logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Tülay Gül [2.B.], B. No: 2019/14704, 2/2/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

TÜLAY GÜL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/14704)

 

Karar Tarihi: 2/2/2022

R.G. Tarih ve Sayı: 6/4/2022 - 31801

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

Raportör

:

Yüksel GÜNARSLAN

Başvurucu

:

Tülay GÜL

Vekili

:

Av. Didem GÜL YÜKSEL

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/4/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1965 doğumlu olup olayların geçtiği tarihte Mudanya'da ikamet etmektedir.

9. 14/7/2017 tarihinde başvurucunun evinin önündeki ağacın komşusu E.N. tarafından kesilmesi üzerine başvurucu ile S.B., Ö.A.B., Z.A., K.N. ve H.K. arasında başlayan tartışma kavgaya dönüşmüştür. İhbar üzerine olay yerine gelen Mudanya İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri olaya müdahale etmiş ve durumu Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) bildirmiştir.

10. Olay tarihinde düzenlenen Cumhuriyet Savcısıyla Görüşme Tutanağı'na göre Başsavcılık tarafından mala zarar verme eylemi ile ilgili olarak başvurucunun mağdur, E.N.nin ise şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınması, birbirlerini darbeden şahısların müşteki şüpheli olarak beyanlarının alınması ve adli raporlarının temin edilmesi, olayı gören kişilerin ifadelerinin alınması, olay yerinin fotoğraflanması ile zarar tespitinin yapılması talimatları verilmiştir.

11. Başvurucunun kendisini darbettiğini ifade eden K.N. olay tarihinde Mudanya Devlet Hastanesine sevk edilmiştir. Hastane tarafından düzenlenen 14/7/2017 tarihli ve 2017/2505 numaralı Genel Adli Muayene Formu'nun sonuç kısmı şöyledir:

"Darp edildiği beyanı ile 112 tarafından acile getirilen hastanın yapılan muayenesinde: darp cebir izine rastlanmamıştır. gerekli tahlilleri yapılıp birkaç saat gözlem amaçlı müşahade altında tutulmuştur. durum bildirir kesin hekim raporudur."

12. Katılan K.N. kavga olayından dört gün sonra Mudanya Devlet Hastanesine müracaat etmiştir. Bu müracaat üzerine hazırlanan 18/7/2017 tarihli ve 2017/2564 numaralı Genel Adli Muayene Formu'nun sonuç kısmı şöyledir:

"Darp şikayeti ile gelen hastanın yapılan muayenesinde: gks: 15 bilinç : açık oryante kooperedir. sol frontal kısımda 2 cm'lik yüzeysel sıyrık, sağ üst kol iç kısmında 1 cm'lik ekimoz, sol üst kol iç kısmında 3 cm'lik ekimoz tespit edilmiştir. basit tıbbi müdahale ile giderilebilir. durum bildirir kesin hekim raporudur."

13. Katılan K.N. 19/7/2017 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığında müşteki şüpheli sıfatı ile verdiği ifadesinde; başvurucunun olay günü evine gelerek kendisine hakaret içeren sözler söylediğini, kolunu kavrayarak sıkması sonucu kolunda morluk oluştuğunu ve başvurucudan şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.

14. Soruşturma kapsamında başvurucunun katılan K.N.yi darbettiğine ilişkin olarak görgüye dayalı beyanda bulunan tek kişi, katılan H.K.dır. Katılan H.K. soruşturma evresinde kolluk tarafından alınan ifadesinde başvurucuyu katılan K.N.nin başına vururken gördüğünü beyan etmiştir.

15. Başvurucu, Başsavcılığa hitaben yazdığı 18/12/2017 tarihli dilekçede katılan K.N.ye yönelik kasten yaralama eyleminde bulunmadığını ve bu durumun katılan K.N. hakkında olay tarihinde düzenlenen adli rapor ile sabit olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, ayrıca katılanlar K.N. ve H.K.nın ifadelerinin kendisine isnat edilen kasten yaralama eyleminin gerçekleştirilme biçimine ilişkin anlatımları yönünden çelişkili olduğunu beyan etmiştir.

16. Soruşturma işlemlerinin tamamlanmasını müteakip Başsavcılık tarafından aralarında başvurucunun da olduğu bir kısım müşteki şüpheli ve şüpheli hakkında iddianame düzenlenmiştir. 30/3/2018 tarihli bu iddianame ile başvurucunun K.N., Z.A. ve Ö.A.B.ye karşı gerçekleştirdiği kasten yaralama ve hakaret, K.N.ye karşı gerçekleştirdiği dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğuna zarar verme suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. Anılan iddianamede diğer müşteki şüpheliler Ö.A.B., S.B. ve Z.A. ile şüpheli E.N.nin de başvurucuya yönelik olarak gerçekleştirdikleri çeşitli suçlar nedeniyle ile cezalandırılmaları istenmiştir.

17. Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılamanın 23/10/2018 tarihli ilk celsesinde katılan H.K., başvurucunun katılan K.N.ye hakaret ettiğini ve elleri ile iteklediğini beyan etmiştir. Katılan H.K. ayrıca kendisine hakaret etmesi nedeni ile başvurucudan şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.

18. Başvurucu 12/2/2019 tarihli celsede üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Yine başvurucu; Mahkemeye hitaben yazdığı 11/2/2019 ve 13/2/2019 tarihli savunma dilekçelerinde, katılan K.N.yi yaralamadığının olay tarihinde düzenlenen adli rapor içeriği ile sabit olduğunu ve olaydan dört gün sonra alınan ikinci adli raporun kendisi ve olayla bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

19. Mahkeme, yapılan yargılama neticesinde başvurucunun katılan K.N.ye karşı kasten yaralama suçunu işlediğinden bahisle 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına 2/4/2019 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucuya isnat edilen diğer eylemler ile müşteki sanıklar Ö.A.B., S.B. ve Z.A. ile sanık E.N.ye isnat edilen eylemler ile ilgili olarak da muhtelif kararlar vermiştir.

20. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Katılan sanık Tülay Gül'ün [başvurucu] Bademli Mahallesi ... Mudanya adresinde bulunan ikametinin önündeki ağacın sanık [E.N.] tarafından kesilmesi üzerine, katılan sanık Tülay Gül'ün katılan [K.N.nin] ikametine giderek, katılana hitaben " sen ölmedin mi yaşlı domuz, moruk gebermedin mi " şeklinde hakaret içerikli sözler söylediği. Bu esnada sitenin güvenlik görevlisi olan ve tanık olarak dinlenen [Z.H.nin] olay yerine geldiği ve katılan sanık Tülay Gül'ü olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştığı sırada katılan sanık Tülay Gül'ün katılanın bahçesinde bulunan domates fidanlarının söktüğü, ... anlaşılmıştır.

...

Katılan [K.N.] hakkında Mudanya Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 18/07/2017 tarih ve 2017/2564 sayılı adli muayene raporuna göre; kişide meydana gelen yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun bildirildiği görülmüştür.

...

Katılan beyanı, katılan sanık savunması, müşteki sanıklar savunmaları, tanık anlatımları, adli muayene raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... [k]atılan sanık Tülay Gül'ün üzerine atılı Hakaret, Basit Yaralama ve Dikili Ağaç, Fidan veya Bağ Çubuğuna Zarar Verme suçlarını, ... işlediği sonuç ve kanaatine varılmakla, ... katılan sanık Tülay Gül'ün sabit olan eylemine uyan 86/2, 125/1, 152/1-c, ... maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına, İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığı tespit edilemediğinden her iki taraf için de haksız tahrik hükümlerinin tatbikine..."

21. Başvurucu nihai kararı 2/4/2019 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir.

22. Başvurucu 30/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Anayasa Mahkemesinin 2/2/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; katılan K.N. hakkında olay günü 112 Acil aracılığıyla sevk edildiği hastane tarafından düzenlenen kesin nitelikteki adli raporda darp ve cebir izi bulunmadığı tespitine yer verildiğini, olaydan hemen sonra alınan bu raporun isnat edilen kasten yaralama eylemini gerçekleştirmediği yönündeki savunmasını doğruladığını ancak Mahkemenin bu durumu gerekçeli kararda değerlendirmeksizin katılanın olay tarihinden dört gün sonra bizzat müracaat etmek suretiyle aynı hastaneden aldığı ve olayla illiyet bağı bulunmayan adli rapora istinaden mahkûmiyet kararı verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca beyanları hükme esas alınan katılanlar H.K. ve K.N.nin kasten yaralama suçunun gerçekleşme biçimine ilişkin anlatımlarının çelişkili olduğu yönündeki savunmasının gerekçeli kararda tartışılmadığını, katılan K.N.nin kasten yaralama eylemi nedeni ile herhangi bir maddi zararının bulunduğu ortaya konulmaksızın katılanın zararının giderilmediği gerekçesi ile lehe hükümlerin uygulanmadığını, bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini beyan etmiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, karar sonucunu etkileyecek esaslı iddiaların gerekçeli kararda karşılanmamasına ilişkin olduğundan başvurucunun iddiasının gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

29. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

30. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

31. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56). Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Yargılama sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39).

32. Bir davada tarafların hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması gerekçeli karar hakkı yönünden zorunludur (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 38).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

33. Somut olayda başvurucu, katılan K.N.ye yönelik olarak kasten yaralama suçunu işlediğinden bahisle neticeten 1.500 TL adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Gerekçeli kararda; başvurucunun anılan suçu işlediğinin katılan beyanı, katılan sanık savunması, müşteki sanıklar savunmaları, tanık anlatımları, adli muayene raporları ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda tespit edildiği ifade edilmiştir.

34. Başvurucu, soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki yazılı ve sözlü savunmalarında katılan K.N.ye yönelik olarak isnat edilen kasten yaralama eylemini gerçekleştirmediğini beyan etmiştir. Başvurucu bu yöndeki savunmasını temel olarak katılan K.N.nin olayın gerçekleştiği 14/7/2017 tarihinde Mudanya Devlet Hastanesinde düzenlenen adli rapora dayandırmıştır. Katılan K.N.nin olaydan hemen sonra 112 Acil aracılığı ile sevk edildiği hastanede düzenlenen bu raporda katılan K.N.nin vücudunda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığı ifade edilmektedir (bkz. § 11). Katılan K.N. olaydan dört gün sonra 18/7/2017 tarihinde aynı hastaneye bizzat müracaat ederek yeni bir adli rapor düzenlenmesini sağlamıştır. 18/7/2017 tarihli bu raporda ise katılan K.N.nin sol frontal bölge ile sol ve sağ üst kol bölgelerinde yüzeysel sıyrık ve ekimozların tespit edildiği, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek mahiyette olduğu belirtilmiştir (bkz. § 12). Dava dosyası kapsamında bulunan ve katılan K.N. hakkında dört gün ara ile aynı hastane tarafından düzenlenen iki farklı adli raporun yapılan tespitler ve ulaşılan kanaatler açısından birbirine tamamen zıt mahiyette olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır.

35. Ayrıca başvurucu, beyanları hükme esas alınan kişilerin isnat edilen suça ilişkin anlatımlarının çelişkili olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme, bu konuda -gerekçeli kararın sonuç kısmı haricinde- hiçbir değerlendirme ve temellendirme yapmamış; atılı suçun başvurucu tarafından ne şekilde işlendiğine dair bir açıklamaya yer vermemiştir.

36. Mahkemenin mahkûmiyet kararının gerekçesinde -başvurucunun tüm iddialarını gerekçelendirmek zorunda olmamakla birlikte- başvurucunun savunmasına temel teşkil eden, sonuca etkili olabilecek iddialar hakkında değerlendirme yapmayarak bunu yanıtsız bırakması gerekçeli karar hakkını ihlal edebilir. Mahkeme gerekçeli kararında, birbirine zıt nitelikte iki farklı adli rapordan başvurucu lehine olan rapor ile ilgili değerlendirme yapmamış; aksi yönde tespitler içeren ve olaydan dört gün sonra düzenlenen aleyhe nitelikteki rapora neden itibar ettiğine ilişkin olarak da herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Ayrıca birden fazla kişiye isnat edilen muhtelif suçlar ile ilgili olarak geniş kapsamlı bir yargılama yürüten mahkemenin gerekçeli kararında savunma, iddia ve tanık anlatımları yargılamaya konu eylemler ile ilişkilendirilmediğinden bireysel başvuruya konu kasten yaralama suçu açısından hangi beyanlara itibar edildiği de anlaşılamamıştır. Buna göre başvurucunun savunmalarında ileri sürdüğü ve sonuca etkili olabilecek temel iddialar ayrı ve açık olarak tartışılmamış, başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

38. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamında açık ve kesin delil bulunmamasına rağmen kasten yaralama suçundan kendisine ceza verildiği, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü ve lehe yasal hükümlerin haksız olarak uygulanmadığı şeklindeki diğer şikâyetleriyle ilgili olarak kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu, ihlal tespiti ve yargılamanın yenilenmesi ile birlikte 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

44. İncelenen başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

45. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

46. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının giderilmesi bakımından yeterli görüldüğünden başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2018/328, K.2019/397) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Tülay Gül [2.B.], B. No: 2019/14704, 2/2/2022, § …)
   
Başvuru Adı TÜLAY GÜL
Başvuru No 2019/14704
Başvuru Tarihi 30/4/2019
Karar Tarihi 2/2/2022
Resmi Gazete Tarihi 6/4/2022 - 31801

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Gerekçeli karar hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi