logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mehmet Ali Balyen, B. No: 2019/14852, 30/3/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MEHMET ALİ BALYEN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/14852)

 

Karar Tarihi: 30/3/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

:

Mehmet Ali BALYEN

Vekili

:

Av. Onur Kemal KARA

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda meydana gelen intihara teşebbüs eylemi sonrasında tedavi görülen sağlık kurumunda teşebbüse bağlı olarak gerçekleşen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/4/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucunun 1987 yılında dünyaya gelen oğlu R.E. gasp, cinsel taciz, uyuşturucu madde kullanımı suçları isnadıyla Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) tutukludur.

7. R.E. Kurumda bulunduğu süre içinde birden fazla kez olmak üzere (bazılarında kendi isteği ile) koğuşu değiştirilmiş, sağlık kurumunda uyuşturucu madde bağımlılığı tedavisi görmüş, farklı nedenlerle (sigara yanığı, kesi izi, psikotik bozukluk) birden fazla kez sağlık kurumuna sevk edilmiş ve R.E. için farklı türde ilaç reçete edilmiştir.

8. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından R.E. hakkında "cezai ehliyetinin tam olduğu" yönünde 26/3/2014 tarihli sağlık kurulu raporu tanzim edilmiştir.

9. R.E. 16/4/2014 tarihinde saat 11.15 sıralarında battaniye kenarından çıkarılmış iple koğuşunun banyosunda intihar girişiminde bulunmuş, kendisini bulan Kurum personeli tarafından revire götürülmüştür. Kurum doktorlarının derhâl müdahalede bulunduğu R.E. Kuruma intikal eden 112 Acil Servis ekibi tarafından hayata döndürülmüş ve akabinde sağlık kurumuna sevk edilmiştir. R.E. tedavi gördüğü hastanede 2/6/2015 tarihi itibarıyla hayatını kaybetmiştir. Otopsi raporunda, R.E.nin ölümünün asıya bağlı olarak gelişen mekanik asfiksi ve tedavi sürecinde oluşan komplikasyon sonucu meydana geldiği ifade edilmiştir.

10. Koğuşta kalan diğer tutuklular olaya ilişkin ifadelerinde R.E.nin psikolojik durumunun kötü olduğunu, son dönemde "Yaşamın anlamı yok." gibi söylemlerde bulunduğunu belirtmiştir. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na göre dışarıdan girişi önlemek için banyo kapısının ardında, kapı koluna takılı şekilde kırık çekpas (süpürge) sapı bulunmaktadır. Ayrıca R.E.yi intihara teşebbüs etmiş hâlde bulan tutuklu M.F.Y. ifadesinde R.E.yi elleri arkadan düğümlü (bir tarafı düğümlü, bir tarafı geçmeli şekilde hazırlanmış) hâlde bulduğunu belirtmiştir.

11. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından R.E.nin şüpheli ölümü nedeniyle Kurum personeli hakkında görevi kötüye kullanma suçu isnadıyla yapılan soruşturma sonunda takipsizlik kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle R.E.nin psikolojik sıkıntıları olduğu, banyoya kimsenin girmemesi için kapı kolunu arkadan süpürge sapı ile sıkıştırdığı, ellerini arkasından bağlaması dışında cinayet ihtimalini düşündürecek delil bulunmadığı, ellerini arkadan bağlama şekli, kapının arkasına konulan süpürge sapı ve ruh hâli dikkate alındığında haricî bir müdahalenin bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, intihara teşebbüste kullanılan malzemelerin bir infaz kurumunda bulunması mevzuat anlamında mümkün olan eşyalar (battaniye, tabure) olduğu, intihara teşebbüsten sonra kişiye acil müdahalede bulunulduğu ve Acil Servis ekibi marifetiyle sağlık kurumuna naklinin sağlandığı, bu nedenlerle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı ifade edilmiştir.

12. Başvurucu, oğlunun ölümünde Kurumun kusuru bulunduğunu ileri sürerek Bakanlık aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle tam yargı davası açmıştır.

13. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 26/4/2018 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Gerekçede "R.E.nin Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nce düzenlenen sağlık kurulu raporu ile cezai ehliyetinin tam olduğunun belirlenmesi, ceza infaz kurumunda intihara teşebbüs edilmesi olayında idareye yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığının Diyarbakır Cumhuriyet Bassavcılığı tarafından yapılan soruşturma ile sabit olması karşısında tazminat talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı" ifade edilmiştir.

14. Ret hükmüne yönelik istinaf başvurusu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi tarafından 14/1/2019 tarihli kararla reddedilmiştir.

15. Başvurucu, nihai hükmü 26/3/2019 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 25/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Anayasa Mahkemesinin 30/3/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

17. Bireysel başvurunun kayda alınmasının ardından 19/5/2021 tarihinde başvurucunun vefat ettiği anlaşılmıştır.

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir."

19. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.

..."

20. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra vefat etmesi nedeniyle başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmadığı anlaşıldığından başvurunun düşmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi gerekir.

Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvurucunun ölmesi nedeniyle DÜŞMESİNE Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA ,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 30/3/2022 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞI OY GEREKÇESİ

1. Yukarıda belirtilen bireysel başvuruya ilişkin olarak 30.03.2022 tarihinde verilen kararın “Başvurucunun, YAŞAM HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ” düşüncesi ile Anayasa Mahkemesinin daha önce vermiş olduğu kararlara dayanılarak düşme kararı ile sonuçlanmasına yönelik mahkememizin çoğunluğunun görüşüne aşağıdaki gerekçeler ışığında iştirak edilmemiştir.

2. Başvurucu 25.04.2019 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuş, başvurusu sonuçlanmadan 02.06.2015 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

3. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda düşme kararını temel olarak, Asya Oktay ve diğerleri ile T.G. kararlarına dayandırmıştır (Asya Oktay ve diğerleri, B. No: 2014/3549, 22/3/2017; T.G., B. No: 2017/21163, 9/1/2019).Bu nedenle mevcut başvuruda verilen düşme kararına katılmama gerekçesinde, belirtilen kararlarda ortaya koyulan ilkeleri irdelemek gerekmektedir.

4. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yapan başvurucuların vefat etmeleri halinde nasıl bir süreç benimsenmesi gerektiğini -6216 sayılı Kanun'da ve Anayasa İçtüzüğü'nde bir hüküm bulunmaması nedeniyle- Asya Oktay ve diğerleri ile T.G. kararında ortaya koymuştur.

5. Asya Oktay ve diğerleri kararında özetle başvurucuların vefat etmeleri halinde yasal mirasçıların belli bir süre içinde başvuruyu takip etmelerinin gerekliliği ortaya koyulmuş, T.G. kararında da bu süre dört ay olarak belirlenmiştir.

6. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 84. maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir: "Bireysel başvuruların incelenmesinde, kararların infazında Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanır."

7. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava sırasında taraflardan birinin ölümü" kenar başlıklı 55. maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir: "Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir."

8. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/2577 E. 2017/8669 E. sayılı kararında yargılama sırasında “… ölen davacı mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken taraf teşkili tamamlanmadan yargılamanın sonuçlandırılması doğru değildir.” Şeklinde karar vermiştir. Yine Yargıtay bir başka kararında hukuk yargılamalarında taraflardan birinin ölümü hâlinde dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi nedeniyle davaya mirasçılar tarafından devam edilebileceğinin kabul edildiği hâllerde mahkemelerce mirasçılara usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak mirası reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak davada yer almalarının sağlanması gerektiği değerlendirilmiştir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2015/20127, K.2015/21189, 26/11/2015).

9. Asya Oktay ve diğerleri kararında Yargıtayın ilgili konudaki görüşüne atıf yapılmış olsa da Anayasa Mahkemesinin böyle bir yükümlülüğünün olmadığına, böyle bir yükümlülük almanın Mahkemenin asli görevini yerine getirmesi önünde engel teşkil edecek ve böylelikle Mahkemeyi temel işlevinden uzaklaştırabilecek olduğuna vurgu yapılmıştır (bkz. Asya Oktay ve diğerleri,§ 19).

10. T.G. kararında ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 606. Maddesinde belirtilen "Miras, üç ay içinde reddolunabilir." hükmü ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 7. maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen otuz günlük bireysel başvuru süresinin mirasçılar yönünden de kıyasen uygulanması gerektiği kuralı ortak olarak değerlendirilerek, bireysel başvuru yapıldıktan sonra ölen başvurucuların mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletebilecekleri makul sürenin ölüm tarihinden itibaren dört ay olarak tespitinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır (T.G., § 20).

11. Öncelikle belirtilmelidir ki; başvurucuların vefatı durumunda Anayasa Mahkemesinin yasal mirasçılara bildirimde bulunmasının, Mahkemenin asli görevini yerine getirmesinde bir engel teşkil ettiğini kabul etmek mümkün gözükmemektedir. Zira teknolojik gelişmelerin artması sebebi ile tebligatta bulunmak son derece basit ve maliyetsiz bir işlemdir. Anayasa Mahkemesi de kullanmış olduğu Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile başvurucuların mirasçılarına rahatlıkla ulaşabilmekte olup ve varsa elektronik yolla aksi durumda geleneksel usul ile tebliğ yapabilmesi mümkündür.

12. Öte yandan mirasın üç ay içinde reddedilebileceği hükmü ve otuz günlük başvuru süresinin birlikte değerlendirilerek başvurucunun mirasçılarına davayı takip edebilmeleri için dört aylık süre şartı koymanın, mirasçılar açısından mahkemeye erişim hakkını kısıtladığı söylenebilir. Çünkü mirasçıların murisin Anayasa Mahkemesi gibi olağanüstü bir yargı yolunda takip ettiği bir davasının olup olmadığını bilmesi için özel bir çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle mirasçılar açısından bir hak kaybına neden olmamanın en temel yolunun usulüne uygun tebligat ile gerçekleşmesi gerekmektedir.

13. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurularda, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller ile güvence altına alınmış olan ve kanunlar kapsamındaki hakların üzerinde yer alması sebebiyle korunması daha fazla önem arz eden haklar yönünden değerlendirme yapmakta olduğu da dikkate alındığında; bir kimsenin vefatı sebebiyle muhtemel bir hak ihlaline ilişkin başvurusunun devam ettirilerek sonuca bağlanması ve bunun için Mahkemenin işleyişini etkilemeyecek prosedürleri yerine getirmesinin hukuk devleti ilkesi yönünden önem arz ettiği kuşkusuzdur.

14. Başvuru yolunun tüketildiğinden haberdar olmayanbir başvurucunun haberdar olmadığı bir konuda yükümlülük altına sokulması mantıksal olmadığı kadar hukuki de değildir. Yargıtay’ın uygulamalarına oranla Anayasa Mahkemesi uygulamalarının daha esnek olması gerekirken daha dar bir yorumla düşme kararının verilmesi yerinde değildir.

15. Açıklanan nedenler ile -kabul edilebilirlik hususlarının ayrı değerlendirilmesi saklı olmak üzere- başvurucunun mirasçılarının ölüm üzerinden dört ay geçmesine rağmen davayı takip etmek istedikleri yönünde bir irade belirtmemelerinin DÜŞME KARARINA yol açmasına katılmamaktayım.

 

 

 

 

Üye

 Kenan YAŞAR

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Mehmet Ali Balyen, B. No: 2019/14852, 30/3/2022, § …)
   
Başvuru Adı MEHMET ALİ BALYEN
Başvuru No 2019/14852
Başvuru Tarihi 25/4/2019
Karar Tarihi 30/3/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumunda meydana gelen intihara teşebbüs eylemi sonrasında tedavi görülen sağlık kurumunda teşebbüse bağlı olarak gerçekleşen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin ihmali sonucu öldürülme, ağır yaralanma (ceza infaz kurumunda) Düşme
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi