TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERDEN ATTİLA AYTEKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/16846)
Karar Tarihi: 1/3/2023
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Basri BAĞCI
Kenan YAŞAR
Raportör
Fatih ALKAN
Başvurucu
Erden Attila AYTEKİN
Vekili
Av. Oya AYDIN GÖKTAŞ
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirine karar verilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Orta Doğu Teknik Üniversitesinde öğretim görevlisi iken Türkiye'nin doğusu ve güneydoğusunda terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar sırasındaki sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmaların sona erdirilmesi çağrısını içeren bir bildiriye imza atmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucunun imza verdiği bildiriye ilişkin arka plan bilgisinin detaylarına daha önce Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri ([GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, §§ 9-14) kararında yer vermiştir.
3. Söz konusu bildirinin yayımlanmasından sonra başvurucu hakkında terör örgütü propagandasını yapma suçu kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış ve akabinde İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Anılan Mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi üzerine dava dosyasının gönderildiği Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi de yetkisiz olduğuna ve yetki uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine 5/4/2019 tarihinde karar vermiştir. Söz konusu kararda, başvurucu hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi kapsamında yurt dışına çıkışın yasaklanması şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından anılan karara karşı yapılan itiraz Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/4/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
4. Başvurucu nihai hükmü 15/4/2019 tarihinde öğrendikten sonra 14/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
5. Yargıtay tarafından yetkili olduğuna karar verilen İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde başvurucunun beraatine ve yurt dışına çıkmama şeklinde verilen adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına 17/10/2019 tarihinde karar verilmiştir. Karar istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 25/10/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
6. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Başvurucu; hakkında verilen yurt dışına çıkma yasağına ilişkin adli kontrol tedbirinin yerinde olmadığını, bildiriyi imzaladığı tarihten üç yıl sonra bu yönde bir tedbire karar verilmesinin keyfî olduğunu, tedbir kararından önce gerek akademik toplantılar gerekse yurt dışında yaşayan kızını ziyaret amacıyla birçok kez yurt dışına gidip geldiğini ve her defasında Ankara'daki yaşantısına devam ettiğini, kaçma şüphesinin bulunmadığını belirtmiştir. Almanya'daki üniversiteler ile sık şekilde bir araya gelerek çalıştığını, tedbir kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
8. Bakanlık görüşünde; adli kontrol tedbirinin süresi gözetildiğinde başvurucuya olağan dışı ve aşırı bir külfet yüklenip yüklenmediğinin ve koruma tedbiri nedeniyle başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu sonucuna varılmasını gerektiren bir nedenin olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı sunduğu beyan dilekçesinde, yetkisiz mahkemece verilen söz konusu adli kontrol tedbirinin uygulanabilmesi için gerekli koşulların mevcut olmadığını ve yurt dışındaki üniversiteler ile akademik bağının bulunduğunu belirtmiştir.
9. Anayasa Mahkemesi, Yağmur Erşan ve Onur Can Taştan kararlarında kişinin yurt dışı ile güçlü kişisel, ailevi, ekonomik ve mesleki bağlarının olduğunun ortaya konulduğu durumlarda yurt dışına çıkışı engelleyen tedbirlere ilişkin bireysel başvuruların özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli olan koşulların neler olduğuna ilişkin detaylı değerlendirmelerde bulunmuştur (Yağmur Erşan [GK], B. No: 2018/36451, 27/10/2021, §§ 39, 40, 47-51; Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27/10/2021, §§ 39, 40, 47-51). Somut olayda başvurucunun yurt dışına çıkışının yasaklanmasının mesleki hayatını etkileyebileceği, kendisini geliştirebilme imkânının zayıflamasına, sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi açısından olumsuz sonuçlara yol açabileceği, kızının yurt dışında yaşaması nedeniyle aile ilişkilerinin zedelenebileceği, dolayısıyla müdahalenin başvurucunun özel ve aile hayatına etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenebilir nitelikte olduğu değerlendirilmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Latife Akyüz, B. No: 2016/50822, 7/9/2021, § 38; Hakkı Gök, B. No: 2017/33469, 3/11/2022, § 33).
10. Akademisyen olan başvurucu hakkında verilen yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri, başvurucunun yurt dışında yaşayan bir çocuğu olduğu ve mesleki durumu dikkate alındığında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır. Söz konusu müdahalenin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. ve 110. maddeleri çerçevesinde gerçekleştirildiği görüldüğünden kanuni dayanağı bulunmaktadır. Ayrıca Latife Akyüz kararında söz konusu müdahalenin kamu düzeninin sağlanması meşru amacı ile yapıldığı tespit edilmiştir (Latife Akyüz, §§ 43-45). Bu belirlemelerin ardından müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı irdelenecektir.
11. Anayasa Mahkemesi Latife Akyüz başvurusunda başvuruya konu adli kontrol koruma tedbirinde olduğu gibi tüm koruma tedbirlerinin geçici olduğunu, herhangi bir tedbirin ilanihaye veya herhangi bir kriterden bağımsız olarak süreklilik arz eder biçimde uygulanmasının mümkün olmadığını vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi, süregelen bir koruma tedbirinin durumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğünün anlaşıldığı durumlarda tedbir nedeniyle müdahale edilen anayasal hakların ihlalinin söz konusu olabileceğini belirtmiştir. Ayrıca mahkemelerin koruma tedbiri kararlarında lehte ve aleyhte ileri sürülen bütün delilleri incelemek ve temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahaleye katlanmayı gerektirecek nitelikte kamu yararını haklı kılan gerçek bir ihtiyacın varlığını göstermek zorunda oldukları vurgulanmıştır. Bunun yanında süregelen koruma tedbirlerinin devamına ilişkin olarak verilen kararlarda da tedbirin devamını haklı kılan gerekçelerin gösterilmesi ve çatışan menfaatler arasında adil dengenin korunması gerektiği ifade edilmiştir (Latife Akyüz, §§ 49-52, 56;ayrıca bkz. Hakkı Gök, § 51).
12. Somut olayda, başvurucu hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki koruma tedbirinin altı ay on iki gün boyunca devam ettiği, 17/10/2019 tarihinde başvurucunun beraatine ve yurt dışına çıkmama şeklinde verilen adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
13. Başvuruya konu tedbirin süreklilik arz eder biçimde uzun bir süre uygulanmadığı ve gerekliliğin ortadan kalkmasıyla birlikte tedbire son verildiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanma süresi dikkate alındığında başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır bir nitelik arz ettiği söylenemeyecektir. Bu bağlamda kısa bir süre devam eden ve akabinde kaldırılan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki koruma tedbiri ile başvurucunun özel ve aile hayatına saygı hakkına yönelen müdahalenin sonuçları bakımından orantılı olduğu, tedbirin devamlılığı ve gerekliliği konusunda derece mahkemelerince ilgili ve yeterli gerekçe oluşturulduğu değerlendirilmektedir. Sonuç olarak müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olduğu, somut olayın koşullarında açık bir ihlalin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
14. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 1/3/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucu, “Barış Akademisyenleri Bildirisi” olarak bilinen metne imza atmış ve hakkında terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açılmıştır. Başvurucu hakkında yurt dışına çıkışın yasaklanması şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Çoğunluk, başvurucunun altı ay oniki gün boyunca yurt dışına çıkışının yasaklanmasının mesleki faaliyetlerine, sosyal yaşantısına veya aile ilişkilerine olan etkisine dair somut bir açıklamada bulunmadığını, soyut ve genel beyanlarla yetindiğini, özel hayata saygı hakkına yönelik açık bir şikâyetinin olmadığını belirterek, başvurunun özel hayata saygı hakkı yönünden incelenebilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı kanaatindedir.
3. Başvurucu bir akademisyen olması nedeniyle çeşitli akademik toplantı ve çalışmalara katılmak için yurt dışına çıkma gereksinimi ile karşı karşıya kalabilmektedir. Başvurucu bu durumu özellikle Alman üniversiteleri ile sık sık bir araya gelerek çalışmalar yaptığını belirterek somutlaştırmaktadır. Dolayısıyla, yurt dışı çıkış yasağı başvurucunun mesleki hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Yasağın süresinin nispeten kısa olması bu durumun başvurucunun mesleki hayatı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmamaktadır.
4. Başvurucu yasak nedeniyle yurt dışında yaşayan kızıyla aile hayatına saygı kapsamında birarada olma imkanından da mahrum bırakılmıştır. Başvurucunun kızıyla biraraya gelememesi şikayet edilen tedbirin aile hayatı üzerindeki olumsuz sonuçlarının somutlaştırılması bakımından yeterli bir veriyi oluşturmaktadır.
5. Belirtilen nedenlerle başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahale demokratik toplumda gereklilik taşımadığından Anayasa’nın 20. maddesine aykırı düşmektedir. Bu nedenle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye