logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hüseyin Şimşek, B. No: 2019/1572, 12/4/2023, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HÜSEYİN ŞİMŞEK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/1572)

 

Karar Tarihi: 12/4/2023

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Yüksel GÜNARSLAN

Başvurucu

:

Hüseyin ŞİMŞEK

Vekilleri

:

Av. Zülal ÜNSAL

 

 

Av. Dilek ÖZBEK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza yargılamasında sanığın (başvurucunun) ByLock deliline ilişkin veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Komisyon, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.

4. Bartın İl Emniyet Müdürlüğünün 16/1/2017 tarihli yazısı ekindeki ByLock Sorgu Sonucu Tutanağı Başsavcılığa ulaştırılmıştır. Anılan belgede başvurucunun 0505 ... 61 numaralı GSM hattı ve 013...32 ve 356...90 IMEI numaralı cihazlar üzerinden ilk tespit tarihi 15/8/2014 olacak şekilde ByLock kullandığına dair tespitlere yer verilmiştir.

5. Başsavcılık tarafından 12/8/2016 tarihinde ifadesi alınan (1 No.lu) gizli tanık, bazı şüpheliler ile birlikte başvurucu hakkında da beyanda bulunmuştur. Anılan gizli tanık ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Birim amiri emrinde görevli [F.S.], Hüseyin ŞİMŞEK, [M.S.] ve [N.A.] isimli müdürlerinde isimlerini yapmış olduğumuz görüşmelerde sıkça örgüt içerisinde oldukları ve geldikleri yerden bu sebeple sürülerek ilimize atandıklarını konuşurduk, ancak ben bu şahısların örgüt içerisinde olduklarını bilmem."

6. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 14/2/2017 tarihinde iddianame düzenlemiştir. İddianamede, Bartın İl Emniyet Müdürlüğünde şube müdürü olan başvurucunun olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi (KHK) ile kamu görevinden çıkarıldığı, 0505 ... 61 numaralı hat üzerinden ByLock haberleşme programını kullandığı, Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince hazırlanan 30/9/2016 tarihli rapora göre 2000'li yıllarda Diyarbakır'da görev yaparken raporda isimleri geçen şahıslarla hafta sonları toplantı yaptığı, ifadesi alınan gizli tanığın başvurucunun örgüt içinde bulunduğu yönünde beyanı olduğu iddialarına yer verilmiştir.

7. İddianamenin kabulü ile açılan dava Bartın Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından görülmeye başlanmıştır. Yargılamada 27/2/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- sanığa ait ByLock görüşme kayıtlarının Bartın İl Emniyet Müdürlüğünden, ByLock kullanımı tespitine konu GSM hattına ait baz istasyonu bilgilerinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) istenmesine karar verilmiştir.

8. Başvurucu; duruşmanın müdafiinin hazır bulunduğu 12/4/2017 tarihli ilk oturumunda alınan savunmasında özetle 0505 ... 61 numaralı hattın kendisine ait olduğunu ancak ByLock programını kullanmadığını, soyut nitelikteki gizli tanık beyanının dedikodu ve iftiradan ibaret olduğunu, Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda bahsedilen Hüseyin Şimşek'in kendisi olmadığını, bu kişinin KHK ile kamu görevinden çıkarılan farklı bir emniyet müdürü olduğunu, isnat edilen suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu müdafii de sanığın daha önce Diyarbakır'da çalışmadığını, isim benzerliği nedeniyle mağdur olduğunu ileri sürmüştür.

9. Duruşmanın 11/7/2017 tarihli ikinci oturumunda iddia makamı esas hakkında mütalaasını sunmuştur. Başvurucu müdafii mütalaaya karşı savunma hazırlamak için süre verilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme süre talebinin kabulü ile duruşmaya ara verilmesine, yeni oturumun 21/7/2017 tarihinde yapılmasına karar vermiştir.

10. Başvurucu, duruşmanın 21/7/2017 tarihli oturumunda önceki savunmalarını tekrarlamış ve isnat edilen suçu inkâr etmiştir. Başvurucu müdafii esas hakkında mütalaaya karşı savunmasında özetle ByLock içeriklerinin tespit edilmediğini ve ByLock kullanımı olgusuna ilişkin tek delilin herhangi bir ayrıntı içermeyen tek sayfalık tutanak olduğunu beyan etmiştir. Söz konusu oturumda hüküm açıklanmıştır. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

" ...sanığın 672 sayılı KHK kapsamı ile 4.sınıf emniyet müdürü iken FETÖ PDY Silahlı Terör Örgütüyle iltisakı bulunması nedeniyle meslekten ihraç edildiği,

...kovuşturma aşamasında sanıktan [ByLock] çıkan numaranın HTS ve Baz İstasyonu araştırmasının yapıldığı ve [ByLock] kullandığı tarih itibariyle sanığın kullanmış olduğu telefonun ve numarasını kendisinin kullandığı anlaşıldığı,

Sanığın gerek [ByLock] kullanıcısı olduğunun tespit edilmesi karşısında tüm dosya kapsamıyla sanığın silahlı terör örgütü olan FETÖ / PDY Terör Örgütü Üyesi olduğu hasıl olmuş ve eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2.maddesi gereğince cezalandırılmış,

Sanığın yapılan araştırmada emniyette görev yaptığı süre zarfında yurt dışlarına gittiği, emniyet içerisinde çok kritik birimlerde çalıştığı ve kritik görevler aldığı ve [ByLock] yükleme tarihinin de 15/08/2014 tarihi olduğu, emniyet içerisinde görev yaptığı süre ve son noktada da [ByLock] yüklendiği tarih dikkate alındığında sanığın uzun süredir örgüt içerisinde faaliyet gösterdiği ve bu faaliyetlerde bulunduğu sürelerde devlet içerisinde bulunduğu görevler dikkate alınarak sanığın yoğun kastla hareket ettiği kanaati hasıl olmuş ve cezalandırılırken alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmış..."

11. Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi (Daire) davanın duruşmalı olarak yeniden görülmesine karar vermiştir.

12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında ele geçirilen mikro SD kart içindeki bilgilere istinaden hazırlanan ve sanığın FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade eden A5 kodu ile tanımlandığına dair veri inceleme raporu, Bartın İl Emniyet Müdürlüğünün 31/10/2017 tarihli yazısı ekinde dava dosyasına sunulmuştur. Söz konusu rapor Daire tarafından başvurucuya 30/1/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Daire ayrıca BTK'dan temin edilen ve başvurucunun kullandığı GSM hattına ait HTS ve CGNAT kayıtlarını içeren CD'yi başvurucuya 7/2/2018 tarihinde tebliğ etmiştir.

14. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ekindeki 29/5/2017 tarihli kolluk tutanağı 8/2/2018 tarihinde Daireye ulaştırılmıştır. Anılan tutanakta Ankara'nın Etimesgut ilçesi Yeşilova Mahallesi'nde bulunan boş arazide ele geçirilen dokümanlar arasında FETÖ/PDY terör örgütü elebaşına ait, dört ayrı çuval içinde 210 kitap, 23 el kitabı, 11 vaaz külliyatı CD'lerinin temin edildiği, aynı çuvallar içinde Hüseyin Şimşek'e ait Muş İl Emniyet Müdürlüğü ve Muş Belediye Başkanlığı arasındaki yazışmalara ilişkin ıslak imzalı belgeler ve sanığın aile fertlerine ait hastane evraklarının mevcut olduğu ifade edilmiştir.

15. Başvurucu müdafii, Daireye gönderdiği 12/2/2018 tarihli dilekçe ile -diğerlerinin yanı sıra- ByLock'a ilişkin kayıtlardaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiştir.

16. Başvurucu, müdafiinin de hazır bulunduğu 20/2/2018 tarihli duruşmada ByLock kullanımı iddiasına ilişkin olarak Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın olmadığını, CGNAT kayıtlarının ByLock kullanımının tespiti noktasında yetersiz kaldığını, veri inceleme raporunun karalamaya dayalı fişleme niteliğinde hukuken geçersiz bir belge olduğunu ve boş bir arazide bulunan dokümanlarda suç unsuru bulunmadığını beyan etmiştir. Başvurucu müdafii de isnat edilen suçun temel dayanağının ByLock kullanımı iddiası olduğunu ancak buna ilişkin somut bir delil bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu müdafii ayrıca ByLock verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiştir. Daire, bilirkişi incelemesi talebi de dâhil olmak üzere tevsi-i tahkikat taleplerinin reddine karar vermiştir. Anılan oturumda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Söz konusu gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Ankara İli Etimesgut İlçesi Şehit Osman Avcı Polis Merkezinde görevli polis memurları tarafından 29/05/2017 tarihinde, Yeşilova Mahallesinde bulunan boş arazide ele geçirilen dökümanlar arasında, FETÖ/PDY terör örgütü elebaşına ait 4 ayrı çuval içinde 210 adet kitap, 23 adet el kitabı, 11 adet vaaz külliyatı CD lerinin sanığa ait olduğu hususunun, aynı çuvallar içinde ele geçen Hüseyin Şimşek tarafından Muş İl Emniyet Müdürlüğü ve Muş Belediye Başkanlığı arasındaki yazışmalara ilişkin ıslak imzalı evraklardan ve sanığın aile fertlerine ilişkin '[A.M.Ş.], [M.M.Ş.] ve [N.Ş.ye]' ait hastane evraklarından anlaşılmıştır.

Bartın İl Emniyet Müdürlüğü'nün 31/10/2017 tarihli 'veri inceleme raporu' başlıklı yazı ekinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 soruşturma sayılı dosyasında ele geçirilen mikro SD kart içinde elde edilen bilgilere göre, sanığın 'A5' koduyla (A5;FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade ettiği) şeklinde tanımlanmıştır.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığından, sanık adına kayıtlı ve kullanımında olan 0 505 [...] 61 numaralı GSM hattı ile ilgili getirilen kayıtlar ve tüm dosya içeriği dikkate alınarak, 15/08/2014 ile 23/05/2015 tarihleri aralığında 3425 kez ByLock sunucuları/sistemine ait 46.166.164.181 nolu İP numarası ile iletişim kurduğu tespit olunmuştur.

...

Eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu, teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olan ve birçok kez kullanan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe bulunmadığından, inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu sonucuna ulaşan, ilk derece mahkemesinin alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf isteğinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

17. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 23/10/2018 tarihinde temyiz talebinin reddi ile hükmün onanmasına karar vermiştir.

18. Başvurucu, nihai hükmü 7/12/2018 tarihinde öğrendikten sonra 2/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Adli yardım talebinin kabulüne Komisyonca karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

20. Başvurucu, içeriği tespit edilemeyen ByLock programına ilişkin kayıtlar üzerinde bağımsız bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde; başvuru formundaki iddia ve şikâyetlerin temellendirilip temellendirilemediği hususu Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesine sunulmuştur. Ayrıca derece mahkemesinin dava konusu maddi olay ve olguları, delilleri değerlendirmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu ve kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdiği ifade edilmiştir. Bu nedenle başvurucunun iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

23. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden incelenmiştir.

24. Ceza davasında ulaşılması hedeflenen temel amaç, maddi gerçeğin adil yargılanma hakkına uygun olarak ortaya çıkarılmasıdır. Çelişmeli yargılama ilkesi, bu amacın gerçekleştirilmesinin en önemli unsurlarındandır. Anılan ilke taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla ceza davalarında mahkemenin kararını etkilemek amacıyla dosyaya sunulan görüş ve delillerden sanığın haberdar olmasına, bunlara karşı etkili bir şekilde karşı çıkmasına fırsat verilmesi gerekir (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 25; Cezair Akgül, B. No: 2014/10634, 26/10/2016, §§ 27-31).

25. Çelişmeli yargılamanın bir amacı da dosyaya bir görüşün/talebin girmesini temin etmekle sınırlı olmayıp onun mahkemece dikkate alınarak bir sonuca ulaşmasını sağlamaktır. Çelişmeli yargılama ilkesi, sanığın aleyhindeki delillerin çelişmeli bir usul ile mahkemeye sunulmasını ve sadece tanık beyanlarının değil diğer delillerin de tartışılmasını gerektirir. Böylelikle sanıklar delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerek güvenirliği hususundaki iddialarını ve itirazlarını dile getirebilecektir (Cezair Akgül, § 28).

26. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi ise davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

27. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye aittir. Bu konuda değerlendirme yapmak Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte yargılamada adil yargılama hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine gerektiği ölçüde riayet edilip edilmediği Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır. Anılan ilkeler kapsamında yapılacak incelemede, delillere ilişkin olarak iddia ve savunma makamı arasında oluşturulan dengesizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir. Özellikle sanığın kendisinin elde etme olanağı bulunmayan deliller bakımından yargı makamlarınca savunmaya bunların aksini ortaya koyma hususunda makul imkânların sunulması gerekir (Ruhşen Mahmutoğlu, B. No: 2015/22, 15/1/2020, § 60).

28. Somut olayda temyiz denetiminden geçerek onanan Daire kararına göre başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm olmasında dayanılan deliller ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin teknik veriler, veri inceleme raporu ve başvurucuya ait örgütsel nitelikteki çok sayıda kitap ve CD'nin boş bir arazide bulunduğuna dair kolluk tutanağıdır. Mahkeme ve Dairenin gerekçeli kararlarının içeriği gözönüne alındığında somut olayda başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm olmasında dayanılan -tek olmasa da- belirleyici delilin ByLock kullanımı iddiasına ilişkin veriler olduğu anlaşılmıştır. Daire, başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğu yönündeki kanaate, kolluk birimleri tarafından düzenlenerek dosyaya sunulan ByLock Sorgu Sonucu Tutanağı ile GSM hattına ait HTS ve CGNAT kayıtlarına istinaden varmıştır.

29. Yargıtay içtihadı uyarınca sanığın ByLock kullanıcısı olup olmadığının silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu açısından belirleyici olması durumunda ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın dosyaya getirtilmesi, anılan tutanağın temin edilememesi hâlinde operatör kayıtları ile eşleştirme yapılmak üzere BTK'dan getirtilen CGNAT kayıtları ile HTS sonuçlarının karşılaştırılıp belirtilen hat üzerinden ByLock kullanan kişinin sanık olup olmadığı doğrultusunda alanında uzman bağımsız bilişim uzmanı bilirkişiden teknik rapor alınarak hüküm kurulması gerekmektedir [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 9/7/2020 tarihli ve E.2018/4070, K.2020/3413; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26/1/2022 tarihli ve E.2021/2160, K.2022/249 sayılı kararları].

30. Yine Yargıtay uygulamasına göre sanıkların Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen SD kart içinde A5 olarak kodlanmasının mahkȗmiyet için yeterli olmayıp bunun için destekleyici bir ifade, beyan yahut başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir [(kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/1/2021 tarihli ve E.2020/1608, K.2021/75 sayılı kararı).

31. Başvurucu; soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki savunmalarında ByLock kullanıcısı olduğu iddiasına itiraz etmiş ve buna ilişkin olarak dosyaya gelen ByLock Sorgu Sonucu Tutanağı içeriğinin doğru olmadığını, CGNAT kayıtlarının ise çelişkili olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu müdafii yargılamanın duruşmalı olarak yürütülen istinaf kanun yolu aşamasında dosyadaki ByLock verileri üzerinde bağımsız bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmasını yazılı ve sözlü olarak talep etmiştir. Daire, herhangi bir gerekçe belirtmeden anılan talebin reddine karar vermiştir. Yargıtay onama kararında, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı temin edilemeyen başvurucunun ByLock verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin reddine dair Daire kararına ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.

32. Sonuç olarak başvurucunun CGNAT ve HTS kayıtları karşılaştırılarak belirtilen hat üzerinden ByLock kullanan kişinin kendisi olup olmadığı hususunda bağımsız bir bilirkişiden teknik rapor alınması talebi reddedilmiş ve mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Bununla birlikte somut olayda Mahkeme ve Dairenin mahkûmiyete gerekçe gösterdiği olguların varlığı yönünden sadece ByLock Sorgu Sonucu Tutanağı ve CGNAT kayıtlarını dikkate alması, tutuklu yargılanan başvurucunun bu kayıtların doğruluğunun ve güvenilirliğinin sınanması için gösterdiği delillerle ilgili gerekli ve yeterli bir inceleme/değerlendirme yapmaması başvurucuyu iddia makamı karşısında usule ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürmüştür. Başvurucunun iddialarını kendi imkânlarıyla ispat etmesi olanaklı değildir. Bu koşullarda Dairece izlenen yöntemin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gereklerine uygun olmadığı ve başvurucunun menfaatlerini koruyan güvenceler içermediği açıktır. Bu durum, yargılamanın bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkmasına neden olmuştur.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

34. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı için hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetlere ilişkin ihlal iddiaları yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

III. GİDERİM

35. Başvurucu ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

36. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

37. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Ayrıca başvurucunun uğradığını iddia ettiği zararla ilgili bilgi/belge sunulmadığından maddi tazminat talebi reddedilmiştir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine (E.2017/833, K.2018/93) gönderilmek üzere Bartın Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/43, K.2017/136) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/4/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Hüseyin Şimşek, B. No: 2019/1572, 12/4/2023, § …)
   
Başvuru Adı HÜSEYİN ŞİMŞEK
Başvuru No 2019/1572
Başvuru Tarihi 2/1/2019
Karar Tarihi 12/4/2023

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza yargılamasında sanığın (başvurucunun) ByLock deliline ilişkin veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi