logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Kadir Altınışık, B. No: 2021/18544, 15/11/2023, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

KADİR ALTINIŞIK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/18544)

 

Karar Tarihi: 15/11/2023

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Kadir ALTINIŞIK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, başvurucunun sağlık durumu elverişsiz olmasına rağmen hükmen tutukluluk hâlinin devam ettirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

A. Başvuruya İlişkin Süreç

2. Yargıtay üyesi olarak görev yapan başvurucu 18/7/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltına alınmış, 20/7/2016 tarihinde müsnet suçtan tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında açılan kamu davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesi (9. Ceza Dairesi) tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılaması sonucunda verilen 27/3/2019 tarihli kararla başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) üyesi olduğu gerekçesiyle neticeten 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

3. Başvurucu, göz rahatsızlığı ve Parkinson hastalığı nedeniyle 14/5/2020 tarihli dilekçeyle tahliye talep etmiş; 9. Ceza Dairesi ise talebin reddine karar vermiştir. Başvurucunun itirazı üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi (10. Ceza Dairesi) başvurucu hakkında sağlık raporu temin edilmesi sonrasında tahliye talebinin değerlendirilmesine karar vermiştir.

4. Bunun üzerine temin edilen 3/11/2020 tarihli Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin (Hastane) sağlık raporunda özetle başvurucunun Parkinson, glokom ve kalıtsal retinal distrofi hastalıkları bulunduğu, görme kaybı nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında yaşamını devam ettirebilmek için kısmi desteğe ihtiyaç duyduğu, Parkinson rahatsızlığı bakımından ceza infaz kurumu koşullarının yaşamını tehlikeye sokmadığı ve hayatını yalnız başına idame ettirebileceği, ceza infaz kurumunda kalma koşullarının her iki hastalığını ilerletmeyeceği, Parkinson hastalığının ceza infaz kurumunda tedavisinin mümkün olduğu, göz rahatsızlığının ise kanıtlanmış tedavisinin bulunmadığı tespitlerine yer verilmiştir.

5. Söz konusu sağlık raporu üzerine 9. Ceza Dairesi başvurucunun tahliye talebinin reddine karar vermiş, başvurucunun itirazı ise 10. Ceza Dairesi tarafından 14/1/2021 tarihinde reddedilmiştir.

6. Ret kararı başvurucuya 26/1/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 23/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu aynı zamanda %90 görme kaybı bulunduğunu ve ceza infaz kurumunda kalmaya devam etmesi hâlinde tamamen kör olacağını, alternatif tedavilerle hastalığının ilerlemesinin durdurulma ihtimalinin bulunduğunu belirterek tahliye edilmesi amacıyla tedbir talebinde bulunmuştur.

7. Anayasa Mahkemesi 1/6/2021 tarihli ara kararla başvurucunun maddi ve manevi bütünlüğünün korunması bağlamında Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlanarak hakkında kapsamlı bir rapor alınması gerektiğini belirtmiş, ayrıca Hastanenin sağlık raporu doğrultusunda başvurucunun sağlık durumuna uygun koşullarda tutulması için gerekli tedbirlerin derhâl alınması gerektiğini ifade etmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi; başvurucunun tahliye edilmesine yönelik tedbir talebinin reddine, maddi ve manevi bütünlüğünün korunması için gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik tedbir talebinin ise kabulüne ve Hastane raporu doğrultusunda sağlık durumuna uygun koşullarda tutulması için gerekli tedbirlerin alınmasına karar vermiştir.

8. Tedbir kararı sonrasında başvurucunun kaldığı Konya/Ereğli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (Ceza İnfaz Kurumu) iletilen yazıda başvurucu hakkında verilen tedbir kararı sonrasında gerçekleştirilen sağlık hizmetleri ayrıntılı olarak bildirilmiştir .

9. Bireysel başvuru sonrasında Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede, mahkûmiyet kararına dair kanun yolu incelemesi sonucunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Ceza Genel Kurulu) tarafından 29/9/2022 tarihli kararla başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararının bozulmasına ve başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine karar verildiği tespit edilmiştir. Başvurucu, bu karar neticesinde aynı tarihte tahliye edilmiştir.

10. Bozma sonrası başvurucu hakkındaki yargılama sonrasında Yargıtay 3. Ceza Dairesi (3. Ceza Dairesi) 27/4/2023 tarihli kararla başvurucunun neticeten 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir. Karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiş olup kanun yolu incelemesi devam etmektedir. Mahkûmiyet gerekçesi "... dosya içerisinde yer alan tanık beyanları, ankesör arama raporu, UYAP sorgu ekranı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosya içerisine gönderilen Devrimci Karargah ve Tahşiye soruşturmalarına ilişkin bilgi belgeler ile gerekçeli kararlar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın hukuk fakültesi okuduğu dönemden itibaren örgüt içerisinde yer aldığı, sözde sohbet adı altında örgütsel toplantılara katıldığı, bu dönemde dahi örgütün devlete sızma amacından haberdar olduğu ve bu doğrultuda hareket ettiği, Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı Köyceğiz'de de örgütün düzenlediği sözde sohbet toplantılarına katıldığı, örgüt içerisinde herkesin bildiği, tanıdığı bir kişi olduğu, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet savcısı olduğu dönemde örgüt tarafından amaçlarını gerçekleştirmek için planlanan 'Devrimci Karargah' ve 'Tahşiye' isimli adli soruşturmalarda görev aldığı, 2011 yılında örgüt listesinden Yargıtay üyesi seçildiği, Yargıtay üyesi olduktan sonra mahrem imamlar tarafından kullanılan ankesörlü telefonlardan kendisi adına kayıtlı ancak eşi ve çocukları tarafından kullanılan GSM hatları üzerinden diğer yüksek yargı üyesi örgüt mensuplarıyla ardışık arandığı hususları nazara alındığında; sanığın eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda tam vicdani kanaatine varıldığı..." şeklindedir.

11. Başvurucunun 2016/54298 numaralı bireysel başvurusunda 30/5/2018 tarihli kararla, başvurucunun suç isnadına bağlı tutukluluk hâlinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine dair iddiaları, başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

12. Anayasa Mahkemesi 1/6/2021 tarihli tedbir talebinin kabulüne dair ara kararla başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne de karar vermiştir. Öte yandan başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına Komisyonca karar verilmiştir.

B. Başvurucuya Sunulan Sağlık Hizmetlerine İlişkin Bilgiler

13. Başvurucuya Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı süreçte sunulan sağlık hizmetlerine yönelik Ceza İnfaz Kurumundan iletilen yazıda başvurucunun;

- 28/5/2019 ve 21/6/2021 tarihleri arasında 34 kez Ceza İnfaz Kurumu revirinde yapılan muayenesi neticesinde tedavisi düzenlenerek gereken tahlillerin yapıldığı,

- 17/7/2019 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesi Göz Polikliniğine sevkinin yapılarak gerekli muayenesinin yapılması sonrasında ilaç tedavisi önerilerek dört ay sonraya kontrol önerildiği,18/11/2019 tarihinde aynı Hastanenin Göz Polikliniğine kontrol randevusu için sevkinin yapıldığı, yapılan muayene sonucunda ilaç tedavisi ile birlikte üç ay sonraya kontrol önerildiği, 3/3/2020 tarihinde aynı Hastanenin Göz Polikliniğinde kontrol randevusundaki muayenesi sonucunda ilaç tedavisi düzenlenerek üç hafta sonraya kontrol önerildiği,

- 3/10/2019 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesi Ortopedi Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda ilaç tedavisi düzenlenip poliklinik tarafından kontrol önerildiği, 18/11/2019 tarihinde aynı Hastanenin F.T.R. Polikliniğindeki muayenesi sonucunda fizik tedavi uygun görüldüğü,

- 2/2/2020 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine sevk edildiği, 3/3/2020 tarihinde aynı Hastanenin Genel Cerrahi Polikliniğine sevk edildiği, kasık fıtığı tanısı ile ameliyat planlandığı ancak pandemiden dolayı hastane tarafından tüm ameliyatların iptal edildiği, 20/8/2020 tarihinde sevk edildiği Genel Cerrahi Polikliniğince 9/9/2020 tarihine ameliyat günü verildiği, 8/9/2020 tarihinde ameliyat için Ereğli Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğine sevk edildiği ancak pandemi nedeniyle ameliyatın iptal edildiği, 21/6/2021 tarihinde aynı Hastanenin Genel Cerrahi Polikliniğine sevk edilerekkasık fıtığı tansıyla 12/7/2021 tarihine ameliyat randevusu verildiği ve ameliyatının bildirilen tarihte yapıldığı, tedavi işlemlerinin tamamlanmasının ardından Ceza İnfaz Kurumuna geri getirildiği,

- 20/8/2020 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğine sevkisonrası yapılan muayene sonucunda ilaç tedavisi düzenlenerek tansiyon takibi vediyet önerilerek bir ay sonraya kontrole çağırıldığı, 24/9/2020 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesi Nöroloji ve Kardiyoloji Polikliniğinde muayenesi yapılarak ilaç tedavisi düzenlendiği, 24/12/2020 tarihinde aynı Polikliniklere sevkinin planlandığı ancak başvurucunun Kurum idaresine verdiği dilekçesiyle erteleme talep ettiği, aynı şeklide 27/2/2021 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesi Nöroloji, Kardiyoloji, Göz Hastalıkları ve Genel Cerrahi Polikliniklerine sevkinin planlandığı ancak başvurucunun dilekçesi ile başka kuruma nakil talebinin sonuçlanmasına kadar hastane sevkinin ertelenmesini talep ettiği,

- 21/6/2021 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesi Nöroloji ve Dâhiliye Polikliniğinde yapılan muayene sonucunda ilaç tedavisi ile kontrol önerildiği bilgilerine yer verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

14. Başvurucu özetle sağlık durumu gözetilerek hakkında adli kontrol kararı uygulanarak tahliyesine karar verilmesi gerekirken hukuka aykırı olarak hükmen tutukluluğunun devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun bu ihlal iddiası bakımından bir değerlendirme bulunmamaktadır. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı bu ihlal iddiası bakımından sunduğu beyanında özetle infaz uygulamasında sağlık sorunu bulunmakta olan mahpusun infazının ertelenmesinin bir zorunluluk olmasına rağmen tahliye talebinin keyfî ve gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek başvuru formundaki ihlal iddialarını yinelemiştir.

15. Başvurucunun iddiaları, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

16. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alan Anayasa'nın 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanıdığı durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis cezasının veya güvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmez (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33).

17. Somut olayda başvurucunun tutulması Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında mahkûmiyete bağlı tutma, bir diğer ifadeyle "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" niteliğindedir. Bu kapsamda yapılan incelemede, başvurucunun mahkûmiyet kararını ve mahkûmiyete bağlı tutma kararını veren mercinin bir mahkeme olmadığı, kararın hürriyeti kısıtlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı veya hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya tedbirinin kapsamını aştığı şeklinde bir iddiasının bulunmadığı görülmektedir. Başvurucu hayatını yalnız başına sürdürmesine engel olacak derecedeki hastalığı sebebiyle yaptığı tahliye talebinin reddedilmesinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

18. Anayasa'nın 19. maddesi ağır hastalık hâlinde kişinin salıverilmesini güvence altına almamakta; kişinin ağır hasta olması, tutulmasını hukuka aykırı hâle getirmemektedir. Tek başına yaşamını sürdürmesine engel olacak derecede hasta olan kişilerin ceza infaz kurumunda tutulmaya devam edilmesi başka anayasal haklarla ilgili güvenceleri ihlal etme potansiyeli taşısa da bu durumun Anayasa'nın 19. maddesinde belirtilen güvencelere temas eden bir yönü bulunmamaktadır (benzer yönde değerlendirme için bkz. Hakan Gölünç, B. No: 2015/3893, 4/7/2019, § 47). Başvurunun bu kısmı bakımından bu değerlendirmeden ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

20. Başvurucu, gözündeki görme kaybının körlük derecesine ulaştığı sağlık raporlarıyla teyit edilmesine rağmen ceza infaz kurumunda tutulmaya devam edilerek alternatif tedavi yöntemleriyle tedavi edilmesi engellenerek kör olmasına yol açılacak olunması ve tahliye talebinin reddedilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde, bu ihlal iddiası bakımından başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunduğu süreçte tüm tıbbi tedavi istemlerinin özenle karşılandığı, birçok kez Kurum reviri ve devlet hastanelerinde ilgili bölümlerde tetkik ve tedavilerinin gerçekleştirildiği, 9. Ceza Dairesinin yazısı üzerine ceza tehir işlemlerinin başlatılarak buna dair raporun alındığı, 9. Ceza Dairesinin söz konusu rapor doğrultusunda ceza tehiri talebini reddettiği ve bu karara karşı yapılan itirazın da 10. Ceza Dairesi tarafından reddedildiği, başvurucunun barındırıldığı Ceza İnfaz Kurumundaki tutulma koşullarının yetersizliği yönünde somut verilerle desteklenmiş herhangi bir şikâyetinin mevcut olmadığı, Ceza İnfaz Kurumu ve sevk edildiği hastanelerde tedavi imkânının sağlanması ve uygulanan tedavi yöntemleriyle ilgili herhangi bir eksiklik ve olumsuzluktan da söz etmediği hususlarının yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bu ihlal iddiası bakımından sunduğu beyanında başvuru formundaki ihlal iddialarını yinelemiştir.

21. Başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir (Mete Dursun, B. No: 2012/1195, 18/11/2015; Serdar Öztürk, B. No: 2013/7532, 4/2/2016; Sabri Kaya, B. No: 2014/8482, 29/6/2016; Ergin Aktaş, B. No: 2014/14810, 21/9/2016; Hayati Kaytan, B. No: 2014/19527, 16/11/2016).

22. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir. Ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 39). Bu çerçevede hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016, § 65).

23. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan onuruna uygun tutma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini kabul etmek gerekir (Fatih Hilmioğlu, B. No: 2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın tutuklu bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir genel zorunluluk getirmediği ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde bu durumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebileceği belirtilmelidir (Fatih Hilmioğlu, § 66).

24. Somut olayda başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığı süre içinde devletin kendisine gerekli sağlık hizmetini temin etmediği noktasında özel bir şikâyeti bulunmamaktadır. Bunun yanında başvurucu, başvuru formunda ceza infaz kurumlarında olması muhtemel olağan koşullar dışında tutulma koşullarına yönelik olarak bir iddia da ileri sürmemiştir. Başvurucunun şikâyeti sağlık hizmetine erişimden bağımsız olarak salt sağlık durumuna ilişkin tespite karşın ceza infaz kurumunda tutulmaya devam edilmesine ilişkindir. Dolayısıyla bu kısımda, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasının sağlık durumu üzerindeki etkisinin değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme yapılacaktır.

25. Başvurucunun barındırıldığı Ceza İnfaz Kurumunda yaşadığı sağlık problemleriyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin tedbir kararı öncesinde ve sonrasında hem Kurum revirine hem de diğer sağlık kuruluşlarına sevkinin sağlandığı, bu kapsamda başvurucuya gerekli muayene, tahlil, tetkik ve tedavi hizmetlerinin verildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 13). Başvurucunun sunduğu veya adli makamlarca temin edilen sağlık raporlarında başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasına engel olabilecek şekilde bir rahatsızlığı bulunduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Sağlık raporunda, görme kaybı nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında yaşamını devam ettirebilmek için kısmi desteğe ihtiyaç duyduğu, Parkinson rahatsızlığı bakımından ceza infaz kurumu koşullarının yaşamını tehlikeye sokmadığı ve hayatını yalnız başına idame ettirebileceği, ceza infaz kurumunda kalma koşullarının her iki hastalığını ilerletmeyeceği, Parkinson hastalığının tedavisinin ceza infaz kurumunda mümkün olduğu, göz rahatsızlığının ise kanıtlanmış tedavisinin bulunmadığı tespitleri yer almaktadır. Başvurucu, rahatsızlığının ceza infaz kurumu şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan bazı nedenlerle kötüleştiğini iddia etmemekte; doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde bir ızdırap ve acıya maruz kaldığını da somut olgularla desteklememektedir. Kaldı ki başvurucunun rahatsızlığına ilişkin tedavi veya kontrollerinin ihmal edilmesi nedeniyle hastalıklarının ilerlediğine ilişkin iddiası bulunmadığı gibi bu yönde tıbbi bir tespit de yoktur. Dolayısıyla başvurucunun rahatsızlıklarına rağmen hükmen tutukluluk hâlinin devam ettirilmesinin sağlığı üzerindeki etkisini somut olarak ortaya koyamadığı değerlendirilmiştir.

26. Bu tespitler kapsamında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir genel zorunluluk bulunmadığı da dikkate alındığında 29/9/2022 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun rahatsızlığına rağmen tahliye edildiği tarihe kadar hükmen tutukluluk hâlinin devam ettirilmesi nedeniyle kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları Yönünden

28. Başvurucu özel soruşturma usulleri uygulanmadan yürütülen soruşturmada elde edilen delillere ve iddianamede yer almayan eylemlere dayalı olarak, hukuka aykırı elde edilen ByLock ve tanık beyanı gibi deliller esas alınarak lehine deliller toplanmadan mahkûm edildiğini, suç tarihinden sonra kurulan Yargıtay Dairesince yargılandığını belirterek adil yargılanma hakkının çeşitli güvencelerinin ihlal edildiğini, öncesinde suç oluşturmayan eylemlere dayalı olarak mahkûm edilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini, örgütsel sohbetlere katılması dolayısıyla mahkûm edilmesi nedeniyle de düşünce hürriyeti ve toplantı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

30. Somut başvuruda, başvurucu hakkında verilmiş olan mahkûmiyet kararı kanun yolu incelemesi aşamasındadır. Bu durumda başvurucunun bu iddiaları bakımından olağan kanun yolunu tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/11/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Kadir Altınışık, B. No: 2021/18544, 15/11/2023, § …)
   
Başvuru Adı KADİR ALTINIŞIK
Başvuru No 2021/18544
Başvuru Tarihi 23/2/2021
Karar Tarihi 15/11/2023

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, başvurucunun sağlık durumu elverişsiz olmasına rağmen hükmen tutukluluk hâlinin devam ettirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Mahkumiyete bağlı tutma Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kötü muamele yasağı Ceza infaz kurumunda kötü muamele Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi Suç ve cezada kanunilik Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
İfade özgürlüğü Diğer Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi