logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Niyazi Kavuzlu, B. No: 2019/36326, 23/2/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

NİYAZİ KAVUZLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/36326)

 

Karar Tarihi: 23/2/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucu

:

Niyazi KAVUZLU

Vekili

:

Av. Bilal KASAP

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uçak kazasında meydana gelen ölüm sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/11/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Irak'a gitmek üzere Adana Şakirpaşa Havalimanı'ndan 9/1/2007 tarihinde kalkan ve başvurucunun kardeşi O.G.'nin de yolcuları arasında olduğu uçak, Irak sınırları içinde inişe geçtiği sırada düşmüştür. Başvurucunun kardeşi uçağın düşmesi sonucu vefat etmiştir. Uçağın, ilk kalkış ülkesinin Türkiye olmadığı ve Moldova'da kurulmuş olan bir şirkete ait olduğu görülmektedir.

9. Murisin annesi, babası ve başvurucu; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü aleyhine 400.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi talebiyle Ankara 3. İdare Mahkemesinde 17/12/2007 tarihinde tazminat davası açmıştır. Davacılar, sorumluluk sigortası yaptırılmadan ve bu husus denetlenmeden, güvenli uçuş izni verilmesi için tedbirlerin alındığına dair inceleme yapılmadan uçağa kalkış izni verilmesi nedeniyle ağır hizmet kusuru bulunduğunu iddia etmişlerdir.

10. Ankara 3. İdare Mahkemesi 31/12/2007 tarihinde yetkisizlik kararı ile dosyanın yetkili idare mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

11. Adana 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) başlayan yargılamada 12/1/2012 tarihinde oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçede özetle uçağın düşmesine bağlı olarak meydana gelen ölüm olayına dayalı destekten yoksun kalma zararının söz konusu kamu hizmetinin doğrudan bir sonucu olmadığı, dolayısıyla idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince tazminat ödemekle yükümlü tutulamayacağı belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca uçağa kalkış izni verilmemesi hâlinde uçağın düşmeyeceği ve buna bağlı olarak ölüm olayının meydana gelmeyeceği biçiminde ortaya konulan eylem ve zarar ilişkisinin uygun bir illiyet bağını ifade etmediği, ayrıca mali mesuliyet sigortasını yaptırmakla yükümlü bulunan hava aracı işleteninin kalkış izni için ibraz ettiği mali sorumluluk sigortası poliçesi üzerindeki suç niteliğindeki davranışının tazmini talep edilen maddi zararla, sigorta poliçesi okunaklı olmadığı hâlde uçağın kalkışına izin verilmesi şeklinde gerçekleşen idarenin eylemi arasındaki neden-sonuç ilişkisini ortadan kaldırdığı ifade edilmiştir.

12. Başvurucu tarafından bireysel başvuru dosyasına eklenmemekle birlikte İdare Mahkemesinin 11/9/2015 tarihli hükmünden, davanın reddine dair kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 24/1/2013 tarihli ve E.2012/3109, K.2013/439 sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılmaktadır.

13. Bozma kararı üzerine başlayan yargılama süreci sonucunda İdare Mahkemesi davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü ile 400.000 TL tazminatın davacılara ödenmesine, manevi tazminat taleplerinin ise reddine 11/9/2015 tarihinde karar vermiştir.

14. Bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay Onuncu Dairesinin 11/4/2016 tarihli ilamı ile hükmün maddi tazminat yönünden bozulmasına, manevi tazminat yönünden ise onanmasına karar verilmiştir. Danıştay Onuncu Dairesinin ilamının ilgili kısmı şöyledir:

''Dava dosyasının incelenmesinden; 9.1.2007 tarihinde Adana Şakirpaşa Havaalanı'ndan kalkan ve Irak/Beled yakınlarında düşen ve tescil ülkesi Moldova olan uçakta bulunan davacılar yakınının hayatını kaybetmesinde, mali mesuliyet sigorta tutarının, ulusal ve uluslararası mevzuatta belirlenen bedelin çok altında olmasına rağmen uçuş izni veren idarelerin hizmet kusuru bulunduğu belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı; davacılar yakınının Irak'ta faaliyet gösteren bir inşaat firmasında işçi olarak çalıştığı ve Adana'dan Irak'a uçmakta olan Moldova tescilli uçağın 9.1.2007 tarihinde düşmesi üzerine vefat ettiği, ancak uçağın usulüne uygun olarak düzenlenen mali mesuliyet sigortasının olmadığı halde Türk hava sahasını kullanmasına izin verilerek düşen uçak nedeniyle ölüme neden olunduğu belirtilerek sorumluluğu bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine yapılan ön inceleme sonucunda Ulaştırma Bakanının 16.11.2007 tarihli ve 06/664 sayılı kararıyla ölüm olayının meydana gelmesinde kusurlu bulunduğu ileri sürülen bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi üzerine bu karara itiraz edildiği, Danıştay 1. Dairesinin10.10.2008 tarih ve E:2008/1069, K:2008/954 sayılı kararıyla, ilgililerce, okunması olanağı bulunmadığı halde gerçekliği teyit ettirilmeyen sahte sigorta poliçesine istinaden uçuş izni verildiği gerekçesiyle, itirazın kabulüyle yetkili merciin 7.8.2008 tarihli ve433 sayılı soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda ölüm olayında kusurlu görülen kamu görevlileri hakkında Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığı, Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinde 'görevi kötüye kullanma' suçu nedeniyle yürütülen yargılamada, belge üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak, Türk Sivil Havacılık birimlerine sunulan sigorta poliçesinin yanıltıcı niteliği bulunup bulunmadığı hususunun, Moldova Sivil Havacılık otoritesinde bulunan sigorta poliçelerinin asıllarının incelenmesiyle ortaya konulacağı, uçağın uçuşa elverişli sertifikasının Moldova Sivil Havacılık teşkilatınca düzenlendiği, Adana Şakirpaşa Havaalanında iniş-kalkışı sırasında Türk Sivil Havacılık birimlerine sigorta poliçesi sunulduğu anlaşıldığından delil yetersizliğinden sübut bulmayan suçtan dolayı sanıkların beraatine karar verildiği görülmektedir.

Bu haliyle, sivil havacılık alanında özellikle güvenli uçuşların sağlanmasına yönelik gerekli tüm tedbirlerin alınması, bu hususlara ilişkin denetimlerin yapılması, taşıyıcıların sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin ulusal ve uluslararası mevzuatın öngördüğü çerçevede sigorta poliçelerinde uyulması gereken asgari teminat tutarlarına riayet edilip edilmediğinin kontrol edilmesi, bu yükümlülüklere aykırı davranılması hallerinde başta uçuş izni vermeme gibi bir takım yaptırımlar uygulanması davalı idarelerin sorumluluğunda olmakla birlikte, Türkiye'nin taraf olduğu Şikago Milletlerarası Sivil Havacılık Anlaşması gereğince akit devletlerden her birinin, akit devletler arasında hava nakil vasıtalarıyla yapılan seyrüseferleri kolaylaştırmak, yolcuların ve yükün lüzumsuz yere gecikmesine mani olmak amacıyla gereken tedbirleri almak ile yükümlü tutulduğu, kaza yapan uçağa Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatına (İCAD) üye olan Moldova Devleti tarafından uçuşa elverişli olduğuna ilişkin sertifika düzenlendiği, Adana Şakirpaşa Havalanında iniş-kalkışı sırasında Türk Sivil Havacılık birimlerine sigorta poliçesinin sunulduğu, Adana Şakirpaşa Havalimanının söz konusu uçağın ilk kalkış noktası olmadığı Moldova'dan aldığı yolcularla birlikte yolcu almak üzere Adana'ya uğradığı, dolayısıyla ilk kalkış noktasında gerekli kontrollerin yapılmış olması gerektiği de dikkate alındığında, yukarıda anılan Şikago Milletlerarası Sivil Havacılık Anlaşması uyarınca 'akit devletler arasında hava nakil vasıtalarıyla yapılan seyrüseferleri kolaylaştırmak, yolcuların ve yükün lüzumsuz yere gecikmesine engel olmak' yükümlülüğü altında bulunan davalı idare görevlilerinin uçuş izni vermek için sigorta poliçesinin varlığını tespit etmelerinin yeterli olduğu, ceza yargılamasında dahi ancak bilirkişi incelemesiyle yapılabilen sahtelik tespitinin uçağa kalkış izni veren kamu görevlilerince tespit edilmesinin beklenemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.

Buna göre kamu görevlilerinin ceza yargılamasında beraat ettikleri hususu da dikkate alındığında, olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; 400.000,00 TL tutarındaki maddi zararın davalı idarelerce tazmini yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir."

15. Bozma ilamı üzerine İdare Mahkemesi, ilama uyarak Danıştayın yukarıda (bkz. § 14) verilen tespitlerine yer verdikten sonra davanın reddine 16/1/2018 tarihinde karar vermiştir.

16. Davanın reddine dair bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay Onuncu Dairesi 23/1/2019 tarihinde hükmün onanmasına karar vermiştir.

17. Anılan karara yapılan karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin 27/6/2019 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

18. Bu kararın başvurucuya 5/10/2019 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 4/11/2019 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

19. Başvurucunun ve murisin babası ve annesi tarafından başvurucu ile aynı tarihte ve başvurucunun başvuru formuyla aynı içerikteki başvuru formlarıyla yapılan 2019/36473 ve 2019/37191 sayılı bireysel başvurular Komisyon tarafından iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle 19/12/2019 ve 23/12/2019 tarihlerinde kabul edilemez bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"1. İdari dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

... "

21. 14/10/1983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun ''Denetleme'' kenar başlıklı 27. maddesi şöyledir:

"Türk sivil hava araçları ile faaliyette bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşları ve gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün hava seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla yapacağı veya yaptıracağı teknik denetime tabidirler.

Yapılacak denetimin esasları, denetleme elemanlarının seçimi ile yetki ve sorumlulukları Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce hazırlanacak yönetmelikle belirlenir."

22. 2920 sayılı Kanun'un ''Hava araçlarının muayene ve kontrolü'' kenar başlıklı 85. maddesi şöyledir:

"Sivil hava araçları; Türk uçak siciline tescil edilmeden önce ve tescilden sonra da belirlenmiş bulunan hallerde, uçuşa elverişlilik yönünden muayene ve kontrol edilir. Bu husus Ulaştırma Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir."

23. 2920 sayılı Kanun'un ''Uçuşa elverişlilik belgesi'' kenar başlıklı 86. maddesi şöyledir:

"Türk sivil hava araçlarına uçuşa elverişlilik belgesinin verilmesi, belgenin geri alınması veya iptaline ilişkin şartlar ile bu işlemlere ait yetki ve sorumluluklar Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri saklı kalmak şartı ile, Ulaştırma Bakanlığı tarafından hazırlanacak yönetmelikler ile belirlenir."

24. 2920 sayılı Kanun'un ''Hava aracı belgeleri'' kenar başlıklı 89. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Türk hava sahasında uçuş yapacak bütün hava araçlarının, uçuş sırasında bağlı bulundukları devletin geçerli kuralları uyarınca: a) Bir merkezi sicile kayıtlı olmaları ve tescil belgesini taşımaları, b) Milliyet ve tescil işaretlerini taşımaları, c) Uçuşa elverişlilik belgesini taşımaları, d) Mürettebata ait belgeleri bulundurmaları, e) Telsiz tesisatı ruhsatnamesini taşımaları, f) Sigorta poliçesini bulundurmaları, g) Kanun ve tüzükler gereğince tayin olunan sair belgelerin bulundurulması, ve yetkili makamlar tarafından yapılacak kontrollerde gösterilmesi zorunludur. Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmaların hükümleri saklıdır."

25. 2920 sayılı Kanun'un ''Sigorta yükümlülüğü'' kenar başlıklı 132. maddesi şöyledir:

"Yurt içi veya yurt dışı yolcu, yük ve posta taşımaları yapmaya yetkili kılınan taşıyıcılar, taşıma sözleşmelerinden doğabilecek zararlardan dolayı tazminat taleplerinin teminatı olmak üzere, asgari 124 üncü madde esaslarına göre saptanan sorumluluk sınırları içerisinde mali mesuliyet sigortaları yapmakla yükümlüdürler.

Sigorta, taşıyıcının adamlarının bu Kanunda öngörülen sorumluluğunu da kapsar.

Yurt içi veya yurt dışı taşıma yapan taşıyıcıların yaptıracakları sigorta ve teminat şartları; uluslararası standartları gözönünde bulundurularak ve Ulaştırma Bakanlığının görüşü de alınarak Ticaret Bakanlığınca onaylanır.

Bu maddede belirtilen sigorta yükümlülüğü yerine getirilmeyen hava araçları Ulaştırma Bakanlığınca uçuştan men edilir. "

26. 15/11/2006 tarihli ve 26347 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Sınırları İçinde İniş veya Kalkış Yapan Türk ve Yabancı Sivil Hava Araçları Malî Mesuliyet Sigortası Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) ''Sorumluluk'' kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"(1)Hava aracı işleteni, yolcunun ölümü veya herhangi bir bedensel zarara uğramasına neden olan ve hava aracında veya iniş veya biniş esnasında meydana gelen kaza ile bagaj, yük veya postanın taşıma esnasında, hava aracında, havaalanında veya havaalanı dışına inilmesi halinde, muhafaza ve nezareti altında bulunduğu süre içinde kaybı veya zarara uğramasından sorumludur.

 (2)Bir hava aracının havada veya yerde, hareket halinde veya hareketsiz olması farketmeksizin, bir uçuşun doğrudan amaçlarına yönelik olarak faaliyete geçirilmesi, hava aracının uçuşta olması şeklinde kabul edilir."

27. Yönetmelik'in ''Sigorta yaptırma yükümlülüğü'' kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"(1) Hava aracı işletenleri; Kanunun 132 nci maddesi gereğince, hava aracında bulunduğu süre içinde veya iniş veya biniş esnasında meydana gelen bir kaza sonucunda yolcuya; hava aracında, havaalanında veya havaalanı dışına inilmesi halinde inilen yerde taşıyıcının muhafaza ve nezareti altında bulunduğu sırada bagaj, yük ve postaya gelebilecek zararlara karşı; savaş, terör, uçak kaçırma, sabotaj, kanun dışı müsadere ve halk hareketleri risklerini de teminat altına alacak şekilde malî mesuliyet sigortası yaptırmak zorundadır. Ancak, kâr kaybı, işgücü kaybı ve diğer dolaylı zararlar, bu sigortanın kapsamı dışındadır.

 (2) Hava aracı işletenleri, gerçekleştirdikleri her bir uçuşta sigortanın geçerliliğini sağlamakla yükümlüdür."

28. Yönetmelik'in ''Sigortanın ispatı'' kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"(1) Hava aracı işletenleri, sigorta yükümlülüğüne uyulduğunu ispat etmek amacıyla sigorta poliçesinin bir örneğini ya da sigorta sözleşmesinin mevcudiyetini gösteren bir belgeyi Bakanlığa ibraz etmek zorundadır.

 (2) Bakanlık, gerekli gördüğü takdirde, hava aracı işleteni ya da ilgili sigorta şirketinden, sigorta poliçesinin geçerliliğine dair ilave belge isteyebilir.

 (3) Sigorta sektörünün teminat sağlayamadığı olağan dışı durumlarda, Bakanlık bu maddenin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin tedbirleri, Müsteşarlığın uygun görüşünü alarak belirler."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiada bulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatının ve yargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36), davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirme yükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B.V./ Hollanda, B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33).

31. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesi adil yargılanma hakkını güvence altına alırken delillerin kabul edilme yöntemi konusunda herhangi bir kural koyma yetkisinin kendisinde olmadığını, ulusal kanunlar tarafından bu hususların belirleneceğini, Sözleşme'deki hak ve yükümlülükleri ihmal etmediği sürece mahkemeler tarafından yapılan hataların giderilmesi görevinin de kendisinde olmadığını belirtmiştir (Schenk/İsviçre [GK], B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§ 45, 46). Bu açıdan AİHM yaklaşımına göre yargılama süreci bütün olarak ve bu süreçte delillerin nasıl sunulduğu da dâhil olmak üzere tüm deliller yönünden hakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı dikkate alınacaktır (Schuler-Zgraggen/İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, § 66).

32. Buna paralel olarak AİHM, Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6. maddesine göre tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33; Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Anayasa Mahkemesinin 23/2/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyet Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Manevi Tazminat Talebine İlişkin İddialar Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, ölüm nedeniyle meydana gelen elem ve üzüntülerinin tazmin edilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuru yapılması gerekir.

36. Somut olayda başvurucunun açmış olduğu tazminat davasında İdare Mahkemesi 11/9//2015 tarihinde maddi tazminat taleplerinin kabulü ile 400.000 TL tazminatın aralarında başvurucunun da bulunduğu yakınlarına ödenmesine karar verirken manevi tazminat taleplerinin ise şartları oluşmadığından reddine karar vermiştir. Bu kararın temyiz incelemesi sonucunda da Danıştay Onuncu Dairesi 11/4/2016 tarihli ilamıyla kararın maddi tazminat yönünden bozulmasına, manevi tazminat kısmının ise onanmasına karar vermiştir. Bu durum karşısında başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine dair kararın 11/4/2016 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Anılan ilamın başvurucuya hangi tarihte tebliğ edildiğine dair dosya içinde tebliğ mazbatasının bir örneği bulunmamakla birlikte İdare Mahkemesinin maddi tazminat yönünden davanın reddine dair 16/1/2018 tarihli kararına karşı 5/2/2018 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin bu kararın öğrenildiği en geç tarih olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir.

37. Bu kapsamda başvurucunun 5/2/2018 tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunması gerekirken 4/11/2019 tarihinde başvuruda bulunduğu anlaşılmış olup bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük sürenin geçtiği sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Maddi Tazminat Talebine İlişkin İddialar Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu, açmış olduğu tazminat davasının haksız fiil ve objektif sorumluluk ilkelerinin dikkate alınmayarak reddedilmesi ve hukuka aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun dile getirdiği iddiaların tamamının bir bütün olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelik güvenceler içermektedir. Bu bakımdan adil yargılanma hakkı davanın taraflardan biri lehine sonuçlanmasını garanti etmemektedir. Adil yargılanma hakkı temel olarak yargılama sürecinin ve usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesini teminat altına almaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 80).

43. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

44. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

45. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai durumlarda aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi, yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B., § 83).

46. Başvurucuların medeni haklarıyla ilgili uyuşmazlıklarda uygulanan hukuk kurallarının açıkça keyfî veya hakkın tesliminden kaçınacak (adaleti hiçe sayacak) biçimde yorumlanması usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getireceğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden söz edilebilir. Zira bu durumda derece mahkemesinin yorumunun başvurucu tarafından öngörülmesi mümkün olmayıp hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması hukuk devleti ilkesini örseler (M.B., § 86).

47. Somut olayda Danıştay Onuncu Dairesi (bkz. § 14) ve bu karara uyan ve aynı gerekçeye yer veren İdare Mahkemesi, başvurucunun maddi tazminat isteminin reddine dair kararlarını verirken başvurucunun baştan itibaren ileri sürdüğü iddiaları incelemiş ve maddi tazminat verilebilmesi için şartların bulunup bulunmadığını değerlendirmişlerdir. Kararda, somut olaya ve hukuksal mevzuata yer verildikten sonra bir değerlendirmede bulunulmuştur. Daire ve İdare Mahkemesi özetle olayda ihmali olduğu değerlendirilen kamu görevlileri hakkında başlatılan ceza soruşturması ve kovuşturmasında yer alan bilgiler ve bilirkişi raporlarını, ayrıca yargılama sonucunda bu kişilerin delil yetersizliği nedeniyle beraat ettiklerini gözönünde bulundurmuş; Moldova Sivil Havacılık birimlerinde yer alan belge asıllarının incelenmesiyle bazı iddiaların ancak ortaya çıkarılabileceği, düşen uçağın ilk hareket noktasının Adana değil Moldova olması nedeniyle sadece yolcu almak için uğranılan Adana'da belge asıllarına yönelik olarak bilirkişilerin dahi tespitte bulanamadığı, ilgili sertifikalara yönelik bir inceleme yapmanın da beklenemeyeceği gerekçesiyle olayda maddi tazminat taleplerinin şartlarının bulunmadığına karar vermiştir.

48. Bu tespit ve değerlendirmeler sonrasında başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu; açmış olduğu davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 5., 17., 36., 56., 125. ve 129. maddesinin beşinci fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

51. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre bireysel başvurularda, başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri ibraz etmek suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayandığı delillerle ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19; Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19).

52. Benzer şekilde Sinan Oğan (B. No: 2017/32685, 2/6/2020, §§ 22-28) başvurusunda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun başvuru formunda Sözleşme'ye atıfla ve Anayasa'nın 36., 10., 25., 26., 67. madde numaralarına yer verdikten sonra iddialarını yalnızca adil yargılanma hakkı çerçevesinde dile getirdiğini, bu hakkın dışındaki iddiaları yönünden yalnızca Anayasa veya Sözleşme maddelerine atıf yapmakla yetindiğini ve anılan maddelerde güvence altına alınan haklarının ne şekilde ihlal edildiğine ilişkin asgari düzeyde dahi herhangi bir açıklamada bulunmadığını değerlendirmiş; soyut şekilde ileri sürülen hususlarda herhangi bir inceleme yapmamış ve netice olarak iddiaları sadece adil yargılanma hakkı bağlamında inceleyerek başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.

53. Somut olayda başvurucu, bu başlık altında gösterilen içtihatlarda açıklandığı üzere, ihlal iddialarını Şikago Milletlerarası Sivil Havacılık Anlaşması'na, Sözleşme'nin ve Anayasa'nın sadece ilgili maddelerine yer vermek suretiyle soyut ve genel ifadelerle ileri sürmüş; kendisine hangi temelde hangi sebeple ilgili anayasal güvencelerin ihlal edildiğine ilişkin olarak hiçbir açıklama yapmamış ve bu iddiaları hakkında elverişli belgeleri başvuru dosyasına eklememiştir. Dolayısıyla anılan şikâyetlerin tamamının temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Manevi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Maddi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 23/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Niyazi Kavuzlu, B. No: 2019/36326, 23/2/2022, § …)
   
Başvuru Adı NİYAZİ KAVUZLU
Başvuru No 2019/36326
Başvuru Tarihi 4/11/2019
Karar Tarihi 23/2/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, uçak kazasında meydana gelen ölüm sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Hukuk) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (idare) Süre Aşımı
Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu 2
2920 Türk Sivil Havacılık Kanunu 27
85
86
89
132
Yönetmelik 15/11/2006 Türkiye Cumhuriyeti Sınırları İçinde İniş veya Kalkış Yapan Türk ve Yabancı Sivil Hava Araçları Malî Mesuliyet Sigortası Hakkında Yönetmelik 5
6
7
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi