logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanma Kılavuzu English

(Ahmet Sülük, B. No: 2018/6159, 23/6/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AHMET SÜLÜK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/6159)

 

Karar Tarihi: 23/6/2020

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucu

:

Ahmet SÜLÜK

Vekili

:

Av. Hasan Önder SULU

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/2/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1971 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte Gaziantep'te ikamet etmektedir.

9. Başvurucu çeşitli tarihlerde Facebook isimli sosyal medya platformundaki kendisine ait hesaptan PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın tek başına olan ve ayrıca ellerinde silahlar bulunan terör örgütü mensuplarıyla çekilmiş fotoğraflarını, bunlardan başka terör örgütü mensuplarının uzun namlulu silahlarla çekilmiş fotoğraflarını paylaşmıştır.

10. Başvurucu hakkında söz konusu paylaşımları nedeniyle Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından PKK terör örgütünün propagandasını yapma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu anılan soruşturma kapsamında 23/1/2018 tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucunun ilk ifadesi 28/1/2018 tarihinde Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğünde kolluk personeli tarafından alınmıştır. Başvurucu ifadesinde genel olarak Saadet Partisi üyesi olduğunu, söz konusu paylaşımları örgütsel bir amaçla yapmadığını ve paylaşımların suç olduğunu bilmediğini ifade etmiştir.

12. Başvurucu, terör örgütünün propagandasını yapma suçundan tutuklanması istemiyle 29/1/2018 tarihinde Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu aynı tarihte yapılmıştır. Başvurucu, Hâkimlikte şu şekilde açıklamalarda bulunmuştur:

"Ben asla hiçbir terör örgütü ile ilgili bir propaganda yapmadım, facebook hesabı kullanıyorum, bu paylaşımları ben yaptım ama suç unsuru içerdiğini bilmiyordum, ben sadece düşüncelerimi ifade etmek için bu paylaşımları yaptım arama da ele geçirilen kağıt üzerindeki not şeklindeki yazılar bana ait benim tarafımdan yazıldı ancak ben bunu bir örgüt propagandası maksadıyla yapmadım, yazmış olduğum bu yazı zeytindalı öncesinde yazılmış olan bir yazıdır, herhangi bir örgüte üye değilim herhangi bir örgütün faaliyetlerine katılmadım, paylaşımlarda bulunan fotoğraflar iranda bulunan KDP'nin [Kürdistan Devrim Partisi] resimleridir, bunları paylaşmanın suç olduğunu bilmiyordum ...üzerime atılı suçu kabul etmiyorum..."

13. Hâkimlik tarafından başvurucunun terör örgütünün propagandasını yapma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Şüphelinin yüklenen suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun niteliği, atılı suç için Kanunda öngörülen cezanın miktarı, mevcut delil durumu (araştırma tutanağı bilirkişi ön inceleme raporu arama tutanağı, vs.evraklar) atılı suçun 5271 sayılı CMK'nın 100/3-a- maddesi gereğince suçun işlendiği hususunda kuvvetli suç sebeplerinin varlığı nedeniyle tutuklama nedeni var sayılan suçlardan olması hususları gözetildiğinde CMK'nın 109 maddesinde belirtilen adli kontrol tedbirleri ile bir koruma tedbiri olan tutuklama ile hedeflenen amaca ulaşılamayacağı, tutuklamanın isnat edilen fiilin önemine göre haksızlığa yol açmayacak mahiyette olması ve tutuklamanın ölçülülük ve orantılılık ilkelerine uygun olması nedenleriyle CMK'nın 100 ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin atılı suçtan tutuklanmasına...[karar verildi.]"

14. Başvurucu 1/2/2018 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/2/2018 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

15. Başvurucu, anılan kararı 14/2/2018 tarihinde öğrenmiştir.

16. Başvurucu 14/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 6/2/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun terör örgütünün propagandasını yapma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

18. İddianamede ilk olarak PKK terör örgütüne ve örgütün yapılanmasına ilişkin birtakım açıklamalara değinilmiş, sonrasında ise başvurucunun atılı suçu işlediğine dair açıklamalara yer verilmiştir. İddianamede suça konu edilen olgular özetle şöyle ifade edilmiştir:

i. Başvurucunun kullanmakta olduğu Facebook isimli sosyal medya hesabından PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın terör örgütü mensuplarıyla ve ayrıca terör örgütü mensuplarının uzun namlulu silahlarla çekilmiş fotoğraflarını paylaştığı belirtilmiştir.

ii. Başvurucudan elde edilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda dijital materyallerin içeriğinde Abdullah Öcalan'ın resminin bulunduğu tespit edilmiştir.

iii. Başvurucunun evinde yapılan aramada bazı örgütsel dokümanların ele geçirildiği, bu kapsamda ülkemizin de aralarında bulunduğu devletler için "SADE MÜSLÜMAN GÖRÜNÜMLÜ YAHUDİLER YÖNETİYOR BU DEVLETLERİ" şeklinde ifadelerin yazıldığı, yine "İSLAMİ VE İNSANİ HAKKI TALEP ETMEK BÖLÜCÜLÜK İSE EVET BEN BÖLÜCÜYÜM" şeklinde bir ifadenin de olduğu belirtilmiştir.

19. Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 8/2/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/85 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme 6/4/2018 tarihli kararıyla başvurucu hakkında terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası tayin ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Aynı kararla başvurucunun tahliyesine de hükmolunmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...sanığın facebook isimli sosyal medya hesabı incelendiğinde, sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan ve ellerinde uzun namlulu silahlar bulunan terör örgütü mensupların toplu bulunduğu fotoğrafı paylaştığı, sanığın bu paylaşım ilePKK/KCK silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ve bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde örgütün propagandasını yaptığı,5237 sayılı TCK'nın 6/5-g maddesi ve 3713 sayılı kanunun 7/2 maddesinin 2. cümlesi dikkate alındığında sanığın bu suçu basın ve yayın yolu ile işlediği anlaşılmıştır. Sanığın bahsi geçen paylaşımı dışındaki paylaşımlarının Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilgili olduğu, bu yönetime mensup kişilerin fotoğraflarını ve bayrağını paylaştığı görülmüştür. Bu sebeple sanığın PKK silahlı terör örgütünü simgeleyen ve anılan terör örgütünün elebaşı olan Abdullah Öcalan'a ve yanında bulunan silahlı şahıslara ait tek bir paylaşımının propaganda içerikli olduğu diğer paylaşımlarının yasal bir yönetimle ilişkili olduğu anlaşılmakla sanık hakkında TCK'nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir ..."

20. Başvurucu karara 12/4/2018 tarihinde itiraz etmiş, söz konusu itiraz 27/4/2018 tarihinde Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018, §§ 41-64.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 23/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebinin İncelenmesi

23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve bireysel başvuru tarihinde ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu; sosyal medya hesabından yaptığı bazı paylaşımlar nedeniyle tutuklandığını ancak söz konusu paylaşımlarda şiddet içerikli bir açıklama olmadığı gibi şiddete teşvik edici bir açıklamanın da yer almadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca tutuklama kararının ve tutukluluğa itiraz üzerine verilen kararın gerekçe içermediğini, matbu ve soyut nitelikte olduğunu ifade etmiş ve tüm bu nedenlerle ifade özgürlüğünün, kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

25. Bakanlık öncelikle başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin olarak bir görüş bildirmiştir. Bakanlık görüşünde, başvurucunun yargılama sürecinde tahliye olması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları dikkate alındığında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenleme altına alınan tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği ancak bu yolun tüketilmediği belirtilmiş ve başvurunun kabul edilemez bulunması gerektiği ifade edilmiştir.

26. Bakanlık görüşünde, başvurunun esasına ilişkin olarak ise başvurucu hakkındaki tutuklama kararında açıklanan gerekçeler itibarıyla somut olayda başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği noktasında tutuklamaya esas alınan delillerin objektif bir gözlemciyi ikna edecek yeterlilikte olduğu ileri sürülmüştür. Bundan başka Bakanlık, tutuklamaya dair verilen kararlara ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun da savunulamayacağını ifade etmiştir.

27. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen yolun etkili bir yol olmadığını, hakkında herhangi bir şekilde beraat kararı verilmediği için bu kapsamda açacağı davanın başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca terör örgütünün propagandasını yapma suçunun düzenlendiği kanun hükmünün açık ve öngörülebilir olmadığını, yaptığı paylaşımların şiddete teşvik etmediğini, kaldı ki derece mahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeye de sahip olmadığını belirtmiştir. Tüm bu nedenlerle başvurucu ifade özgürlüğünün, kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini bir kez daha savunmuştur.

2. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Genel İlkeler

30. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak genel ilkeler için bkz. Şahin Alpay (aynı kararda bkz. §§ 77-91) başvurusu hakkında verilen karar.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

31. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, terör örgütünün propagandasını yapma suçunu işlediği iddiasıyla yürütülen bir soruşturma (bkz. § 10) kapsamında 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz. § 13). Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

32. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

33. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiş ve bu kapsamda araştırma tutanağı, bilirkişi ön inceleme raporu ve arama tutanağı gibi bir kısım delillere atıf yapılmıştır (bkz. § 12).

34. Başvurucu hakkındaki iddianamede ise başvurucunun sosyal medya hesabında PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın ve terör örgütünün diğer bazı mensuplarının ellerinde uzun namlulu silahlarla topluca yer aldığı fotoğraflar patlaştığı, ele geçirilen dijital verilerde Abdullah Öcalan'ın resminin bulunduğu ve konutunda yapılan aramada bölücülüğe yönelik bazı ifadelerin olduğu dokümanların ele geçirildiği belirtilmiştir. Başvurucu hakkındaki HAGB'ye ilişkin mahkûmiyet hükmünün ise temel olarak söz konusu sosyal medya paylaşımına dayandığı görülmektedir.

35. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlar tarafından kabul edilmiş tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütün gerçekleştirdiği terörist şiddet, bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-18).

36. Terör örgütleri, görüşlerinin toplum içinde yayılmasını ve fikirlerinin kökleşmesini hedefleyerek bu amacın gerçekleşmesine yönelik her türlü vasıtaya başvurabilmektedirler. Terörün veya terör örgütlerinin propagandasının da söz konusu vasıtalardan biri olduğunda kuşku yoktur. Terör, demokratik toplumun tüm değerlerine düşmandır. Bu nedenle terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya da bunlara teşvik eden sözler anayasal haklar kapsamında koruma altında olarak değerlendirilemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 79; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 43; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 61).

37. Anayasa Mahkemesi daha önce Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri (aynı karada bkz. §§ 115-118) kararında terör örgütünün propagandasını yapma suçunun Türk hukukundaki görünümüne ilişkin bazı tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinde yapılan değişiklik ile terör örgütünün propagandasını yapma suçu çok sayıda ve her türde ifadeyi kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilecek bir fiil olmaktan çıkarılmaya, terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterme veya övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme şeklinde tanımlanarak suça hukuki belirlilik kazandırılmaya çalışılmıştır. İkinci olarak Yargıtay da Türk hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının değil yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasının yapılmasının suç olarak kabul edildiğini pek çok kez ifade etmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 25, 26).

38. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik etme; terör suçlarının işlenmesine kışkırtmak niyetiyle terör suçlarının işlenmesini savunarak bir veya birden fazla suçun işlenmesi tehlikesine yol açacak bir mesajın kamuoyuna yayılmasıdır. Terör örgütünün propagandası suçunda örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri belirli bir yoğunlukta savunularak başkalarınca aynı davranışın gerçekleştirilmesi amaç edinilmektedir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 119; Sırrı Süreyya Önder, § 63).

39. Somut olayda başvurucu genel olarak uzun yıllardır silahlı eylemlerde bulunan bir terör örgütünün liderinin tek başına ve örgüt mensuplarıyla birlikte çekilmiş ve ellerinde uzun namlulu silahlar bulunan örgüt mensuplarının fotoğraflarını sosyal medya hesabından paylaştığını kabul etmiştir. Söz konusu paylaşımlar nedeniyle başvurucu hakkında soruşturma başlatılmış ve soruşturma kapsamında başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Şiddet kullanan bir örgütün mensuplarının uzun namlulu silahlarla birlikte çekilmiş fotoğraflarının sosyal medya hesabında paylaşılması, şiddetin övülmesi ya da teşvik edilmesi olarak değerlendirilebilecek nitelikte bir eylemdir. Bu değerlendirmelerle birlikte bakıldığında soruşturma mercilerinin PKK terör örgütü lideri ile ellerinde uzun namlulu silahlar bulunan terör örgütü mensuplarının fotoğraflarının sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılmasının terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren, öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bir eylem olarak terör örgütünün propagandasının yapılması bakımından kuvvetli suç belirtisi olarak kabul etmelerinin keyfî ve temelsiz bir değerlendirme olduğu söylenemez.

40. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.

41. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

42. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen terör örgütünün propagandasını yapma suçu bir terör suçu niteliğini taşımaktadır. Başvurucunun propagandasını yaptığının ileri sürüldüğü PKK; ciddi seviyede uluslararası ittifakları bulunan, bunun yanında belli bölgelerde örgütsel eğitimlerin verildiği kırsal alanlara sahip olan bir terör örgütüdür. Bundan başka isnat edilen suç beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren kısmen ağır bir suçtur. Terör örgütünün propagandasını yapma suçunun ve propagandası yapıldığı iddia edilen örgütün niteliği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden -suçun ağırlığına atfen- kaçma tehlikesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), § 148; Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Aydın Yavuz ve diğerleri, § 275).

43. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

44. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir biçimde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017 § 64).

45. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında Hâkimliğin isnat edilen suçun niteliğini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 13) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 23/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Ahmet Sülük, B. No: 2018/6159, 23/6/2020, § …)
   
Başvuru Adı AHMET SÜLÜK
Başvuru No 2018/6159
Başvuru Tarihi 14/2/2018
Karar Tarihi 23/6/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Suç isnadı (tutukluluğun hukuki olmadığı) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 100
101
109
5237 Türk Ceza Kanunu 220
311
312
314
3713 Terörle Mücadele Kanunu 1
2
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi