logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Taş İnşaat Malzemeleri Üretim Alım Satım Gıda ve Tarım Ticaret ve Sananayi Ltd. Şti., B. No: 2019/25619, 31/3/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

TAŞ İNŞAAT MALZEMELERİ ÜRETİM ALIM SATIM GIDA VE TARIM TİCARET VE SANANAYİ LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/25619)

 

Karar Tarihi: 31/3/2022

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Taş İnşaat Malzemeleri Üretim Alım Satım Gıda ve Tarım Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. İbrahim GÖK

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/7/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu Şirket, Elâzığ'ın Merkez ilçesi Rüstempaşa Mahallesi Karuklar mevkiinde kâin 345 ada 26 parsel numaralı 1.429 m² büyüklüğündeki taşınmazı 17/7/2007 tarihinde üçüncü kişiden satın almıştır. Başvurucunun iddiasına göre anılan taşınmaz tapulama işlemi sonucunda 13/10/1956 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.

6. Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü (TCDD) tarafından anılan taşınmazın 925 m²lik kısmı üzerinden Elâzığ-Van hudut demir yolu hattı geçirilmiştir. TCDD'nin iddiasına göre demir yolu hattının ihtilaf konusu taşınmazın üzerinden geçen kısmı 1942 yılında inşa edilmiştir.

7. Başvurucu 3/4/2013 tarihinde Elâzığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) TCDD aleyhine tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atılmasından dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere 10.000 TL tazminat ödenmesi isteminde bulunmuştur.

8. TCDD cevap dilekçesinde, taşınmazın 1942 yılında Muşlu A. oğlu S.den 28,16 TL'ye kamulaştırılarak Hazine adına tescil edildiğini belirtmiştir. 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda taşınmazın Hazine yerine hatalı olarak üçüncü kişiler adına tespit ve tescil edildiğini ifade etmiştir. Cevap dilekçesinde ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

9. Asliye Hukuk Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetince tanzim edilen 3/6/2014 havale tarihli raporda, taşınmazın demir yolu inşa edilmek suretiyle el atılan 925 m²lik bölümünün değerini dava tarihi itibarıyla 809.307 TL olarak belirlemiştir. Başka bir bilirkişi heyetince düzenlenen 20/5/2015 havale tarihli raporda ise el konulan kısmın değeri 832.000 TL şeklinde hesaplanmıştır.

10. Asliye Hukuk Mahkemesi 1/10/2015 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre TCDD tarafından dava konusu edilen yerin 1942 yılında kamulaştırıldığı, demir yolu hattında 1942 tarihinden sonra herhangi bir genişletme işleminin, dolayısıyla fiilî el atmanın söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca fiilî el atma olsa bile bunun 9/10/1956 tarihinden önce gerçekleşmiş olması sebebiyle 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayıldığı ifade edilmiştir. 221 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne yer verilen kararda, başvurucunun dava hakkının anılan Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/1/1961 tarihten itibaren iki yıl sonra düştüğü kabul edilmiştir.

11. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde; TCDD'nin 1942 yılında kamulaştırdığı taşınmaz ile dava konusu taşınmazın farklı olduğu, bunun Tapu İdaresinin ekte sunulan yazısından açıkça anlaşılabileceği belirtilmiştir. Temyiz dilekçesindeki açıklamaya göre kamulaştırılan taşınmaz 345 ada 16 parsel numaralı olup kök kaydı 8 numaralı parseldir. Başvurucunun satın aldığı taşınmaz ise 345 ada 26 parsel numaralıdır. Temyiz dilekçesinde, itilaf konusu 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın hiçbir zaman kamulaştırılmadığı ifade edilmiştir. Taşınmaza hangi tarihte el atıldığının belli olmadığının vurgulandığı temyiz dilekçesinde, taşınmaza 1956 tarihinden önce el atılsa bile başvurucunun mülkiyeti kazandığı tarihin, hatta kadastro tespitinin yapıldığı tarihin 13/10/1956 tarihinden sonra olduğu ve 221 sayılı Kanun'un uygulanmayacağı iddia edilmiştir.

12. TCDD'nin temyize cevap dilekçesinde, dilekçe ekinde sunulan kamulaştırma planından da anlaşılacağı üzere ihtilaf konusu 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın 1942 yılında A. oğlu S.den satın alınan 8 parsel numaralı (istimlak parseli) taşınmaz olduğu belirtilmiştir.

13. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire) 23/10/2018 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi kararını onamıştır.

14. Başvurucu, karar düzeltme yoluna da müracaat etmiştir. Karar düzeltme dilekçesinde, davalının sözünü ettiği A. oğlu S.den 8 parsel numaralı taşınmazın hâlihazırda Hazine adına tescilli olan 345 ada 16 parsel numaralı taşınmaz olduğu belirtilmiş; ihtilaf konusu taşınmazın A. oğlu S. ile bir ilgisinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Karar düzeltme istemi, Dairenin 25/6/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 21/7/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§ 20-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Anayasa Mahkemesinin 31/3/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu, taşınmazın mülkiyetinin önceki maliklerce 13/10/1956 tarihinde kazanıldığını belirtmiş ve kendisinin de 2007 yılında bu taşınmazı satın aldığını hatırlatmıştır. Başvurucu, TCDD'nin taşınmaza kamulaştırmasız olarak el koymasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca Daire kararının gerekçe içermemesi sebebiyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

18. Bakanlık görüşünde, taşınmazın 1.395 m² alanlı olarak S.E. adına kayıtlıyken 1942 yılında kamulaştırıldığı ve kamulaştırma bedelinin malike ödendiği belirtilmiş; kuzey sınırındaki geometrik şekil değişiklikleri sebebiyle 1.429 m² alanlı olarak ve sehven 1956 yılında tapuya tescil edildiği ifade edilmiştir. Bakanlık, AİHM'in Ekdal ve diğerleri/Türkiye (B. No: 6990/04, 25/1/2011) kararına atıfta bulunarak 221 sayılı Kanun'a dayalı olarak oluşan mülkiyet mahrumiyetinin koşullarının bireysel başvuru kapsamında incelenmesinin zaman bakımından yetki kısıtı sebebiyle mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Bakanlık, başvurucunun 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluk ile 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 215. maddesinde düzenlenen ayıba karşı tekeffül sorumluluğu hükümlerine göre tazminat davası açtığına dair bir bilgi bulunmadığına işaret ederek başvuru yolunun tüketilip tüketilmediğinin incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bakanlık ayrıca TCDD'nin gönderdiği belgeler ile açıklamaların da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

19. TCDD tarafından Bakanlığa gönderilen ve Bakanlık görüşü ekinde Anayasa Mahkemesine iletilen yazıda, ihtilaf konusu 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın kök kaydının 18 numaralı parsel (istimlak parseli) olduğu belirtilmiş ve bunun da 1942 yılında 36,83 TL karşılığında S.E.den kamulaştırıldığı ifade edilmiştir. Yazıya ekli belgelerden 18 parsel numaralı 1.395 m² büyüklüğündeki ve S.E.ye ait olan taşınmazın 1942 yılında 36,83 TL karşılığında kamulaştırıldığı görülmektedir.

20. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundakilere ek olarak müdahalenin süregelen nitelikte olduğunu ve 23/9/2012 tarihinden sonra da devam ettiğini, bu nedenle başvurunun Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin kapsamında kaldığını belirtmiştir. Başvurucu; tapu sicili sorumluluğu ile ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun somut olayla ilgisinin bulunmadığını, eldeki başvurunun konusunun kamulaştırmasız el atma olduğunu ifade etmiş ve başvuru yollarının usulüne uygun olarak tüketildiğini savunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyeti, TCDD tarafından taşınmaza kamulaştırmasız olarak el konulmasına yönelik olduğundan tüm iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.

23. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31). Üzerinden demir yolu hattı geçirilen ihtilaf konusu taşınmazın başvurucu adına tapuda tescilli olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle mülkün varlığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

24. Anayasa Mahkemesince ikinci olarak tespit edilmesi gereken husus başvurucunun mülküne kamulaştırmasız olarak el atılması suretiyle müdahalede bulunulup bulunulmadığıdır.

25. Başvurucunun 17/7/2007 tarihinde üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazın 925 m²lik bölümünün üzerinden demir yolu hattı bulunduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Tartışma, demir yolu hattının kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza fiilî olarak el atılmak suretiyle yapılıp yapılmadığına yöneliktir. TCDD ihtilaf konusu taşınmazı 1942 yılında kamulaştırıldığını ileri sürmekteyken başvurucu, TCDD'nin 1942 yılında kamulaştırdığı taşınmazın farklı olduğunu, kendisi tarafından satın alınan taşınmazın hiçbir zaman kamulaştırılmadığını savunmaktadır.

26. TCDD'nin bireysel başvuruya konu yargılama sırasında sunduğu dilekçe ve belgelerde başvurucuya ait 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın kök kaydının 8 numaralı parsel olduğunu belirtmiş ve bu taşınmazı kamulaştırdığını ancak taşınmazın 1955 yılında yapılan tapulama işlemi sırasında sehven özel bir kişi adına 26 parsel olarak kaydedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ise bu iddiayı inkâr etmiş, 8 parsel numaralı taşınmazın ifrazen 15 ve 16 parsel numaralı taşınmazlara dönüştürüldüğünü, idarenin kamulaştırdığı taşınmazın 26 değil 16 parsel numaralı taşınmaz olduğunu belirtmiştir. TCDD Bakanlık aracılığıyla bireysel başvuru dosyasına gönderdiği yazıda ise başvurucuya ait 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın kök kaydının 18 numaralı parsel (istimlak parseli) olduğunu ifade etmiş, bunu destekleyen tapu kayıtları ile kamulaştırma ve değer tespit işlemlerini ve kamulaştırma planını eklemiştir. TCDD'nin bu yazısı ile yazıya eklediği belgeler Bakanlık görüşüyle birlikte başvurucuya gönderildiği hâlde başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında TCDD'nin bu iddiasına karşı herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

27. TCDD'nin derece mahkemelerindeki yargılama sırasında 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın kök kaydının 8 numaralı parsel olduğunu belirttiği hâlde bireysel başvuruda 18 numaralı parsel olduğunu ifade etmişse de başvurucunun TCDD'nin bu açıklamalarına karşı herhangi bir beyanda bulunmadığı dikkate alındığında derece mahkemelerindeki yargılama sırasında 18 numarasının sehven 8 olarak belirtildiği değerlendirilmiştir. TCDD'nin 18 parsel numaralı taşınmaza ilişkin olarak gönderdiği belgelerden anılan taşınmazın 1942 yılında 36,83 TL karşılığında kamulaştırıldığı açık bir biçimde görülmektedir. Başvurucunun TCDD'nin açıklamalarına karşılık herhangi bir değerlendirme yapmadığı ve taşınmazın 1956 yılındaki tapulama işleminden önceki durumunun ne olduğu (örneğin tapulama tespitinin önceki bir tapuya dayanması hâlinde bunun parsel numarasının kaç olduğu) hususuyla ilgili olarak bir açıklama yapmadığı gözetildiğinde 1942 yılında kamulaştırılan 18 parsel numaralı taşınmazın 1956 yılındaki tapulama çalışması sırasında 26 parsel numarasıyla tapuya tescil edilen ve başvurucu tarafından 17/7/2007 tarihinde üçüncü kişiden satın alınan taşınmaz olduğunun mümkün olabileceği değerlendirilmiştir.

28. Bu durumda, başvurucu adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın üzerinde TCDD tarafından inşa edilen demir yolu hattının kamulaştırmasız el atma teşkil etmediği ve yasal bir kamulaştırma işlemine dayandığı yolunda Asliye Hukuk Mahkemesince ulaşılan kanaatin keyfî ve temelsiz olmadığı değerlendirilmiştir.

29. Demir yolu hattının yasal bir kamulaştırma işlemine dayalı olarak inşa edildiği anlaşılmış ise de hattın üzerinde inşa edildiği taşınmazın hâlihazırda başvurucu adına tapuda tescilli olduğu da bir vakıadır. Her iki tarafın da kabulü olduğu üzere ihtilaf konusu taşınmaz 1956 yılındaki tapulama işlemi sırasında üçüncü kişi adına tescil edilmiş, başvurucu da taşınmazı 17/7/2007 tarihinde üçüncü kişilerden satın almıştır.

30. Başvurucunun, üzerinde demir yolu hattı bulunan bir taşınmazı hangi amaçla satın aldığı bilinmemekle birlikte bu tartışma mevcut başvurunun konusunu aşmaktadır. Mevcut bireysel başvuruya konu şikâyet kamulaştırmasız el atmaya ilişkindir. Başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği uyuşmazlık da kamulaştırmasız el atma iddiasına dayalı olarak açılan bir tazminat davasıdır. Nitekim başvurucu da Bakanlık görüşüne karşı beyanında ısrarla bunu vurgulamıştır. Dolayısıyla eldeki başvuruda incelenecek mesele kamulaştırmasız el atma şikâyetiyle sınırlıdır.

31. Kamu hizmetine tahsis edilmesi sebebiyle özel kişiler adına tapuya bağlanması mümkün bulunmayan bir taşınmazın özel kişiler adına tapuya tescil edilmesi ve bu nitelikteki bir taşınmazın satışa konu olması hâlinde taşınmazı satın alan kişinin mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediği hususu tartışma konusu olabilir. Ancak -Bakanlık görüşünde de işaret edildiği üzere- bu iddia tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluk ve ayıba karşı tekeffül sorumluluğu hükümlerine göre açılacak davalarda tartışma konusu edilebilir. Mevcut bireysel başvuru anılan davalar üzerine yapılmış olmadığından hatalı olarak tapu oluşturulması sebebiyle bir ihlalin bulunup bulunmadığının bu aşamada incelenmesi mümkün görülmemiştir.

32. Sonuç olarak başvurucu adına tapuda kayıtlı olan taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığının temellendirilemediği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 31/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Taş İnşaat Malzemeleri Üretim Alım Satım Gıda ve Tarım Ticaret ve Sananayi Ltd. Şti., B. No: 2019/25619, 31/3/2022, § …)
   
Başvuru Adı TAŞ İNŞAAT MALZEMELERİ ÜRETİM ALIM SATIM GIDA VE TARIM TİCARET VE SANANAYİ LTD. ŞTİ.
Başvuru No 2019/25619
Başvuru Tarihi 30/7/2019
Karar Tarihi 31/3/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Kamulaştırmasız el atma Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2942 Kamulaştırma Kanunu 3
4
10
11
14
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi