|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Muhammed Cemil KANDEMİR
|
|
Başvurucu
|
:
|
Gülderen KILIÇ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Metin İRİZ
|
I. BAŞVURUNUN
ÖZETİ
1. Başvuru, üyesi olduğu sendikanın rehberlik
öğretmenlerine ilişkin olarak aldığı karar üzerine nöbet görevini yerine
getirmeyen kamu görevlisinin disiplin cezası ile cezalandırılması nedeniyle
sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, İstanbul'da bir lisede rehberlik öğretmeni
olup Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) üyesidir.
A. Arka Plan
Bilgisi
3. Öğretmenlerin görev ve sorumlulukları ile nöbet
görevine ilişkin genel arka plan bilgisi için bkz. Osman Bayat ve diğerleri
[GK], B. No: 2016/11319, 5/9/2024, §§ 5-10.
4. 16/12/1985 tarihli ve 2201 sayılı Tebliğler Dergisi'nde
yayımlanan Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Rehber Öğretmenlere
Verilemeyecek Görevler" başlıklı 37. maddesinde rehber öğretmenlere
yönetim işlerinde, disiplin kurullarında, nöbet hizmetlerinde ve imtihanlarda
görev verilemeyeceği düzenlenmiştir.
5. 985 tarihli mezkûr yönetmeliği yürürlükten kaldıran
17/4/2001 tarihli ve 24376 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim
Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği'nin
"Verilemeyecek Görevler" başlıklı 55. maddesinde eğitim öğretim
kurumlarındaki rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde görevli psikolojik
danışmanlara yönetim, büro işlerinde, ders, nöbet ve sınav gibi rehberlik ve
psikolojik danışmadaki hizmet alanlarıyla ilişkisiz konularda görev
verilemeyeceği düzenlenmiştir.
6. 2001 tarihli mezkûr yönetmeliği yürürlükten kaldıran
10/11/2017 tarihli ve 30236 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim
Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Rehberlik
öğretmeninin görevleri" başlıklı 34. maddesinde rehberlik
öğretmenlerinin sınavlarda görev alabileceği, belleticilik ve nöbet görevi
yapacakları kuralına yer verilmiştir.
7. Buna göre rehberlik öğretmenlerine 2017 yılında
yürürlüğe giren Yönetmelik'e kadar nöbet ve diğer bazı görevlerin verilmediği
anlaşılmaktadır. Söz konusu Yönetmelik yürürlüğe girdikten bir hafta sonra
-17/11/2017 tarihinde- başvurucunun da üyesi olduğu EĞİTİM SEN, üyesi olan
rehberlik öğretmenlerinin 20/11/2017 tarihinden itibaren başlamak üzere
2017-2018 eğitim öğretim yılında nöbet görevlerini yerine getirmemesi yönünde
karar almıştır. Aynı sendikanın 26/2/2018 tarihli -öğretmenlerin nöbet görevine
ilişkin başka kararların da alındığı- kararında rehberlik öğretmenlerinin
2017-2018 eğitim öğretim yılında nöbet tutmamalarına ilişkin kararı
tekrarladığı görülmektedir.
8. Anılan kararların tarih sırasına göre ilgili kısımları
şöyledir:
"10 Kasım 2017 tarihinde Resmî
Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 'Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik
Hizmetleri Yönetmeliği' hem 'Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetinden'
yararlanan öğrenciler hem de öğretmenler açısından önemli sorunlar
yaratacaktır. Sorunlardan biri de ilgili yönetmeliğin 34. maddesinin ff
bendidir. 34/ff maddesi rehber öğretmenlerin sınavlarda görev alabileceğini, belleticilik
ve nöbet görevini ise yapacağını düzenlemektedir. Bu madde ile rehber
öğretmenlerin mesleki özelliklerine ve meslek ilkelerine aykırı şekilde
yüklenen görevlerin eğitim ortamında çeşitli sorunlar yaratması kaçınılmazdır.
Rehber öğretmen, öğrencinin gereksinim duyduğu anda ulaşması gereken nitelikte
hizmet sunmaktadır. Bu nedenle Eğitim Sen üyesi rehber öğretmenler 2017 2018
öğretim yılında (20 Kasım 2017 tarihinden başlayarak), meslek ilkeleri ve
öğrenci gereksinimleri dikkate alınmadan kendilerine verilen nöbet görevlerini
yerine getirmeme kararı almıştır."
"...
4. Rehber öğretmenlerin, görev tanımına
uygun olmayan işleri ve istekleri dışında yapılan görevlendirmeleri kabul
etmeyerek, bu görevleri 2017-2018 Öğretim Yılı sonuna kadar yerine getirmemeleri
kararı alınmıştır.
..."
9. Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (EĞİTİM İŞ) ise
13/11/2017 tarihli kararıyla nöbet, belleticilik ve okul içi sınav görevi
verilmesi hâlinde bu görevleri yerine getirmeyecekleri yönünde rehberlik
öğretmenlerinin okul idarelerine dilekçe vermeleri ve bu doğrultuda görevleri
yerine getirmemeleri yönünde karar almıştır. Anılan sendikanın aynı durumun
devam etmesi nedeniyle 3/9/2018 ve 2/9/2019 tarihli kararlarıyla aynı eylemi
2019-2020 eğitim öğretim yılında da sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
10. Yönetmelik, 14/8/2020 tarihli ve 31213 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve
Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği'nin 26. maddesiyle yürürlükten
kaldırılmıştır. Hâlen yürürlükte olan yönetmelik ile rehberlik öğretmenlerine
ve psikolojik danışmanlara nöbet görevi verilemeyeceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla rehberlik öğretmenlerine nöbet görevi verilmesi uygulamasının
yaklaşık üç yıl sürdüğü, sendikaların eylem kararlarının da bu süre zarfında
alındığı görülmektedir.
11. Öte yandan EĞİTİM SEN rehberlik öğretmenlerine nöbet
görevi verilmesini öngören söz konusu düzenlemenin iptali talebiyle idari
yargıda dava açmıştır. Bu dava Danıştay'da derdest iken dava konusu Yönetmelik
yürürlükten kaldırılmıştır (bkz. § 10). Danıştay, Yönetmelik'in yürürlükten
kaldırıldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar
vermiştir. Bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca onanarak
kesinleşmiştir.
B. Somut Olaya
İlişkin Bilgiler
12. Başvurucu, İstanbul'da bir lisede rehberlik öğretmeni
olup EĞİTİM SEN üyesidir. Başvurucunun söz konusu kararlara (bkz. § 8)
istinaden nöbet görevlerini yerine getirmemesi üzerine hakkında 27/4/2018
tarihli soruşturma oluru gereğince disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Nihayetinde eyleminin 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendinde yer
alan "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak,
görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek,
görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor
kullanmak" fiiline uyduğu gerekçesiyle başvurucunun -brüt aylığından
1/30 oranında kesinti yapılması- aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına
karar verilmiştir.
13. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının
iptali talebiyle dava açmıştır. İstanbul 12. İdare Mahkemesi başvurucunun
eylemini sendikal bir hakkın kullanılmasının aşılması olarak değerlendirmiş,
başvurucu hakkında disiplin işlemi tesis edilmesini hukuka uygun bulmuş ancak
aylıktan kesme cezasını hukuka aykırı bularak iptal kararı vermiştir. Kararın
gerekçesi şöyledir:
"...üyesi bulunduğu sendika
tarafından alınan kararın bütün bir eğitim-öğretim yılını kapsadığı, mevzuatla
getirilmiş bir görevin sendika kararı ile bir eğitim-öğretim yılını kapsayacak
şekilde kaldırılmasının sendikal bir hakkın kullanılmasının aşılması anlamına
geldiği anlaşılmakla birlikte ihlal edilen fiil ile bunun karşılığı olarak
uygulanan disiplin cezası arasında adil bir dengenin bulunması gerektiği, 657
sayılı Kanun'un bu durumu gözeterek disiplin cezalarını ve bunlara konu
olabilecek fiilleri ağırlık derecelerine göre sıralandırdığı, nöbet görevinin
yerine getirilmesinde kayıtsızlık gösteren davacının Devlet Memurları
Kanunu'nun 125. maddesinin A fıkrasının a bendine göre verilen emir ve
görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca
belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde kayıtsızlık göstermek veya
düzensiz davranmak fiilinden uyarma cezası ile tecziye edilmesi gerekirken dava
konusu davacının Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin C fıkrasının a
bendi uyarınca 1/30 aylıktan kesme disiplin cezası ile cezalandırılmasına
ilişkin 19.06.2018 tarih E.11878006 sayılı işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı
sonucuna varılmıştır."
14. Karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması
üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare
Mahkemesi) başvurucunun mevzuatın gereği olan görevini kasten eğitim öğretim
dönemi boyunca yerine getirmediğini, bunun sendikal amaçların sınırını
aştığını, sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını
belirterek bu kararı kaldırmış ve davanın kesin olarak reddine karar vermiştir.
Kararın gerekçesi şöyledir:
"...usulüne uygun olarak yürürlüğe
konulan Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliğinin açık
hükmüyle rehber öğretmenler için öngörülen nöbet görevinin sendikanın almış
olduğu kararla sürekli olarak yerine getirilmemesinin, Kamu Görevlileri
Sendikaları Kanunu ve uluslararası sözleşme hükümlerinin öngördüğü anlamda
üyelerinin çıkarlarını korumaya yönelik olduğundan söz edilemeyeceği gibi
mevzuat hükümleriyle öngörülen görev ve sorumlulukların içinde bulunulan
eğitim-öğretim yılı süresince yerine getirilmemesinin, sendikal faaliyet
kapsamında gerçekleşen bir eylem olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı
sonucuna varılmıştır.
Bu
durumda; davacının ilgili mevzuat hükümleriyle verilen nöbet tutma görevini
kasten yerine getirmediği, bu eylemine dayanak olarak gösterdiği Sendika
kararının ise, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal, mesleki hak ve
menfaatlerini korumak ve geliştirmek şeklindeki sendikal amaçlarının
sınırlarını aşarak yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin eğitim-öğretim
dönemi boyunca uygulanmaması niteliği taşımakla davacının nöbet tutmaması için
geçerli bir mazeret olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla kamu hizmetlerinin
yürütülmesini sekteye uğratacak şekilde alınan Sendika kararını gerekçe
göstererek nöbet görevini kasıtlı olarak yerine getirmediği anlaşılan
davacının, 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin 1. fıkrasının C-a alt bendi
uyarınca disiplin cezasıyla tecziyesine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık;
dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki
isabet görülmemiştir."
15. Başvurucu, nihai kararı 21/1/2020 tarihinde
öğrendikten sonra 17/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Komisyonca oybirliği sağlanamaması nedeniyle
başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından
yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
17. Başvurucu; disiplin cezası almasına sebep olan
eylemin hakkın kullanımı olduğunun değerlendirilmemesi sebebiyle ifade ve
örgütlenme özgürlüğünün, hükûmet yanlısı sendikanın yaptığı eylem nedeniyle
disiplin cezası uygulanmamasına rağmen kendilerine ceza uygulanması nedeniyle
eşitlik ilkesi ve ayırımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
18. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında, kamu
görevlileri sendikalarının faaliyet alanlarına ilişkin oldukça geniş
açıklamalarda bulunmuştur (Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263,
22/5/2019, §§ 50, 62; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy [1. B.], B.
No: 2018/24874, 31/3/2022, §§ 26, 36). Başvurucu, başvuru konusu nöbet tutmama
eylemiyle idareyi baskı altına alarak rehberlik öğretmenlerinin nöbet görevi
yapmalarına ilişkin düzenlemenin kaldırılması, nöbet tutmaktan muaf kılınmasını
hedeflemiş ve bu eylemleri sendika kararı üzerine gerçekleştirmiştir.
Dolayısıyla anılan eylem çağrısının kamu görevlisinin çalışma hayatı ve bu
bağlamda sendikaların çekirdek faaliyet alanı ile ilgili olduğu anlaşıldığından
somut olaya konu müdahalenin sendika hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği
değerlendirilmiştir (sendikal hakların değerlendirme usulü ve mahiyeti için
bkz. Ahmet Parmaksız, §§ 48-63; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy,
§§ 24-34).
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul
edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı
anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
20. Başvurucunun üyesi olduğu sendikanın kararını gerekçe
göstererek nöbet tutmaması üzerine disiplin cezasıyla cezalandırılması sendika
hakkına bir müdahaledir. 657 sayılı Kanun'un 26. ve 125. maddelerinin
müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ve kanunilik ölçütünü karşıladığı
sonucuna varılmıştır. Başvurucunun nöbet görevini yerine getirmemesi nedeniyle
yapılan müdahalenin kamu hizmetinin gereği gibi yerine getirilmesine yönelik
önlemlerin bir parçası olduğu ve Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacını taşıdığı sonucuna
varılmıştır. Sendika hakkına yönelik bir müdahalenin demokratik toplum
düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal
ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Tayfun Cengiz [2. B.],
B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 55; Abidin Aydın Tüfekçi [1. B.], B. No:
2013/1315, 15/4/2015, § 52; Hikmet Aslan [2. B.], B. No: 2014/11036,
16/6/2016, § 50). Bu itibarla müdahalenin demokratik toplum düzeninin
gereklerine uygunluğu yönünden inceleme yapılacaktır.
21. Başvurucu, sendika faaliyetleri çerçevesinde nöbet
tutmamak şeklindeki eylemine verilen disiplin cezasının demokratik toplumda
gerekli olduğunun kabulü için disiplin cezası verilmesine ve buna dair açılan
davanın yargılama mercilerince reddedilmesine ilişkin gerekçelerin ilgili ve
yeterli olması gereklidir (benzer yaklaşım için bkz. Tayfun Cengiz, §
57).
22. Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki Bahar Kılınç
([2. B.], B. No: 2020/23722, 26/3/2025) kararında üyesi olunan sendikanın
rehberlik öğretmenlerinin nöbet tutmaması yönündeki kararı üzerine nöbet
görevini yerine getirmeyen rehberlik öğretmeninin kınama disiplin cezası ile
cezalandırılmasını sendika hakkı kapsamında incelemiştir.
23. Anılan kararda öncelikle, sendika kararına
dayanılarak yapılan toplu eylemin disiplin cezasına konu edilmesi durumunda
daha önce olmayan nöbet görevinin kanun altı mevzuat değişikliğiyle rehberlik
öğretmenlerine verildiğinin hem idare hem de yargı makamlarınca yapacak
değerlendirmelerde gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Bahar Kılınç, §
53). Kararda, yargılama mercilerinin rehberlik öğretmenlerine nöbet tutma
yükümlülüğü getiren yönetmelik kuralını işlemin hukuka uygunluğunun temeli
olarak gördüğü ancak yargılama mercilerinin karar verdikleri tarihlerde ilgili
yönetmelik hükmünün iptali talebiyle Danıştayda açılmış olan davanın derdest
olduğu, kuralın hukuka aykırı bulunarak iptal edilebileceğinin
değerlendirilmediği belirtilmiştir (Bahar Kılınç, § 54).
24. Bahar Kılınç kararında, 2017 yılının Kasım
ayından önceki mevzuata göre nöbet tutmayan rehberlik öğretmenlerinin
yönetmelik değişikliğinden sonra da nöbet tutmamasının eğitim öğretim
faaliyetine nasıl bir olumsuz etkisi olduğuna ilişkin idari ve yargısal bir
değerlendirme de yapılmadığı belirtilmiştir (Bahar Kılınç, § 56).
Kararda, idare ve yargılama mercilerinin sadece kanun altı düzenlemeyle
öngörülen görevin sürekli olarak yerine getirilmediği tespitinde bulunulduğu,
2017 yılına kadar yürürlükte olan mevzuat uyarınca nöbet tutma görevi
verilmeyen rehberlik öğretmenlerinin bu konuda nöbet tutmamaya ilişkin
gerekçelerinin yargılama mercilerince değerlendirilmediği belirtilerek
başvurucunun sendikal hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplumda gerekli
olduğu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulamadığından ihlal sonucuna
ulaşılmıştır (Bahar Kılınç, §§ 57-58).
25. Başvurucunun rehberlik öğretmeni olduğu, üyesi olduğu
sendikanın eylem kararı uyarınca nöbet tutmadığı, açtığı davanın nöbet tutmama
gerekçeleri değerlendirilmeden reddedildiği anlaşıldığından eldeki başvuruda Bahar
Kılınç kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı
gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 51. maddesinde
güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi
gerekir.
Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.
27. Başvurucu; disiplin soruşturmasının süresi içerisinde
tamamlanmadığını, savunma için ek süre verilmediğini, lehine delilleri ileri
sürme imkânı tanınmadığını, Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu
ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Sendika
hakkı şikâyeti yönünden ulaşılan sonuç gözetildiğinde başvurucunun bu
iddialarının ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama
yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde
bulunmuştur.
29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki
yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının
gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama
işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere
ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin
nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda
bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül
Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60,
66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§
93-100).
30. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi
için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 34.000 TL manevi tazminat
ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi
zarar ile ilgili bilgi ve belge sunulmadığından maddi tazminat talebinin
reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan
sendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK
OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,
D. Kararın bir örneğinin sendika hakkının ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine (E.2019/1079,
K.2019/2138) iletilmek üzere İstanbul 12. İdare Mahkemesine (E.2018/1125,
K.2019/204) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan
toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde
yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten
ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın, rehberlik
öğretmenlerine ilişkin aldığı karar üzerine nöbet görevini yerine getirmemesi
nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının sendika hakkını ihlal
ettiğini ileri sürmüş, Sayın Mahkemece yapılan değerlendirmede çoğunluk tarafından
başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının
ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Aşağıda belirtilen gerekçeler ile
çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
Başvurucu olay tarihinde İstanbul’da bir lisede rehberlik
öğretmeni olup, Eğitim Sen üyesidir. 10.11.2017 tarihinde 30236 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri
Yönetmeliği’nde rehberlik öğretmenlerinin nöbet yapacakları ve sınavlarda görev
alabilecekleri düzenlenmiştir. Eğitim Sen tarafından 20.11.2017 tarihinde
rehberlik öğretmenlerinin bu tarihten itibaren nöbet görevlerini yerine
getirmemesi yönelik karar alınmıştır. Anılan Sendika 3.9.2018 ve 2.9.2019
tarihli kararlarıyla aynı eylemi 2019-2020 eğitim öğretim yılında da devam
ettirmiştir. Dosya kapsamında başvurucunun üyesi olduğu Sendikanın kararı
üzerine nöbet görevini yerine getirmediği, bunun üzerine başvurucu hakkında
27.04.2018 tarihli disiplin soruşturması başlatıldığı ve yapılan disiplin
soruşturması sonucunda 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin 1. fıkrasının (C)
bendinin (a) alt bendi uyarınca başvurucunun brüt aylığından 1/30 oranında
kesinti yapılması cezası uygulandığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun disiplin
cezasının iptali için açmış olduğu davada idare mahkemesi disiplin işlemini
hukuka uygun bulmuş, ancak uyarı cezası verilmesi gerekirken aylıktan kesime
cezası verilmesini hukuka aykırı bularak işlemin iptaline karar vermiştir.
İdare mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge İdare Mahkemesi
tarafından, sendikal amaçların sınırları aşılarak eğitim öğretim dönemi boyunca
nöbet tutulmamasının geçerli bir mazeret olarak kabul edilemeyeceği, kamu
hizmetini sekteye uğratacak şekilde sendika kararının gerekçe gösterilerek
kasıtlı olarak nöbet tutulmaması nedeniyle verilen disiplin cezasının hukuka
uygun olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı kaldırılmış ve davanın reddine
kesin olarak karar verilmiştir. Başvurucu bunun üzerine bireysel başvuruda
bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından Osman Bayat ve
Diğerleri başvurusunda (Başvuru Numarası: 2016/11319, Karar Tarihi:
5/9/2024, R.G. Tarih ve Sayı: 9/1/2025 – 32777) öğretmenlerin nöbet
görevini yerine getirmemeleri nedeniyle uygulanan disiplin cezasının
başvurucuların Anayasa’da koruma altına alınan sendika hakkını ihlal edip
etmediği değerlendirilmiştir. Osman Bayat ve Diğerleri başvurusuna konu olayda,
öğretmenlere nöbet görevi için ayrıca ücret ödenmesi talebiyle alınan süresiz
nitelikteki sendika kararı uyarınca başvurucular nöbet tutmama eylemine 7 ilâ
11 gün katılmış, bu nedenle eyleme katılan öğretmenlere İdare tarafından
disiplin cezası verilmiştir. Başvurucuların disiplin cezasına ilişkin açtıkları
davada ilk derece mahkemeleri sendika kararlarının uygulanma sürelerinin
belirsiz olduğuna, başvurucuların nöbet tutmama konusundaki ısrarlarına ve
nöbet görevinin kamu hizmeti için önemine dikkat çekerek uzun bir süre yerine
getirilmeyen nöbet görevinin sendikal bir hakkın kullanımını aştığını ve
mevzuatla getirilmiş bir görevin sendika kararı ile sürekli olarak
kaldırılmasının mümkün olamayacağını belirterek davaların reddine karar vermiş,
anılan kararlar istinaf kanun yolunda kesinleşmiş, bunun üzerine Anayasa
Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi’nin Osman Bayat ve Diğerleri kararında,
somut olaya konu disiplin cezalarının kamu görevlileri sendikalarının çekirdek
faaliyet alanı ile ilgili olan bir talebin konu edildiği, sendika kararının
uygulanmasından kaynaklandığının görüldüğü, Anayasa Mahkemesi’nin benzer bir meseleyi
ele aldığı Tayfun Cengiz başvurusunda, üyesi olduğu sendikanın tüm
Türkiye’de yaptığı göreve gelmeme çağrısına katılarak iki gün süreyle görevine
gelmeyen kamu görevlisi başvurucuya verilen disiplin cezası şeklindeki
müdahaleyi Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı
kapsamında incelendiği belirtilmiştir (Osman Bayat ve Diğerleri, § 39).
Mahkeme, hâlihazırda olgunlaşma aşamasına gelmiş ve kamuya duyurulmuş bir
politika yapma süreci devam ederken süresiz olarak alınan nöbet tutmama
yönündeki eylem kararlarının uygulamaya konulmasının -özellikle eğitim hakkının
kullanımı ile çocukların güvenliği konularında ortaya çıkan zafiyet de dikkate
alındığında- sendikal özgürlüklerle bağdaştığının ya da sendikaların sürece
katlanma yükümlülüğüne ve iyi yönetişim ilkelerine uygun olduğunun kabul
edilmesinin mümkün olmadığını ifade etmiştir (Osman Bayat ve Diğerleri, §44).
Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararında, nöbet görevi
ile eğitim hakkı arasındaki ilişkiyi de inceleyerek, nöbet görevinin
yürütülmesinde yaşanabilecek aksaklıkların, sonuçlarını doğrudan hizmet alan
kesim olan öğrencilerin eğitim hakkı üzerinde doğurduğunu, insan haklarının
ilerletilmesi için elzem olan eğitim hakkı demokratik bir toplumda temel bir
rol oynadığını, eğitim çağındaki her çocuğun kişisel gelişimi ve gelecekteki
başarısı için son derece önemli olduğunu, bu anlamda özgürlük, demokrasi, insan
hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konuların eğitim sisteminin bir parçası
hâline getirilmesine öncelik verilmesi gerektiğini, bunun yanında eğitim
hakkının demokratik kurumların ve toplumların mevcudiyetini sürdürebilmek
amacıyla ihtiyaç duyduğu demokratik kültürü geliştirmek için kritik olduğu ve
devletin bu bağlamda ilgili kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinden sorumlu
olduğunun da hatırlanması gerektiğini (Humpert ve diğerleri/Almanya, B.
No: 59433/18, 14/12/2023, § 137), nöbet görevinin ihtiva ettiği izleme ve
denetlemenin özellikleri ile ders çizelgesinin gerektiği gibi uygulanmasının,
ders dışı zamanlarda okul ve öğrenci güvenliğinin sağlanması, okulun fiziksel
şartlarının (ısıtma, elektrik ve sıhhi tesisat) kontrol edilmesi gibi bir dizi
görevler bütünü olduğu, bu nedenle anılan görevin eğitim ve öğretim
faaliyetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesinin ve eğitim hakkının
korunmasının en önemli araçlarından biri olduğunu belirtmiştir. Kararda, nöbet
görevinin, izleme ve denetleme noktasında farklı haklara da temas edebildiğini,
örneğin AİHM okulda vefat eden bir öğrencinin yaşam hakkının ihlal edildiğine
karar verdiği Kayak/Türkiye (B. No: 60444/08, 10/7/2012, § 59)
başvurusunda, öğrencilerin gözetimi yükümlülüğünün ilke olarak öğrencilerin
okula emanet edildiği sürede okul idaresine ve öğretmenlere ait olduğunu
vurgulandığını, AİHM’nin, bütün öğrencileri sürekli gözetim altında
bulundurarak öğrencilerin beklenmedik bir davranış sergilemesi durumunda buna
derhâl müdahale etmeleri öğretmenlerden beklenmese de öğretmenlerin
öğrencilerin okula giriş ve çıkışları ile okul içindeki ve dışındaki
hareketlerini yakından izlemesi gerektiğini ifade ettiğini, dolayısıyla nöbet
görevinin yerine getirilmemesinin başta eğitim hakkı olmak üzere diğer temel
hak ve özgürlükler üzerinde de olumsuz etkiler ortaya çıkarabileceğinin kabul
edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. (Osman Bayat ve Diğerleri, §45,46).
Anayasa Mahkemesi Osman Bayat ve Diğerleri kararında,
başvuru konusu nöbet tutmama eyleminin süresinin de nazara alınması
gerektiğini, söz konusu eylem kararlarının toplu sözleşme görüşmelerinden
yaklaşık altı ay öncesinde belirli süreli veya süresiz olarak uygulanmak üzere
kesintisiz olarak alındığı ve başvurucuların Nisan-Haziran döneminde toplamda 7
ilâ 11 gün süresince nöbet görevlerini yerine getirmedikleri görüldüğünü, bütün
hak, görev ve sorumlulukları mevzuatla önceden belirlenen kamu görevlilerinin
aksi yönde sendika kararı veya başka bir gerekçe olsa dahi -özellikle diğer
temel hakları veya hürriyetleri de olumsuz etkileyen durumlarda- kamu
hizmetinin gereği gibi yürütülmesini öncelemeleri gerektiğini, ancak somut
olayda kamu görevlisi başvurucuların, öğrencilerin eğitim hakkını ve
güvenliğini olumsuz yönde etkileme ihtimali son derece kuvvetli olan nöbet
tutmama eylemine birçok defa başvurarak, kamu makamlarının sendika hakkı
kapsamında yapılan eylemlere göstermesi gereken müsamaha seviyesinin ötesine
geçtiğini, dolayısıyla bu koşullarda devletin ve toplumun başvuru konusu
eylemlere katlanması gerektiğinden söz edilemeyeceğini vurgulamıştır. Anayasa
Mahkemesi, bu duruma rağmen başvurucular hakkında hemen disiplin soruşturması
açılması yerine kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini etkileyebilecek
nitelikteki eylemlere herhangi bir müdahalede bulunulmadığı, bu itibarla somut
olayda uzunca bir süre müsamaha gösterilerek başvurucuların hemen
cezalandırılmaması ve mevzuattaki en hafif disiplin cezasının verilmesi
karşısında müdahalelerin orantılı olduğu sonucuna varıldığı, açıklanan
gerekçelerle demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olan müdahalelerin
Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkını ihlal
etmediğine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Osman Bayat ve Diğerleri,
§47,48).
Somut olayımızda, Eğitim Sen tarafından rehberlik
öğretmenlerinin 20.11.2017 tarihinden itibaren nöbet görevlerini yerine
getirmemesi yönelik karar alınmış olup, başvurucu bu karar üzerine 2017-2018
eğitim öğretim dönemi boyunca nöbet görevini yerine getirmemiştir. Başvurucu
hakkında 27.4.2018 tarihli olur ile disiplin soruşturması başlatılmıştır. Buna
göre, idare tarafından başvurucunun yasal olarak bu şekilde eylemde bulunması
mümkün olmamasına rağmen nöbet tutmamaları yönündeki taleplerini dile
getirebilmeleri için gerekli ortamı başvurucuya sağladığı, yaklaşık altı ay
boyunca eyleme müdahale etmediği ve bu bağlamda başvurucuya seslerini yeterince
duyurmalarına fırsat verdiği aşikardır. Nöbet görevinin niteliği, kamu
hizmetlerinin devamlılığı -öğrencilerin eğitim hakkı ve güvenliği ve kamu
hizmetinin aksaması hâlinde ortaya çıkabilecek olumsuzluklar ile başvurucunun
eylemden beklediği fayda karşılaştırıldığında başvurucunun aradaki dengeyi
bozacak surette orantısız şekilde hareket ettiğinin kabul edilmesi gerekir.
Öyle ki, Osman Bayat ve Diğerleri kararında Anayasa Mahkemesi tarafından 7 ila
11 gün arasında devam eden eylemin kamu makamlarının müsamaha seviyesini aştığı
kabul edilmişken, somut olayımızda yaklaşık altı (6) ay süren nöbet tutmama
eylemi için evleviyetle aynı değerlendirmenin yapılması ve İdare tarafından
uygulanan disiplin cezasının başvurucunun sendika hakkını ihlal etmediğinin
kabulü gerekir.
Osman Bayat ve Diğerleri kararına konu olayda
başvuruculara uyarma cezası uygulanmasına karşın işbu başvuruda daha üst
kategoride olan 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmesi de söz konusu
kararda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir farklılık oluşturmamaktadır.
Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını
gerektiren fiil ve hâller 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde düzenlenmiş olup
fiilin niteliğine göre beş kategoride düzenlenmiştir. Başvuruculara nöbet
görevini aylarca yerine getirmemeleri nedeniyle sıralamanın en alt
kategorisinde yer alan uyarma cezasının iki üst kategorisinde olan aylıktan
kesme cezası uygulanmıştır. Söz konusu ceza, memurun, brüt aylığından 1/30 -
1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Somut olayda başvurucunun fiili için, idare
tarafından uzunca bir süre müsamaha gösterilerek hemen disiplin cezası
uygulanmamış, ayrıca mevzuatta öngörülen aylıktan kesme cezasının asgari oranı
(1/30 oranı) üzerinden disiplin cezası verilmiştir. Bu anlamda somut olayda
müdahalenin orantılı olduğunun kabulü gerekir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın
51.maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edilmediği
kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.