logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Aykut Sayar, B. No: 2019/3447, 14/4/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYKUT SAYAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/3447)

 

Karar Tarihi: 14/4/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Tahir Hami TOPAÇ

Başvurucu

:

Aykut SAYAR

Vekili

:

Av. Meltem YILMAZ YALVAÇ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gazeteci olan başvurucunun sürekli basın kartının iptal edilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/1/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği şikâyetleri dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun ifade ve basın özgürlüklerine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. 1970 doğumlu olan başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı olması nedeniyle kapatılan Zaman gazetesinin de bünyesinde faaliyet gösterdiği Feza Gazetecilik A.Ş.de 1992 yılında gazeteciliğe başlamıştır.

9. FETÖ/PDY'nin faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacak şekilde kullanıldığı yönünde kuvvetli deliller bulunması nedeniyle Feza Gazetecilik A.Ş.ye kayyım atanmasının ardından Zaman gazetesinin İzmir bürosunda editör yardımcısı olarak çalışan başvurucunun iş akdi 13/4/2016 tarihinde feshedilmiş, 5/9/2016 tarihinde ise Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından başvurucunun sahibi olduğu sürekli basın kartı iptal edilmiştir.

10. Başvurucu söz konusu işleminin iptali talebiyle 10/11/2016 tarihinde İzmir 5. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; hakkında adli soruşturma veya disiplin soruşturması yapılmadığını, sürekli basın kartının iptali işlemine ilişkin savunmasının alınmadığını, iptal kararının gerekçesiz olduğunu, bu bağlamda iptal işleminin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

11. İzmir 5. İdare Mahkemesi yetkisizlik kararı vermiş ve dava dosyası Ankara 12. İdare Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir.

12. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ilk savunma dilekçesinde; ilgili mevzuat uyarınca sürekli basın kartının iptal edilmesinde Basın Kartı Komisyonunun geniş bir takdir hakkının bulunduğunu, aralarında başvurucunun da bulunduğu kişilerin FETÖ/PDY ile aidiyet, irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkileri bulunduğu değerlendirildiğinden 25/8/2015 tarihli ve 29456 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Basın Kartı Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca sürekli basın kartlarının iptal edildiğini, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu ileri sürmüştür.

13. Mahkeme 13/10/2017 tarihli ara kararıyla Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünden, başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı yahut iltisaklı olduğuna dair nasıl bir değerlendirme yapıldığının ve yapılan değerlendirmenin hangi delil ve emarelere dayandığının sorulmasına ve oluşan kanaate ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenmesine karar vermiştir.

14. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ara kararına ilişkin cevap dilekçesinde, başvurucunun FETÖ/PDY'nin medya yapılanması olarak nitelendirilen Zaman gazetesinin de bünyesinde faaliyet gösterdiği Feza Gazetecilik A.Ş.de bilfiil 24 yıl çalıştığının ve Feza Gazetecilik A.Ş.nin FETÖ/PDY faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacak şekilde kullanılması sebebiyle bu Şirkete kayyım atanmasından sonra başvurucunun iş akdinin sonlandırıldığının tespit edildiğini belirterek başvurucunun Feza Gazetecilik A.Ş.de 1992 yılında işe başladığına ilişkin belgeleri Mahkemeye göndermiştir.

15. Mahkeme 22/12/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Mevzuat hükümleri uyarınca, idarenin, sürekli basın kartı sahibinin basın kartı taşıyıcılığı için aranan genel şartların korunup korunmadığını, ilgili basın mensubunun nitelikleri ve mesleki çalışmalarını inceleyerek, sürekli basın kartı taşıyıp taşımayacağına karar vereceği, oluşan yeni durumlara göre değerlendirmeler yaparak basın kartının iptal edilebileceği ve bu konuda geniş takdir yetkisine sahip olduğu göz önüne alındığında; FETÖ/PDY terör örgütünün medya yapılanması olarak nitelendirilen Zaman Gazetesinin de bünyesinde faaliyet gösterdiği Feza Gazetecilikte 24 yıl çalışan ve Feza Gazetecilik A.Ş.'nin FETÖ/PDY faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacak şekilde kullanılması sebebiyle kayyum atanmasından sonra sözleşmesi feshedilen davacının, basın meslek onurunu zedeleyecek işler yaptığı, davranışlarda bulunduğu veya alışkanlıklar edindiği sonucuna varıldığından, davacıya ait sürekli basın kartının iptal edilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

16. Başvurucunun kararı istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi 15/11/2018 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar vermiştir.

17. Nihai karar başvurucuya 21/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” kenar başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir."

19. 5187 sayılı Kanun'un "Basın özgürlüğü" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.

Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir."

20. İdari dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 8/6/1984 tarihli ve 231 sayılı mülga Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Görev" başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:

...

Basın-yayın kuruluşu mensuplarına basın kartı düzenlemek, Basın Kartı Komisyonunun sekretarya faaliyetlerini yürütmek,"

21. İdari dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mülga Yönetmelik'in "Dayanak" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmelik, 8/6/1984 tarihli ve 231 sayılı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine dayanılarak hazırlanmıştır."

22. Mülga Yönetmelik'in "Kapsam" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelik;

a) Yerli ve Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı basın yayın kuruluşlarının Türk uyruklu gazeteci çalışanlarını,

...

kapsar"

23. Mülga Yönetmelik'in "Tanımlar" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

b) Basın kartı: Bu Yönetmeliğin 2 nci maddesinde belirtilen kişilere Genel Müdürlükçe verilen kimlik kartını,

...

h) Gazeteci: 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlar ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun kapsamında kurulan radyo ve televizyonların haber birimlerinde çalışanları ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun haber birimlerinde çalışanları,

...

n) Komisyon: Basın Kartı Komisyonunu,

...

ş) Sürekli basın kartı: Bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşıyan kişilere ömür boyu verilen basın kartını,

...

ifade eder."

24. Mülga Yönetmelik'in "Sürekli nitelikte basın kartı başvurularının Komisyonda değerlendirilmesi ve kartların sahiplerine ulaştırılması" kenar başlıklı 24. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Komisyon, başvuru sahibinin niteliklerini, mesleki çalışmalarını, eserlerini, ödüllerini değerlendirerek sürekli nitelikte basın kartı taşıyıp taşımayacağına karar verir. Bu konuda takdir yetkisine sahip bulunan Komisyonun kararları, Genel Müdürlükçe onaylandıktan sonra kesinleşir ve ilgiliye duyurulur."

25. Mülga Yönetmelik'in "Sürekli nitelikte basın kartının iptali" kenar başlıklı 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Sürekli nitelikte basın kartı sahibinin;

a) Basın meslek onurunu zedeleyecek işler yaptığı, davranışlarda bulunduğu veya alışkanlıklar edindiği,

b) ..., hallerde sürekli nitelikte basın kartı, Genel Müdürlüğün teklifi üzerine Komisyonca iptal edilir ve iptal kararı Genel Müdürün onayı ile kesinleşir."

B. Uluslararası Hukuk

26. Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin 19. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak bir kimsenin ¸ülke hudutlarıyla sınırlanmaksızın sözlü, yazılı veya basılı veya sanatsal ürün şeklinde veya kendi tercih ettiği başka bir iletişim vasıtasıyla her türlü bilgi ve düşünceyi arama, edinme ve ulaştırma özgürlüğünü de içerir."

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar...

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda (...) ahlakın (...) korunması (...) için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Anayasa Mahkemesinin 14/4/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu, sahibi olduğu sürekli basın kartının Mülga Yönetmelik'in 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca iptal edildiğini, bununla birlikte hükümde bahsi geçen meslek onurunu zedeleyecek davranışının ne olduğunun bildirilmediğini, hakkında adli veya idari soruşturma bulunmamasına karşın alınan bu kararın adil yargılanma hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.

30. Bakanlık görüşünde; başvurucunun sürekli basın kartının iptali işleminin yapıldığı dönemin 15 Temmuz darbe teşebbüsü akabindeki olağanüstü hâl (OHAL) dönemi olduğu, söz konusu kararın dönemin özel koşulları kapsamında alınan tedbirler gereği idari makamlarca alındığı, idari makamların basın kartı hususunda geniş takdir yetkisinin bulunduğu ve başvurucunun bünyesinde 24 yıl bilfiil çalıştığı medya kuruluşunun FETÖ/PDY'nin medya yapılanması olarak kabul edilen, millî güvenliğe tehdit oluşturan yapılara aidiyeti, bunlarla irtibatı veya iltisakı olduğu değerlendirilen medya kuruluşu olduğu vurgulanarak müdahalenin ulusal güvenliğin ve kamu güvenliğinin korunması, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi meşru amaçlarını güttüğü belirtilmiştir. Ayrıca Bakanlık; basın mensubunun basın kartının olmaması durumunun gazetecilik faaliyetinin yürütülmesine engel teşkil etmediğini, basın kartı bulunmaksızın gazetecilik faaliyetini yürüten yüzlerce basın mensubu olduğunu belirterek basın kartının gazetecilik yapabilmek için zorunlu ve gerekli olmadığını ifade etmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında başvuru formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

33. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

 “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

34. Anayasa’nın “Basın hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

…”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

36. Gazeteci olan başvurucunun sahibi olduğu sürekli basın kartı iptal edilmiştir. Basın kartı gazetecilerin habere yani bilgiye ulaşabilme hakkı ile doğrudan ilgilidir. Zira geçici olarak verilebileceği gibi sürekli olarak da verilebilen basın kartı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 4/11/2020 tarihli ve YD İtiraz No: 2020/471 sayılı kararında da belirtildiği üzere basın mensuplarının mesleki faaliyetlerini yürütürken daha etkin çalışmalarını sağlayan resmî bir kimlik belgesidir. Gazetecilerin habere ulaşma hakkı bakımından basın kartının sağladığı kolaylıklar dikkate alındığında söz konusu karar ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

37. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

38. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

39. 231 sayılı KHK'nin 2. maddesinin (i) fıkrası ve mülga Yönetmelik'in 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin müdahalenin kanuni dayanağı olduğu anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

40. Müdahalenin başvurucunun FETÖ/PDY ile aidiyet, irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkisi bulunduğu yönündeki değerlendirmeye bağlı olarak yapıldığı (bkz. § 12), bu kapsamda millî güvenliğin korunmasına yönelik meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

41. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015 §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

42. Bireysel başvurularda bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin gerekçesine odaklanmaktadır. Kamu makamlarının temel hak ve özgürlüklere -zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı olduğunu- ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymadan yaptıkları müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017 § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120).

43. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Bu kapsamda FETÖ/PDY'nin kamu kurumları ile eğitim, sağlık, ticaret ve sivil toplumdaki örgütlenmelerinin yanı sıra medya alanındaki yapılanmalarına yönelik de ülke genelinde soruşturmalar yapılmıştır.

44. Başvurucu bir gazetecidir. Başvurucunun sahibi olduğu sürekli basın kartı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından 5/9/2016 tarihinde iptal edilmiştir. İptal kararının gerekçesinin başvurucunun FETÖ/PDY ile aidiyet, irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkileri bulunduğu değerlendirilen kişiler arasında olmasına dayandığı görülmektedir. Ayrıca idare, başvurucunun FETÖ/PDY'nin medya yapılanması olarak nitelendirilen Zaman gazetesinin de bünyesinde faaliyet gösterdiği Feza Gazetecilik A.Ş.de bilfiil 24 yıl çalıştığının ve Feza Gazetecilik A.Ş.nin FETÖ/PDY faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacak şekilde kullanılması sebebiyle bu Şirkete kayyım atanmasından sonra başvurucunun iş akdinin sonlandırıldığının tespit edildiğini de belirtmiştir. Derece mahkemeleri de bu kapsamda başvurucunun sürekli basın kartının iptal edilmesinde hukuka aykırılık görmemiştir.

45. FETÖ/PDY ile ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda elde edilen bilgiler dikkate alındığında FETÖ/PDY'nin kuruluşundan beri temel faaliyet alanlarından birinin de medya olduğu anlaşılmaktadır. Yine yargı makamlarınca yapılan tespitlerden de anlaşıldığı üzere FETÖ/PDY bünyesindeki medya kuruluşları ile FETÖ/PDY'nin örgütsel faaliyetleri arasında belirgin bir ilişki söz konusudur. Bu medya kuruluşlarının yayın politikası üzerinde başta Fetullah Gülen olmak üzere örgüt yöneticilerinin önemli derecede belirleyici oldukları, bu yayın organlarının örgütün faaliyetlerinin -özellikle kamuoyunda- meşrulaştırılması bakımından önemli bir fonksiyon icra ettiği ifade edilmektedir (Mehmet Özdemir, B. No: 2017/37283, 29/11/2018, § 83). Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da FETÖ/PDY hakkında başlatmış olduğu soruşturmada terör örgütü ile organik bağı mevcut olup bu örgütün amacı doğrultusunda faaliyette bulunan ve doğrudan terör örgütü lideri tarafından yönetilen, başta Zaman gazetesi olmak üzere birçok yayını bünyesinde bulunduran Feza Gazetecilik A.Ş.ye İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/3/2016 tarihli kararı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca kayyım atanmıştır (Murat Avcıoğlu, B. No: 2016/9453, 28/11/2019, § 14).

46. Başvurucu da gazeteciliğe Feza Gazetecilik A.Ş.de 1992 yılında başlamış, Zaman gazetesinin İzmir bürosunda editör yardımcısı olarak görev yapmaktayken kayyım tarafından işine son verildiği 13/4/2016 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde bu kuruluşta çalışmıştır. Başvurucunun sürekli basın kartı 5/9/2016 tarihinde iptal edilmiştir. Görüldüğü üzere başvurucunun sürekli basın kartı darbe girişiminin henüz savuşturulduğu ve kamu makamları nezdinde darbe girişiminin FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirildiği hususunun artık tereddütsüz hâle geldiği bir dönemde iptal edilmiştir. FETÖ/PDY'nin özellikleri, medya alanına verdiği önem, Zaman gazetesinin bu yapılanmayla olan bağlantısına ilişkin olgular, başvurucunun bu kurumda kayyım atanıncaya kadar kesintisiz olarak 24 yıl çalışması ve işine son verildiği tarihte editör yardımcısı düzeyinde görev yapıyor olması dikkate alındığında; başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik sürekli basın kartının iptal edilmesi şeklindeki müdahalenin orantısız olduğunu kabul etmek mümkün değildir.

47. Kaldı ki gazetecilik mesleğini icra etmek için basın kartına sahip olma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Aksinin kabulü gazetecilik mesleğini basın kartıyla özdeşleştirmek anlamına gelir ki bu kabul günümüzde basın kartı bulunmayan çok sayıda gazetecinin mesleğini uzun yıllardan beri icra ediyor olması gerçeği ile bağdaşmaz.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinin birinci fıkralarında güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

M. Emin KUZ bu sonuca katılmamıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/4/2022 tarihinde karar verildi.

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

Sürekli basın kartının iptal edilmesi sebebiyle ifade ve basın hürriyetlerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvuruda mezkûr özgürlüklerin ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

Kararın gerekçesinde; gazeteci olan başvurucunun sürekli basın kartının iptali kararında, FETÖ/PDY ile aidiyet, irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkileri bulunduğu değerlendirilen kişiler arasında olmasına dayanıldığı, iptal kararını veren idarenin başvurucunun bu örgütün medya yapılanması olarak nitelendirilen bir gazetenin de bünyesinde bulunduğu şirkette çalışmasına ve bu şirkete kayyım atanmasından sonra iş akdinin sonlandırılmasına dayandığı, derece mahkemelerinin bu kapsamda yapılan işlemde hukuka aykırılık görmediği, müdahalenin kanunî dayanağının bulunduğu ve orantılı olduğu belirtilerek ifade ve basın hürriyetlerinin ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

Bilindiği gibi, incelenen başvurunun konusunu oluşturan müdahale, 231 sayılı KHK’nın 2. maddesinin Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne basın kartı düzenleme ve bu konuyla ilgili faaliyetleri yürütme görevi veren (i) bendine dayanılarak hazırlanan Yönetmeliğin 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendindeki “…basın kartı sahibinin; basın meslek onurunu zedeleyecek işler yaptığı, davranışlarda bulunduğu veya alışkanlıklar edindiği” hâllerde basın kartının iptal edileceğine ilişkin hüküm uyarınca yapılmış; bu Yönetmeliği yürürlükten kaldıran yeni Basın Kartı Yönetmeliğinde de yer alan hükmün iptali talebiyle açılan davada Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu bu ifadelerin mevzuatta bulunmadığı ve belirlilik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle mezkûr hüküm hakkında yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Bu karardan sonra idarece yapılan yönetmelik değişikliği de anılan müdahalenin kanunîlik ölçütünü karşılamadığını ortaya koymuştur.

Diğer taraftan, basın kartını iptal eden idarece başvurucu hakkında söz konusu örgüte mensubiyet veya üyelikle ilgili olarak başlatılan bir soruşturma veya kovuşturma bulunduğu iddia edilmemiş; ilk derece mahkemesi de bu işleme karşı başvurucu tarafından açılan davayı reddederken sadece idarece ileri sürülen nedenlere dayanmıştır. Ancak mahkeme, başvurucunun basın meslek onurunu zedeleyen işlerinin, davranışlarının veya alışkanlıklarının neler olduğunu açıklamamış; sadece anılan medya yapılanmasında uzun süre çalışmasını ve sonunda iş akdinin feshedilmesini basın meslek onurunun zedelenmesi için yeterli kabul etmiştir.

Başka bir anlatımla, ilk derece mahkemesi başvurucunun sürekli basın kartının iptal edilmesini zorunlu kılan ve başvurucunun basın özgürlüğüne baskın gelen nedenleri ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiş; istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen red kararında da bu noksanlık giderilmemiştir.

Bu sebeplerle, Anayasanın 26.ve 28. maddelerinde teminat altına alınan ifade ve basın hürriyetlerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

 M. Emin KUZ

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Aykut Sayar, B. No: 2019/3447, 14/4/2022, § …)
   
Başvuru Adı AYKUT SAYAR
Başvuru No 2019/3447
Başvuru Tarihi 21/1/2019
Karar Tarihi 14/4/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gazeteci olan başvurucunun sürekli basın kartının iptal edilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü İfade özgürlüğü (genel) İhlal Olmadığı

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5187 Basın Kanunu 1
3
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi