logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Çiler Yılmaz, B. No: 2019/12413, 19/12/2023, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÇİLER YILMAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/12413)

 

Karar Tarihi: 19/12/2023

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Mehmet Yavuz YAŞAR

Başvurucu

:

Çiler YILMAZ

Vekili

:

Av. Mahir KIRMIZI

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, öğretmenliğe ilk atanmada kırk yaşından gün almamış olma şartının kaldırılması üzerine atanma talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Okul öncesi öğretmenliği lisans programı mezunu olan başvurucunun 2009 Şubat Dönemi öğretmen atamaları için internet üzerinden yaptığı başvuru, başvuru tarihi itibarıyla kırk yaşından gün almamış olma şartını sağlamaması nedeniyle kabul edilmemiştir.

3. Başvurucu, atanma talebinin reddine yönelik işlem ile bu işlemin dayanağını oluşturan ve Millî Eğitim Bakanlığı (İdare) tarafından yayımlanan 2009 Şubat Dönemi Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'nun (Kılavuz) 3.13. maddesinde yer alan "kırk yaşından gün almamış olmak" ibaresi ile 4/3/2006 tarihli ve 26098 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin (2006 tarihli Yönetmelik) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "kırk yaşından gün almamış olmak" ibaresinin iptali talebiyle Danıştayda dava açmıştır.

4. Danıştay Onikinci Dairesi (Daire) 22/5/2013 tarihinde;

i. Kılavuz hakkındaki talep yönünden davanın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmında, öğretmenlik mesleğinin niteliği ve ihtiyaç duyduğu dinamizm dikkate alınarak ilk defa öğretmenlik mesleğine atanacaklar için "40 yaşından gün almamış olmak" şartının aranmasının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

ii. Yönetmelik hakkındaki talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 2006 tarihli Yönetmelik'in 6/5/2010 tarihli ve 27573 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin (2010 tarihli Yönetmelik) 56. maddesi ile ilga edilmesi sebebiyle davanın konusunun kalmadığı belirtilmiştir.

iii. Atanma talebinin reddine yönelik işlem yönünden ise işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda, davacının ilk defa usta öğretici olarak istihdam edildiği tarih itibarıyla kırk yaşından gün almamış olma şartını taşıyıp taşımadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

5. Başvurucu anılan karar gereğince İdarece yapılan değerlendirme üzerine Mersin ili Akdeniz ilçesinde bulunan Bağlarbaşı İlkokuluna okul öncesi öğretmeni olarak atanmıştır.

6. Bununla birlikte Dairenin 22/5/2013 tarihli kararının iptale ilişkin kısmına karşı İdare tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 1/4/2015 tarihinde Daire kararını bozmuştur. Bozma kararının gerekçesinde, okul öncesi öğretim kurumlarında hizmetin kadrolu öğretmenler ile yürütülmesinin esas olduğu, usta öğreticilerin ancak öğretmenlere yardımcı olarak görevlendirilmesinin mümkün olduğu, İdarece hazırlanan Kılavuz'da öğretmenliğe alınmak için kırk yaşını doldurmamış olmak şartının getirildiği, Kılavuz'da getirilen bu düzenlemeye karşı açılan davanın reddedilmesi ve söz konusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi karşısında usta öğretici olarak istihdam edilen davacının kırk yaş şartını taşımadığından atamasının yapılmamasına dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

7. İDDK'nın anılan kararı uyarınca başvurucunun okul öncesi öğretmenliği görevine 3/8/2015 tarihinde son verilmiştir.

8. Daire 20/12/2016 tarihinde İDDK'nın bozma kararına uyarak atanma talebinin reddine yönelik işlem yönünden davayı reddetmiştir.

9. Diğer taraftan bu süreçte, 2010 tarihli Yönetmelik'in öğretmenliğe ilk atamada aranan "40 yaşından gün almamış olmak" şartını düzenleyen 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi 28/1/2015 tarihli ve 29250 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (2015 tarihli Yönetmelik) hükmü ile yürürlükten kaldırılmıştır.

10. Başvurucu, söz konusu Yönetmelik hükmünün yürürlükten kaldırılmasına bağlı olarak öğretmenliğe atamasının yapılması istemiyle 30/9/2017 tarihinde tekrar İdareye başvurmuştur. Söz konusu talep İdarenin 23/10/2017 tarihli işlemiyle reddedilmiştir.

11. Başvurucu ret işleminin iptali talebiyle idare aleyhine iptal davası açmış; dava dilekçesinde, daha önce usta öğretici olarak çalışması sebebiyle yaş şartı bakımından kazanılmış hakkının bulunduğunu, kendisiyle aynı durumda olan kişilerin atandığını ve hâlen görevlerine devam ettiklerini belirtmiş, farklı muameleye tabi tutularak atanmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

12. Ankara 7. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 19/6/2018 tarihinde dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Mahkememizin 22.05.2018 tarihli ara kararıyla, davacı ile aynı durumda (atamasının yapıldığı tarih itibariyle 40 yaşın üstünde) olup görevine devam eden öğretmen veya öğretmenlerin olup olmadığı hususunun sorulması üzerine davalı idare tarafından verilen cevapta, bahsedilen öğretmenlerin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 17.08.2017 tarih ve 12438698 sayılı onayı ile görevlerine devamı sağlanmış olup onay tarihi itibariyle görevlerine devam etmekte olan öğretmenler için uygulandığı, daha önce yargı kararı gereğince görevine son verilen davacının kadro durumu bulunmadığından bu onay kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.

Bu durumda; davacı ile aynı konumda olan fakat yargısal süreci daha ağır işleyen ancak sonuç itibariyle haklarında aynı karar verilen öğretmenlerin yukarıda anılan onay ile görevlerine devam ettikleri ancak davacının yargı kararı gereği görevine son verildiği ve onay tarihinde görevde olmadığı gerekçesiyle görevine devam ettirilmediği, bu hususun Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamıştır."

13. Karara karşı İdare tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 19/12/2018 tarihinde istinaf başvurusunun kabulüne ve davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"..İncelenen olayda dava konusu işlemin yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen bozma kararının uygulanmasını teminen tesis edilmiş olduğu, anılan karar uyarınca davacının mesleğe (öğretmenliğe) atanmada 40 yaş koşulunu sağlamadığının açıkça tespiti karşısında göreve iadesi isteminin kabulü mümkün olmadığından, bu yoldaki başvurunun redddine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

14. Nihai karar, başvurucuya 24/3/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

16. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

17. Başvurucu, kendisi ile birebir aynı durumda ve aynı şartlara sahip olan kişilerin öğretmenlik görevine devam ettiklerini, bu durumun kendisinin atanmamasının açıkça haksızlık olduğunu gösterdiğini ifade etmiş, Mahkemenin tüm bunları görmezden gelerek karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyeti adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

19. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

20. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

21. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılama hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 83).

22. Somut olayda usta öğretici olarak istihdam edilmekteyken okul öncesi öğretmeni olarak atanan ve atanma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle daha sonra bu görevinden alınan başvurucu, ilgili yönetmelikte meydana gelen değişiklik sonrasında okul öncesi öğretmeni olarak atanma talebiyle yeniden idareye başvurmuş, başvurusunun reddedilmesi üzerine iptal davası açmıştır. Bölge İdare Mahkemesi davayı reddederken gerekçesinde, başvurucunun İDDK tarafından verilen bozma kararının uygulanmasını teminen öğretmenlikteki görevine son verildiğini hatırlatmış, anılan kararla öğretmenliğe atanmada kırk yaş şartını sağlamadığının tespit edilmiş olması karşısında, göreve iadesinin mümkün olmadığı yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.

23. Belirli bir kadroya atanma şartlarının neler olduğunu değerlendirmek ve bu şartların sağlanıp sağlanmadığını tespit etmek hukuk kurallarını öncelikle yorumlama yetkisini haiz olan derece mahkemelerinin yetkisindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi derece mahkemesinin yorumlarının açıkça keyfî veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemekten ibarettir.

24. Öğretmenliğe atanabilmek için kanunla belirlenen genel şartların yanı sıra 2010 tarihli Yönetmelik'te belirtilen özel şartların da sağlanması gerektiği görülmektedir. Her ne kadar anılan Yönetmelik'te 2015 yılında değişiklik yapılarak kırk yaşından gün almamış olmak biçimindeki atama şartı Yönetmelik'ten kaldırılmış olsa da Yönetmelik ile İdareye şartları belirleme hususunda verilen yetki doğrultusunda hazırlanan Kılavuz'da da öngörülen söz konusu yaş şartının Danıştay tarafından hukuka aykırı görülmediği anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle İdareye verilen yetki çerçevesinde getirilen söz konusu şartın iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen Daire kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Buna göre Bölge İdare Mahkemesinin İDDK kararına atfen başvurucunun öğretmenliğe atanmada kırk yaş şartını sağlamadığı yolundaki değerlendirmesinin hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği anlaşılmaktadır.

25. Bu itibarla başvuru konusu olayda başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların yargılama mercilerince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

27. Başvurucu, kendisi ile birebir aynı durumda ve aynı şartlara sahip olan kişileri örnek vererek söz konusu kişilerin öğretmenlik görevine devam etmeleri nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucunun söz konusu iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığını somut bir biçimde ortaya koyması gerekir. Başvurucu ise belirtilen bu nedenlerle kendisine farklı bir muamele yapıldığını ortaya koyamamıştır. Bu sebeple söz konusu iddia yönünden de bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 19/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Çiler Yılmaz, B. No: 2019/12413, 19/12/2023, § …)
   
Başvuru Adı ÇİLER YILMAZ
Başvuru No 2019/12413
Başvuru Tarihi 19/4/2019
Karar Tarihi 19/12/2023

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, öğretmenliğe ilk atanmada kırk yaşından gün almamış olma şartının kaldırılması üzerine atanma talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Ayrımcılık yasağı Ayrımcılık Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi