logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İsmail Erdoğan, B. No: 2019/17437, 5/10/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İSMAİL ERDOĞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/17437)

 

Karar Tarihi: 5/10/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Mustafa Erdem ATLIHAN

Başvurucu

:

İsmail ERDOĞAN

Vekili

:

Av. Bülent Seçkin DÜZTAŞ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; görülmekte olan bir ceza davasında savunma doğrultusunda delillerin toplanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, darp eylemine maruz kalınması ve olayla ilgili kovuşturmada fail hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/5/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

5. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu ile ağabeyi M.E. 2/7/2008 tarihinde Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde tedavi olan babalarını ziyaret etmek istemiş, hastanenin güvenlik görevlilerinin buna engel olmaya çalışması üzerine taraflar arasında tartışma çıkmıştır. Güvenlik görevlilerince darbedildiğini iddia eden başvurucu, saat 12.30 sıralarında 155 Polis İmdat hattını arayarak (Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğü Solmaz Kılıçtepe Polis Merkezi) Yüksek İhtisas Hastanesinde kavga olduğu ihbarında bulunmuştur.

8. Başvurucu, olay yerine gelen polis memurlarının hakaret etmesi üzerine bu polislerle de tartışma yaşadığını, polislerin kendisini dövdüğünü, zorla götürüldüğü karakolda da dayak yediğini ve işkence gördüğünü, elinden ciddi şekilde yaralandığını iddia etmiştir.

9. Yaşanan bu olaya ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen soruşturma neticesinde Karakol Emniyet Amiri S.U. hakkında kasten yaralama suçundan, başvurucu hakkında ise görevli memura direnme ve hakaret suçlarından kamu davası açılmıştır.

10. Asliye Ceza Mahkemesi yaptığı yargılama neticesinde başvurucu ve kardeşini sanık Karakol Emniyet Amiri S.U.nun kasten yaraladığına kanaat getirmiş, S.U.nun 1 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB); başvurucu ve M.E. yönünden ise kamu görevlilerine karşı görevini yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından hapis cezası ile cezalandırılmalarına, HAGB uygulanmasını istemediklerinden bu hükmün uygulanmasına yer olmadığına karar vermiştir.

11. Başvurucu ve kardeşinin vekili, S.U. hakkında verilen HAGB kararına itiraz etmiş; itirazı inceleyen Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi 30/12/2011 tarihinde HAGB kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle itirazın reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu ve M.E., aleyhlerine verilen hükmü temyiz etmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 1/11/2018 tarihinde başvurucu yönünden hükmün onanmasına, M.E. yönünden ise bozulmasına karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. İlgili hukuk için bkz. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası, geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci ve yedinci fıkraları ve 271. maddesinin dördüncü fıkrası.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Anayasa Mahkemesinin 5/10/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

15. Başvurucu; kendisine yönelik eylemin işkence suçunu oluşturmasına rağmen eksik soruşturma ve isabetsiz bir değerlendirme sonucu basit yaralama olarak değerlendirildiğini, kamu görevlisi olan fail için HAGB kararı verildiğini, bu şekilde failin cezasız bırakıldığını belirterek kötü muamele yasağının esas ve usul boyutunun ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Bakanlık görüşünde; Başsavcılığın başvuru konusu olayı aydınlatmak adına soruşturma işlemleriyle gerekli adımları attığı, sorumlu olduğu değerlendirilen polis memuru hakkında kamu davası açtığı, müşteki, sanık ve tanık beyanlarını aldığı, olay anını gösterir kamera görüntülerinin incelediği, başvurucuyu olay günü muayene ettirerek Adli Tıp Kurumundan yaralanmasının niteliğine ilişkin raporları temin ettiği, Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin tüm delilleri değerlendirerek sanık S.U. hakkında ceza tayinine gittiği, derece mahkemesinin değerlendirmesinde bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik bulunmadığı ifade edilmiştir.

17. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formundaki beyanlarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

 “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

19. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

 “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un 76. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunun;

a) 45 ilâ 51 inci maddeleri 23/9/2012 tarihinde,

yürürlüğe girer.”

21. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

 “Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

22. Anılan Anayasa ve kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Anayasa Mahkemesi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir.

23. Hukukun genel ilkelerinden birisi hukuk güvenliği prensibidir. Bu ilke, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmelerini, devletin de hukuki düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlar, ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır. Bu nedenle bireysel başvurular bakımından Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir.

24. Başvuru konusu olayda yargılamayı yapan Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi S.U.nun 1 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve HAGB'ye karar vermiştir. S.U. hakkında verilen HAGB kararına karşı başvurucunun ve kardeşinin vekili itiraz etmiş, bu itirazı inceleyen Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi 30/12/2011 tarihinde HAGB kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.

25. Açıklanan gerekçelerle başvuru konusu kararın bireysel başvuruların incelenmeye başladığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012'den önce kesinleştiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, soruşturma aşamasında, lehine olan deliller Cumhuriyet savcısı tarafından toplanmadığı gibi dosyadan örnek almasının da engellendiğini, delillerin hatalı değerlendirildiğini, hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyete hükmedildiğini iddia ederek bir bütün olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi ancak temellendirilebilmiş bireysel başvuruyu inceler. Başvurucuların şikâyetlerini hem maddi hem hukuki olarak temellendirme zorunluluğu bulunmaktadır. Maddi dayanaklar yönünden başvurucuların yükümlülüğü şikâyetlerine konu temel olay ve olguları açıklamak ve bunlara ilişkin delilleri Mahkemeye sunmak, hukuki dayanak yönünden yükümlülüğü ise bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıklamaktır (Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017,§ 19; Cemal Günsel [GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021, § 22).

28. Bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesi, kamu gücü eylem ve işlemleri ile mahkeme kararlarının Anayasa'ya uygunluğunun ve müdahale gerekçelerinin denetimini kendiliğinden yapmaz. Bu sebeple başvurucunun başvurusunun esasını ve bu kapsamda kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını Anayasa Mahkemesine inceletebilmesi için öncelikle kendisinin ihlal iddialarını gerekçelendirmesi, buna ilişkin olay ve olguları açıklaması ve delillerini sunması zorunludur (Cemal Günsel, § 24).

29. Somut olayda başvuruya konu yargılamaya dair bir bütün olarak adil yargılanma hakkını ihlal sebebi olarak gösterilen hususlara ya da kendisine isnat edilen ve derece mahkemesince sabit görülen fiillere ilişkin somut ve hukuken kabul edilebilir herhangi bir açıklama başvurucu tarafından yapılmamıştır. Sonuç olarak başvurucu, şikâyetlerine konu temel olay ve olgular ile bireysel başvuruya konu ettiği temel hak ve özgürlüklerin hangi nedenle ihlal edildiğini açıklamak yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihlal iddialarını temellendirememiştir.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/10/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(İsmail Erdoğan, B. No: 2019/17437, 5/10/2022, § …)
   
Başvuru Adı İSMAİL ERDOĞAN
Başvuru No 2019/17437
Başvuru Tarihi 20/5/2019
Karar Tarihi 5/10/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, görülmekte olan bir ceza davasında savunma doğrultusunda delillerin toplanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, darp eylemine maruz kalınması ve olayla ilgili kovuşturmada fail hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Kötü muamele etkili soruşturma (yaptırımın caydırıcılığı) Zaman Bakımından Yetkisizlik
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 231
271
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi