logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İ.Ç. [2.B.], B. No: 2019/34725, 27/11/2024, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İ.Ç. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/34725)

 

Karar Tarihi: 27/11/2024

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Aydın AYGÜN

Başvurucu

:

İ.Ç.

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumundaki tutuklunun odasında yapılan arama sırasında kurum görevlilerine söylediği sözlerden dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan tutuklu olarak Ordu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

3. Ceza İnfaz Kurumunun bir odasında kurum görevlileri kısmi arama yapmıştır. Arama sırasında başvurucunun aramayı gerçekleştiren kurum görevlilerine söylediği bazı sözler nedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

4. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması sonucundabaşvurucunun kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etme veya davranışta bulunma eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle başvurucu hakkında bir ay süreyle bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezası uygulanmasına karar vermiştir. Disiplin Kurulu kararında başvurucunun görevli personele hitaben yüksek sesle ve sinirli şekilde "Siz bize zulmediyorsunuz, ayrımcılık yapıyorsunuz, diğer hükümlü ve tutuklulara böyle davranmıyorsunuz, bizi kalabalık yatırıyorsunuz, işiniz bittiyse bu odadan çıkın gidin." diyerek görevli personelin görevini yapmasına engel olmaya ve personeli küçük düşürmeye çalıştığı belirtilmiştir. Söz konusu kararda, başvurucunun diğer mahpusları galeyana getirmeye çalıştığı sonucuna varılarak başvuru hakkında disiplin cezası uygulandığı anlaşılmaktadır.

5. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı Ordu İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, Disiplin Kurulu kararında başvurucunun söylediğinin belirtildiği sözleri başvurucunun tevil olarak kabul ettiğini ifade ederek 2/8/2019 tarihinde şikâyetin reddine karar vermiştir.

6. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurmuştur. Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) İnfaz Hâkimliği kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından bahisle anılan itirazı 20/8/2019 tarihinde reddetmiştir.

7. Başvurucu, nihai kararı 5/9/2019 tarihinde öğrendikten sonra 7/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

10. Başvurucu; yapılan uygulamalarla ilgili olarak kanaatini paylaştığını, söylediklerinin kurum görevlilerine direnme ya da onları küçük düşürme amacı taşımadığını, agresif davranmadığını ya da direnmediğini, Disiplin Kurulu kararında yer alan ifadelerin kendisine ait olmadığını, disiplin soruşturmasında dinlenen tanıkların beyanlarının özgünlükten uzak olduğunu, yönlendirildiği şüphesinin olduğunu belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesinin somut olayla benzer olaylarda verdiği bazı kararlara yer verilmiş; başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken görüşte değinilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

12. Ceza İnfaz Kurumundaki odasında yapılan arama sırasında söylediği sözler nedeniyle başvurucu hakkında verilen disiplin cezasına yönelik şikâyetlerin bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Eşref Arslan, B. No: 2014/14655, 18/7/2018, § 33; Gıyasettin Aydın (2), B. No: 2017/17252, 1/7/2020, § 26).

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Ceza İnfaz Kurumunda yapılan arama sırasında söylediği sözler nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahalede bulunulmuştur.

15. Müdahaleye dayanak olan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı, müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

16. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne sahiptir (Murat Karayel (5), B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci maddesinde öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).

17. Disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca, kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre hükümlü hakkında kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Memiş Berber, B. No: 2017/38744, 20/10/2021, § 22).

18. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda yapılacak bir eylemin 5275 sayılı Kanun’un 39. ile 44. maddeleri arasında öngörülen disiplin suçunu oluşturduğu açık olsa dahi bu durumun disiplin cezası verilmesi için tek başına yeterli olmayacağını, eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir, B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 22). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun söylediği sözlerin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı incelenmelidir.

19. Ceza infaz kurumlarının idarelerinin mutlak surette yapması gereken görevleri vardır. Bu görevlerin başında kurumda disiplin ve düzenin sağlanması gelmektedir. Bu görevin yerine getirilmesinde ceza infaz kurumu çalışanları zorluklarla karşılaşmaktadır. Öte yandan çağdaş bir infaz kurumu idaresinde daima gözönünde tutulması gereken görevlerden biri de kurumda tutulan kişiler hakkında uygulanacak yaptırımlar bakımından adalet ve nesafet esaslarının egemen kılınmasıdır (Sinan Bozkurt, B. No: 2019/31782, 13/4/2023, § 27).

20. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun odasında yapılan arama işlemi sırasında Ceza İnfaz Kurumu personeline söylediği sözler nedeniyle başlatılan disiplin soruşturmasında başvurucunun kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etme veya davranışta bulunma eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca bir ay süreyle bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

21. Başvurucu, terör suçu kapsamında tutukludur. Başvurucunun söylediği sözler ise Ceza İnfaz Kurumu personelinin yasal olarak yerine getirmekle görevli olduğu arama eylemine karşı başvurucunun tepkisidir. Bununla birlikte başvurucunun sözlerinin içerik, söyleyiş tarzı, söylediği yer itibarıyla diğer terör mahpuslarını galeyana getirmeye elverişli olmadığının söylenemeyeceği de açıktır. Başvurucunun arama işleminin hukuka aykırı olduğu düşüncesini ya da bu yöndeki şikâyetini ceza infaz kurumunun disiplini ve güvenliğini bozmaya elverişli olmayacak biçimde kuruma dilekçe verme ya da ilgili resmî kurumlara başvuruda bulunma gibi araçlarla yerine getirmesi ceza infaz kurumunda bulunmanın sonucudur. Ayrıca ilgili idare ve yargı mercileri kararlarına bakıldığında olaya ve başvurucunun savunmasına ilişkin yeterince araştırma yapıldığı ve buna uygun şekilde ilgili ve yeterli gerekçe oluşturulduğu da görülmüştür.

22. Dolayısıyla başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunmanın gerektirdiği sorumluluğa uygun davranmaması nedeniyle verilen cezanın zorunlu bir ihtiyacı karşıladığı, başvurulan yöntemden beklenen fayda ile ceza infaz kurumundaki disiplin arasında dengenin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan Ceza İnfaz Kurumu idaresinin takdir payı birlikte değerlendirildiğinde başvurucuya eylemi nedeniyle 5275 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca verilen bir ay süreyle bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezasının orantılı olduğu da değerlendirilmiştir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamıştır.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

C. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

D. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM ve Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 27/11/2024 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Ceza İnfaz Kurumunun bir odasında yapılan kısmi arama esnasında aramayı gerçekleştiren kamu görevlilerine karşı söylediği bazı sözler nedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

2. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararında başvurucunun görevli personele hitaben “yüksek sesle ve sinirli bir şekilde ‘Siz bize zulmediyorsunuz, ayrımcılık yapıyorsunuz, diğer hükümlü ve tutuklulara böyle davranmıyorsunuz, bizi kalabalık yatırıyorsunuz, işiniz bittiyse bu odadan çıkın gidin,’ diyerek görevli personelin görevini yapmasına engel olmaya çalışarak personeli küçük düşürmeye çalıştığı” belirtilmiştir.

3. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa’da güvence altına alınan temel haklardan biri olan ifade özgürlüğüne sahiptir. Mutlak bir hak olmayan ifade özgürlüğü Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci maddesinde belirtilen nedenlerle sınırlandırılabilir. Ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlandırılabilir (Murat Karayel (5), B. No: 2013/6223, 7/1/2016, 5, § 29).

4. Mahkememizin çeşitli kararlarında ceza infaz kurumunda yapılacak bir eylemin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi halinde disiplin cezası uygulanmasının meşru olduğu vurgulanmıştır (Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir, B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 22). Bu çerçevede, başvurucunun sarf ettiği sözlerin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte taşıyıp, taşımadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

5. Başvurucunun odasında yapılan arama sırasında görevlilere karşı söylediği sözler nedeniyle başlatılan disiplin soruşturmasında başvurucunun 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan “'Kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etmek veya davranışta bulunmak” kuralı gereğince bir ay süreyle bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Disiplin Kurulu kararında “hükümlünün amacının görevli personellerin görevini yapmalarına engel olmaya çalışarak odada barınan diğer hükümlüleri galeyana getirmeye çalışmak olduğu düşünülmektedir”, şeklinde bir değerlendirme yapılmıştır.

6. Başvurucu görevlilerce gerçekleştirilen kısmi aramaya ve genel anlamda maruz kaldığını düşündüğü bazı uygulamalara karşı sözlü olarak bir tepki göstermiştir. Başvurucunun kullandığı ifadelerin söyleyiş tarzı, yeri ve içeriği itibarıyla diğer mahpusları galeyana getirmeye uygun olduğunu belirten çoğunluk görüşü bir varsayıma dayanmaktadır. Somut bir olaydan kaynaklanan somut bir başvuruda soyut varsayımlardan hareketle sonuca ulaşmak doğru olmayacaktır. Kaldı ki somut olayımızda başvurucunun sözleriyle mahpusların galeyana gelip ceza infaz kurumunun disiplin ve güvenliğine zarar verici bir hareket içinde bulundukları yönünde ne Disiplin Kurulu ne de İnfaz Hakimliği kararlarında bir tespit bulunmamaktadır. Dolayısıyla, başvurucunun ifadelerinin ceza infaz kurumunun disiplin ve güvenliğini bozduğuna dair bir emare ve bulguya da adı geçen kararlarda rastlanmamaktadır.

7. Çoğunluk, başvurucunun arama işleminin hukuka aykırı olduğu düşüncesini ya da bu yöndeki şikâyetini kurumun disiplini ve güvenliğini bozmaya elverişli olmayacak biçimde dilekçe verme ya da ilgili resmî kurumlara başvuruda bulunma gibi araçlarla ifade edebileceğini belirtmektedir. Gelişen bazı durumlar karşısında kişilerin anlık tepki vermesi, bu tepkilerini sözel olarak ifade etmeleri hayatın olağan akışı içinde sayılmaktadır. Somut başvuruda da böyle bir durumun söz konusu olduğu söylenebilir.

8. Başvurucuya verilen disiplin cezasının demokratik toplumda zorunlu bir ihtiyacı karşılamadığından hareketle, başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmadık.

 

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Kenan YAŞAR

         

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(İ.Ç. [2.B.], B. No: 2019/34725, 27/11/2024, § …)
   
Başvuru Adı İ.Ç.
Başvuru No 2019/34725
Başvuru Tarihi 7/10/2019
Karar Tarihi 27/11/2024

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumundaki tutuklunun odasında yapılan arama sırasında kurum görevlilerine söylediği sözlerden dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Ceza infaz kurumunda ifade İhlal Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi