logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hasan Hüseyin Koşar [1. B.], B. No: 2019/1267, 11/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HASAN HÜSEYİN KOŞAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/1267)

 

Karar Tarihi: 11/2/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Hüseyin Özgür SEVİMLİ

Başvurucu

:

Hasan Hüseyin KOŞAR

Vekili

:

Av. Mustafa DEMİR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; beyanları mahkûmiyet kararında belirleyici ölçüde kanıt olarak kullanılan tanığın duruşmada sorgulanamaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu 1983 doğumlu olup bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesinde öğretmen olarak görev yaptığı sırada terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla irtibatı olduğu gerekçesiyle 15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır.

3. Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) kamu kurumlarında görevli Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensuplarına yönelik araştırmalar sırasında örgütle irtibatlı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına (Aktif Eğitim-Sen) üye olan ya da üyeyken Sendikadan ayrılan öğretmenlerle sendika yöneticilerine yönelik soruşturma başlatmıştır.

4. Soruşturma sırasında, aralarında başvurucunun da bulunduğu kişilerin FETÖ/PDY'nin sosyal medya üzerinden propagandasını yaptıkları ve örgüte finansal destek sağladıkları yönünde iddialar nedeniyle Kırklareli Valiliğince idari soruşturma başlatıldığına dair bilgi verilerek bu kişiler hakkında Başsavcılığa 28/7/2016 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuştur. Duyuru ekinde başvurucunun Aktif Eğitim-Sen'e 6/2/2014 tarihinde üye olduğu ve yine örgütle iltisaklı olduğu değerlendirilen Istranca Derneğinin 28/6/2015 tarihli üye hazirun listesinde kaydının bulunduğuna dair belgelere yer verilmiştir.

5. Başsavcılık tarafından başvurucu ve suç duyurusuna konu diğer kişilerin örgütsel ilişkilerinin belirlenmesine dair kolluk aracılığıyla yapılan araştırmalar sonucunda başvurucu hakkında ByLock programını kullandığına dair tespit de yapılmıştır.

6. Kollukta 1/11/2016 tarihinde müdafii ile birlikte hazır bulundurulan başvurucu;

i. Kendisi ile birlikte haklarında soruşturma yürütülen diğer şüphelilerin bir kısmını öğretmen ve Aktif Eğitim-Sen üyesi olmaları nedeniyle tanıdığını, bu şüphelilerden E.D., Y.K., Y.D., T.Ç., L.A., E.Ç. ve H.S. ile birlikte zaman zaman evlerinde bir araya gelerek risale okuyup sohbet ettiklerini fakat bu sohbetlerde kimsenin Hükûmet aleyhine konuşmadığını söylemiştir.

ii. Öğrencilik yıllarında arkadaşlarının daveti üzerine cemaat yurtlarına gittiğini fakat bu yurtlarda kalmadığını, babasının üzerine olan Zaman gazetesi aboneliğini 2006 yılında kendi üzerine aldığını, 2013 ya da 2014 yılına kadar gazete aboneliğinin sürdüğünü, bir dönem Sızıntı dergisine de abone olduğunu belirtmiştir.

iii. 2008-2010 yılları arasında Eğitimciler Birliği Sendikasına (Eğitim-Bir-Sen) üye olduğunu, 2012 yılında ise üyeliğini Aktif Eğitim-Sen'e aldığını, bu sendikada iki ay üye olarak kalıp yeniden Eğitim-Bir-Sen'e üye olduğunu, 2014 yılında Aktif Eğitim-Sen açıldığında tekrar bu Sendikaya üye olup Sendika kapanana kadar üyeliğini sürdürdüğünü belirtmiştir. Aktif Eğitim-Sen'e kimsenin etkisi olmadan, Sendikanın siyasetten uzak durduğunu ve öğretmenlerin özlük haklarını koruduğunu düşünerek üye olduğunu, Sendikanın 2014 ile 2016 yılları arasındaki bazı sosyal faaliyetlerine katıldığını ifade etmiştir. Istranca Derneği yönünden ise bu Derneğin organizasyonlarında yardımcı olmuş olabileceğini ama Derneğe üye olmadığını, kâğıt üzerinde üyeliği gözükmekteyse de bunu hatırlamadığını savunmuştur.

iv. Babası ile birlikte mevduatlarını değerlendirmek için 2006 yılında Bank Asyada kendi adına hesap açtıklarını, 2009 yılına kadar düzenli olarak birlikte yatırım yaptıklarını, bunun bir kısmını evlenirken kullandığını, ev alırken kredi almak için 2010 yılında diğer bankalara başvurduğu hâlde onay verilmediğini, ev alacağı müteahhidin yönlendirmesi ve talep ettikleri krediyi de veriyor olması sebebiyle Bank Asyadan 5 yıl geri ödemeli 80.000 TL bedelli konut kredisi çektiğini, kredi borcunun 2015 yılında bittiğini, Banka kapanana kadar da hesabının açık kaldığını belirtmiştir.

v. Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde hesabı olup bu hesabı aktif kullandığını ancak ByLock programını kullanmadığını söylemiştir.

7. Başvurucu, Başsavcılıkta 3/11/2016 tarihinde verdiği ifadesinde önceki savunmalarını tekrarlamıştır.

8. Soruşturmanın tamamlanması üzerine Başsavcılık tarafından 29/12/2016 tarihinde aralarında başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmaları talebiyle iddianame düzenlenmiştir. İddianamede, FETÖ/PDY yapılanması, darbe teşebbüsünden önceki tarihlerde örgüte karşı ülke genelinde yürütülen bazı adli soruşturmalara yönelik Kırklareli'de yapılan ve Istranca Derneğinin de katıldığı basın toplantıları hakkında detaylı açıklamalara yer verildikten sonra başvurucunun hukuki durumuna özgü değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda başvurucunun savunmasına, kamu görevinden çıkarılmasına, ByLock programını kullandığına dair tespite, örgütle iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ve sendikaya üye olmasına ve Bank Asyadaki hesap hareketlerine göre başvurucunun atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır.

9. Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılama sırasında Mahkemenin başvurucunun ByLock programını kullanıp kullanmadığının belirlenmesi hususunda Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği müzekkereye verilen cevapta, başvurucunun ByLock kaydının belirlenemediği bildirilmiştir.

10. Başvurucu, müdafiinin de hazır bulunduğu 29/3/2017 tarihli celsede önceki savunmalarını genel olarak tekrarlamış; önceki savunmalarından farklı olarak Istranca Derneğinin eğitimi destekleme amacıyla kurulduğunu düşündüğü için bu Derneğe üye olduğunu belirtmiştir. Bank Asyadaki hesap hareketlerine ilişkin olarak Bankadaki 2014 yılında gerçekleşen hesap miktarındaki artışın eşinin çalıştığı kooperatifteki parayı üzerinde taşımak istememesinden kaynaklandığını, taşıt kredisini farklı bir bankadan çektiğini, bu Bankayı desteklemek amacıyla işlem yapmadığını ifade etmiştir. Bununla birlikte yine önceki beyanlarından farklı olarak sohbete katılmaya dair soruşturma evresinde verdiği ifadesinde bir karışıklık olduğunu, aslında amcasının üyesi olduğu Risale-i Nur adlı grubun sohbetlerine katıldığını, bu grubun FETÖ/PDY'den ayrı bir grup olduğunu, ifadesinde belirttiği kişilerin de örgütün düzenlediği sohbetlere katılmadığını, arkadaşlarıyla gerçekleşen sohbetlerin kendi aralarındaki sohbetler olduğunu savunmuştur.

11. Mahkeme 31/3/2017 tarihli üçüncü celsede; başvurucunun sendika ve dernek üyelik bilgileri ile Bank Asyadaki hesabının 2013 yılı Mayıs ayı ile 2014 yılı Şubat ayı arasındaki bakiye tablosunun getirtilmesine ve sosyal medya hesaplarının incelenmesine dair ara kararı vermiştir. Mahkeme ayrıca terör örgütü üyeliği suçundan farklı dosyalarda haklarında soruşturma yürütülen R.D. ve diğer bazı kişilerin kendi dosyalarında verdikleri ifadelerde başvurucu dışında davanın bazı sanıklarına yönelik olarak iddianamede de yer verilen beyanlarını dikkate almak suretiyle bu kişilere fotoğraf teşhisi yaptırılmasına ve sanıkların örgütsel konumları olup olmadığı hususunda ifadelerinin alınmasına da karar vermiştir. Bu talimat doğrultusunda Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce R.D.ye 7/5/2017 tarihinde fotoğraf teşhisi yaptırılıp kendisine gösterilen fotoğraflardaki kişilere dair beyanı tespit edilmiştir. "Fotoğraf teşhis tutanağı" başlıklı belgeye göre R.D.; başvurucunun fotoğrafı kendisine gösterildiğinde bu kişiyi sınıf öğretmeni olarak tanıdığını, başvurucunun 2009 yılına kadar cemaate yakın ve cemaat içinde olduğunu, sadece sohbetlere katıldığını, 17-25 Aralık sürecinden sonra başvurucunun akıbeti hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade etmiştir.

12. Mahkeme, başvurucu ile aynı davada yargılanan sanıklardan A.T. ve C.A. hakkında R.D.nin istinabe yoluyla tanık olarak ifadesinin alınması hususunda 2/5/2017 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine istinabe talebinde bulunmuş; talep yazısı ekinde de iddianameyi sunmuştur. R.D. 8/9/2017 tarihinde istinabe yoluyla tanık olarak alınan ifadesinde A.T. ve C.A. hakkında beyanlarda bulunmuştur.

13. Duruşmanın 25/5/2017 tarihli 4. celsesinde Mahkemenin gönderdiği talimatlara dair cevap yazıları ile R.D.nin beyanının alındığı Fotoğraf Teşhis Tutanağı okunmuştur. Başvurucu 26/5/2017 tarihli 5. celsede R.D.nin beyanına karşı savunma yapmış; R.D.yi tarih öğretmeni olarak tanıdığını ve onu birkaç kez gördüğünü, R.D.nin kendisini tanımadığını, bu nedenle örgüt içinde yer aldığına dair beyanının temelsiz olduğunu ifade etmiştir. Aynı celsede beyanda bulunan başvurucunun müdafii de R.D.nin beyanlarındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, diğer yandan R.D.nin beyanlarının 17-25 Aralık sürecinden öncesine dair olduğunu belirtmiştir. Başvurucu müdafii Mahkemeye sunduğu 29/9/2017 tarihli dilekçede de iddianamede belirtilen delillere ve yargılama sırasında dosyaya gelen belgelere karşı beyanda bulunmuştur. Anılan dilekçede, Bank Asyada örgüte destek olma amacıyla yapılan hesap hareketi bulunmadığını, başvurucunun üye olduğu sendikanın yasal bir kuruluş olduğunu, Istranca Derneğinin ise faaliyetleri olmayan ve kısa süre sonra da kapatılan bir dernek olduğunu, sendika ve dernek üyeliklerini örgütsel amaçla yapmadığını, tanık R.D.nin başvurucu hakkındaki kolluk beyanının diğer sanıklara dair beyanlarından şablon olarak alınıp yazıldığını, R.D.nin istinabe yoluyla alınan ifadesinde başvurucudan bahsetmediğini belirtmiştir.

14. Mahkemece 27/10/2017 tarihinde başvurucu hakkında atılı suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararda FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere yer verildikten sonra başvurucunun üyesi olduğu dernek ve sendikanın örgütle irtibatına dair açıklamalara değinilmiş, başvurucunun anılan Dernek ve Sendikaya üye olduğu, örgüte mali destek vermek amacıyla Bank Asyada hesap hareketlerinin bulunduğu, sosyal medyada örgütü öven paylaşımlarının olduğu ve başvurucunun beyanları ile tanık R.D.nin beyanlarına göre başvurucunun örgüt içinde yer aldığı ve örgütün sohbet adı altında yapılan toplantılarına katıldığı ifade edilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 28.05.2015 tarihli Asya Katılım Bankası A.Ş. Hakkındaki mali durum tespit raporunda, 15.01.2014 tarihinde ulusal medyada yayınlanan ve Fetullah GÜLEN'e ait olduğu iddia edilen 25.12.2013 tarihli ses kaydında bankanın durumuna ilişkin bir kişinin Fetullah GÜLEN'e rapor verdiği, bankadan mevduat çıkışı olduğu, bankanın mevduat girişinin düzeltilmesi için 25.12.2013 tarihinde Fetullah GÜLEN tarafından örgüt üyelerine Asya Katılım Bankasında bulunan hesaplarına para yatırmaları yönünde talimat verdiği, 01.12.2013-30.06.2014 tarihleri arasında Asya Katılım Bankasında 334.000 hesabın açıldığı, 30.01.2014 tarihinde bir günde toplam 6.069 adet hesap açıldığı, 30.12.2013 tarihinde BDDK'nın incelemesine göre 2 günde 192.000 hesap açıldığı, hesaba yatırılan mevduatın bir kısmının diğer bankalardan çekilen kredi bedelleri olduğu, yani örgüt üyelerinin başka bankalardan kredi çekerek ele geçen parayı Asya Katılım Bankasına yatırdıkları, Asya Katılım Bankasına özellikle 25.12.2013 tarihi sonrasındaki para yatırma ve bu bankanın mevduat varlığını artırmaya yönelik eylemlerin terör örgütü lideri Fetullah GÜLEN'in talimatı neticesinde ve örgütün finans kaynaklarından olan Asya Katılım Bankasının işlem hacmini, spekülatif olarak artırarak zarar etmesini engellemek amacı ile örgüt faaliyeti kapsamında ve örgüt lehine yapılan örgütlü bir eylem olarak değerlendirilmesinin gerektiğine kanaat getirilmiştir. Bu kanaatimizin oluşumunda il imamı olduğunu belirttiği [Ş.B.] tarafından, [G.] Eğitim A.Ş'nin bütün personelinin katıldığı toplantıda, Bank Asya'ya para yatırılması talimatı verdiğine,örgüt lideri tarafından verilen bu talimatın Marmara genel sorumlusu [S.K.] tarafından [Ş.B.ye] iletildiğini bildiğine, hatta daha sonra yapılan toplantılarda yatırılan paranın yeterli olmadığı için kredi çekip bankaya para yatırın şeklindeki tanık [V.Ç.nin] beyanları da göz önünde bulundurulmuştur. Asya Katılım Bankası (Bank Asya) hesabı bulunan sanıklar yönünden bu husus aşağıda ayrıca tek tek değerlendirilmiştir.

...

Sanık Hasan Hüseyin KOŞAR'ın Asya Katılım Bankası (Bank Asya) 2014 Ocak ayında 5.664 TL hesabının bulunduğu ancak 2014 Mart ayında hesabında bulunan paranın yaklaşık bir kat artışla 12.335,32 TL'ye çıktığı anlaşılmış olup sanığın bunun olağan hesap hareketlerinden kaynaklandığına ilişkin beyanına yukarıda açıklanan nedenlerle itibar edilmemiş, bu paranın terör örgütü lideri Fetullah GÜLEN'in talimatı üzerineörgütün finans kaynaklarından olan Asya Katılım Bankasının işlem hacmini, spekülatif olarak artırarak zarar etmesini engellemek amacı ile örgüt faaliyeti kapsamında ve örgüt lehine yapılan örgütlü bir eylem olarak sanık tarafından gerçekleştirildiğine kanaat getirilmiştir.

FETÖ/PDY'ye aidiyetinin, FETÖ/PDY ile irtibatının veya iltisakının bulunduğuna kanaat getirilen Istranca Derneğine ve Aktif Eğitimciler Sendikası (Aktif Eğitim-Sen) üye olduğuna ilişkin sanığın ikrarı ve buna ilişkin dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, sanığın Asya Katılım Bankası (Bank Asya) hesabındaki artışı gösterir Bank Asya cevabi yazısı, MASAK raporu ve buna ilişkin mahkememizin yukarıdaki değerlendirmesi, sanığın cemaat sohbetlerine katıldığına, 2009 yılına kadar cemaat ile yakın olduğuna ve içerisinde olduğuna, sohbetlere katıldığına ilişkin tanık [R.D.nin] beyanı, sanığın 668 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan, terör örgütünün propaganda amacıyla kullandığı legal görünüm altında faaliyet gösteren gazetelerden Zaman gazetesine abone olduğuna, yine aynı nitelikteki Kimse Yok Mu Derneğine ufak çaplı para yardımında bulunduğuna ve FETÖ/PDY dershanelerine kurban parası adı altında yardımlarda bulunduğuna, sanıklarımızdan[Y.K., Y.T., T.Ç., L.A., E.Ç. H.S.] ile birlikte zaman zaman bir araya gelip evlerinde risale okudukları sohbetleri olduğuna ilişkin sanığın ikrarı, sanığın [T]witter hesabından 17-25 Aralık FETÖ/PDY operasyonlarını savunan ve kendisinin de bu FETÖ/PDY içinde yer aldığını gösterir, 'Hizmetteki abilerin çoğunun variyeti bu kadar bile değil. Biz miyiz rantçı' şeklindeki ve #HiçDurmadanHizmeteDevam aldırmadan, Ebu Akil'ce,...Ömer gibi.' paylaşımlarına ilişkin sanık hakkındaki açık kaynak araştırması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın fiillerinin terör örgütü üyeliğini çağrıştırır süreklilik, çeşitlilik ve devamlılıkta olduğuna, sanık ile örgüt arasındaki (organik, canlı, etkin, hiyerarşik) bağın, sanığı FETÖ/PDY'den emir ve talimat almaya açık tuttuğuna, sanık Hasan Hüseyin KOŞAR'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğuna ve bu nedenlerle, 5237 [s]ayılı TCK'nın 314/2 maddesi kapsamındaki 'silâhlı terör örgütüne üye olma' suçunun sanık yönünden sübut bulduğuna kanaat getirilmiştir."

15. Başvurucu Mahkeme kararına karşı;

i. Yargıtay kararlarına atıf yaparak terör örgütü üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak ve somut delil bulunmadığını, Bank Asyada örgüte destek olma amacıyla işlem yapmadığını, Istranca Derneğinin kâğıt üzerinde bir dernek olup herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını ve bu Derneğin örgütle iltisaklı olmak gibi bir nedenle kapatılmadığını, Derneğin faaliyetsizlik nedeniyle üyeleri tarafından 28/6/2015 tarihinde kapatıldığını,

ii. Aktif Eğitim-Sen'in yasal olarak faaliyet gösteren bir sendika olduğunu ve özlük haklarını korumak için bu Sendikaya üye olduğunu, kollukta sohbete dair ifadesinin tutanağa yanlış geçirildiğini, bu ifadeyi yargılama sırasında düzelttiği hâlde önceki hatalı beyanının hükme esas alındığını, Zaman gazetesi aboneliği ile Kimse Yok Mu adlı derneğe yaptığı bağışı da örgütsel amaçla gerçekleştirmediğini savunmuştur.

iii. Anılan dilekçede tanık R.D.nin beyanına ilişkin olarak tanığın fotoğraf teşhisinde kendisini 2009 yılına kadar sohbetlerde gördüğüne dair ifadesini fotoğrafı gösterilen bazı sanıklar yönünden de tekrarladığını hâlbuki bu sanıkların bazılarının Kırklareli'ye 2012 yılında geldiğini, dolayısıyla bu yöndeki ifadenin kendisi de dâhil birçok sanık yönünden tutanağa şablon olarak aktarıldığını söylemiştir.

 iv. Tanığın sonradan istinabe yoluyla alınan ifadesinde de kendisi hakkında herhangi bir beyanda bulunmadığını, dolayısıyla tanığın beyanları arasında çelişki olup bu beyanların mahkûmiyete esas alınamayacağını ileri sürerek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

16. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (Daire) 18/1/2018 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf kanun yoluna başvuru talebini esastan reddetmiştir. Başvurucu, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek Daire kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuş, (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi 17/9/2018 tarihinde Daire kararını onamıştır.

17. Başvurucu, nihai kararı 18/12/2018 tarihinde öğrendikten sonra 26/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki masumiyet karinesi ve silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilemez olduğuna; adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, beyanı mahkûmiyete esas alınan tanık R.D.nin huzura getirtilmeyip ifadesinin istinabe yoluyla alınması nedeniyle tanığı sorgulayamadığını belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; olağan kanun yollarında dile getirilmediği vurgulanan bu ihlal iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Diğer yandan tanık R.D.nin ifadesi ile Teşhis Tutanağı'nın belirleyici delil olmadığı, başvurucunun da tanığın ifadesinden haberdar olup bu delile karşı itirazlarını etkili şekilde ileri sürme imkânına sahip olduğu ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

21. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan tanık sorgulama hakkı kapsamında incelenmiştir.

22. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

23. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü iddiayı yargılama sırasında ve olağan kanun yollarına başvuru dilekçelerinde dile getirmediği, böylece başvuru yollarını usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu; kolluk ifadesine hatalı olarak yazılan ve hükme esas alınan beyanını duruşmada düzelttiği hâlde bu hususun dikkate alınmadığını, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, atılı suçu işlemediğini, üye olduğu Derneğin örgütle irtibatı nedeniyle kapatılmadığını, üyesi olduğu Sendikanın yasal şekilde faaliyet yürüttüğünü, Bank Asyadaki mutat hesap hareketlerine dayanılarak cezalandırıldığını, mahkûmiyet kararında bu konularda yeterli açıklamalara yer verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde; Mahkemenin dava konusu maddi olay ve olguları, delilleri değerlendirmesi, hukuk kurallarını yorumlaması ve uygulaması, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu ve kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirdiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

27. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

28. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1.B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

29. Somut başvuruda Mahkeme, gerekçeli kararda başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu karara göre başvurucu hakkındaki Bank Asya hesap hareketleri başvurucunun FETÖ/PDY liderinin ve yöneticilerinin talimatı doğrultusunda hareket ettiğini, başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu değerlendirilen dernek ve sendikaya üye olma, 2009 yılına kadar örgütün sohbet adı altında yaptığı toplantılara katılma ve sosyal paylaşım sitesinde 17/25 Aralık süreciyle ilgili paylaşımlarda bulunma eylemleri örgütün ideolojisini benimsediğini göstermektedir. Mahkemenin kararın gerekçesinde hükme esas aldığı delillerin ağırlığı hususunda herhangi bir değerlendirmede bulunmadığı görülmüştür.

30. Anayasa Mahkemesi Gürcan Balık ([2. B.], B. No: 2020/16435, 17/11/2022) kararında başvurucunun Bank Asyadaki mevduatına ilişkin ileri sürdüğü iddiasının karar sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı bir iddia olduğu hâlde bunun gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (aynı kararda bkz. §§ 68-72). Anayasa Mahkemesi anılan kararda öncelikle ilgili Yargıtay içtihadına atıf yapmak suretiyle bahse konu Bankada parasal bir işlem yapılmasının kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir. Nitekim Yargıtay kararlarında 22/7/2016 tarihinde faaliyet izni kaldırılıncaya kadar faaliyetlerine devam eden ve FETÖ/PDY ile iltisaklı olan Bank Asyada gerçekleştirilen mutat hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtay önceki tarihli kararlarında mutat işlemlerin dışında kalan, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve Bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemleri suç delili olarak kabul etmiştir (ilgili kararlar için bkz. Gürcan Balık, §§ 39-47). Bununla birlikte Yargıtayın sonraki içtihadında, sanığın örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösteren, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesini bozma gerekçesi yaptığı anlaşılmaktadır (Ruhi Erginer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/24807, 15/4/2025, §§ 14-16).

31. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararına dayanak olarak değerlendirilen deliller, bu delillere ilişkin anayasal güvenceler yönünden Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadı yönünden ele alınacak olursa öncelikle Yargıtay örgütün profesyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinir hâle geldiği süreçten önce icra edilen yapılanmanın evlerinde kalmak ve sohbetlere katılmak gibi faaliyetlerin nitelik, içerik ve mahiyeti itibarıyla silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin -somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça- örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceğine karar vermiştir (birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/10/2024 tarihli ve E.2022/7057, K.2024/11904 sayılı; 21/10/2024 tarihli ve E.2022/5877, K.2024/11981 sayılı; 6/2/2024 tarihli ve E.2023/24146, K.2024/1337 sayılı kararları; (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30/10/2018 tarihli ve E.2017/3689, K.2018/3718 sayılı kararı). Anayasa Mahkemesi, sohbetlere katılma eyleminin başvurucunun örgüte üye olma suçundan cezalandırılmasında delil olarak kullanılabilmesi için başvurucunun katıldığı sohbetlerin örgütsel özellik taşıdığının belirlenmesini beklemektedir (Hasan Sarıcı [GK], B. No: 2018/37695, 9/10/2024, § 37; ayrıca örgütsel alanda kalan sohbet toplantılarının özelliklerine ilişkin olarak bkz. Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, § 20). Yargıtay kararlarında, kritik olduğu belirtilen tarihlerden sonra devam etmeyen, gizlilik ve himmet vermek/toplamak gibi örgütsel özellik taşıdığı da belirlenemeyen dinî sohbetlere katılmaktan ibaret eylemlere istinaden mahkûmiyet kararı verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10/2/2021 tarihli ve E.2019/10348, K.2021/972; 10/5/2018 tarihli ve E.2017/4179, K.2018/1541; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 18/01/2023 tarihli ve E.2022/39058, K.2023/114; 6/2/2024 tarihli ve E.2023/1356, K.2024/1494 sayılı kararları].

32. Ayrıca Yargıtay uygulamasına göre kişilerin örgüte bağlı dernek ve sendika üyesi olma şeklindeki eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüte yardım etme kastıyla hareket edildiğini ispat eden faaliyetler kapsamında değerlendirilmediği ve bu nedenle atılı suçun delili olarak kabul edilemeyeceğinin belirtildiği de anlaşılmıştır (Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2021/13507, K.2022/4206 sayılı; 29/9/2022 tarihli ve E.2021/21414, K.2022/5210 sayılı kararları; ayrıca bkz. Hakan Darıcı ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/34045, 20/7/2023, §§ 17-19). Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre başvurucuların konumları ve kişisel özellikleri nazara alınarak FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu kabul edilen dernek ve sendikaya üye olma eylemlerinin anayasal örgütlenme özgürlüğü dışında ve örgütsel faaliyet veya örgüte yardım kastıyla hareket edilip edilmediğini ortaya koyan değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir (Ruhi Erginer ve diğerleri, § 25; Cemile Doğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2022/20577, 19/11/2024, § 18; ayrıca Yahya Turgut [GK], B. No: 2021/43694, 9/10/2024, § 56). Diğer yandan Yargıtay, sanığın örgüt lehine sosyal medya paylaşımlarında bulunmasının ([kapatılan] Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 4/2/2020 tarihli ve E.2019/3727, K.2020/717 sayılı kararı) örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir. Buna göre başvurucunun Bank Asya hesap hareketliliğine ilişkin delilin mahkûmiyet kararına götüren tek olmasa da belirleyici nitelikte delil olduğunun kabul edilmesi gerekir.

33. Başvurucu; aşamalardaki savunmalarında hesap hareketlerinin, hırsızlık yapılması endişesi nedeniyle parasını bankada tutmasından kaynaklandığını, anılan Bankadan kredi de çekmediğini, bu durumun sicil kayıtlarından ya da bu konularda sundukları delillerden de anlaşılabileceğini beyan etmiştir. Dernek ve sendika üyeliği açısından ise örgüte yardım amacıyla hareket etmediğini savunmuştur.

34. Gerekçeli kararda 2014 yılı ve sonrasında gerçekleşen bir kısım hesap hareketine değinilmiş ancak başvurucunun Bank Asyadaki hesabının hangi tarihte açıldığına, bu hesaba ilişkin bankacılık işlemlerinin FETÖ/PDY liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı öncesindeki niteliği ve hacmine, bu talimattan sonra anılan hesabın ne şekilde kullanıldığına, aktif kullanım olarak kabul edilen işlemlerin hacminin ne olduğuna dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle söz konusu bankacılık işlemlerinin neden mutat olarak kabul edilemeyeceğine ilişkin yeterli bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun örgüt liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı sonrasındaki bankacılık işlemlerinin bu talimattan önceki dönemle uyumlu olmadığı veya olağan dışı bir hesap hareketliliği niteliğinde olduğu ortaya konulmamıştır. Dahası başvurucunun Bank Asya nezdindeki 2014 yılı öncesi de dâhil olmak üzere hesap açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve tüm hesap hareketlerine ilişkin olarak alanında uzman bilirkişi marifeti ile bir inceleme de yaptırılmamıştır.

35. Mahkeme kararında, Bank Asya hareketleri itibarıyla sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle mahkûmiyet kararlarının bozulduğu Yargıtay kararlarındaki tespitlerin irdelenmediği, böylece başvurucunun konumu ve kişisel özellikleri nazara alınarak FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu kabul edilen dernek ve sendikaya üye olma eyleminin sempati ve iltisak boyutunu aşan ve örgüte yardım etme kastıyla hareket edilip edilmediğini ortaya koyan değerlendirmelerin yapılmadığı görülmüştür. Mahkûmiyet gerekçesinde örgüt liderinin talimatı üzerine mevduat hesabında artışa gidildiği veya mutat hesap hareketleri dışında bir işlemle bankaya likidite sağlandığı soyut ve genel ifadelerle dile getirilmiştir (bkz. § 14). Diğer yandan başvurucunun tanık R.D.nin dile getirdiği ve başvurucunun katıldığını iddia ettiği sohbet adı altındaki toplantıların 17/25 Aralık sürecinden önceki tarihlere ilişkin olduğuna dair savunması da karşılanmamıştır (bkz. §§ 13, 14). Dolayısıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak için hareket etmediğine, söz konusu işlemlerin rutin bankacılık işlemleri olduğuna, ayrıca tanık R.D.nin ifadelerinin 17/25 Aralık sürecinden öncesine tekabül ettiğine ilişkin kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialarının gerekçede karşılanmadığı anlaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

37. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

38. Başvuruda, tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

39. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/11, K.2017/187) GÖNDERİLMESİNE,

D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Hasan Hüseyin Koşar [1. B.], B. No: 2019/1267, 11/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı HASAN HÜSEYİN KOŞAR
Başvuru No 2019/1267
Başvuru Tarihi 26/12/2018
Karar Tarihi 11/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, beyanları mahkûmiyet kararında belirleyici ölçüde kanıt olarak kullanılan tanığın duruşmada sorgulanamaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Gerekçeli karar hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi