logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mustafa Temir, B. No: 2019/29730, 26/7/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MUSTAFA TEMİR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/29730)

 

Karar Tarihi: 26/7/2022

 

 

 

 

 

 

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Ayşe Didem ÖZDEMİR AKCA

Başvurucu

:

Mustafa TEMİR

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda görevli infaz koruma memurları tarafından darbedilme ve saçın zorla kesilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/8/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 19/7/2016 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme eyleminden yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmış; Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) alınmıştır.

9. Başvurucu, başvuru formunda Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde 20/7/2018 tarihinde yapmış olduğu savunması üzerine işlem başlatılmadığını belirtmiş; savunmaya ilişkin başkaca bilgi ve belge sunmamıştır.

10. Başvurucu, 12/9/2018 tarihinde Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucunun dilekçesindeki iddiaları özetle şöyledir:

i. 20/7/2016 tarihinden itibaren fotoğraf çektirmek için dilekçeler yazmış ve bireysel olarak fotoğrafları çekilmiştir.

ii. Oda arkadaşı F.Ç. 27/3/2017 tarihinde arkadaşları ile birlikte fotoğraf çektirmek için dilekçe yazmıştır. Aynı gün odada yapılan kısmi arama sırasında rutinin dışında işlemler gerçekleştirilmiştir. Odanın üst katında aramaya nezaret etmesi için oda arkadaşı F.Ç. görevli memurlarca üst kata alınmış, arkadaşının çığlık seslerini duyması üzerine endişeye kapılmıştır. Memurların aramaya nezaret eden koğuş arkadaşı ile beraber odadan ayrılmasının ardından 15 dakika sonra kurum berberhanesinden sorumlu memur gelerek kendisini kurum berberine götürmüştür. Bu esnada diğer iki memur da hazır bulunmuştur. Berberde on memur kendisini darbetmeye başlamış, memurlar tarafından kolları arkaya doğru kıvrılıp bastırılmak suretiyle zorla tıraş edilmiştir.

iii. Daha sonra memurlar tarafından kolları arkaya çevrilerek revire götürülmüştür. Burada memurlar muayeneyi gerçekleştiren doktora infaz koruma memuruna yumruk attığı bilgisi vermiştir. Bu bilgi gerçek dışıdır. Revirden sonra tabandan tavana kadar straforla kaplanmış yumuşak odaya (süngerli oda) götürülmüş, çok üşüdüğü hâlde 4-5 saat burada tutulmuştur. Çıkışta memurlarca "Şimdi git odanda adam gibi yat bir daha adam gibi dilekçe yazın ben burda senin gibileri çok yola getirdim rahat durmazsan görürsün." şeklinde tehdit edilmiştir.

iv. Yürütülen disiplin soruşturmasında pişmanlığını ifade etmediği hâlde tutanaklara pişman olduğuna ilişkin beyanları geçmiştir.

v. Doku hasarı sebebiyle el bileklerinde meydana gelen uyuşukluk iki ay süresince iyileşmemiştir.

11. Başsavcılığın 2018/29298 Sor. sayılı dosyası içine alınan 27/3/2017 tarihli kurum hekimi raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.

12. İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının soruşturma dosyası içine alınan 31/3/2017 tarihli ve 2017/159 sayılı kararı ile başvurucu hakkında sözlü savunmasında yaşanan olaylardan üzüntü duyduğunu ifade ettiği gerekçesiyle disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

13. Başsavcılık 23/10/2018 tarihinde Ceza İnfaz Kurumundan olay anını gösteren kamera kayıtlarını istemiş; Kurum, Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 28/2/2017 tarihli ve 2973/23620 sayılı, kayıtların saklanması konulu yazısında vukuat raporlarının bildirimine esas olan bölümler hariç kamera kayıtlarının altı aylık süre sonunda silindiği bildirildiğinden şikâyete konu tarihlere ilişkin kamera kayıtlarının bulunmadığına ilişkin cevap vermiştir.

14. Başsavcılık 20/5/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Müştekinin Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderdiği 9 sayfadan ibaret şikayet dilekçesi ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca alınan ifadesindeözetle, olay tarihinde kurumda kalmakta olduğu odada kısmi arama yapıldığını, saçlarının zorla sıfıra vurulduğunu, sonrasında yumuşak odaya alındığını, yapılan aramada zor kullanıldığını, kendisinin odadan alınıp berbere götürüldüğünü, burada darp edildiğini, buradan yumuşak odaya götürüldüğünü, saçları sebebiyle disiplin soruşturması yapıldığını, neticesinde verdiği sözlü savunmada yer alan ibareleri söylemediğini, neticeten disiplin cezası almadığını, olay sebebiyle ilgililerden şikayetçi olduğunu ifade ettiği,

Dosya kapsamında olaya dair kurumdan disiplin soruşturması evraklarının ve müştekiye ait doktor raporlarının temin edildiği, doktor raporunun incelenmesinde müştekide darp cebir izine rastlanılmadığının bildirildiğinin görüldüğü, kamera kayıtları bakımından ise olay tarihinden 6 ay sonra kamera kayıtlarının silindiğinin bildirildiği,

Soruşturma kapsamında dosyaya ikmal edilen tüm deliller birlikte ele alındığında ceza infaz kurumunda görevli personel tarafından soruşturmaya konu suçların işlendiğini, yasaların dışına çıkmak suretiyle işlendiği mevcut bir suçun varlığını gösterir haklarında atılı suçlardan kamu davası açmaya esas yeterli, inandırıcı ve somut delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla..."

15. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz 8/7/2019 tarihinde reddedilmiştir.

16. Başvurucuya nihai karar 12/7/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 7/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. İlgili ulusal hukuk için bkz. Yaser Özoğlu, B. No: 2018/2577, 21/4/2021, §§ 17-22.

B. Uluslararası Hukuk

18. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Yaser Özoğlu, §§ 24-34.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 26/7/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; ceza infaz kurumunda kötü muameleye, sözlü ve fiziksel saldırıya maruz kaldığını, tutuklamaya esas eylemden yargılamanın yürütüldüğü Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/109 sayılı dosyasında 20/7/2018 tarihli celsedeki savunması üzerine işlem başlatılmadığını, Başsavcılığa verdiği şikâyet dilekçesi üzerine etkili bir soruşturma yürütülmediğini, tanık dinlenmediğini, tedavi evraklarının istenmediğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın gerekçesiz şekilde reddedildiğini belirtmiştir.Başvurucu; tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda kötü muamele yapılması, zorla ve dövülerek saçlarının tıraş edilmesi, maruz kaldığı kötü muamele neticesinde el bileklerinde his kaybı oluşması ve bu muamelenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan uygulama niteliğinde olması nedeniyle adil yargılanma hakkı, kötü muamele yasağı, maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde;

i. Gerek ulusal gerek uluslararası mevzuat ışığında ceza infaz kurumunda barındırılan tutuklu ve hükümlüler ile diğer kişilerin sağlıklarının korunması maksadıyla bazı tedbirlere katlanmak zorunda oldukları, bu tedbirler kapsamında başvurucunun saçlarının Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından kestirildiği,

ii. Saç kesme işlemi neticesinde başvurucunun vücut bütünlüğüne ya da sağlığına herhangi bir zarar gelmediği gibi hem kendi sağlığı hem de diğer kişilerin sağlığının uygulanan işlemle korunduğu, başvurucunun kötü muamele olarak nitelendirilebilecek bir davranışa maruz kalmadığı,

iii. Başvurucunun 12/9/2018 tarihli şikâyet dilekçesinin Başsavcılığa ulaşması üzerine derhâl soruşturma işlemlerine başlandığı, şikâyete ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa kamera kayıtlarının istendiği, darp ve cebir raporunun temin edildiği, mevcut soruşturmada da somut olayın şartlarına göre meydana geldiği iddia edilen kötü muamele eylemine ilişkin iddiaların gerçekliğini ortaya çıkarabilecek soruşturma işlemlerinin özenle yerine getirildiği ancak iddiaları doğrulayacak herhangi bir emareye ulaşılamadığı ileri sürülmüştür.

22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle;

i. Maruz kaldığı işkence sonucu bileğinde yumuşak doku travması ile his kaybı oluştuğunu, tedavisi için iki krem verildiğini,

ii. Şikâyet dilekçesine konu eylemi gerçekleştiren görevlilerin ifadelerinin alınmadığını,

iii. Saç tıraşı sebebinin temizlikle ilgili olmadığını, suç duyurusu dilekçesinde yaşanan olayların sebebini detaylı olarak anlattığını, arama işlemine direnmediğine ilişkin tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının tamamı kötü muamele yasağı ile bu yasak kapsamındaki etkili ceza soruşturması yürütülmesi yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir.

24. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini yani Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

25. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu çerçevesinde bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili bir resmî soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110; Tahir Canan, § 25).

26. Ancak bir soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için her türlü makul şüpheden uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28). Öte yandan bir şikâyet yapılmadığında bile kötü muameleyi gösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

27. Kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur olduğunu ileri süren kişilerin kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emareleri ve delilleri sunmaları gerekir. Bu kapsamda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin olgulara dayanmayan yetersiz açıklamaları, iddialarının delillerle desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu, kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeleri gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddiaların savunabilir olduğundan, dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemeyecektir. Bu gibi durumlar -iddiaların güçlü dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirilmemesi- söz konusu olduğunda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerini söyleyebilmek de mümkün değildir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45, 46).

28. Bununla birlikte kişilerin iddialarını desteklemek için yetkili makamlara zamanında başvurma gibi bir özen yükümlülükleri de bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetleri esastan inceleyebilmek için bu konuda haklı bir neden ileri sürülmediğinde kişilerin iddialarını desteklemek için kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine getirdiğine kanaat getirmek durumundadır. Aksine kanaat getirildiğinde söz konusu iddialar savunabilir düzeye ulaşmadığı için kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin incelenebilmesi mümkün olmamaktadır (Beyza Metin, § 47).

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

30. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkin başvurularda, başvurucunun delil elde etmesi konusundaki zorluklar dikkate alınmakta ve başvurucudan ihlal iddialarını kanıtlaması beklenmemektedir. Ancak başvurucudan ihlal iddialarının araştırılmasına, dosya kapsamında sahip olunan bilgi ve belgelerle karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmasına elverişli somut bir olay anlatımı yapması beklenmektedir (Metin Özkara, B. No: 2015/7415, 17/7/2019, § 31).

31. Somut olayda başvurucu; ceza infaz kurumunda kısmi arama sırasında kötü muameleye maruz kaldığını, zorla saçının kesildiğini ileri sürmekle birlikte bireysel başvuru formunda olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Başvurucu, kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturma evrakına ve özellikle Başsavcılığa verdiği suç duyurusu dilekçesine atıfta bulunmuştur.

32. Anılan dilekçenin incelenmesi neticesinde başvurucunun kısmi arama sırasında infaz koruma memurları tarafından darp edildiğini, zorla saçının kesildiğini, el bileklerinde doku hasarına neden olacak şekilde kuvvet uygulandığını, bu durumun belli bir süre devam ettiğini, olay sonrasında tehdit edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır (bkz. § 10).

33. Başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürdüğü tarih ile Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçe arasında on yedi aydan fazla bir süre söz konusudur. Başvurucu, kötü muamele iddiasını derhal yetkili makamlara iletebilmesinin önünde engel teşkil edecek bir durumun varlığını ileri sürmemiştir. Başvuru formunda hakaret ve tehdide maruz kaldığını belirtmiş ise de bu sözlerin içeriği ile ilgili başkaca açıklama yapmamıştır. Bu nedenle belirtilen hususun başvurucunun darbedilme ve kötü muamele saikiyle saçın kesilmesi iddiasını yetkili makamlara iletebilmesinin önünde engel teşkil edecek nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.

34. Başvurucu hakkında olay tarihine ilişkin olarak düzenlenen sağlık raporunda başvurucunun iddiasının aksine herhangi darp ve cebir izine rastlanmadığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamındaki mevcut delillerin başvuruya konu fiilî ve sözlü şiddet iddiasını desteklemediği, olaydan on yedi ay sonra yapılan suç duyurusu üzerine varsa olası yaralanmaların tespit edilmesinin olanaksız olduğu, başvuru formunda başvuruya konu ihlal iddialarının araştırılmasına ve dosya kapsamında sahip olunan bilgi ve belgelerle karşılaştırılarak değerlendirilmesine elverişli somut bir olay anlatımı yapılmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin olarak savunulabilir bir iddiasının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

35. Diğer taraftan başvurucu, Anayasa Mahkemesine saçının kesilmesinin kendisi üzerindeki fiziksel ve ruhsal etkileri konusunda bir açıklamada bulunmadığı gibi saçlarının ilk hali ve kesim sonrası uzunluğu hususunda bir bilgi sunmamıştır. Başvurucunun saçlarının kesilmiş olmasının kendisi üzerinde bıraktığı etkiden çok saç kesme olgusundan şikâyet ettiği anlaşılmaktadır. Başvurucu saç kesme işlemi hususunda özel bir açıklama yapmamış ve uygulanan muamelenin amacı konusunda somut bir iddia ileri sürmemiştir. Bu durumda başvurucunun maruz kaldığı muamelenin Anayasa'nın 17. maddesi üçüncü fıkrası kapsamındaki güvenceleri harekete geçirecek asgari ağırlığa ulaştığı söylenemeyecektir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 26/7/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Mustafa Temir, B. No: 2019/29730, 26/7/2022, § …)
   
Başvuru Adı MUSTAFA TEMİR
Başvuru No 2019/29730
Başvuru Tarihi 7/8/2019
Karar Tarihi 26/7/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumunda görevli infaz koruma memurları tarafından darbedilme ve saçın zorla kesilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Ceza infaz kurumunda kötü muamele Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5275 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun 27
116
39
Tüzük 226
112
Yönetmelik 29/3/2020 Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik 94
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi