logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanma Kılavuzu English

(Seyran İlhan, B. No: 2020/488, 15/5/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SEYRAN İLHAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/488)

 

Karar Tarihi: 15/5/2020

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Tuğba TUNA IŞIK

Başvurucu

:

Seyran İLHAN

Vekili

:

Av. Halit EKİNCİ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında aylık bağlanması istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma, yaşam ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/12/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucunun oğlunun 18/3/1986 tarihinde meydana gelen terör olayında hayatını kaybetmesi sebebiyle 5233 sayılı Kanun'un Geçici 5. maddesi gereğince aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvuru Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) tarafından reddedilmiştir.

7. Başvurucu, söz konusu başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle Ankara 16. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 16/11/2017 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

8. Davalı SGK'nın Mahkeme kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusu, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 13/11/2019 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve davanın reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, 5233 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi ile 19/7/1987 tarihinden sonraki terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar görenlerin kanun kapsamına alındığını, başvurucunun oğlunun anılan tarihten önce hayatını kaybetmesi nedeniyle Kanun kapsamında aylık bağlanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

9. Nihai karar başvurucuya 1/12/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu 26/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

11. 5233 sayılı Kanunu’nun Geçici 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “ Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde, 19.7.1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır.

..."

12. 5233 sayılı Kanunu’nun Geçici 5. maddesi şöyledir:

"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen terör olayları sebebiyle malul olanların kendilerinin, hayatını kaybedenlerin ise hak sahibi yakınlarının müracaatları halinde; ek 1 inci maddede belirtilen koşulları taşımaları kaydıyla aynı maddede belirtilen usul ve esaslar ile aylık miktarları üzerinden ve bu maddenin yayımı tarihini takip eden ay başından itibaren 5510 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslara göre aylığa hak kazanırlar. Ancak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönem için herhangi bir ödeme yapılmaz."

B. Danıştay İçtihadı

13. Danıştay Onbeşinci Dairesinin 5/11/2018 tarihli ve E.2016/5789, K.2018/7179 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Yukarıda belirtilen maddeler kapsamında 5233 sayılı Kanun’un Geçici Madde 1 hükmü ilekanunun uygulama süresinin belirlendiği; 4/7/2012 tarihinde Ek Madde 1 ve Geçici 5. madde ile getirilen aylık bağlanması hususu incelendiğinde; ilgili kanunun sistematiği, söz konusu maddelerin Geçici 1. madde hükmünü aylık bağlanması hususunda ortadan kaldıracak ayrıca yeni ve açık bir düzenleme getirmediği ve ilgili düzenlemelerden aylığın belirlenmesi usulünde aynı kanunun 9. maddesi hükmüne atıf yaptığı da göz önünde tutularak 5233 sayılı Kanunun uygulama süresinin aylık bağlanması hususunda da geçerli olduğu görülmüştür.

 Bu halde; davacının talebine dayanak yaptığı olayın 19.07.1987 tarihinden önce meydana geldiği görüldüğünden, talebin reddine ilişkin idare işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. İdare Mahkemesi tarafından dava konusu olayın 5233 sayılı Kanunu'nun Geçici 1. Maddesi hükmüne göre kanun kapsamında bulunmadığından talebin reddi yolunda karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 15/5/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

15. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

16. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu 5233 sayılı Kanun'un aylık bağlanmasına ilişkin düzenlemesinde zaman bakımından bir sınırlama getirilmediği gerekçesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucunun şikâyeti adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından incelenmiştir.

19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

20. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, oğlunun hayatını kaybetmiş olması sebebiyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. Başvurucunun yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti, 5233 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması istemiyle yürütülen sürecin olayın gerçekleşme koşullarını aydınlatıp bu şekilde maddi gerçeği ortaya çıkarabilecek ve gerektiğinde varsa olayın sorumlularının cezai yaptırımlar ile hesap vermesini sağlayabilecek nitelikte değildir. Bu açıdan 5233 sayılı Kanun'da öngörülen aylık bağlanması yolunun somut olaydaki şikâyet bakımından etkili bir yol olmadığı kanaatine ulaşılmıştır (Özeyir Kocakaya, B. No: 2014/1457, 14/11/2018, §§ 57, 59).

24. Bu itibarla olayın niteliği ile başvurucunun iddiası birlikte dikkate alındığında başvuruda yaşam hakkı kapsamında başvuru yollarının tüketilmesi kuralı bakımından bir değerlendirme yapılırken idari yargı merciinde görülen tazminat davasının değil olaya ilişkin ceza soruşturmasının nazara alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Özeyir Kocakaya, § 60). Başvurucu ise ceza soruşturmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmamıştır.

25. Bu itibarla somut olayın niteliği ile başvurucunun iddiası birlikte değerlendirildiğinde başvuruda yaşam hakkı kapsamında başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmamış olması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

28. Bir mülk veya alacakla ilgili olarak hak iddia eden kişinin söz konusu hakkın varlığını hukuken ispat etmesi gerekir. Başvuru konusu olayda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değer veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklenti bulunmadığı anlaşılmaktadır (Benzer yönde bkz. Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §§ 26, 31).

29. Açıklanan gerekçelerle, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/5/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Seyran İlhan, B. No: 2020/488, 15/5/2020, § …)
   
Başvuru Adı SEYRAN İLHAN
Başvuru No 2020/488
Başvuru Tarihi 26/12/2019
Karar Tarihi 15/5/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında aylık bağlanması istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma, yaşam ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (İdare) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (idare) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Mülkiyet hakkı Mülkiyetin Korunması Konu Bakımından Yetkisizlik
Yaşam hakkı Terör olaylarında ölüm, ağır yaralanma Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5233 Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun geçici 1
geçici 5
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi