|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
YUSUF MEMİŞ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2020/15781)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 17/7/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Mustafa Erdem ATLIHAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Yusuf MEMİŞ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Esad MEMİŞ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının yanında ceza infaz kurumu ve Yargıtay binasında gerçekleştiği iddia edilen diğer muameleler nedeniyle yapılan şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olduğu gerekçesiyle 20/7/2016 tarihinde tutuklanarak Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) götürülmüştür (15 Temmuz darbe girişimine ilişkin arka plan bilgisi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017). Başvurucunun başvuru tarihinde Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı görülmüştür.
3. Başvurucu 19/9/2019 tarihinde barındırıldığı İnfaz Kurumunda kötü muameleye uğradığı iddiasıyla Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette bulunmuştur. Başvurucu, şikâyetinde;
i. 20/7/2016 tarihinde İnfaz Kurumuna girişinde usulsüz (detaylı/çıplak) arama yapıldığını,
ii. İnfaz Kurumuna girişinde kendisine nevresim takımı verilmediği gibi İnfaz Kurumunda kaldığı A-3 ve A-5 koğuşları 16 kişi için planlanmışken 32 ile 35 kişi olacak şekilde kalabalık ve olumsuz şartlarda barındırıldığını, yerde yatmak zorunda kaldığını,
iii. A-5 koğuşunda barındırıldığı dönemde bir gece yattığı yerden aniden doğrulması sebebiyle başını pencerenin demir çerçevesine çarpıp yaralandığını, acil butonu ile çağırdığı görevli infaz koruma memurlarına revire gitmek istediğini söylediğini ancak götürülmediğini, bu görevlilerin kendisine küfredip hakaret ettiklerini,
iv. Devam eden yargılaması için getirildiği Yargıtay binasının avlusunda ve içinde gerekmediği hâlde ve teşhir amacıyla kelepçeli şekilde duruşma salonuna götürüldüğünü, böylelikle onurunun kırıldığını, yine duruşmaları beklediği Yargıtay nezarethanesinde de uzun süre kelepçeli olarak tutulduğunu, 26/2/2018 tarihinde duruşma için götürüldüğü Yargıtay binasında yaklaşık 11 saat kendisine yiyecek verilmediğini, sadece su içebildiğini, bilinçli olarak aç bırakıldığını, 15/1/2019 tarihinde götürüldüğü Yargıtay ek binasında kendi duruşması sona ermesine rağmen bir başka mahpusun duruşmasının bitmesinin beklendiği gerekçesiyle yaklaşık 12 saat süreyle aç ve susuz bekletildiğini,
v. 26/2/2018 tarihinde tutuklu olarak barındırıldığı Sincan 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma görevlilerince avukat görüşü olduğu gerekçesiyle koğuşundan çıkarılıp koridorda itilip kakıldığını ve sözlü şiddete maruz kaldığını,
vi. 16/10/2018 tarihinde götürüldüğü Sincan 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda da kalabalık koğuşta barındırıldığını, 16/10/2018 tarihinden 2/11/2018 tarihine kadar düzenli olarak kullanmak zorunda olduğu ilaçlarının kendisine verilmediğini, ilaçlarını kullanamadığı için 1/11/2018 tarihinde koğuşta bayıldığını, acil butonu kullanarak çağrılan infaz koruma memuru tarafından götürüldüğü revirde ölçülen tansiyonu anormal çıkmasına rağmen ilaçlarının yine verilmediğini, su istediğinde bir infaz koruma görevlisinin elindeki su şişesini verecekmiş gibi yapıp vermediğini, "Lan terörist hain sana su yok, susuzluktan geber burada!" dediğini, tedavisi için hiçbir işlem yapılmayarak iki saat kadar önce zeminde, sonra getirilen bir sedye üzerinde bekletildiğini, gelen jandarma görevlisinin kelepçe takarak tabutluk diye adlandırılan araçla kendisini İnfaz Kurumu kampüsündeki revire götürdüğünü ileri sürmüş; infaz koruma görevlilerinden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.
4. Başsavcılıkça başlatılan soruşturmada 10/2/2020 tarihli kararla, Yargıtay ana binası ve ek binasında yaşandığı iddia edilen olaylar bakımından soruşturma yetkisinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu gerekçesiyle tefrik kararı verilmiştir.
5. Başsavcılık, başvurucunun barındırıldığı infaz kurumlarına yazdığı müzekkerelerle olaylara ilişkin olarak bilgi verilmesi, varsa ilgili evrak ve kamera görüntülerinin gönderilmesini istemiştir.
6. İnfaz kurumlarının yazdığı müzekkere cevaplarından FETÖ/PDY darbe girişimi nedeniyle kurumlarda normal kapasitenin üzerinde mahpus barındırıldığı ancak İnfaz Kurumuna girişte tüm mahpuslara yatak, battaniye, yastık ve nevresim takımı verildiği, başvurucunun İnfaz Kurumunda kaldığı 2,5 aylık dönemde üç kez kurum revirine çıkarıldığı ancak şikâyetinde belirttiği yaralanmaya ilişkin olarak bir talebinin ya da kurum kayıtlarında böyle bir olayın yaşandığına dair bir bilginin olmadığı, kamera görüntülerinin olayın üzerinden altı ay geçmesi nedeniyle bulunamadığı, başvurucunun 26/2/2018 günü saat 09.02'de avukatıyla görüştürüldüğü, saat 09.50'de avukatının çıkış yapmasıyla görüşün sonlandığı, başvurucunun iddia ettiği gibi darp, hakaret, tehdit olayı yaşanmadan koğuşuna bırakıldığı, 1/11/2018 tarihinde acil olarak Kampüs Devlet Hastanesine sevk edildiği, muayene sonrasında ilaçlarını kullanmasının gerekli olduğuna yönelik doktor raporu verildiğinden kendisine ilaçlarının temin edilerek verildiği ancak aile hekimliğine sunduğu 21/1/2019 ve 25/1/2019 tarihli dilekçelerde hastane sevklerine gitmeyeceğini belirttiğinden hastaneye sevkinin yapılamadığının bildirildiği görülmüştür.
7. Başvurucunun kendisi hakkında başvuru formunda sunduğu ya da soruşturma dosyasında bulunan bir sağlık raporu olmadığı görülmüştür.
8. Başsavcılık 20/2/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, bu kararına gerekçe olarak başvurucunun iddialarına ilişkin somut herhangi bir delil bulunamadığını göstermiştir. Başvurucunun karara yaptığı itiraz Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 3/4/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
9. Başvurucu, nihai hükmü 15/4/2020 tarihinde öğrendikten sonra 4/5/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
12. Başvurucu; bireysel başvuru dilekçesinde, İnfaz Kurumuna girişte detaylı aramaya tabi tutulduğunu, İnfaz Kurumunda kalabalık koğuşlarda ve olumsuz şartlarda barındırıldığını, infaz koruma memurlarının sözlü şiddet uyguladığını, sağlık yardımından gerektiği gibi yararlandırılmadığını, Yargıtaya götürüldüğünde onur kırıcı şekilde ve elleri kelepçeli olarak vatandaşlara teşhir edildiğini, götürüldüğü Yargıtay binasında aç ve susuz şekilde uzun süre bekletildiğini ifade ederek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Aynı zamanda bu iddialarına ilişkin olarak yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın etkili şekilde yürütülmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının da ihlal edildiğinden yakınmıştır.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, olaya ilişkin sürece detaylı olarak yer verilmiş; konuya dair insan hakları yargısı içtihadı hatırlatılmış ve değerlendirme yapılırken bu hususların dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.
14. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında ve ceza infaz kurumunda tutulma şartları yönünden, Yargıtay binasındaki muameleler yönünden ve diğer iddialar yönünden ayrı alt başlıklar hâlinde incelenmiştir.
A. Ceza İnfaz Kurumunda Tutulma Koşulları Yönünden Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
15. Başvurucu; iki farklı ceza infaz kurumunda tutuklu sıfatıyla barındırıldığı süre boyunca 16 kişi için planlanmış koğuşlarda 32-35 kişiyle kaldığını, bu nedenle yerde yattığını, ayrıca İnfaz Kurumuna girişte kendisine nevresim takımı verilmediğini ileri sürmüştür.
16. Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılan tutuklu ve hükümlüler, genel olarak Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olduğu hâllerde sahip olunan haklar sınırlanabilir (Turan Günana [1. B.], B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
17. Anayasa'nın 17. maddesi, ceza infaz kurumunda tutulan bir mahpusun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını da koruma altına almaktadır. Bu sebeple infazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışlar, mahpuslara özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet vermemelidir (Turan Günana, § 39).
18. Tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiği iddiaları yönündensağlanması gereken bir başvuru yolunun etkili olduğunun kabul edilebilmesi için söz konusuyolun ihlali önleyebilmesi ve tamamlayıcı bir unsur olarak tutulma koşullarından zarar gören kişilere makul bir tazminat imkânı sunabilmesi gerekir. Eş ifadeyle yol, önleyici ve telafi edici nitelikte olmalıdır. Şikâyet edilen tutulma koşulları ortadan kalkmamış ise yalnızca telafi edici yolların varlığı, kötü muameleye maruz kalan kişilere yapılanları kısmen veya zımnen meşrulaştırmış ve devletin tutulma koşullarını Anayasa'nın güvence altına aldığı standartlara yükseltme yükümlülüğünü kabul edilemez bir şekilde azaltmış olur (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 72).
19. Şikâyet edilen tutulma koşulları kişinin disiplin cezasının sona ermesi, kişinin tahliye edilmesi veya koşulların sonradan düzeltilmesi gibi bir nedenle sona ermişse artık tutulmadan kaynaklanan ihlalin devam ettiği söylenemez. Ayrıca sona eren tutulma koşullarının geleceğe yönelik olarak düzeltilmesinin istenmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu itibarla şikâyet edilen tutulma koşullarının sona erdiği durumlarda ihlali önleyici ya da tutma koşullarının geleceğe yönelik olarak düzeltilmesini temin edici hukuk yollarına başvurulması anlamını yitirmekte, uğranılan zararları tazmin edici mekanizmaların varlığı yeterli hâle gelmektedir. Dolayısıyla sözü edilen hâllerde etkili hukuk yolunun tazminat davası yolu olduğu söylenebilir (idari gözetimi sona eren yabancılar yönünden yapılan aynı yöndeki değerlendirme için bkz. B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 49).
20. Somut olayda başvurucu, başvuruyu yaptığı tarihte Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulmaktadır. Dolayısıyla şikâyet edilen tutulma koşulları başvurudan önce ortadan kalkmasına rağmen başvurucu, tutulma koşullarının sona ermesinin sonrasında tazminat davası yolunu tükettiğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunmamış; bahsi geçen yolun etkisiz olduğunu öne sürmemiştir. Bu sebeple başvurucunun hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeden başvuru yaptığı sonucuna varılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Yargıtay Binasındaki Muameleler Yönünden Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucunun devam eden yargılaması sırasında Yargıtay binasına götürüldüğünde gerçekleştiğini ileri sürdüğü kötü muamele iddialarına ilişkin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada Başsavcılıkça tefrik kararı verildiği görülmüştür. Başvurucu, Başsavcılıkça verilen tefrik kararı sonrası soruşturma sürecinin akıbetine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır (bkz. § 4). Şu hâlde tefrik kararı sonrası başlatılan ceza soruşturması kapsamında ne karar verildiği, ne zaman verildiği, bu kararın başvurucuya ne zaman tebliğ edildiği gibi önemli hususlarda gerekli bilgi ve belge başvuru dâhilinde sunulmamıştır. Başka bir ifadeyle başvurucu, bu iddialarına ilişkin olağan kanun yolunu tükettiğini açıkça gösterebilmiş değildir.
23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İddialar Yönünden Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
24. Başvurucu; tutuklanmasının ardından getirildiği infaz kurumunun girişinde detaylı aramaya tabi tutulduğunu, infaz koruma memurlarınca iki farklı zamanda kendisine sözlü şiddet uygulandığını, bilinçli olarak sağlık yardımından faydalandırılmadığını veya geç faydalandırıldığını ileri sürmüştür.
25. İspat külfetinin devlete geçtiği durumların söz konusu olmadığı hâllerde kötü muameleye uğramaları nedeniyle mağdur olduklarını ileri süren kişiler, kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emare ve delilleri -haklı bir gerekçeleri olmadığı sürece- zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüdür. Olgulara dayanmayan yetersiz açıklamalar, iddiaların deliller ile desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu veya kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeler gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddianın savunabilir olduğundan, dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemez. Kaldı ki iddialarını güçlü bir dayanakla birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirmemeleri hâlinde mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerinin söylenebilmesi mümkün değildir (Beyza Metin [1. B.], B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45-47).
26. Başvurucunun tutuklanmasının ardından getirildiği infaz kurumu girişinde detaylı (çıplak) aramaya alındığı iddiasına ilişkin ayrıntılı açıklamada bulunmadığı görülmüştür. Başvurucu; hangi kıyafetlerinin çıkarıldığı, ne kadar süre ve ne şekilde (elle, X-Ray cihazından geçirilerek vb.) arandığı, giysileri çıkarıldıktan sonra giymesi için önlük verilip verilmediği, kaç kişinin bulunduğu bir ortamda aramanın gerçekleştirildiği gibi değerlendirmeye yarayacak bilgileri Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Başvurucunun infaz koruma memurlarının aşağılama veya küçük düşürme amacıyla hareket ettiğini iddia etmediği, aramanın şeklinden de yakınmadığı dikkate alındığında iddiasının savunulabilir olmadığı değerlendirilmiştir.
27. Başvurucu, kolluk görevlilerinin sözlü şiddette bulunduklarını ve bilinçli olarak sağlık yardımından geç yararlandırıldığını ileri sürmüşse de başvurucunun bu iddialarını destekler mahiyette bir veri sunmadığı ve dosya kapsamındaki mevcut delillerin de iddiasını desteklemediği görüldüğünden bu iddianın da savunulabilir bir iddia olmadığı ve açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
28. Ayrıca başvurucunun başvuru tarihine en yakın tarih olan 2/11/2018'de gerçekleştiğini iddia ettiği kötü muamele iddialarını özen yükümlülüğü ile bağdaşmayacak şekilde, son olayın yaşandığını ileri sürdüğü tarihten gözaltının üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra 19/9/2019 tarihinde ileri sürmesi de kötü muamele iddialarının ciddiyeti üzerinde haklı bir şüphe uyandırmaktadır. Sonuç itibarıyla başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin savunulabilir bir iddia ortaya koyamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Ceza infaz kurumunda tutulma koşulları yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargıtay binasındaki muameleler yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer iddialar yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 17/7/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.