|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Furkan Samet ESER
|
|
Başvurucu
|
:
|
Mahmut IŞIK
|
|
Vekili
|
:
|
Av. İnan AKMEŞE
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında olay tarihinde on sekiz yaşından küçük olan mağduru, işletmekte olduğu alkollü içki servisi yapılan bara kabul ettiği ve mağdurun başka kişilerce maruz kaldığı cinsel istismar suçunu yetkili makamlara bildirmediği gerekçesiyle sağlık için tehlikeli madde temin etme ve suçu bildirmeme suçlarından 9/3/2012 tarihinde dava açılmıştır. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yapılan yargılama neticesinde başvurucu hakkında 4/3/2013 tarihinde beraat kararı verilmiş, bahse konu beraat kararı mağdur vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi (Daire) 22/11/2017 tarihinde temyiz talebini reddetmiş ve Mahkeme tarafından 29/12/2017 tarihinde kesinleşme şerhi düzenlenmiştir. Dairenin temyiz talebini reddettiği kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Kayden 03.06.1994 doğumlu olup mahkemede beyanının alındığı 11.07.2012 günlü duruşmada ondokuz yaşı içerisinde bulunan mağdurenin, sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı gibi mahkemece verilen katılma kararı da hükümsüz hale geldiğinden, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddine..."
3. Başvurucu 14/3/2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmış ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesinin 2017/18581 başvuru numarasına kaydedilen başvuru, 2015/369 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi başvuru hakkında; 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a eklenen geçici 2. maddeyle Adalet Bakanlığı (Bakanlık) bünyesinde oluşturulan başvuru yoluna istinaden ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen İnsan Hakları Tazminat Komisyonunu (Tazminat Komisyonu) işaret ederek 31/10/2018 tarihinde kabul edilemezlik kararı vermiştir.
4. Başvurucu, kabul edilemezlik kararı sonrasında 18/1/2019 tarihinde Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Tazminat Komisyonu 25/9/2019 tarihinde vermiş olduğu kararda mağdur vekili tarafından yapılan temyiz başvurusunun reddine kadar geçen süreyi hesaba dâhil etmemiş, 9/3/2012 tarihinde iddianamenin düzenlenmesiyle birlikte başlayan yargılama sürecinin 4/3/2013 tarihinde verilen beraat kararıyla sona erdiği tespitinde bulunmuştur. Tazminat Komisyonu, tek dereceli olarak on bir ay yirmi üç gün sürdüğünü tespit ettiği yargılamanın makul sürede tamamlandığı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir.
5. Başvurucu, karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesine (Bölge İdare Mahkemesi) itirazda bulunmuştur. Başvurucu, itiraz dilekçesinde Mahkeme tarafından 4/3/2013 tarihinde verilen beraat kararının mağdur vekili tarafından temyiz edildiğini ve beraat kararının kesinleşmesi için temyiz sonucunu beklemek zorunda kaldığını beyan etmiş; yargılamanın 22/11/2017 tarihinde verilen temyiz talebinin reddi kararına kadar devam ettiğini ileri sürmüştür.
6. Bölge İdare Mahkemesi, yargılamanın tek dereceli olarak on bir ay, yirmi üç gün sürdüğü yönünde değerlendirmelerde bulunmuş ve başvurucu tarafından yapılan itirazı 6/11/2019 tarihinde reddetmiştir. Nihai karar 28/12/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.
7. Başvurucu 28/12/2019 tarihinde nihai kararı öğrenmiş ve 9/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu, mağdur vekili tarafından yapılan temyiz talebinin reddine kadar geçen sürenin yargılama süresine dâhil edilmediğini beyan etmiş; Tazminat Komisyonuna yaptığı başvurunun reddedilmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Bakanlık görüş yazısında, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne yönelik ibraz edilen cevap dilekçesinde ise başvuru formundaki iddialar yinelenmiştir.
11. 6384 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi ile "Anayasa Mahkemesinde bulunan bazı bireysel başvurular hakkında Komisyona müracaat" düzenlenmiştir. Anılan hüküm ile geçici 2. maddenin yürürlüğe girdiği 31/7/2018 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Tazminat Komisyonu tarafından incelenebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden sonra Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonuna başvurunun ilk bakışta başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğunu kabul ederek başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararları vermiştir (Ferat Yüksel [2. B.], B. No: 2014/13828, 12/9/2018).
12. Bu sebeple Anayasa Mahkemesinin Tazminat Komisyonunu etkili görüp bu yolun tüketilmesi gerektiğini belirttiği ilk başvuru, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olduğundan Tazminat Komisyonuna yapılan başvuruda söz konusu ihlal iddialarının incelenmemesine/giderilememesine dair eldeki -ikinci- başvuruda ileri sürülen iddiaların da makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı yönünden incelenmesi gerekir.
13. Buna göre makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasıyla 31/7/2018 tarihine kadar Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular yönünden bir kanun yolu oluşturulmuş olup eldeki başvuruda inceleme söz konusu kanun yolundan başvurucunun yararlandırılmamasına yönelik Tazminat Komisyonu kararı ve bu karara karşı itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi kararına ilişkin olacaktır.
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).
16. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).
17. Anayasa Mahkemesi içtihadında ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih, sürenin sona erdiği tarih olarak ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E. [2. B.], B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
18. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarda ise yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın ikame edildiği tarih, sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri [1. B.], B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
19. Ayrıca ceza ve medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41, 45; B.E., § 29).
20. Somut olayda başvurucu hakkında 4/3/2013 tarihinde beraat kararı verilmiş ise de bahse konu karar mağdur vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkeme, temyiz talebi sonrasında bu talebi reddetmemiş ve temyiz sürecini başlatmak suretiyle dosyayı Daireye göndermiştir. Daire 22/11/2017 tarihinde temyiz talebini reddetmiş ve ancak bu karar sonrasında Mahkeme tarafından kesinleşme şerhi düzenlenmiştir.
21. Başvuruda incelenmesi gereken mesele ceza yargılamasının ne zaman sona erdiğiyle ilgilidir. Her ne kadar Tazminat Komisyonu ve Bölge İdare Mahkemesi, beraat kararı ile temyiz talebinin reddine kadar geçen yaklaşık dört yıl sekiz ay on sekiz günlük süreyi makul süre hesabında dikkate almamış ise de bu süre zarfı içinde başvurucu hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği söylenemeyecektir. Zira ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih olarak suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihin esas alınması gerekmektedir. Mahkemenin temyiz sürecini başlatıp dosyayı Daireye göndermesine karşın başvurucudan yargı makamlarının yerine geçerek temyiz talebinin reddedileceğine dair öngörüde bulunması ve bu suretle hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğine dair değerlendirme yapması beklenemez. Öte yandan başvurucunun temyiz talebinin reddine kadar geçen süre içinde beraat kararının olumlu sonuçlarından faydalandığı da söylenemeyecektir. Buna karşın Tazminat Komisyonu ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından temyiz talebinin reddine kadar geçen süre gözönüne alınmamış, yargılamanın makul bir süre içinde tamamlandığına dair değerlendirme yapılmıştır.
22. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlalin giderilmesi bakımından teorik düzeyde etkili olduğu saptanan Tazminat Komisyonu, öngörülebilir olmayan ve bariz takdir hatası teşkil eden yorum sebebiyle somut olayda başarı şansı sunma potansiyelini yitirmiştir. Böylece makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlalin giderilmesi için ihdas edilen başvuru yolundan başvurucunun yararlandırılmamasının makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu, ihlalin tespiti ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
25. Tazminat Komisyonuna yapılan başvurunun reddedilmesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını ihlal etmiştir. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Tazminat Komisyonu kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
26. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Tazminat Komisyonunca yeniden inceleme yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yeniden incelemede yapılması gereken iş, Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. (bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden inceleme yapılmak üzere ilgili Tazminat Komisyonuna gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
27. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Tazminat Komisyonunca yeniden inceleme yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
A. Makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden inceleme yapmak üzere Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına (2019/1701 Karar sayılı dosya) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesine (E .2019/267, K. 2019/6089) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.