logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanma Kılavuzu English

(Ulaş Bayraktaroğlu ve Tuncay Yılmaz, B. No: 2015/1521, 1/7/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ULAŞ BAYRAKTAROĞLU VE TUNCAY YILMAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/1521)

 

Karar Tarihi: 1/7/2020

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Zehra GAYRETLİ

Başvurucular

:

1.Ulaş BAYRAKTAROĞLU

Vekili

:

Av. Ercan KANAR

 

 

2. Tuncay YILMAZ

Vekili

:

Av. Ercan KAVUKOĞLU

 

 

Av. İbrahim ERGÜN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tanığın duruşmada sorgulanmaması, soyut iddialara ve istihbari rapora dayalı olarak delillerin hatalı değerlendirilip mahkûmiyet kararı verilmesi ve mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular sırasıyla 23/1/2015 ve 29/1/2015 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvurucu Ulaş Bayraktaroğlu yönünden görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu Ulaş Bayraktaroğlu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

7. 2015/1797 numaralı bireysel başvuru dosyasının hukuki bağlantı nedeniyle 2015/1521 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2015/1521 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Sırasıyla 1976 ve 1973 doğumlu olan başvurucular olayların geçtiği tarihte İstanbul'da ikamet etmektedirler.

10. Devrimci Karargâh örgütü mensuplarınca gerçekleştirildiği düşünülen havan mermileriyle saldırı düzenleme, çeşitli bomba bırakma, silahlı saldırılar sonucu polislerin şehit edilmesi gibi olaylar nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde ile görevli) (Başsavcılık) bilgisiyle Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce koordineli olarak 2008 ile 2011 yılları arasında örgüte yönelik birden çok soruşturma yürütülmüştür.

11. Başvurucular soruşturma kapsamında 21/9/2010 tarihinde gözaltına alınmışlar, 24/9/2010 tarihinde ise tutuklanmışlardır.

12. Soruşturma aşamasında, hakkında PKK/KONGRA-GEL terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma yürütülmekte olan N.C. isimli tanığın beyanına başvurulmuştur. N.C. isimli tanık 27/10/2009 tarihinde kollukta verdiği beyanında Devrimci Karargâh örgütüne ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bu açıklamaların yer aldığı 27/10/2009 tarihli Bilgi Alma Tutanağı'nın başvuruculardan Tuncay Yılmaz'la ilgili kısmı şöyledir:

"bana gösterilen fotoğraflar içinden Tuncay YILMAZ'ın Devrimci KARARGAH terör örgütü liderlerinden [O.Y.nin] anmasına katıldığını teşhis ettim. Tuncay YILMAZ Çatı Partisinin Koordinatörü olduğunu dolayısıyla Devrimci Karargah terör örgütünün Türkiye Sorumlularından birisi olduğunu bana söylemişti. Devrimci Karargah örgütü içinde faaliyet yürüttüğünü bildiğim Tuncay YILMAZ, yüzbaşı seviyesinde asker kişilerle görüşen kişidir."

13. Soruşturma kapsamında başvurucuların ikamet adreslerinde yapılan aramalarda örgütsel nitelikte olduğu değerlendirilen çok sayıda doküman ve dijital kayıt bulunmuştur. Teknik takip ve izleme neticesinde elde edilen bilgilere dayanılarak başvurucular ile soruşturma dosyasında yer alan diğer şüpheliler arasında örgütsel içerikli görüşmeler yapıldığı iddia edilmiştir.

14. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından başvurucularla birlikte diğer birçok şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, resmî belgede sahtecilik, ruhsatsız ateşli silah ve mermileri satın alma, taşıma ve bulundurma, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, bulundurulması, yargı görevini yapanı etkileme, gizliliği ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme ve yayma, terör örgütü mensuplarına bilerek ve isteyerek yardım etme, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme suçlarından Başsavcılığın 24/1/2011 tarihli iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.

15. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davada 13/4/2011 tarihli kararla dava dosyasının İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2009/213 esasına kayden görülmekte olan ana dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

16. Başvuruculardan Tuncay Yılmaz, N.C. isimli tanığın beyanlarının delil niteliği taşımadığını ileri sürerek aleyhinde beyanda bulunan bu tanığın duruşmada dinlenmesi yönünde birkaç kez talepte bulunmuş; başvurucunun talepleri Mahkemece reddedilmiştir.

17. Başvurucular, yargılama süresince dava dosyasında yer aldığını belirttikleri Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından düzenlenen istihbarat raporunun delil niteliğini haiz olmadığı gerekçesiyle dava dosyasından çıkarılması yönünde talepte bulunmuşlardır. Mahkeme; iddianamede ilgili rapora atıf yapıldığından talebin reddine, söz konusu raporun hukuki delil olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunun ise kararla birlikte değerlendirilmesine karar vermiştir.

18. Mahkeme 19/7/2013 tarihli kararla başvurucuların Devrimci Karargâh örgütünün üyesi olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis ile 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir. Kararda ayrıca başvurucu Tuncay Yılmaz hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.

19. Mahkeme kararının gerekçesinin başvurucuların örgüt üyeliğinden mahkûmiyetlerine dair ilgili kısımları şöyledir:

"...ULAŞ BAYRAKTAROĞLU

Devrimci Karargah örgüt üyeliği yönünden:

Sanık Ulaş Bayraktaroğlu'nun Sosyalist Demokrasi Partisinin MYK üyesi olduğu, sanığın 03/05/2009 tarihinde çıkan çatışmada öldürülen dervimci karargah örgüt militanı [O.Y.yi] Sultangazi ilçesinde anma gösterisinde okuduğu metinde 'devrimci bir komutan olarak yoldaşın destansı direnişini selamlamak ve ona sahip çıktığımızı, dosta düşmana göstermek için buradayız' diyerek hitapta bulunduğu, devam eden açıklamalarda [O.Y.nin] sadece Devrimci Karargah ve şehit Ongan müfrezesi değil, Türkiye Devrimci Hareketinin ve Kürt Özgürlük Hareketinin ortak şehidi olduğu şeklinde açıklamalarının yapıldığı anlaşılmıştır. Bu eylemin yukarıda da açıkladığımız üzere ayrıca Sosyalist Demokrasi Gazetesinde yapılan haber içeriğinde de anlaşılacağı üzere SDP organizesinde farklı grupların katılımı ile gerçekleştirildiği ve Devrimci Karargah terör örgütünün ve örgüt mensubu [O.Y.nin] sahiplenildiği bir eylem olarak değerlendirilmiştir.

Suça konu eylemden 5 gün sonra Ulaş Bayraktaroğlu'nun08/05/2009 tarihinde okunan metnin aynısı Sosyalist Demokrasi Partisinin yayın organı olan 'Devrim Yolunda Sosyalist Demokrasi Gazetesinin' 08/05/2009 tarihli 2009/79 sayısında da aynı gazetenin www.sosyalistdemokrasigazete.net adresindeki bölümde yer aldığı, bu hususlar değerlendirildiğinde sanığın Devrimci Karargah terör örgütü ve militanı [O.Y.] ile örgütsel organik bağının bulunduğu belirlenmiştir.

Sanık hakkında yapılan araştırmada 31/05/1995 tarihinde Kadıköy ilçesi, Çifte Havuzlar Vakıflar şubesinin güvenlik görevlisini gaz tabancası ile etkisiz hale getirerek 7.65 mm tabancasını ve bankaya ait 427 milyon lirayı yağmaladıktan sonra tekne ile Kınalı Adaya kaçmasına müteakip belirtilen yerde polisle girmiş olduğu silahlı çatışma sonrasında yağmaladığı silah ve paralar ile yakalanarak tutuklandığının anlaşıldığı, 18/05/2002 tarihinde Ankara ilinde Kızılay Güvenparkta YÖK yasa tasarısı ile ilgili yapılan izinsiz gösterilere katıldığı ve görevlilere taşlı sopalı saldırılarda bulunarak 17 polisin yaralanmasına neden olan grup içerisinde yer aldığı anlaşılmıştır.

Sanığın ikametinde yapılan aramada dijital verilerle birlikte 1 adet Abdullah Öcalan'ın yazmış olduğu bir halkı savunma isimli kitap, 1 adet Kürdistanda demokratik siyasetin rolü üzerine isimli kitap, 1 adet kurtuluş savaşçıları ölümsüzdür isimli kitap 1 adet Kürdistan halk kongresi demokratik kurtuluş belgeleri, KONGRA-GEL isimli kitap ele geçirilmiştir.

Sanığın 06/07/2009 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilen IMF toplantısı ve Dünya Bankasını protesto etmek için Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde yasa dışı gruplar tarafından gerçekleştirilen olaylara katılanların yapılan kimlik tespiti çalışmalarında İstiklal Caddesi üzerinde iş yerlerinden aldıkları malzemelerle güvenlik güçlerine karşı barikat oluşturan grup içerisinde yüzünde kar maskesi bulunan kahverengi yelek, gri renkli tshört, kahverenkli pantolon giyen kişinin Ulaş Bayraktaroğlu olduğu, çevredeki işyerlerine ait eşyalarla güvenlik güçlerini engellemek amacıyla barikat oluşturduğu, eylemci grubun içerisinde aktif bir şekilde yer aldığı tespit edilmiştir.

30/05/2010 günü Ankara ilinde Sosyalist Demokrasi Partisi güdümünde faaliyet gösteren Devrimci Liseliler (Dev-Lis) organizesinde dershane sistemini protesto etmek için 300-400 kişinin katılımı ile Kızılay meydanda gerçekleştirilen izinsiz yürüyüşe katılanların içerisinde sanık Ulaş Bayraktaroğlu'nun bulunduğu belirlenmiştir.

Sanığın [E.P.] ile birlikte ikamet ettiği (...) yerde ele geçirilen dijital malzemeler içerisinde 'belgeler doc'isimli 19 sayfadan oluşan ve proğram başlıklı belge içerisinde 'proletaryanın devrimci kurtuluş örgütü programı' olduğunun görüldüğü, ayrıca 'demokratik halk iktidarının korunması milis güçleri insiyatifi ile başarılacaktır. Yıkılan sosyalizm deneyimlerinde olduğu gibi halkın deneyimlerinden uzak uzmanlaşmış, profosyonel askeri aygıtlarla, sosyalizmi koruma perspektifinden uzak durulacak, sosyalizmin kurulmasında olduğu gibi korunmasında da halkın kendi sosyalist insiyatifi belirleyici olacaktır.' Maddesinde demokratik halk iktidarı için milis güçleri insiyatifi ile başarılacaktır.' ibaresinin terör örgütü tanımlamasına uygun olarak yer aldığı, ' tüzük isimli 2 sayfadan oluşan dökumanda gençlik örgütlenmesinin tüzüğü olduğu, tüzükte proleterya, devrimci kurtuluş örgütünün gençlik yapılanmasının işleyişi, faaliyeti, organın görev seçim şekli, kongreleri, üyelik, komitenin işleyişine dair hususların' bulunduğu, devam eden belge ve yazılarda PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ile ilgili tespitlerin bulunduğu,yine'07 Haziran.doc' isimli 3 sayfadan oluşan 07/07/2009 toplantı başlıklı belge içeriğinde 'politik kurum, kongre, örgütsel durum' konu başlıklarının yer aldığı 'DALIJPG' resmin ön izlemesi olduğu, SDP'CHE'den Adalı'ya vardık, varız var olacağız' ibaresinin bulunduğu, ibarede yer alan Adalının Necdet Adalı olduğu, Necdet Adalı'nın 'Kurtuluş Hareketi' nin lise kanadı 'dev-lismilitanlarından olduğu gerekçesi ile tutuklandığı ve 8 Eylül 1980'de idam edildiği' şeklinde kayıtların bulunduğu belirlenmiştir.

Sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanık Ulaş Bayraktaroğlu'nun SDP içerisindeki görevi, SDP'nin Devrimci Karargah terör örgütü ve mensupları ile bağlantısı, sanığın çıkan çatışmada öldürülen [O.Y.ye] sahip çıkma şekli, amacı, onunla aynı yol ve örgütte olduğunu gösteren anma toplantısındaki söz, davranış, bilgi ve belgeleri, yukarıda açıkladığımız katıldığı eylemler ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, sanığın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olduğu vicdani kanısına varıldığından, eylemine uyan TCK.nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5. Maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir.

(...)

TUNCAY YILMAZ :

a) Devrimci Karargah örgüt üyeliği yönünden:

Sanık Tuncay Yılmaz'ın Devrimci Karargah terör örgütü militanı, çıkan çatışmada öldürülen [O.Y.nin] 03/05/2009 tarihinde Gazi Mahallesinde SDP'nin organizasyonunda yapılan anma toplantısına katıldığı, toplantıyı organize ettiği, bu gösteride [O.Y.] için hazırlanan metin içeriğinde kendisinin şehit ongan müfrezesi olarak bahsedildiği, Devrimci Karargah terör örgütü militanı için 'ona sahip çıktığımızı dosta düşmana göstermek için burdayız' şeklinde açıklamalarda bulunulduğu, sanığın organize ettiği bu gösteride yürüyüşe katılanlara hitaben 'değerli dostlar, yoldaşlar, bu gün Türkiyedeki sosyalistler, devrimciler, yurt severler olarak bir sıra neferini daha uğurlamak için burda bulunuyoruz, [O.Y.nin] direnişçi kimliği, devrimci kimliği, kapitalizmi yıkmaya ve eşit adil düzen kurmaya dönük azmin bizlere ve bizden sonraki kuşaklara ve bizler gibi mahirler gibi, bedrettinler gibi ışık olmaya önder olmaya devam edecek, şimdi açıklamamızı yapmadan önce [O.Y.] ve tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.' şeklindeki açıklamalar değerlendirildiğinde sanığın Devrimci Karargah örgütü ile örgütsel ve organik bağının olduğu kanatine varılmıştır.

Sanığın yukarıda gerekçesini açıkladığımız ve Kuzey Irakta PKK kamplarında Devrimci Karargah terör örgütü adına askeri ve siyasi eğitim alan [S.A.] ile irtibatının bulunduğu belirlenmiştir.

Sanık Tuncay Yılmaz'ın 06-07 Ekim 2009 tarihinde IMF protesto eylemlerine yüzünü kapatarak katıldığı, güvenlik güçlerinde taşlı, sopalı, molotoflu saldırı eyleminde bulunan şahıslardan olduğu, kaldırım taşılarını sökerek saldırığına ve elinde taş olduğuna dair dosya içerisinde fotoğraflarının olduğu anlaşılmıştır.

Yine PKK KONGRAGEL örgüt mensubu [N.C.] ifadesinde sanığın Devrimci Karargah terör örgütü yöneticisi olduğunu beyan etmiştir. [N.C.] ifadesinde; Tuncay Yılmaz'ın ayrıca çatı partisinin koordinatörü olduğunu belirtmiştir.

Dosyamız yakalamalı sanıklarından [S.M.S. ile] 03/12/2010 tarihinde örgütsel konuşmayı yaptığı tape kaydından anlaşılmıştır. Sanığın örgütün amaç ve stratejisi arasında yer alan demokrasi için birlik hareketinin yürütme kurulu üyesi olduğu belirlenmiştir.

Sanık hakkında yapılan araştırmada 12/02/2000 tarihinde insan haklarına saygı adı altındaki yürüyüşten, 05/07/2007 tarihinde 1 Mayısda görevli memuru engellemekten, 16/06/2007 tarihinde kürt halkına özgürlük adı altında yürüyüş yapmaktan hakkında yasal işlem yapıldığı anlaşılmıştır.

17/10/2009 günü, Beyoğlu ilçesi, Galatasaray lisesi önünde ezilenlerin sosyalist partisi, emekçi hareket partisi, emekçi kadınlar derneği mensupları tarafıdan 28/09/2009 tarihinde yaşamını yitiren Ceylan önkol'un ölümünü protesto etmek için basın açıklaması gerçekleştirilmiş, katılanlar 'Ceylan Önkol'un katili devlettir, katillerden hesap soracağız,' yazılı pankart ile 'Ceylan Önkol'un katili ergenekon devlettir, Ceylan Önkol'un katili militarizmdir' yazılı dövizlerin açıldığı, eyleme katılanlar arasında Tuncay Yılmaz'ın da bulunduğu, yine 10/10/2009 günü Beyoğlu ilçesi, Taksim tranvay durağından Galatasaray lisesi önüne yürüyen, Sosylist Parti ve Sosyalist Demokratik Partisi içerisinde faaliyet yürüten DEV-LİS organizesindeki 30-35 kişilik grup tarafından 'Necdet Adalı kavgamızda yaşıyor,' içerikli 'sosyalist parti' imzalı pankart ile 'emperyalizme ve oligarşiye karşı Necdet Adalının yolundayız, devrimci gençlik birliği' yazılı dövizlerin açıldığı, katılanlar arasında Tuncay Yılmaz'ın yer aldığı, 05/10/2010 günü BDP organizesinde çeşitli sol örgütlerin katılımıyla yapılan mitinde Tuncay Yılmaz'ın da katıldığı, sosyalist demokrasi parti gurubunu yönlendirdiği tesbit edilmiştir.

Tuncay Yılmaz'dan elde edilen dijital verilerde sol örgüt kurucularının, İbrahim Kaypakkaya'nın, Şeyh Bedrettin'in resimlerinin, Türkiye Dervimci Hareketinin övgüsünün resimlerinin bulunduğu görülmüştür.

Sanıktan elde edilen 20 GBlık dijital mazemenin yapılan incelemesinde 'Basın ve Komuoyuna' 2 sayfadan oluşan belgenin içeriğinde [O.Y.nin] övüldüğü, örgütün propangandasının yapıldığı, belgenin altında sol örgüt freksiyonlarının yer aldığı görülmüştür.

Tuncay Yılmaz'an elde edilen samsung marka 20 GB dijital malzemenin incelenmesinde 'dbh_yk9' isimli sayfadan oluşan belgenin demokrasi için birlik hareketi toplantısında Devrimci Karargah terör örgütü ile ilgili tutuklanan örgüt mensuplarına destek olabilecek çalışmaların anlatıldığı, toplantıya katılan ve gelmeyen isimlerin belirtildiği, Devrimci Karargah tutuklulularına destek amacıyla aileleriyle birlikte basın açıklaması hazırlığının yapılacağı gibi hususların yazıldığı görülmüştür.

Yine sanığın (...) iş yerinde yapılan aramada [O.Y.ye] ait mail adresleri, izinsiz gösteri ve yürüyüşleri sırasında çekilmiş fotoğraflar bulunmuştur.

Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; açıkladığımız bu hususlara göre, Tuncay Yılmaz'ın Devrimci Karargah terör örgütüyle bir mensubu olarak bütünleştiği, örgüt adına çalıştığı, örgütün stratejisi doğrultusunda demokrasi için birlik hareketinde yer aldığı, [O.Y.yi] anma gösterisinde onu bir yoldaş, devrimci komutan ve şehit ongan müfrezesi olarak gösterdiği, yukarıda açıkladığımız bir çok örgütsel faaliyetlere katıldığı, katıldığı gösteri yürüyüşlerde kitleleri organize ettiği anlaşılmış olup; tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında sanığın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olduğu vicdani kanısına varıldığından eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir."

20. Başvurucular, MİT raporunun dava dosyasından çıkarılması gerektiği hâlde bu yöndeki taleplerinin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmü temyiz etmişlerdir.

21. Karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22/12/2014 tarihli kararı ile başvurucular hakkında örgüt üyeliği suçundan ve başvurucu Tuncay Yılmaz'ın resmî belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri yönünden onanmış; 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri yönünden ise bozulmuştur. Kararda, İstanbul MİT Bölge Başkanlığının 17/3/2011 tarihli raporunun dosyadan çıkarılmasına ilişkin taleplerin Mahkemece 5/12/2012 tarihli ara karar ile reddedilmesinin anılan raporun delil olarak hükme esas alınmamış olması nedeniyle sonuca etkili görülmediği belirtilmiştir.

22. Karar, başvurucular tarafından sırasıyla 27/12/2014 ve 6/1/2015 tarihlerinde öğrenilmiştir.

23. Başvurucular sırasıyla 23/1/2015 ve 29/1/2015 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

24. Bireysel başvuru sonrasında başvuruculardan Tuncay Yılmaz tarafından verilen 21/12/2018 havale tarihli ek beyan dilekçesinde, bozulan hükümler yönünden İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince devam edilen yargılamada 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan dava yönünden kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği beyan edilmiştir. Başvurucu, itiraz üzerine resmî belgede sahtecilik suçundan aldığı mahkûmiyet hükmünün bozulduğunu ve bu suçtan da beraat ettiğini dilekçesinde bildirmiştir.

25. Başvuruculardan Ulaş Bayraktaroğlu'nun başvuru tarihinden sonra 9/5/2017 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 1/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Ulaş Bayraktaroğlu Yönünden

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi ve şartları" kenar başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"(5) Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir."

28. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.

 (2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir."

29. Başvurucu Ulaş Bayraktaroğlu'nun başvuru tarihinden sonra 9/5/2017 tarihinde yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır. Başvurucunun ölümünden sonra başvuruya mirasçı olarak devam edilmek istendiğine dair bir talepte bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu açısından başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvuru yapılmasından sonra vefat eden başvurucu Ulaş Bayraktaroğlu yönünden başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucu Tuncay Yılmaz Yönünden

1. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu; ilk derece mahkemesi kararının ilgili ve yeterli bir gerekçe içermediğini, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunan istihbarat raporunun dava dosyasından çıkarılması yönündeki talebinin gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, kanun yolu mercii tarafından verilen onama kararının da gerekçeden yoksun olduğunu iddia etmiştir.

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "..ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

33. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

34. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

35. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

36. Somut olayda yapılan değerlendirme sonunda tarafların başvurunun sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir (bkz. § 19). Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki başvurucunun temyiz dilekçesinde de dile getirdiği istihbarat raporunun dava dosyasından çıkarılması gerektiği yönündeki itirazları, raporun hükme esas alınmadığı gerekçesiyle kanun yolu merciince esasa etkili görülmemiştir (bkz. § 21).

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Diğer İhlal İddiaları

38. Başvurucu, düşünce ve kanaat açıklama hürriyeti kapsamındaki eylemlerinin örgüt üyeliği suçuna delil kabul edildiğini, mahkûmiyet gerekçesine delil olarak alınan bazı maddi vakaların hukuken kesinliğinin ortadan kalktığını, istihbari nitelikli rapor esas alınarak haksız yere mahkûmiyetine karar verildiğini iddia etmektedir.

39. Başvurucu yukarıda belirtilen iddialarla adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

41. Somut olayda tanık ifadeleri, arama sonucu elde edilen materyaller, teknik ve fiziki takip sonucu elde edilen deliller, tape kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşan vicdani kanaate göre bir karar verildiği; başvurucu hakkında esasen katıldığı bir anma töreninde yaptığı konuşmalara istinaden ve istihbari nitelikli rapor esas alınarak karar verilmediği anlaşılmıştır (bkz. § 19).

42. Başvurucunun anılan iddialarının esas itibarıyla derece mahkemelerince verilen kararlarda delillerin değerlendirilmesinde isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

3. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu, kolluk tarafından beyanları alınan N.C. isimli tanığın Mahkeme huzurunda dinlenmesine dair taleplerinin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan tanık sorgulama hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

i. Kabul Edilebilirlik Yönünden

46. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

 (1) Genel İlkeler

47. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tanık kavramını özerk olarak yorumlamış ve tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi olabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun iştirak edeni, olayın mağduru, şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiği gizli/gizli olmayan soruşturmacı da tanık olabilir (Selçuk Demir, B. No: 2014/9783, 22/1/2015, § 35).

48. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık sorgulama hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme, lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Sanığın hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Ancak başvurucuların tanıklara soru sorabilmesi, onlarla yüzleşebilmesi mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen kısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve onlarla yüzleşme imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; Levent Yanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-76; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44, 45).

 (2) İlkelerin Olaya Uygulanması

49. Somut başvuruda, hakkında başka bir dosyada terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma yürütülmekte olan N.C. isimli tanık 27/10/2009 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde verdiği beyanlarında başvurucunun Devrimci Karargâh örgütü içinde faaliyet yürüten ve yüzbaşı seviyesindeki asker kişilerle görüşen kişi olduğunu ifade etmiştir. N.C. isimli tanığın soruşturma kapsamında Cumhuriyet Savcılığında dinlendiğine ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.

50. Başvurucu, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılamanın çeşitli celselerinde N.C.nin beyanlarının çelişkiler içerdiğini belirterek bu beyanlara itiraz etmiş ve tanığın duruşmada dinlenmesi yönünde talepte bulunmuştur. Başvurucunun talepleri reddedilmiştir (bkz. § 16).

51. Başvuru konusu olayda gerekçeli karar incelendiğinde tanık anlatımlarının mahkûmiyet için yegâne veya belirleyici delil niteliğinde olmadığı, birçok delil yanında tanık beyanlarına dayanıldığı görülmektedir. Tanık beyanının yanı sıra başvurucunun ikametgâhında yapılan arama sonucu elde edilen materyaller, teknik ve fiziki takip sonucu elde edilen deliller, tape kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 19). Dolayısıyla başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmünün yalnızca duruşmada sorgulanma imkânı bulunamayan tanık beyanlarına dayandırıldığı söylenemez.

52. Öte yandan başvurucu, müdafileri aracılığıyla yargılamanın tüm aşamalarında deliller üzerinde görüş bildirme ve itirazlarını sunma imkânına sahip olmuştur.

53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Ulaş Bayraktaroğlu yönünden başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmaması nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. Başvurucu Tuncay Yılmaz yönünden;

1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Ulaş Bayraktaroğlu ve Tuncay Yılmaz, B. No: 2015/1521, 1/7/2020, § …)
   
Başvuru Adı ULAŞ BAYRAKTAROĞLU VE TUNCAY YILMAZ
Başvuru No 2015/1521
Başvuru Tarihi 23/1/2015
Karar Tarihi 1/7/2020
Birleşen Başvurular 2015/1797

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tanığın duruşmada sorgulanmaması, soyut iddialara ve istihbari rapora dayalı olarak delillerin hatalı değerlendirilip mahkûmiyet kararı verilmesi ve mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) İhlal Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi