logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Murat Padır, B. No: 2019/23195, 22/9/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MURAT PADIR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/23195)

 

Karar Tarihi: 22/9/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

Murat PADIR

Vekili

:

Av. İlyas TARIM

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme huzuruna çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapılmasına bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/7/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında 26/1/2016 tarihinde terör örgütüne üye olma suçundan sulh ceza hâkimliğinin huzurunda yapılan sorgusunun ardından tutuklanmıştır.

6. Tutuklama tarihinden 20/7/2016 tarihine kadar yapılan başvurucu hakkındaki aylık tutukluluk incelemeleri başvurucunun müdafiinin katılımıyla celse açılarak yapılmıştır.

7. Başvurucu hakkında 29/3/2017 tarihinde iddianame hazırlanmıştır. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi 18/4/2017 tarihinde iddianamenin iadesine karar vermiştir.

8. Bunun üzerine Başsavcılık 11/9/2017 tarihinde yeni bir iddianame hazırlamıştır. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi 25/9/2017 tarihinde bu iddianamenin de iadesine karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesince 27/9/2017 tarihinde kabul edilmiş ve iade kararı kaldırılmıştır.

9. Başvurucunun 20/7/2016 tarihinden sonraki tahliye talepleri ve tutukluluk incelemeleri ise 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (668 sayılı KHK) 3. maddesinin (ç) bendi uyarınca otuzar günlük sürelerle dosya üzerinden karara bağlanmıştır. Ayrıca gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasında tutukluluğun devamı kararlarına ve tahliye talebinin reddi kararlarına yapılan itirazlar da dosya üzerinden karara bağlanmıştır.

10. Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı doğrultusunda iddianame kabul edilmiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır. Başvurucu 17/1/2018 tarihinde yapılan duruşmada hâkim huzuruna çıkmış ve müdafiiyle birlikte savunmasını yapmıştır.

11. Dava, ilk derece mahkemesinde derdesttir.

12. Başvurucu 4/12/2017 tarihli dilekçesiyle iki yıl boyunca mahkeme huzuruna çıkarılmadığını, Savcılığın ihmali nedeniyle soruşturmanın bu kadar süre boyunca sonuçlanmadığını, Savcılığın kusurunun kendisine yüklenemeyeceğini belirterek 25.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebiyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu tazminat sebebi olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine dayanmıştır.

13. Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi 10/4/2018 tarihinde tazminat davasının reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...davacının 26/1/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığı, yargılamasının Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/371 E sayılı dosyası üzerinden devam ettiği, dosya arasında bulunan tensip zaptına göre atılı suça iştirak eden davacıdan başka 4 şahsın daha bulunduğu, ... böylece dosya kapsamında 5 farklı şüphelinin 8 farklı olay nedeniyle 4 farklı suçtan dolayı soruşturmalarının Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü ve haklarında kamu davasının açıldığı, suç tarihlerinde ilimiz çevresindeki il ve ilçelerde yoğun bir şekilde hendek operasyonlarının yürütülmekte olduğu, bu operasyonlarda çok sayıda güvenlik görevlisinin yaralandığı veya şehit olduğu, 25/8/2015 tarihi itibarı ile de Batman ili dahilinde 'hendek kazma' girişimlerinin yaşanmakta olduğu ve davacının da aralarında bulunduğu şüphelilerin bu eylemlerin failleri olarak yer aldığı, davacının bu olayları organize eden PKK - YDG/H terör örgütü içerisinde aktif olarak yer aldığı hususunda iddiaların bulunduğu, tutuklama tarihi olan 26/1/2016 ile ilk celse tarihi olan 17/1/2017 tarihi arasında tutuklulukta geçen sürenin, dosya kapsamına göre makul olduğu, CMK'nın 108.maddesinde belirtilen süre içinde tutukluluk halinin gözden geçirilerek gerekçesiyle beraber tutukluluk halinin devamına karar verildiği, dosya kapsamına göre diğer tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu, bu nedenle yerinde görülmeyen maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."

14. Başvurucu; iki yıl boyunca soruşturma dosyasında yargılamanın esasını etkileyebilecek önemli bir gelişme olmadan tutuklu şekilde yargılandığını, 26/1/2016 tarihinde tutuklanıp 17/1/2018 tarihinde mahkeme huzuruna çıkmışsa da gerekçeli kararda bir yıl sonra mahkeme huzuruna çıkmış gibi 17/1/2017 tarihinin yazıldığını, iddianamenin eksiklik bulunduğu için iki kez iade edilmesinin bu gecikmenin gerekçesi olamayacağını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

15. Bölge Adliye Mahkemesi 5/2/2019 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

16. Başvurucu 10/1/2019 tarihinde tahliye edilmiştir.

17. Başvurucu 4/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 45-50; 58, 59, 69, 70; Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, § 56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 22/9/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; iki yıl boyunca mahkeme huzuruna çıkarılmadığını, buna rağmen açtığı tazminat davasının reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, uygulanan gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olduğundan bahisle açılan tazminat davasında ödenen tazminatın yetersiz olması olduğundan şikâyetin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

22. Anayasa Mahkemesi inceleme konusu olan uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetine ilişkin olarak Salih Sönmez kararında yaptığı incelemede, Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 326-359) ve Erdal Tercan ([GK], 2016/15637, 12/4/2018, §§ 229-251) kararlarına değindikten sonra anılan kararlardan farklı olarak başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olduğunu, bu nedenle verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını ve serbest kalmasını sağlamayacağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu bağlamda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği değerlendirmesini yapmış ve ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Salih Sönmez, §§ 164-167).

23. Somut olayda başvurucu da5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine açıkça dayanmak suretiyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu tazminat davasını açtığı tarihte mahkeme huzuruna çıkarılmamış olsa da tazminat davasının incelenmesi sırasında mahkeme huzuruna çıkarılmış ve tazminat davasına bakan Mahkeme de bu durumu dikkate almış ve davayı esastan incelemiştir. Dolayısıyla başvurucu davanın açılmasından sonra etkili hâle gelen bubaşvuru yolunu tüketmiştir.

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin bu iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

i. İnceleme Yöntemine İlişkin

25. Genel ilkeler için bkz. Hicret Aksoy, B. No: 2021/2107, 13/4/2022, §§ 48-51.

ii. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapılmasına İlişkin

26. Genel ilkeler için bkz. Erdal Tercan, §§ 221-228.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

27. İlk derece mahkemesi, başvurucunun açtığı tazminat davasını reddetmiştir. Dolayısıyla somut olayda derece mahkemelerince başvurucunun tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluğa itiraz değerlendirmelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına aykırılık oluşturduğu yönünde bir belirlemede bulunulmamıştır.

28. Bu durumda başvurucunun tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluğa itiraz değerlendirmelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesindeki esaslara uygun olup olmadığının Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi gerekmektedir.

29. Somut olayda başvurucu 26/1/2016 tarihinde tutuklanmış, tutuklandığı tarihten 20/7/2016 tarihine kadar yapılan aylık tutukluluk incelemeleri başvurucunun müdafiinin katılımıyla celse açılarak gerçekleştirilmiştir. 20/7/2016 tarihinden sonraki tahliye talepleri ve tutukluluk incelemeleri ise 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin (ç) bendi uyarınca otuzar günlük sürelerle dosya üzerinden karara bağlanmıştır.

30. Tutukluluğun özel koşullarının kişinin hâkim/mahkeme huzuruna bizzat çıkarılmasını gerektirmesi veya kişinin müdafiine bilgi ve talimat verebilmesi için duruşmalara katılımının elzem olması hâlleri haricinde Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının öngördüğü mahkeme huzuruna çıkarılma gerekliliği sadece müdafinin katılımıyla da sağlanmış olacaktır. Somut olayda başvurucu bu türden bir istisnanın bulunduğunu ileri sürmemiştir. 26/1/2016 tarihinden 20/7/2016 tarihine kadar olan süreçte mahkeme huzuruna çıkarılma gerekliliği yerine getirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun mahkeme huzuruna çıkarılmadığı süre 20/7/2016 tarihinden 17/1/2018 tarihine kadar 18 aydır.

31. Bu sürenin tamamı olağanüstü hâl döneminde geçmiştir. Başvurucunun tutuklanmasına neden olan suçlama, olağanüstü hâlin ilanına yol açan olgulardan biri olan terörle (PKK terör örgütüyle) bağlantılıdır (Hamza Uluçay, B. No: 2017/23465, 14/9/2021, § 50). Bu itibarla başvurucunun tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi, Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında da yapılmalıdır (Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 219).

32. Anayasa Mahkemesi olağan dönemde başvurucuların tutukluluk durumunun 7 ay 2 gün (Mehmet Halim Oral, B. No: 2012/1221, 16/10/2014, § 53; Ferit Çelik, B. No: 2012/1220, 10/12/2014, § 53) ve 3 ay 17 gün (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No: 2013/4128, 18/11/2015, § 61) boyunca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden gerçekleştirilen incelemeler sonucunda verilen kararlar ile devam ettirilmesinin Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

33. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan kararında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ve terörle ilgili olarak yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturmalarda tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının ve tutukluluğun dosya üzerinden verilen kararlarla devam ettirilmesinin on sekiz aya kadar "durumun gerektirdiği ölçüde" bir tedbir olarak kabul edilebileceğini değerlendirmiştir (Erdal Tercan, § 246).

34. Ancak Anayasa Mahkemesi bu değerlendirmenin 21/7/2016 tarihinde ilan edilen olağanüstü hâlin başlangıcından kararın verildiği tarihe kadarki koşulların ve bu koşullardaki değişikliklerin dikkate alınması sonucu yapıldığını, bunun soruşturma ve kovuşturma mercilerinin bundan sonra her zaman tutukluluk incelemelerini on sekiz ay boyunca dosya üzerinden yapmalarına imkân sağlayan açık bir ruhsat olarak görülmemesi gerektiğini ifade etmiştir (Erdal Tercan, § 247).

35. Anayasa Mahkemesi; her bir başvuruda somut olayın koşullarını, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapıldığı süreyi ve olağanüstü hâl döneminde bu süre içindeki yaşanan gelişmeleri dikkate alarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulamıştır (Erdal Tercan, § 248).

36. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçu 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "İkinci Kitap" "Dördüncü Kısım" "Beşinci Bölüm"ünde düzenlenmiş olup 23/7/2016tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 6. ve 668 sayılı KHK'nın 3. maddelerinde belirtilen suçlar arasındadır. Buna göre başvurucunun tutuklanması sonrasında tutukluluk durumunun duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden gerçekleştirilen incelemeler sonrasında verilen kararlarla sürdürülmesi, 667 ve 668 sayılı KHK'larla getirilen ve sonrasında yasalaşan bu düzenlemeler doğrultusunda yapılmıştır.

37. Söz konusu hükümler yaklaşık iki yıl boyunca süren olağanüstü hâl döneminde yürürlükte kalmıştır. Bu çerçevede 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin (ç) bendi herhangi bir süre öngörmeksizin tahliye taleplerinin tamamının dosya üzerinden karara bağlanmasını düzenlemiş ve bu tür taleplerin duruşmalı olarak incelenmesi konusunda hâkime veya mahkemeye takdir yetkisi tanımamıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi daha sonra süre sınırı öngörmeyen ve mahkemelere takdir yetkisi tanımayan bu düzenlemeyi durumun gerektirdiği ölçünün ötesinde bir sınırlama öngördüğü gerekçesiyle iptal etmiştir (AYM, E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, § 105).

38. Diğer taraftan 668 sayılı KHK'nın 3. maddesinin (ç) bendi gereği tutukluluğun veya tahliye başvurularının incelenmesinde bir duruşmanın yapılması her ne kadar mümkün gözükmese de bu durum tutukluluğa itirazların incelemeleri için geçerli değildir. 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin (ı) bendi itirazların bir duruşma yapılmaksızın incelenebileceğini öngörmektedir. Dolayısıyla bu hüküm duruşma gerçekleştirilme olasılığını ihtimal dışında bırakmamıştır. Buna rağmen başvurucunun tutukluluğa yaptığı tüm itirazlar duruşma olmaksızın incelenmiş ve reddedilmiştir.

39. Ayrıca darbe teşebbüsünden ilk birkaç ay sonra ülkenin ve özellikle adli sistemin karşılaştığı güçlüklerin -ülkenin varlığını tehdit eden genel tehlike hâlâ devam etse de- söz konusu kısıtlamalar bakımından aradan geçen zamanla daha az geçerli ve ilgili hâle geldiği gözönünde bulundurulmalıdır. Kaldı ki başvurucunun tutuklanmasına dayanak olan suçlamanın doğrudan darbe girişiminin yarattığı tehlikeyle bir bağlantısının bulunmadığı ve darbe girişiminin öncesinde başlatılan bir soruşturmaya dayandığı görülmektedir.

40. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanan başvurucunun tutukluluk incelemeleri kapsamında on sekiz ay boyunca hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaması ve tutukluluğa yönelik itirazlarını, tutuklamaya dayanak olan delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine ve aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını, tahliye taleplerini hâkim/mahkeme önünde sözlü olarak dile getirmesine imkân tanınmaması durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olarak değerlendirilmemiştir.

41. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaması Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırılık oluşturmaktadır.

42. Somut olayda başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğu sonucuna varıldığından Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası somut olayda uygulanabilir niteliktedir.

43. Başvurucunun açtığı tazminat davası reddedilmiştir. Dolayısıyla başvurucu Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulmasına rağmen bu aykırılığın karşılığı olarak bir tazminat elde edememiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin -sekizinci fıkrasıyla bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. Giderim Yönünden

45. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.

46. Başvurucu 25.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

47. İncelenen başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talepleri kabul edilmemiştir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasına rağmen tazminat ödenmemesi nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin -sekizinci fıkrasıyla bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/469 K.2018/165) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Murat Padır, B. No: 2019/23195, 22/9/2022, § …)
   
Başvuru Adı MURAT PADIR
Başvuru No 2019/23195
Başvuru Tarihi 4/7/2019
Karar Tarihi 22/9/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme huzuruna çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapılmasına bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Tutukluluğa itiraz (duruşma yapılmaması, bağımsız tarafsız mahkeme olmama) İhlal Yeniden yargılama
Tutukluluk tazminatı İhlal Yeniden yargılama

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 2
100
101
104
105
108
268
271
KHK 667 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 6
668 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 3
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi