logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mehmet Kerimoğlu ve diğerleri (2) [2. B.], B. No: 2021/10770, 29/7/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MEHMET KERİMOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2021/10770)

 

Karar Tarihi: 29/7/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Yüksel GÜNARSLAN

Başvurucular

:

1. Mehmet KERİMOĞLU

 

 

2. Mustafa KERİMOĞLU

 

 

3. Önder Can KERİMOĞLU

 

 

4. Serpil KERİMOĞLU

 

 

5. Sinem KERİMOĞLU ŞAHİN

 

 

6. Yiğit Ögeday KERİMOĞLU

Vekili

:

Av. Övgü ERDOĞAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Van'da meydana gelen ikinci depremde yıkılan otel binasına ilişkin olarak ilk depremden sonra halkı binalara girmemeleri hususunda uyarmadığı ve hasar tespit çalışmalarını gereği gibi yerine getirmediği iddia edilen kamu görevlileri hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/2/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Anayasa Mahkemesinin Serpil Kerimoğlu ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2012/752, 17/9/2013) Kararıyla İlgili Süreç

5. 23/10/2011 tarihinde Van'da 7,2 şiddetinde bir deprem meydana gelmiş ve deprem sonucunda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. Depremden sonra artçı sarsıntılar devam etmiş, 9/11/2011 tarihinde 5,6 şiddetinde ikinci bir deprem olmuştur. İkinci depremde Van il merkezinde bulunan bir otel binası yıkılmış; otelde kalmakta olan, başvurucuların yakınlarının da aralarında bulunduğu yirmi dört kişi enkaz altında kalarak yaşamını yitirmiştir.

6. Olayın ardından Van Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlatmıştır. Başvurucuların da şikâyetçi olarak katıldığı soruşturma kapsamında bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Bu çerçevede hazırlanan Nisan 2012 tarihli bilirkişi raporunda binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında ilgili mevzuat hükümlerine uyulmadığı belirtilmiştir. 23/10/2011 tarihli ilk depremden sonra binada hasar tespiti yapılmadığı vurgulanan raporda bina taşıyıcı sisteminin ilk depremden ve ikinci depreme kadar olan artçı sarsıntılardan etkilendiğinin düşünüldüğü ifade edilmiştir. Ayrıca proje, yapım ve iş bitimi aşamalarındaki eksikliklerden yapı sahibi ve/veya müteahhidin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili biriminin, deprem sonrası inceleme aşamasındaki eksikliklerden ise yapı sahibi ve gerekli tedbirleri almayan ilgili birimlerin sorumluluğu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.

7. Soruşturma sonucunda otel işletmecisi hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan Van Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmasına, vefat eden yapı sahibi ve diğer şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına, kamu görevlileri hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 3. ve 12. maddeleri gereği görevsizlik kararı verilerek soruşturma dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.

8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 9/10/2012 tarihinde Van Valisi, Erciş Kaymakamı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı, Van Afet Acil Durum İl Müdürü ve diğer AFAD yöneticileri hakkında görevi kötüye kullanmaya ilişkin iddiaların somut bilgi ve belgelere dayanmadığı, ilgililer açısından ön inceleme yapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı gerekçesiyle şikâyetin işleme konulmamasına karar vermiştir.

9. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 9/10/2012 tarihli kararına karşı yapılan itiraz, Danıştay Birinci Dairesince 4483 sayılı Kanun'da Cumhuriyet başsavcılıklarının şikâyetin işleme konulmamasına dair verdikleri kararlara karşı herhangi bir itiraz yolu öngörülmediği gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmiştir.

10. Başvurucular Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının şikâyetin işleme konulmaması kararı üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Anayasa Mahkemesi 2012/752 sayılı başvuruda 17/9/2013 tarihinde verdiği kararla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetin işleme konulmamasına karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutu olan etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi mevzuat hükümleri gözönüne alındığında dönemin Van Valisi ve AFAD yetkililerinin gereken tedbirlerin alınması hususunda sorumlulukları olduğunu vurgulamıştır. Birinci depremde hasar görmüş binaların artçı sarsıntılar esnasında yıkılma tehlikesi olmasının öngörülebilir bir risk olduğuna işaret eden Anayasa Mahkemesi, ilk depremden on altı gün sonra gerçekleşen ikinci depremde yıkılan binanın bölgede kapasitesi en yüksek otellerden biri olması sebebiyle hasar tespiti yapılarak gerektiğinde boşaltılmasının ilgililerden beklenebileceğini ifade etmiştir. Son olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, hasar tespiti ve hasarlı binalara girişin engellenmesi konusunda yetkililerce ne tür işlemler yapıldığını ortaya koyacak delil ve değerlendirmelere yer vermeksizin soruşturma açılması talebinin işleme konulmamasına karar verildiğini belirtmiş; bu kararla soruşturmanın devam ettirilmesi yönündeki talebin bir itiraz mercii tarafından değerlendirilmesinin de önüne geçildiğine dikkat çekmiştir.

B. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Ali Emir ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/16482, 17/1/2019) Kararından Önceki Süreç

1. Dönemin AFAD Başkan Vekili Yönünden

12. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma izni istenmesi üzerine İçişleri Bakanlığı 4/4/2014 tarihinde, dönemin AFAD Başkan Vekili hakkında ön inceleme yapma yetkisinin Başbakanlık makamına ait olduğunu belirterek dosyayı (Kapatılan) Başbakanlığa göndermiştir.

13. Başbakanlık tarafından yaptırılan ön inceleme sonucunda 15/7/2014 tarihli rapor düzenlenmiştir. Anılan rapordaki tespitler özetle şöyledir:

i. 29/5/2009 tarihli ve 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un Van depremi sırasında yürürlükte olan 18. maddesine göre il afet ve acil durum müdürlüklerinin sevk ve idaresinden vali sorumludur. Afet ve acil durumlarda meydana gelen kayıp ve hasarı tespit etmek ise il afet ve acil durum müdürlüklerinin görevidir. 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 13. maddesine göre arazinin tehlikeli durumu ve binaların gördüğü hasar bakımından yıktırılması ve boşaltılması gerekenler hakkında o il ve ilçenin en büyük mülki amirine ayrı bir rapor verilir, bu yükümlülük de il afet ve acil durum müdürlüklerine aittir.

ii. Yine 7269 sayılı Kanun kapsamında AFAD Başkanlığının gereken hâllerde yapılarda meydana gelen hasarı tespit etmek üzere diğer bakanlık, kurum ve kuruluşlardan inşaat mühendisi ya da mimar görevlendirmelerini talep etme yükümlülüğü vardır. Burada "gereken hâller" ile ifade edilen durum, AFAD il yönetiminden gelen ihtiyaç talepleri şeklinde anlaşılmalıdır. İhtiyaç duyulan teknik personelin Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ivedilikle görevlendirildiği anlaşılmıştır.

iii. Müştekilerin şikâyetleri kapsamında yer alan, depremden sonra tehlikenin geçtiğine ve gereken tüm önlemlerin alındığına yönelik olan beyanlarına dair AFAD Başkan Vekili'nin bu yönde bir açıklamasına rastlanmadığı, yaptığı yazılı basın açıklamalarında hasarlı binalara girilmemesi yönünde ikazda bulunduğu görülmüştür.

14. Ön inceleme raporunda nihai olarak dönemin AFAD Başkan Vekili İ.E.K.nın ilgili kanunlar ve ikincil düzenlemelerde yer alan yükümlülükleri yerine getirmediğine veya iki deprem arasında yapı hasar denetimini ve alınması gereken idari tedbirleri kasten ihmal ettiğine dair soruşturma izni verilmesi için gerekli makul şüphe doğuracak bir bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesinin uygun olacağı kanaati bildirilmiştir.

15. Başbakanlık makamının 27/7/2014 tarihli kararıyla ön inceleme raporundaki tespit ve gerekçelerle soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir.

16. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/8/2014 tarihli görevsizlik kararı ile dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 8/9/2014 tarihinde, ön inceleme raporunun eki bilgi ve belgelere uygunluk arz ettiğinin görüldüğü gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesi kararına karşı itiraz yoluna gidilmeksizin işlemden kaldırma kararı vermiştir.

17. Yakınlarını aynı otelde kaybeden farklı kişilerin itirazı üzerine Danıştay Birinci Dairesinin 6/11/2014 tarihli kararıyla "ilgiliye isnat edilen eylemin hakkında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.

18. Başvurucuların itirazları hakkında ise Danıştay Birinci Dairesince 26/12/2014 tarihinde "27/7/2014 tarihli karara karşı yapılan itirazın daha önce incelenerek karara bağlandığı anlaşıldığından diğer itirazlar hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmiştir. Başvurucular, bu karara karşı 30/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru 2015/5775 başvuru numarasıyla kaydedilmiştir.

2. Van Eski Valisi, Erciş Eski Kaymakamı, Dönemin Van İl Afet ve Acil Durum Müdürü Yönünden

19. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/11/2013 tarihli kararıyla anılan kamu görevlileri hakkında İçişleri Bakanlığından soruşturma izni istenmiştir.

20. Dönemin Van Valisi, Erciş Kaymakamı ile Van İl Afet ve Acil Durum Müdürü hakkında İçişleri Bakanlığınca ön inceleme başlatılmıştır. 13/3/2014 tarihli ön inceleme raporundaki tespitler özetle şöyledir:

i. İlk depremden sonra Van Valiliği tarafından öncelikle arama kurtarma faaliyetlerine başlanmış, bunun yanı sıra çadır kentler kurulmuş, aşevleri faaliyete geçirilmiştir. Hasta ve yaralılarının nakilleri sağlanmış, bu çalışmalar devam ederken hasarlı olup tehlike arz eden yapıların durumu ile acil barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak ön hasar tespit çalışmalarına başlanmıştır. Bu çalışmalar 234 teknik personelle yürütülmüş, sağlık ve eğitim hizmeti sunulan binalar ile güvenlik ve kamu hizmetlerine ait binalara öncelik verilmiştir. 23/10/2011 tarihinden 9/11/2011 tarihine kadar toplam 200.000 yapıdan 102.709 yapının ön hasar tespiti yapılmış ancak Bayram Otel ile birlikte diğer yapıların tespitleri yapılamadan ikinci deprem meydana gelmiştir.

ii. Ön hasar tespitleri, yapıların depreme dayanıklılığını tespit etme amacına yönelik olmadığından hasar görmemiş binaların bir diğer depremde yıkılmayacağı yönünde kesin kanaat oluşturmayacaktır. Ön hasar tespit çalışmaları 7269 sayılı Kanun'un 23. maddesine göre hak sahipliği işlemleri için hazırlık mahiyetinde bir işlem olarak yürütülmektedir.

iii. Hem AFAD yetkilileri hem de Van Valiliği tarafından birinci depremden sonra hasarlı binalara girilmemesi yönünde duyurular yapılmıştır.

21. Ön inceleme raporunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının işleme koymama kararı üzerine Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararları gözetildiğinde Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin ve bağlayıcı olması nedeniyle Van eski Valisi M.K. ile İl Afet ve Acil Durum Müdürü C.G. hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir.

22. Raporda; depremden sonra yıkılmayan binalara girilebileceği yönünde herhangi bir beyanına rastlanmadığı gibi Erciş ilçesi mülki sınırları içinde ilk depremden sonra meydana gelen artçı depremlerde ya da 9/11/2011 tarihli ikinci depremde hiçbir binanın yıkılmadığı, can ve mal kaybı olmadığı anlaşıldığından Erciş eski Kaymakamı R.F. hakkında soruşturma izni verilmemesi yönünde kanaat bildirilmiştir.

23. İçişleri Bakanlığınca soruşturma izni verilmemesine 17/3/2014 tarihinde karar verilmiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:

i. Ön incelemeyi yapan müfettişler esasen haklarında ön inceleme yapılan kamu görevlilerinin olayda sorumluluklarının bulunduğuna dair tespit ve görüşleri olmamasına karşın Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesi nedeniyle soruşturma izni verilmesi yönünde kanaat bildirmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesinin sebebi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının şikâyetin işleme konulmaması kararının yargı denetimi dışında kalması, dolayısıyla etkili ve caydırıcı bir ceza soruşturması yürütülmemesidir.

ii. 4483 sayılı Kanun kapsamında yapılan işlemlerin ve alınan kararların etkili ve caydırıcı soruşturma olarak kabul edilmesi gerekir. Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesinin anılan kararının yerine getirilebilmesi için soruşturma izni verilmesi yönünde karar alınması zorunlu değildir. Aksine bir kabul Anayasa'nın 129. maddesinin altıncı fıkrasını işlevsiz hâle getirecektir.

iii. Dönemin Van Valisi ile İl Afet ve Acil Durum Müdürü'nün kendilerine yöneltilen fiilleri işlediğine dair delil bulunmamaktadır. Ortada cezai sorumluluğu gerektiren herhangi bir eylem yoktur. Dönemin Erciş Kaymakamı'nın da olayla ilgili herhangi bir sorumluluğu söz konusu değildir.

24. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma izni verilmemesi kararına karşı itiraz yoluna gidilmeksizin 14/7/2014 tarihinde işlemden kaldırma kararı vermiştir.

25. Soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 31/7/2014 tarihinde Van Valisi ile İl Afet ve Acil Durum Müdürü yönünden karara itiraz etmiştir.

26. Başvurucular 7/3/2017 tarihinde itirazın uzun süre karara bağlanmaması nedeniyle bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru 2017/15456 başvuru numarasıyla kaydedilmiştir.

27. Danıştay Birinci Dairesi 22/6/2017 tarihinde "ilgililere isnat edilen eylemin haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı" gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.

28. Başvurucular, karara karşı 23/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru 2017/37793 başvuru numarasıyla kaydedilmiştir.

C. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Ali Emir ve diğerleri Kararı

29. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların 30/3/2015, 7/3/2017 ve 23/11/2017 tarihli bireysel başvurularını Mehmet Ali Emir ve diğerleri bireysel başvurusu ile birleştirmiştir.

30. Mehmet Ali Emir ve diğerleri başvurusu, Van'da meydana gelen ikinci depremde yıkılan otel binasına ilişkin olarak ilk depremden sonra hasar tespit çalışmalarını gereği gibi yerine getirmediği iddia edilen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

31. Anayasa Mahkemesi 17/1/2019 tarihli kararında yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edilmediğine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"94. Başvuruya konu olayda, Van'da meydana gelen ilk depremden sonra artçı sarsıntılar devam etmiş ve ilk depremden on altı gün sonra ikinci bir deprem meydana gelmiştir. İkinci depremde yıkılarak başvurucuların yakınlarının ölümüne sebebiyet veren otel binasında ilk depremden sonra hasar tespiti yapılmaması ve kamu makamları tarafından bu binaya yönelik bir önlem alınmaması nedenleriyle ilgili birimlerin ölümlerden sorumlu olduğu iddia edilmektedir.

...

102. Somut olaya ilişkin yapılan ön incelemelerde, kamu görevlileri hakkında ileri sürülen ihmal iddialarına ilişkin detaylı bir tetkik yapılarak Vali ve AFAD İl Müdürünün olayda hareketsiz kalmadıkları, yetkileri ve görevleri çerçevesinde derhâl harekete geçerek alınabilecek tedbirleri aldıkları ancak ilk depremden sonra meydana gelen hasarları tespit etmek bakımından çok kısa bir süre olan on altı gün sonra henüz hasar tespit çalışmaları tamamlanamadan ikinci depremin meydana gelmiş olduğu, AFAD Başkan Vekilinin ise ilgili kanunlar ve ikincil düzenlemelerle öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, İl Müdürlüğünden gelen talep üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ivedilikle personel görevlendirdiği tespit edilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda ise soruşturma izni verilmemesi yönünde kararlar verilmiştir.

103. Somut olayda soruşturma izni prosedürünün bir ceza soruşturması açılmasını gerektirecek somut veri bulunup bulunmadığının araştırılması amacının ötesinde ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek, soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesine engel olacak ya da kamu görevlilerine yargı muafiyeti sağlayacak şekilde uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan ihlal kararlarının aksine bu başvuruya konu olayda kamu görevlilerinin ihmallerinin tespit edilmesinde uygun araçların kullanılmasının önüne geçilmesi ya da tespit edilen ihmalî davranışların adli makamlar önüne taşınmasının engellenmesi gibi bir sonuç doğmamıştır.

…"

D. Başvuru Konusu Olaya İlişkin Ceza Yargılaması Süreci

32. Van Cumhuriyet Başsavcılığının 30/7/2012 tarihli iddianamesi ile binanın vefat eden eski sahibi M.S.B.nin oğlu T.B.nin otelin kiracısı ve işletmecisi olması sıfatıyla taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

33. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/5/2023 tarihli kararıyla T.B.nin bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan 15 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Karar Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından 25/6/2025 tarihinde onanmıştır.

E. Başvuru Konusu Olaya İlişkin Tazminat Davası

34. Başvurucular 23/1/2012 tarihinde Van Belediye Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Van Valiliği, AFAD'a izafeten Başbakanlık ve otel sahibi M.S.B.nin mirasçıları aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Dava Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) görülmüştür.

35. Asliye Hukuk Mahkemesi 28/2/2012 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında, idareler aleyhine açılan davanın "idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan tam yargı davalarına bakmaya idare mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle" tefrik edilmesine karar vermiştir.

36. Yargılama neticesinde Asliye Hukuk Mahkemesi 19/12/2016 tarihinde otel sahibi M.S.B.nin mirasçılarının başvurucu Serpil Kerimoğlu için 554.061,63 TL maddi, 25.000 TL manevi, Sinem Kerimoğlu için 4.123,59 TL maddi, 20.000 TL manevi, Yiğit Ögeday Kerimoğlu için 66.194,10 TL maddi, 20.000 TL manevi, Önder Kerimoğlu için 20.000 TL manevi, Mehmet Kerimoğlu için 10.000 TL manevi, Mustafa Kerimoğlu için 10.000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiştir. Yasal süre içinde aleyhe temyiz kanun yoluna başvurulmayan karar 14/7/2017 tarihinde kesinleşmiştir.

F. Başvuru Konusu Olaya İlişkin Tam Yargı Davası

37. Başvurucular 29/7/2013 tarihinde AFAD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Van Belediye Başkanlığı ile Van Valiliği aleyhine tam yargı davası açmıştır. Van 2. İdare Mahkemesi 22/2/2018 tarihinde maddi tazminat isteminin 38.087,06 TL'lik kısmı ile manevi tazminat isteminin 135.000 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir. İstinaf ve temyiz incelemelerinden geçen karar 23/9/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Davacıların yakınının enkaz altında kalarak vefat ettiği Bayram Otel binasının, 09/11/2011 tarihinde meydana gelen depremde yıkılması olayında davalı idarelerin kusurlarının olup olmadığı, varsa davalı idarelerin hangi oranda kusurlu olduğunun saptanması amacıyla Mahkememizin 11/11/2014 tarihli ara kararıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş; bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; Van İli, ... parselde bulunan Bayram Otel binasının yıkılması olayında, fenni mesulün malzeme kalitesi ve donatı detaylarına uyulmamasından ve gerekli projelerin ve sözleşmelerin yapılmamasından dolayı %35, müteahhidin uygulamanın malzeme kalitesi ve donatı detaylarına uymamasından dolayı %21, otel işletmecisinin otelin durumu ile ilgili detaylı incelemenin yaptırılmamasından dolayı %8, Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının proje ve uygulama konusundaki denetim görevlerini tam olarak yerine getirmemesinden dolayı%28, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının plan ve projelendirme konusundaki denetim görevini tam olarak yerine getirmemesinden dolayı %3, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının afet durumu ile ilgili gerekli çalışmaların ve denetimlerin yapılmamasından dolayı %3, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün deprem sonrası incelemelerin zamanında yapılmamasından dolayı %2 oranında kusurlu olduğu açıklamalarına yer verilmiş, olayda diğer davalı Van Valiliğinin kusuru bulunduğuna dair herhangi bir tespite yer verilmemiştir.

Bu durumda, meydana gelen ölüm olayı nedeniyle davalı idarelerden Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının kusurları oranında davacıların zararlarını tazminle yükümlü oldukları açık[tır]..."

G. Somut Başvuruya Konu Ceza Soruşturması Süreci

38. Başvurucular 6/11/2015 tarihinde AFAD Başkan Yardımcıları, Planlama ve Zarar Azaltma Dairesi Başkanı, Müdahale Dairesi Başkanı, İyileştirme Dairesi Başkanı ve Deprem Dairesi Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.

39. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan kamu görevlileri hakkında Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından soruşturma izni istemiştir. Yapılan ön inceleme sonunda AFAD Daire Başkanları T.E., O.N.B., G.Ç. ve M.N. hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir.

40. Başvurucuların itirazı üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi soruşturma izni verilmemesi kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Anılan kararda, merkezi idarede görev yapan ilgili kamu görevlilerinin görev alanları itibarıyla yapılmakta olan hasar tespitlerinin sıhhatinden ve hasar tespit işlemlerine ilişkin koordinasyondan sorumlu oldukları ve olayın ciddiyeti itibarıyla bu işin sadece taşra teşkilatına sevk edilmesinin meydana gelen zarar üzerinde etkili olabileceği değerlendirmesine yer verilerek kamu görevlilerine isnat edilen eylemler açısından ceza soruşturması yapılmasını gerektirecek şüphe olduğu belirtilmiştir.

41. Başvurucular 29/6/2020 tarihli dilekçe ile AFAD yöneticilerinin sorumluluklarının tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.

42. AFAD Daire Başkanları şüpheli sıfatı ile alınan ifadelerinde 7269 sayılı Kanun'un 13. maddesine istinaden olay tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca deprem bölgesinde söz konusu çalışmaları yapmak üzere gerekli görevlendirmelerin yapıldığını, Van Valiliği tarafından da 26/10/2011-8 sayılı Genelge kapsamında görev dağılımlarını belirtir belgenin hazırlandığını beyan etmiştir. Şüpheliler ayrıca soruşturmaya konu iddialar ile ilgili daire başkanlıklarının görev ve sorumluluğu bulunmadığını, olay tarihinde yürürlükte olan mevzuat gereği hasar tespit çalışmalarına ilişkin merkezi koordinasyon görevinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığında olduğunu, olay tarihinde yürürlükte olan kanun ve yönetmelikler gereği AFAD Planlama ve Zarar Azaltma Dairesi, Müdahale Dairesi, İyileştirme Dairesi ve Deprem Dairesi Başkanlıklarının görev ve sorumluluğu bulunmadığını ifade etmiştir.

43. Van Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili mevzuat hükümleri ve Van Valiliği tarafından deprem sonrasında yayımlanan genelgeye istinaden afet sonrası hasar tespitinden sorumlu kurumun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü olduğu, AFAD İl Müdürlüklerinin sevk ve idaresinden Vali'nin sorumlu olduğu, AFAD Başkanlığı ile il müdürlükleri arasında hiyerarşik bir kontrol ilişkisi bulunmadığı, AFAD Daire Başkanlarının hasar tespitine ilişkin bir sorumlulukları olmadığı gerekçesiyle 18/11/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"5902 Sayılı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 8, 9, 10 ve 12. maddelerinde söz konusu daire başkanlıklarının görevlerinin açıkça yazılı olduğu, ayrıca soruşturma konusu Van Depreminden sonra Van Valiliği tarafından 26.11.2011 tarihli ve 2011/8 sayılı genelge yayımlandığı, bu genelgede deprem felaketi nedeniyle verilecek hizmetin sunumu ve uygulanmasına ilişkin tedbirlerin açıkça yazıldığı, depremle ilgili her türlü verinin toplanması, analiz edilmesi ve raporlanmasından sorumlu kişinin ve yine hasar tespitinden sorumlu kurumun belirtildiği, hasar tespitinden sorumlu kurum olarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün gösterildiği, Nisan 2012 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hasar tespiti ve gerekli tedbirlerin alınmaması şeklindeki sorumluluğun 5902 Sayılı Kanun, Van Valiliği tarafından yayımlanan genelge gözetildiğinde haklarında soruşturma yürütülen daire başkanlarına ait olmadığı, ayrıca bilirkişi raporuna müteakip AFAD Başkanı, Başkanvekili, Van Valisi, Erciş Kaymakamı ve diğer sorumlular hakkındaki soruşturmaların görevli ve yetkili merciler tarafından ayrıca yürütüldüğü,

...

5902 Sayılı Kanunun Van Depremi sırasında yürürlükte olan 18. maddesine göre İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinin sevk ve idaresinden Valinin sorumlu olduğu, AFAD Başkanlığı ile il müdürlükleri arasında hiyerarşik bir kontrol ilişkisinin söz konusu olmadığı, açıklanan nedenlerle somut olayımızda yukarıda kimlik bilgileri yazılı olan şüphelilerin özellikle Bayram Otelinde meydana gelen can kayıpları ile ilgili nedensellik bağı kurulabilecek, koordinasyon ve işbirliği yükümlülüklerini ihlal ettiklerine, görevlerini savsakladıklarına dair somut bir delil elde edilemediği, nitekim şüphelilerin soruşturma konusu olayla ilgili görev ve sorumluluklarının bulunmadığının yasal mevzuat incelendiğinde açık olduğu, bilirkişi raporunda belirtilen hasar tespiti yaptırmak görevinin ihmaline ilişkin diğer kamu görevlileri ilgili soruşturmaların ayrı yürütüldüğü anlaşılmıştır."

44. Başvurucuların bu karara karşı yaptıkları itiraz Van 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 14/1/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

45. Başvurucular, itirazın reddi kararını 27/1/2021 tarihinde öğrendikten sonra 26/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

46. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Ali Emir ve diğerleri, §§ 41-52.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

47. Anayasa Mahkemesinin 29/7/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

48. Başvurucular;

i. Van il merkezinde bulunan bir otel binasının 9/11/2011 tarihinde meydana gelen ikinci depremde yıkılması sonucu yakınlarının hayatlarını kaybetmesinde AFAD'ın merkez teşkilatında görev yapan üst düzey kamu görevlilerinin sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmüştür.

ii. Dönemin AFAD Başkan Yardımcıları, Planlama ve Zarar Azaltma Dairesi Başkanı, Müdahale Dairesi Başkanı, İyileştirme Dairesi Başkanı ve Deprem Dairesi Başkanının gerekli önlemleri almaması, kanunda belirtilen görevleri yerine getirmemesi, halkı hiçbir binaya girilmemesi konusunda uyarmaması, oteli kapatmaması, otelde gerektiği gibi hasar tespiti yaptırmayarak "Hasarlı ancak oturulur." yönünde rapor verilmesi, yeteri kadar uzman görevlendirmemesi, afetzedelerin barındırılması için bina ve tesisleri tespit etmemesi nedeniyle can kayıplarından sorumlu olduğunu beyan etmiştir.

iii. Anılan kamu görevlileri hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, iddianame düzenlemeye yeterli delil bulunmasına rağmen hukuka aykırı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, bu karara yapılan itirazın yetersiz gerekçe ile reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

49. Bakanlık görüşünde, somut olaya ilişkin tüm yargısal süreçler, insan hakları yargısı içtihadı ile mevzuat detaylı olarak aktarılmış; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

50. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama... hakkına sahiptir."

51. Anayasa'nın "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

52. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların iddialarının özü AFAD'ın merkez teşkilatında görev yapan üst düzey kamu görevlilerinin ihmali davranışlarla yakınlarının ölümüne neden olduğuna ve bu kişiler hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenle başvuru yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

53. Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülükler uyarınca devlet; yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 35).

54. Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için devletin yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturması (İpek Deniz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, § 135), bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler alması (T.A., § 136; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 36) hatta önceden belirlenebilir bir veya daha fazla bireyin yaşamına yönelik bir tehdit söz konusu olmasa bile kişilerin yaşamını korumak için genel güvenlik tedbirleri alması gerekir (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya [1. B.], B. No: 2013/1280, 28/5/2014, § 59). Öte yandan yetkili makamlardan yaşamla ilgili her türlü potansiyel tehdidin gerçekleşmesini önlemek için somut tedbirler alması beklenemeyeceği (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya, § 60) gibi özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında koruma yükümlülüğünün kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanması da mümkün değildir. Ayrıca hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir. Unutulmaması gerekir ki yaşam hakkının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi, idari ve yargısal makamların takdirindedir (T.A., §§ 136, 137; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 37).

55. Deprem gibi önlenemez doğal afetlerin meydana gelmesi konusunda devletlerin yaşamı korumaya yönelik yükümlülüğü, felaketin zararlarının en aza indirilmesi hususunda bilimsel olarak alınması olanaklı tedbirlerin mali olanaklar çerçevesinde alınmasına ilişkindir. İmar planı uygulamaları ve arazi düzenlemeleri konusunda devletin sahip olduğu yetkilerin bu bağlamda kritik bir öneme sahip olduğu vurgulanmalıdır (Ömür Kınay [2. B.], B. No: 2015/4686, 19/2/2019, § 40).

56. Pozitif yükümlülüğü kapsamında devletin yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (T.A., § 134; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 38).

57. Kasıtlı öldürme olaylarında veya ölümün saldırı ya da kötü muamele sonucu meydana geldiği olaylarda devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 76). Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği hâllerde ise etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü; mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması suretiyle de yerine getirilebilir (Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, § 63). Bununla birlikte kamu makamlarının muhakeme hatası veya dikkatsizliği aşan bir kusurunun olduğu, yani olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların bireylerin yaşamı için oluşan riskleri bertaraf etmek için yetkileri dâhilinde gerekli ve yeterli önlemleri almadıkları durumlarda etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü, ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmesini gerektirebilir (Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018, § 63).

58. Başvurucular, yakınlarının ölümüne AFAD'ın merkez teşkilatında görev yapan üst düzey kamu görevlilerinin kasıtlı eylemleriyle neden olduklarını iddia etmemiş; yakınlarının ölümü nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasının olayın gerçekleşme koşullarını ve olaydan doğan sorumluluğu ortaya koyacak şekilde yürütülmemesi nedeniyle AFAD'ın olaydaki sorumluluğunun tespit edilemediğini ileri sürmemiştir. Kaldı ki başvurucuların açtığı tam yargı davasında verilen karara esas alınan bilirkişi raporunda AFAD'ın ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün kusurlu olduğu açıkça belirtilmiştir. Ayrıca başvurudaki hiçbir unsur, AFAD'ın merkez teşkilatında görev yapan üst düzey kamu görevlilerinin olası sonuçların farkında olmalarına rağmen bireylerin yaşamı için oluşan riskleri bertaraf etmek için yetkileri dâhilinde gerekli ve yeterli önlemleri almadıklarına işaret etmemektedir. Bir başka ifadeyle sözü edilen yetkililere atfedilen kusur, muhakeme hatasını veya dikkatsizliği aşmamaktadır. Bu durumda etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü, somut olayda tam yargı davasının başvuruculara açık olması yoluyla da yerine getirilebilir.

59. Etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün tazminat davası veya tam yargı davası yoluyla da yerine getirilebildiği hâllerde idari makamlar veya yargı mercileri tarafından ödenmesine karar verilen tazminatın başvurucuların mağdur sıfatını ortadan kaldırabilmesi için yaşam hakkının ihlal edildiği idari makamlar veya yargı mercilerince açıkça veya en azından öz itibarıyla tespit edilmeli ve ödenmesine karar verilen tazminatın Anayasa Mahkemesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinde hükmettiği tazminat miktarıyla uyumlu olmalıdır (Hasan Kılıç [2. B.], B. No: 2018/22085, 27/1/2021, § 42). Manevi tazminat miktarının yeterli olup olmadığı konusunda yapılacak karşılaştırmada dikkate alınacak tazminat miktarı, tazminata karar veren yargı merciinin karar verdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin benzer başvurular üzerine verdiği veya verebileceği tazminat miktarıdır (kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. Siyami Hıdıroğlu [GK], B. No: 2018/11489, 11/1/2024, § 35).

60. Başvurucular; AFAD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Van Belediye Başkanlığı ile Van Valiliği aleyhine tam yargı davası açmış ve Van 2. İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonunda AFAD'ın olaydaki sorumluluğu da açıkça kabul edilerek başvurucular lehine toplamda 38.087,06 TL maddi tazminat ile 135.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu hüküm, istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek 23/9/2020 tarihinde kesinleşmiştir (bkz. § 37). Başvurucular, lehlerine hükmedilen maddi tazminatın ve/veya manevi tazminatın yetersiz olduğu iddiasıyla ayrı bir bireysel başvuru da yapmamıştır. Bu durumda başvurucular, artık AFAD'ın üst düzey yöneticilerinin ihmali nedeniyle mağdur olduklarını ileri süremezler.

61. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 29/7/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Mehmet Kerimoğlu ve diğerleri (2) [2. B.], B. No: 2021/10770, 29/7/2025, § …)
   
Başvuru Adı MEHMET KERİMOĞLU VE DİĞERLERİ (2)
Başvuru No 2021/10770
Başvuru Tarihi 26/2/2021
Karar Tarihi 29/7/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, Van'da meydana gelen ikinci depremde yıkılan otel binasına ilişkin olarak ilk depremden sonra halkı binalara girmemeleri hususunda uyarmadığı ve hasar tespit çalışmalarını gereği gibi yerine getirmediği iddia edilen kamu görevlileri hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Afete karşı koruma Kişi Bakımından Yetkisizlik
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi