logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Aysel Tufan [1. B.], B. No: 2021/31417, 27/5/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYSEL TUFAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/31417)

 

Karar Tarihi: 27/5/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Batuhan Salim YEŞİLKÖY

Başvurucu

:

Aysel TUFAN

Vekilleri

:

Av. Yakup GÜVEN

 

 

Av. Abdullah ZEYTUN

 

 

Av. Ercan YILMAZ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; güç kullanımı sonucu meydana gelen yaralanma ve bu olay nedeniyle yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının, herhangi bir karar olmaksızın alıkonulma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu; ceza infaz kurumunda açlık grevi yapan çocuklarına destek olmak amacıyla 2/5/2019 tarihinde yanındaki kişilerle birlikte bir parkta oturma eylemi yapmak istediği esnada polis memurlarının hukuka aykırı biçimde güç kullandığını, bunun sonucunda da vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar meydana geldiğini, gözaltına alınması için bindirildiği araçta tokat atıldığını, hakarete uğradığını, hukuka aykırı şekilde saatlerce gözaltında tutulduğunu iddia etmiştir.

3. Başvurucunun 2/5/2019 günü saat 20.22 sıralarında konuyla ilgili olarak polis merkezinde şikâyetçi sıfatıyla verdiği ifade üzerine soruşturma başlatılmıştır. İddiasına göre başvurucu, çocukları ceza infaz kurumunda açlık grevi yapan diğer annelerle birlikte bir parkta çocuklarına destek olmak amacıyla, oturma eylemi yapmak üzere bir parka gitmiştir. Bu esnada polis memurları başvurucunun da içinde olduğu topluluktan parktan ayrılmasını istemiştir. Başvurucu ve yanındaki kişilerin bunu kabul etmemesi üzerine polis memurları güç kullanmıştır. İki polis memuru başvurucuyu kollarından tutmuş ve bir polis memuru da arkasından gelerek boynundan ve saçından yakalayarak başvurucuyu kaldırmaya çalışmıştır. Bu esnada diğer polis memurları da başvurucunun sırtına, boynuna ve bacaklarına vurmuş ve başvurucu bayılmıştır.

4. Polis memurlarının düzenlediği 2/5/2019 tarihli tutanağa göre başvurucunun da aralarında olduğu ve kendilerini barış anneleri olarak tanımlayan grubun gösteri yapmak istemesi üzerine Valilik tarafından alınan yasaklama kararı uyarınca dağılması yönünde grup ikaz edilmiş, grubun ikazlara uymamakta ısrar etmesi üzerine gruptaki erkeklere müdahale edilerek bu kişiler yakalanmış, akabinde grubun açıklama yapıldıktan sonra dağılacağını beyan etmesi üzerine polislerin takibinde grup açıklama yapmış ve kendiliğinden dağılmıştır. Tutanakta başvurucuya karşı güç kullanıldığına ya da başvurucunun gözaltına alındığına dair herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Tutanaktan anlaşıldığına göre grubun toplanması ve dağılması 11.15-15.15 saatleri arasında olmuş, gruptaki erkeklere saat 12.30 sıralarında müdahale edilmiştir.

5. Soruşturma dosyasında başvurucu hakkında düzenlenmiş 2/5/2019 tarihli iki adli muayene raporu mevcuttur. Bunlardan birincisi özel bir hastanede görevli doktor tarafından saat 15.20 sıralarında düzenlenmiştir. Raporda başvurucunun "sol kolunun medial yüzünde bir tane 3x2 cm boyutunda mor renkli ekimoz, yine sol kolunun ön yüzünde 3 tane 1x1 cm boyutunda mor renkli ekimozlar, sağ kolunun lateral yüzeyinde en büşüğü 1x1,5 cm boyutunda sarı ve kahverengi renkli 3 adet ekimozlar, sol bacak alt 1/3 medial kısımında 1x1 cm boyutunda yeşil renkli ekimoz ve palpasyonla saçlı deride hassasiyet bulunduğu" belirtilmiştir. Saat 19.35 sıralarında düzenlenen ikinci rapor, başvurucunun kolluk birimine müracaatı sonrasında bir devlet hastanesinde düzenlenmiştir. Bu raporda ise başvurucunun "sol humerus medialinde yaklaşık 5 cm boyutunda ekimoz, sol tibia medialinde 2 cm boyutunda ekimoz ve yine sol humerus medialinde 3 adet nokta tarzı ekimoz mevcut olduğu, bunların basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği ve hayati tehlikesinin bulunmadığı" ifade edilmiştir.

6. Polis memurlarının düzenlediği 22/5/2019 tarihli CD İnceleme Tutanağı soruşturma dosyasına sunulmuştur. Söz konusu tutanakta, olay yerini gören kameraların görüntü kayıtlarının temin edildiği fakat incelemeyi yapan polis memurlarının bu konuda uzman olmamaları ve teknik imkânlara sahip olmamaları nedeniyle incelemenin verimli yapılmadığı özel olarak belirtilmiştir. Bununla birlikte görüntü kayıtları yine de izlenmiş, başvurucunun oturmakta olduğu noktanın kameranın görüş açısında yer almadığı, parkın dışında bir kadının kolluk görevlilerine direndiğinin görüldüğü ancak olayın nasıl gerçekleştiğinin tespit edilemediği ifade edilmiştir.

7. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma izni verilmesi için Valiliğe 30/9/2019 tarihinde yazı yazmıştır. Valilik, bu yazıya 20/1/2020 tarihinde cevap vermiş; yazı cevabında soruşturma izni talebi dosyasının 15/1/2020 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiğini belirtmiştir. Karar soruşturma dosyasına sunulmuştur. Kararda, olay hakkında bir emniyet amirinin hazırladığı 26/12/2019 tarihli ön inceleme raporunun sonuç kısmında yer alan başvuruculara güç kullanılmadığı ve incelenen kamera görüntüleri uyarınca da böyle bir duruma rastlanmadığı tespitleri uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine bu karar, Bölge İdare Mahkemesince kaldırılmıştır.

8. Başsavcılık 8/7/2020 tarihinde başvurucunun iddiaları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda Valiliğin hazırlattığı ön inceleme raporunun sonuç kısmında yer alan belirlemelere atıf yapıldığı ve başkaca değerlendirmede bulunulmadığı görülmüştür. Buna göre kararda, ön inceleme raporuna göre başvurucuya karşı güç kullanılmadığının tespit edildiği, incelenen kamera görüntülerinde de böyle bir duruma rastlanmadığı belirtilmiş; bu sebeple başvurucunun beyanlarının soyut olduğu kanaatine varılmıştır. Başvurucu, gözaltına alınması sonrasında bindirildiği kolluk aracında kendisine tokat atılıp hakaret edildiğini de belirterek anılan karara itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazı, Sulh Ceza Hâkimliğince11/3/2021 tarihinde reddedilmiştir.

9. Başvurucu, nihai kararı 15/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 12/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu, polis memurlarının sırtına, omzuna ve bacaklarına vurmalarından, hakaret etmelerinden ve bindirildiği polis aracında tokat atmalarından yakınmıştır. Ayrıca yeterli delil bulunmasına rağmen iddianame düzenlenmemesi nedeniyle olaylar hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olmamasından şikâyet etmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünde, değerlendirme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının gözetilmesi gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevap vermemiştir.

12. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Anayasa’nın 17. maddesi; “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında, bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014,§§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).

15. Başvuruya konu olay nedeniyle düzenlenen kolluk tutanağında olay günü saat 12.30 sıralarındaki güç kullanımının muhataplarından birisinin de başvurucu olduğuna ve başvurucunun gözaltına alındığına ilişkin bir bilgi yoktur. Bununla birlikte başvurucu; şikâyetçi sıfatıyla verdiği kolluk ifadesinde bir polis memurunun arkasından gelip boynundan ve saçından yakalayarak kendisini kaldırmaya çalıştığını, bu esnada orada bulunan diğer polis memurlarının sırtına, boynuna ve bacaklarına vurduğunu iddia edip olaylar devam ederken bayıldığını öne sürmüştür. Kolluk müdahalesinden yaklaşık üç saat sonra özel bir hastanede görevli doktor tarafından düzenlenen adli muayene raporunda farklı renklerdeki çeşitli ekimozlardan bahsedilmiştir. Başvurucunun konuyla ilgili şikâyeti üzerine devlet hastanesinde görevli bir doktor tarafından alınan adli muayene raporunda da başvurucunun vücudundaki bazı ekimozlar tarif edilmiştir. Böyle bir durumda Cumhuriyet savcısı, oluşum sürelerini gözeterek farklı renklerdeki ekimozların kaynağı ve bu ekimozların başvurucunun iddia ettiği eylemlerin sonucu olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alması gerekirken bilirkişi incelemesine başvurmamıştır. Olay yerini gören görüntü kayıtlarını gerekli uzmanlık bilgisi ve ekipmanlara sahip kişilere incelettirmemiştir. Toplantıya müdahale eden kolluk görevlilerinin ve görgü tanıklarının tespitinin ve beyanlarının alınması için gerekli adımları atmamıştır. Cumhuriyet savcısı, başvurucunun vücudunda tespit edilen tıbbi bulgularla ilgili bir değerlendirme yapmadan, sadece Valiliğin soruşturma izni işlemleri kapsamında bir emniyet amirine hazırlattığı ön inceleme raporunu esas alarak başvurucunun iddialarının soyut olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

16. Tespit edilen hususlar kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılması için yeterlidir.

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

18. Kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği iddialarının incelenebilmesi için olayı çevreleyen maddi koşullar, inceleme yapmaya olanak verecek şekilde aydınlatılmalıdır. Başvuruya konu olayda olayı çevreleyen koşullar yeterince aydınlatılmadığından bu aşamada kötü muamele yasağının maddi boyutu yönünden inceleme yapılması mümkün görülmemiştir.

B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucunun herhangi bir karar olmaksızın hukuka aykırı biçimde polis memurları tarafından alıkonulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasının Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya [2. B.], B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150 kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

20. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

21. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

23. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

24. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2019/43686) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 27/5/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Aysel Tufan [1. B.], B. No: 2021/31417, 27/5/2025, § …)
   
Başvuru Adı AYSEL TUFAN
Başvuru No 2021/31417
Başvuru Tarihi 12/4/2021
Karar Tarihi 27/5/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, güç kullanımı sonucu meydana gelen yaralanma ve bu olay nedeniyle yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının, herhangi bir karar olmaksızın alıkonulma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Yakalama, gözaltı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Kötü muamele yasağı Toplantı ve gösteri yürüyüşüne güç kullanarak müdahale İhlal Yeniden soruşturma
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi