logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hüseyin Ezgin [2. B.], B. No: 2019/10519, 17/9/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HÜSEYİN EZGİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/10519)

 

Karar Tarihi: 17/9/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Muzaffer KORKMAZ

Başvurucu

:

Hüseyin EZGİN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; tutuklama ve konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutuklama ve adli kontrol tedbirine yönelik itirazları inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması, tutukluluğa itirazların süresinde değerlendirilmemesi ve ceza infaz kurumunda avukatla görüşmelerin kayıt altına alınması ve haberleşme araçlarının kullanımının sınırlandırılmasına bağlı olarak tutukluluğa etkili itiraz edilememesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

3. Başvurucu 29/6/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.

4. Başvurucu 29/6/2017 tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan tutuklanması istemiyle İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk edilmiştir. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun isnat edilen suçtan tutuklanmasına karar vermiştir.

5. Başsavcılık 19/12/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

6. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 28/12/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiştir.

7. Mahkeme 19/7/2018 tarihli duruşmanın sonunda başvurucunun tahliyesine ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir.

8. Devam eden süreçte Mahkeme 15/11/2018 tarihinde delil durumuna bağlı olarak başvurucunun konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri altına alınmasına ve yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir.

9. Başvurucunun konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılması talebi Mahkemenin 19/2/2019 tarihli ara kararıyla reddedilmiştir.

10. Başvurucunun anılan karara itirazı ise İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/3/2019 tarihli ve kesin nitelikteki kararı ile reddedilmiştir.

11. Başvurucu itirazın reddine ilişkin kararı 21/3/2019 tarihinde öğrendiğini belirterek 5/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Yapılan yargılama sonunda Mahkeme 10/12/2019 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 4 yıl 8 ay 20 gün olmak üzere hapis cezasına mahkûm edilmesine ve konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılıp yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasının devamına karar vermiştir.

13. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 8/5/2024 tarihinde başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılmasına ve isnat edilen suçlardan ayrı ayrı beraatine karar vermiştir.

14. Başsavcılık, bu karara karşı temyiz kanun yoluna müracaat etmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararını onamış ve beraat kararı 4/11/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararı ise bozulmuş olup inceleme tarihi itibarıyla belirtilen suçtan yargılama devam etmektedir.

15. Komisyon tarafından başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Tutukluluğa İlişkin İddialar

16. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verilmesi, makul olmayan bir süre boyunca tutuklu kalması, tutukluluğa itirazlarının süresinde değerlendirilmemesi, tutuklama tedbirine yönelik itirazları inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması ve ceza infaz kurumunda avukatla görüşmelerin teknik araçlarla kayda alınıp haberleşme araçlarının kullanımının sınırlandırılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

17. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

19. Başvurunun süresinde yapılmış olması, her aşamada dikkate alınması gereken usule ilişkin ön şartlardan biridir (Yasin Yaman [1. B.], B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).

20. Suç isnadına bağlı özgürlükten yoksun bırakılma hâllerinde, yargılama merciince hüküm verilmeden önce tutukluluk hâli sona eren bir kişinin en geç tahliye edildiği tarihten itibaren otuz günlük yasal süresi içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak tutuklulukla ilgili şikâyetlerini ileri sürmesi gerekmektedir (Cüneyt Kartal [2. B.], B. No: 2013/6572, 20/3/2014, § 22).

21. Somut olayda 19/7/2018 tarihinde tahliye edilen başvurucunun, inceleme konusu iddialar açısından en geç müdahalenin sona erdiği tahliye tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunması gerekirken 5/4/2019 tarihinde başvuruda bulunduğu anlaşılmış olup bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük sürenin geçtiği sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adli Kontrol Tedbirine Yönelik İtirazları İnceleyen Ağır Ceza Mahkemelerinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

23. Başvurucu; adli kontrol tedbirine yönelik itirazlarını inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmadığını ve bu tedbire etkili bir şekilde itiraz edemediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde, kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçe ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir [1. B.], B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

25. Somut olayda başvurucu, başvuru formları ve eklerinde, inceleme konusu ihlal iddiasına dair hiçbir belirleyici ya da ayırt edici ifade kullanmamış; iddiasını herhangi bir olgu veya olay belirtmeksizin soyut olarak dile getirmiştir. Dolayısıyla başvurucunun ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaylara ilişkin iddialarını kanıtlama ve hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını ortaya koyma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirinin Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

27. Başvurucu, mevcut delil durumu dikkate alınarak İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/7/2018 tarihli kararıyla yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması suretiyle tahliye edildiğini ancak değişen mahkeme heyetinin 15/11/2018 tarihli duruşmanın sonunda konutu terk etmeme suretiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına ve yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar verdiğini belirtmiştir. Başvurucu, tahliye edildiği andaki delil durumunda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen verilen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olduğunu ve bu tedbir nedeniyle lisansüstü eğitimine devam edemediğini ifade ederek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, eğitim hakkının ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

29. Başvurucunun şikâyetinin özü, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.

30. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (l) bendinde, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

31. Somut olayda başvurucunun hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmış olup başvurucu isnat edilen bu suçtan beraat etmiş ve beraat kararı kesinleşmiştir. Başvurucu, mezkûr beraat kararına istinaden 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Bahsi geçen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı görülmektedir.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Avukatla görüşmelerin kayıt altına alınması ve haberleşme araçlarının kullanımının sınırlandırılmasına bağlı olarak tutukluluğa etkili itiraz edilememesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutukluluğa itirazların süresinde değerlendirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutuklama tedbirine yönelik itirazları inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Adli kontrol tedbirine yönelik itirazları inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 17/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Hüseyin Ezgin [2. B.], B. No: 2019/10519, 17/9/2025, § …)
   
Başvuru Adı HÜSEYİN EZGİN
Başvuru No 2019/10519
Başvuru Tarihi 5/4/2019
Karar Tarihi 17/9/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutuklama ve konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutuklama ve adli kontrol tedbirine yönelik itirazları inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması, tutukluluğa itirazların süresinde değerlendirilmemesi ve ceza infaz kurumunda avukatla görüşmelerin kayıt altına alınması ve haberleşme araçlarının kullanımının sınırlandırılmasına bağlı olarak tutukluluğa etkili itiraz edilememesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) Süre Aşımı
Tutukluluk (süre) Süre Aşımı
Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) Süre Aşımı
Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi