|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
BEKİR ÇELİK BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2020/13037)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 27/5/2025
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Mehmet ALTUNDİŞ
|
|
Başvurucu
|
:
|
Bekir ÇELİK
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Ahmet ODABAŞI
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, açığa alınan kamu görevlisinin kesilen maaşının göreve iade edildikten sonra değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Ceza Davası Süreci
5. Başvurucu; Diyarbakır Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünce ziraat mühendisi olarak çalışmaktayken kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/13424 Esas sayılı iddianamesi ile Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) ceza davası açılmıştır.
6. Yapılan yargılama sonunda Mahkeme, başvurucunun mahkûmiyetine ve adli para cezasına karar vermiş ancak başvurucu hakkında hükmolunan cezanın türünü ve süresini dikkate alarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Karar, itiraz edilmeksizin 1/7/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
B. Başvuruya Konu İdari Dava Süreci
7. 14/7/1965 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca yürütülen ceza soruşturması nedeniyle başvurucu hakkında Ergani Kaymakamlığınca 2/6/2006 tarihinde görevden uzaklaştırma kararı verilmiştir.
8. Mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sonrasında Kaymakamlığın 9/9/2016 tarihli onay işlemi ile başvurucu görevine iade edilmiş ve 21/9/2016 tarihinde görevine başlamıştır.
9. Başvurucu 31/8/2016 tarihli dilekçeyle, açıkta kaldığı sürede kendisine ödenmeyen 1/3 oranındaki maaş kesintilerinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminde bulunmuş ancak idarece yasal süresinde cevap verilmemiştir.
10. Bunun üzerine başvurucu, açıkta kaldığı süreler için ödenmeyen maaşlarının iadesine yönelik talebin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile maaş farklarının aylık ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.
11. Mahkeme 11/9/2017 tarihinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. 25/10/2017 tarihli raporda;
i. Davacının açığa alınma nedeniyle 2006-2016 yılları arasındaki hak edişlerinden doğan 1/3 maaş farkı alacağının net olarak 81.323,31 TL'den ibaret olduğu,
ii. Ergani Kaymakamlığının 13/6/2017 tarihli yazısı ekindeki 20/4/2017 tarihli ödeme tablosunun incelenmesi neticesinde 81.323,31 TL ana paranın ve7.563,07 TL ana para faizinin davacının banka hesabına transfer edildiği,
iii. Başvurucunun göreve başladığı tarih olan 21/9/2016 ile 1/3 maaş farkı ödemesinin yapıldığı 20/4/2017 arasında tahakkuk eden işlemiş faizin 4.249,14 TL olduğu açıklanmıştır.
12. Başvurucu, bilirkişi raporuna itiraz etmiş; faiz hesabının eksik ve hatalı olduğunu, on yıl boyunca görevden uzaklaştırma tedbiri süresinde eksik yatırılan maaşı için faiz hesabının yapılmadığını belirtmiştir.
13. Mahkeme 23/11/2017 tarihinde, başvurucunun maaşından kesilen 1/3 oranındaki kesinti ve bu kesintiye yönelik olarak göreve başladığı tarihten geç ödemenin yapıldığı tarihe kadar olan faiz de davacıya hesaplanarak ödendiğinden bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına,başvurucunun her kesinti tarihinden ödeme tarihine kadar faiz ödenmesi talebi yönünden ise davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesinde başvurucunun maaşından yapılan kesintilerin dava tarihi olan 26/12/2016 tarihinden sonraki bir tarihte ödendiğini, 657 sayılı Kanun'a göre görevden uzaklaştırılan memurun maaşından yapılan kesintilerin ödenmesinde yasal faiz verilmesi hususunun öngörülmediğini, başvurucunun açıkta kaldığı süreler için maaşından yapılan 1/3 oranındaki kesintinin göreve başlangıcının yapıldığı tarihte ödenmesi gerektiği, davalı idarenin göreve başlangıcından önce temerrüde düşmesinin de mümkün olmadığı hususları birlikte gözönüne alındığında göreve başladığı tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar faiz yürütülmesi gerektiğini açıklamıştır.
14. Başvurucu 1/2/2018 tarihinde mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi (İstinaf Mahkemesi) 24/1/2020 tarihinde istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir.
15. Nihai karar 19/2/2020 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Başvurucu; görevden uzaklaştırma nedeniyle maaşından yapılan kesintilerin aradan yaklaşık on yıl geçtikten sonra iade edildiğini, bu süre zarfında alacağı için faiz ödenmediğini, alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığını ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.Bakanlık görüşünde; başvurucunun yargı makamları önünde özlük haklarına ilişkin iddiasını ispat edemediği, belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayanmayan başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değeri veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisi olmadığı açıklanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
17. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
19. Somut olayda başvurucunun hakkında yürütülen ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında açıkta olduğu sürede alamadığı maaş farkları, 657 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca kendisine ödenmiştir (bkz. § 11) ancak Mahkeme 657 sayılı Kanun'da görevden uzaklaştırılan memurun maaşından yapılan kesintilerin ödenmesinde yasal faiz ödenmesi hususunun öngörülmediğine vurgu yapmış ve davanın bu kısmı için davanın reddine karar vermiştir (bkz. § 13). Başvurucuya ödenen maaş farklarının Anayasa'nın 35. maddesi anlamında başvurucu yönünden mülk oluşturduğu açıktır. Anayasa Mahkemesi daha önce değer kaybına ilişkin şikâyetleri mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin birinci kural çerçevesinde incelemiştir (Ferda Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, § 51). Somut olayda da farklı bir durum söz konusu olmadığından müdahale, belirtilen genel ilke çerçevesinde incelenmiştir.
20. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62). Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır (Arif Güven [2. B.], B. No: 2014/13966, 15/2/2017, § 58) Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, § 60).
21. Usule ilişkin güvencelerin varlığı orantılılık değerlendirmesinde önemli bir rol oynayabilir. Bu bakımdan kişinin hukuka aykırılık iddialarının bir mahkeme tarafından etkili bir biçimde incelenmesi müdahalenin orantılılığı bakımından ehemmiyet arz etmektedir.Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme imkânının tanınması güvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk [1. B.], B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36; Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71).
22. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53). Tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri, demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
23. Anayasa Mahkemesi kamu kurum ve kuruluşlarından olan çeşitli para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri daha önce incelemiş, buna göre kamu makamlarının para borçlarını makul olmayan bir gecikme ile ödedikleri durumlarda para alacağında meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı bir yük oluşturması hâlinde müdahale ölçülü olmadığından mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (açığa alınan memurun maaş farklarının iadesi yönünden bkz. Vildan Utku Atalay [1. B.], B. No: 2015/4812, 7/2/2019)
24. İdare hukuku çerçevesinde hangi alacaklara faiz işletileceği, faiz oranının ne olacağı, faizin işletilme tarihinin belirlenmesi gibi hususlar mahkemelerin takdirindedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkı kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca haklı olmayan bir gerekçeyle geç ödenmesi durumunda bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılması mülk sahibine şahsi olarak aşırı bir külfet yükleyecektir (Vildan Utku Atalay, § 37).
25. Anayasa Mahkemesi Vildan Utku Atalay kararında açığa alınmakla birlikte sonradan görevine iade edilen başvurucuya söz konusu maaş kesintilerinin -kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında- önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varmıştır. Kararda aynı zamanda Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir (kararlar için bkz.Vildan Utku Atalay, §§ 23, 24).
26. Somut başvuruda başvurucu; öncelikle alacağının değer kaybına uğratıldığını, paranın her geçen gün değer kaybetmesi nedeniyle on yılı aşan süredir devam eden kesintilerin -yapıldığı her ay dikkate alınarak- faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini iddia etmiştir. Mahkeme anılan iddiayla ilgili olarak 657 sayılı Kanun'da görevden uzaklaştırılan memurun maaşından yapılan kesintilerde yasal faiz ödenmesi hususunun öngörülmediğini belirterek davanın reddine karar vermiş ise de başvuruya konu süreç yönünden hâlihazırda idarece başvurucuya bir miktar faiz ödemesi yapıldığı görülmüştür. Öte yandan başvurucuya faiz olarak ödenen tutarın -kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları da dikkate alındığında- alacağın değer kaybını önemli ölçüde giderecek mahiyette olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Başvurucunun alacağının değer kaybına uğratılarak ödendiğine yönelik iddiasının yargılama sürecinin bütününü etkileyen önemli ve karşılanması gereken iddia olduğu açıktır. Bu sebeple mülkiyet hakkının korunmasına yönelik usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
V. GİDERİM
28. Başvurucu; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile 30.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019,§§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
30. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 1. İdare Mahkemesine (E.2016/1950, K.2017/2326) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 27/5/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.