logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Vahit Yazgan (2), B. No: 2019/6891, 8/6/2023, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

VAHİT YAZGAN BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2019/6891)

 

Karar Tarihi: 8/6/2023

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucu

:

Vahit YAZGAN

Vekili

:

Av. Mehmet Nur TERZİ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacaklarının ödenmesi talebinin reddi işlemine karşı açılan iptal davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle mahkeme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 27/2/2019 ve 5/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. 2019/40311 numaralı bireysel başvuru dosyası, aralarında kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2019/6891 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olup inceleme 2019/6891 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. 1969 doğumlu olan başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı olması nedeniyle kapatılan Zaman gazetesinin de bünyesinde faaliyet gösterdiği Feza Gazetecilik Anonim Şirketinde (Şirket) 1991 yılında gazeteciliğe başlamıştır. FETÖ/PDY'nin faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacak şekilde kullanıldığı yönünde kuvvetli deliller bulunması nedeniyle Şirkete kayyım atanmasının ardından başvurucunun iş sözleşmesi 8/4/2016 tarihinde feshedilmiştir.

7. İş sözleşmesi feshedilen başvurucu, Şirket ve Maliye Bakanlığı aleyhine Bakırköy 12. İş Mahkemesinde (İş Mahkemesi) işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle 21/4/2016 tarihinde alacak davası açmıştır. İş Mahkemesi 21/11/2016 tarihinde dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine ve 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (670 sayılı KHK) 5. maddesinde belirtilen usule uygun olarak kararın tebliğinden itibaren otuz günlük süre içinde idareye başvurabileceğinin başvurucuya bildirilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde olağanüstü hâl ilan edildikten sonra 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı (2. Mükerrer) Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (668 sayılı KHK) ile Şirketin kapatıldığı belirtilmiştir. Ardından 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ifade edilmiştir.

8. Bunun üzerine başvurucu 8/12/2016 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmesini 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi kapsamında İstanbul Defterdarlığı Olağanüstü Hal İncelemeleri Bürosundan (İdare) talep etmiştir. Başvurucu, bu müracaatına başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmemesi sebebiyle başvurunun zımnen reddedildiğini kabul ederek İstanbul 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 28/3/2017 tarihinde işlemin iptali davası açmıştır. Mahkemece 4/4/2017 tarihinde işçilik alacaklarına ilişkin davanın iş mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Başvurucunun istinaf istemi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdare Dava Dairesi (Daire) 8/9/2017 tarihinde istinaf başvurusunun kabulüyle kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (675 sayılı KHK) 16. maddesinde yer alan özel görev kuralı gereğince davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir.

9. Bunun üzerine Mahkemece 7/12/2017 tarihinde davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, kapatılan kurumlardan olan alacaklara ilişkin idari yargıda dava açılabilmesi için ilgili idare tarafından 670 sayılı KHK gereğince değerlendirme yapılarak ödemenin yapılıp yapılmayacağı konusunda karar niteliğinde tesis edilmiş bir işlem bulunması gerektiği ancak somut olayda ilgili idare tarafından karar verilmediği belirtilerek davanın erken açılması nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun istinaf istemini inceleyen Dairece 13/3/2018 tarihinde istinaf başvurusunun kabulüyle kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun başvurusunun zımnen reddedildiği dikkate alındığında, mevcudiyeti tartışmasız olan zımni ret işleminin esasının irdelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

10. Ardından Mahkemece 18/12/2018 tarihinde davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinde devralınan kurumların borç ve yükümlülüklerinin ödenmesi hususunda; talep edilen alacağın gerçek bir mahiyet taşıyıp taşımadığı, talep sahibinin FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı ve irtibatı olup olmadığı gibi hususların araştırılması, kolluk verileri, adli işlem kayıtları ve sosyal çevre bilgilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu minvalde başvurucunun başvurusunun İdarece hâlen incelendiği belirtilerek bu aşamada talebin karşılanamayacağına dair haklı gerekçe oluşturulduğu ifade edilmiştir. Bu noktada silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun mahkûmiyetine kararı verildiği ve bu soruşturma ve kovuşturmanın belli bir süre aldığına değinilerek başvuru konusu incelemenin daha detaylı bir araştırmayı gerektirdiğine işaret edilmiştir.

11. Başvurucu kesin olduğu ifade edilen 18/12/2018 tarihli Mahkeme kararını 21/2/2019 tarihinde öğrendikten sonra 27/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru 2019/6891 numaralı bireysel başvuru numarasını almıştır.

12. Başvurucu kesin nitelikteki olduğu belirtilen mahkeme kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf istemini inceleyen Dairece, mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle 15/10/2019 tarihinde kesin olarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Başvurucu 15/10/2019 tarihli Daire kararını 21/2/2019 tarihinde öğrendikten sonra 24/11/2019 tarihinde ayrıca bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru ise 2019/40311 numaralı bireysel başvuru numarasını almıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari makamların sükutu" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.

"2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler."

14. 670 sayılı KHK'nın "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık);her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.

...

 (3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır ...

 (4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.

..."

15. 675 sayılı KHK'nın "Dava ve takip usulü" kenar başlıklı 16. maddesi şöyledir:

" (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.

(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz."

16. 670 sayılı KHK'nın "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" kenar başlıklı 5. maddesi 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Kanun'un 8/3/2018 tarihli ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonucu aynen kanunlaşmıştır.

17. 675 sayılı KHK'nın "Dava ve takip usulü" kenar başlıklı 16. maddesi 6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Kanun'un 8/3/2018 tarihli ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonucu aynen kanunlaşmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Anayasa Mahkemesinin 8/6/2023 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkeme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, esasen başvuru konusu zımni ret işleminin esasının irdelenmesi gerektiği hâlde Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmemesinden yakınmaktadır. Başvurucuya göre, İdarece başvurunun incelenmeye devam ettiğini bu nedenle mevcut aşamada talebinin karşılanmamasının haklı bir gerekçe oluşturduğu yönündeki Mahkeme gerekçesinin İdarece inceleme tamamlanıncaya kadar dava hakkına sahip olmayacağı anlamına gelmektedir. Bu bağlamda 8/12/2016 tarihinde yapılan başvuruya henüz karar verilmediğini ve ne zaman karar verileceğinin de belirsiz olduğuna dikkat çekilerek işçilik alacaklarının ödenmesini talep etme hakkının ortadan kaldırıldığı ileri sürülmüştür. Başvurucu bu gerekçelerle hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleriyle adil yargılanma, mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

20. Bakanlık görüşünde, evvela İdarece başvurucuya alacak talebine ilişkin nihai bir karar bildirilmediğine dikkat çekilmiştir. Ardından kapatılan/devredilen kurumların her türlü mal varlıkları tespit edilip nakde çevrilmesinden sonra aktifinde bir değer bulunmasına bağlı olarak talep sahibinin FETÖ/PDY ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmadığının tespit edilmesi ve gerçek mal ve hizmet ilişkisine dayandığının görülmesi hâlinde bir takvim ve sıra dâhilinde ödeme yapılabileceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla İdarenin bu süreci tamamlamadan hak iddiasında bulunanların taleplerini karşılamasına imkân bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle kanun koyucunun dava sürecinin başlatılabilmesi için bu işlere mahsus olmak üzere idari merci tarafından verilecek kararın beklenilmesini bir ön koşul olarak getirdiği ileri sürülmüştür. Bu itibarla yapılacak incelemede başvurucunun olağan kanun yollarını tüketip tüketmediğinin ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşulları gözönüne alınarak değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda belirttiği iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Somut olayda başvurucunun temel iddiası, davanın esası hakkında herhangi bir inceleme yapılmadan davanın reddedilmesidir. Bu nedenle başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

25. Demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; uyuşmazlığın bir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve bir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir. Buna göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarını içerir (Berrin Baran Eker, § 55).

26. Mahkemenin önündeki uyuşmazlığı karara bağlarken taraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak, diğer tarafın öne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması hâlinde -ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir yargılama yaptığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı yolunun teorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece mahkeme hakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret kalacaktır (Berrin Baran Eker, § 56).

27. Diğer taraftan mahkemelerin önündeki uyuşmazlığın esasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer (maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine de yol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlükle bağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir. Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarak yargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevap vermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia ve savunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerinin anayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker, § 57).

28. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanın sonucuna yönelik bir güvence içermemekte, yargılama sürecinin adil olarak yürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıyla bireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirme yapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir. Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların -mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (Berrin Baran Eker, § 58).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

29. Somut olayda FETÖ/PDY ile bağlantılı olması nedeniyle kapatılan Zaman gazetesinin de bünyesinde faaliyet gösterdiği Şirkette 1991 yılından itibaren gazeteci olarak çalışan başvurucunun iş sözleşmesinin 8/4/2016 tarihinde feshedilmesi nedeniyle işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle İş Mahkemesinde açtığı dava 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmiştir. Bunun üzerine işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle İdareye yaptığı başvurunun altmış gün içinde cevap verilmemesi sebebiyle zımnen reddedildiği kabul edilerek işlemin iptali talebiyle açılan davada Mahkemece İdare tarafından karar verilmediği gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

30. Dairece, başvurunun zımnen reddedildiği hususunun tartışmasız olduğu belirtilerek zımni ret işleminin esasının irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine dair karar kaldırılmış ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Buna karşın Mahkemece 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca sözü edilen kurum ve kuruluşlardan olan alacakların ödenebilmesi için araştırılması gereken hususlar bulunduğu ve İdarece başvurunun hâlen incelendiği belirtilerek bu aşamada talebin karşılanmamasının haklı gerekçeye dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

31. Başvuruya konu olayda, başvurucunun 1991 ilâ 2016 yılları arasındaki yaklaşık 25 yıllık hizmet süresine ilişkin kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer işçilik alacakları talep/dava konusudur. Gerçekten de söz konusu taleplerin her biri ayrı ayrı olay ve olgulara ve hukuksal düzenlemelere -İş Kanunu ve Basın İş Kanunu- dayanmakta olup uzman bilirkişi incelemesini gerektirdiği aşikârdır. Bununla birlikte bir de 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca sözü edilen kurum ve kuruluşlardan olan alacakların ödenebilmesi için araştırılması gereken hususlar da dikkate alındığında kapsamlı bir yargılama sürecinden bahsetmemiz mümkündür.

32. Bu noktada öncelikle Mahkeme gerekçesindeki açıklamalara paralel şekilde İdare tarafından da 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca araştırılması gereken hususlar olduğu belirtilerek incelemenin devam ettiği anlamına gelecek şekilde cevap verilme imkânının olduğuna dikkat çekmek gerekir. Ayrıca kanun koyucu da araştırılması gereken hususların çokluğu ve karmaşıklığını gözeterek söz konusu taleplerin İdarece daha uzun sürede karara bağlanmasını öngörebilecekken bu noktada bir hüküm vazedilmediği de dikkatlerden kaçmamalıdır. Bu çerçevede İdarece altmış gün içerisinde cevap verilmeyerek 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre talebin reddedilmiş sayılmasına karar verildiği, diğer bir deyişle başvurucunun başvurusunun zımnen reddedildiği Daire kararıyla da tartışmadan varestedir. Bu durumda somut başvuru özelinde başvurucunun taleplerini altmış gün içerisinde inceleme ve sonuçlandırma imkânı olmadığı kabul edilen İdarenin zımni ret işleminin iptali talebini değerlendiren derece mahkemelerinin talebin esasına ilişkin bilirkişi incelemesi dâhil yapılması gereken tüm araştırma ve incelemeleri yaparak sonuca gitmesi beklenir. Bir başka deyişle idare mahkemesinin yapması gereken zımni redde gerekçe oluşturmak yerine bunun ötesine geçip alacağın var olup olmadığını değerlendirmek olmalıydı.

33. Bununla birlikte derece mahkemeleri, yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevini yerine getirmemiş; gerçek anlamda bir yargısal faaliyet icra etmemiştir. Dolayısıyla hukuk düzeni tarafından başvuru konusu işleme karşı yargı yolunun açık olması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Bu durumda başvurucunun mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucu ayrıca aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ve işçilik alacaklarından mahrum kaldığı için mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden başvurucunun diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

B. 2019/40311 Numaralı Başvuru Yönünden

36. Başvurucu, Mahkemenin aynı kararını bu kez Daire kararından sonra 2019/40311 numaralı başvuruda bireysel başvuruya konu etmiştir. Söz edilen başvurudaki şikâyetler ile bu başvurudaki şikâyet tıpatıp aynıdır. Bu nedenle mevcut başvurunun mükerrer olduğu anlaşılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle 2019/40311 numaralı başvurunun mükerrer başvuru niteliğinde olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

C. Giderim Yönünden

38. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 250.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

39. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

40. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. 2019/40311 numaralı başvurunun mükerrer başvuru niteliğinde olması nedeniyle REDDİNE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 2. İdare Mahkemesine (E.2018/855, K.2018/2076) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 10.264,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/6/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Vahit Yazgan (2), B. No: 2019/6891, 8/6/2023, § …)
   
Başvuru Adı VAHİT YAZGAN (2)
Başvuru No 2019/6891
Başvuru Tarihi 27/2/2019
Karar Tarihi 8/6/2023
Birleşen Başvurular 2019/40311

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, işçilik alacaklarının ödenmesi talebinin reddi işlemine karşı açılan iptal davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle mahkeme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Mahkemeye erişim hakkı (idare) İhlal Yeniden yargılama
Başvurunun Reddi

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu 10
KHK 670 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 5
675 Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 16
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi