|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
FATMA YANMAZ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/16092)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 7/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Kamber Ozan TUTAL
|
|
Başvurucu
|
:
|
Fatma YANMAZ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Uğur ÇELİKTEN
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamu görevinden uzaklaştırılan dönem için ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/2/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca oybirliği sağlanamaması nedeniyle başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, Denizli'nin Çardak ilçesinde bir okulda sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktayken 21/7/2016 tarihinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. maddesi uyarınca tedbiren görevinden uzaklaştırılmıştır.
6. Görevden uzaklaştırma kararının kaldırılması üzerine başvurucu 1/3/2019 tarihinde görevine başlamıştır.
7. Başvurucu, görevden uzaklaştırıldığı ve görevine başladığı tarihler arasındaki döneme ait ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin verilmesini 30/9/2019 tarihinde talep etmiştir.
8. Çardak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü 23/10/2019 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir.
9. Başvurucu, ret işleminin iptali için dava açmış; terör örgütüne üye olma isnadıyla görevinden uzaklaştırıldığını, yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilerek görevine iade edildiğini, haksız olduğu ortaya çıkan görevden uzaklaştırma kararı olmasaydı parasal haklarından mahrum kalmayacağını ileri sürmüştür.
10. Denizli İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 27/3/2020 tarihinde dava konusu işlemi iptal etmiştir. İdare Mahkemesi; gerekçesinde başvurucunun görevden uzakta kalmasında herhangi bir kusuru olmadığını, görevden uzaklaştırma kararından dolayı fiilen çalışamadığını, söz konusu karar olmasaydı fiilen çalışma şartını yerine getirebileceğini belirtmiştir. İdarenin eylem ve işlemlerinden sorumlu olduğunu, başvurucunun yoksun kaldığı mali ve özlük hakları kapsamındaki ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin ödenmesi gerektiğini açıklamıştır.
11. Davalı idare karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
12. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 26/11/2020 tarihinde istinaf başvurusunu kabul ederek İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi; eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin fiilen öğretim faaliyeti içinde yer alan yönetici ve öğretmenlerin öğretim yılı boyunca ihtiyaç duyacakları kişisel ders araç ve gereçlerinin teminine katkıda bulunmak amacına yönelik olduğunu kaydetmiştir. Ek ders ücretinin amacının öğretmenlerin mali haklarının iyileştirilmesi olmayıp eğitim ve öğretim hizmetinin yürütülmesi için ek ders görevini fiilen yerine getiren öğretmenlerin hizmetleri karşılığı verilmesi olduğunu açıklamıştır. Bölge İdare Mahkemesi ayrıca başvurucunun görevden uzak kaldığı tarihler arasında fiilen öğretmenlik yapmadığından ve ek ders vermediğinden talebine konu ödemelerden faydalanmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Başvurucu hakkında tesis edilen görevden uzaklaştırma işleminin bir tedbir mahiyetinde olduğunu, bu işlemin hukuka aykırılığını tespit eden mahkemelerce verilmiş bir iptal kararı bulunmadığını ifade etmiştir. Buna göre idari işlemin hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağını ve başvurucunun fiilen görevini yerine getirememesinde idareye herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini kabul etmiştir.
13. Başvurucu, nihai hükmü 21/1/2021 tarihinde öğrenmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 657 sayılı Kanun'un "Görevden uzaklaştırma" başlıklı 137. maddesi şöyledir:
"Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.
Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir."
15. 657 sayılı Kanun'un "Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü" başlıklı 141. maddesi şöyledir:
"Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.
143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir."
16. 657 sayılı Kanun'un "Memurun göreve tekrar başlatılması zorunlu olan haller" başlıklı 143. maddesi şöyledir:
"Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce:
a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler;
b) Yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenler;
c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar;
ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmıyacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler;
Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır."
17. 657 sayılı Kanun'un "Deyimler" başlıklı 147. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanunda geçen;
A) Aylık: Bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı,
...
E) Ders görevi ücreti: Bu Kanuna tabi kurumlara ait her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmenlik veya öğretim üyeliği yapan öğretmen, öğretim üyesi ve diğer memurlara ders saati itibariyle ödenen parayı,
...
İfade eder."
18. 657 sayılı Kanun'un "Ders görevi" başlıklı 89. maddesi şöyledir:
"Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir.
Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur."
19. 657 sayılı Kanun'un ek 32. maddesi şöyledir:
"Eğitim ve öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil öğretmen unvanlı kadrolarda görevli olup; fiilen öğretmenlik yapanlara (ilköğretim ve okul müdürleri ile yardımcıları, cezaevi okullarında çalışan öğretmenler, yönetici, eğitim uzmanı ve eğitim uzman yardımcıları dahil (…) her öğretim yılında bir defaya mahsus olmak üzere ve öğretim yılının başladığı ay içinde Milli Eğitim Bakanı tarafından belirlenecek tarihte Cumhurbaşkanınca belirlenecek miktarda, öğretim yılına hazırlık ödeneği ödenir.
Bu ödenek damga vergisi hariç diğer vergi ve kesintilere tabi tutulmaz."
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve yargı mercilerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorumu esas almaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010, § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004, § 129).
22. AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir (Van der Mussele/Belçika [GK], B. No: 8919/80, 23/11/1983, § 48; Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).
23. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin anlamı kapsamında bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için bkz. Pine Valley Developments Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31).
24. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti [BD] (k.k.), B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda meşru bir beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya,§§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33). El konulan taşınırın iadesini söz konusu taşınırın nerede olduğunu gösterir yazılı bir belge sunulması şartına bağlanmasının konu edildiği Kopecký/Slovakya kararında AİHM, başvurucunun iade talebinin en başından itibaren şarta bağlı bir talep olduğunu ve kanuni gereklilikleri yerine getirip getirmediği sorusunun yargılama sürecinde karara bağlanacağını belirtmiştir. AİHM, ulusal mahkemelerin nihayetinde başvurucunun şartları yerine getirmediğini tespit ettiğini kaydetmiş ve bu nedenle iade talebinin sunulduğu tarihte Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin anlamı kapsamında korumadan yararlanabilecek bir mülkün niteliği taşımadığını açıklamıştır (Kopecký/Slovakya, § 58).
25. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukuki bir düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı/Türkiye (k.k), B. No: 22522/03, 9/12/2008).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Anayasa Mahkemesinin 7/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu; herhangi bir araştırma yapılmadan keyfî olarak görevden uzaklaştırıldığını, özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve kusurlu olan idarenin ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğini almasını engellediğini ileri sürmüştür. Görevden uzaklaştırılmasında kendisine yüklenebilecek bir kusur olmadığını belirten başvurucu; haksız eylemi ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle idarenin sorumlu olması gerektiğini, idarenin keyfî ve hukuka aykırı eylem ve işlemi hiç olmasaydı mesleğine devam etmiş olacağını, dolayısıyla yoksun kaldığı parasal haklarını elde edebileceğini iddia etmiştir.
28. Bakanlık görüşünde; görevden uzaklaştırıldığı dönemde başvurucu fiilen öğretmenlik yapmadığından iddiasına konu ödemeler yönünden meşru beklentisi olup olmadığının, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formundaki iddialarının yanında ayrıca Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunca görevine iade edilen kişinin fiilen çalışmaması kendi kusurundan kaynaklanmadığından söz konusu dönemdeki ödemelerin yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
30. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
31. Başvurucunun ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği ödenmemesine ilişkin şikâyeti esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden başvuru mülkiyet hakkı kapsamında incelenmelidir.
32. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
33. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
34. Mülkiyet hakkının özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsamı olup bu alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge [2. B.], B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, § 51).
35. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi [1. B.], B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).
36. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu [1. B.], B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, § 37).
37. Bireysel başvuru formu ile ekinde sunulan İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararları incelendiğinde başvurucunun öğretmen olarak görev yapmaktayken 21/7/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, 1/3/2019 tarihinde tekrar görevine iade edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu, kamu görevinden uzaklaştırıldığı tarihten görevine başlatıldığı tarihe kadar geçen dönemde alamadığı ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin ödenmesini talep etmektedir. Bölge İdare Mahkemesi de görevden uzaklaştırıldığı dönemde başvurucunun fiilen çalışmadığı ve söz konusu görevden uzaklaştırma işleminin hukuka aykırı olduğunu gösteren bir yargı kararı olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
38. Anayasa'nın 35. maddesinin eldeki başvuruda uygulanabilir olması için öncelikle başvurucunun ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği bağlamında mevcut bir mülke sahip olup olmadığı incelenmelidir. Ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin tek başına ekonomik değer teşkil ettiği açık olmakla birlikte söz konusu mülkün başvurucuya ait olması da gerekir. Başvurucunun ödeme talebini idari makamların kabul etmemesinin ardından işlemin iptali istemiyle açtığı dava Bölge İdare Mahkemesinin nihai kararıyla reddedilmiştir. Dolayısıyla ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğine dayalı alacağın varlığı yargı mercileri önünde kanıtlanamadığından başvurucuya ait mevcut bir mülkün varlığından söz edilemeyecektir.
39. Mevcut bir mülk bulunmadığının tespit edilmesinin ardından tedbiren görevinden uzaklaştırılan başvurucunun ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği almasına yönelik meşru bir beklentisi olup olmadığı değerlendirilmelidir.
40. Başvurucunun görevinden uzaklaştırılmasına bağlı olarak mesleğini fiilen yapabilme imkânından mahrum kaldığı açıktır. Bununla birlikte kamu görevlilerinin tabi olduğu rejimin belirlenmesinde ve bu kapsamda kamu hizmetlerinin gerektirdiği hâllerde birtakım tedbirlerin alınmasında kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmelidir. Buna göre 657 sayılı Kanun'un 137. maddesiyle görevi başında kalmasında sakınca görülen kamu görevlileri hakkında tesis edilen görevden uzaklaştırma işleminin geçici bir tedbir olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yine söz konusu tedbir kapsamında görevinden uzaklaştırılan kamu görevlisine yapılacak ödemelerin türü ve miktarının da 657 sayılı Kanun ile düzenlendiği kaydedilmelidir.
41. 657 sayılı Kanun'da görevinden uzaklaştırılan kamu görevlisine aylığının üçte ikisinin ödeneceği ve Kanun'un öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam edeceği belirtilmiştir. Hakkındaki tedbir kararı kaldırılıp görevine dönmesi hâlinde ise görevinden uzakta kaldığı dönemde aylıklarından yapılan kesintilerin iade edileceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bunun ötesinde tedbiren görevinden uzaklaştırılan kamu görevlisine, görevden uzakta geçirdiği dönemde ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği ödeneceği veya görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılmasından sonra bu ödemelerin iade edileceğine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği kaydedilmelidir. Aylıkların dışında fiilen çalışma karşılığında ödenmesi öngörüldüğü anlaşılan ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin, hakkında tedbir kararı uygulanan ve sonrasında görevine iade edilen kamu görevlisine ödenmesi yönünde bir düzenlemeye yer verilmemesinin kamu personeli rejiminin belirlenmesinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisi kapsamında makul olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılan başvurucunun şikâyetinin de açıkta geçirdiği dönemdeki aylıklarına yönelik olmayıp fiilen çalışma karşılığı ödenmesi öngörülen ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğine ilişkin olduğu belirtilmelidir.
42. Bölge İdare Mahkemesi, 657 sayılı Kanun'un hükümleri gereğince ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin fiilî çalışma karşılığı ödenebileceğini belirterek fiilen çalışmayan başvurucuya ödeme yapılmasının mümkün olmadığını açıklamıştır. Buna göre şikâyete konu ödemelerin yapılması için öngörülen koşulların başvurucu tarafından yerine getirilmediğinin Bölge İdare Mahkemesince tespit edildiği dikkate alınmalıdır. Bölge İdare Mahkemesinin fiilî çalışma karşılığı öngörülen ödemelerin 657 sayılı Kanun kapsamında görevinden uzaklaştırılan memura verilemeyeceğine ilişkin değerlendirmesinin kamu görevlilerinin mali ve özlük haklarının düzenlenmesinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisi de gözönünde bulundurulduğunda açıkça temelsiz veya keyfî olduğu söylenemeyecektir.
43. Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri giderme yükümlülüğü altındadır. İdare; eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereğinde kişiyi, hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa ona mümkün olduğunca en yakın konuma getirmekle yükümlüdür (Demet Demirel ve diğerleri [GK], B. No: 2019/12998, 1/12/2022, § 45). Başvuruya konu olayda Bölge İdare Mahkemesi, görevden uzaklaştırma tedbirinin hukuka aykırı olduğunu belirleyen bir mahkeme kararı olmadığını da ifade etmiştir. Görevden uzaklaştırma kararını haksız olarak nitelendiren başvurucu, görevden uzaklaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptaline yönelik herhangi bir idari veya yargısal yola başvurduğunu göstermemiştir. Bu hâliyle hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş bir idari işlemin varlığı veya idarenin iyi yönetişim ilkesine (iyi yönetişim ilkesi için bkz. Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım [1. B.], B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68) aykırı hareket ettiğini gösteren olguların varlığını başvurucunun ortaya koyamadığı belirtilmelidir.
44. Öte yandan bireysel başvuru formu ve ekinde sunduğu bilgi ve belgelerde başvurucunun hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanması ve kaldırılması gerekçelerini göstermediği kaydedilmelidir. Yine başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararından bahsetmiş olsa da söz konusu kararın içeriğine dair bilgi ve belge sunmamıştır. Bu hâliyle başvuruya konu olayın koşullarında görevden uzaklaştırma tedbirinin adaleti açıkça hiçe sayacak şekilde hukuka aykırı olduğunun ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olduğu da anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla tedbiren görevden uzaklaştırılan başvurucuya ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği ödenmesini öngören bir kanun hükmünün varlığının ortaya konulamadığını belirtmek gerekir.
45. Son olarak ise başvurucuya ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin ödenmesi gerektiğini gösteren yerleşik bir yargı içtihatı olup olmadığı irdelenmelidir (yargı kararına dayalı olarak meşru beklentinin kabul edildiği kararlar için bkz. Osman Ukav [1. B.], B. No: 2014/12501, 6/7/2017, §§ 55-59; Behçet Taş [2. B.], B. No: 2015/9815, 12/9/2019, §§ 41-42). Bu kapsamda başvurucunun başvuru formu ve ekinde kamu görevinden uzaklaştırılıp iade edilen meslektaşlarına ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği ödenmesini öngören yerleşik içtihat ortaya koyamadığı açıktır. Bu hâliyle başvurucunun ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği alması yönünde somut nitelikte yerleşik bir yargı içtihadına dayalı meşru bir beklentisi bulunmamaktadır.
46. Sonuç olarak Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında başvurucunun mevcut bir mülkü veya mülkü elde etme yönünde yeterli hukuki temele dayalı meşru bir beklentisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Kenan YAŞAR bu sonuca katılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM ve Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 7/1/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvuru, kamu görevinden uzaklaştırılan dönem için ek ders ücreti, eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, sınıf öğretmeni olarak görev yaparken 21/7/2016 tarihinde 657 sayılı Kanun’un 137. maddesi uyarınca tedbiren görevden uzaklaştırılmış, bu kararın kaldırılması üzerine 1/3/2019’da görevine başlamıştır. Görevden uzak kaldığı döneme ilişkin ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin ödenmesini talep etmiş; ancak talebi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünce reddedilmiştir. Bunun üzerine açılan davada Denizli İdare Mahkemesi, başvurucunun kusuru bulunmadığı ve idarenin işleminden kaynaklanan nedenle çalışamadığı gerekçesiyle işlemi iptal etmiş ve ödemelerin yapılması gerektiğine karar vermiştir.
3. Davalı idarenin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi, söz konusu ödemelerin fiilen yapılan öğretim faaliyetine bağlı olduğunu, başvurucunun görevden uzak kaldığı sürede fiilen çalışmadığını ve görevden uzaklaştırma işleminin hukuka aykırılığına dair kesinleşmiş bir iptal kararı bulunmadığını belirterek ilk derece kararını kaldırmış ve davayı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
4. Çoğunluk, başvurucunun fiilen çalışmadığı ve görevden uzaklaştırma işleminin hukuka aykırılığına ilişkin kesinleşmiş bir iptal kararı bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğu sonucuna ulaşmıştır. Aşağıda açıklanan sebeplerle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
5. İstinaf Mahkemesi kararında, başvurucu hakkında tesis edilen görevden uzaklaştırma işleminin hukuka uygun olduğu varsayımından hareket edildiği görülmektedir. Oysa görevden uzaklaştırma, niteliği gereği geçici bir tedbir olup, uzun süre devam etmesi hâlinde başlı başına temel haklar bakımından ağır sonuçlar doğurabilmektedir.
6. Somut olayda başvurucu yaklaşık üç yıla yakın bir süre görevinden uzak tutulmuştur. Bu sürenin neden zorunlu ve ölçülü görüldüğüne, tedbirin devamının hangi somut gerekçelere dayandığına ilişkin olarak derece mahkemelerince herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum, mülkiyet hakkına müdahalenin usul güvenceleri bakımından yeterli bir yargısal denetime tabi tutulmadığını göstermektedir.
7. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin yalnızca maddi sonuçlarıyla değil, karar alma sürecinin adilliği ve yeterliliğiyle de değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda bu gereklilik karşılanmamıştır.
8. İstinaf Mahkemesinin ikinci temel gerekçesi, ek ders ücreti ve eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin fiilen yapılan öğretim faaliyetine bağlı olmasıdır. Ancak mahkeme, başvurucunun fiilen görev yapamamasının kendi iradesinden değil, tamamen idarenin tasarrufundan kaynaklandığı gerçeğini göz ardı etmiştir.
9. Başvurucu, görevinden uzaklaştırılmamış olsaydı, söz konusu dönemde ek ders görevini yerine getirecek ve buna bağlı mali hakları elde edecekti. Bu yönüyle başvurucunun talebi, salt varsayımsal bir kazanç beklentisi değil; hukuki statüsüne ve yürürlükteki mevzuata dayalı meşru bir beklenti niteliği taşımaktadır.
10. Başvurucunun şikâyetinin değerlendirilmesinde, Anayasa Mahkemesi’nin Demet Demirel ve diğerleri [GK] (B. No: 2019/12998, 1/12/2022) ile Doğan Depişgen [2. B.] (B. No: 2016/12233, 11/3/2020) kararlarında ortaya koyduğu ilkeler belirleyici niteliktedir.
11. Demet Demirel ve diğerleri kararında Mahkeme; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle başvurucuların kadroya bağlı parasal haklardan mahrum kalmalarının, mülke erişimin engellenmesi suretiyle mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir (§ 37). Anılan kararda, derece mahkemelerinin mevzuatta öngörülmeyen bir başvuru yükümlülüğünü başvuruculara yüklemek suretiyle idareye geniş bir takdir yetkisi tanıdığı, bunun ise hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanmıştır (§ 44). Mahkeme ayrıca, hukuka aykırı bir idari işlem nedeniyle meydana gelen ihlalin yalnızca işlemin ortadan kaldırılmasıyla değil, eski hale getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereğince başvurucunun mahrum kaldığı parasal hakların da karşılanmasıyla tam olarak giderilebileceğini açıkça belirtmiştir (§ 45).
12. Benzer şekilde Doğan Depişgen kararında da Mahkeme; başvurucunun kanuna dayalı olarak elde etmesi gereken muhtarlık ödeneğini tutukluluk süresince alamamasının, başvurucunun kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle gerçekleştiğini ve bu durumun Anayasa’nın 35. maddesi anlamında somut temele dayalı meşru bir beklenti doğurduğunu kabul etmiştir (§ 47). Derece mahkemelerinin ilgili mevzuat hükümlerini katı ve şekli biçimde yorumlayarak bu ödeneğin ödenmesini reddetmesi, başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemiş, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuştur (§ 67). Bu nedenle Mahkeme, söz konusu müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşmıştır.
13. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 8/10/2024 tarihli ve E.2024/21, K.2024/45 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere; kamu görevinden hukuka aykırı biçimde uzaklaştırılan kişilerin, bu nedenle fiilen çalışamamış olmaları, ek ders ücretleri gibi parasal haklardan mahrum bırakılmalarını haklı kılmamaktadır.
14. Söz konusu kararda, fiilen çalışma şartının, kişinin kendi iradesi dışında hukuka aykırı bir işlem nedeniyle yerine getirilememesi hâlinde, bu durumun idare aleyhine sonuç doğurması gerektiği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, Anayasa’nın 125. maddesinde güvence altına alınan idarenin tazmin sorumluluğu ilkesinin de doğal bir sonucudur.
15. Bu içtihatlar ışığında, başvurucunun kendi iradesi dışında idari bir işlem nedeniyle fiilen görev yapamaması sonucu yoksun kaldığı parasal haklara ilişkin talebinin, fiilen çalışma şartına dayanılarak reddedilmesi Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıyla bağdaşmamaktadır. Fiilen çalışma koşulunun somut olayın özellikleri gözetilmeksizin mutlak ve soyut biçimde uygulanması, başvurucuya şahsi olarak aşırı ve orantısız bir külfet yüklemiş; mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuştur.
16. Açıklanan nedenlerle; başvurucunun görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin ek ders ücreti ile eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinden mahrum bırakılmasının, kendi iradesi dışında idari bir tedbir sonucu fiilen çalışamamasından kaynaklanmasına rağmen derece mahkemelerince bu hususun yeterli derinlikte değerlendirilmemesi nedeniyle, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kanaatindeyiz. Bu sebeple çoğunluğun başvurunun kabul edilemez olduğuna dair kararına iştirak edilmemiştir.
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Kenan YAŞAR
|