logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mehmet Dönmez, B. No: 2019/7902, 15/6/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MEHMET DÖNMEZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/7902)

 

Karar Tarihi: 15/6/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Gizem Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Mehmet DÖNMEZ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltında kötü muamele şikayetine yönelik işleme konulmama kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/3/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) terör örgütüne üye olduğu şüphesiyle 9/12/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. 30/12/2016 tarihinde tutuklanan başvurucu 22 gün gözaltında kalmıştır.

6. Başvurucu 13/12/2016 tarihinde siyah renkte dışkılama, ishal ve karın ağrısı şikâyetleriyle hastaneye götürülmüş, başvurucunun Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir gün süreyle yatışı yapılmıştır.

7. Düzenlenen rapora göre başvurucuda anal fissür ile hemoroid tespit edilmiş, kendisine genel cerrahi kontrolü önerilmiştir. Bunun yanı sıra başvurucunun sol gözünde ekimoz tespit edildiği rapora kaydedilmiştir.

8. 30/1/2017 tarihinde Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Tabipliği tarafından düzenlenen raporda; başvurucunun bel ve diz ağrısı şikâyeti olduğu, bir buçuk ay önce fiziksel saldırıya maruz kaldığını beyan ettiği belirtilmiştir.

9. Başvurucu 3/9/2018 tarihinde, gözaltında kaldığı süreçte birçok yönden kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürerek Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

10. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 30/1/2019 tarihinde, 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin son fıkrası uyarınca şikâyetin işleme konulmamasına kesin olarak karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

11. 4483 sayılı Kanun'un "Amaç" kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir."

12. 4483 sayılı Kanun’un "Kapsam" kenar başlıklı 2. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz."

13. 4483 sayılı Kanun'un "Olayın yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikayetler" kenar başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikâyet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikâyette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler."

14. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesi şöyledir:

"Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilir."

15. 4/11/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şeklinde Hakkında Kanun'un "Yollamalar" kenar başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanununa yapılan yollamalar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmış sayılır."

16. 5237 sayılı Kanun'un "İşkence" kenar başlıklı 94. maddesi şöyledir:

"(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 (2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,

İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 (3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 (4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

 (5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.

 (6) (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 15/6/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; gözaltında iken birçok yönden kötü muameleye maruz kaldığını, ceza infaz kurumunda bulunması nedeniyle şikâyetçi olmak için olağanüstü hâlin sona ermesini beklediğini, iddiaları hakkında işleme konulmama kararı verildiğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde; başvurucunun somut delillerle desteklenmeyen ve gerçekle uyuşmayan iddialarda bulunduğu, şüphelilerin tespiti için yeterli detay vermediği, iddialarını sağlık raporlarıyla desteklemediği, iddia konusu olaydan ancak iki yıl sonra şikâyetçi olduğu, üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, iddialarının savunulabilir olmadığı belirtilmiştir.

20. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, sağlık raporlarının uygun şekilde düzenlenmediğini, suç duyurusunda ilgili kolluk görevlilerine ilişkin detaylı bilgi verdiğini ancak bunun araştırılmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

22. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, … kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

24. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

25. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

26. Kamu görevlilerinin görevlerini devlet adına ifa etmeleri ve görevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılı olarak sık sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında olma riski ile karşı karşıya olmaları nedeniyle haklarında adli soruşturma yürütülmesinin belirli bir makamın iznine bağlanması hukuk devletinde makul görülebilir. Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı ceza kovuşturması açılmasının -kanunla belirlenen istisnalar dışında- kanunun gösterdiği idari mercinin iznine bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016, §§ 106, 107).

27. Soruşturma izni prosedürünün amacı kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri ileri sürülen suçlardan dolayı gereksiz ithamlarla karşılaşmamaları, bu şekilde her türlü endişeden uzak tutulmaları suretiyle kamu hizmetlerinin aksamaması için iddia olunan suçlar bakımından ceza soruşturmasına geçilmeden önce bir ön inceleme yapılmasıdır. Ön inceleme, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri iddia olunan bir suç konusunun soruşturulması kapsamında yetkili idari merciler tarafından gerçekleştirilen ve sonucunda idari veya adli yönden işlem yapılması için soruşturma açılmasına gerek olup olmadığı biçiminde bir karara varmak üzere yürütülen idari bir incelemedir. Bu incelemede isnat edilen suç konusu eylemin gerçekliği genel hatları ile kapsam ve niteliği, çerçevesi, delillerinin neler olduğu gibi hususlar araştırılır (Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018, § 77).

28. Gerek idari nitelikteki ön incelemenin gerekse soruşturma izni verilmemesi işlemine karşı yapılan itirazları değerlendiren idari yargı organlarınca yapılacak inceleme ve değerlendirmelerin soruşturma izni prosedürünün ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek ve soruşturmanın etkili şekilde yürütülmesine engel olacak şekilde uygulanmasına ya da kamu görevlilerinin ceza soruşturmasından muaf tutulduğu izlenimi oluşturmasına izin vermeyecek şekilde yapılmasına özen gösterilmesi gerekmektedir (Dilek Genç ve diğerleri, § 78).

29. Soruşturma iznine tabi olmayan suçlar bakımından izin yönteminin benimsenmesi nedeniyle şüpheli kamu görevlileri hakkında soruşturma yapılmaması veya soruşturmanın gereksiz uzaması faillerin eylemlerinin cezasız bırakılmasına yol açması ve sonuçta bu tür eylemlere müsamaha gösterildiği izlemini yaratması bakımından kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğü yönüyle ihlal edilmesi sonucunu doğurur (Erdal Sarıkaya [GK], B. No: 2017/37237, 17/3/2021, § 124).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

30. Somut olayda başvurucu, gözaltında kaldığı süreçte birçok yönden kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki şikayetlerini Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği bir dilekçe ile ileri sürmüştür. Başvurucunun sağlık raporlarında birtakım bulgular tespit edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğu aşamada iddialarının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşılamamaktadır. Soruşturma makamlarının anılan iddiaları etkili şekilde soruşturma yükümlülükleri bulunmaktadır.

31. 4483 sayılı Kanun’un 2. maddesine 2003 yılında eklenen son fıkra ile Kanun’un uygulama alanına suç yönünden istisnalar getirilmiştir. Buna göre 765 sayılı mülga Kanun’un işkence, zalimane, gayriinsani veya haysiyet kırıcı muameleyi düzenleyen 243. maddesi ile kötü muameleyi düzenleyen 245. maddesi kapsamına giren suçlar hakkında soruşturma izni prosedürü uygulanmayacaktır.

32. 765 sayılı mülga Kanun 2004 yılında yürürlükten kaldırılmış, yeni Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiş, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanunu'na yapılan yollamaların 5237 sayılı Kanun'da bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. 4483 sayılı Kanun’un anılan maddesindeki istisnalar 5237 sayılı Kanun’un 94. ve 95. maddelerinde düzenlenen işkence suçu ile 256. maddesinde düzenlenen zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması fiillerine karşılık gelmektedir. Bu durumda 5237 sayılı Kanun’un 94., 95. ve 256. maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında genel hükümlere göre soruşturma yürütülecektir.

33. Kötü muamele iddiasına konu suçların 4483 sayılı Kanun’da kamu görevlileri için öngörülen soruşturma izni prosedürünün dışında bırakılarak bu suçlar yönünden doğrudan Cumhuriyet savcısına soruşturma yürütme yetkisinin verilmesi, yaşam hakkı ile işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğünün bir gereğidir.

34. Başvurucunun maruz kaldığını ileri sürdüğü eylemler 4483 sayılı Kanun'a getirilen istisnalar kapsamına girmekte olup Cumhuriyet Başsavcılığının doğrudan soruşturma yürütmesi gereken suçlar arasında yer almaktadır. Başvuruya konu olayda soruşturma iznine tabi olmayan suç isnadı bakımından 4483 sayılı Kanun hükümlerine başvurulduğu görülmüştür. Anılan husus kötü muamele yasağı kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğü yürütülmesi önünde bizatihi engel teşkil etmektedir.

35. Bunun yanı sıra Cumhuriyet Başsavcılığı, iddia hakkında hiçbir değerlendirme yapmaksızın başvurucunun iddialarını destekleyen herhangi bir bulgu olmadığı gerekçesiyle şikâyetin işleme konulmamasına karar vermiştir. Anılan karara karşı itiraz yolu kapalı olduğundan Cumhuriyet Başsavcılığının hâlihazırda verdiği bu karar, genel hükümlere göre soruşturma açılmasına yönelik talebin bir itiraz mercii tarafından incelenmesine engel olmuştur.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağının usuli boyutunun ihlal edildiğinin kabulü gerekir.

B. Diğer İddialar Yönünden

37. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkına ilişkin iddiaları da bulunmakla birlikte anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince 2018/6913 sayılı başvuru üzerinden incelenerek 24/12/2018 tarihinde karara bağlanmış olduğu anlaşıldığından yeniden incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

38. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği soruşturma mercilerince yapılması gereken iş yeniden soruşturma işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

39. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya 45.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağı ortaya konulmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde koruma altına alınan kötü muameleye yasağının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2018/219202) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya 45.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Mehmet Dönmez, B. No: 2019/7902, 15/6/2022, § …)
   
Başvuru Adı MEHMET DÖNMEZ
Başvuru No 2019/7902
Başvuru Tarihi 13/3/2019
Karar Tarihi 15/6/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltında kötü muamele şikayetine yönelik işleme konulmama kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Gözaltında kötü muamele İhlal Manevi tazminat, Yeniden soruşturma

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 4483 Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun 1
2
4
765 Türk Ceza Kanunu 243
5237 Türk Ceza Kanunu 3
94
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi