logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Gündüz Coşkun, B. No: 2019/18154, 22/9/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GÜNDÜZ COŞKUN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/18154)

 

Karar Tarihi: 22/9/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Fatma Burcu NACAR YÜCE

Başvurucu

:

Gündüz COŞKUN

Vekili

:

Av. İrfan DEMİRCİ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan davada yeterli inceleme yapılmadan hakkaniyete aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma, mahkemeye erişim, hukuki dinlenme hakları ile silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Bergama Belediyesinde 2005 tarihinden bu yana beş yıldan fazla süre belediye başkanı makam şoförü olarak görev yapmıştır.

3. Başvurucu, Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 28/3/2014 tarihinde, fazla çalışma ücreti alacağı talebine ilişkin dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; işveren belediye başkanı ile Genel İş Sendikası arasında bağıtlanan ve işyerinde geçerli olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığını, işyerinde haftanın beş günü 07.00 ile 19.00 saatleri arasında, cumartesi günü ise 08.00 ile 17.00 saatleri arasında çalıştığını, yapılan şikâyet üzerine işyerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince inceleme yapıldığını, inceleme sonucu işyerinde haftada 15 saat fazla çalışma yapılacak mahiyette çalışıldığının tespit edildiğini, toplu iş sözleşmesi hükümleri gereği fazla çalışma ücretinin normal ücretin % 100 zamlı olarak tespit edildiğini beyanla fazla mesai alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.

4. Mahkeme 2/6/2015 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

5. Mahkemenin karar gerekçesinde, başvurucunun 4/9/1995 ile 3/2/2000 tarihleri arasında ve 8/3/2005 ile 28/2/2014 tarihleri arasında olacak şekilde Yenikent Belediyesinde çalıştığı, 2014 yılı Şubat ayı sonrası çalışmaların gösterilmediği ifade edilmiştir. İhbar olunan İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (İZSU) davacının 1/4/2014 tarihinden itibaren kurumlarında çalışmaya başladığını kabul ettiği vurgulanmıştır. Başvurucunun Yenikent Belediye Başkanlığı bünyesinde ikinci dönem olarak 8/3/2005 ile 31/3/2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı, buna göre başvurucunun haftalık 45 saatlik çalışma süresinden 15 saat fazla çalışma yaptığının tespit edildiği ve fazla çalışma ücretine hak kazandığı ifade edilmiş; tanık anlatımlarına dayalı olarak miktar hesaplandığından anılan tutarlar üzerinden %30 takdirî hakkaniyet indirimi yapılması sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.

6. Kararı davalı işveren temyiz etmiştir. Temyizbaşvurusunu inceleyen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 17/4/2018 tarihli kararında; başvurucunun Yenikent Belediyesinde çalışmaya başladığını, 30/3/2014 tarihi itibarıyla Yenikent Belediyesinin tüzel kişiliğinin sona ermesi dolayısıyla İzmir Valiliği İzmir Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun kararıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan İZSU'ya devrolduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun Bergama Belediyesinde çalışmadığını, dolayısıyla fazla mesai ücretlerine ilişkin taleplerin davalı Bergama Belediye Başkanlığına yöneltilmesinin hatalı olduğunu vurgulayarak davanın kapatılan Yenikent Belediyesinin devredildiği İZSU'ya yöneltilmesi gerektiğinden davanın husumet nedeni ile reddi gerektiği belirtilmiştir.

7. Mahkeme bozma ilamını taraflara tebliğ ederek 26/7/2018 tarihine duruşma günü vermiştir. Başvurucu vekili 24/7/2018 tarihinde başka bir ilde duruşmasının olduğunu, yargılamaya bu nedenle katılamayacağını belirterek yeni bir duruşma günü talepli mazeret dilekçesi sunmuştur. Mahkeme 26/7/2018 tarihinde (saat 10.05’te) yapılan duruşmada; başvurucu vekilinin mazeret dilekçesini okuyarak mazeretin kabulü veya reddi yönünde olumlu-olumsuz karar vermeden davalı vekillerinin huzurunda bozmaya uyarak 26/7/2018 tarihli kararıyla davanın husumet yokluğundan reddine karar vermiştir.

8. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 11/2/2019 tarihli ilamı ile onanmıştır.

9. Başvurucu nihai hükmü 6/5/2019 tarihinde öğrendikten sonra 24/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurucu 21/5/2019 tarihinde, Mahkemece mazeret dilekçesi hakkında herhangi bir karar verilmeksizin davanın husumet yönünden reddine karar verildiğini belirterek Yargıtaydan maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunmuş, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 12/9/2019 tarihli kararıyla ''Mahkemece mazeret dilekçesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermeksizin hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkının ihlali olması nedeniyle temyiz itirazlarının değerlendirilmesi noktasında maddi hata yapıldığından'' bahisle onama kararının kaldırılmasına karar vererek Mahkemenin kararını bozmuştur.

11. Mahkeme bozmaya uyarak 20/2/2020 tarihli kararıyla davanın husumet yokluğundan reddine karar vermiştir.

12. Temyiz üzerine hüküm Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 6/10/2020 tarihli ilamı ile onanmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu, Mahkemece mazeret dilekçesi hakkında herhangi bir karar verilmeksizin davanın husumet yönünden reddine karar verildiğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini, Yargıtay tetkik hâkiminin görüşünün kendisine tebliğ edilmediğini ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı, gerekçeli karar hakkı, makul sürede yargılanma hakkı, hukuki dinlenme hakkı ile silahların eşitliği ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. Anayasa Mahkemesi, başvuru hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda başvuruların kabul edilemez olduğuna dair kararlar vermiştir. Söz konusu kararlarda buna ilişkin ilkeleri belirlemiştir (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, §§ 28, 29; Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, §§ 31, 32). Anılan kararlarda, genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı açıkça görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür.

15. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması, söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29; Mehmet Güven Ulusoy, § 32; Osman Sandıkçı, B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve diğerleri, B. No: 2013/7302, 20/4/2016).

16. Somut olayda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtları üzerinden yapılan araştırmada başvurucunun 21/5/2019 tarihinde Mahkemece mazeret dilekçesi hakkında herhangi bir karar verilmeksizin davanın husumet yönünden reddine karar verildiğini belirterek Yargıtaydan maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunduğu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12/9/2019 tarihli kararıylaonama kararının kaldırılmasına karar vererek Mahkemenin kararını bozduğu anlaşılmıştır. Ancak başvurucu, Anayasa Mahkemesini bu konuda bilgilendirmemiştir.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun başvurusunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermediği, bu süreçte vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

18. Başvurunun mahiyeti gözetildiğinde 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 83. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 22/9/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Gündüz Coşkun, B. No: 2019/18154, 22/9/2022, § …)
   
Başvuru Adı GÜNDÜZ COŞKUN
Başvuru No 2019/18154
Başvuru Tarihi 24/5/2019
Karar Tarihi 22/9/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru; işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan davada yeterli inceleme yapılmadan hakkaniyete aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma, mahkemeye erişim, hukuki dinlenme hakları ile silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Hukuk) Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) Başvurunun Reddi
Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuk) Başvurunun Reddi
Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) Başvurunun Reddi
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (hukuk) Başvurunun Reddi
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi