logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Burak Sakin, B. No: 2020/619, 26/7/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BURAK SAKİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/619)

 

Karar Tarihi: 26/7/2022

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Cafiye Ece YALIM

Başvurucu

:

Burak SAKİN

Vekili

:

Av. Musa Kazım ÖZOK

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması olayına ilişkin açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

4. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Hatay'ın Samandağ ilçesi Jandarma Komutanlığına bağlı Batıayaz Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa eden başvurucu, 24/10/2014 tarihinde nöbet tutmakta iken saat 02.40 sıralarında silahını çene altına dayayıp ateş ederek intihara kalkışmış, bunun sonucunda ağır yaralanmıştır.

7. Başvurucu; önce Antakya Devlet Hastanesine, daha sonra Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine, oradan daGülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) sevk edilerek tedavi altına alınmıştır. GATA Sağlık Kurulunun 30/1/2015 tarihinde düzenlediği raporda başvurucunun ateşli silah yaralanmasına bağlı dış görünümü bozan deformite (şekil bozukluğu), maksilla (üst çene kemiği) ve mandibula (alt çene kemiği) kısmi harabiyeti teşhisi ile askerliğe elverişli olmadığı tespit edilmiş; başvurucunun terhis işlemleri yapılmıştır.

8. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) olay ile ilgili olarak derhâl soruşturma başlatmıştır.

9. Askerî Savcılık, olay yerinde gerekli incelemeler yapmış; başvurucu adına zimmetli olup olay yerinde bulunan G3 piyade tüfeğini Jandarma Astsubay Üstçavuş S.U.nun emniyete aldığı, olay yerinde ayrıca iki boş kovan ile bir adet mermi çekirdeği olarak değerlendirilen bir metal parçasının bulunduğunu, bunların incelenmek üzere Jandarma Kriminal Daire Başkanlığına gönderildiğini belirtmiştir.

10. Başsavcılık başvurucunun olay yerinde bulunan cep telefonunda yapılan incelemede olay günü kız arkadaşı ile yoğun şekilde mesajlaştığını, kız arkadaşının ilişkiyi bitirmek istediğini, başvurucunun bunu kabul etmek istemediği, ölmek istediğini söylediği, en son 02.30'da mesajlaştıklarını, 02.40'ta ise olayın meydana geldiğini tespit etmiştir.

11. Jandarma Kriminal Daire Başkanlığınca düzenlenen uzmanlık raporunda başvurucudan alınan svaplarda, başvurucuya ait şapka, boğazlık, gömlek ve pantolon üzerinde atış artıklarının tespit edildiği, başvurucunun kıyafetlerinde delinme bulunmadığı için atış mesafe ve yönünün tespit edilemediği bildirilmiştir.

12. Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 24/10/2014 tarihli raporda; baş boyun muayenesinde moksilofosial (ağız, çene, yüz cerrahisi ile ilgili) travma, burun orta hattan boyna kadar uzanan doku defekti, mandibula fraktürü (alt çene kemiği kırığı) perlobital ekimoz (rakun göz), ödemin bulunduğu, hayati tehlikesinin olup yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu ifade edilmiştir.

13. 30/10/2014 tarihinde disiplin işlemlerine esas olmak üzere Jandarma Bölge Komutanlığı İdari Tahkikat Heyeti idari tahkikat raporu düzenlemiştir. Raporda başvurucunun ruhsal herhangi bir sorununun olmadığı, Rehabilitasyon Danışma Merkezi (RDM) kaydının bulunmadığı, amirleri ve arkadaşları tarafından sevildiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca Karakol Komutanlığı içinde cep telefonu bulundurması nedeniyle yasak edilen malzemeyi bulundurma disiplin suçundan başvurucu, bu konuda denetim görevini ihmal ettiği tespit edilen jandarma Astsubay Üstçavuş S.U. ayrıca başvurucunun cep telefonu kullandığını bildiği hâlde amirine bildirmemesi nedeniyle nöbetçi Çavuş A.Ç. hakkında yasal işlem yapılması gerektiği kanaati bildirilmiştir.

14. GATA Komutanlığının 26/12/2014 tarihli raporunda başvurucunun hayati tehlikesinin bulunduğu, şikâyetlerinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olmadığı, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.

15. Başvurucu 7/4/2015 tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından alınan ifadesinde ağzından yaralandığı için konuşamamakla birlikte anlama ve duyma yeteneklerinde bir sorun olmadığı için sorulara yazılı cevap vereceğini belirtmiştir. Başvurucu bu ifadesinde gece nöbette iken üzerine zimmetli G3 piyade tüfeğini o anki psikolojik durumundan dolayı çenesine dayadığını, iki el ateş ettiğini, olay anında yanında kimsenin bulunmadığını, olaydan on dakika önce kız arkadaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde kız arkadaşının kendisinden ayrılmak istediğini öğrendiğini, psikolojik sorunları olduğundan tamamen kendi iradesiyle ve ölme niyetiyle olayı gerçekleştirdiğini ifade etmiştir.

16. Başvurucunun aynı tarihte yazılı olarak verdiği ek ifadesinde; olay günü girdiği bunalım nedeniyle kendini öldürmek maksadıyla ağzına ateş ettiğini, askere gelmeden önce babasının ölümü nedeniyle büyük bir ruhsal çöküntü yaşadığını, Bursa Fomara Çocuk Hastanesinde altı ay ilaçlı tedavi gördüğünü, askere gelinceye kadar da bu rahatsızlığının devam ettiğini, askerlik şubesine bu durumu bildirdiğini, acemi birliğinde vücudundaki çiziklerin RDM tarafından görülmesi üzerine antisosyal kişilik bozukluğu ve madde kullanımı tanısı konulduğunu, bu durumun sağlık karnesine yazılı olmasına rağmen silahlı nöbet görevi verildiğini, oysa bu görevi istemediğini ve bunun arkadaşları tarafından da bilindiğini, hastalığı ile ilgili tedavi ve ilgi görseydi bu olayın meydana gelmeyeceğini belirtmiştir.

17. Tanık sıfatıyla beyanı alınan Jandarma Er Y.U. beyanında başvurucunun can dostu (askerlerin birliklerine intibaklarını kolaylaştırmak için kurulan askerî bir uygulama) olduğunu, başvurucunun neşeli bir yapısı olduğunu, ailevi bir sorununun bulunmadığını, kız arkadaşı ile zaman zaman tartışıp daha sonra barıştıklarını belirtmiştir.

18. Askerî Savcılıkça yapılan soruşturma sonucunda 12/5/2015 tarihinde başvurucunun yaralanmasında kusur atfedilecek, intihara yönlendiren bir kimsenin bulunmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

19. Başvurucu, maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığına başvurmuş; talebi ile ilgili cevap verilmemesi üzerine 17/11/2015 tarihinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde;8/9/2013 tarihinde de ruhsal rahatsızlıkları nedeniyle intihara kalkıştığını, askere alınmadan önce Bursa Fomara Çocuk Hastanesinde altı ay ayakta ilaçlı tedavi gördüğünü, üzerinden uzun zaman geçtiği için tedaviye ilişkin belgelerin hastane kayıtlarından çıkarılamadığını, ruhsal rahatsızlığı olmasına rağmen askere alınarak silahlı nöbet tutmak zorunda bırakıldığını, askerlik şubesi aracılığıyla aile hekimliğine gönderilerek yoklamada kullanılmak üzere doldurulan bilgi formunda ameliyat olup olmadığına ilişkin bölüme burun ameliyatı olduğunu yazdığını, çekindiği için intihara teşebbüs eyleminden söz etmediğini, askere gitmeden önce yeterli bir denetim yapılmadığını, intihara teşebbüs etmesi sonucunda ağır yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğunu belirterek 500 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

20. AYİM Başsavcılığı 25/2/2015 tarihli görüşünde bir yükümlülüğün ifası sırasında devletin sorumluluğu ve teminatı altında bulunan başvurucunun intihara teşebbüs etmek suretiyle hayatına son vermek istediği olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluk gereğince tazminat ödeme yükümlülüğü olduğunu belirtmiştir.

21. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile Anayasa'ya geçici 21. madde eklenmiş; geçici 21. maddenin (E) fıkrasının birinci cümlesine göre Askerî Yargıtay, AYİM ve askerî mahkemelerin kaldırıldığı ifade edilmiştir. Aynı fıkranın son paragrafına göre kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyaların ise ilgilisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderileceği öngörülmüştür.

22. AYİM'in kaldırılmasından sonra dosyanın Bursa İdare Mahkemesine (İdare Mahkemesi) gönderilerek yapılan yargılaması sonucunda İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İdare Mahkemesi 10/9/2019 tarihli gerekçeli kararında; başvurucunun askere alınmadan önce kayıt kabul muayene değerlendirme anketi, psikolojik danışma özet formu, sağlık durumu bilgi formu doldurarak bunları imzaladığını, daha önce psikolojik rahatsızlık geçirmeyip genel sağlık durumunun iyi olduğunu beyan ettiğini, Jandarma Bölge Komutanlığınca düzenlenen idari tahkikat raporunda başvurucunun askerlik yaptığı süre içinde ruhsal bir sorununun olmadığının belirtildiğini, intihara teşebbüs eyleminin başvurucunun şahsi hayatını ilgilendiren anlık psikolojik sorunların etkisiyle meydana geldiğini, başvurucunun kimsenin etkisi olmaksızın görevi gereği kendisine teslim edilen silah ile kendini vurması şeklinde meydana gelen olaydan dolayı, zararlı sonuç ile eylem arasında nedensellik bağının ortadan kalktığını değerlendirmiştir. İdare Mahkemesi başvurucunun eyleminin idari eylem olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, maddi ve manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmiştir.

23. Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde askere alınmadan önce de intihara kalkıştığına dair belgenin bulunduğunu, 30/10/2014 tarihli idari tahkikat raporunda hizmet kusurunun ve kusurlu personelin tespit edildiğini, idari bir tasarrufla tabi tutulduğu yükümlülüğünü ifa etmek amacıyla silah altına alındığı bir sırada intihara teşebbüs ettiğini ileri sürürek İdare Mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

24. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) 19/11/2019 tarihli kararıyla başvurucunun istinaf isteminin reddine karar vermiştir. Anılan karar 12/2/2020 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Anayasa Mahkemesinin 26/7/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, askere gitmeden önce de intihara teşebbüs ettiğini, askere sevkinden sonraSöğüt Jandarma Ulaştırma Birliğinde kendisine antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi konularak bunun sağlık karnesine işlendiğini, bu nedenle usta birliğine şoför olarak gidemediğini ancak bu konuya ilişkin bilgi ve belgeyi bulamadığını, yoklama sırasında düzenlenen sağlık bilgi formunun doğru şekilde doldurulmadığını, ruh sağlığı bozuk askerlere silahlı nöbet hizmeti verilmemesine rağmen kendisine silahlı nöbet tutturulduğunu belirtmiş; idarenin hizmet kusuru nedeniyle açtığı tam yargı davasının reddedilerek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

2. İddiaların Nitelendirilmesi Yönünden

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, ateşli silah ile intihar etmesinde idarenin hizmet kusuru olduğu hâlde açılan tam yargı davasının reddedilmesinden şikâyet etmektedir. Öncelikle incelenmesi gereken konu, olay nedeniyle yaralanan başvurucunun şikâyetinin yaşam hakkı kapsamında incelenip incelenemeyeceğidir.

29. Ölümün gerçekleşmediği bazı hâllerde de başvuru; maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki etkisi değerlendirilerek yaşam hakkı ve dolayısıyla bu hakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenebilir (Mehmet Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20; Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 69; Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017, § 110).

30. Başvuruya konu olay, başvurucunun askerlik görevini ifa ettiği sırada nöbet tutarken silahını çene altına dayayıp ateşlemesisonucu gerçekleşmiştir. Başvurucu öldürücü niteliği bulunan bu eylemi nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati fonksiyonlarını etkileyecek şekilde yaralanmıştır. Bu sebeple başvurucunun tüm iddialarının yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

31. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.

32. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Devletin temel amaç ve görevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

34. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

35. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de geçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekir. Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede, basit bir ihmali veya değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî yetkililere atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74).

36. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve etkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk seviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin bulunması gerekmektedir. Devlet askerlik görevini zorunlu kıldığı için özellikle silahların kullanımı konusunda büyük bir titizlik göstermeli, psikolojik sorunları olan askerlerin tedavi edilmesini ve onlara yönelik uygun tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde, askerlik yaşamının doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan askerlerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin tedbirlerin ve emir-komuta zinciri içinde yer alan sorumlular tarafından işlenebilecek kusur ve hataların tespit edilmesini sağlayacak usullerin öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere alım sırasında kişilerin uygun denetimlerden geçirilmesi,askerlik öncesinde ve sırasında kişilere gerekli denetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem taşımaktadır (Sadık Koçak ve diğerleri, §§ 75, 76).

37. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde başvurucunun 24/10/2014 tarihinde nöbet yerinde ateşli silahla başından vurulmuş vaziyette bulunması olayı ile ilgili olarak Askerî Savcılığının resen bir soruşturmanın başlattığı ve delilleri muhafaza altına aldığı, GATA'nın başvurucunun ağır yaralanması sonucu askerliğe elverişli olmadığına dair rapor düzenleyerek terhis işlemi yapıldığı anlaşılmıştır.

38. Başvurucu, yazılı olarak alınan beyanlarında olay anındaki psikolojik durumundan dolayı girdiği bunalım sonucu intihara teşebbüs ettiğini ifade etmiştir. Bu durumda olayın intihara teşebbüs olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim Askerî Savcılıkça, başvurucunun yaralanmasında dışarıdan müdahale eden bir şahsın olmadığı,hiç kimsenin kasıtlı ya da taksirli bir davranışının bulunmadığı, başvurucunun kendi eylemi neticesinde olayın meydana geldiği belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

39. Başvurucu, bireysel başvuru formunda askere alınmadan önce de psikolojik sorunlarının bulunduğu ve intihar girişimi olduğu halde kendisine silahlı nöbet görevi verildiğini, intihara teşebbüs etmesinde idarenin hizmet kusuru olduğundan yakınmaktadır.

40. Bu durumda başvuru konusu olayda devletin başvurucunun yaşamını kendi eylemine karşı koruma yükümlülüğünün olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli olarak askerî yetkililerin başvurucunun intihar etme riskini bilip bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin, bilmeleri veya bilmeleri gerektiği hâlde de kendilerinden makul olarak beklenebilecek tedbirleri alıp almadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

41. Başvuru formu ve eklerinde başvurucunun askere alınmadan önce herhangi bir psikolojik rahatsızlıktan muzdarip olduğuna dair bir kayıt mevcut değildir. Her ne kadar başvurucu 8/9/2013 tarihinde intihar girişiminde bulunduğuna dair Bursa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenmiş epikriz formunu başvuru formuna eklemiş ise de belgenin incelenmesinde psikolojik rahatsızlığa ilişkin bir tespit bulunmamakta, psikiyatri konsültasyonunun yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Nitekim anılan belgede başvurucunun aynı gün salah ile taburcu olduğu belirtilmiştir. Başvurucu ayrıca Bursa Fomaro Hastanesinde altı ay süren bir psikolojik tedavi gördüğünü iddia etmiş ancak hastane kayıtlarına üzerinden zaman geçtiği için ulaşılamadığını belirtmiştir.

42. Başvurucuaskere alınmadan önce psikolojik bir rahatsızlığının olduğunu, daha önce de intihara teşebbüs ettiğini bu nedenle silahlı nöbet tutturulmasının idarenin hizmet kusuru olduğunu iddia etmektedir. Ancak başvurucu, psikolojik rahatsızlığını askere alınmadan önce yapılan yoklamada doldurulan formlarda belirtmediği gibi askere alındıktan sonra da görevini ifa ettiği süre boyunca dile getirmemiştir. Başvurucu yoklama sırasında yapılan ankette ''Daha önce ruhsal/psikolojik rahatsızlık geçirdiniz mi?'' sorusuna ''Hayır'.' olarak cevap vermiştir. Ankette yer alanailevi probleminin olup olmadığına ilişkin sorularaolmadığı yönünde cevap verdiği, askerliğini silahlı silahsız en iyi şekilde yapabileceğini beyan ettiği, genel sağlık durumunun iyi olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.

43. Bu durumda somut olayda incelenmesi gereken asıl sürecin askerlik dönemi olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun askerlik yaptığı dönemde yürürlükte bulunan 24/11/1986 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 86/11092 sayılı mülga Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 15. maddesinde, ilgili raporların alınması hâlinde kişi askere alındıktan sonra da hakkında "Askerliğe elverişli değildir." kararının alınabileceği belirtilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 19. maddesinde ise askerlik şubelerince birliklerine sevklerinden sonra geçici bir hastalığı tespit edilen er ve erbaşlara hava değişimi işleminin uygulanacağı ifade edilmiştir. Dosya içinde yer alan belgelere göre başvurucu hakkında bu nitelikte bir işlem yapıldığına dair bir veriye rastlanmamıştır. Başvurucu acemi birliğinde kendisine antisosyal kişilik bozukluğu teşhisinin konulduğunu iddia etmişse de başvurucunun bu iddiasını doğrular nitelikte bir bilgi ve belgeye de ulaşılamamıştır.

44. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde başvurucunun askerlik sürecinde hiçbir şekilde ruhsal problemleri olduğunu belirtmediği gibi sağlık kontrolü veya sağlık hizmeti almak istediğini belirten bir talepte bulunmadığı anlaşılmıştır. Askerî yetkililer de başvurucunun psikolojik rahatsızlığı olduğuna dair herhangi bir başkaca veriye ulaşmamıştır. Yetkililer tarafından hazırlanan tahkikat raporunda da başvurucunun amirleri ve arkadaşları ile arasında bir sorun yaşanmadığı belirtilmiştir. Bu durumda başvurucunun intihara teşebbüs edebileceği şüphesini ortaya koyan gerçek ve somut bir verinin gerek askere alım işlemleri sırasında ve gerekse askerlik döneminde bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca başvurucunun yetkililerin dikkatini çekebilecek herhangi davranış bozukluğu sergilediğine ilişkin bir bilgi veya belge de bulunmamaktadır.

45. Başvurucunun silahlı nöbet görevi sırasında telefon yoluyla mesajlaştığı kız arkadaşının kendisinden ayrılmak istediğini öğrendiği ve bu durumu kabullenmeyip ölmek istediği başvurucunun beyanları ile yetkili makamlarca telefonunun incelemesi ile sabittir.

46. Tüm bu hususlar ışığında askerlik öncesi hayatında ve askerliği sırasında intihar edeceğine işaret eden herhangi bir psikolojik rahatsızlığı veya davranışı bulunduğuna dair bir bilgi bulunmayan başvurucuya ilişkin olarak askerî yetkililerin intihar riskini bilmeleri gerektiği söylenemez. Yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda insan davranışının öngörülemezliği dikkate alındığında koruma yükümlülüğü yönündeki pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır. Dolayısıyla başvurucunun o anki psikolojik durumu nedeniyle anlık gelişen intihar girişiminde idarenin yaşamı koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz edilemeyecektir.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 26/7/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Burak Sakin, B. No: 2020/619, 26/7/2022, § …)
   
Başvuru Adı BURAK SAKİN
Başvuru No 2020/619
Başvuru Tarihi 26/12/2019
Karar Tarihi 26/7/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması olayına ilişkin açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin ihmali sonucu öldürülme, ağır yaralanma (askerde) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi