|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
BİLAL TURGUT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/26015)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 17/2/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Abdurrahman Remzi AKPINAR
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Bilal TURGUT
|
|
|
|
2. Ersin CEVİZ
|
|
|
|
3. Murat ÜLKÜ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet SAĞLAM
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamudaki görevlerine iade edilirken daha önceki görevlerine atamalarının yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular, emniyet müdürü olarak görev yapmaktayken 672, 677 ve 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucular, anılan işlemlere karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlar ve kamu görevlerine iade edilmiştir. Ancak iade kararları sonrasında İçişleri Bakanlığı Araştırma Merkezi Müdürlüğüne araştırmacı kadrosuna atanmışlardır.
3. Başvurucular, işlemlerin iptali ve kamu görevinden çıkarılmadan önceki kadrolarına atamalarının yapılması talepleriyle İdare Mahkemelerinde (Mahkemeler) dava açmıştır. Mahkemeler tarafından işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde; dava konusu işlemin 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10/A maddesi kapsamında yapıldığı belirtilmiştir. Öte yandan Komisyon kararında başvurucular hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının verildiğinin ve haklarında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bilgisinin bulunmadığının belirtildiği vurgulanmıştır. Netice itibarıyla kamu görevine iade edilmesine karar verilen başvurucuların eski kadro veya pozisyonuna atanmamalarına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
4. Davalı idare, söz konusu kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüyle Mahkeme kararlarının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Kararların gerekçesinde, 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesine yer verilerek bu düzenlemenin amacının kritik görevlerde bulunmasında sakınca olduğu değerlendirilerek eski kadro, rütbe ve ünvanına atanması uygun görülmeyenlerin kritik görevlerde bulunmalarının önüne geçilmesi ve araştırma merkezlerinde istihdam edilmelerinin sağlanması olduğu belirtilmiştir. Başvurucuların Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde polis memuru görevi gibi kritik bir görevde bulunmalarının uygun olmayacağı yönünde kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekçesi dışında subjektif nedenlerle ve tamamen dayanaksız keyfî şekilde kullanıldığının ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan önceki görevlerinde fiilen çalışmaya bağlı olarak yapılan ödemeler hariç, başvurucuların önceki görevi ile atandığı yeni görevi arasında aleyhlerine maddi fark oluşması hâlinde aradaki farkın 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesi uyarınca tazminat olarak kendilerine ödeneceği, dolayısıyla anılan Kanun çerçevesinde kazanılmış hak aylık derecesi, aylık, ücret ve intibak hükümleri yönünden herhangi bir kayıplarının bulunmadığı ifade edilmiştir.
5. Başvurucular nihai hükümleri öğrendikten sonra süresi içerisinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Öte yandan bireysel başvurular yapıldıktan sonra 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle 7075 sayılı Kanun'a eklenen 10/A maddesi, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
7. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. 2021/26019 ve 2021/31262 numaralı başvuruların 2021/26015 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
9. Başvurucular; bir şüpheyle haklarında başlatılan soruşturmanın kendi lehlerine neticelenmesine rağmen idarece suçlu ya da sakıncalı olarak değerlendirildiklerini ve önceki görevleri yerine araştırmacı olarak atanmaları ile zan altında bırakıldıklarını, kariyer ve yükselme haklarının ellerinden alındığını belirtmiştir. Başvurucular ayrıca, dava konusu işlemlerin kanuni dayanağını oluşturan hükmün Anayasa'ya aykırı olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini belirtmiş olmalarına rağmen Bölge İdare Mahkemesince bu iddialarının değerlendirilmeden karar verildiğini ifade ederek adil yargılanma ve kişilik haklarının, eşitlik ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı görüşlerinde; somut olayların ve yargılamanın bir özeti yapıldıktan sonra mevcut başvuru incelenirken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayların kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucular, bu görüşe karşı önceki beyanlarını yinelemiştir.
11. Başvuru konusu olayda başvurucuların talebinin polis memuru ünvanı ile sosyal, mali ve özlük haklarının iadesine ilişkin olduğu, bu bağlamda iddiaların özünün mesleki hayatıyla ilgili olarak gerçekleştirilen müdahalenin anayasal güvenceleri ihlal ettiğine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Somut başvuruda başvurucuların mesleki hayatına yönelik müdahalenin özel hayatlarını ciddi şekilde etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı değerlendirildiğinden başvurunun özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Abdulkadir Tuncay [2. B.], B. No: 2019/35343, 30/3/2022; Mertihan Kurdoğlu [2. B.], B. No: 2020/5774, 15/11/2023, § § 25, 39; Uğur Coşkun [1. B.], B. No: 2020/9103, 28/2/2024, § 25; ayrıca genel açıklamalar için bkz. Tamer Mahmutoğlu, [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 84-90).
12. Başvurucular emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken haklarında devam eden soruşturmalar nedeniyle görevlerinden uzaklaştırılmış, soruşturmaların takipsizlikle sonuçlanması sonrasında ise bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte başvurucular, görevden uzaklaştırılmadan önceki görevlerine değil araştırmacı olarak atanmıştır. Dolayısıyla daha alt bir kadroda görev yapacak olmaları nedeniyle söz konusu döneme ilişkin mağduriyetlerinin sonradan tesis edilen işlemlerle tamamen giderildiği söylenemeyecektir. Haklarında verilen ve kesin hüküm teşkil eden Mahkeme kararlarının da bulunduğu dikkate alındığında başvurucuların mağdur statülerinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla, 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle 7075 sayılı Kanun’a eklenen 10/A maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. İptal edilen kuralda Türk Silahlı Kuvvetleri ile genel kolluk kuvveti personeli ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurları hakkında Komisyon ve mahkemeler tarafından verilen kamu görevine iade kararlarının uygulanmasının usul ve esasları düzenlenmiştir. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfına tabi görevde bulunmaktayken kamu görevinden çıkarılanların atamalarında eski kadro, rütbe veya ünvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenlerin İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan araştırma merkezlerinde istihdam edilecekleri öngörülmüştür.
14. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında Komisyon tarafından başvurunun kabulüne karar verildiğinde kamu görevinden çıkarma işlemi sebebinin tamamen ortadan kalkmış olmasına rağmen Komisyon kararı sonrasında yeniden kamu görevine dönen kişilerin ilgili bakan onayıyla eski kadro, rütbe veya ünvanlarına göre atanmasını engelleyen kuralların bu kişilerin iltisak veya irtibatlarına dair şüphelerin tam olarak ortadan kalkmadığı izlenimini oluşturduğu, bu durumun kişilerin meslek hayatlarında kişisel gelişimlerinin, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin ve itibarlarının olumsuz şekilde etkilenmesine sebebiyet verebileceği vurgulanmıştır. Ayrıca bu kişilerin yeniden atanmalarında ilgili bakanın hangi ölçütlere göre değerlendirme yapacağına ilişkin bir belirliliğin de bulunmadığı, kişilerin önceki mesleki ünvan, kadro ve rütbelerinin ortadan kaldırılarak tamamen farklı bir statüde görevlendirilmeleri için ilgili bakana bu denli geniş yetki tanınmasının kamu düzeninin sağlanması ve kamu yararı amacını gerçekleştirmek bakımından zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği belirtilmiştir (AYM, E.2018/137, K.2022/86 §§ 474-477).
15. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin başvuru konusu olaya benzer işlemlere ilişkin Abdulkadir Tuncay kararında; 7075 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının kanunilik şartını sağlamadığı kabul edilmiştir. Kararda, olayın şartları çerçevesinde başvurucunun durumuna özgü bir değerlendirme yapılmadığı, başvurucunun kamu görevinden çıkarılmadan önceki görevine iade edilmesine engel teşkil edecek hukuki ve fiilî bir zorunluluk bulunduğunun da gösterilmediği, Anayasa Mahkemesinin 7075 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin iptal kararının, OHAL Komisyonu kararıyla görevine iade edilenlerin eski görevine dönmesinin kategorik olarak yasaklanmasını içeren söz konusu yasal düzenlemenin Anayasa'nın 13. maddesi ve özel hayata saygı hakkını düzenleyen 20. maddesine aykırı olduğunu tespit ettiği, yöneticilik görevine iade edilmesine dair başvurucuya özgü hukuki ve fiilî şartların değerlendirilmesi söz konusu olmaksızın başvurucunun mesleki hayatı bakımından gerçekleştirilen müdahalenin doğrudan dayanağını oluşturan düzenlemenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır (Abdulkadir Tuncay, § 50).
16. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi Uğur Coşkun ve Mertihan Kurdoğlu kararlarında; Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı iptal kararıyla görevlerine iade edilen öğretim elemanlarının önceki görev yerleri ile Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde bulunan yükseköğretim kurumlarına atanmalarına kategorik yasak getiren ve bu kişilerin öncelikli olarak 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurumlarında istihdam edilmelerini öngören kuralın iptal edildiği vurgulanmıştır. Böylelikle başvurucuların daha önce görev yaptığı üniversiteye atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin kanuni dayanağını oluşturan 7075 sayılı Kanun'un ilgili kısmının iptal kararı nedeniyle kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır (Uğur Coşkun, § 38; Mertihan Kurdoğlu, § 38).
17. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı (bkz. §§ 13-14), yeniden kamu görevine dönen kişilerin ilgili bakan onayıyla eski kadro, rütbe veya ünvanlarına göre atanmasını engelleyen kuralların öngörülen amaç bakımından zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği gerekçesine dayanmaktadır. Bu suretle kamu görevine iade edilenlerin eski kadro, rütbe veya ünvanlarına göre atanmasını kategorik olarak yasaklanmasını içeren söz konusu yasal düzenlemenin Anayasa'nın 13. maddesi ve özel hayata saygı hakkını düzenleyen 20. maddesine aykırı olduğu tespit edilmiştir.
18. Bu açıklamalar çerçevesinde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı da gözönüne alındığında, somut olayda başvurucuların daha önce görev yaptığı kadrolara atamalarının yapılmamasına ilişkin işlemlerin kanuni dayanağını oluşturan 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesinin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
19. Başvuruya konu müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı değerlendirildiğinden söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
21. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
22. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
23. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2020/5254, K.2021/1032) iletilmek üzere Ankara 13. İdare Mahkemesine (E.2020/120, K.2020/1806); Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2020/5514, K.2021/1331) iletilmek üzere Ankara 9. İdare Mahkemesine (E.2020/624, K.2020/2052) ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2021/591, K.2021/1801) iletilmek üzere Ankara 11. İdare Mahkemesine (E.2020/605, K.2020/2066) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Başvuruculara 487,60 TL başvuru harcının AYRI AYRI, 40.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.