|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
A.A.S.S. BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/2075)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 4/11/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Merve ARSLANTÜRK
|
|
Başvurucu
|
:
|
A.A.S.S.
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Taner KILIÇ
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ve aile hayatına saygı hakkının, kararın usul güvencelerine aykırı olması nedeniyle de yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/1/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Bölüm, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesi uyarınca başvurucunun sınır dışı etme işleminin tedbiren durdurulmasına karar vermiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu 1988 doğumlu erkek olup Irak Cumhuriyeti vatandaşıdır. Başvurucunun 3/9/2019 başlangıç, 2/9/2021 bitiş tarihli olmak üzere kısa dönem ikamet izni vardır.
7. İlgili birimler ile yapılan koordineli çalışmalarda hakkında DEAŞ terör örgütü mensubu olduğu şeklinde bilgi edinilen başvurucu, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ekiplerince 4/9/2019 tarihinde gerçekleştirilen operasyonla yakalanmıştır. Bilgi sahibi sıfatıyla ifade veren başvurucu; 2015 yılında yasal olmayan yollarla Türkiye'ye geldiğini, DEAŞ terör örgütü mensubu olmadığını, 2014-2015 yıllarında yaşadığı yer olan Telafer'i DEAŞ'ın ele geçirdiğini, DEAŞ terör örgütünün kendisine yardım etmeyenleri öldürdüğünü veya bu kişilere kötü muamele yapıldığını, kendisinin de bu sebeple örgüt mensuplarına yardım ettiğini, o bölgede esnaf olması ve meslek alanı ile ilgili olması nedeniyle örgüt adına yazı yazma ve gıda yardımı dağıtma işlerini yaptığını, örgüte katılması için baskıların artması üzerine Türkiye'ye geldiğini beyan etmiştir.
8. Başvurucunun ifadesini alan TEM personeli 4/9/2019 tarihinde başvurucuyla görüşerek risk analiz mülakat formu düzenlemiştir. Yapılan görüşme sonucunda başvurucunun 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri uyarınca sınır dışı edilmesinin uygun olacağı görüşü bildirilmiştir.
9. Başvurucu, alınan ifadesinin ardından yabancı terörist savaşçı kapsamında değerlendirilerek sınır dışı işlemleri için Ankara İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderilmiştir. Ankara Valiliği (Valilik) 6/9/2019 tarihinde, başvurucunun 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca sınır dışı edilmesine ve aynı Kanun'un 57. maddesi kapsamında idari gözetim altına alınmasına karar vermiştir. Sınır dışı etme kararının gerekçesinde sadece 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (d) bentleri yazılıdır.
10. Başvurucu, sınır dışı etme kararının iptali talebiyle Ankara 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde Sünni Türkmen olduğunu, Şii politikaları güç ve kuvvet bulunca mezhebi nedeniyle baskı gördüğünü, 2015 yılında DEAŞ'ın yaşadığı yer olan Telafer'i ele geçirmesinden sonra çatışma arasında kaldığını, bu nedenle Irak'ın artık kendisi için güvenli olmayacağını düşünerek 2015 yılında Türkiye'ye geldiğini belirtmiştir. Beyanına göre Türkiye'ye geldikten sonra ilk iki yıl insani ikamet izni ile kalmış, daha sonra da kısa dönem ikamet izni ile Türkiye'de kalmaya devam etmiştir. 3/9/2019 tarihinde aldığı kısa dönem ikamet izninden bir gün sonra 4/9/2019 tarihinde hakkında hiçbir somut bilgi ve belge olmadan DEAŞ üyesi olduğu gerekçesi ile bilgisine başvurulmak üzere yakalanmış, ifadesi alındıktan sonra da serbest bırakılmayarak TEM tarafından Göç İdaresi İl Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Valiliğin de DEAŞ üyesi olduğuna dair bir delil olmadığı hâlde hakkında sınır dışı kararı aldığını belirten başvurucu; ülkesine gönderilmesi durumunda hayatının tehlikede olacağını veya kötü muameleye maruz kalacağını, ayrıca aile bütünlüğünün bozulacağını iddia etmiştir.
11. İdare Mahkemesi 30/10/2020 tarihinde davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Davacı hakkında Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün .../09/2019 tarih ve 58604142-6756.(13211).2019/6727 sayılı yazısı ile [tarih ve sayılı bilgileri belgeye uygun şekilde aktarılmıştır] davacının illegal olarak Türkiye’ye giriş yaptığı, geçmiş dönemlerde DEAŞ silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirmeleriyle yabancı terörist savaşçı kapsamında davalı idareye bildirilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği göz önünde bulundurulduğunda, davacının 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesindeki ’Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar’ ve ‘Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar’ kapsamında olduğu anlaşıldığından, davacının aynı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
...
Somut olayda da; geçmişteki hangi fiili veya durumları nedeniyle ülkesine iadesi halinde zulme maruz kalacağı konusunu maddi gerekçelere dayandıramayan davacının, geri gönderilmesi durumunda zulme uğrayacağına ilişkin somut bilgi ve belge de bulunmadığından, kötü muameleye maruz kalma konusunda “gerçek bir risk” ile karşı karşıya olmadığı, bu kapsamda yukarıda yer verilen menşe ülke bilgilerine ilişkin açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, davacının 6458 sayılı Kanun’un 4. ve 55. maddesi kapsamında da bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu iddiasına itibar edilmemiştir."
12. Başvurucu, nihai hükmü 12/1/2021 tarihinde öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
13. 6458 sayılı Kanun'un "Geri gönderme yasağı" başlıklı 4. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez."
14. 6458 sayılı Kanun'un "İkamet izni" başlıklı 19. maddesi şöyledir:
"Türkiye’de, vizenin veya vize muafiyetinin tanıdığı süreden ya da doksan günden fazla kalacak yabancıların ikamet izni almaları zorunludur. İkamet izni, altı ay içinde kullanılmaya başlanmadığında geçerliliğini kaybeder."
15. 6458 sayılı Kanun'un "Kısa dönem ikamet izni" başlıklı 31. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"1) Aşağıda belirtilen yabancılara kısa dönem ikamet izni verilebilir:
a) Bilimsel araştırma amacıyla gelecekler
b) Türkiye’de taşınmaz malı bulunanlar
c) Ticari bağlantı veya iş kuracaklar
ç) Hizmet içi eğitim programlarına katılacaklar
d) Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu anlaşmalar ya da öğrenci değişim programları çerçevesinde eğitim veya benzeri amaçlarla gelecekler
e) Turizm amaçlı kalacaklar
f) Kamu sağlığına tehdit olarak nitelendirilen hastalıklardan birini taşımamak kaydıyla tedavi görecekler
g) Adli veya idari makamların talep veya kararına bağlı olarak Türkiye’de kalması gerekenler
ğ) Aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçenler
h) Türkçe öğrenme kurslarına katılacaklar
ı) Kamu kurumları aracılığıyla Türkiye’de eğitim, araştırma, staj ve kurslara katılacaklar
i) Türkiye’de yükseköğrenimini tamamlayanlardan mezuniyet tarihinden itibaren altı ay içinde müracaat edenler
j) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) Türkiye’de çalışmayan ancak Cumhurbaşkanınca belirlenecek kapsam ve tutarda yatırım yapacaklar ile bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu
k) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları
(2) (Değişik: 28/7/2016-6735/27 md.)Kısa dönem ikamet izni, birinci fıkranın (j) ve (k) bentleri hariç olmak üzere, her defasında en fazla ikişer yıllık sürelerle verilebilir."
16. 6458 sayılı Kanun'un bireysel başvuru tarihi itibarıyla "Sınır dışı etme kararı" başlıklı 53. maddesi şöyledir:
"(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez."
17. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır dışı etme kararı alınacaklar" başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:
...
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar
...
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar
..."
18. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır dışı etme kararı alınmayacaklar" başlıklı 55. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz:
a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar
..."
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Mevzuat
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur..."
20. Sözleşme'nin "İşkence yasağı" başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz."
21. Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün "Yabancıların sınır dışı edilmelerine ilişkin usuli güvenceler" başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"1. Bir devletin ülkesinde kanuni olarak mukim bulunan bir yabancı, kanuna uygun olarak alınan bir kararın uygulanması için gerekli olmadığı sürece buradan sınır dışı edilemez ve bu durumdaki kişinin,
a) sınır dışı edilmesine karşı gerekçeleri sunmasına,
b) durumunun yeniden incelenmesine ve
c) bu amaçlarla, yetkili bir makam veya bu makam tarafından tayin edilen kişi veya kişiler huzurunda temsil edilmesine izin verilir.
2. Bir yabancının sınır dışı edilmesi kamu düzeni çıkarları açısından gerekliyse veya ulusal güvenlik nedenlerinden kaynaklanıyorsa, söz konusu yabancı, bu maddenin 1. fıkrasının a, b ve c bentlerindeki haklarını kullanmadan önce sınır dışı edilebilir."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kanunlara uygun şekilde Romanya'da öğrenci statüsünde bulunan Pakistan vatandaşı başvurucuların istenmeyen kişi olarak ilan edilmeleri ve sınır dışı edilmelerine ilişkin Muhammad ve Muhammad/Romanya ([BD], B. No: 80982/12, 15/10/2020) kararında ek 7 No.lu Protokol'de düzenlenen usuli güvencelerin kapsamını belirlemiştir (anılan kararda bkz. §§ 114-124).
23. AİHM'in Muhammad ve Muhammad/Romanya kararındaki ulusal güvenlik gerekçesiyle sınır dışı edilen yabancıların ek 7 No.lu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca kendilerinin sınır dışı etme kararının olgusal nedenleri hakkında bilgilendirilme hakkına ve dosyadaki belgelere erişim hakkına dayanıp dayanamayacaklarına ilişkin tespitleri şu şekildedir:
i. Bu haklardan ek 7 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde açıkça bahsedilmediğini belirttikten sonra ve etkililik ilkesini dikkate alarak bir yabancının ulusal güvenlik için tehdit oluşturduğuna yerel makamların inanmasına yol açan ilgili olgusal unsurların farkında olmadan yetkililerin ulusal güvenliğin tehlikede olduğu iddialarına anlamlı bir şekilde itiraz edemeyeceği veya sınır dışı edilmesine karşı makul gerekçeler sunamayacağı sonucuna ulaşmıştır (Muhammad ve Muhammad/Romanya, §§ 125, 126).
ii. Dosyadaki belgelere erişimle ilgili olarak ek 7 No.lu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca, yabancıya tercihen yazılı olarak ve her halükârda etkili bir savunmayı mümkün kılacak şekilde belgelerin içeriği ve yabancının sınır dışı edilmesine karar veren yetkili ulusal makamın dayandığı bilgiler hakkında gerektiğinde bu tür bilgilere usulüne uygun gerekçeli sınırlamalar getirme olasılığına halel getirmeksizin bilgilendirilme hakkının güvence altına alındığına karar vermiştir (Muhammad ve Muhammad/Romanya, § 128).
iii. Yukarıda belirtilen hususları gözönünde bulundurarak ek 7 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ilke olarak ilgili yabancıların yetkili ulusal makamların ulusal güvenliğe tehdit oluşturduklarını düşünmelerine neden olan olgusal unsurlar hakkında bilgilendirilmelerini, bu makamların sınır dışı edilmelerine karar verirken dayandıkları belgelerin içeriğine ve dava dosyasındaki bilgilere erişimlerinin sağlanmasını gerektirdiğini tespit etmiştir (Muhammad ve Muhammad/Romanya, § 129).
24. AİHM J.A. ve A.A./Türkiye (B. No: 80206/17, 6/2/2024) kararında Irak'taki güncel durumu incelemiş, kararın sonuç kısmında Irak'ın güvenlik durumunun 2018 yılı veya öncesine oranla iyileştiğini vurgulamıştır (J.A. ve A.A./Türkiye, § 75). Sözleşme'nin 2. ve 3. maddelerinin usul yönünden ihlal edildiğine ilişkin söz konusu kararda çeşitli uluslararası kuruluşların raporlarına yer verilmiş, bu raporlarda 2021 yılı ve sonrasında Irak'ın genel güvenlik durumuna ilişkin bazı tespitlerde bulunulmuştur (anılan kararda bkz. §§ 30-36). Kararda yer alan aşağıdaki hususlar bilhassa önemlidir:
"33. Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın Irak’taki güvenlik durumuna ilişkin Kasım 2022 tarihli Ülke Politikası ve Bilgi Notu (1 Ağustos 2023 tarihinde güncellenmiştir):
...
2. 4 Risk
2.4.1 Genel olarak, Selahaddin vilayetindeki Beyci’nin kuzeyindeki dağlık bölge hariç olmak üzere Irak genelinde ayrım gözetmeyen şiddetin sonucu olarak bir kişinin ciddi ve bireysel bir zarar tehdidiyle karşı karşıya kalması muhtemel değildir. Ancak, daha önce DAEŞ tarafından kontrol edilen Enbar, Diyala, Kerkük, Ninova ve Selahaddin vilayetlerine geri dönen bir kişinin ciddi bir zararla karşı karşıya olup olmadığı birtakım faktörü dikkate alan, olaya duyarlı, değişken ölçekli bir değerlendirme gerektirecektir. Tüm vakalar kendi gerçeklerine göre değerlendirilmeli ve ciddi bir zarar riski olduğunu gösterme yükümlülüğü kişiye ait olmalıdır...
2.4.4. ...Irak’ın bazı bölgelerinde Hükümet güçleri, çeşitli milisler ve DAEŞ’in kalıntılarının dâhil olduğu bir iç silahlı çatışma yaşanmaya devam etmektedir. DAEŞ’in 2017 sonunda askeri olarak yenilgiye uğratılması ve bunun sonucunda doğrudan ve dolaylı şiddetin seviyesinin azalmasının ardından iç silahlı çatışmanın yoğunluğu, -genel bir mesele olarak- Irak’a geri dönen herhangi bir sivilin yalnızca orada bulunması nedeniyle ciddi zarara yol açacak ayrım gözetmeyen şiddete maruz kalma konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya olduğuna inanmak için önemli gerekçeler oluşturacak şekilde değildir...
Yukarıdaki genel sonucun tek istisnası Selahaddin vilayetindeki Beyci'nin kuzeyindeki küçük dağlık bölgedir. DAEŞ bölgede doktrinsel kontrolünü sürdürmektedir ve ayrım gözetmeyen şiddet riski genel olarak -ikincil korumayı- devreye sokacak düzeydedir.
...
34. Avrupa Birliği Sığınma Ajansı (EUAA) tarafından 29 Haziran 2022 tarihinde yayınlanan Irak Ülke Rehberinin ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir:
...
1.4. Irak ve Şam İslam Devleti (DAEŞ)
DAEŞ, Irak’ta önemli bir bölgeyi kontrol ediyordu ancak Aralık 2017’de askeri olarak yenilgiye uğratıldığı ilan edilmiştir. DAEŞ’i ortadan kaldırmaya yönelik askeri harekât örgütün operasyonel kabiliyetlerini önemli ölçüde azaltmıştır ve DAEŞ askeri yenilgisinden bu yana Irak’ta toprak kontrolü sağlayamamış ancak daha geleneksel bir isyancı grup olarak faaliyet göstermeye devam etmektedir... DAEŞ, Irak’ta hiçbir bölgeyi kontrol etmemektedir. Grubun halen aktif olduğu ancak güvenlik ve istikrarı tehdit edebilecek yeterli savaş kabiliyetine sahip olmasına rağmen çok zayıf olduğu bildirilmektedir...
Irak’ta ayrım gözetmeyen şiddet
Ayrım gözetmeksizin şiddetin yaşandığı bölgelerde ise -ki bu durum yüksek düzeyde değildir ve dolayısıyla- bölgeye geri gönderilen bir sivilin Madde 15(c) QD [Vasıf Yönergesi] anlamında ciddi bir zarar görme riskiyle karşı karşıya kalacağına inanmak için esaslı gerekçeler göstermek amacıyla daha yüksek düzeyde bireysel unsurlar gerekmektedir. Bu bölgeler, Enbar, Bağdat, Erbil, Kerkük, Ninova ve Selahaddin vilayetlerini kapsamaktadır...
...
35. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Kasım 2022’de yayımladığı ve Iraklıların önerilen ülke içi yeniden yerleştirme alanlarına yasal olarak erişebilme ve kalıcı olarak yerleşebilmelerini değerlendiren İlgili Menşe Ülke Bilgisi'nde, diğerlerinin yanı sıra, şunları kaydetmiştir:
II. Erişim Gereklilikleri
Federal Irak:
Bir kişinin kontrol noktalarından geçebilmesi ve önerilen yeniden yerleştirme alanına kabul edilebilmesi için geçerli kimlik belgelerine (CSID/UNID [sivil statü kimlik kartı/birleşik kimlik kartı], vatandaşlık belgesi veya pasaport gibi) sahip olması gerekecektir. Vilayet, ilçe ve şehir giriş kontrol noktalarında güvenlik taramaları devam etmektedir.
Ayrıca bazı bölgeler sponsorluk şartlarını uygulanmaya devam etmektedir. Bu da uygulamada; bireyin, önerilen yer değiştirme bölgesinde ikamet eden ve kendisinin güvenlik riski oluşturmadığını garanti ederek sponsor olarak hareket etmeye istekli birini tanıması gerektiği anlamına gelmektedir.
1) Sponsorluk Gerekliliği Olmayan Vilayetler
Federal Hükümetin kontrolü altındaki çoğu vilayet/ilçe giriş şartı uygulamamaktadır. Bunlar arasında El-Enbar, Babil, Bağdat, Basra, Dikar (istisnalar hariç), Diyala (istisnalar hariç), Kerbela, Kerkük, Misan, Müsenna, Necef, Ninova (istisnalar hariç), Kadisiye ve Vasıt Vilayetleri bulunmaktadır...
36. EUAA tarafından 29 Haziran 2023 tarihinde yayımlanan Irak’a ilişkin 2022 Ülke Rehberinde şu hususlara yer verilmiştir:
...
2. 1 DAEŞ ile bağlantılı olduğu düşünülen kişiler
İnsanların kontrol noktalarında kimlik belgeleri taşımadıkları için tutuklandıkları bildirilmiştir. Ordu ve güvenlik güçlerinin DAEŞ’in kontrolündeki bölgelerden belgesiz ayrılan erkeklerin ve erkek çocuklarının DAEŞ’le bağlantılı olduklarını ve bu nedenle kimliklerini gizlemeye çalıştıklarını düşündükleri bildirilmiştir. Binlerce erkeğin tutuklandıktan sonra ortadan kaybolduğu bildirilmiştir...
...
Risk Analizi
DAEŞ ile bağlantılı olduğu düşünülen bireyler söz konusu olduğunda -söz konusu bireyler genel olarak tüm güvenlik aktörlerinin öncelikli hedefi olması sebebiyle- haklı nedenlere dayanan bir zulüm korkusu kanıtlanabilir.
DAEŞ ile bağlantılı olduğu düşünülen aile üyeleri için, başvuru sahibinin zulme maruz kalması konusunda makul sayılabilecek bir ihtimal olup olmadığına ilişkin bireysel değerlendirmede, aile durumu (örneğin bekâr veya dul kadın, kadın hane reisi, annesi bekâr veya dul anneli ve/veya yabancı, ölü veya kayıp babalı çocuk), aşiret bağlantısı, menşe bölgesi gibi riski etkileyen koşullar dikkate alınmalıdır...
..."
3. Uluslararası Metinler
25. Avrupa Birliği Sığınma Ajansı (EUAA) tarafından 29/6/2022 tarihinde yayımlanan Irak Ülke Rehberi'nin ilgili kısmı şöyledir :
"1.2. Halk Seferberlik Güçleri ve Aşiret Seferberlik Milisleri
Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) ve Haşdi Şabi olarak da adlandırılan Halk Seferberlik Güçleri (HSG), birçok farklı milisten oluşan karmaşık bir şemsiye örgüt olarak değerlendirilebilir.
HSB resmi olarak Irak başbakanının komutası altında olsa da bazı önde gelen (Şii) milisler doğrudan İran'a hesap vermektedir...
...
Haşdi Şabi'nin toplam insan gücü 165.000 olup bunların 110.000'i Şii, 45.000'i Sünni ve 10.000'i azınlıklardan oluşmaktadır...
...
2.15.1. Türkmenler
Türkmenler, Araplar ve Kürtlerden sonra Irak’taki en büyük üçüncü etnik grup ve Kürt bölgesindeki en büyük ikinci gruptur. Türkmenler hem Sünni hem de Şiilerden ve küçük bir Hıristiyan Türkmen grubundan oluşmaktadır.
...
Risk Analizi
Bu profil altındaki bireylerin maruz kalabileceği eylemler, zulüm anlamına gelecek kadar ağır niteliktedir (örneğin, öldürme, kaçırma, toplu istismarlar). Diğer durumlarda, bireyler (yalnızca) ayrımcı tedbirlere maruz kalabilir ve ayrımcılığın zulüm anlamına gelip gelmeyeceğine ilişkin bireysel değerlendirme, eylemlerin ciddiyetini ve/veya tekrarlanabilirliğini veya çeşitli tedbirlerin bir toplamı olarak ortaya çıkıp çıkmadığını dikkate almalıdır.
Bu profildeki tüm bireyler, haklı nedenlere dayanan bir zulüm korkusu oluşturmak için gereken risk düzeyiyle karşı karşıya kalmayacaktır. Başvuru sahibinin zulme uğrama ihtimalinin makul bir düzeyde olup olmadığına ilişkin bireysel değerlendirmede, menşe bölgesi (örneğin DAEŞ’in faaliyet göstermeye devam ettiği bölgelerdeki Şii Türkmenler), DAEŞ ile algılanan bağlantı (özellikle Sünni Türkmenler için), din, cinsiyet vb. gibi riski etkileyen koşullar dikkate alınmalıdır."
26. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) 30/1/2024 tarihinde yayımladığı "Irak Cumhuriyeti'nden Kaçan Kişilerle İlgili Uluslararası Koruma Hususları, Birinci Güncelleme" isimli belgede "Bir İstikrarsızlık Kaynağı Olarak HSB" başlığı altında şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
"Çoğunlukla Şii silahlı gruplardan oluşan bir şemsiye örgüt olan HSB 2014 yılında DAEŞ ile mücadeleye yönelik paralel bir güvenlik aygıtı olarak kuruldu. Kasım 2016'dan bu yana Başbakanlık bünyesindeki Halk Seferberlik Komisyonuna bağlık olarak Irak Güvenlik Güçlerine nominal olarak entegre edilmişlerdir. Yasal olarak Devlet bütçesine erişimi olan Devlet güvenlik aygıtının bir parçası olsa da HSB tutarlı bir örgüt değildir ve içindeki grupları, bazıları İran Devrim Muhafızları ile yakından bağlantılı olmak üzere farklı derecelerde idari ve operasyonel bağımsızlığa sahiptir..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Anayasa Mahkemesinin 4/11/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
28. Anayasa Mahkemesi tarafından adli yardım talebinin kabul edilebilmesi için gerekli şartlar Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013, § 23) kararında, yabancıların adli yardım talepleri konusunda benimsenen ilkeler ise Nadali Aghelı Kohne Shahrı ([1. B.], B. No: 2014/12633, 9/9/2015, §§ 17, 18) kararında yer almaktadır. Anılan ilkelere göre adli yardım için gerekli şartlar mevcutsa karşılıklılık şartı gerçekleşmese bile yabancının adli yardım talebi kabul edilmelidir. Somut başvuruda da yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir..
B. Yaşam Hakkı ve Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu; Irak'ın Sünni bölgesi olan Musul'un Telafer şehrinden olduğunu ve ailesinin Sunni Türkmen azınlığa mensup bulunduğunu, hakkındaki DEAŞ üyeliği veya destekleyici olduğu suçlamasıyla Irak'a sınır dışı edilmesi hâlinde Sünni bir Türkmen olarak Irak Hükûmeti ve ona bağlı olup aleni bir cezai sorumsuzlukla hareket eden Haşdi Şabi'nin kötü muamelesine maruz kalacağını, idam edilmesinin de ihtimal dâhilinde olduğunu belirterek yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa, mevzuat hükümleri ve tespitlerin dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Bakanlık görüşünün ekinde bulunan ve TEM görevlilerince düzenlenen Araştırma Tutanağı'nda başvurucu hakkında "geçmiş dönemde DEAŞ terör örgütü içinde faaliyet gösterdiği" şeklinde bilgiler elde edildiği ancak bahse konu bilgi ve belgelerin TEM'de bulunmadığı, bu bilgilerin ilgili birimlerin yaptığı istihbari çalışmalar doğrultusunda elde edildiği belirtilmiştir. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlığın cevabi yazısının bireysel başvurudaki beyan ve anlatımlarını teyit ettiğini, ayrıca sınır dışı kararında menşe ülkesine veya güvenli üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilmesine karar verildiğini ancak hangi ülkeye sınır dışı edileceğinin belli olmadığını belirtmiştir.
2. Değerlendirme
31. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
33. Yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet etmeleri ve ülkeden çıkarılmaları, uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere devletin egemenlik yetkisi kapsamındadır (birçok karar arasından bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).
34. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında kötü muamele yasağı güvence altına alınmıştır. Bu yasakla ilgili herhangi bir istisna da kabul edilmemiştir. “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddede ise savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde de savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı ifade edilmiştir. Kötü muamele yasağının mutlak niteliğini ortaya koyan sözü edilen düzenlemelere göre bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçelerin gösterildiği hâllerde yabancının sınır dışı edilmesi kötü muamele yasağını ihlal edebilir zira böyle bir durumda yabancının kötü muamele riskiyle karşıya kalması devletin tutumunun doğrudan bir sonucudur. Dolayısıyla devlet bu hâllerde yabancıyı o ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğü altındadır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. A.A. ve A.A., §§ 55, 56; Masoud Talebı [2. B.], B. No: 2023/26088, 19/3/2024, § 64). Bu yükümlülük, yabancıların riskin bulunduğu ülkeye dolaylı olarak gönderilmemelerini de kapsamaktadır (A.D. [1. B.], B. No: 2014/19506, 3/4/2019, § 55).
35. Sınır dışı edilmesi hâlinde kötü muameleye uğrayacağını iddia eden yabancı, ilke olarak sınır dışı edileceği ülkede kötü muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı nedenler bulunduğunu kanıtlayabilecek delilleri idari merciler ile yargı mercilerine sunmalıdır. Bu doğrultuda yabancı, sınır dışı edileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı; varsa bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri ibraz etmelidir (A.A. ve A.A., § 68).
36. Yabancı; etnik kökenleri, dinî inançları, siyasi görüşleri ya da belirli bir gruba mensubiyetleri gibi nedenlerle sınır dışı edileceği ülkedeki kamu makamlarının kişilere sistematik olarak kötü muamelede bulunduklarını iddia ediyor ise uygulamanın varlığı ile risk altında olduğu iddia edilen gruba mensup olduğuna inanılması için ciddi nedenler bulunduğunu ortaya koymalıdır. Geri gönderileceği ülkedeki riskin kamu görevlisi olmayan kişi veya gruplardan kaynaklandığını ileri süren yabancı, hem riskin gerçekliğini hem de söz konusu ülkenin kamu makamlarının bu riski ortadan kaldırmak konusunda yeterli korumayı sağlamakta yetersiz kalacaklarını kanıtlamalıdır. Bununla birlikte yabancı, sınır dışı edileceği ülkede uzun süredir devam eden genel siyasi istikrarsızlık ya da ülkenin tamamına yayılmış iç karışıklık nedeniyle kötü muameleye maruz kalacağını ileri sürmüşse anılan ülkenin genel koşullarının nesnel olarak kötü muamele yasağına aykırılık oluşturmayacağı idari ve yargısal makamlar tarafından ortaya konulmalıdır (A.A. ve A.A., §§ 66-69).
37. İspat külfetinin başvurucuya ait olduğu ve bu külfetten doğan yükümlülüğün yerine getirildiği hâllerde idari ve yargı mercileri gerçek riskin varlığı konusunda titiz bir inceleme yapmalıdır. Bu inceleme yapılırken yabancının sınır dışı edilmesinin öngörülebilir sonuçları, yabancının sınır dışı edileceği ülkenin genel durumu, yabancının kişisel durumu ve uğranılacağı iddia edilen muamelenin kötü muamele yasağı için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı dikkate alınmalıdır. Riskin varlığı araştırılırken ulusal veya uluslararası kurum ve kuruluşların düzenledikleri raporlardan ya da somut olay hakkında bilgi edinilmesini sağlayacak başka kaynaklardan yararlanılması mümkündür (A.A. ve A.A., §§ 62-64).
38. Gerçek riskin varlığıyla ilgili değerlendirmede kural olarak sınır dışı kararının verildiği tarihteki koşullar dikkate alınmalıdır ancak yapılacak değerlendirmenin sonucunu doğrudan etkileyecek önemli gelişmeler de gözönünde tutulmalıdır (A.A. ve A.A., § 70).
39. Sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan ve başvurucunun sınır dışı edileceği ülkede Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçelerin gösterildiği bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin rolü, kural olarak başvurucuyu doğrudan veya dolaylı olarak kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmesine karşı koruyan etkili usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığını tespit etmektir. Usul güvencelerinin sağlandığı durumlarda geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riskinin bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. A.A. ve A.A., § 71). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, somut olayın özel koşulları altında gerekli gördüğü hâllerde geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski bulunup bulunmadığını istisnai olarak ilk elden kendisi de inceleyebilir (A.A. ve A.A., § 72).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
40. Anayasa Mahkemesi N.S.M.M. ([1. B.], B. No: 2020/18122, 17/7/2024) başvurusunda Iraklı başvurucunun esas olarak DEAŞ terör örgütünün neden olduğu tehlikeye, ülkedeki iç karışıklığa ve Sünni olması nedeniyle Haşdi Şabi'nin tehdidine dikkat çekerek geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin iddiasını incelemiştir. Yapılan incelemede konuyla ilgili bazı AİHM kararları ile sözü edilen kararlara yansıyan uluslararası kuruluş raporlarına işaret edilip Irak güvenlik güçlerinin 2017 yılı Aralık ayında DEAŞ terör örgütünü yenilgiye uğratmasının ülkedeki genel şiddet seviyesinin azalmasına olumlu katkı sağladığına değinilerek başvurucu hakkında sınır dışı etme kararının alındığı dönemde veya sonrasında -başvurucunun daha önce yaşamını sürdürdüğü ve bir dönem DEAŞ'ın kontrolünde olan Enbar bölgesi dâhil olmak üzere- Irak'ın genel güvenlik durumunun geri gönderilmesi hâlinde bir kişi için kötü muamele yasağı kapsamında gerçek bir risk oluşturacak seviyede olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (anılan kararda bkz. §§ 32, 33). Bu tespit ve değerlendirmeler bu başvuru için de geçerlidir. Dolayısıyla başvurucunun geri gönderilmesi hâlinde menşe ülkede karşılaşacağı riskin gerçekliği kişisel durumu incelenerek belirlenmelidir.
41. Başvurucu, Sünni bir Türkmen olarak DEAŞ üyeliği veya destekleyicisi suçlaması ile ülkesine sınır dışı edilmesi hâlinde Irak güvenlik güçlerinin bir unsuru olan Haşdi Şabi'nin tehdidi altında olacağını ileri sürmüştür. Uluslararası kuruluşların raporlarına göre Irak'taki Türkmenlerin gerçek bir riskle karşı karşıya olduklarından bahsedilebilmesi için kökenlerine başkaca unsurların da eşlik etmesi gerektiği anlaşılmaktadır (bkz. § 25). Başvurucunun kişisel durumuna bakıldığında ise DEAŞ'le bağlantılı olarak algılanma, menşe bölgesi gibi ek etkenler nedeniyle Irak'ta gerçek bir riske maruz kalacaklarına inanmak için yeterli bilgi ve belge bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan başvurucu, DEAŞ üyeliği veya suçlaması ile Irak'a sınır dışı edilmesi hâlinde Irak'ta DEAŞ üyeliği ile suçlanacağını ileri sürse de TEM'de bilgi sahibi sıfatıyla ifade vermiş olup hakkında açılmış adli bir soruşturma dahi bulunmamaktadır. Ayrıca başvurucu hakkında alınan sınır dışı kararında da DEAŞ terör örgütüyle bağlantılı olduğuna dair bir ifade yoktur.
42. Sonuç olarak başvurucunun geri gönderilmesi hâlinde menşe ülkesinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçelerin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
C. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
44. Başvurucu; ailesi ile birlikte Ankara'da yaşadığını, ailesinin geçimini kendisinin sağladığını, sınır dışı edilmesi hâlinde ailesinin zor duruma düşeceğini, aile bütünlüğünün bozulacağını belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
45. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatı hâlihazırda mevcut, gerçek, fiilen yakın ve kişisel bağların kurulduğu aile birlikteliklerini içermektedir (Oksana Chıcheıshvılı [1. B.], B. No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31).
46. Sınır dışı veya yurda giriş yasağı tahdit kararı nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruların incelenmesinde çözümlenmesi gereken ilk husus, sınır dışı işleminin tesis edildiği tarihte yabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özel ve/veya aile hayatının mevcut olup olmadığının ortaya konulmasıdır (Peri Kırık [2. B.], B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 32).
47. Sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile ilgili başvurularda aile kavramı çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkiler ile ebeveyn ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alınmalıdır (Sherapat Yagmyrova [2. B.], B. No: 2017/11905, 21/7/2020, § 39).
48. Somut olayda başvurucu; ailesinin geçimini kendisinin sağladığını, sınır dışı edilirse aile üyelerinin zor duruma düşeceğini ileri sürmüş ise de aile üyelerinin kim olduğunu açıklamamıştır. Bu bağlamda başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Başvurucunun iddialarına delil olarak ileri sürdüğü hususların iddianın doğruluğunu destekleyecek ve ortaya koyacak nitelikte ve yeterlilikte olmadığı gözönüne alındığında söz konusu iddialarını temellendiremediği sonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Sınır Dışı Etme İşlemlerindeki Usul Güvenceleri Kapsamında Yerleşme Hürriyetiyle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
50. Başvurucu; hakkında DEAŞ üyesi olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge olmadığı hâlde DEAŞ üyesi olduğu ve kamu düzenine tehdit oluşturduğu yönündeki dayanaksız tespitlerle sınır dışı kararı alındığını, bu karara karşı açtığı davanın herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
51. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur (bkz. § 30).
2. Değerlendirme
52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Medeni hak ve yükümlülüklerle veya suç isnadıyla ilgili olmamaları nedeniyle sınır dışı etme işlemini konu alan uyuşmazlıkların adil yargılanma hakkının kapsamına girmemesi (Z.M. ve I.M. [1. B.], B. No: 2015/2037, 6/1/2016, §§ 53-64) ve sınır dışı etme kararının alındığı tarihte başvurucunun geçerli bir ikamet iznine sahip olması dikkate alınarak başvurucunun iddiaları, sınır dışı etme işlemlerindeki usul güvenceleri kapsamında yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı bağlamında incelenmiştir (hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancının sözü edilen güvencelerden faydalanabilmesi için ülkede ikamet etmesinin şart olduğu konusunda bkz. Wısam Sulaıman Dawood Eaqadah [GK], B. No: 2021/2831, 15/2/2023, § 73).
53. Anayasa'nın "Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
...
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
...
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz."
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
55. Anayasa Mahkemesi Wısam Sulaıman Dawood Eaqadah kararında Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki güvencelerin Anayasa'nın 23. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesiyle güvence altına alındığını tespit etmiştir (anılan kararda bkz. §§ 61-70).
56. Ülkede ikamet eden yabancıya sağlanması gereken ilk usul güvencesi, sınır dışı etme kararının kanuna uygun olarak alınmasıdır. Kararının kanuna uygun olduğundan söz edilebilmesi için kanun metninin ve uygulaması yabancıların davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşımalıdır. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önemlidir. Bunun bir sonucu olarak sınır dışı etmeyi düzenleyen kanun yeterince erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır (Wısam Sulaıman Dawood Eaqadah, § 74).
57. Kamu makamlarının sınır dışı etme kararına gerekçe teşkil eden eylem ve davranışları somut şekilde belirlemesi ve bunların 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen sınır dışı sebepleriyle makul seviyede ilintili olması da kanunun kalitesi kadar önemlidir (Wısam Sulaıman Dawood Eaqadah, § 75).
58. Sağlanan diğer usul güvenceleri ise yabancıya, hakkında verilen sınır dışı etme kararına karşı yetkili bir merci -hâlihazırdaki mevzuata göre mahkeme- önünde gerekçeler sunabilme, durumunu yeniden inceletebilme ve bu amaçla yetkili merci önünde kendisini bir avukatla temsil ettirebilme imkânı tanınmasıdır. Yabancı, sınır dışı etme kararına karşı gerekçeler ileri sürüp durumunu yeniden incelettirebilmek için sınır dışı etme kararını ve bu kararın dayanağını oluşturan fiili sebepleri -bazı sınırlamalarla dahi olsa- öğrenebilmelidir. Ayrıca usul güvencelerinin etkili bir şekilde koruma sağlaması, şekli bir incelemenin ötesinde yabancının öne sürdüğü iddiaların esası hakkında bir değerlendirme yapılmasını, yabancının gerekçelerini hazırlayıp sunabilmesi için yargılamanın imkân ve kolaylıklarından faydalanabilmesini ve yargılamadaki usul kurallarının ülkenin dilini ve hukukunu bilmeyen yabancıya aşırı bir külfet yükleyecek şekilde yorumlanmamasını gerektirir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Wısam Sulaıman Dawood Eaqadah, §§ 76, 78).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
59. Devletin egemenliğinden kaynaklanan yabancıların ülkeye girişini ve ülkede ikametini denetleme yetkisi, bu konuyla ilgili konulmuş kanun hükümlerine aykırı davrananlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını da doğal olarak içermektedir. Kamu düzeni ve millî güvenlik yönünden tehlikeli olduğu tespit edilen yabancıların sınır dışı edilmesi bu yaptırımların en başında gelmektedir (A.G. [2. B.], B. No: 2018/6143, 16/12/2020, § 50). Bununla birlikte bir yabancının -özellikle terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla- sınır dışı edilmesinde kamu makamlarından bu yabancı hakkında ceza yargılaması yürütüldüğünü veya mahkûmiyet kararı verildiğini yahut gizli nitelikte bilgi ve belge elde edildiğini ispat edip ellerindeki tüm gizli bilgi ve belgeleri yargı mercilerine sunmalarını beklemek makul görülmeyebilir. Bunun yanı sıra kamu makamlarının soyut şekilde kişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri yeterli değildir. Dolayısıyla kamu makamlarının somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması, yargısal makamların somut olayın koşullarına göre sınır dışı etme kararını haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını incelemesi, hakkında millî güvenlik hususlarına dayanarak sınır dışı etme kararı verilen yabancının olası keyfîliğe ve kötüye kullanmaya karşı korunması için şarttır (aile hayatına saygı hakkı yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. A.G., §§ 52, 53).
60. Başvurucu hakkındaki sınır dışı etme kararı 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olduğu ve (d) bendi uyarınca kamu düzeni veya kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu gerekçeleriyle alınmıştır. Sınır dışı kararının gerekçesinde sadece uygulanabilir kanun maddelerine atıfla yetinilmiştir. İdarenin, İdare Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesi ve eklerinden ise başvurucunun DEAŞ terör örgütü mensubu olduğu şeklinde elde edilen istihbari bilgiler neticesinde yakalandığı, yabancı terörist savaşçı kapsamında sınır dışı edilmek üzere idareye teslim edildiği ancak değerlendirmenin dayanağı olan olguların gösterilmediği anlaşılmıştır.
61. Başvurucu, hakkındaki sınır dışı kararının dayanağını teşkil eden kanun hükümlerine ilişkin olarak bilgilendirilmiştir. Sınır dışı kararının gerekçesinde yer almasa da başvurucunun DEAŞ terör örgütü mensubu olduğuna dair istihbari bilgi edinilmesi nedeniyle sınır dışı edildiği de bilgisine sunulmuştur. Ne var ki söz konusu genel açıklamanın dışında başvurucuya değerlendirmenin temelini oluşturan olgusal unsurlar hakkında bir bilgi verilmemiştir. Başvurucu, sınır dışı etme kararının temelini oluşturan olgular hakkında bilgi sahibi olmadığı için İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında ilgili olgusal unsurlara ilişkin itiraz imkânından mahrum kalmıştır.
62. Başvurucu, idarenin iddia konusu suçlamaları nedeniyle hakkında bir soruşturma veya kovuşturmanın olmadığını belirtmesine rağmen İdare Mahkemesince başvurucunun iddiaları ile ilgili hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. İdare Mahkemesince yapılan yargılamada sadece idarenin başvurucunun DEAŞ silahlı terör örgütü içinde faaliyet gösterdiği değerlendirmelerine göre 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca sınır dışı edilmesinin hukuka aykırı olmadığı belirtilmiştir (bkz. § 11). İdare Mahkemesinin incelemesi şeklî bir incelemenin ötesine geçmemiş; idari makamların tespitleri herhangi bir ayrıntıya yer verilmeden kabul edilmiştir.
63. Sonuç olarak başvurucu, sınır dışı edilmesine dair işlemin iptali istemiyle açtığı dava sürecinde sınır dışı etme kararının dayandığı olgusal unsurları öğrenme ve buna karşı etkili bir savunma yapma imkânından mahrum bırakılmıştır.
64. Açıklanan gerekçelerle sınır dışı etme işlemlerindeki usul güvenceleri kapsamında Anayasa'nın 23. maddesinde güvence altına alınan yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
65. Başvurucu, ihlalin tespiti ve 15.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
66. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
67. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
68. Başvurucu hakkında verilen sınır dışı kararının uygulanmaması yönünde tedbir kararı verildiği (bkz. § 3) dikkate alındığında ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması başvurucuya yeterli giderim sağlayacaktır. Bu nedenle başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
C.1. Yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Sınır dışı etme işlemlerindeki usul güvenceleri kapsamında yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. 1. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Sınır dışı etme işlemlerindeki usul güvenceleri kapsamında Anayasa'nın 23. maddesinde güvence altına alınan yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine (E.2019/2576, K.2020/1993) GÖNDERİLMESİNE,
F. Sınır dışı etme kararıyla ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun SINIR DIŞI EDİLMEMESİNE,
G. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
H. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
İ. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
J. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.