|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportörler
|
:
|
Volkan ÇAKMAK
|
|
|
|
Murat İlter DEVECİ
|
|
Başvurucu
|
:
|
Umut ERKAN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda kalabalık odada tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla 9/8/2016 tarihinde tutuklanarak Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Kurum) yerleştirilmiştir. Kurum içinde farklı koğuşlarda ve değişen sayıda mahpus ile barındırılan başvurucu 17/12/2018 tarihinde Kuruma, 24/12/2018 ve 22/1/2019 tarihlerinde ise Düzce İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) sunduğu dilekçelerle koğuşta kapasitenin üzerinde (20-25 kişi) mahpus barındırıldığını ve bu durumun yaşam koşullarını olumsuz etkilediğini belirterek mevcudun azaltılmasını talep etmiştir.
3. İnfaz Hâkimliği 1/2/2019 tarihli yazısıyla başvurucunun talebi hakkında karar verilmesi için Kuruma bildirimde bulunmuştur. Kurumun İdare ve Gözlem Kurulu (Gözlem Kurulu) tarafından 7/2/2019 tarihinde alınan kararla başvurucunun talebi reddedilmiştir. Kararda başvurucunun bulunduğu koğuşta 24 kişinin barındığı, suçlarına göre mahpusların tasnif edildiği, mevcudun azaltılmasının imkânlar dâhilinde olmadığı zira darbe girişimi sonrası ülke çapında tutuklu ve hükümlü sayısının öngörülemeyecek şekilde arttığı, her kurumda kapasitenin üzerinde mahpus olduğu ifade edilmiştir.
4. Başvurucunun Gözlem Kurulu kararına karşı yaptığı şikâyet; mevcudun azaltılması talebi ile ilgili olarak Kurum tarafından alınabilecek bir önlem olmadığı, mahpus sayısının ülke çapında öngörülemeyecek şekilde arttığı gerekçesiyle 12/2/2019 tarihinde İnfaz Hâkimliğince reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itirazı inceleyen Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesi 27/2/2019 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
5. Başvurucu, nihai kararı 7/3/2019 tarihinde öğrenmesinin ardından 15/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, bireysel başvuru tarihinden sonra 24/2/2021 tarihinde tahliye edilmiştir.
6. Kurumdan ve Adalet Bakanlığından (Bakanlık) alınan bilgi ve belgelerden başvurucunun Kurumda kaldığı dönemde normal koğuş olarak nitelendirilen ve birbiriyle aynı fiziksel özellikleri olan 6 farklı koğuşta barındırıldığı anlaşılmıştır. Buna göre söz konusu koğuş tipinin mutfak- yemek alanı 18,3 m², yatak alanı 44,3 m², lavabo alanı 4,29 m², tuvalet alanı 3,38 m², banyo alanı 1,30 m² ve bahçe/havalandırma alanı 32,5 m²dir. Lavabo, banyo, tuvalet ve bahçe alanı hâricinde başvurucunun barındırıldığı koğuş tipinin toplam büyüklüğü (yaşam alanları olan mutfak-yemek ve yatak alanı toplamı) 62,6 m²dir. Kurumun sunduğu belgelere göre başvurucunun Kurumda bulunduğu dönemde kaldığı koğuş numaraları, tarih aralıkları, koğuştaki kişi sayısı ve kişi başına düşen yüzey alanı aşağıdaki tabloda belirtildiği gibidir:
|
Koğuş
|
Tarih Aralığı
|
Kişi Sayısı
|
Kişisel Alan
|
|
C-17
|
9/8/2016-23/9/2016
|
16
|
3,91 m²
|
|
B-11
|
23/9/2016-12/10/2018
|
24
|
2,60 m²
|
|
A-10
|
12/10/2018-15/11/2018
|
24
|
2,60 m²
|
|
A-20
|
15/11/2018-25/11/2019
|
25
|
2,50 m²
|
|
B-5
|
25/11/2019-2/9/2020
|
30
|
2,08 m²
|
|
B-6
|
2/9/2020-24/2/2021
|
26
|
2,40 m²
|
7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
9. Başvurucu; kapasitesinin üzerinde kişi bulunan koğuşlarda barındırıldığını, 25 kişilik koğuşta kalmakta olduğunu, koğuşun yetersiz zemin alanı olduğunu, beton zemin üzerinde yattığını, daha önce uzun süre 27 kişi ile aynı koğuşta bulunduğunu, yatak ve sabit eşyalar dışında hareket edecek, ibadet edecek boşluk olmadığını, kalabalık ortamın ve hareket alanı yokluğunun insan onuru ile bağdaşmadığını ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden temin edilen veriler doğrultusunda başvurucunun barınma koşullarına dair detaylı bilgiler verilmiş, odalarda altı pencere olduğu, ihtiyaç durumuna göre pencereleri açıp kapama iradesinin mahpuslara ait olduğu ifade edilmiştir. Mahpusların her birine yatak, battaniye, yastık verildiği, başvurucunun da bireysel kullanımına yatak, nevresim, yastık, battaniye, elbise dolabı tahsis edildiği vurgulanarak mevsim şartlarına göre havalandırma bahçelerinin gün boyu açık olduğu, mahpusların havalandırma imkânından yararlandırıldığı, mahpuslara günlük 50 lt sıcak, 200 lt soğuk su kullanım imkânı sağlandığı, mahpuslar için etkinlik ve kurslar düzenlendiği hatta başvurucunun ebru kursuna katıldığı belirtilmiştir. Hijyenik malzeme ve temizlik malzemelerinin Kurum bünyesinde satıldığı, maddi imkânı olmayan mahpusların temizlik malzemelerinin de olanaklar dâhilinde Kurum bütçesinden karşılandığı ifade edilmiştir. Başvurucunun Kurumda bulunduğu dönemde 22 kez sağlık kurumuna sevk edilmek suretiyle muayene ve tedavi işlemlerinin gerçekleştirildiği belirtilerek yapılacak değerlendirmede sunulan insan hakları yargısına ilişkin içtihadının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
10. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).
13. Anılan yasak kapsamında kalan hususlar, ceza infaz kurumlarında farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir (Turan Günana [1. B.], B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 37).
14. Anayasa'nın 17. maddesi, tutuklu ve hükümlülerin tutulma koşullarının da insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını koruma altına alır. Bu nedenle tutuklu ve hükümlüler özgürlükten mahrum kalmalarının doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet çekecekleri bir duruma sokulmamalıdır. Ayrıca bu kişilerin sağlık ve esenlikleri yeterli bir şekilde güvence altına alınmalı ve bu kişilere gerek duydukları tıbbi yardım sağlanmalıdır (Turan Günana, § 39).
15. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının bahsi geçen asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı konusunda yapılacak değerlendirmede tutulma süresi, açık havada egzersiz yapma olanakları, koşulların neden olduğu fiziksel ve psikolojik etkiler, bazı durumlarda mahpusun yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve davanın tüm koşulları gibi birçok faktörün önemli rol oynadığı belirtilmelidir. Bunlarla birlikte tutulma koşullarının kötü muamele oluşturup oluşturmadığı belirlenirken kişisel alan faktörünün temel bir unsur olarak dikkate alınması gerektiği vurgulanmalıdır (Cengiz Yetgin [GK], B. No: 2019/39068, 14/6/2023, § 58. Geri gönderme merkezindeki tutulma koşulları yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. K.A.[GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 93).
16. Ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma ve buna bağlı oluşan kişisel alan eksikliğine ilişkin şikâyetlerin incelenmesinde dikkate alınacak temel ilkeler Levent Cantekin ([GK], B. No: 2019/34408, 9/10/2024, §§ 33, 34) kararında ortaya konmuştur. Sözü edilen ilkelere göre tutuklu ve hükümlülerin tutulduğu çok kişilik koğuşlarda kişi başına düşen yüzey alanı en az 3 m² olmalıdır. Mahpus başına düşen yüzey alanının hesabında banyo ve tuvalet gibi sıhhi tesis bölümü ile havalandırma bahçesi yaşam alanına dâhil edilmese de mobilyaların kapladığı alan dâhil edilir. Çok kişilik koğuşlarda mahpus başına düşen yüzey alanı 3m²den az ise ya da her tutuklu ve hükümlünün ayrı bir uyku yeri yoksa veya koğuşun genel yüzeyi tutuklu ve hükümlülerin mobilyalar arasında serbestçe hareket etmesine izin vermiyorsa tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiği yönünde güçlü bir karine oluşur. Bu karine ancak üç unsurun bir arada bulunması durumunda ortadan kaldırılabilir. İlk unsur asgari kişisel alanın 3 m²nin altına düşmesinin kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra olmasıdır. İkinci unsur bu tür azalmaların koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ve yeterli koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesidir. Son unsur tutuklu ve hükümlünün genel olarak uygun nitelikte olan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutulmasıdır.
17. Mahpusların 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde alan faktörü, tutulma koşullarının yeterliliğinin değerlendirilmesinde önemlidir ve bu durumun uygunsuz tutulma koşullarının diğer yönleriyle birleşmesi hâlinde kötü muamele yasağı ihlal edilmiş olur. Mahpusların daha fazla kişisel alana sahip olmaları nedeniyle kişisel alan sorununa ilişkin herhangi bir sorunun ortaya çıkmadığı durumlarda ise tutulma koşullarının yeterliliği konusunda tutulma koşullarının diğer yönleri değerlendirilmelidir. Tutulma koşullarının diğer yönleri arasında temel sıhhi ve hijyen gereklerine uygunluk, tuvalet ve banyonun mahrem kullanılması, açık hava egzersizine, doğal ışık veya havaya erişim, havalandırma ve ısıtma sistemlerinin yeterliliği yer alır. Belirtilen koşullar altında tutulmanın süresi de dikkate alınmalıdır (Levent Cantekin, § 35).
A. Başvurucunun 3 m²den Daha Az Kişisel Yaşam Alanına Sahip Olduğu Dönem Yönünden
18. Başvurucunun, Kurumda tutulduğu sürenin yaklaşık dört buçuk yıllık bölümünde 2,08 m² ila 2,60 m² aralığında olmak üzere hep 3 m² altında kişisel alana sahip olduğu görülmüştür. Asgari kişisel yaşam alanına ilişkin bu belirleme kendi başına tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiği yönünde güçlü bir karine oluşturmaktadır.
19. Anayasa'nın 17. maddesinin ihlaline yönelik ortaya çıkan güçlü karine üç unsurun bir arada bulunması hâlinde ortadan kaldırılabilecektir. İlk olarak değerlendirilmesi gereken, asgari kişisel alanın 3 m²nin altına inmesinin süresi, sıklığı ve çapıdır. Bu kapsamda toplam dört buçuk yıl boyunca kesintisiz olarak 3 m²nin altında kişisel alanda barındırılmış olan başvurucu için kişisel alan eksikliğinin kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra olduğu söylenemeyecektir. Bu nedenle söz konusu durumun Anayasa'nın 17. maddesi anlamında kötü muamele yasağı olarak nitelendirilmesi için gerekli olan asgari ağırlık eşiğine ulaştığı sonucuna varılmıştır. Güçlü karinenin ortadan kalkması için aranan ilk unsurun sağlanmadığı anlaşıldığından asgari kişisel alandaki azalmaların koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ve yeterli koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesine, başvurucunun genel olarak uygun nitelikte bulunan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutuluyor olmasına ilişkin diğer iki unsurun değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
20. Varılan sonuç da dikkate alınarak başvurucunun koğuş kalabalıklığı nedeniyle beton zemin üzerinde yattığına ilişkin iddia hakkında ayrı bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Başvurucunun 3 m² İle 4 m² Arasında Kişisel Yaşam Alanına Sahip Olduğu Dönem Yönünden
22. Başvurucu, 9/8/2016-23/9/2016 tarih aralığında 3,91 m² kişisel yaşam alanına sahip olmuştur (bkz. § 6).
23. Başvurucu, bu dönemde gün ışığı ve temiz havadan yararlanabileceği ve temel bireysel egzersiz için kullanabileceği havalandırma bahçesine gün ışığında sınırsız bir biçimde erişme imkânına sahiptir. Bu durum kişisel alan kısıtlılığının yol açtığı olumsuz etkiyi önemli ölçüde hafifletici bir faktör olarak dikkate alınmalıdır.
24. Kurum ve Bakanlığın sağladığı bilgi ve belgelerden hijyen ve sıhhi tesislerle ilgili bir sorunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca odaların ve sıhhi tesislerin temizliği, mevcut tuvalet ve lavabo sayısı, mahpusların bunları kullanmak için harcadıkları zamanın yetersiz olduğu tespit edilmemiştir. Odaların havalandırma bahçesine açılan bir kapısı, her bir birimin havalandırma ve ışık sağlayan birden fazla penceresi olduğu da anlaşılmıştır. Bu nedenle temizlik, havalandırma ve aydınlatma dâhil genel koşulların tutulma koşullarının standartlarına göre yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
25. Sonuç olarak tutulma koşullarının fiziksel ve ruhsal etkileri ayrı ayrı ve başvurucu üzerindeki toplu etkisi hesaba katılarak değerlendirildiğinde başvurucunun 3 m² ile 4 m² arasında kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönemdeki tutulma koşullarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebilmesi için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı sonucuna varılmıştır.
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
27. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 500.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
28. Başvurucu 24/2/2021 tarihinde tahliye edildiğinden ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 380.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu; maddi tazminata ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. 1. Başvurucunun 3 m²den daha az kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Başvurucunun 3 m² ile 4 m² arasında kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 380.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Düzce İnfaz Hâkimliğine (E.2019/238, K.2019/302) ve Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2019/339 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.