logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ferhat Turhan [2. B.], B. No: 2023/88134, 10/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

FERHAT TURHAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/88134)

 

Karar Tarihi: 10/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın DEMİREL

Başvurucu

:

Ferhat TURHAN

Vekili

:

Av. Eyyup AKINCI

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun incelendiği duruşmada müdafi yardımından yararlandırılmama nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuruya İlişkin Süreç

2. 11/8/2023 tarihinde gerçekleştirilen önleme aramasında E.A.nın taşıdığı çuval içinde uzun namlulu silahlara ait olduğu değerlendirilen çok sayıda parça ve ekipman ele geçirilmiştir. Söz konusu şahıs ele geçirilen parçaları başvurucunun işlettiği av malzemeleri satan işyerinden aldığını ifade etmiştir.

3. Aynı gün gözaltına alınan başvurucuya ait işyerinde, işyerinin çatısında ve gizli bölme olarak tasarlandığı iddia edilen kısımda çok sayıda silah parçaları ve ekipmanları ele geçirilmiştir.

4. Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan şüpheli A.T. ifadesinde; E.A.nın kendilerini arayarak karakolda olduğunu söylediğini, başvurucunun karakola gittiğini, daha sonra kendisini arayarak fatura kesilecek ürünleri belirttiğini ve kendisinin bunlar için diğer şüpheli A.A. adına fatura düzenlediğini beyan etmiştir.

5. Gözaltı süresi bir gün süreyle uzatılan başvurucu ve diğer şüpheli A.A. kollukta susma hakkını kullanmıştır.

6. 13/8/2023 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun da aralarında bulunduğu şüphelilerin 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12. maddesine muhalefet suçundan tutuklanmalarını talep etmiştir.

7. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği (5. Sulh Ceza Hâkimliği) tarafından gerçekleştirilen sorguda başvurucu suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir. Yapılan sorgu sonunda başvurucunun izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma, imal etme, nakletme, satma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... A-1-) Şüpheliler FERHAT TURHAN ve [A.A.]'ın üzerine atılı İzinsiz Olarak Ateşli Silah ve Mermileri Ülkeye Sokma, İmal Etme, Nakletme, Satma suçundan; şüphelinin Hakimliğimiz huzurunda alınan savunmaları göz önünde bulundurulduğunda; şüpheli Ferhat'ın iş adresinde yapılan aramada çok sayıda uzun namlulu silahlara ait olduğu değerlendirilen silah parça ve aparatları ele geçirilmiş olması, şüphelinin iş yerinde gizli bölme olarak tasarlanmış bir alan olması, bahse konu alanın içerisinde de çok sayıda silah parçasının ele geçirilmiş olması, şüpheli [A.]'ın alınan ifadesinde silah parçası satışı hususunda şüpheli Ferhat ile dosyanın firari şüphelisi [M.]'e sadece tercümanlık yaptığını beyan etmiş olsa da silah parçası alımı hususunda iş yapacak kişilerin bu suça iştirak etmeyen bir kimseyi aracı olarak kullanmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şüpheli Ferhat'ın bahse konu silah malzemelerine ilişkin fatura ya da irsaliye ibraz edememiş olması, şüphelinin av malzemeleri satma hususunda faaliyet gösteren iş yerinin olması hasebiyle bahse konu silah parçalarını faturasının ya da irsaliyesinin bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve şüphelinin üzerine atılı suçu destekler mahiyette olduğu, şüpheliler hakkında tutuklama koruma tedbirine karar verilebilecek ölçüde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil ve olguların bulunması, şüphelinin kaçması, saklanması ve kaçacağı şüphesi, şüphelinin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ile tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunması şüphesi, atılı suçun katalog suç olarak sayılması, atılı suçun üst sınırı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile bu aşamadaki mevcut delil durumu değerlendirildiğinde CMK'nın 109/1-2 maddesi uyarınca tutuklama koruma tedbiri yerine adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağı ve beklenen faydanın sağlanamayacağı dikkate alınarak şüpheli ve şüpheli müdafiinin serbest bırakılma veya adli kontrol tedbiri uygulanmasına ilişkin taleplerinin reddi ile yukarıda açıklandığı üzere CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelilerin üzerine atılı suçtan TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.]"

8. İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararına yapılan itiraz 29/8/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

9. Başvuru formunda İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin nihai kararının 31/8/2023 tarihinde öğrenildiği ifade edilmiştir.

10. Başsavcılık tarafından 11/9/2023 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi uyarınca incelenmesi istenmiştir.

11. İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2023 tarihinde başvurucunun Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla hazır edildiği duruşmada tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Şüphelilere yüklenen suçun vasıf ve mahiyeti, kanunda öngörülen cezanın nev'i ve miktarı, mevcut delil durumuna göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgu ve delillerin bulunması, suçun niteliği ve önemine göre tutuklama tedbirinin ölçülü olması, soruşturmanın halen sürmesi karşısında delilleri karartma şüphesinin varlığı, safahat itibariyle tutuklama nedenlerinde değişiklik bulunmaması, bu bağlamda suçlamanın niteliği ve muhtemel ceza tehdidi karşısında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağının anlaşılması dikkate alınarak;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 108/1 maddesi gereğince TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA... [karar verildi.]"

12. Tutukluluğun devamına ilişkin karara yapılan itiraz İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 19/9/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararları 31/8/2023 ve 22/9/2023 tarihlerinde öğrendikten sonra 27/9/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

14. Tutukluluğun devamına ilişkin 19/3/2024 tarihli karara yapılan itiraz sonrası 28/3/2024 tarihinde mevcut delil durumu, soruşturmanın geldiği aşama, uzmanlık raporu, tutuklu bulunduğu süre gözetilerek başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

15. 17/7/2024 tarihinde düzenlenen iddianame ile başvurucunun atılı suçtan cezalandırılması talep edilmiştir. İddianamenin ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Somut olayımızda da şüpheliler alınan savunmalarında üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemiş iseler de; Kriminal uzmanlık raporu ve Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hukuk Direktörlüğü görevlisince tanzim edilen bilirkişi raporları dikkate alındığında ele geçirilen parçaların 5201 Sayılı Kanun gereği kontrole tabi malzeme listesinde olması nedeniyle üretilmesi ve temini için izin alınması gerektiği yönündeki tespitler, ele geçirilen silah parçalarının miktar itibari ile ticari mahiyet arz etmesi, şüphelilerin telefonları üzerinde yapılan incelemede pek çok uzun ve kısa namlulu silah görseli ve videosuna ulaşılması, yine silahların ele geçirildiği imalathanede ele geçirilen silahların yapım şemasının bulunması, şüpheli [A.T.]'ın alınan ifadesinde suç unsurların yakalanmasından sonra hamal [E.]'ın kendisini arayarak yakalandığını ve Polis Merkezinde olduğunu söylemesi üzerine abisi Ferhat'ın Polis Merkezine gittiği esnada yolda iken kendisini telefonla arayarak bir şahsın kendisini arayacağını, vereceği şahıs adına fatura kesmesini istediğini, bunun üzerine kendisinin de cep telefonundan e-fatura kestiğini beyan etmişse de fatura içeriğinde yazılı SAFİR ibareli herhangi bir silah parçası ele geçirilmediği gibi şahısların bu şekilde usulsüz ve gerçeğe aykırı fatura düzenleyerek suçtan kurtulmaya çalışmaları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde ateşli silahları 29/6/2004 tarihli ve 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun hükümleri dışında ülkede yapmak, satmak ve ticari amaçla bulundurmak suretiyle üzerilerine atılı 6136 Sayılı Yasaya Muhalefet suçunu işlediklerine dair kamu davası açmaya yeter delile ulaşılmakla... [cezalandırılmaları talep olunmuştur.]"

16. 26/3/2025 tarihinde dosya kapsamındaki uzmanlık raporları, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve diğer tespitler uyarınca yasal olmayan yollarla tedarik edilen silah parçalarının uzun namlulu silah hâline getirilmek üzere muhafaza edildiği ifade edilerek başvurucunun iki veya daha çok kişiyle birlikte silah ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

17. Yargılama, istinaf aşamasında derdesttir.

18. Komisyon, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

19. Başvurucu; suç işlediğine dair kuvvetli belirti olmamasına rağmen tutuklandığını, kaçma ve delilleri karartma şüphesi bulunmadığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığını belirterek 13/8/2023 tarihli tutuklamaya ilişkin kararın hukuki olmadığını ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundakine benzer iddialarda bulunmuştur.

20. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

21. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre tutuklama tedbirinin uygulandığı yargılama neticesinde verilen kararın kesinleşmiş olması hâlinde başvurucu tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açabilecektir (birçok karar arasından bkz. Reşat Ertan [1. B.], B. No: 2013/5700, 15/4/2015, § 26; Ömer Köse [2. B.], B. No: 2014/12036, 16/11/2016, § 34; Eyyüp Güneş [GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021, § 88; Murat Ağırel ve diğerleri [GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26). Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılama istinaf aşamasında derdesttir. Dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale, temel hak ve özgürlüklerin olağan dönemde sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halas Aslan [1. B.], B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 60).

23. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri belirtilmiştir (Halas Aslan, § 57). Buna göre tutuklama ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamada meşru bir amacın olması için ön koşul, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bu husus, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay [1. B.], B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

24. Eldeki olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma, imal etme, nakletme, satma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

25. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

26. Anayasa Mahkemesi; kişinin suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde toplanmış olmasının mutlaka gerekli olmadığını zira tutukluluğun amacının yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmek olduğunu, buna göre suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir (Mustafa Ali Balbay, § 73; Mehmet Haberal [1. B.], B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 71). Öte yandan tutuklama aşamasında suçun sübutu gerekmediği için isnat edilen eylemin tutuklama kararında belirtilen suçtan başka bir suçu oluşturma ihtimali olması tutuklama kararını salt bu nedenle hukuka aykırı hâle getirmeyecektir.

27. Bu noktada tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdirinin öncelikle anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine ait olduğunun, zira bu konuda taraflarla ve delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercilerinin Anayasa Mahkemesine kıyasla daha iyi konumda olduğunun yeniden ifade edilmesi gerekir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017 § 123).

28. Başvuru konusu olayda 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucunun işyerinde yapılan aramada uzun namlulu silahlara ait olduğu değerlendirilen eşyaların ele geçirilmesi, bu eşyaların bir kısmının başvurucunun işyerindeki gizli bölümde bulunması, tanık beyanları, ele geçirilen eşyaların niteliği ve dosya kapsamındaki tespit ve tutanakların başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesi teşkil ettiği kabul edilmiştir (bkz. § 7). 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya isnat edilen izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma, imal etme, nakletme, satma suçunun 5271 sayılı Kanun uyarınca katalog suçlardan olduğu, başvurucunun kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunduğu ve adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı belirtilmiş; başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.

29. Anayasa Mahkemesi birçok kararında somut olgular içeren tanık anlatımlarını suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Metin Evecen [2. B.], B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52; İbrahim Okur [1. B.], B. No: 2016/50394, 27/2/2020, § 82). Anayasa Mahkemesi tarafından 5. Sulh Ceza Hâkimliğince kuvvetli suç şüphesinin var olduğuna dair tespitlerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla belirtilen bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir.

30. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

31. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında tutuklama nedeni olarak öncelikle isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına dayanılmış, ayrıca kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunan başvurucu açısından tutuklamanın ölçülü olduğu belirtilmiş ve adli kontrolün yetersiz kalacağına değinilmiştir (bkz. § 7). 28/3/2024 tarihinde mevcut delil durumu, soruşturmanın geldiği aşama, uzmanlık raporu, tutuklulukta geçen süre gözetilerek başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir (bkz. § 14). 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklamaya ilişkin kararda atılı suçun katalog suçlardan olması dışında başvurucunun kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunduğu ve adli kontrolün yetersiz kalacağına ilişkin gerekçeye yer verilmiştir.

32. Olayın özel koşulları, başvurucunun delilleri karartmaya yönelik davranışları (bkz. § 4) ile 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş [1. B.], B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

33. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bu tedbirin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır. Bu husus değerlendirilirken anayasal denetimin tutuklamaya ilişkin süreç ile tutuklama gerekçeleri üzerinden yapılması gerekir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Mehmet Baransu (2) [2. B.], B. No: 2015/7231, 17/5/2016, § 136).

34. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214).

35. Sonuç olarak başvurucunun işlediği iddia edilen suçun niteliği dikkate alındığında 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64).

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

37. Başvurucu, tutukluluğunun matbu gerekçelerle ve yeterli inceleme yapılmaksızın makul olmayan bir süre devam ettirildiğini belirterek adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde, yapılacak incelemede konuya ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundakine benzer iddialarda bulunmuştur.

38. Başvurucunun iddiaları kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

39. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak [2. B.], B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek [1. B.], B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan [2. B.], B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 28/3/2024 tarihinde tahliye edilen başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Tutukluluğun İncelendiği Duruşmada Müdafi Yardımından Yararlandırılmadığına İlişkin İddia

41. Başvurucu, 11/9/2023 tarihli tutukluluk incelemesinde avukatının hazır edilmemesi nedeniyle tutukluluğa yönelik itirazlarını etkili bir şekilde sunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde, yapılacak incelemede konuya ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundakine benzer iddialarda bulunmuştur.

42. Başvurunun bu kısmı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

43. Başsavcılığın başvurucunun tutukluluğunun 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca incelenmesine ilişkin 11/9/2023 tarihli talebine yönelik olarak İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı gün yapılan duruşmada başvurucu, SEGBİS vasıtası ile hazır edilmiştir. Hâkimlik başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Buna yönelik itiraz ise 19/9/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir (bkz. §§ 10-12).

44. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda, resen yapılan tutukluluk incelemelerinin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı mercine itiraz edebilme hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş; bu kapsamdaki şikâyetler yönünden konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararları vermiştir (Firas Aslan ve Hebat Aslan [1. B.], B. No: 2012/1158, 21/11/2013,§ 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/6160, 2/12/2015, § 24; Ali Kavlak [1. B.], B. No: 2016/8018, 10/12/2019, § 120). Başvuru konusu olayda da başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun incelendiği duruşmada müdafi yardımından yararlandırılmama dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Ferhat Turhan [2. B.], B. No: 2023/88134, 10/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı FERHAT TURHAN
Başvuru No 2023/88134
Başvuru Tarihi 27/9/2023
Karar Tarihi 10/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun incelendiği duruşmada müdafi yardımından yararlandırılmama nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) İhlal Olmadığı
Tutukluluk (süre) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) Konu Bakımından Yetkisizlik
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi