logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Aslıhan Şahin ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/16059, 4/3/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ASLIHAN ŞAHİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/16059)

 

Karar Tarihi: 4/3/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan y.

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üyeler

:

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucular

:

1. Aslıhan ŞAHİN

Vekili

:

Av. Sinan POLAT

 

 

2. Müslüme YILDIRIM ÇINAR

Vekili

:

Av. Bedia BORAN BULUT

 

 

3. Hülya ÖZEVİN

Vekili

:

Av. Erkan ŞENSES

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu görevinden çıkarılma sonrasında Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun kararı ile aynı göreve iade edildikten sonra açılan manevi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 1/3/2021, 26/1/2022 ve 20/6/2022 tarihlerinde yapılmıştır. Başvuruların konu bakımından irtibat nedeniyle birleştirilerek incelenmesine, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucular, öğretmen olarak görev yapmaktayken 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (670 sayılı KHK) ve 672 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (672 sayılı KHK) ekindeki listede isimlerine yer verilmek suretiyle 17/8/2016 ve 1/9/2016 tarihlerinde kamu görevinden çıkarılmıştır.

6. Başvurucular, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (OHAL Komisyonu) kararıyla göreve iade edilmiş ve sırasıyla 19/8/2019, 1/9/2020 ve 7/5/2021 tarihlerinde görevlerine başlamıştır. Göreve iade edilmeleri üzerine başvurucular, idare mahkemelerinde manevi tazminat davası açmıştır. Dava dilekçelerinde; kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğunun iade kararıyla birlikte tespit edildiğini, uzun bir süre boyunca görevlerinden haksız yere uzaklaştırılmalarından kaynaklanan elem, keder ve iç dünyalarında meydana gelen tahribatla sosyal çevrelerinde yaşadıkları itibar kaybı nedeniyle kısmen de olsa manevi zararlarının giderilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucular, sırasıyla 50.000 TL, 30.000 TL ve 100.000 TL tutarında tazminat talebinde bulunmuştur.

7. Davalar İstanbul 14. İdare Mahkemesi, Ankara 2. İdare Mahkemesi ve Ankara 5. İdare Mahkemesi tarafından görülmüş ve mahkemeler tazminat davalarını 12/10/2020, 22/2/2021, 31/1/2022 tarihli kararlarla reddetmiştir.

8. İdare mahkemeleri karar gerekçelerinde; 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 22. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğe yer vermiştir. İdare mahkemeleri; söz konusu değişiklikle kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden ay başından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceğinin ve bu kişilerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarının belirtildiğini ifade etmiştir. Söz konusu hüküm uyarınca idare mahkemeleri; kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlerin göreve iadeleri hâlinde kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı tazminat talebinde bulunamayacaklarını belirterek manevi tazminat taleplerini reddetmiştir.

9. Başvurucuların karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Ankara ve İstanbul Bölge İdare Mahkemeleri, istinaf taleplerini reddetmiş ve kararlar kesinleşmiştir.

10. Nihai kararlar, başvuruculara sırasıyla 2/2/2021, 8/1/2022 ve 8/6/2022 tarihlerinde tebliğ edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

11. Anayasa'nın 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.

...

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."

12. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“İdari dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları...”

13. 7075 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla iptal edilen 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.”

14. 31/10/2018 tarihli ve 7150 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin kabulüne ilişkin kanunun eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararnamenin kabulüne ilişkin kanunun hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz (Beşinci cümle Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bkz. aşağıda § 16, AYM, E.2025/134, K.2025/114, 3/6/2025). Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür."

B. Yargı Kararları

15. Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...452. Kural OHAL KHK’sıyla doğrudan kamu görevinden çıkarılıp Komisyon tarafından görevine iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarını hükme bağlamaktadır.

453. Kural kapsamında Komisyon tarafından kamu görevine iade edilen kişilerin görevden çıkarılmaları nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesi için herhangi bir idari ya da yargı merciine başvurma imkânı tanınmamasının, Anayasa’nın farklı maddelerinde güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin giderim aracının ortadan kaldırılması sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla kuralın, temel hak ve özgürlükleri ihlal edildiğini iddia eden kişilerin yetkili makamlara başvurmasını güvence altına alan Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir.

454. Anayasa’nın 40. maddesinin birinci fıkrasında Anayasa ile tanınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu, üçüncü fıkrasında da kişinin, resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zararın kanuna göre devletçe tazmin edileceği belirtilmiştir.

455. Anılan maddede güvence altına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlamaya) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlamaktadır. Bunun için söz konusu başvuru yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp uygulamada da etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip bulunması gereklidir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali iddiasını önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir giderim sunabilmesi hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 60, 61; Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 26; Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 39).

456. Bu bağlamda, kamu makamlarının hukuka aykırı fiilleri nedeniyle maddi ve manevi yönden zarara uğradığını iddia eden bireylere zararların giderilmesi için idari ve yargısal mercilere başvurma imkânının tanınması Anayasa'nın 40. maddesi gereğidir.

457. Olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı oldukları değerlendirilen kişiler liste usulüyle kamu görevinden çıkarılmışlardır. Komisyonca tedbire ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulüne karar verilerek kişilerin göreve iade edilmesi, tedbirin sebep unsurunun gerçekleşmediği, başka bir deyişle bu kişilerin herhangi bir örgüt ya da yapıya aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatlarının belirlenemediği ve hukuka aykırı olarak kamu görevinden çıkarıldıklarının idare tarafından tespit edildiği anlamına gelmektedir.

458. Komisyon kararıyla kamu görevine iade edilen kişilerin tedbir süreci nedeniyle maddi ve manevi yönden zarara uğramaları söz konusu olabilir. Dolayısıyla OHAL kapsamında hukuka aykırı bir şekilde haklarında tedbir uygulanan kişilerin uğrayabilecekleri maddi ya da manevi zararların giderilmesi için gerekli idari ve yargısal yollara başvurma imkânını tanıması gerekmektedir.

459. Kural kapsamında göreve iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları öngörülmekle bu kişilerin tedbir işleminin haksız uygulanmasından dolayı uğrayabilecekleri maddi ve manevi zararları giderme fırsatını ortadan kaldırılmaktadır. Kamu makamlarının hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını iddia eden kişilere dava açma imkânı verilmemesi, devletin kişinin maddi ve manevi varlığına yönelik müdahalelere karşı etkili giderim mekanizması sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.

460. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 40. maddesine aykırıdır. İptali gerekir..."

16. Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.2025/134, K.2025/114 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"4. İtiraz konusu kural, OHAL KHK’sıyla doğrudan kamu görevinden çıkarılıp başka bir OHAL KHK’sı ile görevine iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarını hükme bağlamaktadır...

6. Anayasa Mahkemesi 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararında OHAL KHK’sıyla doğrudan kamu görevinden çıkarılıp Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) tarafından görevine iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarını öngören hükmü iptal etmiştir...

9. Söz konusu değerlendirmeler sonrasında Anayasa Mahkemesi, Komisyon kararıyla kamu görevine iade edilen kişilerin tedbir süreci nedeniyle maddi ve manevi yönden zarara uğrayabileceklerini ve OHAL kapsamında hukuka aykırı bir şekilde haklarında tedbir uygulanan kişilerin uğrayabilecekleri maddi ya da manevi zararların giderilmesi için gerekli idari ve yargısal yollara başvurma imkânının tanınması gerektiğini vurgulamıştır (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, § 458).

10. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, göreve iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacaklarının öngörülmesiyle bu kişilerin tedbir işleminin haksız uygulanmasından dolayı uğrayabilecekleri maddi ve manevi zararları giderme imkânının ortadan kaldırıldığı, kamu makamlarının hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını iddia eden kişilere dava açma imkânı tanınmamasının, devletin kişinin maddi ve manevi varlığına yönelik müdahalelere karşı etkili giderim mekanizmasını sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmadığını ifade ederek hükmün Anayasa’nın 40. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, §§ 459, 460; ayrıca bkz.E.2024/191, K.2024/191, 4/12/2024, § 10).

11. İtiraz konusu kural bakımından da söz konusu karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 4/3/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

18. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan üçüncü başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013).

B. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucular; OHAL KHK'larıyla kamudaki görevlerinden ihraç edildiklerini, OHAL Komisyonunun kararıyla söz konusu ihraç işleminin haksız olduğunun teyit edildiğini, görevlerinden uzak kaldıklarını, bu durum nedeniyle -yaşadıkları bireysel sıkıntılarını da belirterek- elem ve ıstırap çektiklerini, sosyal çevrelerinde itibarlarının zedelendiğini, ilgili mevzuat gereğince tazminat talep etme hakları bulunmadığı gerekçesiyle açtıkları davaların reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucular; söz konusu yargı kararları nedeniyle mahkemeye erişim hakkı, mülkiyet hakkı, özel hayata saygı hakkı, masumiyet karinesi ve diğer bazı anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüş yazısının ekinde Millî Eğitim Bakanlığından temin edilen görüş ve ilgili belgeler, başvurucuların şikâyetlerine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere gönderilmiştir. Görüş yazısında, başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı sundukları cevap dilekçelerinde önceki beyanlarını yinelemiş ve Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararına değinerek göreve iade edilenlerin tazminat talep edemeyeceklerine dair hükmün iptal edildiğini belirtmiştir. Üçüncü başvurucu dava tarihinde talep ettikleri tazminat tutarının enflasyonist ortamda yetersiz kaldığını ve idari yargıda ıslah imkânı da olmadığından ihlal kararı verilmesinin yanında tazminata da hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ... saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."

22. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

...

Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların şikâyetinin kamu görevlerinden haksız yere çıkarılmış olmalarından ve belirli bir süre mesleklerini yapamamalarından kaynaklanan manevi zararlarının giderilmemesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut başvurudaki şikâyetin özünün, kısa sayılamayacak bir süre boyunca görevlerinden uzak kalmalarının başvurucuların itibarlarını zedelemesine, yaşadıkları sürecin sonuçları itibarıyla özel hayata saygı haklarına olan yansımalarından kaynaklanan manevi zararların idari ve yargı mercilerince giderilmemesine yönelik olduğu görülmektedir. Başvuru yönünden esas değerlendirmesi gereken hususun başvurucuların söz konusu iddialarını ve taleplerini etkili bir şekilde inceleyecek ve çözüme kavuşturacak bir yargılama sürecinin var olup olmadığına ilişkin olduğu söylenebilir. Bu bakımdan başvuru bir bütün olarak özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer yönde bir değerlendirme için bkz. Önder Soylo [1. B.], B. No: 2021/4654, 16/7/2025, § 15).

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

25. Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47).

26. Kişilerin etkili başvuru hakkı açısından sahip oldukları güvencenin kapsamı, ihlal iddiasına konu edilen hakkın niteliğine göre değişmektedir. Fakat genel olarak ifade edilmelidir ki Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca sağlanması gereken başvuru yolunun hem teoride hem de uygulamada ileri sürülen ihlali önleme, ihlal devam etmekteyse sonlandırma veya gerçekleşip sona ermiş ihlallere yönelik olarak da makul bir tazmin imkânı sunma açısından etkili olması gerekmektedir (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 71). Bu nitelikte bir başvuru yolu yoksa etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılacaktır (Mahfuz Güleryüz [1. B.], B. No: 2020/25276, 9/1/2024, § 48).

27. Bunun yanında adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartının yerine getirilmesi gerekmektedir. Yargılama makamlarının bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda yeterli derinlik ve özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira yargılama makamları tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Fatma Kılıç ve İbrahim Haldız [1. B.], B. No: 2017/37387, 21/4/2021, §§ 31-37; Greta Madeleine Kocaoğlu [2. B.], B. No: 2020/814, 19/7/2023, § 13).

28. Etkili yargısal koruma sağlamada mağdurların kendi inisiyatifleriyle hukuk veya idare mahkemesinde açtıkları dava yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip bulunması gereklidir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali iddiasını önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir giderim sunabilmesi hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 26; Filiz Aka [1. B.], B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 39).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

29. Somut olayda, başvurucular OHAL ilan edilen dönemde KHK ile kamu görevinden çıkarılmışlar, akabinde OHAL Komisyonuna yaptıkları başvuruları kabul edilerek görevlerine iade edilmişlerdir. Başvurucuların kamu görevinden uzak kaldıkları dönemde yaşadıkları elem ve ıstırap nedeniyle bu hukuka aykırılığa dayanarak açmış oldukları manevi tazminat talebine ilişkin davalar reddedilmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme, hukuka aykırı bir idari işlemin varlığı da dikkate alınarak başvuruculara yeterli bir giderim sağlanıp sağlanmadığı ile sınırlı olacaktır (benzer yöndeki karar için bkz. İlker Arslan [2. B.], B. No: 2019/36858, 23/11/2022, §§ 41-44).

30. Bu bağlamda başvurucuların isimlerine KHK ekindeki listelerde yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmalarıyla başlayan ve OHAL Komisyon kararıyla görevlerine iade edilmelerine kadar geçen sürecin sırasıyla üç, dört ve beş yıl sürdüğü anlaşılmaktadır. Başvurucuların yaşanan süreç içinde manevi olarak zarara uğradıklarına ilişkin temel iddialar bulunmasına ve başvurucuların kamu görevinden çıkarılmalarına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunun OHAL Komisyon kararıyla tespit edilmesine rağmen başvurucuların manevi tazminat talebinin 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ve Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla iptal edilen "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.” şeklindeki düzenlemeye atıfla reddedildiği görülmektedir.

31. Kamudaki görevlerinden OHAL KHK'larıyla ihraç edilen başvurucular OHAL Komisyonunun kararıyla görevlerine geri dönmüştür. Akabinde başvurucular söz konusu ihraç kararlarının hukuka uygun olmadığının iade kararıyla ortaya konulduğunu belirterek görevlerinden uzak kaldıkları süreçte ortaya çıkan manevi zararlarının tazmin edilmesini talep etmiştir. Bu durumda devlet tarafından başvurucuların özel hayatlarına müdahale boyutunda sonuçlar içeren süreçten kaynaklanan zararlarına yönelik taleplerini ileri sürebilecekleri etkili bir hukuk yolunun ve çözümün sunulması gereklidir. Bununla birlikte anılan idari işlemin başvurucuların özel hayatlarında doğurduğu sonuçların başvurucular tarafından başvuru öncesi süreçte ortaya konulduğu da gözetildiğinde idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan zararlara ilişkin giderimin sağlanmadığı sonucuna ulaşmak mümkün hâle gelmektedir. Bilhassa somut olayda yargılama makamlarınca yapılan yorumun idarenin işleminden kaynaklanan zararlara yönelik giderimin sağlanmasını ve oluştuğu iddia edilen zararların tazmin edilmesini kategorik olarak engelleyecek mahiyette olduğuna işaret etmek gerekmektedir.

32. Nitekim Anayasa Mahkemesi, kamu görevinden çıkarıldıktan sonra tekrar görevlerine iade edilenlerin tazminat talebinde bulunamayacaklarına ilişkin kuralı incelemiş ve ilgili kuralın iptaline -bireysel başvuruya konu yargısal süreçlerin kesinleşmesinden sonra- karar vermiştir (bkz. §§ 15,16). Anılan kararda, OHAL KHK’larıyla doğrudan kamu görevinden çıkarılan ancak sonrasında OHAL Komisyonu kararıyla görevine iade edilen kişilerin tazminat talebinde bulunamayacağına ilişkin düzenlemenin Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlali bakımından önemli sorunlar doğurduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemenin söz konusu kişilerin uğradıkları zararlara ilişkin olarak idari veya yargısal mercilere başvuru imkânını ortadan kaldırdığı ve dolayısıyla Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını zedelediği ifade edilmiştir (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, §§ 452-459)

33. Söz konusu iptal kararında özetle Anayasa’nın 40. maddesinin, hakları ihlal edilen bireylere yetkili makamlara başvurma ve uğranılan zararların devlet tarafından tazmin edilmesini isteme hakkı tanıdığı, bu hakkın yalnızca hukuken mevcut bir yolun varlığını değil aynı zamanda bu yolun fiilen ulaşılabilir, ihlali ortadan kaldırmaya elverişli ve yeterli giderim sağlayabilecek nitelikte bir yolun varlığını da gerektirdiği belirtilmiştir. Bu nedenle, kamu makamlarının hukuka aykırı fiilleri nedeniyle zarara uğradığını iddia eden kişilere idari ve yargısal başvuru yollarının kapatılmasının Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği, nitekim OHAL Komisyonu tarafından kamu görevine iade edilen kişiler bakımından aslında haklarında tesis edilen tedbirin sebep unsurunun gerçekleşmediği, diğer bir ifadeyle KHK'larda tanımlanan herhangi bir örgütle bağlantılarının bulunmadığının kabul edildiği vurgulanmıştır. Bu durumda, söz konusu kişilerin hukuka aykırı şekilde görevden çıkarıldıkları idarenin kendi tespitiyle ortaya konulduğundan görevden çıkarma tedbiri sebebiyle uğranan maddi ve manevi zararların giderilmesine yönelik iddiaların esasının incelenmesi anayasal bir zorunluluk olduğunun altı çizilmiştir.

34. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde kamu görevinden çıkarıldıktan sonra göreve iade edilenlerin tazminat talebinde bulunamayacağı şeklindeki gerekçelerle tam yargı davalarının reddine karar verilmesi, davaların esasının incelenmediğini, giderilmesi talep edilen manevi zararın kaynağı konusunda dayanağı olan açık iddiaların karşılanmadığını ortaya koymaktadır. Bunun yanında başvurucuların mesleki itibarının zarar görmesine ve manevi elem yaşamalarına neden olan sürecin başvuruculara atfedilebilecek bir durumdan kaynaklanmadığı da vurgulanmalıdır.

35. Sonuç olarak, göreve iade edilen başvurucuların tazminat talep etme haklarının ortadan kaldırılması, hem uğradıklarını iddia ettikleri manevi zararların giderilmesini engellemekte hem de devletin etkili giderim sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır. Bu yönüyle ilgili düzenleme, Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkına aykırılık teşkil ettiğinden -yargılama bir bütün hâlinde incelendiğinde- yargı makamlarınca ulaşılan sonucun tam yargı davası müessesesinin pratikte etkisiz hâle gelmesine, başvurucuların doğan manevi zararlarına ilişkin iddialarının esasının incelenmemesine ve zararların giderilmemesine yol açtığı değerlendirilmiştir. Bu durumda özel hayata saygı hakkı bağlamında oluşan zararlarının tazmini konusunda başvuruculara asgari güvenceleri içerecek şekilde etkili bir hukuk yolu sunulduğu söylenemeyecektir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

37. Başvurucular; ihlalin tespitine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Ayrıca birinci başvurucu 100.000 TL maddi ve manevi tazminat, üçüncü başvurucu da 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

38. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

39. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruculardan Hülya ÖZEVİN'in adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla İstanbul 14. İdare Mahkemesine (E.2019/1780, K.2020/1344), Ankara 2. İdare Mahkemesine (E.2021/1625, K.2022/120) ve Ankara 5. İdare Mahkemesine (E.2020/1927, K.2021/218) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 1. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucu Aslıhan ŞAHİN'e ÖDENMESİNE,

2. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucu Müslime Yıldırım ÇINAR'a ÖDENMESİNE,

3. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucu Hülya ÖZEVİN'e ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesine (E.2021/2352 ve E.2022/999) ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine (E.2020/2395) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Aslıhan Şahin ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/16059, 4/3/2026, § …)
   
Başvuru Adı ASLIHAN ŞAHİN VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2021/16059
Başvuru Tarihi 1/3/2021
Karar Tarihi 4/3/2026
Birleşen Başvurular 2022/12073, 2022/66800

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kamu görevinden çıkarılma sonrasında Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun kararı ile aynı göreve iade edildikten sonra açılan manevi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı İhlal Yeniden yargılama

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu 2
7075 Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun 10
7150 Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun 10
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi