|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Kamber Ozan TUTAL
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ahmet KORKUT
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; bakanlık müşavirliği kadrosundan uzman kadrosuna atanması işleminin iptali için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, atanma sonucunda maaşta azalma meydana gelmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/2/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu 1978 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir.
6. Başvurucu, Sağlık Bakanlığında daire başkanı olarak görev yapmaktayken 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete'de yayımlanan 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bakanlık müşaviri kadrosuna atanmıştır.
7. Başvurucu 9/8/2018 tarihinde 9/7/2018 tarihli ve 30473 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (703 sayılı KHK) 179. maddesi ile 30/6/1989 tarihli ve 20211 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 33. madde uyarınca mali hizmetler uzmanı kadrosuna atanmıştır.
8. Başvurucu 4/10/2018 tarihinde yürütmenin durdurulması talebiyle birlikte atama işleminin iptali için dava açmış; mesleki kariyerine zarar veren ve kazanılmış haklarını elinden alan atama işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
9. Davaya bakan Ankara 23. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 4/12/2018 tarihinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının olayda gerçekleşmediğini belirterek yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir.
10. İdare Mahkemesi 13/3/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. İdare Mahkemesi kararında, bakanlık müşaviri olarak görev yapan başvurucunun bu görevinin 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girmesiyle sona ermesinde ve yönetici kadro ve pozisyonları dışında daha önce bulunduğu ve öğrenim durumu itibarıyla elde etmiş olduğu ünvana ilişkin kadroya atamasının yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.
11. Başvurucu, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi 24/10/2019 tarihinde kararı usul ve hukuka uygun bulduğunu belirterek istinaf başvurusunu kesin olmak üzere reddetmiştir.
12. Başvurucu, nihai hükmü 23/1/2020 tarihinde öğrenmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
13. 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesi olay tarihinde şöyledir:
"Bu maddenin yayımı tarihine kadar, bakanlık müşaviri kadrolarına atanmış veya çeşitli kanun, kanun hükmünde kararname veya diğer mevzuat hükümlerine göre bakanlık müşaviri veya müşavir kadrolarına ya da diğer şahsa bağlı yönetici veya müşavir/danışman kadro veya pozisyonlarına atanmış sayılıp da bu maddenin yayımı tarihinde anılan kadro veya pozisyonlarda bulunmakta olanların görevleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bunlardan;
a) Daha önce 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin 'Ortak Hükümler' bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden kadro veya pozisyonlarda bulunanlar daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına,
b) (a) bendi kapsamına girmeyenler, yönetici kadro ve pozisyonları dışında daha önce bulundukları veya öğrenim durumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara,
ilgili kurumlarca bir ay içerisinde atanır.
Birinci fıkrada sayılanlardan, anılan fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girmeyenler görev yaptıkları kurumların araştırmacı kadrolarına atanmış sayılır. Atama işlemi gerçekleşinceye kadar bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin görev yaptıkları kurum tarafından yapılmasına devam olunur.
Bu madde kapsamında yapılacak atamalar için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması halinde söz konusu kadro veya pozisyonlar ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır.
Bakanlık müşavirliği kadrolarında bulunmakla birlikte malî haklarını 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga ek 18 inci maddesine göre almaya devam edenler hariç olmak üzere, bu fıkra kapsamında atananlara malî hakları, atandıkları söz konusu kadrolarda bulunmaları kaydıyla atandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren ikinci yılın sonuna kadar fiili çalışmaya bağlı ödemeler hariç, önceki görevlerine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devam edilir."
14. 18/6/2020 tarihli ve 7247 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesinin son fıkrasında yer alan "ikinci yılın sonuna kadar" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
15. 8/5/2025 tarihli ve 7547 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile değiştirilen 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesi şöyledir:
"9/7/2018 tarihinden önce bakanlık müşaviri kadrolarına atanmış veya çeşitli kanun, kanun hükmünde kararname veya diğer mevzuat hükümlerine göre bakanlık müşaviri veya müşavir ya da danışman kadro veya pozisyonlarına atanmış sayılanlardan bu maddenin önceki hükümleri uyarınca atanmış olup 11/4/2025 tarihi itibarıyla atandıkları söz konusu kadro veya pozisyonlarda bulunanlar; atanma şartlarını kaybedenler, ceza kovuşturması veya disiplin soruşturması sonucunda görevden alınanlar veya görevleri sona erenler hariç olmak üzere, 31/7/2025 tarihine kadar kurumlarına başvurmaları hâlinde atamaya yetkili amirler tarafından 9/7/2018 tarihinden önceki kadro veya pozisyonlarına atanırlar. Bu maddenin önceki hükümleri çerçevesinde şahsa bağlı yönetici kadro veya pozisyonlarına bağlı mali haklardan yararlananlar ile bu fıkra kapsamında başvuruda bulunmayanların mali hakları hakkında önceki hükümlerin aynı usul ve esaslar çerçevesinde uygulanmasına devam edilir.
Birinci fıkraya göre atanacakların kadro veya pozisyonları başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve kurumların kadro ve pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan kadro ve pozisyonlar herhangi bir şekilde boşalmalarını müteakiben, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş ve kurumların kadro ve pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerinden çıkarılmış sayılır. Birinci fıkraya göre atanacakların mevcut kadro veya pozisyonları başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş ve kurumların kadro ve pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerinden çıkarılmış sayılır.
Bu madde kapsamında önceki kadro veya pozisyonlarına atananlar, 657 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin beşinci fıkrası hükümlerinden yararlandırılırlar.
Bu maddenin uygulanması, geçmişe yönelik herhangi bir ödeme yapılmasını gerektirmez."
B. Anayasa Mahkemesi Kararı
16. Anayasa Mahkemesinin 7/12/2023 tarihli ve E.2018/117, K.2023/212 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"7. Geçici 33. Maddenin İncelenmesi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
1280. Dava dilekçesinde, kuralın 375 sayılı KHK’nın ek 24. maddesine yönelik gerekçelerle Anayasa’nın mülga 91. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
i. Birinci, İkinci ve Üçüncü Fıkralar
1281. 375 sayılı KHK’nın geçici 33. maddesinin birinci fıkrasında, bu maddenin yayımı tarihine kadar, bakanlık müşaviri kadrolarına atanmış veya çeşitli kanun, KHK veya diğer mevzuat hükümlerine göre bakanlık müşaviri veya müşavir kadrolarına ya da diğer şahsa bağlı yönetici veya müşavir/danışman kadro veya pozisyonlarına atanmış sayılıp da bu maddenin yayımı tarihinde anılan kadro veya pozisyonlarda bulunmakta olanların görevlerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sona ereceği belirtilmiştir.
1282. Fıkranın (a) bendinde bu personelden daha önce 657 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 'Ortak Hükümler' bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlikleri aynı veya benzer nitelik arz eden kadro veya pozisyonlarda bulunanların daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına, (b) bendinde de (a) bendi kapsama girmeyenlerin, yönetici kadro ve pozisyonları dışında daha önce bulundukları veya öğrenim durumları itibarıyla elde etmiş oldukları ünvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara ilgili kurumlarca bir ay içerisinde atanacakları hüküm altına alınmıştır.
1283. Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada sayılanlardan, anılan fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girmeyenlerin görev yaptıkları kurumların araştırmacı kadrolarına atanmış sayılacağı, atama işlemi gerçekleşinceye kadar bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin görev yaptıkları kurum tarafından yapılmasına devam olunacağı belirtilmiştir.
1284. Maddenin üçüncü fıkrasında ise bu madde kapsamında yapılacak atamalar için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması hâlinde söz konusu kadro veya pozisyonların ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
1285. KHK’nın 12. maddesinin (z) bendiyle 3289 sayılı Kanun’a eklenen ek 13. maddeye yönelik gerekçeler dava konusu kural bakımından da geçerlidir.
1286. Kuralların 7142 sayılı Kanun’un (1) numaralı fıkrasının (d) bendinin 'Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde yer alan bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşlarının … personeli[ne] ilişkin usul ve esasların düzenlenmesinin sağlanması …' hükmü kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kuralların 6771 sayılı Kanun ile Anayasa’da yapılan değişikliklerle ilgisinin olduğu söylenemez.
1287. Bu itibarla kurallar 7142 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum sağlamak amacı taşımadığından Anayasa’nın mülga 91. maddesi uyarınca verilen KHK çıkarma yetkisinin amaç ve kapsamı içinde değerlendirilmemektedir.
1288. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın mülga 91. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir.
...
ii. Dördüncü Fıkrada Yer alan '…ikinci yılın sonuna kadar…' ibaresi
1289. 375 sayılı KHK’nın geçici 33. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan '…ikinci yılın sonuna kadar…' ibaresi 7247 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle fıkradan çıkarılmıştır.
1290. Açıklanan nedenle konusu kalmayan ibareye ilişkin iptal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.
iii. Dördüncü Fıkranın Kalan Kısmı
1291. Kuralda bakanlık müşavirliği kadrolarında bulunmakla birlikte mali haklarını 375 sayılı KHK’nın mülga ek 18. maddesine göre almaya devam edenler hariç olmak üzere, bu fıkra kapsamında atananlara mali haklarının, atandıkları söz konusu kadrolarda bulunmaları kaydıyla atandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren fiilî çalışmaya bağlı ödemeler hariç, önceki görevlerine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devam edileceği hüküm altına alınmıştır.
1292. KHK’nın 6. maddesinin (b) bendiyle 6004 sayılı Kanun’un başlığıyla birlikte değiştirilen 8. maddesine yönelik gerekçeler dava konusu kural bakımından da geçerlidir.
1293. Bakanlık müşavirlerinin mali haklarına ilişkin düzenleme öngören kural, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın İkinci Bölümü’nde yer alan mülkiyet hakkına ilişkin düzenleme içerdiğinden Anayasa’nın mülga 91. maddesi uyarınca KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda kalmaktadır.
1294. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın mülga 91. maddesine aykırıdır. İptali gerekir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Anayasa Mahkemesinin 28/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu; atamaya dayanak düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine aykırı olarak yapılan atama işlemiyle kazanılmış hakların ortadan kaldırıldığını, atamanın bir disiplin cezası niteliğinde olduğunu belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bakanlık görüşünde, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın koşulları kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı çıkarak başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
19. Başvurucunun atama kararına ilişkin iddiaları hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmelidir.
20. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013).
21. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "İptal kararları geri yürümez." hükmünün mülkiyet hakkına etkisini daha önceki kararlarında tartışmıştır (Mehmet Yalçın Akdeniz [1. B.], B. No: 2015/19154, 31/10/2018, §§ 47-51; Hikmet Kuleci [2. B.], B. No: 2018/5145, 28/11/2018, §§ 37-40). Anayasa'nın 153. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmü; iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte Anayasa Mahkemesince daha ileri bir tarih belirlenmiş ise belirlenen tarihte yürürlükten kalkar. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereği ise Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümez. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yürürlükten kalkacak ve iptal kararları geriye yürümeyeceği için de bu kanun hükmüne göre tesis edilmiş işlemler geçerliliklerini sürdürecektir (Mehmet Yalçın Akdeniz, § 47; Hikmet Kuleci, § 37).
22. Başvurucu, atama işleminin iptali için açtığı davanın hukuka aykırı şekilde reddedilmesi sonucunda kazanılmış haklarının elinden alındığından yakınmıştır. Keyfî olmadığı veya açık ve bariz bir takdir hatası içermediği sürece delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması yetkisi kural olarak davaya bakan mahkemelere aittir. Başvuruya konu olay bakımından ise mahkeme kararları incelendiğinde söz konusu kararların açıkça keyfî olduğu veya bariz takdir hatası içerdiği söylenemez. Öte yandan başvurucunun uzman kadrosuna atanmasının dayanağı olarak Anayasa Mahkemesince iptal edilen 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesi gösterilmektedir. Ancak söz konusu hüküm iptal edilmiş olsa da iptal kararının ilgili Anayasa hükmü gereği geriye yürümeyeceği açıktır.
23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu, 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesinin son fıkrasında geçiş süresi olarak öngörülen ikinci yılın sonunda bakanlık müşaviri kadrosuna kıyasen uzman kadrosunda alacağı maaşın önemli ölçüde azalacağını ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın koşulları kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı çıkarak başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
2. Değerlendirme
25. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31). Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi [1. B.], B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54). Meşru beklenti objektif temelden uzak olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut niteliktedir (Selçuk Emiroğlu [1. B.], B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42).
26. Bir kamu görevlisinin önceki statüsüne bağlı olarak ödenen ikramiye ve maaş farkının statü değişikliği sonrasında ödenmesi talebi, yürürlükteki kanun hükümleri veya konuyla ilgili yargı içtihatları tarafından desteklenmediğinden mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti olarak nitelendirilemeyecektir (Altuğ Tuncer [1. B.], B. No: 2016/2834, 18/7/2019, § 48). Bununla birlikte somut olayda 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesinin son fıkrasında atananlara mali hakların ikinci yılın sonuna kadar önceki görevlerine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devam edileceği öngörülmüş, 7247 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle "ikinci yılın sonuna kadar" ibaresi de madde metninden çıkarılmıştır. Buna göre bakanlık müşaviri kadrosundan mali hizmetler uzmanı kadrosuna ataması yapılan başvurucunun önceki statüsüne bağlı mali hakları almaya hak kazandığı 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesinde kabul edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun bakanlık müşaviri kadrosuna bağlı mali hakları elde etme yönünde kanun hükmüne dayalı, Anayasa'nın 35. maddesi anlamında somut nitelikte meşru bir beklentisinin mevcut olduğu kabul edilmelidir.
27. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1.B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkün semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1.B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Bu bağlamda mülkün ekonomik değerini azaltan veya mülkten umulan ekonomik faydadan mahrum kalınmasına neden olunan kamusal işlemlerin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmelidir (Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [2. B.], B. No: 2018/13737, 16/6/2021, § 41).
28. Somut olayda başvurucu, atama sonucunda maaşında azalma meydana geleceğini ileri sürmüştür. 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesi uyarınca başvurucu, bakanlık müşaviri kadrosundan mali hizmetler uzmanı kadrosuna atanmıştır. Bununla birlikte yine 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesinin son fıkrasında mali hakların ikinci yılın sonuna kadar önceki görevlerine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devam edileceği düzenlenmiştir. Üstelik 7247 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle "ikinci yılın sonuna kadar" ibaresi de madde metninden çıkarılmıştır. Yine 7547 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle kadro ve mali hakların korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Dolayısıyla farklı bir kadroya atanması sonucunda başvurucunun maaşında herhangi bir azalmanın varlığı ortaya konulamadığından mülkiyet hakkına müdahale edildiğinin kabulü mümkün görülmemiştir.
29. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale bulunduğu ispatlanamadığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.