logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Erhan Çaha (4) [1. B.], B. No: 2019/1632, 28/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ERHAN ÇAHA BAŞVURUSU (4)

(Başvuru Numarası: 2019/1632)

 

Karar Tarihi: 28/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

Erhan ÇAHA

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı sürecinde kolluk görevlilerince darbedilme şikâyetine yönelik olarak etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular süresi içinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. 2019/1638 ve 2020/5874 numaralı başvurular incelenen başvuruyla birleştirilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

4. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. 1967 yılı doğumlu olan başvurucu olay tarihinde Ankara'da yaşamaktadır. Kara Kuvvetleri Komutanlığında tuğgeneral askerî rütbesiyle subay olarak görev yapmaktayken 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsü gerçekleşmiş ve Bakanlar Kurulu ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir (darbe teşebbüsü sürecine ilişkin detaylı açıklamalar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017).

7. Askerî darbe teşebbüsünün ardından 16/7/2016 tarihinde darbe teşebbüsüne katıldığı şüphesine istinaden başvurucu gözaltına alınmıştır. 16/7/2016 ile 18/7/2016 tarihleri arasında üç gün gözaltında tutulan başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ile nitelikli şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/7/2016 tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

8. Başvurucu, tutuklanmasının ardından Sincan 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) yerleştirilmiştir.

9. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında (Başsavcılık) ve tutuklamaya sevk edildiği sorgusunda, yargılaması devam ederken 24/5/2017 ile 26/7/2018 tarihli duruşmalarda Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesine, 6/8/2017 tarihli duruşmada ise Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesine gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını iletmesine rağmen kamu makamlarınca bu olayla ilgili soruşturma başlatılmadığını dile getirmiştir.

10. Başvurucunun 18/7/2016 tarihli Başsavcılıkta ve tutuklamaya sevk edildiği sorgusunda alınan ifadesindeki ilgili kısımlar sırasıyla şöyledir:

i. "... karakola teslim olunca bana kötülük yapmadılar. Ancak TEM Şube görevlileri teslim aldıklarında sinkaflı küfürler ettiler, tehditler ettiler, diz çöktürdüler. Yapılanlar ağrıma gitti bu yüzden direndim. Ancak onlara karşı bir hamle yapmadım bana vurduklarında ben de direndim. Kafama sırtıma vurdular. Bu şekilde yaralandım. Gözaltındaki süre zarfında bir kaç kere doktora sevkettiler raporlarım aldırıldı. Doktorda yaralarımı sordu ancak rapora geçip geçmediğini bilmiyorum. "

ii. "... bizim hakkımızda hüküm verilmiş, olmuş şeyler, kelepçe açma şeylerinden de bahsettiler, biraz da acemilik yapıyorlar, emare veriyorlar yani niyetle ilgili. Genç de arkadaşlar, herhalde ilk defa yapacaklar bu işi, dolayısıyla da bir infaz planlandığını burada kayıtlara geçirmek istiyorum, avukat hanım da eşime bu söylediğim numarayı lütfen böyle bir şey hissettiğimi iletin. Böyle bir şey olması durumunda kesinlikle kaza değildir.

...

...biz tabi geçtiğimiz sorgu sürecinde yaşadıklarımız var, küfürler, hakaretler, dipçikler. Allah var bana çok o kadar kötü davranmadılar, Allah var yani, şimdi yazdırdım ama sonra keşke yazdırmasaydım dedim kendi kendime ya bu insanların psikolojisine yerimi koysam..."

11. Başvurucunun Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesindeki 6/8/2017 tarihli duruşmada Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla alınan beyanının Çözüm Tutanağı'ndaki ilgili kısmı şöyledir:

"... medyaya yansıyan görüntüler ve savcılık ifademden de anlaşılacağı üzere bana ait resim ve görüntülerden bana karşı yapılan muamele ve işkence sonucunda ve nedeni ile burnumun kanadığı da ortadadır..."

12. Başvurucunun Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde 24/5/2017 ve 26/7/2018 tarihli duruşmalarda SEGBİS vasıtasıyla alınan beyanlarının Çözüm Tutanağı'ndaki ilgili kısımları sırasıyla şöyledir:

i. "... Gerçi verdiği kararları, günümüz muktedirleri nezdinde bir anlam ifade etmediği görülmüş olsa da, Anayasa Mahkemesinin son verdiği kararlardan birinde, kötü muamele ve işkenceyi gören savcının resen soruşturma başlatması gerektiğine hükmetmiştir. Hal böyle iken, ne soruşturma safhasında ne kovuşturma safhasında bırakın resen soruşturma başlatılmasını, kötü muamele ve işkencenin anlatılmasına bile tahammül edilemediği, yapılan müracaatlara da bir işlem yapılmadığı maalesef görülmektedir. Yansıda görülen fotoğraflar uygulanan işkenceyi net bir şekilde göstermektedir. Ayrıca ceza infaz kurumuna girerken yapılan muayenede de işkence bulguları kayıtlara geçirilmiştir. Çevik kuvvet polisi tutuyor gösteriyor bize, bakışlarımdan ne demek istediğim herhalde herkes anlamıştır yani, rapor veren doktorlar, darp cebir izi yoktur. Darp cebir izine rastlanmadı. Bu fotoğrafları gördükleri halde bunu yazabiliyorlar. Türkiye Voleybol Federasyonu spor salonunda da, Ankara il Emniyet Müdürlüğündeki spor salonunda da, kötü muamele ve işkence yapılırken, hipokrat yemini etmiş doktorlar, voleybol salonunu içinde kurulan seyyar muayene yerlerinde, yapılan işkenceyi görürken, tanır olurlarken, Emniyet Müdürlüğü spor salonun dışında oluşturulan muayene istasyonlarında içeriden gelen işkence seslerini duyarken, hem çaylarını, kahvelerini ve sigaralarını keyifle içiyor. Hemde kötü muamele ve işkenceyi görmezden duymazdan gelerek darp cebir izin rastlanmadı. İzi yoktur şeklinde raporlar yazarken vicdanları hiç sızlamıyordu. Bu doktorların isimleri ve imzaları raporların altında duruyor. Zamanı geldiğinde onlarla ve işkence yapanlarla bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesaplaşacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu kapsamda, iddianameler kötü muamele ve işkence altında, tehdit, zorlama ve yönlendirmeyle alınan verilmek zorunda bırakılan ifadelere dayandırılmıştır..."

ii. "... Sayın başkan kesinlikle suçlu olmadığıma inandığım için ertesi gün saat 12.00 gibi polise kendim gittim. Yenimahalle Polis Karakoluna gittim. Orada TEM personeli beni aldılar. İlk salona götürülünceye kadar bütün kutsal değerlerimize yönelik hakaretlere ve küfürlere maruz bırakıldım. Bizleri alıkoydukları salonda iç çamaşırlarıyla bırakarak ellerindeki plastik kelepçe desteleriyle ve coplarla darp ettiler. Gözaltında 3 günümüzün sonunda savcıya hakim karşısına çıktıktan sonra yiyecek bir şeyler verdiler sağolsunlar. Salonlarda kanlı ve idrarlı yerlerde oturttular, uyumamıza izin vermediler, kelepçelerimizi bileklerimiz zarar görecek şekilde kasti olarak sıktılar. Kendilerine verilen belirli isimleri salona girip isim okuyup ya orada ya alıp götürüp dışarıda zulüm edip geriye götürdüğünden daha farklı şekilde getirdiler ve bunları bize izlettiler. Bu insanlık dışı muamelelerin bedenimizde ve ruhumuzda yarattığı travma ile savcı karşısına ve daha sonra hakim karşısına çıkarıldık."

13. Başvurucu, kolluk görevlilerinin işkencesine maruz kaldığını ve sağlık görevlilerinin darp ve cebir izlerini görmelerine rağmen gerçeğe aykırı rapor düzenlediklerini iddia ederek 13/8/2018 tarihinde Başsavcılığa ayrıca şikâyette bulunmuştur.

14. Başvurucu şikâyet dilekçesinde özetle 15 Temmuz gecesi ölüm veya yaralanma olayı gerçekleşmeden başarıya ulaştıklarını, bu nedenle suçsuz olduğunu düşünerek 16/7/2016 tarihinde rızasıyla kolluk merkezine giderek teslim olduğunu, Terörle Mücadele Birimindeki kolluk görevlilerince teslim alındıktan sonra görevlilerin hakaret ve tehditlerine maruz kaldığını, daha sonra Türkiye Voleybol Federasyonu spor salonunun (kapalı spor salonu) önüne getirildiğini, burada dizlerinin üstüne çöktürüldüğünü, tekmeyle sırtına ve kafasının yere vurulduğunu iddia etmiştir. Bunun yanı sıra başvurucu salona girdiğinde sözlü şiddetin devam ettiğini, morarana kadar ellerini kelepçeli tuttuklarını, coplandığını, sol gözüne ve burnuna denk gelecek şekilde yumruklandığını, daha sonra yaralanmış hâldeki fotoğraflarının basın organlarına verildiğini, doktorların her şeye tanık olmasına ve darp izlerini görmesine rağmen gerçeğe aykırı rapor düzenlediklerini, kendini darbeden kolluk görevlilerini teşhis edebileceğini, sorgusuna kadar herhangi bir gıda verilmediğini de belirterek şikâyetçi olmuştur.

15. Başvurucu, Başsavcılığa ibraz ettiği 16/11/2018 tarihli dilekçeyle sağlık görevlileri hakkındaki şikâyetini yinelemiş; yaralandığını gösterir iki fotoğraf ibraz etmiştir. Başvurucu bu fotoğrafları aynı zamanda bireysel başvuru dosyasına da eklemiştir. Fotoğraflarda başvurucunun gözlerinin altında morluk, burnunun ucunda yara olduğu, bir fotoğrafta ise üniformalı bir kişinin başvurucunun çenesinden tuttuğu görülmektedir.

16. Gözaltındayken başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporları şöyledir:

i. Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi tarafından 16/7/2016 tarihinde düzenlenen raporda başvurucuda "darp ve cebir izine rastlanılmadığı" belirtilmiştir.

ii. Ankara Ulus Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen -tarihi bulunmayan- raporda başvurucuda "darp ve cebir izine rastlanmadığı" belirtilmiştir.

iii. Ankara Ulus Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 18/7/2016 tarihli raporda [okunabildiği kadarıyla] "sol ... [tam okunamamakla birlikte] ekimoz ..., hayati tehlikesinin bulunmadığı" belirtilmiştir.

17. Başvurucu, ceza soruşturması devam ederken 31/12/2018 tarihinde mevcut başvurusuyla birlikte 2019/1638 numaralı bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurularında sağlık görevlileri ve kolluk görevlileri hakkındaki şikâyetiyle ilgili olarak ilerleme kaydedilmediğini ifade eden başvurucu, olağan kanun yollarının bu sebeple etkisiz hâle geldiğini belirterek hak ihlallerinin tespit edilmesini talep etmiştir.

18. Diğer taraftan Başsavcılık soruşturmada başvurucunun gözaltı süreci hakkında kolluk birimlerinden bilgi istemiştir. Kolluk birimleri 23/4/2019 tarihli müzekkere yanıtında başvurucunun gözaltında tutulduğu spor salonuna ilişkin görüntü kayıtlarının 30 günlük süreyle muhafaza edildiğini, bu sebeple istem tarihi itibarıyla görüntülerin temin edilemediğini belirterek müzekkereye 16/7/2016 tarihli Yakalama ve Üst Arama Tutanağı'nı eklemiştir. Tutanağa göre başvurucu 16/7/2016 tarihinde kolluk merkezine giderek teslim olmuştur.

19. Başsavcılık tarafından 30/7/2019 tarihinde şüpheli ilgili doktorlar ve ilgili görevliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

" ... Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevabi yazıda özetle; Söz konusu 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi neticesinde ... müştekinin olaylar sonucunda gözaltına alındığı,

Bahsi geçen olaylar esnasında ya da hemen akabinde vatandaşlar, Askeri görevliler ve Emniyet görevlilerince yakalanarak İl Emniyet Müdürlüğü Spor Salonu, Başkent Spor Salonu ve benzeri yerlerde gözaltına alınan şüpheli sayısının çokluğu, fizik şartların yetersiz olması ve meydana gelen olayların önem arz etmesi ile öncelikle güvenliğin sağlanmasının amaçlandığı,

Şube Müdürlüğünde Erhan Caha hakkında mevcut evraklar ile kamera kayıtları hakkında düzenlen evrakların gönderildiği, müştekiye ait gönderilen doktor raporlarında 'darp ve cebir izine rastlanılmadığının' belirtildiği, müştekinin gözaltında tutulduğu spor salonundaki kamera görüntüleri incelendiğinde, kamera kayıtlarının 1 aylık süreyi gösterdiği, bir ay sürenin bitiminde kayıtların otomatik olarak silindiği, görüntülerin gözaltı sürecini kapsamadığı, herhangi bir görüntünün bulunmadığı açıklanmış olup,

Müştekinin gözaltında bulunduğu süre içerisinde emniyet görevlileri tarafından darp edildiğine ilişkin kamera görüntülerinin ve herhangi birtanık beyanının bulunmadığı, müştekiye ait gönderilen doktor raporunda 'darp ve cebir izine rastlanılmadığının' belirtildiği, müştekinin görevliler tarafından darp edildiğine ilişkin soyut iddiasını doğrulayan herhangi bir somut delil bulunmadığı anlaşıldığı..."

20. Başvurucunun Başsavcılık kararına karşı yaptığı itiraz "kararın dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesine istinaden Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/12/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

21. Ret kararı başvurucuya tebliğ edilmişse de tebliğ tarihi UYAP'ta kayıtlı tebligat evrakından okunamamıştır.

22. Başvurucu, ret kararını 17/1/2020 tarihinde tebliğ aldığını belirterek3/2/2020 tarihinde 2020/5874 numaralı bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun her üç başvurusu benzer şikâyete ilişkin olduğundan birleştirilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 (2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

 (3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer vermediğine dair içtihatlarını da hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).

27. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35, 37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88, 90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

28. AİHM, sağlıklı olarak gözaltına alınan bir kişinin serbest bırakıldığı sırada yaralanmış olması hâlinde bu yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda geçerli bir açıklama getirmenin devletin yükümlülüğünde olduğunu belirtmiştir (Selmouni/Fransa, § 87).

29. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye, B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Anayasa Mahkemesinin 28/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. i. Başvurucu 2019/1632 numaralı başvuru formunda gözaltı sürecinde polisin işkencesine maruz kaldığını, İnfaz Kurumuna girerken bedenindeki iz ve emarelerin duruyor olması nedeniyle Kurum hekimi tarafından bu bulguların tespit edildiğini, doktorların kötü muamelelere beş duyu organlarıyla tanıklık ettiklerini, buna rağmen "Darp ve cebir izi yoktur." şeklinde rapor düzenlediklerini ileri sürmüştür.

 ii. Başvurucu 2019/1638 numaralı bireysel başvuru formunda, yaşadığı kötü muameleleri yargılamanın her aşamasında dile getirdiğini, Başsavcılığın veya mahkemelerin bu konuda işlem başlatmadığını, en son Başsavcılığa kendisinin şikâyette bulunduğunu, Başsavcılığın işlem yapmadığını, bu nedenle gazetelerde işkence edilmiş insanların görüntüleri kullanılarak rahatlıkla haber yapılabildiğini, ellerinin his kaybına neden olacak şekilde kelepçelenerek tuvalete bile bu şekilde götürüldüğünü dile getirmiştir.

iii. Başvurucu, 2020/5874 numaralı bireysel başvuru formunda gözaltı süresi boyunca işkence, eziyet ve kötü muameleye maruz kalmasına karşın olayın tarafı konumunda olan Kurumun yazı cevabı doğrultusunda yasal işlem yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

32. Bakanlık görüşünde; başvurucunun Yenimahalle Merkez Karakoluna teslim olması suretiyle yakalanarak gözaltına alındığı, Başsavcılığın kendisinden beklenen oranda büyük bir titizlikle ve süratle hareket ettiği, iddiaların gerçekliğini ortaya çıkarmak hedefiyle her türlü ve objektif delilin temini cihetine gittiği, başvurucunun soruşturmaya katılımının sağlandığı, elde edilen delil ve bilgilerin kapsamlı ve nesnel bir analizi ile neticeye ulaşıldığı, bu nedenle usul yükümlülüğünün gereğinin özenle yerine getirildiği ifade edilmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formunda dile getirdiği hususları yinelemiş; ayrıca ekte sunduğu fotoğraflardan anlaşıldığı üzere kötü muameleye maruz kaldığını, bu hususu şikâyet dilekçesinde de ayrıntılı dile getirdiğini, Başsavcılığın gerçeği ortaya çıkarma çabasında olmadığını, işkence izlerini görmelerine rağmen doktorların bunu rapora yazmadığını belirtmiş; on altı fotoğraf ile birlikte bir internet video program sitesinin (Youtube) linkini eklemiştir. "Darbeci Komutanların Emniyetteki Görüntüleri" başlıklı, 7 dakika ve 12 saniyelik videoda, başvurucunun fotoğraflarını sunduğu ana ilişkin görüntülerin olduğu anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

35. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

 “Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurunun temeli başvurucunun gözaltı sürecinde kötü muameleye maruz kalma iddiasına dayanmakta olup inceleme kötü muamele yasağıyla sınırlı yapılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

38. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

39. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

40. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi, bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

41. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun yanı sıra söz konusu kararın vücut bütünlüğüne yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

42. AİHM kararlarında bir kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma tespit edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hâllerde Sözleşme'nin 3. maddesi anlamında sorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 94).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

43. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen askerî darbe teşebbüsünden bir gün sonra ilçe kolluk merkezine giderek teslim olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu hakkında kolluk birimlerince düzenlenen Yakalama Tutanağı başvurucunun beyanını doğrular niteliktedir. Bu durumda başvurucunun kolluk güçlerine teslim olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

44. Teslim olduktan sonra üç gün gözaltında tutulan başvurucu, gözaltının ertesinde Başsavcılığa verdiği savunmasında ve yargılanma aşamasındaki ifadelerinde kolluk görevlilerinin fiziki ve sözlü şiddetine maruz kaldığını belirtmiş; 13/8/2018 tarihinde Başsavcılığa şikâyette bulunmuştur.

45. Bir devlet görevlisi tarafından Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin bir iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumunda etkili soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus, söz konusu iddianın savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması, açık ve olgulara ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarla desteklenmesiyle mümkündür (benzer yöndeki karar için bkz.Cihan Alpyürük [1. B.] , B. No: 2017/37528, 29/9/2020, § 48).

46. Başvurucunun yukarıda yer verilen (bkz. § 18) ayrıntılı şikâyet dilekçesi, dilekçesine eklediği basına yansıyan görüntüleri ile sağlık görevlilerinin aslında gerçeğe aykırı rapor düzenlediklerine dair iddiası birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun gözaltında kötü muameleye maruz kaldığına yönelik şikâyetinin savunulabilir olduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda devletin soruşturma yükümlülüğü başlamış, başvurucunun etkili soruşturma yapılmasına yönelik beklentisi meşru hâle gelmiştir.

47. Başsavcılık soruşturmayı başvurucunun şikâyeti üzerine başlatmıştır. Dolayısıyla başvurucunun daha önce kamu makamlarına ilettiği kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak soruşturma başlatılmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususun resen soruşturma yapma ilkesiyle örtüşmediği açıktır.

48. Diğer taraftan devlet denetimi ve kontrolü altında tutulan başvurucunun delil sunma olanağı oldukça sınırlı olduğundan toplanmasını talep ettiği delillerden olayı aydınlatabileceği değerlendirilenlerin soruşturma makamlarınca ulaşılmaya çaba gösterilmesi etkili soruşturma yükümlülüğünün bir parçasıdır (Cihan Alpyürük, § 51).

49. Somut olayda Başsavcılık başvurucunun gözaltı sürecine ilişkin olarak sadece kolluk birimlerinden bilgi istemiş, bunun dışında iddiaların gerçekliği yönünden bir araştırma yapmamıştır. Bu bağlamda başvurucunun İnfaz Kurumuna girerken Kurum hekimi tarafından darp izlerinin tespit edildiğini dile getirmesi karşısında Başsavcılıkça bu muayeneyle ilgili belgeler İnfaz Kurumundan istenmemiş, Kurum doktoru tanık olarak dinlenmemiştir. Dolayısıyla sağlık görevlilerine yöneltilen iddialar raporların karşılaştırılması suretiyle denetlenmemiştir. Ayrıca soruşturma makamınca adli raporlar incelenirken başvurucunun ibraz ettiği resimler de değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.

50. Yine başvurucu şikâyet dilekçesinde kendisine kötü muamelede bulunan kolluk görevlilerini teşhis edebileceğini belirtmesine rağmen herhangi bir teşhis işlemi yapılmamış, şüpheli kolluk görevlilerinin kimlikleri belirlenerek savunmaları alınmamıştır. Yine raporlarda imzası bulunan sağlık görevlileri soruşturmaya dâhil edilmemiş, beyanlarına başvurulmamıştır. Başvurucunun şikâyet dilekçesiyle yetinilerek olaya ilişkin iddia ve delillerinin ortaya konulması bakımından ifadesi alınmamış, soruşturmaya etkin katılımı sağlanmamıştır.

51. Yapılan soruşturma sonunda tanık beyanı veya kamera görüntüsünün olmadığı, ayrıca sağlık raporlarında başvurucunun fiziksel şiddete uğradığına dair bulgu bulunmadığı gerekçesiyle Başsavcılıkça hem kolluk hem de sağlık görevlileri hakkında kovuşturma yapılmamasına karar vermiştir. Sonuç olarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından yeterli özen ve çaba gösterilmeden kimlikleri dahi belirlenmeyen şüpheliler hakkında delil bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun iddialarının soyut kabul edildiği gözlemlenmiştir.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

53. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda soruşturmadaki eksiklikler ve özellikle başvuruya yansıyan sağlık raporları dikkate alındığında başvurucunun şikâyetine konu ettiği olay hakkında incelemeye yeterli veri bulunmadığı nazara alındığında bu aşamada olguların gerçekliği konusunda kanaat oluşmadığından kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla bir değerlendirme yapılmasına olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

VI. GİDERİM

54. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden soruşturma yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

55. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa’nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

56. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı varılan sonuçtan bağımsız olup şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturma ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

57. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında talebi dikkate alınarak net 165.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (S.No: 2018/152988) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 165.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Erhan Çaha (4) [1. B.], B. No: 2019/1632, 28/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı ERHAN ÇAHA (4)
Başvuru No 2019/1632
Başvuru Tarihi 31/12/2018
Karar Tarihi 28/1/2026
Birleşen Başvurular 2019/1638, 2020/5874

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltı sürecinde kolluk görevlilerince darbedilme şikâyetine yönelik olarak etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı İhlal Yeniden soruşturma
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi