdır (Şehrivan Çoban, § 94).

39. Somut olayda başvurucunun duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin Mahkemece reddedilmesi 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin (4) numaralı fıkrasına dayandığından anılan müdahale kanunilik ölçütünü karşılamaktadır.

40. Ölçülülük ilkesi açısından ilk olarak müdahalenin elverişli olup olmadığı incelenmelidir. Somut olayda başvurucunun SEGBİS yoluyla duruşmaya katılımının sağlanmak istenmesinin amacı ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferi nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacına dayanmaktadır. Buna göre duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin makul sürede yargılama yapılması amacına ulaşılması bakımından elverişli bir araç olduğu söylenebilir.

41. İkinci olarak müdahalenin gerekli olup olmadığı incelenmelidir. Ölçülülük denetiminde gereklilik ölçütü, müdahalede bulunulurken en hafif aracın seçilmesi anlamına gelmektedir (Şehrivan Çoban, § 90). Gereklilik ölçütü yönünden duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir (Şehrivan Çoban, § 91). Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Başvuru konusu olayda Mahkeme sanığın savunmasının alınması için en az bir defa duruşma salonunda bulundurulmasının savunma hakkının kısıtlanmaması açısından yeterli güvence oluşturduğu yönündeki Yargıtay kararına atıf yaparak başvurucunun yargılama safahatında bir kez duruşma salonunda hazır bulundurulduğu gerekçesiyle devam eden celselere SEGBİS aracılığı ile katılımını uygun görmüştür. Mahkemece başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebinin yargılama aşamasında en az bir defa duruşma salonunda bulunarak savunma yapılmış olunmasının savunma hakkının kısıtlanmaması için yeterli güvence oluşturduğu yönünde değerlendirme içeren Yargıtay kararına dayanılarak reddedilmesinin genel ve kategorik bir yaklaşıma dayandığı not edilmelidir. Nitekim Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan nedenleri somut bir şekilde açıklamamıştır. Diğer bir ifadeyle hangi zorlayıcı nedene dayalı olarak başvurucunun duruşmada hazır bulundurulmadığı karar gerekçesinden anlaşılmamaktadır. Dahası başvurucu, yargılamanın görüldüğü ildeki Salihli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmakta iken yargılama başlamadan örgütsel durumu nedeniyle nakil kapsamında başka bir ildeki İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir. Bununla birlikte anılan nedenler kararda gösterilmemiştir. Buna göre yargı organları ile ceza infaz kurumu idaresinin başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının gerekliliklerinin sağlanmasına uygun şekilde planlama yaptığına dair bir veriye ulaşılamamıştır. Diğer taraftan yargılamanın görüldüğü Mahkeme ile başvurucunun nakledildiği İnfaz Kurumunun aynı yargı çevresi içinde yer aldıkları ve Mahkeme ile İnfaz Kurumu arasındaki yol mesafesinin de kısa olduğu anlaşılmaktadır.

42. Başvurucunun SEGBİS aracılığıyla katıldığı duruşmada Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü bildirmiş ve Mahkemece hüküm verilmiştir. Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaası başvurucuya yazılı olarak İnfaz Kurumunda tebliğ edilmiş ise de başvurucunun duruşma salonunda hazır bulundurularak esasa ilişkin savunma yapma talebi reddedilmiştir. Diğer bir ifadeyle esas hakkındaki mütalaanın okunduğu ve başvurucu hakkında hüküm verildiği yani esaslı işlemlerin yapıldığı oturumlarda başvurucu duruşmada hazır bulunamamıştır. Buna göre terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan başvurucunun esaslı işlemlerin yapıldığı oturumlarda hazır bulundurulmaması yargılamanın adilliğine zarar vermiştir.

43. Bu çerçevede derece mahkemelerince diğer alternatifler değerlendirilmeden ve olaya özgü somut gerekçeler sunulmadan doğrudan başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilmesi, en uygun aracın seçilmemesi sebebiyle müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna yol açmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun esas hakkında işlemlerin yapıldığı duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilmesinin zorunlu olduğu derece mahkemelerince somut bir biçimde ortaya konulamadığı için müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır.

44. Müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna varıldığından ölçülülük açısından ayrıca orantılılık incelemesi yapılmamıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

B. Diğer İhlal İddiaları

46. Başvurucu, dosyadaki tek delil olan harici bellek üzerinde hiçbir araştırma yapılmadan hukuka aykırı delillere dayanarak mahkûmiyet hükmü kurulduğunu ileri sürmüştür.

47. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürdüğü şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

49. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur.

50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

53. İncelenen başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Salihli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

55. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Selahaddin MENTEŞ'in karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Salihli Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/173, K.2017/22) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/9/2021 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY

1. Mahkemenin Sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun adil yargılama kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkını ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki çoğunluk kararına belirtilen gerekçelerle katılmadım.

2. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli kararında ayrıntılı olarak özetlenmiştir. Başvurucu hakkında; terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması istemiyle Salihli Ağır Ceza mahkemesine dava açılmıştır.

3. Mahkeme tensip tutanağında başvurucunun savunmasının SEGBİS sistemiyle alınmasına karar verilmiştir.

4. Başvurucu 21.10.2016 tarihli celseye SEGBİS aracılığıyla katılmıştır. SEGBİS sistemi ile savunma yapmak istemediğini savunmasını yüz yüze yapmak istediğini mahkemeye bildirmiştir. 27.10.2016 tarihli celsede de başvurucu müdafi huzurunda savunmasını yapmıştır. 22.11.2016 tarihli başsavcılık esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Başvurucu mütalaaya karşı beyanlarını SEGBİS üzerinden bildirmeyeceğini savunmasını mahkeme huzurunda bizzat yapacağını ifade etmiştir.

5. Mahkemece esas hakkındaki mütalaa infaz kurumunca başvurucuya tebliğ edilmiştir. Ağır ceza mahkemesince başvurucuya mütalaaya karşı beyanda bulunması için ayrıca süre verilmiştir. Ancak buna rağmen başvurucu tarafından savunma SEGBİS üzerinden yapılmamıştır. Mahkemede süreye rağmen esas hakkında savunmasını yapmayan başvurucu hakkında karar vermiştir.

6. UYAP; teknolojik gelişmeleri kullanarak Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının, bağlı ve ilgili kuruluşların, adli ve idari tüm yargı veya yargı destek birimlerinin donanım veya yazılım olarak iç otomasyonunu benzer şekilde bilgi otomasyonun sistemlerini kurmuş kamu kurum ve kuruluşları ile dış entegrasyonu sağlayan bir bilişim sistemidir. Elektronik imza alt yapısına uygun olarak geliştirilmiş merkezi bir bilgi sistemi kurulmuş bu sistemde yargı ve yargı destek birimleri arasında fonksiyonel tam entegrasyon sağlanmıştır. Sistemde elektronik imza rolleri bulunan hâkim, savcı, avukat, zabıt kâtibi, vatandaş yetkileri çerçevesinde her türlü bilgi belge sisteme aktarmakta sistemde aktif ve güvenli işleyişi sağlamaktadır. Daha önce yazışma ve ara kararı gerektiren bilgi ve belgeler e devlet sisteminden güvenli olarak doğrudan temin edilebilmektedir.

7. UYAP ile ilgili kanuni alt yapı başta 5271 sayılı Kanun (CMK) olmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili bütün kanunlara ve yönetmeliklere düzenlemeler konularak sağlanmıştır. Bu bağlamda CMK’nın “Elektronik işlemler” kenar başlıklı 38/A maddesinde UYAP ile ilgili olarak (ayrıntılı hükümler içeren) şu düzenlemeye yer verilmiştir.

“(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.

(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.

(4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.

(5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.

(6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.

(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.

(8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.

(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez.

(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

8. CMK’nın 147. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendinde ise ifade alma ve sorgu işlemlerinde kaydında teknik imkanlardan yararlanılacağı hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 196. maddesinde de “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması” kenar başlığı altında sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun ve savunmasının yapılabileceği belirtilmiştir.

9. SEGBİS sistemi ulusal ağı yargı sisteminde ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği bir bilişim sistemidir. SEGBİS teknik özellikleri ve donanımı itibariyle UYAP’ta görüntülü kayıt yapıldığı takdirde duruşma salonunun bir parçası olarak işlev görmektedir. Sistemde ifade alınırken SEGBİS ile duruşma salonuna bağlanan kişiler duruşma salonundakileri görmekte duruşmada yapılanları takip edebilmekte konuşulanları duyabilmektedir.

10. SEGBİS sistemine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla çıkarılan ve 29/9/2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in 9. maddesinde görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması imkânın varlığı halinde kanunlardaki usul esaslar dairesinde soruşturma veya kovuşturma aşamasındaki yapılan her türlü işlemin SEGBİS ile kayda alınacağı belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin ceza infaz kurumunda bulunanlar başlığı altında ceza infaz kurumunda bulunan kişinin SEGBİS ile dinlenebileceği ve bu sistem ile duruşmaya katılabileceği düzenlenmiştir.

11. Öte yandan Anayasa’nın 141. maddesinde son fıkrasında “Davaların az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırması yargının görevidir.” denmektedir. Bunun bir yansıması olarak CMK’nın temel yaklaşımı duruşmanın tekliği (tek bir celsede tamamlanması) ilkesidir. UYAP ve SEGBİS sistemi teknik alt yapısı ve sağladığı imkanlar ile bilgi ve belgeye ulaşım kolaylığı göz önüne alındığında tümüyle bu sistemi sağlamaya yönelik olarak tasarlandığı söylenebilir. Dolayısıyla SEGBİS sistem olarak Anayasa’nın bu kuralına uygun ve kuralla öngörülen meşru amacı sağlamaya yönelik olarak işlemektedir.

12. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde başvurucunun duruşmaya SEGBİS yoluyla katılımın sağlanması başlı başına adil yargılanma hakkına aykırı bir durum değildir.

13. Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nce başvurucunun talebi üzerine duruşma salonunda hazır edilerek müdafi huzurunda savunması alınmıştır. Esas hakkındaki mütalaa kendisine tebliğ edilmiş, birden kez fazla süre verilerek SEGBİS sistemi üzerinden duruşmalara katılımını sağlanmasını gerekliliği konusunda açıklamalarda bulunulmuştur. Buna rağmen esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmayan başvurucu hakkında hüküm kurulmuştur.

14. Başvurucunun hukuki durumu Salihli Ağır Ceza Mahkeme’si tarafından CMK da kisanığa ait olan haklardan ‘Susma Hakkı’nı kullanması olarak değerlendirilmiştir. Salihli Ağır Ceza mahkemesince SEGBİS üzerinden usul kurallarına uyarak yargılama faaliyetini neticelendirmiştir. Bu yargılama Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir.

15. Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirildiğinde başvurucunun duruşmaya SEGBİS yoluyla katılımının sağlanması başlı başına adil yargılanma hakkına aykırı bir durum olmadığından sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.

 

 

 

 

Üye

 Selahaddin MENTEŞ

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Sevil Karaaslan, B. No: 2018/24006, 15/9/2021, § …)
   
Başvuru Adı SEVİL KARAASLAN
Başvuru No 2018/24006
Başvuru Tarihi 30/7/2018
Karar Tarihi 15/9/2021

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Duruşmada hazır bulunma hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 147
196
5275 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun 53
56
Yönetmelik 20/9/2011 Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik 14
Genelge 6/5/2015 Ceza infaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgesi 18
22
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi